T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/295 Esas
KARAR NO: 2024/584
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/04/2023
KARAR TARİHİ: 16/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı şirketin inşaat malzemeleri sattığı ve nalbur işlettiğini, davalı taraf ile aralarında ticari ilişki kurulduğunu ve davacı şirketin davalı tarafa malzeme satışı yaptığını, ancak davalı tarafça davaya konu fatura bedellerinin bugüne kadar davacı şirkete ödenmediğini, 12.11.2018 tarih --------- nolu, 17.11.2018 tarih -------- nolu, 19.11.2018 tarih---------- nolu, 21.11.2018 tarih----------- nolu, 23.11.2018 tarih -------- nolu, 26.11.2018 tarih ----------- nolu faturalara ilişkin toplam 354.404,97 TL bedelli, davacı şirkete ait alacağın davalı tarafça ödenmemesi üzerine başlatılan arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşma sağlayamadığı, davalı şirketin faturalara 8 günlük yasal süresi içinde itiraz etmediğini, davalının söz konusu faturalarını ticari defterlerine kaydettiğini ve KDV beyannamelerinde indirim konusu yaptığının düşünüldüğünü, davalının ticari defterlerinin incelenmesi ve ilgili vergi dairesinden KDV beyannamesi, BA-BS formlarının talep edilmesi durumunda gerçek durumun ortaya çıkacağını, davalı şirket yetkilisi --------- ------- Esas sayılı dosyasında verdiği beyanında “Tanık Beyanında: Ben daha önce bu konuda beyanda bulunmadım. Sanık ----------tanırım. ---------- ise tanımam. Ben ---------- şahıs şirketinin sorumlusuyum. -------- Şirketi ile ticaret yaptık. Bu ticareti ----------- aracılığı ile yapıyorduk. Bildiğim kadarıyla --------- ile ---------- ortaktık. Ben ----------- boya ve tiner aldım. Bunun karşılığında fatura kestik. Faturaların içeriği doğru olup kesinlikle bedelsiz fatura kullanılması söz konusu değildir. Benim komşum olan ----------- isimli mobilya şirketine de mobilya malzemesi getirdiklerini biliyorum. Ben sanıkların sahte fatura kullandığına dair bilgiye sahip değilim. Olay hakkında bilgim görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur." ifadesinde bulunduğu, bu beyanı ile davalının davacı şirket ile aralarında ticari ilişki olduğunu kabul ettiğini,----------- Sayılı kararında olduğu gibi, dava konusu faturaların ticari defterlerde kayıtlı olmasının ikrar anlamına geldiğini, davaya konu fatura alacaklarının davacıya ödenmesi amacıyla işbu davanın açılma zaruretinin hasıl olduğunu iddia ederek; davanın kabulü ile 6 faturadan kaynaklı toplam 354.404,97TL bedelin davalıdan alınarak avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davanın haksız ve kötü niyetli açıldığını, davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, tarafların birbirleriyle yaptığı ticaret neticesinde davalı şirkete fatura kesildiğini, faturalara ilişkin olarak ta davalı şirket tarafından davacı şirkete borcun tamamının ödendiğini, ödemelerin bankadan ---------, çek ve senet olarak yapıldığını, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, tarafların ticari defterlerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkacağını, davacı şirketin sahte fatura işlemleri nedeniyle incelemeye alınmış olması sebebiyle davalı şirketin de davacının kestiği faturalar nedeniyle incelemeye alındığını, davacı şirketin sahte faturaları nedeniyle davalı şirket yetkilisi olan ---------- hakkında ----------- E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava içerisinde yer alan ve Vergi Müfettişleri tarafından hazırlanan raporlarda da davalı şirket tarafından davacıya yapılan tüm ödemelerin, dekontların ve çeklerin mevcut olduğu, aynı raporlarda görüleceği üzere davalı şirketin davacı şirkete borcunun bulunmadığını, davacı şirketin yetkilisinin ---------- olduğunu, şirket yetkilisi --------- eşi ----------- vekaletname vererek şirket yönetimini eşine bıraktığını, -------- -------- E. sayılı dosyasında verdiği ifadelerin: “..benim adıma----------- Şti. adına işletmem vardır. Eşime vekalet verdim. Fiilen eşim---------- işletmektedir. Sanığın da adını duydum ancak tanımıyorum. Suça konu -------- Şti.'ni de duydum. Eşim anılan şirket ile bir iki defa boya alım satım şeklinde ticaret yapıldığı söyledi. Malzeme satışı yapılmış. Ödemelerin ne şekilde yapıldığını bilmiyorum. Tarafıma gösterilen----------- Şti. tarafından düzenlenen faturalardaki imzalar eşim ----------- aittir.” şeklinde olduğu, davacı şirketin faal bir şirket olmadığı, adresinde bulunmadığı, bu nedenle sürekli olarak davalı şirkete ya dava açtığı ya da icra takibi başlattığı, davacı şirketin daha önce de davalı şirket hakkında ---------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. ve----------- E. sayılı icra dosyaları ile dava konusu faturalarla ilgili işlem başlatmış ise de yapılan itirazlar ile takiplerin durduğu, bu nedenlerle, haksız ve hukuki mesne olmayan davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği, belirtilmiştir.
DELİLLER: Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu görüldü. ---------- Şirketi, ---------- Şirketi ---------- Şubesi, -------- Şirketi --------- Şubesi'ne, ------- Şirketi -------- Şubesi'ne, --------Vergi Dairesi, ----------- Asliye Ceza Mahkemesi,-------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan 12.11.2018 tarihli, -------- numaralı, 17.11.2018 tarihli,---------- numaralı, 19.11.2018 tarihli, ---------- numaralı, 21.11.2018 tarihli, ---------- numaralı, 23.11.2018 tarihli, ----------- numaralı ve 26.11.2018 tarihli, ------------ numaralı faturalarda gösterilen toplam 354.404,97 TL alacağın tahsiline ilişkin açılan alacak davasıdır.Bilirkişi ----------- 26/01/2024 tarihli raporunda aşağıdaki tespitler yapılmıştır:6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 sayılı TTK 21/1). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacak miktarı kadar iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra iade faturası düzenlenmiş olması alacağın varlığını ortan kaldıran bir hukuki sonuç doğurmayacaktır .Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan 12.11.2018 tarihli, --------- numaralı, 17.11.2018 tarihli, ---------- numaralı, 19.11.2018 tarihli, ----------- numaralı, 21.11.2018 tarihli,---------- numaralı, 23.11.2018 tarihli, ---------- numaralı ve 26.11.2018 tarihli, --------- numaralı faturalarda gösterilen toplam 354.404,97 TL alacağın tahsiline ilişkin açılan alacak davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı ve BA/BS formlarına dayandığı,, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde her iki tarafın da ticari defterlerini ibraz ettiği, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, her iki tarafın da dava konusu yapılan faturaları Vergi Dairesi'ne bildirdiği, bu sebeple her ne kadar her iki tarafın da ticari defterlerinin açılış kapanış onayları usulüne uygun olarak yapılmamış ise de tarafların birbiri ile uyumlu ve BA/BS formları ile desteklenmiş kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere davacı (ve davalı) defterlerinde 354.404,97 TL alacağın varlığının görüldüğü, yine dava konusu faturalara süresi içerisinde itiraz edildiğine dair bir delil ve savunma bulunmadığı, bu sebeple davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılması gerektiği, aksini ispat külfetinin davalı üzerinde bulunduğu, davalının bu yönde delil ileri süremediği, bu sebeple dava konusu faturalarda yer alan hizmetin yukarıda açıklanan diğer hususlar da dikkate alınarak davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, her ne kadar davalı tarafça borcun çek, bono ve-------- ile ödendiği ileri sürülmüş ise de, davalı tarafından ödeme belgesi olarak ileri sürülen çeklerin davacı ve davalı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, bu sebeple çeklerin ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, bonoların da davalı tarafça fiilen davacıya ödendiğine ilişkin bir delil bulunmadığı, bonoların tek başına ödeme belgesi olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişi raporunda taraflar arasında dava konusu faturalar haricinde başkaca hukuki ilişkinin tarafların birbiri ile uyumlu olan defterleri ile tespit edilmiş olması dikkate alınarak yalnızca davalı tarafından yapılan (ve bilirkişi raporu ile de tespit edilen) 53.200,00 TL --------- miktarının dava konusu borca ilişkin ödeme olarak kabul edilebileceği, tüm bu sebeplerle davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 301.204,97 TL alacağının bulunduğu, davacının faiz talebi olmakla birlikte faiz başlangıç tarihine ilişkin olarak talep sonucunda bir talebinin bulunmaması nedeniyle faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 301.204,97 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (301.204,97 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 20.575,31 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 6.052,36 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.522,95 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 6.257,86 TL dava açma masrafı ve 4.376,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 10.633,86 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına göre 9.037,60 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 25,60 TL yargılama giderlerinin ret/dava değeri oranına göre 3,84 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (301.204,97 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 47.180,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (53.200,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (301.204,97/354.404,97) göre 1.121,85 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 198,15 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2024