T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/642 Esas
KARAR NO: 2025/889
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 22/07/2025
KARAR TARİHİ: 05/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 22/07/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili kurumun, davalısı -------- Şirketi olan, dava konusu rücuen alacak olan -------- Esas sayılı dava dosyasının 28.05.2025 tarihli celsesinde, davalı --------- Şirketi’nin sicil kayıtlarının celbi talep edilmiş, ilgili şirketin terkin edilmiş olması halinde şirketin ihyası için dava açmak üzere taraflarına süre ve yetki verildiğini, ekte sunmuş oldukları müzekkere ve müzekkere cevabı neticesinde ilgili şirketin terkin olduğunun bildirildiğini, akabinde ise terkin olduğu bildirilen şirketin ihyası için ekte yer alan 10.07.2025 tarihli ara karar ile taraflarına yetki verildiğini, bu durumda davalı -------- Şirketi'nin ticaret sicilincen terkin edildiğinden taraf teşkili sağlanamaması nedeniyle, Müvekkili Kurumun bu süreçte zarara uğramaması adına ve --------- ilanlarından da anlaşılacağı üzere tasfiyesi sonlandığından ve tasfiye memurunun görevi de sona erdiğinden şirketin ihyası için --------- Ticaret Sicili Müdürlüğü aleyhine dava açmaları ve Mahkemeden şirketin ihyasını talep etme zorunluluğu hasıl olduğundan bahisle davanın kabulü ile, -------- Şirketi'nin ihyası ile tasfiye memuru atanmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı --------- Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili 31/07/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen--------- Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamındadır. Her ne kadar mahkemece, tasfiye memuru dava dosyasına davalı olarak eklenmiş olsa da, davacı taraf, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili Müdürlüğe yöneltmiştir. Oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan --------- de yöneltilmesi gerekir. Bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önem arz etmektedir. "Dava, ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkindir. Şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasının, ihyası istenilen şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye kurulu üyeleri veya tasfiye memuru ile yasal hasım durumundaki terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerekmekte ve bu hususun mahkemece re'sen nazara alınması icap etmektedir. Somut olayda, tasfiye memuruna husumet yöneltilmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince, davacıya şirketin tasfiyesini yürütmüş olan tasfiye memuruna karşı da dava açması için süre verilmesi, dava açılması halinde işbu dosyası ile birleştirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmaksızın hüküm tesisi ve buna bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." --------- sayılı ilâmı. "Şirket ihya davası, TTK. 'nın 547 maddesi uyarınca açılan ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda ticaret sicilden terkin edilmiş şirketin eksik tasfiye işlemlerinin tamamlanması için yeniden ticaret sicile tescilini sağlayarak tüzel kişiliğin geçici olarak tesisini sağlamayı amaçlayan davadır. İhya davalarında işlemi yapan ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım olup, ticaret sicil müdürlüğü yanında tasfiye işlemlerini eksik bıraktığı ileri sürülen şirketin son tasfiye memurununda hasım gösterilmesi gerekir. ilgili şirket ticaret sicilden terkin edilmekle tüzel kişiliği sona erdiğinden ihya davalarında şirketin hasım gösterilmesine olanak bulunmamaktadır.--------- sayılı ilâmı. "TTK 547 maddesi uyarınca; TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden terkin edilen şirketler yönünden açılan ihya davalarında husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. Bu tür davalarda ticaret sicil memurluğu yasal hasım olup, aleyhine yargılama giderine hükmedilemez. Her halükarda TTK'nın 547/2. maddesine göre şirketin ihyasına karar verilirse ek tasfiye memuru atanır. Taraf teşkili mahkemece resen yerine getirilmelidir. somut olayda husumet sadece sicil müdürlüğüne yöneltilmiş olup, ilk derece mahkemesince taraf teşkilini sağlamaya yönelik olarak davacıya tasfiye memuruna karşı birleştirme istemli dava açmak üzere süre verip taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazı[lı] şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır."--------- sayılı ilâmı. 1. Ticaret Sicili Müdürlüğü, Ttk M. 32 Ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M. 34 Hükmü Çerçevesinde İşlem Yapmıştır. Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m. 32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. 2. Tasfiye Sürecinde Yetki Ve Sorumluluk Şirket “Tasfiye Memuru”ndadır. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir (6762 Sayılı TTK m. 224 ve 6102 sayılı TTK m. 285). Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir (6762 Sayılı TTK m. 445 ve 6102 sayılı TTK m. 541). Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır. Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun/memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. 3. Mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK M. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur. TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir. Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir."---------- sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin ---------- bulunması şarttır (TTK M. 536/4). "...mahkemece, tasfiye memuru olarak re'sen seçilen K1'in atanmasına karar verilmişse de dosya kapsamından adı geçenin tasfiye memuru olarak atanmak için yasada belirtilen şartlara haiz olup olmadığı belli olmadığı gibi, kimlik bilgileri de dosya içeriğinden anlaşılamamıştır. Mahkemece, bu açıklanan hususlar açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." --------- sayılı ilâmı. "6102 sayılı Kanun'un 536 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre, tasfiye işlerinin sağlıklı yürütülebilmesi için tasfiye memurlarından en az birinin ----------vatandaşı olması, bu kişinin ------- yerleşim yerinin bulunması ve şirketi temsile yetkili olması önemli bir gereklilik olup, aranan bu kanuni şartların tümünün aynı kişide gerçekleşmesinde zorunluluk bulunduğu, eldeki davada ise ek tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek üzere tasfiye memuru olarak atanan -------- dosyada yer alan belgelerden -------- uyruklu olduğu görülmekle; öncelikle adı geçenin --------- vatandaşlığının bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa diğer şartları da taşıyıp taşımadığı araştırılarak, gerekli tüm koşulları sağlamadığının anlaşılması durumunda, adı geçenin yerine anılan kanun maddesindeki şartların tümünü birlikte taşıyan başka bir kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir."-------- sayılı ilâmı. 4. Müvekkili Davanın Açılmasına Sebep Olmamıştır, Bu Nedenle “Yargılama Giderleri” Ve “Vekâlet Ücreti”nden Sorumlu Tutulamaz. Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal hasım" konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. "...her ne kadar husumet Ticaret Sicili Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne yüklenemez. Çünkü Ticaret Sicili Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır." ---------, Anonim Ortaklıkta Ek Tasfiye (İhya), ---------, 2015, s. 95. "...ihya [ek tasfiye] davasında husumet, ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki ticaret sicil müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." ------- sayılı ilâmı. --------- ve --------- "Davalı ticaret sicil memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olunmasına rağmen, davalı ---------Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. " ------- ilâmı ve "Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü ise olağan tasfiye sonucu terkinin gerçekleştiği hallerde tasfiyenin tam olarak yapıldığını denetleme imkanı ve tasfiye sürecine dahil olması mümkün olmadığından yasal hasım olduğunun kabulü yerleşik yargı uygulamasıdır. davalı ticaret sicili müdürlüğü aleyhinde yargı gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.-------- sayılı ilâmı. "Davacı vekili yargılama giderinin davalı Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden tahsilini talep etmekte ise de; terkin sebebinin TTK nın geçici 7.maddesine dayalı olarak yapılmadığı, olağan tasfiye süreci sonunda sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır. Olağan tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü “yargılama masrafları”ndan ve davacının vekalet ücreti talebinden sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip davanın niteliği gereği “yasal hasım” konumunda bulunan Sicil Müdürlüğü aleyhine yargı gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğinden davacı vekilinin yargı giderinin davalı --------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden tahsiline karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü ise olağan tasfiye sonucu terkinin gerçekleştiği hallerde tasfiyenin tam olarak yapıldığını denetleme imkanı ve tasfiye sürecine dahil olması mümkün olmadığından yasal hasım olduğunun kabulü yerleşik yargı uygulamasıdır. Davacı vekili tarafından sunulan emsal kararlar ise, olağan tasfiye süreci söz konusu olmadığından eldeki dava emsal nitelikde değildir." -------- sayılı ilâmı olduğundan bahisle müvekkili müdürlük yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu şirket ortaklar kurulu kararı sonucu tasfiyeye girmiş olduğundan ve son tasfiye memurunun da eldeki davada zorunlu dava arkadaşı davalı olarak gösterilmesi gerektiğinden son tasfiye memuru -------- davalı olarak Uyap'a eklenmesine karar verilmiştir.Davalı tasfiye memuru ------ dava dilekçesi ekli duruşma günü tebliğ edilmiştir. Dava konusu-------- Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacısının ---------, davalılarından birinin ise ------- Şirketi olduğu, davanın konusunun Alacak ve dava tarihinin 12/04/2016 olduğu görülmüştür. Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; dava konusu --------- Şirketi'nin tasfiyesinin sona erdiği 27/11/2015 tarihinde tescil edildiğinden ticaret sicili kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir. TTK'nun 547. maddesinde; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı düzenlenmiştir.Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Ticaret sicil kaydının incelenmesinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği 27/11/2015 tarihinde tescil edildiğinden ticaret sicili kaydının terkin edildiği, tasfiyenin sona erdiği tarihten sonra dava konusu şirket aleyhinde açılan derdest dava bulunduğu, davanın sonuçlandırılabilmesi için ihya talebinde hukuki yararın bulunduğu anlaşılmaktadır.
HMK'nın 326 (1) maddesi uyarınca; Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde tasfiyenin eksiksiz yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Dava konusu şirketin tasfiyesinden sonra aleyhinde dava açıldığından tasfiye memuru yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yasal hasım olan davalı -------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün de yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi gereğince ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile şirketin ihyasına ve son tasfiye memurunun ek tasfiye için atanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile,
1-------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün -------- sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan --------- Şirketi'nin ------- Esas sayılı dava dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE,
2-Son tasfiye memuru ------- tasfiye memuru olarak atanmasına,
3-Kararın ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,
4-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına ve lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde--------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/11/2025