T.C.
İstanbul Anadolu
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2017/81 Esas
KARAR NO: 2018/93
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/01/2017
KARAR TARİHİ: 08/02/2018
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, dava dışı ---- ile anlaşma sağlamış olup yapılan anlaşma gereği --- şirketine ait ürünlerin ---'dan alınıp İstanbul'a taşınacağını, müvekkili şirketin de iş bu taşıma işi için davalı---- Nakliye firması ile anlaşma sağladığını, 26.06.2013 Tarihli 24 birim 25.000 titre pet suyun ---- plakalı araç ile yapılan taşıma irsaliyesini dilekçe ekinde Sayın Mahkemeye sunduklarını, ---- Nakliye firmasının, taşınacak olan emtianın ----'ya ait ---- fabrikasından teslim alınarak İstanbul'da mukim teslim yerine ulaştırması gerekliyken, işbu dilekçe ekinde sunulan 28.06.2013 Tarihli tutanakta da görüleceği üzere, taşıma işini gerçekleştiren tırın Balıkesir civarında kazaya uğraması nedeniyle, teslim alınan yüklerin Sakarya'da bulunan ---- fabrikasına boşaltıldığını, dava dışı şirketin, ----Sanayi ve Ticaret A Ş. nin zarara İstinaden düzenlediği 17.12.2013 tarihli, ---- fatura nolu ve 3.730,60 TL bedelli faturayı müvekkili şirkete tebliğ ettiğini, ---- Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından taşıma konusu malda meydana gelen zarara istinaden düzenlenen faturanın mün'akid bulunan taşıma hizmeti dolayısıyla, müvekkili şirket tarafından ödendiğini, ödenen hasar bedelinin, fiili taşıyan sıfatına haiz Davalı 'ne rücu amacı ile davalı şirkete 3.730,60 TL tutarında fatura kesildiğini, davalı şirketin fatura bedelini ödemekten imtina ettiğini, anılan sebeple, davalı şirket aleyhine 17.04.2014 Tarihinde İstanbul Anadolu ---- İM1 nün ---- E sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup 29/02/2016 tarihinde borçlunun işyerinde çalışan daimi çalışanına tebliğ edildiğini, ödeme emrinin borçluya tebliği akabinde borçlunun 29.02.2016 tarihli dilekçesi ile takibe itiraz ettiğini ve icra Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 04.03 2016 tarihli karar tensip tutanağı ile icra takibinin durdurulduğunu, borçlunun itirazı ve İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen karar tensip tutanağının takibin taraflarına tebliğ edilemediğini, durumunun tesadüfen öğrenildiğini, 10.01.2017 tarihinde itirazın haricen öğrenilmeslyle birlikte iş bu itirazın iptali davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu, davalı şirketin takip yapılan istanbul Anadolu ----İM'nün yetkisiz olduğunu belirtmişse de; Yargıtay H.HDnin 23.9.2013 gün 2013/12133.E-16360.K sayılı Kararındaki "Dava, taşıma ilişkisinden kaynaklanan icra takibine İtirazın iptaline ilişkindir. Takip tarihinde yürürlükte olan T.B.K. nın 89/1 maddesi "Para borçlan, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, ifa edilir' şeklinde düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin inkar edilmemesi ve sözleşmede aksine bir hüküm bulunduğuna dair bir itiraz da iteri sürülmemesi nedeniyle, takip yeri mahkemesinin yetkili olduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle yetkisizlik karan verilmesi doğru görülmemiş karann davacı yararına bozulması gerekmiştir." ifadelerinden de anlaşılacağı gibi İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, takip konusu alacağın taşıma işi sonucunda ortaya çıkan hasarlı mal bedellerine ilişkin olduğunun sabit olduğunu, takip ve dava konusu para borcunun alacaklısı olan müvekkili şirketin idari ve fiili merkezinin Maltepe/İstanbul olduğunu, bu itibarla, İstanbul/Anadolu icra daireleri ve mahkemelerinin söz konusu uyuşmazlıkta yetkili olduğunu, davalı firmasının gerek yetki gerekse de borca ilişkin itirazlarının REDDİ için iş bu itirazın iptali davasının açılması gerektiğini beyan ile, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere açmış oldukları itirazın iptali davasını kabulü ile, davalı firma tarafından İstanbul Anadolu----İM ---- esas sayılı dosyaya yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini ve %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı firmaya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş, bu talebini duruşmada tekrar etmiştir.
Davalı ---- İnş San. Ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkisiz icra müdürlüğünde yapılan takip nedeni ile açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının taşıma esnasında oluşabilecek hasar ve ziyayı önleyecek tedbirleri almaması nedeniyle müvekkilinin oluşan zarardan sorumluluğunun bulunmadığını, zira TTK md.863/l'de gönderilecek eşyanın güvenli bir şekilde istiflemek ve araca yerleştirmek ve boşaltmak zorunda olduğunu, 862.maddecinde de eşyanın ziya ve hasardan korunacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorunda olduğunu, gönderenin, TTK md.889 uyarınca süresinde bildirimde bulunmadığından eşyayı, sözleşmeye uygun olarak teslim aldığının kabul edilmesi gerektiğini, bu husus gözardı edilerek davacının gönderen firmaya zarar tazmininde bulunmasının hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin hasardan sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini, % 20 tazminata mahkumiyetini ve zaman aşımı yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya içeresinde toplanan delillerin bir bütün olarak irdelenmesi sonucu;
Dava, asıl taşıyıcı olan davacının, alt taşıyıcı davalının kusuruna dayalı olarak meydana geldiği iddia olunan zarara ilişkin düzenlenen faturanın takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekilinin, müvekkilinin dava dışı ---- ile anlaşarak ----' a ait ürünlerin iller arası taşıma işini üstlendiği, bu işe istinaden müvekkilinin davalı ile anlaşarak ürünlerin taşımasının davalı tarafça yapılmasının kararlaştırıldığını, ilgili ürünlerin davalı tarafından taşıması esnasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle ürünlerin hasara uğradığını, bu nedenle müvekkilinin ---' a ödemek zorunda kaldığı 3.730,60 TL' nin takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği,
Davalı vekilinin, müvekkilinin adresinin Konya' da olması sebebiyle yetki itirazında bulunduğu, alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürdüğü, oluşan zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunduğu, talep edilen meblağın öncelikli olarak davacı tarafça ödenmiş olmasının gerektiğini beyanla davanın reddini talep ettiği, cevap dilekçesinin süresinde sunulduğu (31.01.2017 tebliğ, 14.02.2017 cevap) görülmüştür.
Davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davaya konu 3.730,60 TL' nin, davacının, ----' dan olan alacağından mahsubunun yapıldığı görülmekle davalının ödemezlik defi ve faturaya dayalı alacağın takip alacaklısının ikametinde yapılıyor olması sebebiyle TBK' nın 89 maddesi gereğince yetkiye yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.
Davaya konu kazanın 28.06.2013 tarihinde meydana geldiği, dava dışı ----' ın 3.730,60 TL' lik faturayı 17.12.2013 tarihinde düzenlediği, davacının, 31.12.2013 tarihinde kayıtlarına işlediği, ---- Nakliye - ---aleyhine davaya konu alacağın takibinin 17.04.2014 tarihinde başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, takip dosyasındaki bundan sonraki ilk işlemin 09.10.2015 tarihi olduğu görülmüştür.
TTK' nın 855 maddesinde, rücu alacaklısının isteminin, borcu ifa ettiği tarihten itibaren başlayacak bir yıllık zamanaşımına tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda davacı, 31.12.2013 tarihi itibariyle borcunu ödediğinin kabulü ile, 17.04.2014 tarihli takibin zamanaşımı süresi içinde olduğu görülmüştür.
TBK' nın 154 maddesinde zamanaşımını kesen durumlar düzenlenmiş olup, buna göre, borçlu borcu ikrar etmişse, kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse veyahut alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımı süresi kesilir. Aynı Kanun'un 156. maddesinde de ifade edildiği üzere zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Zamanaşımı icra takibiyle kesilmiş ise alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Somut olaya döndüğümüzde; 17.04.2014 tarihinde başlatılan takip ile zamanaşımının kesildiği, bitiş tarihinin 17.04.2015 tarihi olduğu, belirtilen bu tarihler arasında davacının zamanaşımı süresini kesecek herhangi bir işlem yapmadığı görülmekle açılan davanın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın zamanaşımı nedeni ile REDDİNE,
Davacının kötü niyetinin ispatlanamamış olması nedeni ile kötü niyet tazminat isteminin reddine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde alınması gerekli 35,90 TL harcın davacı tarafça yatırılan 63,71 TL harçtan mahsubu ile kalan 27,81 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Taraflar tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/02/2018