T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/1007
KARAR NO: 2019/546
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
DAVA TARİHİ: 13/09/2017
KARAR TARİHİ: 16/05/2019
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalıya aydınlatma armatürleri ile çeşitli elektrik aksamları sattığını, bu ürünlerin bir kısmının montajını da yaptığını, davalı firmanın davacı ile 2-3 yıl içinde yaklaşık 3.500.000,00 TL'lik ticaret yaptığını, bu ticaret karşılığı ödemelerinin bir kısmını gerçekleştirdiğini, ancak takibe konu 222.178,11 TL'lik kısmını ödemediğini, aradan 1 yıl geçmesine rağmen ödeme yapılmayınca, İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesi'nin -------- Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borcunu ödememek ve geciktirmek gayesiyle haksız yere itiraz ettiğini, davalının itirazlarının iptali ile icra takibinin devamını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hüknıedilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra dosyasının incelenmesinde; Davacı şirket tarafından ------- tarihînde, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı dosyasından başlatılan haciz talepli ilamsız icra takibinde; --- TL talep edilmiştir. Takip edilen alacağa dayanak olarak, -------- tarihli ----- TL'lik fatura, ---- tarihli - TL'lik fatura ve ----- tarihli ---- TL'lik fatura gösterilmiştir. Davalı-borçlu, vekili aracılığı ile ---- tarihinde (tebliğ tarihi -----) tüm borca, sözleşme ve imzaya, faturaya, fatura içeriğine, mal teslimine, işleyecek faize ve faiz oranına itiraz etmiştir.
Bilirkişi ---------- tarihli raporunda; Davanın, ----tarihinde, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 8.İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı icra takip dosyasına, davalının itirazı üzerine, - tarihinde İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliği --------- Esas sayılı dosyasından. -----------TL cari alacağı sebebiyle başlatılmış olan, itirazın iptali davası olduğu, yapılan defter incelemesinde: davacı tarafa ait --------------yılına ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, söz konusu defterlerin, HMK 222.maddesi gereğince kesin delil olma özelliğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafa ait incelenen BA-BS formları neticesinde taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, davacının defter ve hesap dökümleri incelendiğinde, dava konusu 222.178,11 TL tutarındaki mal bedeli faturasının ve işbu tutardaki cari alacağın davacı taraf defterlerinde mevcut olduğu, ancak davalı tarafın incelemeye katılmaması ve defter sunmaması sebebiyle davalı defterlerinde inceleme yapılmadığı, davacı tarafından dava dosyasına sunulan fatura ve imzalı sevk irsaliyesi mevcut olduğu, sevk irsaliyesinde teslim alman kısımda-------z adlı şahsın imzasının bulunduğu, hu şahsın davalı ile ilgisinin bilinmediği, davalı tarafa ait Mahkeme tarafından Gelir İdaresi Başkanlığından istenen -- yılı BA formunda 121 fatura toplamı da KDV hariç 2.91 3.1 %,00-TL (KDV Dahil 3.437.571.28-TL) tutarında Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin bildirim yapılmış olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm kurulması halinde, Asıl Alacak 222.178,11-TL + Faiz Tutan 1.555,25-TL = 223.733.36 TL toplam alacak tutarına ulaşıldığı sonuç ve kanaatine varmıştır.
Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Davacı, davalıdan olan alacağının tahsili için İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyasında davalı aleyhinde icra takibi başlatmış olup, davalının itirazı ile icra takibi durmuştur. Davacı taraf süresinde açmış olduğu bu dava ile itirazın iptalini ve takibin devamını talep etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Somut olayda davacı, icra takibine konu alacağını mal veya hizmet teslimine dayandırmış, davalı ise borcu inkâr etmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını ve mal ya da hizmet teslimini ispat yükü davacı taraftadır.
Öte yandan ticari defterlerle ispat ise 6100 sayılı HMK.nun 222. maddesinde düzenlenmiştir. Bir tarafın ticari defterlerinin ibrazının istenebilmesi ve talep edilmesine rağmen ticari defterlerin ibraz edilmemesinin defter sahibinin aleyhine sonuç doğurması, anılan kanun hükmünün 5. Fıkrası uyarınca, ancak karşı tarafın münhasır delil olarak bunlara dayanmasına bağlıdır. Aynı husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ---------- K. S.lı kararında da vurgulanmış olup, HMK.nun "Tarafların belgeyi ibraz etmesi" başlıklı 220. Maddesinin ticari defter ve belgelerin ibrazında da uygulanması görüşü benimsenmemiştir.
Davacı, davalının ticari defterlerine münhasır delil olarak dayanmış değildir; defterler dışında da deliller bildirmiş ve bunları mahkeme huzuruna getirmiştir. Davacı dava açarken davalının defterlerine münhasıran dayanmadığından, davalının ticari defterlerini hazır etmemesinin aleyhine sonuç doğurması yukarıda bahsedilen içtihat uyarınca mümkün değildir.
Davacı takip talebin ------- tarihli, -----------tarihli üç fatura ile cari hesap ekstresine ve mutabakat formalarına dayanmış, davada alacağın cari hesap ilişkisinden kaynaklandığını ileri sürmüştür.
Bu durumda takip talebine ekli üç adet fatura dışında taraflar arasındaki ticari ilişkinin tümünün incelenmesi gerekmiştir. Cari hesaba dayanıldığından, davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ne kadar mal ya da hizmet teslim ettiğini, davalı ise teslim edilen mal karşılığı ne kadar ödemede bulunduğunu ispat etmelidir.
Davacı tarafından ibraz edilen, davalı şirketin kaşesini ihtiva eden ve davalı şirketi davacıya 222178,11 TL borçlu gösteren mutabakat formunun davalı şirketin muhasebe görevlisi tarafından imzalandığı her iki tarafın da kabulündedir. Şirketi temsil etmeye yetkisi olmayan muhasebe görevlisi tarafından imzalanan mutabakat formunun davalı şirket aleyhine sonuç doğurması mümkün olmadığından belgedeki imzanın sıhhati bakımından araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabına göre davalı, davacıdan aldığı mal ya da hizmete dair, 2013 yılında KDV hariç 80.770,00 TL (KDV dahil 95.308,60); 2014 yılında KDV hariç 1.760.699,00 TL (KDV dahil 2.077.624,72); 2015 yılında KDV hariç 704.100,00 TL (KDV dahil 83.0838,00); 2016 yılında KDV hariç 367.627,00 TL (KDV dahil 433.799,86) olmak üzere toplam KDV dahil 3437571,28 TL tutarlı fatura bildirmiştir. Davacı davalı adına bu miktardan daha fazla mal ya da hizmet teslim edildiğini ispatlayacak başkaca bir delil ibraz etmemiştir.
Buna mukabil, her ne kadar davalı ödemeye dair belge ibraz etmemiş ise de, davacının defterlerine göre davalı davacıya toplamda 3.799.862,24 TL ödeme yapmış görünmektedir. Bu miktar davalı tarafından vergi dairesine bildirilen davacı tarafından düzenlenen faturaların toplamı olan bedelden yüksek olup, ödemeler davacının kayıtlarında yer aldığından davacıyı bağlayıcı niteliktedir. Ödemeler, davalıya teslim edildiği ispatlanan mal ya da hizmetlere ilişkin faturaların toplam tutarını (3.437.571,28 TL) aştığından, davacı davalıdan cari hesap ilişkisinde alacaklı olduğunu ispatlayamamıştır.
Bunun dışında, takip talebinde belirtilen faturaların incelenmesinde ise; 08/07/2016 tarihli 110188,93 TL fatura davalı tarafından vergi dairesine beyan edilmiş olup, 03.08.2016 ve 01.09.2016 tarihli faturalar bildirilmemiştir. Davacı tarafından ibraz edilen sevk irsaliyesi 08.07.2016 tarihli faturaya ilişkin olup, diğer faturalar yönünden sevk irsaliyesi ibraz edilmemiştir. Davacı 08/07/2016 tarihli fatura içeriği mal ya da hizmet davalıya teslim ettiğini ispatlamış ise de, davacının defterlerinde bu faturanın düzenlendiği tarihten sonra davalıdan toplam --------- TL ödeme aldığı kayıtlı bulunmaktadır. Bu ödemelerin önceki faturalar için yapıldığını ispat yükü davacının üzerinde olup aksine bir delil ibraz edilmediği sürece bu ödemeler ihtilaf konusu fatura için de yapılmış sayılır. Aksi yönde delil bulunmadığından 08/07/2016 tarihli faturadan sonra yapılan ödemelerin bu faturaya konu borcu da kapsayacak şekilde yapıldığını kabul etmek gerekmiş davacının alacağının faturalar bakımından da ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 44,40 TL harçtan 2683,36 TL'si peşin olarak yatırılmış olduğundan bakiye 2638,96 TL harcın davacıya istek halinde İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 19.280,73 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
5-Taraflar tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin huzurunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/05/2019