T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/112 Esas
KARAR NO: 2024/383
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/02/2022
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uluslararası sahada deniz, hava yolu ve kara taşımacılığı yapan bir şirket olan ----------Ş. ile davalının sonra tasfiye memuru olacağı dava dışı ---------Ş. ile taşıma konusunda iş yapıldığı, fakat ----------, dava dışı şirketten alacağına kavuşamadığı, davacının, 30.05.2017 tarihinde -------- İcra Müdürlüğü'nün ------- E. sayılı dosyası ile asıl alacak 3.440,25 USD bedelli; aynı icra müdürlüğünün----------- E. sayılı dosyası ile asıl alacak 400.804,00 TL bedelli icra takibi ikame ettiği, -------- icra takibi ikame etmesinin ardından davacı tarafın, aralarında imzalanan alacağın temliki sözleşmesi ile süreci devraldığı, dava dışı şirketin, her iki icra dosyasındaki borca itirazı üzerine -------- E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası görülmüş olup mahkemenin 06.07.2021 tarihli kararı ile davanın kabul edildiği, icra dosyasında yapılan işlemler devam ederken --------Ş.'nin tasfiye ile sonlandırıldığının anlaşıldığı, icra takibi devam ederken dava dışı şirket genel kurul karan ile 31.01.2019 tarihinde tasfiyeye girdiği ve 11.02.2019 tarih ve --------- sayılı --------- ilan edildiği, davalının aynı ilana göre tasfiye memuru olarak atandığı, ---------- 29.07.2020 tarihli ve ----------- sayılı ilanında, davalı tarafından dava dışı şirkete ilişkin olarak tamamen somut gerçeğe aykırı, kötü niyetli olarak tasfiye sonlandırıldığı ve şirketin terkini gerçekleştiği, tasfiyenin bu şekilde kapatılması, davacının dava dışı şirket üzerinden alacağına kavuşması imkansız hale geldiği, alacaklı olduğunun bilinmesine karşın kendisine ulaşılmayan bir kişi var ise, tasfiye memurlarınca yapılması gereken iş alacak tutarının--------belirlenecek bir bankaya depo edilmesi olduğu ancak Davalı tasfiye memuru ise şirketin bilançolarını gerçeğe uygun olarak düzenlemediği, TTK madde 541 hükmünce alacaklı olduğu bilinen davacının alacağını bankaya veyahut notere depo etmediği, dava dışı şirketin hiçbir pasifi yokmuş gibi şirketin terkini yapıldığı, icra takibinin, halen derdest olup tasfiye memurunun icra takibini bilmemesi ihtimal dahilinde olmadığı, tasfiye memuru, alacaklıların korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri almadan tasfiyeyi kapattığından haksız tasfiye payı da dağıtıldığı, bu durumda tatmin edilmemiş olan davacının uğradığı şimdilik 3.440,25 USD ve 4.000TL maddi zarardan dolayı davalı tasfiye memurunun sorumlu olduğunu tespiti ve kabulünün gerekli olduğu, davacı tarafından dava dışı şirketin terkini 01.12.2021 tarihinde öğrenilmiş olup 31.12.2021 tarihinde TTK madde 4 uyarınca huzurdaki davayı ikame etmek için --------- Arabuluculuk Bürosu'na ----------- Başvuru Numarası ile zorunlu arabuluculuğa başvurduğu, ancak anlaşılamadığını beyan etmiş olup; davalının TTK hükümlerince sorumluluğunun tespiti ile davacının şimdilik 3.440,25 USD ve 4.000 TL maddi zararının dava dışı şirketin temerrüt tarihi olan 30.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf tasfiye memuru olduğu şirketin tasfiye işlemleri kanunlara uygun şekilde yürüttüğünü ve tamamlanmış, ilgili şirketin sicilden terkin edildiği --------- ilan edildiğini, hakkında uyuşmazlık bulunan borçların tutarlarının tespit edilmesi her zaman mümkün olmadığını, doğacak veya doğma ihtimali bulunan alacağı tespit etmek için uyuşmazlıkların belli aşamalara gelmesini beklemek gerektiğini, temel ilkenin, alacakların tasfiyeye girmiş olan şirkete başvurarak alacakları temin etmesi olduğu, bu hususun TTK Madde 541'de hüküm altına alındığı, yapılan ilanlar üzerine davacının alacaklı olduğunu tasfiye memuruna bildirmesi gerektiği ancak, davacı tarafından bu yönde bir bildirimde bulunulmadığı, davacı tarafından TTK Madde 547 gereğince yasal süresi içinde ek tasfiye talebinde de bulunulmamış olup bu durum karsısında tazminat talebinin hukuken dinlenemeyeceği, Davacı, yasal süresi içerisinde bu hakkını kullanmamış ve alacağına kavuşmak için gerekli yasal yollara başvurmadığını, işbu davada tazminat taleplerinin şartları oluşmamakla birlikte talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyan etmiş olup; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 12/04/2023 tarihli raporda özetle; Kanunun öngördüğü alacaklılara çağrı ilanlarını yapan ve öngörülen süreyi bekleyen davalı tasfiye memurunun "dava konusu borçtan haberdar olduğu, yine tasfiye sürecinde kusurlu olduğu " iddiasının İSPATA MUHTAÇ olduğu, dosyada davacı yanın iddiasını ispata yeter ve elverişli somut belge bilgi bulunmadığı hususlarında görüş ve kanaat belirtilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan 27/10/2023 tarihli ek raporda özetle; Davalı tasfiye memurunun TTK m. 291'de belirtilen görevlerini yaparken alacaklılara çağrı konusundaki ilanları yaptığı, davacının alacaklı olduğu, derdest bir itirazın iptali davada borçlu olduğunu önceden bildiğine, ya da bilmesi gerektiğine dönük dosyada delil bulunmadığı, asgari olarak kendisine yüklenen görev ve sorumluluğu ilanları vererek gerçekleştirdiğinden tasfiye memurunun tasfiyenin eksik bırakılmasında kusurunun bulunmadığına yönelik KÖK rapor kanaatlerinin devam ettiği hususlarında görüş ve kanaat belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir. ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı Dosyası, --------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Sayılı Dosyası ve ----------- E. Sayılı Dosyası celp edilmiştir. Dosyaya Sunulu Belgelerin İncelenmesi; Dava dışı ---------Ş.’nin --------Ş.’den 3.440,25 USD ve 400.804,00 TL alacaklı olduğu, iddiası ile 30.05.2017 tarihinde 2 ayrı icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durdurulduğu tarafımızdan görülmüştür. Dosyada mübrez takip dosyaları üzerinde yapılan incelemede; ---------İcra Müdürlüğünün -------- Esas Sayılı Dosyası; Dava dışı ---------Ş. tarafından 30/05/2017 tarihinde İlamsız Takiplerde Ödeme Emri” ile 07/06/2016 tarihli ve---------- seri numaralı fatura ile 10/06/2016 tarihli ve ----------- seri numaralı faturadan kaynaklanan 3.440,25 USD asıl alacak talep edilmiş; ancak borçlu tarafından itiraz dilekçesi verilmesi üzerine 15/06/2017 tarihli karar ile takip durdurulmuştur.---------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas Sayılı Dosyası ;
Dava dışı --------Ş. tarafından 30/05/2017 tarihinde İlamsız Takiplerde Ödeme Emri” ile 15/12/2015 tarihli ve ----------- seri numaralı fatura, 21/12/2015 tarihli ve ------- seri numaralı fatura, 31/03/2016 tarihli ve ---------- seri numaralı fatura, 02/05/2016 tarihli ve ----------- seri numaralı fatura ile 02/05/2016 tarihli ve --------- seri numaralı faturadan kaynaklanan 400.804,00 TL asıl alacak talep edilmiş; ancak borçlu tarafından itiraz dilekçesi verilmesi üzerine 11/12/2018 tarihli karar ile takip durdurulmuştur.
Dosya borçlusu tasfiye halinde ----------Ş.’nin 29.07.2020 tarihli ----------- sayılı ---------- ---------- sayfasında yayınlanan ilan ile TERKİN edildiğinin anlaşılması üzerine, diğer bir ifade ile borçlu şirketten alacağın tahsil kabiliyeti kalmaması üzerine; davacı yan tarafından “tasfiye memurunun kusurlu olduğunun, tespiti ve dava konusu alacağın tasfiye memurundan tahsili” amacıyla huzurdaki davanın ikame edildiği, anlaşılmıştır.Mali bilirkişi incelemesinde; Dava dışı ----------Ş.’nin ----------Ş.’den alacağı olan 3.440,25 USD ve 400.804 TL de dahil olmak üzere 1.947.000 TL tutarlı alacağının, davacı yana temlik edildiği, davacı yanın ticari defterlerinde bu alacağın temlik eden ---------- borcundan düşülmek suretiyle 30.11.2017 yevmiye tarihi ve ---------- yevmiye numarası ile kayıt altına alındığı, Borçlu ----------Ş.’nin itirazı ile durdurulan, ---------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyaya konu 3.440,25 USD ve --------- Esas sayılı dosyaya konu 400.804,00 TL tutarlı alacakları temlik alan davacı tarafından, itirazın iptali, takibin devamı amacıyla 11.12.2019 tarihinde -------- E. Sayılı dosya üzerinden “itirazın iptali” davası açıldığı, ticaret sicil müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda, borçlu firmanın tasfiyeye girdiği görülmesi üzerine, borçlu şirketin tasfiye memuru davalı ... “İtirazın İptali” konulu dava dilekçesi ve eklerinin, (davalı adına bina görevlisine) 18.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, --------- E. Sayılı dosya üzerinden yapılan yargılamada, tarafların ticari defterlerinin incelendiği, kök ve ek bilirkişi raporları aldırılması üzerine 06.07.2021 tarihinde takibin aynen devamına karar verildiği, İtirazın İptali konulu davada hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda borcunun defterleri incelenmemiş, alacaklı olan ----------- firmasının ticari defterleri ve dosyada tarafların BA-BS formları üzerinde yapılan inceleme ile davacı lehine kanaat bildirilmiştir. Ek raporda ise Borçlunun 2015-2016 yılı ticari defterlerinin (yevmiye hariç) incelediği beyan edilerek, borçlu ----------Ş.’nin kendi ticari defterlerine göre ne kadar borçlu gözüktüğü (borçlu gözüküp-gözükmediği) noktasında bir tespit yapılmadan, “alacaklı tarafından borçluya 2015 ve 2016 yılında düzenlenen tüm faturaların borçluda kayıtlı olduğu, tarafların BA-BS bildirimlerinin örtüştüğü, ödeme noktasında ispat külfetinin borçlu tarafa geçtiği tespiti ile, kök raporda değişikliğe gidilmediği,” beyan edilmiştir.
---------Ş.’nin Ticaret Sicil Kayıtları üzerinde yapılan incelemede; ---------- ticaret sicil numaralı ----------Ş.’nin ----------- Noterliğinin 01.02.2019 tarihli ------- yevmiye no ile tasdikli 31.01.2019 tarihli Genel Kurul Kararı’nın 05.02.2019 tarihinde tescili ile, borçlu şirketin tasfiyeye girdiği ve davalı yanın tasfiye memuru olarak atandığı, tescilin 11.02.2019 tarihli -------- sayılı--------- ----------- Sayfasında yayınlandığı, Davalı tasfiye memuru tarafından, 13.02.2019 tarihli ---------- nolu--------- ----------- Sayfasında ALACAKLILARA ÇAĞRI olarak 1. İlanın yayınlandığı, Davalı tasfiye memuru tarafından, 21.02.2019 tarihli ---------- nolu --------- ---------- Sayfasında ALACAKLILARA ÇAĞRI olarak 2. İlanın yayınlandığı, Davalı tasfiye memuru tarafından, 01.03.2019 tarihli --------- nolu --------- ----------- Sayfasında ALACAKLILARA ÇAĞRI olarak 3. İlanın yayınlandığı,anlaşılmıştır. 20.07.2020 tarihli Genel Kurul Kararının, 27.07.2020 tarihinde tescili ile tasfiyenin “Genel Kurul Kararına İstinaden TERKİN” ile sonlandırıldığı, TERKİN’in 29.07.2020 sayılı ---------- sayılı --------- ---------- Sayfasında ilan edildiği, görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat talebine ilişkindir. Davaya konu uyuşmazlıkta, dava dışı (temlik eden -alacaklı) ----------- Şirketi tarafından dava dışı Borçlu ----------- aleyhine, 3.440,25 USD ve 400.804,00 TL tutarında alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durdurulduğu, İtirazın İptali davasının, alacağı temlik alan davacı tarafından ikame edildiği, davacı yanın davasının kabul edilmekle birlikte, borçlu şirketin Terkin edilmesi nedeniyle alacağın “tahsil kabiliyetinin kalmadığı” gerekçesi ile borçlu şirketin tasfiye memurluğunu yapan davalı yanın “kusuru nedeni ile borçtan sorumlu olduğunun tespiti ve davalı yandan tahsili” amacıyla iş bu davanın açıldığı, Davacı vekili tarafından “tasfiye memurunun derdest olan icra takibini bilmemesinin ihtimal dahilinde olmadığı, davacı yanın alacaklı olduğunun bilinmesine rağmen alacağın Bankaya veyahut notere depo edilmesi gerektiği” iddia edilmektedir. Davaya konu temlik alınan borcun, alacaklısı tarafından 30.05.2017 tarihinde 2 ayrı icra takibine konu edildiği, takiplere, borçlu vekili tarafından 03.06.2017 tarihinde itiraz edilmesi üzerine takiplerin durdurulduğu, Alacağın temlikinden sonra başlatılan itirazı iptali davasında, dava dilekçesi ve eklerinin de ilk olarak davalı tasfiye memuruna 18.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, Davalı tasfiye memurunun borçlu şirketteki görevinin 31.01.2019 tarihli Genel Kurul Kararı’nın 05.02.2019 tarihinde tescili ile başladığı, kanunun öngördüğü alacaklılara çağrı ilanları ve zorunlu bekleme süresinin tamamlanması ile 20.07.2020 tarihli Genel Kurul Kararının, 27.07.2020 tarihinde tescili ile tasfiyenin “TERKİN” ile sonlandırıldığı ve davalı tasfiye memurunun görevinin sona erdiği, Tasfiye memurunun görev süresinin 31.01.2019 ve 20.07.2020 tarihli Genel Kurul Kararlarının tescili ile başlayıp bittiği, diğer bir ifade ile alacaklı firma tarafından başlatılan takip ve itirazda, tasfiye memurunun görevi başlamadığı gibi, itirazın iptali davasına ilişkin dilekçe ve eklerinin davalı yana tebliğinde ise tasfiyenin sonlandığı, Yine ticari defterlerde borcun kayıtlı olup olmadığının dosya kapsamında sabit olmadığı, --------- E. Sayılı dosya üzerinden yapılan yargılamada, hükme esas alınan bilirkişi raporunda borçlu ----------Ş.’nin kendi ticari defterlerine göre ne kadar borçlu gözüktüğü (borçlu gözüküp-gözükmediği) noktasında bir tespit yapılmadan, “alacaklı tarafından borçluya 2015 ve 2016 yılında düzenlenen tüm faturaların borçluda kayıtlı olduğu, tarafların BA-BS bildirimlerinin örtüştüğü, ödeme noktasında ispat külfetinin borçlu tarafa geçtiği tespiti ile,” kanaat bildirilmiştir. Terkin edilen borçlunun kendi ticari defterlerine göre borçlu gözüküp-gözükmediği noktasında bir tespit yapılmadan, borç kayıtlarının (belgeye dayanmasa bile) ödeme gösterilmek suretiyle kapatılmasından, kanunun öngördüğü, ilanları yapan ve öngörülen süreyi bekleyen tasfiye memurunun kusurundan bahsedilemeyeceği, Kanunun öngördüğü alacaklılara çağrı ilanlarını yapan ve öngörülen süreyi bekleyen davalı tasfiye memurunun “dava konusu borçtan haberdar olduğu, yine tasfiye sürecinde kusurlu olduğu” iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 858,51 TL harcın mahsubu ile fazladan yatırılan 430,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Dosyada arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/05/2024