T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/483 Esas
KARAR NO: 2024/557
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA : Davacı vekili 11/07/2023 tarihli asıl dava dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından keşide edilerek davalı ------- Şti.'ne teslim edilen ---------- Şubesi --------- seri nolu 1.900.000,00 TL bedelli 28.02.2023 tarihli tüm davalıların cirosu bulunan çekin, aşağıda izah edecekleri hususlar doğrultusunda yetkili hamil olmayan davalı ... tarafından ----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile sadece müvekkili aleyhine takibe konu edildiğini, işbu icra dosyasında görünen borç yönünden hem takip alacaklısı hem de çekte cirosu bulunan diğer davalılar aleyhine menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirket, dava konusu çek ile beraber 2 adet çeki davalı ----------- Şti.'ne teslim ettiğini, müvekkili şirket icra takibine dayanak yapılan çeki ve dava konusu icra takibi dışındaki diğer bir adet çeki davalı ------------ Şti.'ne müvekkilinin şantiyelerindeki bir takım elektrik işlerinin tamamlanması için sözlü olarak yapılan anlaşma doğrultusunda ve avans mahiyetinde teslim ettiğini, ancak ------------ Şti.'nin avans çekini aldıktan sonra söz vermesine rağmen ne sözleşme imzaladığını, ne fatura kestiğini ne de vaat edilen ticaret gereği işin başlamasına imkan verdiğini, devam eden süreçte anlaşılan işlerin --------- tarafından yapılmadığını, bu konuda müvekkili şirkete herhangi bir fatura da kesilmediğini, müvekkili şirkete teslim ettiği çeke istinaden mal ve hizmet alamadığı için çekin iadesini talep ettiğini ancak davalı ------------ cevaben çekin rızaları dışında ellerinden çıktığını ve kaybedildiğini, yasal süreçlere başlayacaklarını müvekkili şirkete bildirdiğini, bu doğrultuda müvekkili şirkete, ------------- Şti. tarafından bu hususta çeklerin kaybedildiğini, rızaları dışında ellerinden çıktığını ve üçüncü şahıslar tarafından kullanılma ihtimali olduğu iddiası ile ödemeden men yasağı alınması için ----------- Esas sayılı dosyası ile tedbir talep edildiği ve işbu dosyadan müvekkiline ait 2 çek için tedbir kararı alındığının bildirildiğini, mezkur mahkeme kararı, müvekkili şirkete ait çekin bankasına ulaştığını ve çeklerin arkasına men şerhi işlendiğini, dava konusu takip öncesinde; yetkisiz hamil davalı ..., ----------- Şti. aleyhine icra takibi başlattığını ve devamında dava ile savcılık süreçleri olduğunu, müvekkili şirketin sonradan öğrendiği üzere, dava konusu icra takibi öncesinde, çeki elinde bulunduran yetkisiz hamil davalı ..., ilk olarak -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı icra dosyası ile sadece ----------- Şti. aleyhine yasal takibe başladığını, bu takip öncesinde---------- D. İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı da alındığını, icra takibi ile karşılaşan --------- Şti. sürecin başından beri müvekkili şirkete iletmiş olduğu beyanları doğrultusunda hareket ederek icra takibine yönelik olarak --------- Esas sayılı dosyası ile imza itiraz davası açtığını, devamında ---------- soruşturma sayılı dosyası ile resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetinde bulunduğunu, aynı süreçte ----------- D. İş dosyası ile de ihtiyati hacze itiraz ettiğini, hem ihtiyati hacze hem de imzaya itirazlarında lehtar ------- çeke ilişkin olarak herhangi bir ciro yapmadıklarını, yapıldı ise dahi kopya kaşe ve sahte imza ile üçüncü şahıslar tarafından yapılmış olabileceğinin belirtildiği, --------- Şti. başlatmış olduğu tüm yasal yollardan feragat ettiğini, icra dosyasının tahsil harcı ödenerek kapatıldığını, tüm bu hukuki süreçleri başlatan davalı --------- Şti. yapmış olduğu tüm başvuru ve şikayetlerden nedenini anlayamadıkları ve halen de anlaşılamayan şekilde sonuçları dahi beklemeden dosyalardan feragat ederek dosyaları kapattığını, feragat dilekçelerinde ise herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ve gördükleri lüzum üzerine feragat ediyoruz beyanı ile yetinildiğini, işbu feragatler ile birlikte icra dosyası da tahsil harcı ödenerek hacizler kaldırıldığını, takip alacaklısı ve çek lehdarı olan tarafların bu yöntemle, ciro silsilesine uymayan ve haksız hamil elindeki çek ile müvekkili şirket aleyhine işlem başlatılmasına ve haksız kazanç sağlanmasına imkan sağladığını, takip alacaklısı görünen haksız hamil ..., belirtilen bu aşamadan sonra müvekkili şirket aleyhine dava konusu icra takip işlemlerine başladığını, davalı ..., çekin diğer cirantaları olan davalıları taraf göstermeksizin sadece müvekkili aleyhine ------ İcra Müdürlüğü -------- Esas sayılı dosyası ile ayrıca ihtiyati haciz kararı da alarak yasal işlemlere başladığını, izah etmiş oldukları yaşanan sürecin tüm davalıların müvekkili şirketi almadığı mal ve hizmete karşı vermiş olduğu çek yönünden zarara uğratmak adına hareket ettiklerinin sabit olduğunu, lehtarın elinden rızası dışında çıkan çeke takipler öncesinde ciro silsilesi yapılarak iyi niyetli üçüncü şahıs olarak görünmek isteyen tarafların açıkça kötü niyetli olarak hareket ettiği izahtan vareste olduğunu, gözle yapılan inceleme de dahi takip öncesi ciro silsilesindeki sıranın değiştirildiği iptal edilen cironun tekrar yetkili hamil gösterilmek kastı ile yapıldığının da sabit olduğunu, mahkemece yapılacak taraflara ait ciroların imza incelemesi ve aralarında geçmiş ve güncel döneme ilişkin ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının, taraflar arasında akdedilen bir sözleşmenin var olup olmadığının araştırılması neticesinde gerçek durumun ortaya çıkacağını, diğer yandan tüm bunlara ek olarak ilk paragraflarda bahsetmiş oldukları ve gerçekleşmeyen ticari anlaşmaya istinaden verilen bir çek daha bulunmakta olup işbu diğer çek olan ----------- Şubesi ------------ seri nolu 01.03.2023 tarihli 1.550.000,00 TL bedelli çekin ise ciroları silinmiş şekilde davalılar olan ancak bu sefer alacaklısı ... olarak gösterilerek----------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine takibe konu edildiğini, ilgili dosya için de ayrıca menfi tespit davası açılacağını, ayrıca rıza dışı elden çıkan çeke sahte lehtar cirosu ve tahrifat yaparak takibe konu eden davalılar hakkında da resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından taraflarınca da savcılık şikayeti yapılmış olup ilgili soruşturma dosyasının----------- Soruşturma sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin mal ve hizmet alma gayesi ile keşide etmiş olduğu ----------- Şubesi ---------- seri nolu 28.02.2023 tarihli 1.900.000,00 TL bedelli çeke yönelik yapmış olduğu anlaşma gereği hizmet alamamış olup devamında izah etmiş oldukları yaşanan süreçle olmayan bir borcun sorumlusu haline getirildiğini, tüm davalıların ortak hareket ederek müvekkili şirketi zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini, mahkemece yapılacak araştırma neticesinde davalılar arasından da ciroyu gerektirecek bir ticari faaliyet olmadığının tespit edilebileceğini, neticeten takibe konu çek lehtarın rızai hilafına aykırı olarak ciro edilmeksizin ellerinden çıktığını, çekte bulunan lehtar cirosunun kopya kaşe ve sahte imza ile yapıldığı müvekkiline takip yapılmadan önce tüm dosyalara sunulan beyanlar kapsamında sabit olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere çekte ilk cironun lehtar tarafından yapılması kanuni şart olduğunu, lehtar tarafından yapılan ilk ciro sonrası yapılan cirolarla çekin teslimi neticesinde yetkili hamilden söz edilebildiğini, kaldı ki takip alacaklısından önceki ciro lehtar cirosu olup araya iyi niyet iddia edilebilecek başkaca bir ciro girmediği de sabit olduğunu, takip alacaklısının kambiyo hukuku mucibinde takip hakkına sahip olmadığının açık olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere müvekkili şirketin ne lehtara ne de ciro silsilesindeki davalılara herhangi bir borcu bulunmadığını, mahkemece alınacak imzaya ilişkin bilirkişi raporu kapsamında lehtara ait olduğu iddia edilen cironun sahte olduğunun da anlaşılacağını, bu kapsamda keşideci müvekkilinin imzasına itiraz etmemekle beraber mahkemeden lehtara ait cirodaki kaşe ve imzanın gerçekliği için bilirkişi raporu alınmasını arz ve talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, ciro zincirinin kopukluğu, lehtar cirosunun sahte olması ve alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı sebebiyle müvekkili şirketin davalılara borcu bulunmadığının tespiti ile ----------- Şubesi ----------- seri nolu 28.02.2023 tarihli 1.900.000,00 TL bedelli çekin iptaline karar verilmesi gerektiğini, yukarıda izah etmiş oldukları beyanlara ek olarak ise müvekkili şirket aleyhine başlatılan takibe tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla başlatıldığı şerhi düşülmüş olup devamında ise takibe dayanak yapılan çek aslının ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyasında bulunduğun belirtildiğini, işbu dosyanın alacaklısının ise yukarıda da bahsetmiş oldukları üzere ..., borçlusu ise yalnızca lehtar ----------Şti. olduğunu, devam eden süreçte bahsetmiş oldukları üzere ---------- tarafından imzaya itiraz, savcılık şikayeti ve ihtiyati hacze itirazlar yapıldığını, belirtmiş oldukları beyanların sunulduğunu, ---------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyası taraflarınca incelenmiş olup alacaklı ... tarafından dosyaya 26.04.2023 tarihinde dosyadaki tüm hacizlerin kaldırılması talebi sunulduğunun tespit edildiğini, yine alacaklı tarafça aynı tarihte Tahsil Harcı olarak ve Haricen %4,55 açıklaması ile 77.248,84 TL harç yatırıldığını ve dosya kapsamındaki hacizlerin kaldırıldığını, alacaklı tarafça herhangi bir tahsilat yapılmadan dosyaya bu denli yüksek miktarda harç ödenmesi ve tahsil kabiliyeti olan hacizlerin kaldırılmasının açıkça hayatın olağan akışını aykırı olduğunu, alacaklı tarafça yapılan haricen tahsilat neticesinde hacizlerin kaldırıldığını, devamında keşideci müvekkilinden haksız kazanç elde etmek için davaya konu takip başlatıldığını, nitekim ----------- Ve 08.03.2021 tarihli ilamında: "...Somut olayda; borçlunun adına kayıtlı taşınmazlardan sadece ikisi üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik alacaklı vekilinin talebi, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, alacağın haricen tahsil edildiğine karine teşkil edeceğinden..." şeklinde karar verildiğini, yine-------- sayılı ilamında da: "...alacaklı icra dairesine başvurarak icra takibi nedeniyle borçlunun taşınmazları üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğine göre, bu istem alacağın haricen tahsil edildiğine karine teşkil edeceği..." yönünde karar verildiğini, belirtmiş oldukları kararlara ek olarak dairenin yerleşik içtihatı olan bu hususta ---------- Esas ----------- Karar, ---------- Esas --------- Karar nolu, --------- Esas --------- Karar nolu,--------- Esas ---------- Karar nolu kararlarda da haricen tahsil harcının yatırılmasının alacağın tahsil edildiğini gösterdiği ve karine teşkil ettiği yönünde kararlar mevcut olduğunu, işbu sebepler ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda ---------- Şubesi ----------- seri nolu 1.900.000,00 TL bedelli çek için öncelikli olarak başlatılan--------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyasına 26.04.2023 tarihinde tüm hacizlerin kaldırılması talebi ile 77.248,84 TL haricen tahsil harcı yatırılması açıkça tahsilat yapıldığının göstergesi olduğunu, devamında müvekkili şirket aleyhine başlatılan davalarına konu takibin açıkça tahsilde tekerrür teşkil ettiği ve müvekkilini zarara uğratmak kastı ile hareket edildiğinin tüm deliller ile ortada olduğunu, işbu dosyaların celbi sonrasında mahkemece izah etmiş oldukları hususların tespit edileceğini, bu kapsamda hem çekte kullanılan kopya kaşe - sahte imza ve tahrifatlarla çeki hukuka aykırı olarak elinde bulunduran davalı ... yetkili hamil olmaması hem de takibe dayanak çekin tahsil edilmiş olmasından kaynaklı itirazlarının kabulü ile müvekkili şirketin takipten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, dava dilekçesi içerisinde belirttikleri nedenlerle, davalının başlattığı icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hem alacaklı görünen tarafın yetkili olmaması hem de çekin hali hazırda önceki dosyadan tahsil edilmesinden kaynaklı açmış oldukları menfi tespit davasının yargılama sürecinde, müvekkilinin icra ve haciz baskısı nedeniyle borçlu olmadığı bedeli ödemek zorunda kalmaması ve telafisi mümkün olmayacak zararların ortaya çıkmaması adına ihtiyati tedbir talep ettiklerini, müvekkili şirketin tüm malvarlığı üzerinde haciz işlemi uygulanarak müvekkilinin ticari hayatı durma noktasına getirildiğini, davalının, bu yolla müvekkilini sıkıştırarak haciz baskısı ile müvekkilinden tahsilat yapmaya çalıştığını, işbu sebeple, müvekkili şirket aleyhine yürütülen icra takibinin öncelikle teminatsız olarak durdurulmasına; mahkeme aksi kanaatteyse teminat mukabilinde icranın tedbiren durdurulmasına, dosyadaki hacizlerin fekkine karar verilmesini, sunmuş oldukları dava dilekçesi kapsamında öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama neticesinde de taleplerinin kabulü ile müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkilinin zarara uğramasını önlemek için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise son çare olarak teminat mukabilinde icra takip dosyasının tedbiren durdurulmasına, dosyadaki hacizlerin fekkine, davalarının kabulü ile müvekkilinin tüm davalılara ve --------- Esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip dolayısıyla davalının, takibe konu bedelin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı ... vekili 01/09/2023 tarihli asıl dava cevap dilekçesinde özetle; esas numarası belirtilen ve yargılaması mahkeme nezdinde görülen davaya karşı süresi içerisinde cevap dilekçelerini sunduklarını, işbu haksız, hukuka aykırı ve tamamen kötü niyetli bir şekilde ikame edilen davaya karşı beyanlarının aşağıdaki gibi olduğunu, öncelikle ve önemle belirttiklerinin huzurdaki davada; asıl alacak ve fer'ilerine ilişkin talep ve iddialar bakımından hak düşürücü süre, yetki itirazlarında ve zamanaşımı definde bulunduklarını, dava konusu çeklerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, geçerli bir ciro zincirinden bahsedilmek için; ilk cirantanın lehtar olması gerektiğini, yargılama konusu oluşturan çeklerde, geçerli bir ciro zinciri oluşturmak maksadıyla müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, diğer deyişle ifade etmek gerekir ise; davaya konu çekler üzerinde yer alan imzanın, müvekkili şirket yetkilisi --------- ait olmadığını, dolayısıyla müvekkili tarafından atılmış bir imzanın olmaması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, çek üzerindeki imzaların müvekkilinin el ürünü olmadığının sunmuş oldukları vekaletnamenin basit bir şekilde incelenmesinde dahi tespit edilebileceğini, ancak yine de; mahkemenin müvekkili şirket yetkilisinin imza örnekleri alınarak bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili aleyhine hukuki işlem tesis edilmesine neden olan takibe dayanak belge konumundaki çek hakkında sahtelik iddiasında bulunma zorunluğu hasıl olduğunu, senette tahrifat bulunduğunu, yukarıda belirttikleri sebeplerle çekin, müvekkili adına imzaya yetkili hiç kimse tarafından ciro edilmediğinden çekteki imzaya ilişkin imza itirazında bulunduklarını, müvekkili ile davacı arasında hukuki bir ilişki mevcut olmadığını, müvekkilinin ticari hayatında her zaman basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne uygun davrandığını, nitekim TTK 18/2 maddesi; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." şeklinde olduğunu, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir borç ilişkisi doğuracak ticari iş ilişkisi söz konusu olmadığını, müvekkili ile davacı arasındaki iş ilişkisini gösterir herhangi bir somut delil dosyaya sunulmamış olup taraflar arasında sözlü bir anlaşmanın var olduğu iddia edildiğini, ancak söz konusu beyanın gerçeği yansıtmadığını, ayrıca davaya konu çeklerin bedelleri göz önüne alındığı takdirde arada sözleşme olmadan bu kadar yüksek meblağdaki çeklerin düzenlenmesi ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işbu durumun bile başlı başına davacının iddialarının soyut olduğu, taraflar arasında kambiyo senedi düzenlenmesine sebebiyet verecek temel bir hukuki ilişkinin bulunmadığını kanıtlamaya matuf olduğunu, müvekkilinin yerleşim yeri ---------- olup ticari işlerini de bu çevrede yürüttüğünü, davacının yerleşim yeri ise ----------- olduğunu, esasen söz konusu ciro zincirindeki cirantaların hepsinin yerleşim yeri ------------- olup işbu noktada bile bir illiyet bağı bulunmadığını, genel kabul ve hayatın olağan akışına göre; müvekkili ile ----------- ikamet etmekte olan davacı arasında herhangi bir ticari ilişkinin olduğu iddiası abesle iştigal olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında devam eden ceza dosyası mevcut olduğunu, malum olduğu üzere çek bir resmi belge olduğunu, resmi belgenin gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlenmesi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil ettiğini, müvekkilin imzasının taklit edilerek işbu davaya konu çeklerin düzenlenmesi üzerine taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, resmi belgede sahtecilik suçunun takibi şikayete bağlı olmadığını, dolayısıyla şikayetten feragat de mümkün olmadığını, 17/03/2023 tarihinde yapmış oldukları şikayet üzerine başlatılan ----------- Soruşturma numaralı dosyasının, yetkisizlik kararı ile kapatıldığını, ---------- Soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma devam ettiğini, anılan dosyada müvekkilinin imza örnekleri alındığını, bu doğrultuda dosyanın celbini talep ettiklerini, müvekkili lehine çek keşide edilmesinin bilgisi dışında gerçekleştiğini, yukarıda da izah edildiği üzere müvekkili ile davacı arasında ve diğer davalılar arasında, kambiyo senedinin doğumuna sebebiyet verebilecek ticari bir ilişki söz konusu olmadığını, müvekkili lehine çek keşide edildiğinden ancak davacının kendisine ulaşması sonucunda haberdar olduğunu, işbu durumun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, davacının, müvekkiline ulaşarak lehine çek keşide edildiğini ancak işbu davanın konusu olan çeklerin zayi olduğunu ifade ettiğini, aynı zamanda müvekkilinden çek iptal davası açmasını istediğini, zira söz konusu çeklerin keşidecisi olduğu için çek iptal davası açamayacağını, nitekim ------------ sayılı ve 28/02/2019 tarihli ilamında; "...Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, zayi nedeniyle çek iptali davasının, işin niteliği ve meydana getireceği hukuki sonuçları itibariyle bu tür davayı açma yetkisinin hamile ait olduğu, keşidecinin bu yasal yükümlere dayanarak çek iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir..." kurulan hükmün ONANMASINA karar verildiğini, davacının çek iptal zayi davası açamaması nedeniyle müvekkili tarafından davacının iş hayatının olumsuz etkilenmemesi için tamamen iyi niyetli bir şekilde ------------ E. sayılı dosyası ile çek iptal zayi davası açıldığını, çeklerin diğer davalı ... elinde bulunduğu için davadan feragat edildiğini, işbu durumun davacıya bildirildiğini, söz konusu yargılamada yapılan masrafların davacı tarafından bizzat karşılandığını, akabinde huzurdaki davanın ikame ettirilmesi bile başlı başına davacının kötü niyetini göstermeye matuf olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, İcra İflas Kanunun 72/3. Maddesi uyarınca; "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." şeklinde açıkça düzenlendiğini, davacı tarafından sunulmuş olana teminat mektubunun mahkemenin 22/08/2023 tarihli 1 numaralı ara kararı ile kabul edildiğini, 22/08/2023 tarihli ara kararın; "...----------Ş. --------- Kurumsal Şubesinin 18/08/2023 tarihli 261.265,25 TL bedelli, ------------ sayılı mektup numaralı teminat mektubunun," şeklinde olduğunu, ancak kanunun açık ve emredici düzenlemesi alacağın en az %15'i oranında teminat yatırılması halinde ihtiyati tedbir kararının kabul edilebileceği şeklinde olduğunu, dolayısıyla 22/08/2023 tarihinde kabul edilmiş olan ihtiyati tedbir kararının kanuni olmayıp kaldırılması gerektiğini, sonuç olarak belirtmek gerekir ki; davacı tarafından müvekkili lehine çek keşide edilmesini gerektirecek bir ticari ilişkileri mevcut olmadığını, diğer deyişle ifade emek gerekir ise taraflar arasında borç doğuracak bir hukuki ilişki mevcut olmadığını, önemle ve ısrarla belirtildiği üzere davaya konu çekler üzerindeki imzalar dahi müvekkilinin el ürünü olmadığını, ayrıca 22/08/2023 tarihinde kurulan ara karar ile ihtiyati tedbire karar verilmesinin usul, esas ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli bir şekilde ikame edilmiş olan bu davanın reddini talep etme zorunluluğumuz hasıl olduğundan bahisle müvekkilinin borçlu olmadığının ve takibe dayanak teşkil eden "Çek" altındaki imzanın müvekkilinin el ürünü olmadığının tespitine, haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı şekilde ikame edilen huzurdaki davanın reddine karar verilmesi, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması, davacının haksız ve kötü niyetli ikame etmiş olduğu işbu dava nedeniyle %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 07/09/2023 tarihli asıl dava cevap dilekçesinde özetle; takibe konu çekin, meşru ve yetkili hamili olan müvekkili tarafından yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiğini ancak davadışı lehdarın açtığını öğrendikleri zayi davasından verilen tedbir kararı sebebiyle karşılığının müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davacı aleyhine ------------ İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davacının, dava dilekçesinde takibe konu çekteki dava dışı 3.şahıs olan lehdarın imzasının lehdara ait olmadığını ve bu sebeple ciro silsilesinin bozuk olduğunu, davadışı 3. Şahıs lehtar tarafından ----------- Esas sayılı dosyasında çek zayi davası açıldığını ve bu davadan tedbir kararı verildiğini, takibin mükerrer olduğunu belirttiğini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiğini, davacının borcun esasına ilişkin itirazlarının ise mahkemece dinlenmesi mümkün olmadığını, davacı vekilinin mahkemeye vermiş olduğu dilekçesi ile talebe konu çekte imzanın lehtara ait olmadığı, çek lehtarı diğer davalı tarafından ödeme yasağı konulduğunu belirterek itiraz ettiğini, ancak müvekkilinin hamili olduğu çeki bankaya ibraz ettiğini, çek hakkında ödeme yasağı olması sebebiyle çek üzerine şerh edilerek ödeme yapılmadığının görüldüğünü, kambiyo senedi olan çekin kayıtsız şartsız bir borcu ödemeyi içerdiğinden müvekkilinin alacaklı olduğunu ispat ettiğini, dava dilekçesinde davacının delil olarak belirttiği ------------- Esas ve ----------- Esas sayılı dosyalarından çek lehdarı 3.kişi feragat etmiş olup, feragat dilekçeleri dosyalarında bulunduğunu, çek lahdarı 3. kişinin feragati doğrultusunda ------------- Esas sayılı dosyasından davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, diğer davalı tarafından istirdat davası da açılmadığını, bu anlamda müvekkilinin son yasal hamil olduğunun da kesinleştiğini, ayrıca imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği keşideci olan davacının lehdar imzasına itiraz etmesinin mümkün olmadığını, çekte, şeklen ciro silsilesinin usulüne uygun olması yeterli olup, mahkemenin lehdarın imzasını incelemesinin kanunda yeri de olmadığını, davacının mükerrerlik itirazı yerinde olmadığını, şöyle ki; davacının adresi --------------- bulunduğundan ve ülkede yaşanan deprem sebebiyle deprem bölgesinde OHAL ilan edildiğinden, OHAL kapsamında alınan takip yasağı sebebiyle de davacı aleyhine icra takibine OHAL süresince girişilemediğinden takibin açılması için OHAL kapsamında alınan tedbirlerin sona ermesi beklendiğini, ancak çek lehdarı olan 3.kişi ---------- Şirketi aleyhine ise takip yasağı bulunmadığından, aynı çekle ilgili olarak ------------ İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı dosyası icra takibine girişildiğini, dava dilekçesinde de izah edildiği gibi davaya konu icra takibi tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, bu hususun gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde yazdığını, bilindiği gibi takip dosyasına sonradan borçlu eklenmesinin de hukuken mümkün olmadığından davacı aleyhine ayrıca icra takibi başlatılması zorunluluğu doğduğunu, bir diğer hususun ise; ----------- İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyasında dava dışı çek lehdarına karşı girişilen takipte davalının iddiasının aksine herhangi bir tahsilat yapılmadığını ve dosyanın derdest olduğunu, davalının ödendiğini belirttiği harçların ise hacizlerin kaldırılmasını talep ettiklerinden icra müdürlüğünce Harçlar Kanunu uyarınca tahsil edildiğini, müvekkilinin alacağının her iki borçlu yönünden de devam ettiğini, kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borçlardan keşideci ve lehtarın müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin, müteselsil borçlulardan ayrı ayrı alacağını tahsil cihetine gidebileceği gibi her ikisine de yönelebileceğini, nitekim davaya konu çek sebebiyle müvekkilinin her iki borçluya da icra takibi yaptığını, davalıya daha sonra icra takibi başlatılmasının sebebinin ise yukarıda da izah edildiği gibi davalı şirketin adresinin deprem bölgesinde olduğundan, deprem sebebiyle ilan edilen OHAL olduğunu, davacı ile diğer davalı-------- Şti. sırf müvekkiline olan borcun tahsilini engellemek amacıyla fikir ve eylem birliği içinde muvazaalı hareket ettiklerini, şöyle ki, davacının diğer davalı ------------- Şti.'ye dava konusu çeklerin iş karşılığında teslim edildiğini iddia etmesine rağmen, davalı ----------- şirketinin ise davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, kendileri lehine keşide edilen çekten haberdar olmadıklarını, çek zayi davasının ise davacının talebi üzerine sözde iyi niyetli olarak açıldığını iddia ettiğini, ancak davacının dava dilekçesi, diğer davalı ----------- şirketinin ise 01.09.2023 tarihli cevap dilekçesi ile ------------ Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile diğer davalının muvazaalı hareket ederek müvekkilinin alacağının tahsilini engellemeye yönelik hareket ettiklerinin anlaşılacağını, ------------- Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde davalı ---------- şirketi çeklerin ellerinde iken ellerinden rıza dışı çıktığının belirtilmiş olmasına rağmen, 01.09.2023 tarihli cevap dilekçesinde ise hiç bir ticari faaliyetlerinin olmadığını, çeki hiç görmediklerini iddia ettiklerini, çelişkili bu beyanlardan da anlaşılacağı üzere davacı ile diğer davalının muvazaalı hareket etmekte olduklarını, ihtiyati tedbir ve alacaklarını geç almalarından kaynaklı zarar hakkında, İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesinin 4 ve 5. Fıkralarında ihtiyati tedbir sebebiyle alacaklının zararlarının teminattan karşılanacağı ve bu zararın alacağın %20'sinden az olmayacağı düzenlendiğini, müvekkilinin takip tarihindeki toplam alacağının 2.137.213,54 TL olduğunu, bu alacağın Ağustos 2023 tarihi itibariyle olması gereken tutarın ise -------- enfasyon farkı hesabına göre 2.779.377,21 TL olduğunu, müvekkilinin zararının yaklaşık olarak 650.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin sadece bir kaç ayda uğradığı zarar düşünüldüğünde bu zararın %15 oranındaki teminat mektubuyla karşılanamadığını, Kanunun "...borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." düzenlemesini haiz olduğundan öncelikle tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte olur ise enflasyondan kaynaklı farkın ve her ay açıklanacak enfasyon oranı nispetinde ek teminatların dosyaya yatırılması için davacıya süre verilmesini talep ettiklerinden bahisle davacının davasının reddini, müvekkilin alacağına geç kavuşmasına tedbir yoluyla engel olunduğundan karar tarihinde müvekkilinin enflasyondan kaynaklı zararının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini, ayrıca davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmilini talep etmiştir.Davalı ... vekili 07/09/2023 tarihli asıl dava ve birleşen dava cevap dilekçesinde özetle; takibe konu çekin, meşru ve yetkili hamili olan müvekkili tarafından yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiğini ancak davadışı lehdarın açtığını öğrendikleri zayi davasından verilen tedbir kararı sebebiyle karşılığının müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davacı aleyhine---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davacının, dava dilekçesinde takibe konu çekteki dava dışı 3.şahıs olan lehdarın imzasının lehdara ait olmadığını ve bu sebeple ciro silsilesinin bozuk olduğunu, davadışı 3. Şahıs lehtar tarafından ----------- Esas sayılı dosyasında çek zayi davası açıldığını ve bu davadan tedbir kararı verildiğini, takibin mükerrer olduğunu belirttiğini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiğini, davacının borcun esasına ilişkin itirazlarının ise mahkemece dinlenmesi mümkün olmadığını, davacı vekilinin mahkemeye vermiş olduğu dilekçesi ile talebe konu çekte imzanın lehtara ait olmadığı, çek lehtarı diğer davalı tarafından ödeme yasağı konulduğunu belirterek itiraz ettiğini, ancak müvekkilinin hamili olduğu çeki bankaya ibraz ettiğini, çek hakkında ödeme yasağı olması sebebiyle çek üzerine şerh edilerek ödeme yapılmadığının görüldüğünü, kambiyo senedi olan çekin kayıtsız şartsız bir borcu ödemeyi içerdiğinden müvekkilinin alacaklı olduğunu ispat ettiğini, dava dilekçesinde davacının delil olarak belirttiği --------- Esas ve ---------- Esas sayılı dosyalarından çek lehdarı 3.kişi feragat etmiş olup, feragat dilekçeleri dosyalarında bulunduğunu, çek lahdarı 3. kişinin feragati doğrultusunda ---------- Esas sayılı dosyasından davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, diğer davalı tarafından istirdat davası da açılmadığını, bu anlamda müvekkilinin son yasal hamil olduğunun da kesinleştiğini, ayrıca imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği keşideci olan davacının lehdar imzasına itiraz etmesinin mümkün olmadığını, çekte, şeklen ciro silsilesinin usulüne uygun olması yeterli olup, mahkemenin lehdarın imzasını incelemesinin kanunda yeri de olmadığını, davacının mükerrerlik itirazı yerinde olmadığını, şöyle ki; davacının adresi --------- bulunduğundan ve ülkede yaşanan deprem sebebiyle deprem bölgesinde OHAL ilan edildiğinden, OHAL kapsamında alınan takip yasağı sebebiyle de davacı aleyhine icra takibine OHAL süresince girişilemediğinden takibin açılması için OHAL kapsamında alınan tedbirlerin sona ermesi beklendiğini, ancak çek lehdarı olan 3.kişi ---------- Şirketi aleyhine ise takip yasağı bulunmadığından, aynı çekle ilgili olarak ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası icra takibine girişildiğini, dava dilekçesinde de izah edildiği gibi davaya konu icra takibi tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile açıldığını, bu hususun gerek takip talebinde gerekse ödeme emrinde yazdığını, bilindiği gibi takip dosyasına sonradan borçlu eklenmesinin de hukuken mümkün olmadığından davacı aleyhine ayrıca icra takibi başlatılması zorunluluğu doğduğunu, bir diğer hususun ise; ----------- İcra Dairesinin ----------- Esas sayılı dosyasında dava dışı çek lehdarına karşı girişilen takipte davalının iddiasının aksine herhangi bir tahsilat yapılmadığını ve dosyanın derdest olduğunu, davalının ödendiğini belirttiği harçların ise hacizlerin kaldırılmasını talep ettiklerinden icra müdürlüğünce Harçlar Kanunu uyarınca tahsil edildiğini, müvekkilinin alacağının her iki borçlu yönünden de devam ettiğini, kambiyo ilişkisinden kaynaklanan borçlardan keşideci ve lehtarın müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin, müteselsil borçlulardan ayrı ayrı alacağını tahsil cihetine gidebileceği gibi her ikisine de yönelebileceğini, nitekim davaya konu çek sebebiyle müvekkilinin her iki borçluya da icra takibi yaptığını, davalıya daha sonra icra takibi başlatılmasının sebebinin ise yukarıda da izah edildiği gibi davalı şirketin adresinin deprem bölgesinde olduğundan, deprem sebebiyle ilan edilen OHAL olduğunu, davacı ile diğer davalı --------- Şti. sırf müvekkiline olan borcun tahsilini engellemek amacıyla fikir ve eylem birliği içinde muvazaalı hareket ettiklerini, şöyle ki, davacının diğer davalı ---------- Şti.'ye dava konusu çeklerin iş karşılığında teslim edildiğini iddia etmesine rağmen, davalı ---------- şirketinin ise davacı ile aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, kendileri lehine keşide edilen çekten haberdar olmadıklarını, çek zayi davasının ise davacının talebi üzerine sözde iyi niyetli olarak açıldığını iddia ettiğini, ancak davacının dava dilekçesi, diğer davalı ---------- şirketinin ise 01.09.2023 tarihli cevap dilekçesi ile --------- Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile diğer davalının muvazaalı hareket ederek müvekkilinin alacağının tahsilini engellemeye yönelik hareket ettiklerinin anlaşılacağını, ---------- Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde davalı ---------- şirketi çeklerin ellerinde iken ellerinden rıza dışı çıktığının belirtilmiş olmasına rağmen, 01.09.2023 tarihli cevap dilekçesinde ise hiç bir ticari faaliyetlerinin olmadığını, çeki hiç görmediklerini iddia ettiklerini, çelişkili bu beyanlardan da anlaşılacağı üzere davacı ile diğer davalının muvazaalı hareket etmekte olduklarını, ihtiyati tedbir ve alacaklarını geç almalarından kaynaklı zarar hakkında, İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesinin 4 ve 5. Fıkralarında ihtiyati tedbir sebebiyle alacaklının zararlarının teminattan karşılanacağı ve bu zararın alacağın %20'sinden az olmayacağı düzenlendiğini, müvekkilinin takip tarihindeki toplam alacağının 1.741.768,34 TL olduğunu, bu alacağın Ağustos 2023 tarihi itibariyle olması gereken tutarın ise ---------- enfasyon farkı hesabına göre 2.214.415,04 TL olduğunu, müvekkilinin zararının yaklaşık olarak 500.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin sadece bir kaç ayda uğradığı zarar düşünüldüğünde bu zararın %15 oranındaki teminat mektubuyla karşılanamadığını, Kanunun "...borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." düzenlemesini haiz olduğundan öncelikle tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte olur ise enflasyondan kaynaklı farkın ve her ay açıklanacak enfasyon oranı nispetinde ek teminatların dosyaya yatırılması için davacıya süre verilmesini talep ettiklerinden bahisle davacının davasının reddini, müvekkilin alacağına geç kavuşmasına tedbir yoluyla engel olunduğundan karar tarihinde müvekkilinin enflasyondan kaynaklı zararının davacıdan alınarak müvekkiline verilmesini, ayrıca davacının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmilini talep etmiştir.---------- Esas sayılı dosyasının, 19/07/2023 tarih ve ---------- Esas ---------- Karar sayılı ilamıyla mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği, dosya incelendiğinde; "İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından keşide edilerek davalı ---------- Şti.'ne teslim edilen ----------- Şubesi ---------- seri nolu 01.03.2023 tarihli 1.550.000,00 TL bedelli davalıların cirosu bulunan çekin yetkili hamil olmayan davalı ... tarafından -------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyası ile sadece müvekkili aleyhine takibe konu edildiğini, dava konusu çekin verilme sebebi olan ticari ilişkinin ve ciroların aynı olmasından kaynaklı dosyanın ----------- Esas sayılı dosyası açıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu belirterek huzurdaki dava ile birleştirilmesine, ---------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle bonoya dayalı takip sebebiyle açılan menfi tespit davasıdır. Uyap üzerinden celp edilerek incelenen -------- E sayılı dosyasında davacılar ve davalıların aynı olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı HMK.'nın 166. maddesi uyarınca, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir. Yine aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da birini hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır. Birleştirilmesi istenen --------- Esas Sayılı dosyası incelendiğinde, iş bu dava dosyasındaki uyuşmazlık konusu ve taraflarının aynı olduğu, dosyanın halen derdest olduğu, eldeki dava ile birleştirme istenen davada tarafların aynı olduğunu taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun aynı olduğu, usul ekonomisi gereği birlikte görülmesi gerektiği anlaşılmış olup, davacının birleştirme istemi kabul görmüş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davacı vekili 12/07/2023 tarihli birleşen dava dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından keşide edilerek davalı ---------- Şti.'ne teslim edilen -------- Şubesi --------- seri nolu 01.03.2023 tarihli 1.550.000,00 TL bedelli tüm davalıların cirosu bulunan çekin, aşağıda izah edecekleri hususlar doğrultusunda yetkili hamil olmayan davalı ... tarafından ---------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile sadece müvekkili aleyhine takibe konu edildiğini, işbu icra dosyasında görünen borç yönünden hem takip alacaklısı hem de çekte cirosu bulunan diğer davalı aleyhine menfi tespit davası açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirket, dava konusu çek ile beraber 2 adet çeki davalı ------------ Şti.'ne teslim ettiğini, müvekkili şirket icra takibine dayanak yapılan çeki ve dava konusu icra takibi dışındaki diğer bir adet çeki davalı ---------- Şti.'ne müvekkilinin şantiyelerindeki bir takım elektrik işlerinin tamamlanması için sözlü olarak yapılan anlaşma doğrultusunda ve avans mahiyetinde teslim ettiğini, ancak ---------- Şti.'nin avans çekini aldıktan sonra söz vermesine rağmen ne sözleşme imzaladığını, ne fatura kestiğini ne de vaat edilen ticaret gereği işin başlamasına imkan verdiğini, devam eden süreçte anlaşılan işlerin --------- tarafından yapılmadığını, bu konuda müvekkili şirkete herhangi bir fatura da kesilmediğini, müvekkili şirkete teslim ettiği çeke istinaden mal ve hizmet alamadığı için çekin iadesini talep ettiğini ancak davalı --------- cevaben çekin rızaları dışında ellerinden çıktığını ve kaybedildiğini, yasal süreçlere başlayacaklarını müvekkili şirkete bildirdiğini, bu doğrultuda müvekkili şirkete, --------- Şti. tarafından bu hususta çeklerin kaybedildiğini, rızaları dışında ellerinden çıktığını ve üçüncü şahıslar tarafından kullanılma ihtimali olduğu iddiası ile ödemeden men yasağı alınması için --------- Esas sayılı dosyası ile tedbir talep edildiği ve işbu dosyadan müvekkiline ait 2 çek için tedbir kararı alındığının bildirildiğini, mezkur mahkeme kararı, müvekkili şirkete ait çekin bankasına ulaştığını ve çeklerin arkasına men şerhi işlendiğini, dava dışı diğer çek; yetkisiz hamil dava dışı ... tarafından ----------- Şti. aleyhine icra takibi başlattığını ve devamında dava ile savcılık süreçleri olduğunu, konunu daha net anlaşılması adına diğer çeke ilişkin süreci anlatma zarureti hasıl olduğunu, şöyle ki; müvekkili şirketin sonradan öğrendiği üzere, diğer çeki elinde bulunduran yetkisiz hamil dava dışı ..., ilk olarak ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı icra dosyası ile sadece ----------- Şti. aleyhine yasal takibe başladığını, bu takip öncesinde ------------ D. İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı da alındığını, icra takibi ile karşılaşan ----------- Şti. sürecin başından beri müvekkili şirkete iletmiş olduğu beyanları doğrultusunda hareket ederek icra takibine yönelik olarak---------- Esas sayılı dosyası ile imza itiraz davası açtığını, devamında --------- soruşturma sayılı dosyası ile resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık şikayetinde bulunduğunu, aynı süreçte ---------- D. İş dosyası ile de ihtiyati hacze itiraz ettiğini, hem ihtiyati hacze hem de imzaya itirazlarında lehtar --------- çeke ilişkin olarak herhangi bir ciro yapmadıklarını, yapıldı ise dahi kopya kaşe ve sahte imza ile üçüncü şahıslar tarafından yapılmış olabileceğinin belirtildiği, ----------- Şti. başlatmış olduğu tüm yasal yollardan feragat ettiğini, icra dosyasının tahsil harcı ödenerek kapatıldığını, tüm bu hukuki süreçleri başlatan davalı ---------Şti. yapmış olduğu tüm başvuru ve şikayetlerden nedenini anlayamadıkları ve halen de anlaşılamayan şekilde sonuçları dahi beklemeden dosyalardan feragat ederek dosyaları kapattığını, feragat dilekçelerinde ise herhangi bir gerekçe gösterilmediğini ve gördükleri lüzum üzerine feragat ediyoruz beyanı ile yetinildiğini, işbu feragatler ile birlikte icra dosyası da tahsil harcı ödenerek hacizler kaldırıldığını, takip alacaklısı ve çek lehdarı olan tarafların bu yöntemle, ciro silsilesine uymayan ve haksız hamil elindeki çek ile müvekkili şirket aleyhine işlem başlatılmasına ve haksız kazanç sağlanmasına imkan sağladığını, dava dışı diğer çeke yönelik izah etmiş oldukları süreç sonrasında taraflarınca --------- Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası ikame edildiğini, dava dışı diğer çekte yaşanan süreçlerin yeniden yaşanmaması ve itirazlara muhatap olunmaması için davalı ... tarafından cirolar silinerek iyi niyetli üçüncü şahıs görüntüsü altında dava konusu icra takibi yalnızca müvekkili aleyhine başlatıldığını, takip alacaklısı görünen haksız hamil ..., belirtilen bu aşamadan sonra müvekkili şirket aleyhine dava konusu icra takip işlemlerine başladığını, davalı ..., diğer çekte yaşanan sıkıntılı süreci bilmesinden kaynaklı olarak çek üzerindeki ciroları silerek lehtarı da taraf göstermeksizin sadece müvekkili aleyhine ----------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyası ile ayrıca ihtiyati haciz kararı da alarak yasal işlemlere başladığını, izah etmiş oldukları yaşanan sürecin davalıların müvekkili şirketi almadığı mal ve hizmete karşı vermiş olduğu çek yönünden zarara uğratmak adına hareket ettiklerinin sabit olduğunu, lehtarın elinden rızası dışında çıkan çeke takipler öncesinde ciro silsilesi yapılarak iyi niyetli üçüncü şahıs olarak görünmek isteyen tarafların açıkça kötü niyetli olarak hareket ettiği izahtan vareste olduğunu, gözle yapılan inceleme de dahi takip öncesi ciro silsilesindeki sıranın değiştirildiği itirazlara uğramamak adına diğer çekle aynı olan ciroların iptal edildiğinin sabit olduğu, mahkemece yapılacak taraflara ait ciroların imza incelemesi ve aralarında geçmiş ve güncel döneme ilişkin ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının, taraflar arasında akdedilen bir sözleşmenin var olup olmadığının araştırılması neticesinde gerçek durumun ortaya çıkacağını, ayrıca rıza dışı elden çıkan çeke sahte lehtar cirosu ve tahrifat yaparak takibe konu eden davalılar hakkında da resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından taraflarınca da savcılık şikayeti yapılmış olup ilgili soruşturma dosyasının------------ soruşturma sayılı dosyası ile halen derdest olduğu, müvekkili şirketin mal ve hizmet alma gayesi ile keşide etmiş olduğu ---------- Şubesi -------- seri nolu 01.03.2023 tarihli 1.550.000,00 TL bedelli çeke yönelik yapmış olduğu anlaşma gereği hizmet alamamış olup devamında izah etmiş olduğu yaşanan süreçle olmayan bir borcun sorumlusu haline getirildiğini, tüm davalıların ortak hareket ederek müvekkili şirketi zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini, mahkemece yapılacak araştırma neticesinde davalılar arasından da ciroyu gerektirecek bir ticari faaliyet olmadığının tespit edilebileceğini, neticeten takibe konu çek lehtarın rızai hilafına aykırı olarak ciro edilmeksizin ellerinden çıktığını, çekte bulunan lehtar cirosunun kopya kaşe ve sahte imza ile yapıldığı müvekkiline takip yapılmadan önce tüm dosyalara sunulan beyanlar kapsamında sabit olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere çekte ilk cironun lehtar tarafından yapılması kanuni şart olduğunu, lehtar tarafından yapılan ilk ciro sonrası yapılan cirolarla çekin teslimi neticesinde yetkili hamilden söz edilebildiğini, kaldı ki takip alacaklısından önceki ciro lehtar cirosu olup araya iyi niyet iddia edilebilecek başkaca bir ciro girmediği de sabit olduğunu, takip alacaklısının kambiyo hukuku mucibinde takip hakkına sahip olmadığının açık olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere müvekkili şirketin ne lehtara ne de ciro silsilesindeki davalılara herhangi bir borcu bulunmadığını, mahkemece alınacak imzaya ilişkin bilirkişi raporu kapsamında lehtara ait olduğu iddia edilen cironun sahte olduğunun da anlaşılacağını, bu kapsamda keşideci müvekkilinin imzasına itiraz etmemekle beraber mahkemeden lehtara ait cirodaki kaşe ve imzanın gerçekliği için bilirkişi raporu alınmasını arz ve talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, ciro zincirinin kopukluğu, lehtar cirosunun sahte olması ve alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı sebebiyle müvekkili şirketin davalılara borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, bu kapsamda hem çekte kullanılan kopya kaşe - sahte imza ve tahrifatlarla çeki hukuka aykırı olarak elinde bulunduran davalı ...yetkili hamil olmaması hem de takibe dayanak çekin tahsil edilmiş olmasından kaynaklı itirazlarının kabulü ile müvekkili şirketin takipten kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, dava dilekçesi içerisinde belirttikleri nedenlerle, davalının başlattığı icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hem alacaklı görünen tarafın yetkili olmaması hem de çekin hali hazırda önceki dosyadan tahsil edilmesinden kaynaklı açmış oldukları menfi tespit davasının yargılama sürecinde, müvekkilinin icra ve haciz baskısı nedeniyle borçlu olmadığı bedeli ödemek zorunda kalmaması ve telafisi mümkün olmayacak zararların ortaya çıkmaması adına ihtiyati tedbir talep ettiklerini, müvekkili şirketin tüm malvarlığı üzerinde haciz işlemi uygulanarak müvekkilinin ticari hayatı durma noktasına getirildiğini, davalının, bu yolla müvekkilini sıkıştırarak haciz baskısı ile müvekkilinden tahsilat yapmaya çalıştığını, işbu sebeple, müvekkili şirket aleyhine yürütülen icra takibinin öncelikle teminatsız olarak durdurulmasına; mahkeme aksi kanaatteyse teminat mukabilinde icranın tedbiren durdurulmasına, dosyadaki hacizlerin fekkine karar verilmesini, sunmuş oldukları dava dilekçesi kapsamında öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına, yargılama neticesinde de taleplerinin kabulü ile müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkilinin zarara uğramasını önlemek için öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise son çare olarak teminat mukabilinde icra takip dosyasının tedbiren durdurulmasına, dosyadaki hacizlerin fekkine, dava konusu çekin verilme sebebi olan ticari ilişkinin ve ciroların aynı olmasından kaynaklı dosyanın ---------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, davalarının kabulü ile müvekkilinin tüm davalılara ve ----------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli takip dolayısıyla davalının, takibe konu bedelin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl Dava İcra Dosyası: Asıl davaya konu ----------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, ----------- Şubesi'ne ait ---------- seri nolu 28.02.2023 keşide tarihli, 28.02.2023 ibraz tarihli, 28.02.2023 faiz başlangıç tarihli ve 1.900.000,00 TL tutarlı çeke istinaden Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri düzenlendiği görülmüştür. Birleşen Dava İcra Dosyası: Birleşen davaya konu ---------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, ----------- Şubesi'ne ait ------------ seri nolu 01.03.2023 keşide tarihli, 01.03.2023 ibraz tarihli, 01.03.2023 faiz başlangıç tarihli ve 1.550.000,00 TL tutarlı çeke istinaden Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle Yapılacak Takipte Ödeme Emri düzenlendiği görülmüştür. Taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Davalı ----------- şirketinin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle asıl ve birleşen davadaki çeklerin davalı ---------- şirketi defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davacı ---------- şirketi ile arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı, çeklerin davalı ----------- şirketince teslim alınıp alınmadığı ve dava konusu çeklerle ilgili tüm kayıtların incelenmesi istenilmiş, bu kapsamda alınan 05/04/2024 tarihli bilirkişi ----------- raporunun özetle; "Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, nihayetinde bilirkişiye verilen iddia, savunma ve ön inceleme tutanağında belirlenen uyuşmazlık konuları ile sınırlı olmak üzere, yukarıda anlatılan Görüş ve gerekçelerle, nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; • Davalı ... ait 2023 yılı Yevmiye Defteri ve Kebir Defteri beratlarının yasal sürede gönderildiği, Envanter Defterinin yasal süreler dâhilinde yaptırıldığı görülmüştür. • Davalı şirketin usulüne uygun ticari defterleri; TTK. Mad. 85 ve HMK’nın 222/2 maddesine göre ticari davalarda delil olarak kabul edilebilme niteliğine sahip olup olmadığı hususu Sayın Mahkemeye aittir. • Davalıya ait defterler incelenmiş olup, davacı ile aralarında ticari ilişkiye rastlanılmamış olup bununla birlikte uyuşmazlık konusu olan 25.02.2023 vadeli 1.900.000,-TL ve 01.03.2023 vadeli 1.550.000,-TL olmak üzere toplam 3.450.000,00-TL çek ile ilgili davalı defterlerinde bir yevmiye kaydı ile cari hesap çalışmasının olmadığı tespit edilmiştir." şeklinde hazırlandığı görülmüştür. Davacı şirketin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle asıl ve birleşen davadaki çeklerin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı --------- ile arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı, çeklerin davalı ---------- şirketine teslim edildiğine ilişkin teslim tesellüm belgesi ve dava konusu çeklerle ilgili tüm kayıtların incelenmesi istenilmiş, bu kapsamda alınan 16/05/2024 tarihli bilirkişi ---------- raporunun özetle; "Davacı ---------- Şti. ile davalı ---------- Şti. arasında görülen dava ile ilgili tarafıma tevdi edilen görev sonucu yapılan tespitler sunulmuş olup takdiri yüce mahkemeye bırakılmıştır. Davaya konu 1.900,.000,00 TL ile 1550.000,00 TL Toplam 3.450.000,00 değerindeki 2 adet çekin davalı firmaya 28.12.2022 tarihinde iş avansı olarak verildiğine dair Ticari defterlerinde kaydın olduğu, 28.02.2023 ve 01.03.2023 vadeli toplam 3.450.000,00 TL çeklerin 2022 yılı kapanış kayıtlarında bulunduğu görülmüştür. 2023 yılı kayıtlarının mali müşavir tarafından mücbir sebep kapsamında olmalarından kaynaklı henüz yapılmadığına dair yazılı imzalı beyanına istinaden 2023 yılı defterleri incelenememiştir." şeklinde hazırlandığı görülmüştür. -------- Başkanlığı'na yazı yazılarak davalı ... tüm sigortalı çalışanlarının ve çalıştıkları dönemlerin bildirilmesi istenilmiş, gelen cevap yazısından; davalı ... 18/10/2021 tarihinde kurulduğu, 18/10/2021 - 24/11/2021 tarihleri arasında bir (1) adet Ön Muhasebe elemanı, 25/11/2021 - 25/04/2023 tarihleri arasında bir (1) adet Sekreter ve 14/03/2022 - 15/11/2022 tarihleri arasında bir (1) adet Muhasebe Ve Finans Müdürü istihdam ettiği, iş kolu olan "Yol yüzeylerinin asfaltlanması ve onarımı, kaldırım, kasis, bisiklet yolu vb.lerin inşaatı, yolların vb. yüzeylerin boyayla işaretlenmesi, yol bariyeri, trafik işaret ve levhaları vb.nin kurulumu gibi yol, tünel vb. yerlerdeki yüzey işleri" alanında hiç bir personel istihdamı bulunmadığı, dava konusu çekin keşide tarihi olan 28/02/2023 tarihinde istihdam edilen tek personelin sekreter olduğu görülmüştür. -----------Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazı yazılarak davalı ... işe başlama, şube açılış ve şube kapanış, merkez ve şube adres nakli, tür değişikliği, tasfiyeye giriş, tasfiyeden geri dönme, tasfiye sonu, iş bırakma ve unvan değişikliği bildirimleri olup olmadığı, gelir vergisi ve KDV beyannamesi verip vermediği, Ba/Bs formu verip vermediği, vergi borcu bulunup bulunmadığı, şirket hakkında sahte fatura düzenlemek veya sahte fatura kullanmaktan dolayı inceleme ya da soruşturma yapılıp yapılmadığı ve şirketin e-fatura sistemine dahil olup olmadığı sorulmuş, gelen cevap yazısından; davalı ... hakkında 15.09.2022 tarihinde Risk Analiz Değerlendirme Formu düzenlendiği, forma göre davalı şirketin tespit anında faal olmadığı, kira kontratına rastlanılmadığı, 01/02/2022 tarih ve --------- benzersiz kodlu yoklamada 1 işçi tespit edildiği, vadesi geçmiş 11.856,64 TL borcu olduğu, Mükellef Hakkında Yapılan Tespitlerin: Adresinde bulunamamasına rağmen yüksek matrahlı KDV Beyannameleri vermektedir, KDV beyannamelerinde matrah yüksek olup; ödenecek KDV bulunmamaktadır, İşyeri adresinde yapılan yoklamada tespitler sonucunda çalışan işçi sayısı, makine ekipmanı, sermaye durumu ve muhasebe organizasyonu yeterli olmadığı halde faaliyeti diğer beyanları ile uyumsuz yüksek miktarda matrah beyanında bulunduğu tespit edilmiştir (EK-Yoklama fişi), Mal ve Hizmet Satışında bulunduğu firmalar hakkında olumsuz tespitler bulunmaktadır, Mal ve Hizmet Alımında bulunduğu firmalar hakkında olumsuz tespitler bulunmaktadır ve Ba-Bs uyumsuzluğunun bulunduğundan bahisle mükellef kurumun 2022 hesap dönemi ile ilgili Risk Analiz Merkezince --------- düzenleme tespitiyle incelemeye sevk edilmiş olup, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin IV/E-3.3.bölümüne istinaden oluşturulan komisyonca yukarıda yapılan tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde mükellefin organizasyon dahilinde sahte belge düzenleme ve kullanma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.--------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı dosyasına yazı yazılarak takibe konu çek arkasında 2 nci ve 3 üncü ciranta olarak yer almakta iken üzerileri karalanan cirantaların kim olduğunun çek aslı incelenmek suretiyle tespit edilerek mahkememize bildirilmesi istenilmiş, icra dairesinden gelen cevap yazısında; takibe konu kıymetli evrak aslı üzerinde gerekli inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde üzeri karalanmış olan cirantaların tespitinin yapılamadığının bildirildiği görülmüştür.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK NOKTALARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:Asıl ve birleşen dava, takibe konu edilen çekler dolayısıyla keşideci olan davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı taraf, sözlü anlaşma gereği avans olarak davalı ... verdiği çeklerin taahhüt edilen iş yapılmadığından dolayı bedelsiz kaldığından bahisle borçlu olmadığının tespitini talep etmekte, davalılarda değişik gerekçelerle davanın reddini talep etmektedirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun B) Ciro II - Hak sahipliğini ispat görevi başlıklı 790 ıncı maddesi "(1) Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." ve C) Elden çıkan çek başlıklı 792 nci maddesi "(1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72 nci maddesi "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. (1) Bu fıkrada yer alan “kararı temyiz eden” ibaresi, 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle “karara karşı istinaf yoluna başvuran” şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. (2) 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." hükmünü düzenlemiştir.TTK’nın 792. maddesine göre, "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' TTK'nın 790. maddesinde ise, "cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" hükmü düzenlenmiştir.Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiğinin kabulü gerekir. Kambiyo senetlerinde sebepten (temel ilişkiden) soyutluk ilkesi gereği çek ile ilgili olarak 3. kişilerin iyiniyetli olduklarının kabulü asıldır. Menfi tespit talebinde bulunan davacı tarafın davalının çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü yukarıda belirtildiği gibi çekin “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır.Somut olayda, asıl ve birleşen davada icra takiplerini başlatan davalılar ... ve ... çeki ciro yoluyla almış olup iyiniyetli 3.kişi konumunda bulunduğundan ve dosya kapsamına göre de çeki kötüniyetle iktisap etmiş veya çeki iktisapta ağır kusurlu bulundukları kanıtlanamadığından davalı ... dışındaki davalılar yönünden asıl ve birleşen dava yönünden davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Davalı ... her ne kadar çeklerden haberi olmadığını savunmuş ve ticari defterlerinde de çekler işlenmemiş olsa da ---------- Esas sayılı dosyasında açtığı zayi sebebiyle çek iptali davasında çeklerin hamili olduğunu kabul ettiği, bu kapsamda yapılacak işi için avans olarak aldığı çekler karşılı iş yapmadığı anlaşılmakla davacı tarafın davalı ... yönelik dava konusu çeklerden dolayı borcu olmadığına ilişkin menfi tespit davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... davacı tarafa yönelik bir icra takibi veyahut alacak talebi bulunmadığındandavacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Dava, davalılar ... ve ... lehine sonuçlandığı ve aleyhlerine ihtiyati tedbir kararı verildiğinden tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A- Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı ... dava konusu ---------- Şubesi'ne ait ----------- seri nolu 1.900.000,00 TL bedelli ve 28.02.2023 keşide tarihli çek sebebiyle davalı ... BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin davalı ... tarafından yapılmadığı anlaşıldığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Davalı ... tazminat talebinin kabulü ile, 2.137.213,54 TL alacağın %20'si olan 427.442,71 TL'nin davacı ... alınarak davalı ... verilmesine,
4-Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
B- Birleşen ---------- Esas sayılı davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Davacı ... dava konusu --------- Şubesi'ne ait --------- seri nolu 1.550.000,00 TL bedelli ve 01.03.2023 keşide tarihli çek sebebiyle davalı ... BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin davalı ... tarafından yapılmadığı anlaşıldığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Davalı ... tazminat talebinin kabulü ile, 1.741.768,34 TL alacağın %20'si olan 348.353,67 TL'nin davacı ... alınarak davalı ... verilmesine,
4-Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
C-Asıl dava için yargılama gideri;
1-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 129.789,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 36.498,27 TL harçtan mahsubu ile bakiye 93.290,73 TL harcın davalı ... alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 36.498,27 TL peşin harç ve 269,80 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 36.768,07 TL'nin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 9.399,00 TL yargılama giderinin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 242.977,08 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine,
5-Davalılar ... ve ... kendilerine vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 242.977,08 TL vekalet ücretinin davacı ... alınarak davalılar ... ve ... verilmesine,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
D-Birleşen dava için yargılama gideri;
1-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 118.980,20 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 29.745,05 TL harçtan mahsubu ile bakiye 89.235,15 TL harcın davalı ... alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 29.745,05 TL peşin harç ve 269,85 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 30.014,9 TL'nin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 211.341,47 TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine,
4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 211.341,47 TL vekalet ücretinin davacı ... alınarak davalı ... verilmesine,
5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalılar --------- ve --------- vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 10/07/2024