T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/945 Esas
KARAR NO: 2019/1176
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ: 21/08/2017
KARAR TARİHİ: 11/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı ------- %25 oranında--- hissedarı olduğunu ve bu şirkette ---yılına kadar yönetim kurulu başkanlığı görevinde bulunduğunu, müvekkilinin --- tarihinde geçirdiği rahatsızlık sebebiyle bitkisel hayata girdiğini, bu nedenle işlemlerini yapamayan davacıya Bakırköy-Sulh Hukuk Mahkemesi'nin--- esas, --- karar sayılı ve --- tarihli kararı ile davacının eşi --- vasi tayin edildiğini, müvekkilinin bitkisel hayata girmesini takiben davalı şirketin --- tarihinde yapılan ---- hissedarlardan --- şirket yönetim kurulu üyeliklerine - yıl süre ile görev yapmak üzere seçildiklerini, aynı genel kurul toplantısında --- --- ise yönetim kurulu başkan yardımcılığına atandığını, --- aynı --- toplantısında alınan karar ile kuluçhaneler genel müdürlüğüne seçildiğini, ---- yılı olağan genel kurul toplantısında şirketin her konuda ve en geniş şekilde - grubu hisse senedi sahiplerinden yönetim kurulu başkanları --- ve Yönetim Kurulu üyes---- herhangi birisinin- Grubu hisse senedi sahiplerinden yönetim kurulu başkan yardımcısı --- yönetim kurulu üyesi---- ve kuluçhane genel müdürü-----herhangi biri ile şirket unvanı altına atacakları müşterek imzaları ile temsil ve ilzam edilmesine karar verildiğini, müvekkilinin bitkisel hayata girmesi ve dolayısıyla davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğini fiilen yerine getirememesi üzerine yeni seçim ile göreve gelen yönetim kurulu üyeleri ile genel müdür tarafından hissedar mahcurun ortaklık haklarının ihlali niteliğinde ve ayrıca şirketi ve mahcur hissedarı zararlandırıcı şirketin malvarlığını azaltan şirketin içini boşaltan ve kendilerine haksız kazanç temin etmeye yönelik bir takım usulsüz işlemler yapıldığı ortaya çıktığını, bu nedenle mezkur kişilerin --- yılı faaliyetleri sebebiyle sorumluluk davası ikame edildiğini, ---- yılında da usulsüz işlemlere devam olunduğundan finansal tabloların ve buna bağlı gündemdeki diğer maddelerin incelenmesi için erteleme talep ettiklerini, bu suretle davalı şirketin --- yılı olağan genel kurul toplantısı --- tarihinde yapıldığını belirtmiş olup, açıklanan nedenlerle ---yılı faaliyet raporunun onaylanmasına dair ---- yılı bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair - nolu, - yılı kar/zarar, bilanço hesaplarının onaylanmasına dair - nolu, yönetim kurulu üyelerinin--- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - nolu, yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair - nolu, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine dair - nolu, bağımsız denetçinin --- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine dair - nolu, bağımsız denetçinin seçimine dair --- nolu, yönetim kurulu üyelerine gerekli iznin verilmesine dair --- nolu kararların iptaline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin--- yılına ait genel kurul tutanağının incelendiğinde pay sahibi tarafından iptalini gerektirecek herhangi bir zarar olmadığının apaçık ortada olduğunu, şirket genel kurulunda davacı pay sahibini zarara uğratacak herhangi bir karar alınmadığı gibi şirket mal varlıkları ile ilgili de bir karar alınmadığını, genel kurul maddelerinin hepsinin standart olağan maddeler olduğunu, davacı tarafın iptalini istediği hiçbir maddede hukuki bir yararı olmadığını, şirketin --- tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında onaylanan faaliyet raporunun içerik olarak yeterli ve dürüst olarak hazırlandığını, %75 pay sahibi tarafından oy çokluğu ile onaylandığını, davacının tüm iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, faaliyet raporunun da şirketin yönetim kurulu tarafından hazırlandığını ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı tarafından imzalandığını, davacının imza eksikliği iddiasının doğru olmadığını, bu nedenlerle davanın öncelikli olarak hukuki yarar yokluğu ve hakkın kötüye kullanılması nedeniyle usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:
1-Davanın ve uyuşmazlık konularının tespiti: Dava, anonim şirketin genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Davacı, davalı anonim şirketin ---- tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan kararların iptalini talep etmektedir.
Taraflar arasında "davacının, davalı şirketin hissedarı olduğu" hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, ön inceleme duruşmasına kadar, taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
a-Davacının taraf ehliyeti olup olmadığı,
b-Davalı şirketin ---- tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların geçerli olup olmadığı,
c-İptali istenen genel kurul toplantısında, davacı pay sahibini zarara uğratacak herhangi bir karar alınıp alınmadığı,
ç---- yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
d---- yılı bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair - numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
e----yılı kâr-zarar, bilanço hesaplarının onaylanmasına dair - numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
f-Yönetim kurulu üyelerinin -- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - numaralı kararın yok hükmünde olup olmadığı, aksi halde iptali gerekip gerekmediği,
g-Yönetim Kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair -- numaralı kararın yok hükmünde olup olmadığı, aksi halde iptali gerekip gerekmediği,
ğ-Yönetim Kurulu üyelerinin seçilmesine dair - numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
h-Bağımsız denetçinin --- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine dair----numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
ı-Bağımsız denetçinin seçimine dair --- numaralı kararın iptali gerekip gerekmediği,
i-Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair 12 numaralı kararların iptali gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı tespit olunmuştur.
2-Deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Mahkememizce davacı tarafın delilleri toplandıktan sonra uzman bilirkişi kurulu vasıtasıyla yukarıdaki uyuşmazlık konularında gerekli incelemeler yaptırılarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
2-a)Davalı şirketle ilgili genel bilgiler: Davalı -------- sicil numarasıyla kayıtlıdır.
Davalı şirketin davaya konu olan --senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısı --- tarihinde yapılmıştır.
Genel kurul için daha önce -- tarihinde toplanılmışsa da, davacı vekili finansal tabloların ve buna bağlı gündemdeki diğer maddelerin incelenmesi için Türk Ticaret Kanunu’nun 420 inci maddesine istinaden erteleme talep ettiğinden, genel kurul bir ay sonraya ertelenmiştir.
Davalı şirketin sermayesi --- adet hisseye ayrılmış olup, --- T.L. sıdır. Genel kurul toplantısına tüm ortaklar katılmış, bu şekilde % 100 oranında nisap sağlanmıştır.
Davacı ---, vekili ... tarafından temsil edilmiştir. Diğer ortakların tamamı asaleten katılmıştır.
Davacı --- sahip olduğu hisse adedi --'dir. Diğer ortakların sahip oldukları hisse adedi toplamı ise -- Davacı ile diğer hissedarların sahip oldukları tüm hisse adedi toplamı da -.
- cetveline göre, davalı şirketin ortaklarından --- hisse adedi -- -, davacı --- ve -. Her bir hissenin değeri 1- TL'dir. Buna göre şirket ortaklarının toplam sermaye tutarı ---TL'dir.
2-b)İptali istenen genel kurul kararları: Genel kurulda alınan kararlar - tarihinde tescil edilmiş, -- tarihli ve 9341 sayılı ---- yayımlanmıştır.
Davanın konusu genel kurul kararlarının iptalidir. T.T.K. m. 446’da genel kurul kararlarının iptalinin hangi durumlarda ve kimler tarafından talep edilebileceği açık biçimde düzenlenmiştir. Maddeye göre toplantıda bulunup karara olumsuz oy veren bu durumu toplantı tutanağına geçirten pay sahipleri ile toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasına etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulunun ve kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
T.T.K.’nin 445 inci maddesinde de; “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” denmektedir.
Davacı, davalı şirketin --- tarihinde yapılan --- senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında vekili tarafından temsil edilmiştir. Davacı vekili iptali istenen kararlarda olumsuz oy kullanmış ve muhalefet beyanında bulunmuş ve zapta geçirmiştir. Dava üç aylık yasal süresi içinde--- tarihinde açılmıştır.
İptali istenen kararların mahiyeti ve oylama sonuçları şu şekildedir:
4 Numaralı Madde: --- yılına ait yönetim kurulu faaliyet raporu okunmuş ve müzakere edilmiştir. --- adet olumsuz oya karşılık kullanılan ---- adet olumlu oyla, faaliyet raporu oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
5 Numaralı Madde: --- yılına ait bağımsız denetim raporu okunmuş ve müzakere edilmiştir. --- adet olumsuz oya karşılık kullanılan --- adet olumlu oyla, bağımsız denetim raporu oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
6 Numaralı Madde: 2016 yılına ait bilânço, kâr – zarar hesaplarının müzakeresi yapılmış ve kâr tevzi hakkında karar alınmasına geçilmiştir. Davalı şirket 2016 senesinde zarar ettiğinden, dağılacak kârı yoktur. Yapılan oylama sonucunda; ---- adet olumsuz oya karşılık kullanılan ---- adet olumlu oyla, bilânço ve kâr – zarar hesapları onaylanmıştır.
7 Numaralı Madde: 2016 yılı için yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibraları yapılmıştır. Yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamıştır. Oylama sonuçları şu şekildedir:
• Yönetim kurulu üyesi ---;- adet olumsuz oya karşılık kullanılan -adet olumlu oyla, oy çokluğuyla------ adet olumsuz oya karşılık kullanılan 55.875.000 adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
• Yönetim kurulu üyesi----- adet olumsuz oya karşılık kullanılan --adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
• Yönetim kurulu üyesi ------ adet olumsuz oya karşılık kullanılan ---- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
8 Numaralı Madde: Yönetim kurulundan istifa eden üyelerin istifalarının kabulü ve ibraları oylanmıştır. Ayrı ayrı yapılan oylama neticesinde;
• Yönetim kurulu üyesi ---- adet olumsuz oya karşılık kullanılan --- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
• Yönetim kurulu üyesi ---adet olumsuz oya karşılık kullanılan ---adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
9 Numaralı Madde: Yönetim kurulu üye sayısının ve görev süresinin belirlenmesi ile belirlenen üye sayısına göre seçim yapılmıştır. Yönetim kurulunun iki üyeden oluşmasına, --- üç yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kuruluna seçilmesine;--- adet olumsuz oya karşılık kullanılan --- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
10 Numaralı Madde: 2016 senesinde görev yapan bağımsız denetçi; --- adet olumsuz oya karşılık kullanılan --- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
11 Numaralı Madde: -- senesinde görev yapmak üzere -- - Numaralı ---- bağımsız denetçi olarak seçilmesine; - adet oya karşılık kullanılan --- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
12 Numaralı Madde: Yönetim kurulu üyelerine T.T.K.’nun 395 ve 396 ıncı maddeleri gereğince yetki verilmesine; - adet oya karşılık kullanılan ---adet olumlu oyla, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
2-c)Davacının taraf ehliyeti olup olmadığına ilişkin inceleme ve değerlendirme: Bilindiği üzere HMK m. 114/1-d uyarınca davanın taraflarının taraf ve dava ehliyetini haiz olup olmaması dava şartlarından olup HMK. m. 115/1 uyarınca res'en mahkeme tarafından dikkate alınır.
TTK. 414/1 maddesinde ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve ---- yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” Yine, 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre de, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' hükmü mevcuttur.
Yani TTK'nin 446/1-a maddesi uyarınca genel kurul kararları aleyhine iptal davası "Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten" pay sahipleri tarafından açılabilir. Görüldüğü üzere, anılan hüküm genel kurul kararlarının iptali davasında dava şartı olan taraf ehliyetini düzenlemektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelirsek, alınan kararlarda olumsuz oyların tamamı, davacının vekili ... tarafından kullanılmıştır. Muhalefet beyanı da usulüne uygun olup, toplantı tutanağına da geçmiştir.
Bu nedenle, davacı açısından, taraf ehliyetine ilişkin dava şartı gerçekleşmiştir.
2-ç)4, 5 ve 6 numaralı maddeler yönünden inceleme ve değerlendirme: İptali istenen bu maddeler davalı şirketin hesapları ile yakınen ilgilidir.
Davalı şirket --- senesinde e-defter tutmakta olup, beratlarını süresinde almıştır.
Davalı şirketin --- senesindeki net satışlarının toplamı--- T.L. sıdır. Şirket ---senesinde --- T.L. sı zarar etmiştir.
Şirketin -- senesi bilânçosunun tam şekli dosyada mevcut olup, bilirkişiler Doç. ---- tarafından düzenlenen --- tarihli raporun - Sayfasında gösterilmiştir.
Davalı şirketin --- senesindeki kısa ve uzun vadeli borçlarının toplamı ---T.L. iken, -- senesinde kısa ve uzun vadeli borçları ---- T.L.'ye inmiştir. Bu açıdan oldukça rahatlama sağlanmıştır. Davalı şirket bu şekilde gelecek olan finansal krizlere karşı kendini koruma altına almıştır.
Davacı vekili, davalı şirketin borçlarını azalttığı halde, kâr elde edememesini ve önceki yıldakine yakın tutarda zarar etmesini tenkit konusu yapmıştır.
Davalı şirket borçlarını--- senesi başında birdenbire azaltmamıştır.-- yılı içine yayılarak azaltmıştır. Bilânço ----- tarihindeki durumunu yansıtmaktadır. Bu nedenle sırf sene sonu bakiyesine bakarak; “bu kadar az borcu varsa neden kâr edememiş” demek, doğru bir yaklaşım tarzı değildir.
Öte yandan, bir şirketin her zaman kâr etmesi gerektiği şeklindeki düşünce tarzının da geçerliliği yoktur. Kâr edememenin bir çok sebebi bulunmakta olup, bunun sorumluluğu da her zaman yönetime yüklenemez.
Davalı şirket tavukçuluk sektöründe faaliyet göstermektedir. Bilindiği üzere Ülkemizde tavukçuluk konusunda faaliyet gösteren bir çok firma zor durumdadır. Şeker Piliç iflâs etmiş olup, tesisleri icrada satılamamaktadır----- konkordato ile boğuşmaktadır.
Böyle bir ortamda borçlarını azaltarak, küçülmeye gitmesi de ekonomik anlamda bir başarı sayılmalıdır.
Davacı vekili; gelirlerin düştüğünü, giderlerin yüksek olduğunu, gelirlerin bilânçoya gerçek değerleri üzerinden yansıyıp yansımadığını, giderlerin reel olup olmadığını öne sürerek, bunları eleştiri konusu yapmış, hesapları kabul etmemesini ve yönetimi ibra etmemesini bu duruma bağlamıştır.
Gelirlerin düşme sebebine yukarıda değinilmiştir. Giderlerin azalmasının etkisinin de ----senesinden sonra ortaya çıkacağı yine yukarıda açıklanmıştır.
Davacı vekilinin iddia ettiği gibi; eğer gelirlerin gerçek durumu mali tablolara yansımıyorsa ve şirketin giderleri de fazla gösteriliyorsa, kayıt dışı işlem var demektir. Ancak davacı taraf kayıt dışı işlem olduğuna ilişkin somut bir bilgi ve belge sunmamıştır. Keza, kayıt dışı işlem Vergi Kanunlarına göre cezalı yaptırımlara tabi olup, vergisel bir inceleme ile tespit edilebilir. Davalı şirket hakkında bu yönden bir vergi kaçakçılığı suçuyla soruşturma bulunmamaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun “Dürüst Resim İlkesi” başlıklı 515/1 inci maddesi; “Anonim şirketlerin finansal tabloları, Türkiye Muhasebe Standartlarına göre şirketin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini, öz kaynaklarını ve faaliyet sonuçlarını tam, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir, ihtiyaçlara ve işletmenin niteliğine uygun bir şekilde; şeffaf ve güvenilir olarak; gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde çıkarılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nun “Yönetim Kurulunun Yıllık Faaliyet Raporu” başlıklı 516/1'inci maddesinde ise; “Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, şirketin, o yıla ait faaliyetlerinin akışı ile her yönüyle finansal durumunu, doğru, eksiksiz, dolambaçsız, gerçeğe uygun ve dürüst bir şekilde yansıtır. Bu raporda finansal durum, finansal tablolara göre değerlendirilir. Raporda ayrıca, şirketin gelişmesine ve karşılaşması muhtemel risklere de açıkça işaret olunur. Bu konulara ilişkin yönetim kurulunun değerlendirmesi de raporda yer alır.” denmektedir.
Bu maddelere göre davalı şirketin genel kurul toplantısına sunulan ---- senesine ilişkin bilânçosunu, gelir tablosunu ve yönetim kurulu faaliyet raporunun Kanuna aykırı olarak düzenlendiğine ve doğruyu yansıtmadığına ilişkin hiçbir delil bulunmamaktadır.
Bu nedenle, davacı vekilinin bu iddiasının kabulü mümkün olmamıştır.
Öte yandan dava konusu olan genel kurul toplantısı, Türk Ticaret Kanunu’nun 420'inci maddesine göre, davacının talebi üzerine erteleme suretiyle yapılmış olup, davacının yeterli bilgi sahibi olamadığı gerekçesiyle yeniden bir erteleme talebi olmamıştır.
Yapılan toplantıda da davacı vekilinin sorularının cevaplandırıldığı ve kendisine bilgi verildiği görülmektedir.
Tüm bu nedenlerle davacının,--- yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın, ---- yılı Bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair 5 numaralı kararın ve--- yılı Kâr zarar, bilanço hesaplarının onaylanmasına dair 6 numaralı kararın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-d)7 numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme: 7 numaralı madde; yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkindir.
Davalı şirketin daha önce --- tarihinde yapılan --- senesine ilişkin olağan genel kurul toplantısında; üç yıl süreyle görev yapmak üzere --- ve ---- yönetim kurulu üyesi olarak seçilmişlerdir.
Şirket hissedarı ---- ise yönetim kurulunda görev almamakla birlikte, genel kurulda kuluçhaneler genel müdürü olarak seçilmiş ve kendisine imza yetkisi verilmiştir.
Yukarıda isimleri yazılı beş kişiden sadece ----, raporumuzda yazılı olan hazirun cetvelinde ortak olarak gözükmemektedir. Geri kalan dört kişi ortak olup, oy adetlerinin toplamı ----.
TTK m.436/II "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." şeklindedir.
Yokluk, bir hukuki işlemin kurucu nitelikteki unsurlarının bulunmaması sebebiyle işlemin hiç kurulmamış olması olarak tanımlanabilir. Genel kurul kararının varlığından söz edebilmek için de iki kurucu unsura ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar, genel kurul toplantısının yapılması ve pay sahiplerinin bu toplantıda karar almasıdır. Bu ikisinden birinde bir eksiklik meydana gelmesi halinde, karar hiç doğmamış sayılır ve en baştan itibaren yok sayılır. Yargıtay uygulamasına göre, genel kurul kararının oluşabilmesi için toplantının yapılması ve karar alınması gerektir bu iki kurucu unsurdan biri yoksa genel kurul kararı yok hükmündedir. -----
Bu iki kurucu unsur kapsamında yoklukla malul sayılacak kararlara örnek olarak,
• Öncelikle yetkili olmayan kişi tarafından çağrı yapılması ve karar alınması,
• Çağrıda toplantı yer ve/veya saatinin yazılmamış olması hali,
• Pay sahibi olmayan kişiler tarafından karar alınması,
• Kanunda öngörülen asgari toplantı ve karar yeter sayılarına aykırı karar alınması,
verilebilir.
Aynı şekilde, genel kurul toplantısında Bakanlık temsilcisinin bulunmamış (TTK m. 407/III) veya toplantı tutanaklarını imzalamamış olması halinde (TTK m. 422/I), genel kurul kararı yok hükmündedir.
TTK m.446/I-b "Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri," şeklindedir.
Pay sahiplerinin aynı zamanda Yönetim Kurulu üyesi olmaları halinde, TTK’nın 436. maddesinin 2. fıkrasında belirtilmiş olduğu üzere, Yönetim Kurulu ibrasında da oy hakkından yoksun kalacaklardır. Bu durumdaki yoksunluk, Yönetim Kurulu üyesi olan pay sahibinin kendi payından doğan oy kullanamaması halidir. Ancak bu noktada özellikle belirtilmesi gereken husus, Yönetim Kurulu üyesi olan pay sahiplerinin bu oy haklarını sadece kendi ibralarında kullanamamaları değil; aynı zamanda diğer üyelerin ibralarında da kullanamıyor olmalarıdır. Bir başka deyişle yüksek Yargıtay, şirket ortağı olan Yönetim Kurulu üyelerinin paylarının şirketin çoğunluk hissesine karşılık geliyor olması halinde ibra kararını hükümsüz saymaktadır.
Oy hakkından yoksunluğa ilişkin kurallara aykırı bir şekilde genel kurulda ibra kararı alınmış ve oy hakkından yoksun paylar ibra kararının alınmasında etkili olmuş ise başkaca bir sebebe gerek olmadan alınan ibra kararının iptali TTK’nın 445’inci maddesine göre dava edilebilir ----- TTK’nın 436’ncı maddesinin 2. fıkrası emredici nitelikte olduğu için, oy hakkından yoksun bulunanların ibra kararında oy kullandığı bir genel kurulda herhangi bir pay sahibi, oy hakkından yoksun kişilerin oy kullandığına ilişkin muhalefetini tutanağa geçirtmesine gerek olmadan alınan ibra kararının iptalini isteyebilir ---------sayılı kararının ilgili bölümü "...Somut olayda, yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibra oylamasına katılmışlar ve olumlu oy kullanmışlardır. Yukarıda açıklanan hüküm [TTK.m.436/2] uyarınca yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy kullanamayacak olmaları ve yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında yeterli nisabın sağlanamaması nedeniyle ---- tarihli genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararın da iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve hükmün bu yönden asıl ve birleşen davacılar yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Yargıtay ---. HD Esas No:- Karar No:-- ve K. Tarihi:--- sayılı kararının ilgili bölümü "Bu durumda, mahkemece, yönetim kurulu üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılması hususunda da TTK'nın 436/2 maddesinde öngörülen oydan yoksunluk halinin aranması gerektiği ve somut olayda yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmasının sonuca etkili olduğu gözetilerek genel kurulda alınan (6) numaralı kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Yine, yüksek Yargıtay -. HD Esas No:---Karar No:----sayılı kararının ilgili bölümü "Öte yandan, davalı şirketin - ortağı bulunduğu ve her bir ortağın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamaz. hükmünü haizdir. Somut olayda, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan ---nu-maralı kararlarda anılan yasa hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı, bu nedenle anılan kararların yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılarak anılan kararların yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir." şeklindedir.
Yargıtay kararlarında da tam bir birlik olmamakla birlikte, işbu dava türüne bakan yüksek Yargıtay ---. Hukuk Dairesi'nin son içtihatlarına göre ağırlıklı kabul edilen görüşü TTK m.436/II uyarınca kendisi veya diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında oy kullanan yönetim kurulu üyelerinin bulunması halinde, alınan bu kararın yok hükmünde olduğu yönündedir.
Bu nedenle, Mahkememiz oydan yoksun pay sahiplerinin genel kurula katılıp oy kullanmasının, yokluk yaptırımını gerektirecek ağırlıkta bir hukuka aykırılık olduğu kanaatindedir.
Davalı şirkette, davacının haricindeki tüm hissedarlar, ayrı ayrı oylama yapılmış olsa bile, kendilerinin ve birbirlerinin ibralarında oydan yoksundurlar. Dolayısıyla, davacının ---- adet oyu ile yönetim kurulu üyelerinin tamamı ibra edilmemiş olmaktadır.
Bu durum karşısında, yönetim kurulu üyelerinin --- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin --- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
2-e)8 numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme:- numaralı madde; yönetim kurulundan istifa eden üyelerin istifalarının kabulüne ve ibralarına ilişkindir. Ayrı ayrı yapılan oylama neticesinde; ----- oy çokluğuyla ibra edilmişlerdir.
7 numaralı madde için yukarıdaki bentte belirtilen gerekçe bu madde için de geçerlidir. Aynı şekilde oydan yoksun kişiler oy kullandıklarından, davacının olumsuz oyu ibra edilmeme neticesini doğurmaktadır.
Bilindiği üzere istifa tek taraflı bir uygulama olup, kabulüne dair alınacak bir karar bir anlam ifade etmeyecektir. Maddenin başında istifaların kabulü için de oylama yapılacağından söz edilmişse de, oylama neticesinde sadece “oy çokluğuyla ibra edilmişlerdir” diye yazılmıştır.
Dolayısıyla 8 numaralı maddedeki ibra kararı yok hükmündedir.
Bu durum karşısında, yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
2-f)9 numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme: 9 numaralı madde; yönetim kurulu üye sayısının ve görev süresinin belirlenmesi ile seçimine ilişkindir
Davalı şirketin ----- ilân edilen ana sözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 9'uncu maddesine göre; yönetim kurulunun en az bir üyeden oluşması ve en çok üç yıl süreyle seçilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin genel kurulunda; “iki üye, üç yıl süreyle” görev yapmak üzere oy çokluğuyla seçilmiştir. Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı bir durum söz konusu değildir.
Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine dair 9 numaralı kararın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-g)10 numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme: 10 numaralı madde; 2016 senesinde görev yapan bağımsız denetçinin oy çokluğuyla ibra edilmesine ilişkindir.
--- senesinde görev yapan bağımsız denetçi; ---- adet olumsuz oya karşılık kullanılan ---- adet olumlu oyla, oy çokluğuyla ibra edilmiştir.
Davacı vekili, bağımsız denetçinin şirket yönetimine yakın bir kişi olduğunu, tarafsızlık ilkesine aykırı hareket ettiğini, yükümlülüklerini ihlal ettiğini, şirketin içinin boşaltılmasına yönelik fiil ve eylemlere göz yumduğunu, kolaylıkla tespit edilebilecek nitelikte olmasına rağmen bilançodaki makyajlamaları dikkate alarak şirket hakkında olumsuz rapor vermesi gerekirken olumlu rapor verdiğini iddia etmektedir.
Yukarıda 2-ç bendinde belirtilen nedenler bu madde için de geçerli olup, davacının bu iddiaları soyut nitelikte olu, somut hiçbir veriye dayanmamaktadır. Davacı taraf, bağımsız denetçinin yükümlülüklerini ihlal ettiğini kanıtlayamamıştır.
Bu nedenle bağımsız denetçinin ---- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine dair - numaralı kararın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-ğ)- numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme: - numaralı madde; --- senesinde görev yapmak üzere bağımsız denetçinin seçimine ilişkindir. Toplantı tutanağında aynen şu şekilde yazılıdır:
---yılı hesapları ile ilgili bağımsız denetim şirketinin görevlendirilmesinin görüşülmesine geçildi. --- tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 397. ve 398. Maddeleri uyarınca bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlendiği Bakanlar Kurulu kararı, 19-Mart-2016 tarih ve 29658 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Buna göre ilgili hükümler gereğince şirketimizin 2017 yılı bağımsız denetçisinin seçim maddesinin görüşülmesi sonucunda, ---- adresinde mukim ---- yapılan oylama sonucunda toplam oylardan. --- adet olumlu oy, --- vekili ...’ın olumsuz oyu karşılığında, bağımsız denetçinin oy çokluğu ile atanmasına karar verilmiştir.”
Davalı şirketin --- tarihinde yapılan dava konusu genel kurul toplantısının çağrı ilânı ve gündemi --- tarihli ve ----- yayımlanmıştır. Gündemin 11'inci maddesi aynen şu şekildedir:
“2017 yılı hesapları ile ilgili bağımsız denetim şirketinin görevlendirilmesinin görüşülmesi.”
Görüleceği üzere toplantı zaptının 11 numaralı maddesinin başında “bağımsız denetim şirketinin görevlendirilmesine geçildi” denilmesine rağmen, bağımsız denetim şirketi seçilmemiş, bağımsız denetçi olan gerçek bir kişi seçilmiştir. Ayrıca, gündemde de; “bağımsız denetim şirketinin görevlendirilmesi” diye yazılıdır.
Bu durumda gündeme bağlılık ilkesine uyulmamıştır. Genel kurulda da usulüne uygun şekilde gündem değişikliği veya gündeme ilâve yapılmamıştır. Öte yandan asıl olan Bağımsız Denetim Şirketinin görevlendirilmesidir.
Tarafların kabulünde olduğu üzere, davacı tarafından bağımsız denetçi aleyhine Mahkememizdeki davadan önce İst. Anadolu --- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- esas sayılı dosyasında ve İst. Anadolu-. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- esas sayılı dosyasında sorumluluk davası açıldığı anlaşılmaktadır.
-- tarihli genel kurula rapor sunan -----’ün seçimi başka bir genel kurulda yapıldığından, bu seçim hususunun doğru olup olmadığı davamızın konusu değildir. Ancak, asıl sorun dava konusu bu genel kurulda Bağımsız Denetim Şirketi’nin raporunun gerekip gerekmediğidir. Gerekmesi halinde iptal edilecek maddeler hakkında yeniden değerlendirme yapılması durumu ortaya çıkacaktır.
Bu nedenle, davalı şirketin --- senesi hesaplarının bağımsız denetim kapsamında olup olmadığını, olması halinde neden bağımsız denetim şirketi görevlendirmediğini ve gerçek kişi bağımsız denetçi ile yetindiğini açıklaması gerektiği anlaşılmış ve --- tarihli duruşmada davalı vekiline bu hususta açıklama yapması için süre verilmiştir.
Davalı vekili, --- tarihli dilekçesi ile denetime yapan ---- sıradan bir kişi olmadığını, gündemde bahsedilen "bağımsız denetim şirketi" ibaresinden maksadın, denetimin ----tarafından belirlenmiş tüzel veya şahıs firmalarına yaptırılması zorunluluğu olduğunu, bağımsız denetçi tarafından düzenlenen raporların da------sistemine yüklendiğini, dolayısıyla yükümlülüklerini yerine getirdiklerini iddia etmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, müsnet davaya geldiğimizde, asıl olan bağımsız denetim şirketi görevlendirilmesi olup, davalı şirketin gündeme bağlılık ilkesine uymadığı gibi alınan kararların istendiği genel kurulda da usulüne uygun şekilde gündem değişikliği veya gündeme ilâve yapılmadığı anlaşılmakla, bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptaline karar vermek gerekmiştir.
2-h)12 numaralı madde yönünden inceleme ve değerlendirme: 12 numaralı madde; Yönetim kurulu üyelerine T.T.K.’nin 395 ve 396'ıncı maddeleri gereğince yetki (izin) verilmesine ilişkindir.
Genel kurulda iki kişinin yönetim kuruluna seçimi yapılmıştır. Bunlar------- pay sahibi değildir.
Yönetim kurulu üyelerine --- adet olumlu oyla izin verilmiştir. Davacı yanın kullandığı olumsuz oy adedi---- dir.
Genel kurulda 10 numaralı maddede izin verilmesine dair karar alınan T.T.K.’nin 395 inci ve 396 ıncı maddelerinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
VI - Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı
MADDE 395- (1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.
(2) ---- Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir.
VII - Rekabet yasağı
MADDE 396- (1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.
Türk Ticaret Kanunu’nun “Oydan Yoksunluk” başlıklı 436 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında; “Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz.” denmektedir.
10 numaralı maddede belirtilen husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan, toplantıya katılan yönetim kurulu üyeleri oydan yoksundurlar. Rekabet yasağının kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu halde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabilir.
Türk Ticaret Kanunu’nun 395 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 396 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası yönetim kurulu üyelerine verilecek olan izinler ile ilgilidir.
Sadece Türk Ticaret Kanunu’nun 395 inci maddesinin 2 inci fıkrası;
• Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile
•Yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacaklarını kastetmektedir.
---- kendisi için oydan yoksundur.---- sahip olduğu hisse adedi ---dir. Mert ---- ---- olması halinde bu kişinin de oydan yoksun olması gerekecektir.---- davalı şirkette --- adet hisseye sahiptir.
Bahsi geçen iki kişinin sahip olduğu hisse adedi ---. İzin verilmesi için kullanılan --- adet olumlu oydan, oydan yoksun olan iki kişinin --- adet oyunu çıkardığımızda, geriye --- olumlu oy kalmaktadır. Bu kadar olumlu oy da, davacının --- adet olumsuz oyunu 2 (iki) oy farkla geçtiğinden, --- izin verilmiş olmaktadır.
Diğer seçilen yönetim kurulu üyesi pay sahibi olmadığından, oy kullanmamıştır. Yani olumlu oylar izin verilmesi için yeterlidir.
Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair 12 numaralı kararların iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile,
a)--- yılı faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin 4 numaralı kararın iptali isteminin reddine,
b)- yılı Bağımsız denetim raporunun onaylanmasına dair 5 numaralı kararın iptali isteminin reddine,
c)-- yılı Kâr zarar, bilanço hesaplarının onaylanmasına dair 6 numaralı kararın iptali isteminin reddine,
ç)Yönetim kurulu üyelerinin-- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin -- yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmelerine dair - numaralı kararın Yok Hükmünde Olduğunun Tespitine,
d)Yönetim Kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile yönetim kurulu üyelerinin istifalarının kabulüne ve istifa eden üyelerin ibra edilmelerine dair 8 numaralı kararın Yok Hükmünde Olduğunun Tespitine,
e)Yönetim Kurul üyelerinin seçilmesine dair 9 numaralı kararın iptali isteminin reddine,
f)Bağımsız denetçinin 2016 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmesine dair 10 numaralı kararın iptali isteminin reddine,
g)Bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptali isteminin kabulü ile bağımsız denetçinin seçimine dair 11 numaralı kararın iptaline,
ğ)Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nin 395 ve 396. Maddelerinde belirtilen gerekli iznin verilmesine dair 12 numaralı kararların iptali isteminin reddine,
2-Harçlar yasasına göre alınması gerekli 44,40.-TL. harcın, davacı tarafından yatırılan 31,40.-TL. harçtan mahsubu ile bakiye 13.-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen 4.993,70 TL yargılama giderinin 2.496,85 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan 2.496,85 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kabul olunan dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1.maddesi uyarınca 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Ret olunan dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2.maddesi uyarınca 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2019