T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/414 Esas
KARAR NO: 2025/641
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ: 13/05/2025
KARAR TARİHİ: 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili 13/05/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------ şoför olarak işe başladığını, müvekkilinin aynı iş yerinde çalışarak emekli olduğunu, müvekkilinin bu çalışmalarının gerçek olmadığından bahisle işlem yapıldığını, müvekkilinin Ağır ceza mahkemesinde yargılandığını ve beraat ettiğini, müvekkilinin sayılmayan çalışmaları nedeniyle hizmet tespiti ve işlem iptali için -------------- Esasında devam ettiğini, davalı şirkete karşı ikame edilen işbu dava devam ederken mahkemeye----- gelen yazıdan davalı şirketin yargılama devam ederken ticaret sicil kaydının resen terkin edildiğini öğrenmiş bulunduklarını, bu nedenle------ işbu davalı şirketin ihya edilmesini talep ettiğini, taraflarına ihya için 1 aylık süre verdiğini ve taraflarına muhtıra tebliğ edildiğini, yukarıda beyan edildiği üzere------- Esas sayılı dosyası ile açılan hizmet tespiti davasına devam edilebilmesi için işbu davalı şirketin ihya edilmesi gerektiğini, yargılama sırasında davalı şirketin resen terkin edildiğini öğrenmiş bulunduklarını, bu nedenle müvekkilinin haklarının korunması bakımından davalı şirketin ihya edilmesi için işbu davanın açılması zorunlu olduğunu, davalı şirketin ihyasını talep ettiklerinden bahisle resen terkin olmuş bulunan---- işlem iptali ve hizmet tespit davasına konu işlemler ve bu davaya yönelik ---- ve müvekkilinin haklarının korunması amacıyla davaya devam edebilmek adına ihya edilmesine karar verilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ------- cevap dilekçesinde özetle; 29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesine göre, müvekkili Müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması mümkün değildir. MADDE 16 - 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” 1. ------------ TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapmıştır. -------, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. 2. Müvekkili --------- resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi" ve 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Müvekkili----------- kayıtlı bulunan ...'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi kapsamında; “5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle oda kaydının silinmiş olması” gerekçesiyle resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 24.09.2013 tarihinde yukarıda belirtilen gerekçelere istinaden sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşılmıştır. ------- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri------- ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, ----- bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından) buna ilişkin yazılı beyanı ---- vermesi gerekmektedir. Müvekkili ---------- söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulmuştur. Ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Diğer yandan; işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından; müvekkil tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın (bildirimin), dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmek mümkün olamayacaktır. Gerçekten de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere--------- aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ----- ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususu vurgulanmıştır. Buna göre de, mezkur hüküm gereğince, davacının kendisine, müvekkil Müdürlük tarafından yapılan bildirimler (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, --------- ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiği açıktır. Buna göre de, ilanın bulunması karşısında, müvekkilin eksik bir işleminden bahis dahi mümkün değildir. Aşağıda yer alan Yargıtay kararı da yukarıda açıklanan hususu ve müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini doğrulamaktadır. "...dosya içinde yer alan ticaret sicil evrakında davalı müdürlüğün ihyası istenen şirketin sicil kayıtlarındaki adresine tebligat çıkarıldığı, tebligatın ---- şerhi ile bila döndüğü, ----- ilan yapıldığı ve ---- tarihinde şirketin terkin edildiği anlaşılmaktadır. İhyası istenen şirkete gönderilen tebligat yapılamamış ise de 6102 sayılı TTK'nın geçici 7/4. maddesindeki usul dairesinde ilan tarihine göre tebliğ tarihi belirleneceğinden, dava konusu terkin işleminde usulsüzlük bulunmamakta olup, aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." -----3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7’nci Maddenin 15’nci fıkrası,----------- kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmünü haizdir. Müvekkili--------, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceği açıktır. Dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu husus, başlı başına müvekkil Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmemektedir. Gerçekten de, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede; bu hususta herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, müvekkil Müdürlüğün re'sen terkin kapsamında yer alan şirketlerden hangisinin derdest davası veya icra takibi bulunduğunu saptayacak sistemle entegrasyonu bulunmaması, bu hususu tespit etmenin hukuken ve fiilen mümkün olmaması karşısında ve son olarak aşağıda yer alan içtihatlar da gözetilerek müvekkil Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka ve nesafet kurallarına aykırılık teşkil edecektir. Kaldı ki; taraf teşkilinin sağlanması istenen, yani huzurdaki davanın sebebi olan dava dosyası da, saptadığımız üzere, şirket re'sen terk edildikten sonra tarihinde açılmış olup---------; kabul edilmemekle birlikte, re'sen terkin işlemi sırasında derdest bir dava veya icra takibi bulunmadığından; müvekkil Müdürlük tarafından, derdest davası bulunan şirketlerin silinemeyeceğine ilişkin düzenlemeye aykırı bir işlem yapılmamıştır. Nitekim, Yargıtay içtihadı da, re'sen terk sonrası açılan davaların, Geçici 7. madde hükümlerine aykırılık teşkil etmediği ve müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine yüklenemeyeceği şeklindedir. "Mahkemece şirketin terkin tarihinden sonra açılan davada davalı konumunda olan terkin edilen şirketin haklı nedenle ihyası gerektiği kabul edilmiş, masraf ve ücreti vekaletin davalı ... Müdürlüğüne yüklenilmesine karar verilmiştir. Ancak ihya konusunda haklı sebep kabul edilen davacının açmış olduğu dava, -------maddesine göre derdest bir dava yokken yaptığı terkin işleminden sonra açılmış olduğundan davalı ... Müdürlüğünün yargılama gideri ve ücreti vekaletten sorumlu olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." ------"Davalı vekili, aleyhine hüküm verilen davalı ----- vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak, yasal hasım konumunda olan davalı ------, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.---------- Dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Mahkemece, dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının terkinine ilişkin işlemin iptal edilmeksizin yalnızca sınırlı olarak ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesine kanaat getirilmesi durumunda; TTK Geçici 7. madde fıkra 15 gereğince uygulanması gereken ("Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir.") TTK m. 547/2 hükmü gereğince, dava konusu şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Çünkü belirli bir işin görülmesi, bir dava veya icra takibi kapsamında ek tasfiyesine karar verilen şirketle ilgili işlemlerin yürütülmesi ve sayın mahkemece verilecek kararla ilgili olarak -------- işlem yapılamayacağı gibi madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere, ek tasfiyenin tamamlanmasından sonra, kapanış bildirimi vb. işlemlerin de yapılması mümkün olmayacaktır. Nitekim TTK Geçici 7. madde kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin, neredeyse tamamının gayrifaal olması karşısında da, ek tasfiyenin akabinde bu kapsamdaki şirketlerin ticaret sicilinden tekrar terkin ettirilmesi Geçici 7. maddenin düzenlenme amacına da (yalnızca resmi kayıtlarda var olan kabuk şirketlerin hukuken de ortadan kaldırılması) olacaktır. Doktrinde de,----------- eserinde konuya ilişkin olarak; Mahkemece ek tasfiye kararı verilirse, gerçekleştirilecek ek tasfiye işlemleri için atanacak ek tasfiye memurunun mahkemece seçilmesine ilişkin bir kuralın TTK Geçici 7. maddede yer almadığını belirttikten sonra bu hâlde mahkemenin, TTK 547'de olduğu gibi sadece ek tasfiyeye karar vermekle yetinilmemesini, aynı zamanda ek tasfiye memurlarını da seçmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yazara göre, Kanunun amacı TTK Geçici 7. maddenin kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi olduğundan, ihtilaf çıkarıcı çözümlerden uzak durmak ve mahkemece ek tasfiye memurlarının seçilmesi gerektiği yönündeki TTK 547'deki çözümün burada da benimsenmesi yerinde olacaktır ---------Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). "Geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere anılan madde hükümlerinin uygulanmayacağına dair düzenleme uyarınca derdest davaya rağmen geçici 7. madde kapsamında gerçekleştirilen re’sen terkin işlemi hukuka aykırı olarak nitelendirilir. Ancak DOSYANIN İNCELENMESİNDE; DAVA KONUSU ŞİRKETİN --------- TARİHİNDE GEÇİCİ 7. MADDE UYARINCA TERKİN EDİLDİĞİ, AYNI ŞİRKET HAKKINDA İSE TERKİN TARİHİNDEN SONRA --------------- TARİHİNDE DAVA AÇILDIĞI NAZARA ALINDIĞINDA; İLGİLİ ----------- GEÇİCİ 7. MADDE KAPSAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLEN TERKİN İŞLEMİNİN HUKUKA AYKIRI OLDUĞU SÖYLENEMEZ. DOLAYISIYLA DAVA KONUSU ŞİRKET HAKKINDA TARAF TEŞKİLİNİN SAĞLANARAK ANILAN DAVADAKİ YARGILAMAYA DEVAM EDİLMESİ İÇİN AÇILAN İŞBU DAVADA VERİLECEK OLAN İHYA KARARI, TTK’NIN 547. MADDESİ ANLAMINDA EK TASFİYE KAPSAMINA GİRDİĞİNDEN MAHKEMECE, AYNI MADDENİN 2. FIKRASI GEREĞİ İHYASINA KARAR VERİLEN ŞİRKETE TASFİYE MEMURU ATANARAK TESCİL VE İLANINA KARAR VERİLMELİDİR."------------- sayılı ilâmı. 5. Müvekkili davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamaz. Müvekkili Sicili Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır. Resen terkin süreci 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi ve “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında, --------- kayıtlı şirketler bakımından belirli kriterlerin varlığı halinde uygulanan bir süreç olup, yukarıda da belirtilen gerekçelere dayanılarak bu kapsamda tesis edilmiş olan işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın açılmasında herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkil, “yargılama giderleri”nden sorumlu tutulamaz. 5.1. Re'sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiştir. “Davacının TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına dayalı olarak eldeki davayı açtığı, geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” ----- davadan önce ilgili şirket hakkında açılmış bir dava bulunduğu iddia ve ispat olunmamıştır. Buna göre davacının sıfatı gözetildiğinde ilgili şirket hakkında ticaret sicilden kaydının terkininden önce açılmış bir dava bulunduğu, buna rağmen TTK geçici 7. Madde 2. Fıkra hükmüne aykırı olarak işlem yapıldığına ilişkin bir iddia ve delil bulunmadığından davalı--------- yasal hasım olması nedeniyle davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır."---------- sayılı ilâmı. "Yasal hasım konumunda olan davalı -------, şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmamıştır.----- gönderilen yazı cevabında, şirketin muamele adresine gönderilen tebligatın ----- tarihinde tanınmaması nedeniyle iade edildiği, aynı şekilde şirketin yetkilisi olan ------------ çıkarılan tebligatın da ----- tarihinde adreste tanınmaması nedeniyle iade edildiği, şirketin terkin edileceğinin ------- edildiği, bu durumda terkin öncesi şirkete ilişkin işlemlerin yapılması için şirket ve yetkilisine usulüne uygun şekilde tebligat gönderildiği ve davalı sicil müdürlüğünün yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılmıştır. Terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediğinden; yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmemesi yönünde karar verilmelidir.------------ sayılı ilâmı. 6. SON OLARAK; ------- TARİHİNDE RESMİ GAZETEDE YAYIMLANIP YÜRÜRLÜĞE GİREN 7511 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'UN KONUYLA İLGİLİ 16. MADDESİ GEREĞİNCE DE, MÜVEKKİL MÜDÜRLÜĞÜN YARGILAMA GİDERLERİ VE VEKÂLET ÜCRETİNE HÜKMEDİLEMEYECEĞİNİN BELİRTİLMESİ GEREKMEKTEDİR. MADDE 16- 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” Madde Gerekçesi: Uygulamada, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında, yargılama sonucunda ihya karan ile birlikte davaya yasal hasım olarak iştiraki zorunlu olan ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebilmektedir. Madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine bu yönde hüküm tesis edilmesi uygun olmadığından, uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmak adına ve yürürlüğünden sonra verilecek hükümlerde uygulanmak üzere on beşinci fıkraya son cümle eklenmektedir. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği ”Yasal hasım” konumunda bulunan müvekkil aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. Nitekim, ------------ gibi çok sayıda ilâmı ve yerleşik uygulama da bu yönde olduğundan bahisle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu ----- dosyası incelendiğinde, davacısının ----davalılarından birinin---------- davanın konusunun Hizmet Tespiti, dava tarihinin 07/02/2012 olduğu, mahkemece davacı vekiline çıkartılan 18.04.2025 tarihli muhtıra ile mahkemede yargılaması devam eden dosyanın incelenmesinde davalı ------- ticaret kayıtlarında 24/09/2013 tarihinde resen terkin edilmiş olduğu anlaşılmakla söz konusu şirkete ilişkin taraf teşkili sağlanmak üzere ihya davası açılması için taraflarına işbu muhtıranın tebliğinden itibaren 1 aylık kesin süre verildiği ve davanın halen derdest olduğu görülmüştür.------ gelen kayıtlar incelendiğinde, dava konusu şirketin sicil kaydının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7.maddesine göre 24/09/2013 tarihinde resen terkin edildiği ve son yetkilisinin ... olduğu görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, ------------TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan şirketin ihyası istemine ilişkindir. TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi ile 30.12.2012 tarih 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. Maddesinin 4.bendine göre resen terkin kapsamına alınarak, ihtar ve ilan prosedürlerinin tamamlanmasının ardından, sicil kaydının 24/09/2013 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir. Dava konusu şirket hakkında TTK. Geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin işlemi yapılmış ise de, dava konusu şirketin davalı olduğu--------- sayılı dosyasının derdest olduğu ve işbu dosyada temsil edilmek üzere ihyasında zorunluluk bulunduğu, ayrıca aynı maddenin 15/son cümlesi "Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ------- aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz." hükmünü düzenlediğinden, dava dışı şirketin usule uygun kaydı silindiğinden davalı ---------- yargılama giderlerinden (davada yapılan giderler, vekalet ücreti, yargılama harçları, HMK.m.323) sorumlu tutulamayacağı, 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, dava konusu şirketin dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ticaret siciline tesciline, şirketin son yetkilisinin tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KABULÜ ile,
1------numarasında sicile kayıtlı iken sicilden resen terkin edilen --------Esas sayılı dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca ŞİRKETİN EK TASFİYE İÇİN YENİDEN TESCİLİNE,
2-Şirketin son yetkilisi ---- tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru şirketin son yetkilisi olduğundan ücret takdirine yer olmadığına,
3-Kararın ---------- tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubuyla bakiye harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davalı vekilinin yokluğunda, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------------- Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2025