T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/798
KARAR NO: 2024/176
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 03/11/2014
KARAR TARİHİ: 28/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA : Davacı vekili dilekçesinde; davalılardan ------ işleteni, -----sürücüsü olduğu -----plakalı otobüsün 08.12.2010 tarihinde ---- istikametinden ---- yolunu takiben ----- istikametinde seyir halinde iken----- plakalı otomobile çarpması sonucu -------ağır yaralanmasına sebep olduğu, kaza tarihinde ----- plakalı aracın geçerli bir Karayolu Trafik Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmadığından ---- --- tarafından ------ Asliye Hukuk Mahkemesi’nin------ sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine dava açıldığı, işbu davanın sonucunda hükmolunan kararla 415.586,00 TL’lık tazminatın müvekkili tarafından ödendiği, söz konusu kararın Yargıtay tarafından onandığı, izah edilen hususlar doğrultusunda----- plakalı aracın maliki olan ----ve sürücüsü ----- aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığı 08.12.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkili kuruma karşı 2918 sayılı KTK’nun 85 vd. eden hükümleri uyarınca kusursuz (objektif) olarak sorumlu bulunduğu, müvekkilinin Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmakla yükümlü olduğu, Yönetmeliğin 16. maddesi ile müvekkiline yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemelere sebep olanlara rücu imkânının tanındığı, bu nedenle müvekkilinin, ödemiş olduğu toplam 415.586,00 TL maddi tazminat için davalılara rücu hakkına sahip olduğu, müvekkilinin İİK. 257 vd. eden maddeleri uyarınca------. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin -----sayılı dosyasından ihtiyati haciz istemli olarak dava ikame ettiği, 17.09.2013 tarihinde davalıların menkul ve gayrımenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiği, davalıların ihtiyati hacze itirazı üzerine itirazı değerlendiren mahkemece itirazın reddine karar verildiği, ihtiyati haczi tamamlayan merasim olarak davalılar aleyhine -----İcra Müdürlüğü’nün------. sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durduğu, davalıların ödemesi lazım gelen borcun muhtacı muhakeme olmadığı, ancak davalıların kötüniyetle, başlatılan takibe itiraz etmekle süreci kasten uzatmaya çalıştıkları, bu sebeple davalılardan ----- ait olan------plakalı üç adet araç üzerine ivedilikle ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesi, itirazın iptali ile takibin devamı, alacağın likit olması sebebiyle davalıların %20’den az olmayan icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev yönünden itirazda bulunulduktan sonra özetle, ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen ----- sayılı davanın müvekkillerine ihbar edilmediği ve müvekkillerine kendilerini savunma imkânının sağlanmadığı için bu dava neticesinde verilen tazminat ilişkin sorumluluklarının bulunmadığı, davaya konu meblağın isteminin rücuya ilişkin olduğu, Güvence Hesabının taraf konumunda olduğu ----- sayılı dosyasındaki davada, 08.12.2010 tarihli kazanın oluş şekline ilişkin Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nda müvekkili----KTK.m. 52/1-A uyarınca tali kusurlu----- ise asli kusurlu bulunduğu, bu dosyada bulunan 14.11.2011 tarihli Bilirkişi Raporu’nda ise -----plakalı otomobil sürücüsünün KTK’da belirtilen asli kusurlardan 84-a … sebebiyet verdiği kazada kusur durumu itibariyle sol yan kısmı ile çarptığı dikkate alındığında birinci derece kusurlu, -----plakalı otomobil sürücüsü -------karıştığı kazada ikinci derece kusurlu olduğunun anlaşıldığı ve müvekkiline %25 oranında kusur izafe edilirken davanın davacısı ----- birinci derecede %75 oranında kusur izafe edildiği, müvekkili ----- kazaya karışan aracın sürücüsü sıfatını, ------ ise işleten sıfatını haiz olduğu, kazaya sebebiyet verenin müvekkili ----- olmadığı, Bilirkişi Raporu’nda da belirtildiği üzere kazanın sebebinin ----- fasılalı kırmızı ışık yanmasına rağmen durmayarak yola devam etmesi olduğu, durmaması sonucunda kazanın meydana geldiği, kendisine fasılalı sarı ışık yanan müvekkili------ idaresindeki aracın önüne aniden çıktığı ve kazaya %100 kusurlu olarak sebebiyet verdiği, müvekkilinin, köprünün bulunduğu yere geldiğinde kör nokta olması sebebiyle hızını azaltarak diğer taraftan gelmesi muhtemel araçlara selektör yaparak ve korna çalmak suretiyle üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği, Güvence Hesabı, her ne kadar Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 16. maddesi uyarınca rücu imkânı tanındığından bahsedilmiş ise de, bu rücu imkânının hangi oranda olduğundan değil, sadece ihtimalinin öngörüldüğü, hal böyleyken rücu imkânı incelenirken halefiyet esasına dayalı olarak değil, kusur oranında dayalı olarak belirleneceği, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin 14.6.2012 tarihli, -----. ve----- sayılı olan ve pekişmiş uygulamasını gösteren kararında da açıkça belirtildiği üzere, Güvence Hesabının gerçek zarar bakımından ancak ve ancak kusuru oranında rücu edebileceği, bunun neticesi olarak uzman bilirkişilerce oluşturulacak heyetçe müvekkiline atfedilecek kusur oranının belirlenmesinin gerektiği, Güvence Hesabı -----sayılı dosyayı müvekkillerine ihbar etmemiş olduğu için savunma imkânları olmamakla birlikte, ileri sürülmesi gereken husus bakımından 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde “trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı”nın belirtildiği, diğer taraftan Geçici 1. maddesinde ise, bu Kanun’un yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin de ---- tarafından karşılanacağının öngörüldüğü, bu bakımdan davacı Güvence Hesabı’nın sorumluluğunda olmayan bir bedel için ödeme yapmış olmasından dolayı müvekkillerine rücu edip, tahsil etmeye çalışmasının hakka ve nısfete aykırılık teşkil edeceği, Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 9. maddesine göre başvurulacak hallerin bedelsel zararlar olarak belirlendiği, her ne kadar sigortadan bu talepler yapılacak idi ise, müvekkilleri rücu bakımından sigortalının yerine geçtiği için ancak ve ancak bedensel zarar tutarında rücu edilebileceği, davacı Güvence Hesabı’nın diğer masraflar bakımından sorumluluğunun tek başına olduğu belirtilerek, davanın reddi ile davacının %20’den aşağı olmayan kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava, kesinleşen mahkeme ilamına dayalı olarak ödenen tazminat bedelinn rücüen tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.Taraf delilleri toplanarak uzman bilirkişiden rapor ve itirazları karşılayan 2 adet ek rapor alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle (Dava, davacı Güvence Hesabı tarafından kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı olarak ödenen tazminat bedelinin davalılardan tahsili için rücuen başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davaya konu uyuşmazlık, -----Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ------. sayılı dosyasında trafik kazası sebebiyle görülen maddi tazminat davası neticesinde, trafik sigortası olmayan ----- plakalı aracın karıştığı trafik kazasında karşı araç sürücüsü ----- isimli şahsın malul olmasından ötürü tazminat ödemeye mahkûm edilen ve hükmedilen tazminat bedelini maluliyete uğrayan ----- ödeyen davacı Güvence Hesabı’nın, ödemiş olduğu işbu tazminat bedelini kazaya karışan araç sürücüsü davalı---- ve aracın kayıt maliki olan diğer davalı -----’ rücuen tahsil edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı Güvence Hesabı, huzurdaki davayı-----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15.05.2012 tarih, -----sayılı dosyasına istinaden ikame etmiştir.
Dosyaya Uyap üzerinden gönderilen bu dosya incelendiğinde, 08.12.2010 günü saat 06.00 sıralarında ----- plakalı otomobilin sürücüsü----- yolunu takiben----- Bulvarına doğru seyrettiği, ----- yolu sapağına geldiğinde, ----- istikametine dönüş yapmak istediği sırada, takip ettiği kavşak kolunda kendisine hitap eden kırmızı fasılalı ışığın yanmasına rağmen durmadığı, kavşağa girip refüjle bölünmüş yolun 1. platformu üzerine geldiği sırada aracının sol yan kısmı ile solundan ---- istikametinden ---- yolunu takiben ----- istikametine seyreden ve söz konusu kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden kavşak kolunda sarı fasılalı ışıkta kavşağa seyir hızı ile birlikte giren huzurdaki davanın davalısı ---- sevk ve idaresindeki -----plakalı midibüsün ön kısmı ile çarpışması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bu trafik kazasında yaralanan-----plakalı otomobilin sürücüsü ----, -----Asliye Hukuk Mahkemesi’nin---- sayılı dosyası ve bu dosya ile birleşen -----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin -----sayılı dosyası ile, huzurdaki davanın davacısı Güvence Hesabı aleyhine, ----- plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının mevcut olmamasından ötürü, asıl dosyada geçici ve sürekli iş göremezlik sebebiyle maddi tazminat; birleşen davada ise, bakıcı giderlerinden doğan maddi tazminat taleplerinde bulunduğu görülmektedir. (Dava dosyasında, birleşen -----. sayılı dosyasına ilişkin belge mevcut olmayıp, bu bilgi gerekçeli kararda mevcuttur.).Uyap üzerinden gönderilmiş olan -----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ---- sayılı dosyası ile Adli Tıp Uzmanı Hekim Bilirkişi’den alınan raporlar incelendiğinde, ----plakalı aracın sürücüsü ----- söz konusu trafik kazası neticesinde yaralandığı, kaza nedeniyle ve sonrasında organik beyin sendromu tetraparazisinin, idrar ve gayta inkonmiansının geliştiği, mevcut arızaların kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu ve 1979 doğumlu olan ve pazarlamacılık işi ile iştigal eden bu şahsın E cetveline göre %100 oranında kalıcı sakat (sürekli iş göremez) hale geldiği tespit edilmiştir.
Yine aynı mahkeme tarafından alınan kusur Bilirkişi Raporu incelendiğinde,----plakalı otomobil sürücüsü ----- takip ettiği kavşak kolu üzerindeki trafik lambasının kırmızı flaşörlü ışık olduğu, bu yolu takip eden araç sürücülerinin kavşağa geldiğinde mutlaka durmalarının gerektiği, kavşakta bekleyerek sol ve sağ yandan yaklaşan araç sürücülerine ilk geçiş hakkını verdikten sonra, trafiğin geçişe müsait olduğu bir durumda seyrine devam etmesinin gerektiği, ---- plakalı araç sürücüsü------takip ettiği yolda hızını azaltmadığı, yol ve yoldaki trafiğe önem vermediği, dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı belirtilerek, sol yandan yaklaşmakta olan ----- plakalı araçla çarpışması olayında ----- KTK’da belirlenen asli kusurlardan 84-a’da öngörülen kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme, diğer kusurlardan 47/I-c’de öngörülen trafik işaret ve levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymama, 84-h gereğince kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kurallarını ihlal ettiği, sürücü-----birinci derecede %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Buna mukabil,----- plakalı aracın sürücüsü -----takip ettiği yoldaki kavşak kolunda sarı fasılalı ışığın yanmakta olduğu, her ne kadar geçiş önceliğini haiz olsa da, kavşaktaki geçiş önceliğini tehlikeli bir şekilde kullandığı, meskûn mahalde aşırı hızla seyrettiği, kavşağa yaklaştığında aracının hızını azaltmadığı, yola gerekli ehemmiyeti vermediği, dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı, kazayı önleyici tedbire başvurmadığı, aracının ön kısmı ile şeridine giren otomobilin sol yan kısmı ile çarptığı, çarpışma olayından sonra savrulma şekli ve mesafesi dikkate alındığında, kavşağa aşırı hızla girdiği, sürücü----- KTK’da diğer kusurlar olarak tanımlanan 52/1-a gereğince araçlarının hızını, kavşaklara yaklaşırken azaltmamak, 52/1-b gereğince araçların hızını, aracın yük ve teknik özellikleriyle görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiği ve ikinci derece %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
-----Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılan yargılama neticesinde verilen gerekçeli kararın gerekçe ve hüküm bölümü özetle şöyledir: “…Dava, BK’nun 41 ve devamı maddelerinde belirlenen haksız fiil sonucu oluşan maddi zararın tahsili talebinden ibarettir. Davacı aracında meydana gelen hasara ilişkin belgeler dosyaya ibraz edilmiş, Kaza 08/12/2010 günü sıralarında ----plakalı otomobil sürücüsü---- aracı ile seyir halinde iken ----- Yolu sapağına geldiğinde ----- istikametine dönüş yapmak istediği kendisine hitap eden kırmızı fasılalı ışık yanmasına rağmen durmadığını, kavşağa geldiğinde durup sol ve sağ yandan yaklaşan araçların geçişini emniyetli bir şekilde sağladıktan sonra trafiği müsait olduğu bir durumda seyrine devam etmesi gerekirken bu kurala uymadığı seyir hızı ile birlikte kontrolsüz bir şekilde kavşağa girip refüjle bölünmüş yolun 1. platformunun üzerine geldiği sırada aracının sol yan kısmı ile ---- kullandığı otobüsün ön kısmına çarpması sureti ile meydana gelmiştir burada sürücü ---- %75 kusurlu olup, karşı taraf aracı süren ----- - araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak, hızını aracın yüke ve teknik özeliklerine görüş ve hava durumuna uydurmamak nedeni ile %25 oranında kusurlu bulunmuştur bu kusur raporu hesap raporuna esas teşkil ettirilmiştir ve -- Tıp uzmanı ile davacının maluliyeti belirlenmiş, ayrıca fatura edilemeyen tedavi giderlerinin miktarı belirlenmiş, geçici iş görememezlik süresi de tespit edilmiştir. ----- Tıp Kurumu raporu herhangi bir itiraza uğramamıştır bu nedenle yeniden rapor alınması gereği duyulmamış dosyadaki değerlere uygun olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında dava dosyalarımız aktüerya uzmanına tevdi edilmiştir. Aktüerya uzmanı tarafından destekten yoksun kalma tazminat hesapları esas ve birleşen dosyalar yönünden ayrı ayrı yapılmıştır. Hesap bilirkişisi işlemiş ve işleyecek dönem masraflarını doğru olarak değerlendirmiş, destekten yoksun kalanların leh ve aleyhe durumlarını görmüş kazanç durumunu doğru olarak tespit etmiştir. Bu nedenle mahkememizin hükmüne esas alınmış ve netice itibariyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: 1- Islah edilmiş davanın kabulüne, mahkememizin ----- esas sayılı dosyasında 175.000,00 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarihte geçerli sakatlama teminat klozu kişi başına poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2- Bu dava ile birleşen -----. ASHM sinin ----- esas sayılı davasının kabulüne ve 112.869,35 TL nin kazanın meydana geldiği tarihte geçerli tedavi gideri teminat klozu kişi başına poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine…”
-----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu kararı bu davanın davalısı Güvence Hesabı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay -----. Hukuk Dairesi, 27.05.2013 tarih, -----sayılı ilamı ile, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar vermiştir. Bu karara karşı yine davalı Güvence Hesabı vekili tarafından karar düzeltme kanunyoluna başvurulmuş ve Yüksek Daire, 10.10.2013 tarih-----sayılı ilamı ile 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar vermiştir. Dolayısıyla ----- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin işbu kararı kesinleşmiştir.----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu kararı davacı ---- (velayeten----) tarafından ilamlı icra takibine konu edilmiş olmakla birlikte, dava dosyasına sadece ---- İcra Müdürlüğü’nün-----sayılı dosya örneği Uyap üzerinden gönderilmiştir. Buna mukabil, ---- isimli şahıs tarafından -----. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının üç ayrı icra takibine koyulduğu, davacı Güvence Hesabı’nın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ödeme dekontu suretlerinden anlaşılmaktadır.
Söz konusu dekont suretlerine göre, dava dışı -------- tarafından Güvence Hesabı aleyhine---- İcra Müdürlüğü’nün----- sayılı olmak üzere üç adet icra takibi yapılmıştır. Yine, söz konusu dekont suretlerine göre, davacı Güvence Hesabı’nın-----. İcra Müdürlüğü’nün banka hesabına 18.07.2013 tarihinde -----sayılı dosya için 231.187,00 TL, -----sayılı dosya için 149.853,00 TL ve ------. sayılı dosya için 34.546,00 TL olmak üzere toplam 415.586,00 TL ödemede bulunduğu görülmektedir.Davacı taraf,-----. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yukarıda zikredilen ilamı gereğince icra dosyalarına ödemiş olduğu işbu tazminat bedelinin davalılardan rücuen tahsili için huzurdaki davaya konu-----. İcra Dairesi’nin -----sayılı dosyası ile 415.586,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatmıştır.Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin (kısaca Yönetmelik) 16. maddesinde ise, Güvence Hesabı’nın yapmış olduğu ödemeler nedeni ile ilgililere rücu şartları düzenlenmiştir. Buna göre “a) Zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere – b) Sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine – c) Zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine – ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine – d) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücu edilir.”
Yönetmeliğin 16/a maddesinde de, SK.m. 14/2-b hükmü ile benzer bir düzenleme söz konusu olup, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden yaptırmayan kişilere Güvence Hesabı’nın rücu hakkının mevcut olduğu hususu düzenlenmiştir. Az önce de belirttiğimiz üzere, zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırma yükümlülüğü, aracın KTK.m. 85 hükmü çerçevesinde işleten sıfatını haiz olan kimsededir.Davacı taraf, işbu rücu davasının dayanağı olan icra takibini aynı zamanda, somut olaydaki trafik kazasında ----- plakalı aracın sürücüsü davalı ----- karşı da başlatmıştır.----- Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında görüldüğü üzere, davalı ------ kaza sırasında ----- plakalı aracın sürücüsü olduğu sabittir.Dolayısıyla, zarar görene tazminat ödeyen Güvence Hesabı’nın, Yönetmeliğin 16. maddesinin (c) bendi gereğince “zarardan sorumlu kişilere” rücu hakkı olduğundan ve davalı ----- . Asliye Hukuk Mahkemesi’nin -----. sayılı kesinleşmiş dosyası ile trafik kazasının meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden, bu davalının KTK.m. 90 atfıyla 818 BK.m. 41 vd. eden maddeleri gereğince (kusuru oranında) zarar sorumlusu olduğu ve bu nedenle icra takibinde borçlu sıfatını, huzurdaki davada ise pasif husumet ehliyetini haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, davacının kesinleşmiş mahkeme ilamı gereğince zarar görene ödediği tazminat tutarı kadar, zarar sorumlusu olan araç sürücüsü davalı ----- rücu edebileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.Davalı ---- vekili, sunmuş olduğu 30.12.2014 tarihli davaya karşı cevap ve davanın ihbarı dilekçesinde, kazaya karışan ----- plakalı midibüsün diğer davalı ----- adına kayıtlı olduğunu fakat, bu aracın----tarafından davalı ----- kiralandığını, ----- firmasının ise, ----- Genel Müdürlüğü ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca personel taşımacılığı işi yapmakta olduğunu, davaya konu 08.12.2012 tarihinde gerçekleşen kazanın asıl işveren ----- Genel Müdürlüğü’ne bağlı alt işveren ----- firmasının davalı ----- kiraladığı ----- plakalı araçla ----- şoförlerinin servis taşımacılığının yapıldığı sırada meydana geldiğini, dolayısıyla KTK.m. 85 uyarınca kazaya karışan---- plakalı aracın işleten sıfatının ------ firmasında olduğunu belirtmektedir.Yine, davalı ----- vekili tarafından sunulan 05.01.2015 Uyap tarihli dilekçe ekinde ---- plakalı midibüsün kaza sırasında çekilmiş fotoğrafları sunulmuş olup, bu fotoğraflarda aracın plakası yer almamakla birlikte, aracın üzerinde ----- logosunun mevcut olduğu görülmektedir. Davalı vekilinin bu dilekçe ekinde sunmuş olduğu CD, bilgisayarda incelenmiş ve CD’nin içinde herhangi bir kaydın mevcut olmadığı, boş olduğu tespit edilmiştir. Buna mukabil, davalı vekili tarafından 31.03.2015 tarihli Uyap alındısı ile sunulan zarf içindeki CD bilgisayarda incelenmiş CD’nin içinde kaza yeri fotoğrafları ve ---- tarafından çekilen kaza sonrasındaki haber video görüntüleri izlenmiştir. Bu CD’deki videoda yer alan görüntülerde, fotoğraflarda devrik vaziyetteki midibüsün plakasının ---- olduğu ve üzerinde ----- logosunun mevcut olduğu görülmektedir.Davalı ---- vekilinin söz konusu dilekçedeki beyanları ve sunmuş olduğu deliller, kazayı yapan ------plakalı midibüsün işleten sıfatının trafik sicilindeki kayıt maliki diğer davalı ---- ait olmadığı iddiasına esas teşkil etmektedir. Fakat bu iddia davalı ----- veya vekili tarafından değil, diğer davalı --- vekili tarafından ileri sürülmüştür. Fakat bu iddialar aynı zamanda resen dikkate alınması gereken pasif dava ehliyeti ile ilgilidir. Bu nedenle, pasif dava ehliyeti ile ilgili bu hususu, davalı ----- tarafından ileri sürülmemiş olmaması sebebiyle dikkate alıp almama keyfiyetinin takdiri tamamen sayın mahkemeye aittir. Fakat sayın mahkemenizce resen dikkate alınması gerektiği kanaatine varılırsa, bu iddiaların sonuçları aşağıda incelenmiştir.
Yargıtay kararları gereğince de, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hâkimiyetinin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedirBu prensipler çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa; somut olayda, ----- plakalı aracın trafik sicilindeki (kayıt) malikinin davalı ----- olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı ---- vekili aynı zamanda aracın işleteninin dava dışı ----- firması olduğunu iddia etmekle birlikte, aracın üzerinde ----- logosunun yazılı olmasının, işleten sıfatının KTK.m. 3 ve yukarıda belirtilen maddi ölçüt çerçevesinde ---- firmasında olduğunu ispat için tek başına yeterli değildir. Fakat aracın üzerindeki bu logo ve davalı ----- vekilinin kiralık iddiası, aracın kaza sırasında uzun dönem kiralamaya konu edilip edilmediğinin araştırılmasını gerektirir. Zira belirttiğimiz üzere bu durum aynı zamanda pasif dava ehliyeti ile ilgili olduğundan---- plakalı aracın işleten sıfatının kimde olduğunun anlaşılabilmesi bakımından, fiili hâkimiyetinin ve ekonomik yararın kime ait olduğunun tespit edilmesi uygun olur. Zira ----- plakalı aracın işleten sıfatı davalı ---- - ise, araca trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü davalı ----- olacağından, davacının bu davalıya, Yönetmeliğin yukarıda zikredilen 16/a maddesi gereğince rücu hakkı söz konusu olur; fakat işleten sıfatının uzun dönem kiralama sebebiyle dava dışı ----- firmasında olduğu tespit edilir ise, araca trafik sigortası yaptırma yükümlülüğü (sigorta ettiren sıfatıyla) ----- firmasında olacağından, böyle bir durumda, davalı ----- icra takibinde borçlu sıfatının; huzurdaki davada ise, pasif dava ehliyetinin mevcut olmadığı sonucu ortaya çıkacaktır.
Bu çerçevede, kazanın gerçekleştiği 08.12.2012 tarihinde aracın ----- firmasınca davalı ----- uzun bir dönem için kiralandığını gösteren kira sözleşmesinin sunulması uygun olmakla birlikte, (varsa) kira sözleşmesi noterden yapılmamış ise, sadece adi yazılı şekilde düzenlenmiş bir kira sözleşmesi işletenlik sıfatının ispatı için yeterli olmayıp1, ayrıca kira bedellerinin ödendiğini gösteren fatura, ödeme dekontu vs. belgelerin sunulması, (varsa) kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye veya vergi dairesine bildirilmiş olup olmadığının, kira sözleşmesindeki yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği hususlarının tespiti için gerektiğinde aracı kiraya verdiği iddia edilen davalı ---- ile kiracı olduğu iddia edilen dava dışı ----- firmasının varsa ticari defter ve kayıtlar üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin, yani işletenlik sıfatının kimde olduğunun araştırılması Yargıtay kararları gereğidir2. Bunlar dışında, davalı ---- vekili aracın aynı zamanda ----- personelinin taşınması işini gerçekleştirdiğini belirtmekte olduğundan, dava dışı ----- firmasının, kazanın meydana geldiği tarih olan 08.12.2010 tarihinde davalı ----- kayıt maliki olduğu ----- plakalı aracı uzun dönemli olarak kiralayıp kiralamadığı, kiralamış ise, kira bedeli ile ilgili ödemelere ilişkin bilgilerin ----- Genel Müdürlüğü’nden sorulabilmesi mümkündür.
Belirttiğimiz üzere, tüm bu hususları araştırıp araştırmama keyfiyetinin takdiri sayın mahkemeye ait olup, araştırma gereğinin görülmesi ihtimaline istinaden burada pasif dava ehliyeti ile ilgili değerlendirmede bulunulmuştur.Davacı Güvence Hesabı’nın halefiyet hakkı ise, Yönetmeliğin 17/2. maddesinde öngörülen ”Hesap, ödediği tazminat miktarınca zarar gören kişi yerine geçer.” hükmüne dayanmaktadır.
Güvence Hesabı’nın trafik kazasında zarar görene ödeme yapmasındaki temel kriterler, kazanın meydana geldiği tarihteki trafik sigorta poliçesi limitleri ile sınırlılık başta olmak üzere, zarar sorumlusunun kusuruna ve zarara uğrayanın maluliyet oranına göre tespit edilen gerçek zarar tutarında ödeme yapılmış olmasıdır.
Güvence Hesabı’nın zarar görene ödeme yapması ve bunun ardından zarar sorumlusuna rücu etmesi meselesinde, ödeme ile ilgili ikili bir ayrım yapmak gerekmektedir. Güvence Hesabı, trafik sigortası mevcut olmayan bir aracın karıştığı trafik kazası neticesinde, bedensel olarak zarar gören karşı araçtaki kişiye, Yönetmeliğin 14. maddesi çerçevesinde (mesela eksper atayarak yaptığı) kendi araştırma ve incelemeleri neticesinde doğrudan tazminat ödemesinde bulunabilir. Bazı durumlarda ise, yine Yönetmeliğin 15/2 hükmü çerçevesinde ödeme yapmayabilir. Bu son durumda, zarar gören kişi veya kişiler hukuk mahkemesinde bir tazminat davası açar ve mahkemece Güvence Hesabı aleyhine bir tazminata hükmedilir ise, tabiatıyla hükmedilen tazminat tutarı Güvence Hesabı tarafından ilgililerine ödenir.Dolayısıyla, Güvence Hesabı’nın kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi ilamı neticesinde zarar görenlere tazminat ödedikten sonra, ödediği bu tazminatın zarar sorumlularından tahsili için halef sıfatıyla açtığı rücu davasında artık aynı kazadan kaynaklanan kusur ve maluliyet oranları, ödenen tazminat tutarı vs. gibi konular tartışma konusu olamamaktadır. Zira Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen bir hukuk mahkemesi kararı söz konusu olduğu için, aynı kaza ile ilgili kusur ve maluliyet oranları ile ödenecek tazminat tutarları da kesinleşmiş olmaktadır.
Buna mukabil, Güvence Hesabı’nın herhangi bir hukuk mahkemesi kararı olmaksızın zarar görene Yönetmeliğin 14. maddesi çerçevesinde doğrudan ödeme yapması halinde ise, bu ödemenin tahsili için zarar sorumlusuna karşı açmış olduğu rücu davasında, trafik kazasındaki kusur ve maluliyet oranlarının, buna göre tespit edilecek gerçek zarar tutarının ve tabi bu tutarın trafik sigorta poliçesi limitleri dâhilinde olan kısmının tespiti gereklidir. Böyle bir davada aynı kaza ile ilgili kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi kararı söz konusu olmadığı için, bu hususların araştırılıp açıklığa kavuşturulması zaruridir.Davalı taraf cevap dilekçelerinde, 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi gereğince, trafik kazasında yaralanan kimselerin sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait olduğunu, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmeti bedelleri için kendilerine rücu edilemeyeceğini belirtmektedir.
Zira ------. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilamına yer alan tazminat tutarları arasında sağlık hizmeti giderleri de mevcuttur.6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesi gereğince “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın (Ek ibare: 6645 - 4.4.2015 / m.60) “genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde” Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 6645 - 4.4.2015 / m.60) “Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez.”Dolayısıyla bu hüküm gereğince, trafik kazasında yaralanan kimselere sunulan sağlık hizmetlerinden kaynaklanan giderlerin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında ----- tarafından karşılanması esastır. Önemle belirtelim, 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesi sadece sigorta şirketlerinin sağlık hizmet bedellerini ödeme yükümlülüğünü (o da SUT kapsamında) ----- devretmiştir. Buna mukabil, bu hüküm araç işleteni ve sürücü gibi haksız fiil sorumluları açısından herhangi bir istisnai düzenleme getirmediğinden, bu kişilerin sağlık hizmet bedellerine ilişkin sorumlulukları devam etmektedir. Dolayısıyla, davacı Güvence Hesabı’nın, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayanarak, zarar görenlere ödemiş olduğu tazminat tutarı içinde yer alan sağlık giderleri bakımından da haksız fiil sorumlusu davalılara rücu edebileceği kanaatine varıldığını sayın mahkemenin takdirlerine sunarız. (Davalı ----- pasif dava ehliyeti ile ilgili açıklamalarımız saklıdır.).Davalı ----- vekili tarafından sunulan 30.12.2014 tarihli cevap ve ihbar dilekçesinde, bu davalı için zamanaşımı def’i ileri sürülmüştür. Davacı taraf bu zamanaşımı def’ine herhangi bir itirazda bulunmadığı için bu hususa da kısaca değinmek uygun olacaktır.Dava dosyasına sunulan icra dosyası ve davacı Güvence Hesabı’nın tarafından sunulan ödeme dekontları incelendiğinde, davacının ----- Asliye Hukuk Mahkemesi ilamının icraya koyulduğu üç adet icra dosyasına 18.07.2013 tarihinde ödeme yaptığı, davalılar aleyhindeki icra takibini ise, 30.09.2013 tarihinde başlattığı tespit edilmektedir. Davacı tarafın işbu rücu davasındaki zamanaşımı KTK.m. 109/4 hükmüne tabi olup1, bu hükümde öngörülen zamanaşımı süresi, rücu hakkına sahip olan kimselerin kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden itibaren 2 yıl olduğundan ve yine icra takibi de 818 sayılı BK.m. 133/2 (6098 sayılı TBK.m. 154/2) gereğince zamanaşımı kesen sebeplerden olduğundan, davaya konu icra takibinin zamanaşımı süresi içinde başlatılmış olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, davalılar aleyhine ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.09.2013 tarih, ---- sayılı dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, mahkemece bu talep kabul edilmiş, bunun ardından ise, -----. İcra Müdürlüğü’nün -----sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatmıştır.Söz konusu icra takibinde davacı taraf, 415.586,00 TL asıl alacak, 7.583,02 TL işlemiş faiz ve 313,05 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 423.482,07 TL’nin tahsilini talep etmektedir:----- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.09.2013 tarih, ------sayılı dosyasının gerekçeli kararı incelendiğinde, davalılar aleyhine 245,00 TL vekâlet ücretine ve 68,05 TL gidere hükmedilmiş olup, bu tutarın davalılardan talep edilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf icra takibinde asıl alacağa yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesini talep etmiş olup, icra takibinde asıl alacağa işletilecek faizin, yıllık %9’u geçmemek kaydıyla, 3095 sayılı Kanun’un 2/1 hükmü gereğince yasal faiz şeklinde işletilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı taraf icra takibinde 415.586,00 TL tutarındaki asıl alacağa, 7.583,02 TL işlemiş faiz talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki temel ilişki trafik kazasına, yani haksız fiil hukuki sebebine dayanmaktadır. Davacı taraf, trafik kazasında zarar görene ödeme yaparak, halefiyet yolu ile onun yerine geçmiş ve onun haklarına halef olmuştur. Haksız fiil hukuki sebebinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda temerrüt, zarar görenin talepte bulunduğu hallerde, herhangi bir temerrüt ihtarına gerek olmaksızın haksız fiil tarihinden; halefiyete dayalı rücu davacısı bakımından ise, yine herhangi bir ihtara gerek olmaksızın, zararının doğduğu, yani zarar görene ödeme yaptığı tarihten itibaren başlamaktadır.
Davacı taraf, trafik kazasında zarar gören ---- 18.07.2013 tarihinde toplam 415.586,00 TL ödeme yapmış; icra takibini ise, 30.09.2013 tarihinde başlatmıştır. Dolayısıyla ödeme tarihi ile icra takip tarihi arasında 74 gün bulunmaktadır. Bu durumda icra takibinde talep edilmesi gereken yasal faiz tutarı (415.586,00 x %9 / 365 x 74 =) 7.583,02 TL olmaktadır ve dolayısıyla icra takibinde talep edilen işlemiş faiz tutarının uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu hususların nihai takdiri sayın mahkemeye aittir.) şeklinde görüş bildirmiştir.Ek raporda özetle (Güvence hesabının halefiyet hakkı ile ilgili kök raporumuzda açıklamalar yapılmış olmakla birlikte, burada birkaç konuya tekrar değinmek uygun olacaktır. Güvence Hesabı Yönetmeliğinin 17/2. Maddesi "Hesap, ödediği tazminat miktarınca hukuken zarar gören kişi yerine geçer." hükmünü içermektedir. Güvence Hesabı'nın halefiyet hakkının temel dayanak noktasını bu hüküm teşkil etmektedir. Bu hüküm gereğince zarara uğrayan kişi kim ise, güvence hesabı da yaptığı ödeme tutarı ile sınırlı olmak kaydıyla, bu kişinin hukuki hakları çerçevesinde zarara sebebiyet verenlerden talepte bulunma hakkını haiz olur.Sigorta şirketi tarafından tanzim edilmiş geçerli bir zorunlu trafik sigortası poliçesi mevcuttur. Fakat ----- Sigorta şirketi bu poliçenin tanziminden sonra iflas etmiş ve poliçeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirememiştir. Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-c maddesi uyarınca, Güvence Hesabın'nın aynı zamanda iflas etmiş olan sigorta şirketleri tarafından düzenlenmiş olan poliçelerden kaynaklanan ödemeleri de gerçekleştirme yükümlülüğü söz konusu olduğu için, Yüksek Daire'nin kararına konu olayda Güvence Hesabı, geçerli ve yürürlükte olan bir trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan ve fakat iflas sebebiyle poliçeyi tanzim eden sigorta şirketi tarafından ödenemeyen tazminat tutarını ödemiştir. Dolayısıyla, bu karara konu olayda Güvence Hesabı, adına ödemede bulunduğu sigorta şirketi yerine geçmiş, yani onun haklarına halef olmuştur. Bu karara konu olayda, ortada tanzim edilmiş bir trafik sigortası olduğu ve Güvence Hesabı da işbu poliçe gereğince zarar görene ödemede bulunarak iflas eden zorunlu trafik sigortacısı şirketinin haklarına halef olduğu için, ancak sigorta şirketinin hakları çerçevesinde rücu hakkına sahip olmuştur. Zorunlu trafik sigortacısının rücu hakkı ise, KMZMS Sigortası Genel Şartları'nın B.4. Maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükümde yer alan şartlar mevcut olduğunda, sigorta şirketleri, trafik kazası neticesinde zarara uğrayan üçüncü kişilere ödeme yaptıktan sonra kendi akidi olan sigorta ettirene (işletene) rücu edebilmektedir. Fakat mesela, kazayı gerçekleştiren araç sürücüsü farklı bir kişi ise (yani işleten değilse), bu durumda araç sürücüsü sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı için, sigorta şirketlerinin kendi akidi olmayan (sigorta sözleşmesinin tarafı olmayan) araç sürücüsüne rücu imkanı söz konusu değildir. İşte bu gibi durumlarda, mesela iflas eden sigorta şirketi adına ödemede bulunan Güvence Hesabı'nın, adına ödemede bulunduğu sigorta şirketi yerine geçmesi üzerine sigortalı işletene açmış olduğu rücu davası KMZMS Sigortası Genel Şartları B.4. Maddesine tabi olmaktadır.
Buna mukabil, huzurdaki davaya konu olayda ise ortada tanzim edilmiş bir trafik sigorta poliçesi mevcut olmadığından, yerine geçebileek bir sigorta şirketi de bulunmamaktadır. Huzurdaki davaya konu olayda, davacı Güvence Hesabı, kazayı yapan aracın işleteni tarafından trafik sigortası yaptırılmamış olması sebebiyle, Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi gereğince, trafik kazası neticesinde zarar gören -----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15/05/2012 tarih,-----Sayılı kararına istinaden ödemede bulunmuştur. Davacı Güvence Hesabı da, ---- hakları çerçevesinde halefiyet esasına dayalı olarak zarar sebebiyet veren araç işleteni ve araç sürücüsüne karşı rücu hakkına sahip olmaktadır. O halde, davaya konu olayda Güvence Hesaı'nın rücu hakkının dayanağının KMZMS Sigortası Genel Şartları'nın B.4. Maddesine dayanması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır.
Bunlar dışında, kök raporumuzda da belirtildiği üzere, Güvence Hesabının rücu edebileceği kimseler ayrıca Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16. Maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre "a)zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere - b)sorumlunun sonradan belli olması halinde bu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine - c)zarardan sorumlu kişilere veya yükümlü sigorta şirketine - ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendine göre yapılan ödemeler çerçevesinde yükümlü sigorta şirketine - d 9 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre yapılan ödemeler nedeniyle Büroya, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde rücu edilir." bu hükümler gereğince, Güvence Hesabı'na somut olay bakımından zorunlu sigorta yaptırmayan kişiye, yani araç işletenine ve zarardan sorumlu kişilere karşı rücu hakkı tanınmıştır. Yine kök raporumuzda belirtildiği üzere, zarardan sorumlu kişiden kasıt, trafik kazasına sebebiyet veren araç sürücüsüdür. Nitekim kök raporumuzda dipnot 2'de yer alan Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin benzeri bir olaydaki emsal kararını burada tekrar belirtmek uygun olacaktır.Şu durumda kök raporumuzda yer alan "Dolayısıyla, zarar görene tazminat ödeyen Güvence Hesabı'nın, Yönetmeliğin 16. maddesinin (c) bendi gereğince "zarardan sorumlu kişilere" rücu hakkı olduğundan ve davalı ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nln------ sayılı kesinleşmiş dosyası ile trafik kazasının meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden, bu davalının KTK.m. 90 atfıyla 818 BK.m. 41 vd. eden maddeleri gereğince (kusuru oranında) zarar sorumlusu olduğu ve bu nedenle icra takibinde borçlu sıfatını, huzurdaki davada ise pasif husumet ehliyetini haiz olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, davacının kesinleşmiş mahkeme ilamı gereğince zarar görene ödediği tazminat tutan kadar, zarar sorumlusu olan araç sürücüsü davalı ---- rücu edebileceği sonucu ortaya çıkmaktadır." şeklindeki görüşümüzde bir değişiklik olmadığını sayın mahkemenin takdirlerine sunanz.Davalı ---- vekili tarafından sunulan ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Sayılı dosyasına ilişkin belgeler, davalı ----- kazanın meydana geldiği sırada ----- plakalı aracın sürücüsü olmadığını göstermemekte olup, bu belgelerin, bir üst bentte arz edilen sebeplerle, davacı Güvence Hesabı'nın davalı ----- sürücü sıfatıyla rücu edebileceğine ilişkin görüşümüzde bir değişiklik olmasını gerektirecek nitelikte belgeler olmadığı kanaatine varılmıştır.Sayın davalı vekili itiraz dilekçesinin 3. Sayfasında yer alan c bendinde " sayın bilirkişinin raporunda "güvence hesabının kusur, maluliyet ve trafik sigorta poliçesi limitleri dahilinde rücu hakkı olduğu tespiti doğru ancak somut olayda kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu bu sebeple kusur, maluliyet ve trafik sigortası poliçesi limitleri yönünden tespi yapılmasının uygun olmadığı" kanaati haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur" şekildeki beyanlarında, kök raporumuzdaki görüşümüzün hangi sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilmemiştir. Kök raporumuzda bu konulardaki görüşlerimiz ayrıntılı olarak arz edilmiş olup, aynı trafik kazası ile ilgili kusur ve maluliyet oranlarını da tespit eden ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu hususu belirtilmiştir. Dolayısyıla, kusur ve maluliyet oranlarının da kesinleşmiş olduğu konusundaki görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır.
Kök raporumuza itiraz dilekçesinin 3. Sayfasının D bendinde yer alan hususlarla ilgili kanaatimizin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir. Sağlık giderleri ile iligli olarak kök raporumuzda, 6111 sayılı kanun ile değişik 2918 sayılı Kanun'un 98. Maddesi ile sadece sigorta şirketlerinin sağlık hizmet bedellerini ödeme yükümlülüğünün ( o da SUT kapsamında) ---- devredildiği, buna mukabil, bu hükümle araç işleteni ve sürücü gibi haksız fiil sorumluları açısından herhangi bir istisnai düzenlemenin getirilmediği, bu kişilerin sağlık hizmet bedellerine ilişkin sorumluluklarının devam ettiği emsal Yargıtay kararı ile açıklanmıştır.
Dolayısıyla, davacı Güvence Hesabı'nın, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayanarak zarar görenlere ödemiş olduğu tazminat tutarı içinde yer alan sağlık giderleri bakımından da haksız fiil sorumlusu davalılara rücu edebileceğine ilişkin kanaatimizde de bir değişiklik olmamıştır. Nihai takdir sayın mahkemeye aittir.
Kök raporumuza itiraz dilekçesinin 4. Sayfasında yer alan E bendinde " sayın bilirkişinin raporunda 'söz konusu rücu hakkının zamanaşımına uğramadığı ve talep edilen faizlerin uygun olduğuna" ilişkin tespiti de haksız ve hukuki dayanaktan yoksundur." şekildeki beyanlarında da, kök raporumuzdaki görüşümüzün hangi sebeple haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilmemeiştir. Dolayısıyla davacı tarafından işbu rücu davasındaki zamanaşımının KTK.m. 109/4 hükmüne tabi olduğuna, bu hükümde öngörülen zamanaşımı süresinin, rücu hakkına sahip olan kimselerin (somut olayda Güvence Hesabı'nın) kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden itibaren 2 yıl olduğuna ve yine icra takibi de 818 sayılı BK.m. 133/2 (6098 sayılı TBK.m. 154/2) gereğince zamanaşımı kesen sebeplerden olduğundan, davaya konu icra takibinin zamanaşımı süresi içinde başlatılmış olduğuna ilişkin kanaatimizde bir değişiklik olmadığını sayın mahkemenin takdirlerine sunarız.) şeklinde görüş bildirmiştir.2. Ek raporda özetle (Davalı ----- vekili tarafından sunulan 09.09.2016 tarihli dilekçenin “Bilirkişi Raporu Hakkında Beyanlar” bölümünde, kök ve ek raporumuzdaki rücu sorumluluğu ile alakalı tespitin mevzuattan yoksun olduğu, zira KTK. 86. maddesinin “Sorumluluktan kurtulamayan işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir” demek sureti ile zarar görenin kusuru kadar indirim yapılmasını izah ettiği, sigortanın sorumluluğunun işveren mali sorumluluk sigortası poliçesinde işverenin zarar görenlere ödeyeceği tazminat miktarının poliçede yazılı meblağa kadar temin edileceğinin açıkça belirtilmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinin sigortalısı işverenin poliçe kapsamında zarar görenlere yaptığı tüm ödemeden sorumlu olduğu, Güvence Hesabı Yönetmeliği’nin 17/2. maddesi gereğince hesabın, ödediği tazminat miktarı üst sınır olarak zarar görenin yerine geçeceği, zarar görenin kusur oranı kadar da ödediği tazminattan tenzilat yapılmak suretiyle sorumlularına rücu edebileceği, aksi halde dosyadan kusur incelemesi yapılmasının hiçbir anlam ve mahiyetinin kalmayacağı, zarar görenin yerine müspet ve menfi tüm hak ve durumları içereceği, aksinin hukuk mantığına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırılık oluşturacağı belirtilmiştir.
Kök ve ek raporlarımızda, aynı trafik kazası ile ilgili kusur ve maluliyet oranlarını da tespit eden ----- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin -----. sayılı Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş bir mahkeme kararının olduğu hususu arz edilmiştir. Dolayısıyla, bu kararda yer alan ve huzurdaki davaya da konu aynı trafik kazasından kaynaklanan kusur ve maluliyet durumlarının, huzurdaki dava açısından da geçerli olduğu kanaatimizde bir değişiklik olmamıştır.Buna mukabil, ------. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----- sayılı dosyasından verilen gerekçeli kararda “…burada sürücü ----- %75 kusurlu olup, karşı taraf aracı süren ----- araçların hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmamak, hızını aracın yük ve teknik özelliklerine görüş hava durumuna uydurmakla nedeni ile %25 oranında kusurlu bulunmuştur bu kusur raporu hesap raporuna esas teşkil ettirilmiştir ve -----uzmanı ile davacının maluliyeti belirlenmiş, ayrıca fatura edilemeyen tedavi giderlerinin miktarı belirlenmiş, geçici iş göremezlik süresi de tespit edilmiştir…” şeklinde tespitte bulunulmuştur.Dolayısıyla söz konusu gerekçeli kararın dayanağı olan tazminatın dava dışı sürücü ---- %75 oranındaki kusuru indirilerek hesap edildiği ------. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin işbu kesinleşmiş gerekçeli kararında açık şekilde belirtilmiştir. Yani davacı Güvence Hesabı’nın-----. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına istinaden dava dışı sürücü ----- yapmış olduğu tazminat ödemesi, ----- %75 oranındaki kusuru düşüldükten sonra ortaya çıkan tutardır.----- Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki yargılamada, o davanın davacısı -----kusuru oranındaki tazminat tutarı zaten düşülmüş olduğundan, tazminat tutarı ile ilgili kök ve ek raporumuzdaki görüşümüzde bir değişiklik olmamıştır. Nihai takdir sayın mahkemeye aittir.Kök ve ek raporlarımızda davalı ----- pasif husumet ehliyeti ile ilgili olarak kazanın gerçekleştiği 08.12.2010 tarihinde -----plakalı aracın---- firmasınca davalı ----- uzun bir dönem için kiralandığını gösteren kira sözleşmesinin sunulması uygun olmakla birlikte, (varsa) kira sözleşmesi noterden yapılmamış ise, sadece adi yazılı şekilde düzenlenmiş bir kira sözleşmesi işletenlik sıfatının ispatı için yeterli olmadığı, ayrıca kira bedellerinin ödendiğini gösteren fatura, ödeme dekontu vs. belgelerin sunulması, (varsa) kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye veya vergi dairesine bildirilmiş olup olmadığının, kira sözleşmesindeki yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği hususlarının tespiti için gerektiğinde aracı kiraya verdiği iddia edilen davalı ------ ile kiracı olduğu iddia edilen dava dışı ----- firmasının varsa ticari defteri ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin, yani işletenlik sıfatının kimde olduğunun araştırılmasının Yargıtay kararları gereği olduğu arz edilmiştir.Davalı ----- vekili tarafından sunulan 09.09.2016 tarihli dilekçenin ekinde ----- ait HESAP ÖZETİ sureti de sunmuştur. Bu hesap özetine göre ----- firması tarafından davalı ---- yapılan ödemelerle ilgili bilgiler aşağıdaki gibidir:
Tarih Tutar (TL)AlıcıAçıklama
1.)24.10.2011 4.453,33----- ve G Ağustos 2011 Hakedişi
2.)24.01.2012 2.317,16-------ve G Aralık 2011 Hakedişi
3.)24.02.2012 1.988,26------. ve G---- 2012 Hakedişi
4.)26.03.2012 2.353,08------ve G Şubat 2012 Hakedişi
5.)24.04.2012 3.257,55------- ve G Mart 2012 Hakedişi
6.)08.06.2012 2.573,15----- ve G Nisan 2012 Hakedişi
7.)02.07.2012 2.463,56-------ve G Mayıs 2012 Hakedişi
8.)30.07.2012 2.539,04-------. ve G Haziran 2012 Hakedişi
9.)25.04.2013 2.869,77-------. ve G Mart 2013 Hakedişi
10.)24.05.2013 3.908,40------- ve G Nisan 2013 Hakedişi
11.)17.06.2013 4.021,38--------. ve G Mayıs 2013 Hakedişi
12.)24.07.2013 4.495,18--------ve G Haziran 2013 Hakedişi
13.)07.08.2013 4.495,18-------ve G Temmuz 2013 Hakedişi
14.)26.08.2013 1.500,00--------. ve G Ağustos 2013 Hakedişi
15.)12.09.2013 2.536,00------veG ----- Ocak Ağustos Hak Öde
16.)25.09.2013 3.011,00------ve G ------ Ocak ----- Eylül
17.)25.10.2013 4.968,00------ -
18.)22.11.2013 3.008,81---- vekili tarafından sunulan bu hesap özetinde, davalı --- ile ------ firması arasındaki para transferi ilişkisi yukarıdaki gibidir. Fakat söz konusu hesap özetinde yer alan ödemeler yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 2011-2012-2013 yılları ile ilgili olup, davaya konu trafik kazasının 08.12.2010 tarihinde gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında, hesap özetinde yer alan ödemelerin kazanın meydana geldiği tarihle bir ilgisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bunun dışında, söz konusu hesap özeti 2010 yılı kapsamış olsaydı bile, bu hesap özetinde davalı ----- hak ediş olarak yapıldığı görünen ödemelerin kazayı yapan ve davalı ---- maliki olduğu ------ plakalı aracın kira bedeli olarak ödendiğini göstermemektedir. Daha açık bir ifade ile bu hesap özetinde yer alan ödemelerin ----- plakalı aracın kira bedeline ilişkin olarak yapılmış olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama mevcut değildir.Dolayısıyla, davalı ----- tarafından sunulan hesap özetinin kazanın gerçekleşmiş olduğu 08.12.2010 tarihini kapsamaması sebebiyle, davalıya ait aracın kaza tarihinde dava dışı ------ firmasına uzun dönem kiralık olduğunu gösteren bir belge niteliğinde olmadığını, ayrıca kök ve ek raporlarımızda belirttiğimiz davalı ----- ait aracın kaza tarihinde kiralık olduğunu gösteren nitelikte başkaca bir belgenin sunulmamasından ötürü bu aşamada davalı ----- icra takibinde borçlu sıfatının (takip ehliyetinin), huzurdaki davada ise pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Nihai takdir sayın mahkemeye aittir.
Bunlar dışında, uyuşmazlığın geneli ile ilgili olarak kök ve ek raporumuzda arz edilen diğer konulardaki görüşlerimizin değişmesini gerektiren bir durumun mevcut olmadığını da sayın mahkemenin takdirlerine sunarız.Yukarıda arz olunan nedenlerle, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,
Davalı ------ tarafından sunulan hesap özetinin kazanın gerçekleşmiş olduğu 08.12.2010 tarihini kapsamaması sebebiyle, davalıya ait aracın kaza tarihinde dava dışı ----- firmasına uzun dönem kiralık olduğunu gösteren bir belge niteliğinde olmadığını, ayrıca kök ve ek raporlarımızda belirttiğimiz davalı ---- ait aracın kaza tarihinde kiralık olduğunu gösteren nitelikte başkaca bir belgenin sunulmamasından ötürü, bu aşamada davalı ----- icra takibinde borçlu sıfatının (takip ehliyetinin), huzurdaki davada ise pasif husumet ehliyetinin mevcut olduğu;
Davacı Güvence Hesabı’nın, davalılara icra takibinde talep ettiği tazminat tutarında rücu edebileceğine ve icra takibine davalılarca yapılan itirazın uygun olmadığına ilişkin görüşümüzde bir değişikliğin olmadığı;) Şeklinde görüş bildirmiştir.
Uzman bilirkişinin birbirini doğrulayan gerekçeli raporu dosya kapsamına, yargıtay uygulamasına uygun bulunarak aynen benimsenip hükme esas alınmıştır.
Bu itibarla;
Trafik sigortası olmayan ---- plakalı aracın karıştığı trafik kazasında, karşı araç sürücüsü ----- isimli şahsın malul olmasından dolayı kesinleşen -----Asliye Hukuk Mahkemesi ------sayılı dosyada hükmedilen tazminat bedelinin 415.586,00 TL asıl alacak, 7.583,02 TL işlemiş faiz olarak maluliyete uğrayan ----- ödeyen davacının, ödediği bu tazminat bedelinin zarar sorumlusu olan araç sürücüsü davalı ---- ile aracın kayıt maliki davalı ------ rücuen talepte haklı olduğu davalı ----- aracın işleteni olmadığını ispatlayamadığından, önceki kararla maluliyet ve kusur oranları kesinleştiğinden yeniden inceleme yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmış, davacının yargılamayla belirlenen likit olmayan alacağı için yaptığı takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğinden süresinde açılan davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkememizce verilen 28/12/2016 tarih ve ----- Esas ------Karar sayılı ilam davalı ----- ve ----- vekili tarafından istinaf edilmiş, ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi'nin 28/11/2019 tarih ve----Esas ----- Karar sayılı ilamıyla "Dava, geçerli trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı kaza sonucu yaralanan 3. şahsa ödeme yapan davacının, yaptığı ödemenin rücuen tahsili talebiyle başlattığı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali talebine ilişkin bulunmaktadır. İstinaf edenin sıfatına, istinafın kapsam ve nedenine, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, hükme esas alınan 15/02/2016 tarihli aktüer bilirkişi raporu ile ek raporların olaya, oluşa ve Yargıtay uygulamalarına uygun denetlenebilir gerekçeler içermesine, bu raporların hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, meydana gelen kazada yaralanan ---- tarafından Güvence Hesabına karşı ----- Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucu verilen 15/05/2012 tarih ve -----Sayılı kararın Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2013 tarih ve ----- Sayılı ilamı ile onanmasına, yapılan karar düzelte talebinin Yargıtay -----. Hukuk Dairesi'nin 10/10/2013 tarih ve ------. Sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine verilen kararın kesinleşmesine, bu anlamda kazadaki kusur durumu ile maluliyete ilişkin hususların belirlenmiş olması nedeniyle bu hususlarda yeniden araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesinde bir usulsüzluk bulunmamasına, ------. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın eldeki dosanın davalılarına ihbar edilmemesinin davacı Güvence Hesabının davalılara rücu etme hakkını ortadan kaldırmamasına, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16/1-a-c maddeleri gereğince, Güvence Hesabına, Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle; zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere ve zarardan sorumlu kişilere rücu etme hakkı tanınması nedeniyle Güvence Hesabının hem araç sürücüsüne hem de işletenine rücu etme hakkı bulunmasına, -----. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin----- Sayılı dosyasının dava dilekçesi ve hüküm fıkrası incelendiğinde bu davanın davacısı ----- tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı talep edildiğinin anlaşılmasına, bakıcı gideri tazminatının SGK'nın sorumluluğunda olan bir tedavi gideri olmamasına, bakıcı giderinden sürücü ve işleten olan davalıların sorumlu bulunmalarına, davalılar tarafından ------ aracın maliki olmasına rağmen aracın uzun süreli olarak ----- kiralanmış olması nedeniyle işleten sıfatının sona ermiş olduğu ileri sürülmüş ise de, davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan 08/12/2014 tarihli cevap dilekçesinde davalı ---- kazaya karışan ---- plakalı aracın işleteni olduğunun kabul edilmesine, dosyada aracın kiralandığına ilişkin herhangi bir kiralama sözleşmesinin bulunmamasına, kira süresinin ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceği, kira bedeli hususunda davalı tarafça bir beyanda bulunulmamasına, dosyada----- tarafından davalı ---- yapılan bir takım ödemelere ilişkin faturalar bulunmakta ise de, bu faturaların kazaya karışan aracın kiralanmasına ilişkin olduklarına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle aracın dava dışı ------ uzun süreli olarak kiralanmış olduğunun davalı tarafça usulüne uygun delillerle kanıtlanamamış olmasına göre; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince davalı vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine" karar verilmiştir.Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı------ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 13/01/2022 tarih ve -----Esas, ----- Karar sayılı ilamıyla; "Davacı vekili, müvekkilinin, ödemiş olduğu toplam 415.586,00 TL maddi tazminat için davalılara rücu hakkına sahip olduğunu, davalılar aleyhine -----. İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptaline, alacağın likit olması sebebiyle davalıların %20’den az olmayan icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilamında, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulüne, ----- İcra Müdürlüğü -----esas sayılı icra dosyasına davalıların yaptığı itirazın iptali ile ;Takibin 415.586,00 TL asıl alacak, 7.583,02 TL işlemiş faiz üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına,davacının alacağı likit olmadığından koşulları oluşmayan inkar tazminat talebinin ve kanıtlanamayan aşan istemin REDDİNE karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, ---- Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ----- vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ----- vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, trafik kazası sonucu cismani zarar nedeni ile Güvence Hesabının rücuen tazminat talebine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK'nun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, ----- maliki olduğu kazaya neden olan otobüsün dava dışı ----- kiralandığı, kaza anında çekilen fotoğraflarda kiralanan -----adının yazdığı, ceza dosyasında alınan ifadelerde davalı sürücü ---- --- ait aracın sürücüsü olduğu ileri sürülmüş, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı ----- kazaya karışan ----- plakalı aracın işleteni olduğunun kabul edilmesine, dosyada aracın kiralandığına ilişkin herhangi bir kiralama sözleşmesinin bulunmamasına, kira süresinin ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceği, kira bedeli hususunda davalı tarafça bir beyanda bulunulmamasına, dosyada -----tarafından davalı ----- yapılan bir takım ödemelere ilişkin faturalar bulunmakta ise de, bu faturaların kazaya karışan aracın kiralanmasına ilişkin olduklarına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle aracın dava dışı ------ uzun süreli olarak kiralanmış olduğunun davalı tarafça usulüne uygun delillerle kanıtlanamamış olmasına göre davalının bu yöndeki istinaf itirazları reddedilmiştir. Bunun yanında, davacı ile dava dışı -----Arasında kazaya konu aracın kiralandığına ilişkin yapılan sözleşmeye rastlanılmadığı, davacı tarafından kira bedeline ilişkin ödendiği iddia edilen faturaların neye istinaden ödendiği anlaşılamayıp araştırılmadığı gibi dosya içerisindeki kazaya ilişkin olduğu iddia edilen fotoğraflardan plakasının görülmemesi nedeni ile davaya konu aracın olup olmadığı anlaşılamayan aracın dava dışı-----Logosunu yani şirketin isminin yazıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim dava dışı------ Logosunun yani şirketi isminin kaza anında araç üzerinde bulunması durumunda 3. kişiler nazarında aracın -----. ait olduğu hususunda intiba (kanaat) oluşacağından, davalı ----- 3. kişilere karşı zarardan sorumlu olacaktır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de göz önünde bulundurularak, davalı ----- ile dava dışı----- arasında 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, davalı ----- tarafından dosyaya sunulan faturaların neye istinaden ödendiğine ilişkin işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği hususlarının araştırılması, yanı sıra dosya içerisinde bulunan kaza anına ilişkin fotoğraflardan-----yazısının bulunduğu otobüsün plakası tespit edilip işletenlik sıfatının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ---- vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ----- vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.Dosya mahkememize bozularak gelmekle yeni bir esasa kaydı yapılmış, bozma ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur. Davanın ----- şirketine ihbar edilmiş, maliye ve vergi dairesine yazı yazılarak ihbar olunan -- şirketi----- 2009-2010 yıllarına ilişkin BA/BS formları ve vergi, kira bildirimleri istenilmiştir.-----Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dosyası istenilmiştir. Davalı ---- vekilinden gerçek kişi ticari defterlerinin iki hafta içerisinde sunulmasına, sunulduğunda mali müşavir bilirkişi görevlendirilerek Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususların tespiti açısından davalı ----- ticari defterleri ve dava dışı ---- ticari defterleri üzerinden inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ----- 28/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, Mahkememizce verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirmem neticesinde; kaza tarihinde ---- plakalı otobüsün sahibinin davalı ------- olduğunun ihtilafsız olduğu dosya kapsamında dava konusu aracın dava dışı şirkete kiraya verildiğini ispatlayıcı somut bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi bu hususu teyiden davalının kayıtlı bulunduğu ----- Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında kira bildirimine ilişkin belgeye rastlanılmadığının bildirildiğini, aynı zamanda davalı tarafından düzenlenen faturaların ----işleten davalı sıfatıyla personel servis bedeli olarak tanzim edildiği, dosya kapsamındaki fatura suretlerinde “personel taşıma bedeli” ibaresinin alt satırına yazılan “taşıma kira bedeli” ibaresinin dayanağının bulunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde dava dışı şirkete verilen hizmetin 3. Şahıslardan alınan personel taşıma hizmeti olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine ulaşıldığı" bildirilmiştir.
Davalı ---- duruşmada, "Ben kaza yapan aracı ----- garajından alıyordum, aracı onların biliyordum, daha önce ---- aracında çalışıyordum, o araç satılınca o aracı bıraktım, ------ bana bu kaza yapan araçta çalış dediler, ben de bu araçta çalışmaya çalıştım, en fazla 5 gün çalıştım, ancak iş şartları ağır geldiği için bırakacağımı söyledim, tam bırakacağım gün de bu kaza meydana geldi, o dönemde sigorta yaptırılmadı, iş akti de yapılmadı, ben o zaman emekliydim, bana bu araçta çalışmamı ----- söyledi, ben de aracı ---- diye biliyordum, ----- aracı hazırlıyorlar, garajda bırakıyorlar, anahtarı da bir yere bırakıyorlar, ben oradan alıp gidiyordum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyanın sigortacı bilirkişiye tevdi ile ---- vekili tarafından 24/02/2023 tarihinde sunulan CD deki fotoğraflarında renkli olarak raporda yer almak üzere dosya kapsamı ve özellikle---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası bilirkişi raporları ve mahkememizde alınan bilirkişi raporları göz önünde bulundurularak Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususta rapor alınmasına karar verilmiştir.
Sigortacı bilirkiş----- 07/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Hukuki değerlendirme ve takdir tamamen Yüce Mahkemenize ait olmak üzere, dosya münderecatında yer alan davacının iddiaları, davalının savunmaları ve dosyaya sunulan tüm belge ve deliller değerlendirilmek suretiyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda; araç sahibinin kendisinin “işleten” olmadığını; aracı uzun süreli kiralaması nedeniyle “işleten”in kiracı olduğunu ve trafik kazasının kira süresi içerisinde meydana gelmesi nedeniyle kiracının sorumlu tutulması gerektiğine dair aşağıdaki evraklar kanıtlayıcı olduğunu, Kira Sözleşmesi, Aracı kiracıya teslim belgesi, Kira parası alındığına ilişkin belgeler, Aracın, kiracı tarafından “kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere“ işletildiğine ilişkin kanıtlar, Sürücü ve yardımcılarının kiracının buyruğunda olduğuna ilişkin kanıtlar, Davalı ---- hesaplarından dava dışı -----“PERSONEL SERVİS BEDELİ” açıklamasıyla fatura düzenlenmiş olduğu, Personel taşımacılığını yapanın dava dışı ---- olduğu görülmektedir. Davalı ----- ruhsat sahibi olduğu ----plaka sayılı aracı-----firmasına uzun süredir kiraya verdiği faturalardaki iş ilişkisinden belirlenmektedir. Uzun yıllar ---- tarafından yapılan ödemeler ile de bu durumun görüldüğü, Araç şoförü ile ----- firmasının iş ilişkisi olduğulçalışanı olduğu), Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmakla yükümlü olan Güvence Hesabının, Yönetmeliğin 16. Maddesi ile aracın işleteninden, yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemelere sebep olanlara rücu imkânının tanındığını, bu nedenle, işletenin kusuru oranında ödemiş olduğu maddi tazminat için aracın işleteni olan dava dışı ----- uyuşmazlık hususunda bilirkişiliğimce yalnızca görüş bildirildiği, yukarıda yapılan açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK”'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsifin mahkememize ait olmak üzere" kanaatlerini bildirmiştir.Davalı ----- vekili, dosyaya CD olarak sunulan fotoğrafların renkli çıktılarını sunmuş, incelendiğinde kaza yapan aracın plakasının ----olduğu ve üzerinde---- yazdığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, trafik kazası sonucu cismani zarar nedeni ile Güvence Hesabının rücuen tazminat talebine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkilinin, ödemiş olduğu toplam 415.586,00 TL maddi tazminat için davalılara rücu hakkına sahip olduğunu, davalılar aleyhine-----. İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalıların icra takibine vaki itirazlarının iptaline, alacağın likit olması sebebiyle davalıların %20’den az olmayan icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
08/12/2010 tarihinde meydana gelen ve----- plakalı aracın karıştığı kazada yaralanan ----- tarafından Güvence Hesabına karşı ------Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucu verilen 15/05/2012 tarih ve ----- sayılı kararın Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 27/05/2013 tarih ve -----. sayılı ilamı ile onanmasına, yapılan karar düzelte talebinin Yargıtay -----Hukuk Dairesi'nin 10/10/2013 tarih ve -----. sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine verilen kararın kesinleştiği, bu anlamda kazadaki kusur durumu ile maluliyete ilişkin hususların belirlenmiş olması nedeniyle bu hususlarda yeniden araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesi gerektiği, Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 16/1-a-c maddeleri gereğince, Güvence Hesabına, Hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle; zorunlu sigorta yaptırmayan veya geçerli teminat tutarları üzerinden zorunlu sigortaları yaptırmayan kişilere ve zarardan sorumlu kişilere rücu etme hakkı tanınması nedeniyle Güvence Hesabının hem araç sürücüsüne hem de işletenine rücu etme hakkı bulunduğu,---- Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ---- sayılı dosyasının dava dilekçesi ve hüküm fıkrası incelendiğinde bu davanın davacısı ---- tarafından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı talep edildiğinin anlaşıldığı, bakıcı gideri tazminatının----- sorumluluğunda olan bir tedavi gideri olmamasına, bakıcı giderinden sürücünün sorumlu bulunduğu anlaşıldığından davalı sürücü ----- yönünden rücu şartları oluştuğundan itirazın iptali talebinin kabulüne, takip tarihi itibariyle alacak likit ve bilinebilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.2918 sayılı KTK'nun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde "işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Somut olayda, davalı---- maliki olduğu kazaya karışan ---- plakalı otobüsün dava dışı ----- kiralandığı savunmasında bulunduğu, dosyaya kira sözleşmesi sunulamamış ise de, sunulan faturalardan davalı----- tarafından dava dışı ---- arasında araç kiralama ilişkisi bulunduğu, dava dışı ----- kaza yapan aracın üzerine kendi adını yazdığı, araç sürücüsünün dava dışı -----çalışanı olduğu, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanmanın dava dışı----tarafından sağlandığı anlaşıldığından davalı ----- aracı dava dışı ----uzun süreli kiraladığı sonucuna ulaşıldığı anlaşılmakla davalı ----- işleten sıfatı bulunmadığından rücuya tabi zarardan da sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davalı ---- yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-----İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra dosyasına davalı ----- yaptığı itirazın iptali ile;Takibin 415.586,00 TL asıl alacak ve 7.583,02 TL işlemiş faiz üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına,Davacın alacağı likit olmadığından koşulları oluşmayan inkar tazminat talebinin ve kanıtlanamayan aşan istemin REDDİNE,
2-Davalı ---- yönünden davanın husumet yokluğundan REDDİNE,
3-Alınması gerekli 28.906,68 TL nispi harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak alınan 4.979,80 TL ve icra dosyasına yatırılan 2.117,40 TL harç toplamı 7.097,20 TL'den mahsubu ile bakiye 21.809,48 TL'nin davalı ---- alınarak hazineye irad kaydına (daha önce yazılan Harç Tahsil Müzekkeresi'nin iptaline, tahsilat yapıldıysa ilgilisine iadesine),
4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 4.979,80 TL peşin harç, 25,20 TL başvurma harcı ve 2.117,40 TL icra dosyasına yatırılan harç olmak üzere toplam 7.122,40 TL'nin davalı ---- alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı olmak üzere toplam 6.504,60 TL yargılama giderinin davalı --- alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı ---- tarafından yapılan 520,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı ---- verilmesine,
7-Davalı ----- tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen 65.243,66 TL vekalet ücretinin davalı ------alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ---- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,
10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde resen yatıran tarafa iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde YARGITAY TEMYİZ yolu açık olmak üzere davacı vekili, davalı ---- vekili ve daval----- vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.