T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/349
KARAR NO: 2026/36
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/04/2025
KARAR TARİHİ: 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 21.04.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkili ------Şirketi tarafından 02.05.2023 tarihli ve 588.584,00-TL tutarlı, 06.09.2023 tarihli ve 1.553.580,00-TL tutarlı, 02.05.2024 tarihli ve 521.728,90-TL tutarlı üç adet fatura davalı - borçlu ------ Şirketi adına keşide edilmiştir. Anılan faturalar davalı tarafından kabul edilmiş ve herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. İlk iki fatura müvekkili şirket tarafından sunulan mal ve hizmet bedeli, diğer fatura ise taraflar arasında varılan mutabakat uyarınca uygulanan vade farkına ilişkindir. Mal ve hizmet sunumuna ilişkin fatura alacakları, fatura tebliğine ve taraflar arasındaki birçok görüşmeye rağmen davalı - borçlu tarafından ödenmemiş, davalı - borçlu şirket yetkilileri, yurt dışından alacaklarının tahsilini beklediklerini bildirerek alacağın takip ve tahsiline ilişkin işlemlerin yapılmaması yönünde müvekkili şirket yetkililerinden ricada bulunmuşlardır. Müvekkili şirket de davalı ile mevcut ilişkilerinin zedelenmemesi amacıyla ve iyi niyetle söz konusu talebe anlayış göstermiştir. Bundan başka, davalı - borçlu şirket yetkililerinin teklifi üzerine fatura alacaklarına ----- Merkez Bankası reeskont faiz oranı üzerinden vade farkı uygulanması konusunda taraflar arasında mutabakat sağlanmış, bu kapsamda 02.05.2024 tarihli ve 521.728,90-TL tutarlı fatura müvekkili şirket tarafından düzenlenerek davalı şirkete gönderilmiş, davalı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadan vade farkına ilişkin fatura da kabul edilmiştir. Mal ve hizmet sunumuna ait fatura alacaklarına reeskont faiz uygulanmasına dair mutabakat taraflar arasındaki e-mail ve ------ yazışmaları sabittir. Davalı tarafın icra takibi ve dava açılmaması yönündeki talepleri karşısında yaklaşık iki yıl süreyle ve iyi niyetle bekleyen müvekkili şirket, alacaklarının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatmak zorunda kalmıştır. Başlatılan icra takibinde mal ve hizmet sunumuna dair faturalara daha önce vade farkı uygulanan dönem ayrı tutulmak suretiyle ve taraflar arasındaki mutabakat uyarınca 02.05.2024 tarihinden icra takip tarihine kadar -----Bankası reeskont faiz oranı üzerinden vade farkı uygulanarak -----İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanmıştır. Davalı-borçlu -----Şirketi tarafından yukarıda bilgileri yer alan icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz edilerek icra takibinin durdurulması sağlanmıştır. Haksız itirazın iptali ve dosya alacağının asıl alacak, tüm ferileri, icra inkar tazminatı, icra giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte ödenmesi talebiyle ----Arabuluculuk Bürosu'na ticari dava şartı arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmişse de ---- Büro----- Arb. sayısıyla yapılan arabuluculuk görüşmesi 28.03.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlanmıştır. Anılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden haksız itirazın iptali ile İcra Ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca, müvekkiline verilmek üzere davalı-borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesi amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu doğmuştur. Davalı - borçlunun oldukça yüksek meblağda borçlarının bulunduğu bilinmektedir. Müvekkili şirket alacağının varlığı ve tutarı konusunda taraflar arasında mutabakat yazışmaları mevcut olup yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiştir. Müvekkili şirket alacağı rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcudur. Yargılama sürecindeki gecikme ve davalı-borçlunun iyi niyetli olmayan tutumu dikkate alındığında hüküm tesisine kadar alacağın tahsil kabiliyetinin tamamen ortadan kalkması, dava ve icra takibinin bu nedenle semeresiz kalması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenlerle, teminatsız veya mahkemenizce takdir edilecek teminat karşılığı borçluya ait varlıkların İcra Ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle Davalı-borçluya ait taşınır, taşınmaz varlıkları ile diğer haczi kabil hak ve alacaklarının teminatsız veya mahkemece takdir edilecek teminat karşılığı ihtiyaten haczine, Davalı-borçlunun ---- İcra Müdürlüğü’nün----- Esas sayılı icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline, takibin devamına, müvekkiline verilmek üzere davalı borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 24.03.2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili -----kurulduğu 1965 yılından bugüne büyük ölçekli genel müteahhitlik projeleri, metro ve raylı sistemleri, köprüler, viyadükler, kat otoparkları, turizm tesisleri, konutlar ve entegre endüstri tesisleri projelerinin yapımı yanında ülkemizde ve yurtdışında bayındırlık hizmetlerinde önemli görevler üstlenerek ve bu görevleri başarı ile tamamlayarak inşaat sektörüne evrensel boyutta katkı sağlamakta olup inşaat sektöründe ciddi bir saygınlığı olan----- dergisi tarafından her yıl yayımlanan "Dünyanın En Büyük 250 Müteahhidi" listesinde 1998 yılından beri yer alarak gurur kaynağı olmaktadır. Davacı----Şirketi tarafından müvekkiline karşı ikame edilen huzurdaki davada; * Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında Davacı şirket tarafından 02.05.2023 tarihli 588.584,00 TL, 06.09.2023 tarihli 1.553.580,00 TL ve 02.05.2024 tarihli 521.728,90 TL tutarında olmak üzere toplam üç adet fatura düzenlendiği, * İlk iki faturanın mal ve hizmet bedeline, üçüncü faturanın ise taraflar arasında mutabık kalınan vade farkına ilişkin olduğu, * Alacakların uzun süre tahsil edilememesi üzerine ----- İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığı, * Davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve alacağın tahsili için dava açılmak zorunda kalındığı, ifade edilerek itirazın iptali ile takibin devamına, takip alacağına ilişkin davalının mallarının teminatsız veya asgari teminat üzerinden ihtiyaten haczine ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Davacı'nın ihtiyati haciz talebi asılsız iddialara dayanmakla birlikte haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyacak nitelikte olmadığından yasa ve usûle aykırıdır. Nitekim bu durum Mahkeme'nin 22.04.2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararıyla da hüküm altına almıştır. Davacı tarafından davasını ispata yeter belge dosyaya sunulmamış olup icra takibinin dayanağı faturaya itiraz edilmemesi üzerine icra takibi başlatılmış ve ödeme emrine itiraz edilmesi akabinde hukuka aykırı şekilde huzurdaki dava ikame edilmiştir. Bu sebeple, haksız ve hukuki mesnetten yoksun iddialar ile ikame edilen huzurdaki davaya karşı cevaplar aşağıda Mahkeme'nin bilgi ve dikkatine sunulmaktadır. İSPAT EDİLEMEYEN HUZURDAKİ DAVANIN ESASTAN REDDİ GEREKMEKTEDİR Faturanın düzenlenip karşı tarafa gönderilmesi ve karşı tarafın bu faturanın içeriğine itiraz etmemiş olması alacak hakkı doğurmayıp karşı tarafı borç altına sokmak için yeterli değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceği ve fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunun mal veya hizmeti temin ettiği tarafça ispat edilmesi gerektiği yönündedir. Bu doğrultuda, faturaya sekiz (8) gün içinde itiraz edilmemiş olması faturaya konu mal veya hizmetin alındığını ortaya koymak adına tek başına yeterli değildir. Bu nedenle faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle faturaya alacak iddiasını ispat ettiği düşünülemez. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında bu husus; Faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı taktirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar. Bu durumdan, faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabul edildiği anlaşılmaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 05.05.2005 tarih ve----- sayılı kararı) Davalı alım satım ilişkisini kabul etmemektedir. Bu nedenle davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre (yemin teklifi dahil) kanıtlaması gerekir. Çünkü tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermez, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir. (Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 06.10.2005 tarih ve ------- sayılı kararı) şeklinde belirtilmiştir. Öte yandan Davacı, davaya konu faturalara ilişkin hizmetin tam ve eksiksiz yerine getirildiğini iddia etmişse de işbu hususa ilişkin ispata yeter delil sunmamıştır. Bu husus göz önünde bulundurulduğunda, Davacı'nın faturalara konu hizmetleri usulüne uygun bir şekilde yerine getirdiği iddiasını ispatlayamadığı tartışmasızdır. Bu doğrultuda, Davacı'nın icra takibinde dayanmadığı delilleri huzurdaki dava bakımından ispat aracı olarak ileri süremeyeceği de göz önünde bulundurularak yukarıdaki açıklamalarımız kapsamında ispat edilememiş olan huzurdaki davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. Davacı Tarafından Usule Ve Yasaya Aykırı Olacak Şekilde Vade Farkı Bedeli Talep Edilmektedir Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve hukuk daireleri arasındaki görüş birliği, vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği yönündedir. Söz konusu iki durum dışında ise vade farkının talep edilebilmesi mümkün değildir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ----. sayılı kararında; "taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. Maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura kapsamının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının diğer tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği"... denilmek suretiyle faturanın sözleşme olmadığını, faturaya itiraz edilmemesinin faturayı taraflar arasında bağlayıcı bir sözleşme haline getirmeyeceğini ortaya koymakta olup somut olayda taraflar arasında vade farkının talep edilebilmesine ilişkin bir sözleşmenin mevcut olmadığı veya vade farkı uygulamasının, taraflar arasında sürekli uygulama şeklini almadığı/benimsenmediği mahkemece yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkacaktır. Tekrar etmek gerekirse, huzurdaki dava sadece takip konusu yapılan faturalara süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine ikame edilmiştir ki beyanlarımızın aksini ispat edecek herhangi bir belge dosyada bulunmamaktadır. Bu kapsamda, Davacı şirketin vade farkı talep etmesi taraflar arasındaki esas alacağın varlığı bir yana hukuka ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olup Müvekkil'inin takibe itiraz etmesindeki haklılığı ortadadır. MÜVEKKİLİ TARAFINDAN DAVACI ADINA DÜZENLENEN FATURALARA AİT TUTARLAR TAKAS DEF'İ OLARAK İLERİ SÜRÜLMEKTEDİR Davacı taraf Müvekkili aleyhine ikame etmiş olduğu işbu dava ile ticari ilişi doğrultusunda Müvekkil'inden alacaklı olduğunu iddia etse de, Müvekkili tarafından düzenlenen ve Müvekkiline ödemekle yükümlü olduğu tutardan herhangi bir şekilde bahsetmemiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında Müvekkili tarafından; * 23.05.2023 tarihli ----fatura numaralı 362.696,00 TL tutarlı fatura * 16.05.2023 tarihli ----- fatura numaralı 8.071,20 TL tutarlı fatura, Davacı adına düzenlenmiş olup bahsi geçen faturalar Davacı tarafından kabul edilmiş ve herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. TBK madde 139'da; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.” denilmekle iki kişinin karşılıklı birbirine borçlu olması halinde her bir alacağın takas edilebileceği belirtilmiştir ki; Müvekkili, Davacı'dan alacağını TAKAS DEF'İ suretiyle ileri sürmektedir. Bu kapsamda, Müvekkili ile Davacı arasındaki alacak/borç ilişkisinin takas ve mahsup defi kapsamında değerlendirilmesi ile davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep etmek gerekmiştir. DAVACI TARAFINDAN TAKİP ÖNCESİ İŞLEMİŞ FAİZ TALEP EDİLMESİ HUKUKA AYKIRIDIR Türk Borçlar Kanunu” nun (“TBK”) 117. maddesi uyarınca, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde filin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleşti; tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur." denilmekle belirli vadeli işlemlerde vadenin gelmesiyle, belirli vadenin bulunmaması halinde alacaklının ihtarı ile temerrüdün gerçekleşeceği ortaya konulmuş; bu durumun istisnası olarak taraflar arasında kesin vadenin kararlaştırılmış olması gerektiği belirtilmiştir. Huzurdaki davada, dava konusu alacağa ilişkin kesin veya belirli vadenin bulunduğuna yönelik taraflar arasında herhangi bir belge bulunmamaktadır. Faturanın yalnızca tebliğ edilmiş olması borçlunun temerrüde düşürülmesi bakımından yeterli değildir. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, faturanın tebliğ edilmiş olması, borçlunun temerrüde düşürülmesi açısından ihtar yerine geçmemekte olup Yargıtay ---. Hukuk Dairesi'nin 19.03.2014 tarih ve-----. sayılı kararında; “Salt fatura düzenlenmesi temerrüde esas olarak kabul edilemez. Davacı bakiye alacağın ödenmesi için dava tarihinden önce miktar belirterek ihtar çekip davalıyı usulen temerrüde düşürmediğinden fatura tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için hesaplanan işlemiş faiz alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır.” denilmektedir. Müvekkil'inin temerrüde düşürülmediği dosya kapsamında sabit olup taraflar arasında belirlenen bir kesin vadenin varlığı da söz konusu değildir. Hal böyleyken Davacı tarafından takip öncesi döneme ilişkin faiz işletilmesi ve talep edilmesi açıkça hukuka Bu kapsamda, Davacı'nın dava konusu alacağını ispat edemediğini yinelemek kaydıyla, Davacı'nın hukuka aykırı şekilde takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep etmesi nedeniyle de Müvekkili tarafından icra takibine itiraz etmek gerekmiştir. HUZURDAKİ DAVADA İCRA İNKÂR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMESİ GEREKLİ ŞARTLAR OLUŞMAMIŞTIR Davacı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli açılan işbu dava ile Müvekkili aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. İİK'nın 67/2. Maddesi; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” hükmünü amirdir. Yukarıdaki İİK maddesi ile sabit olduğu üzere icra inkâr tazminatı, alacağın likit olduğu ve itirazın kötü niyetli şekilde yapıldığının sabit olduğu hâllerde söz konusu olabilecektir. Fakat, takip konusu alacak ve bu alacağın muacceliyeti de huzurda yargılamayı gerektirmekte olup Mahkeme tarafından gerçekleştirilecek tahkikat neticesinde maddi gerçeklik ortaya çıkabilecektir. Bu doğrultuda, alacağın likit olduğundan ve dava konusu icra takibi kapsamında tanzim edilen ödeme emrine ve ödeme emrindeki hukuka aykırı işleyen faize itiraz etmekte Müvekkil'inin kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyecek olup Davacı'nın yasa ve usule aykırı icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmek gerektiğinden bahisle müvekkil'inin keşide etmiş olduğu faturalar yönünden ileri sürdüğü takas-mahsup def'i doğrultusunda, tarafların alacak talepleri arasında takas/mahsup yapılarak davanın tüm talepler yönünden reddine, şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 13.06.2025 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; ... 4- Takas Defi Hakkında Açıklamalar Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu ticari iş ile ilgilisi bulunmayan başka projelere ilişkin iki adet faturadan bahisle müvekkili şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek takas definde bulunmuştur. Müvekkilinin, mahkemece yapılacak inceleme sonucunda yasal koşulları oluştuğuna kanaat getirilen takas uygulamasına itirazı bulunmadığını dikkate sunar, bu nedenle takas definin kabulüne yönelik karar halinde, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti yüklenmemesini talep ettiklerini, mahkemece söz konusu fatura alacaklarının sabit görülmesi halinde dahi davalının ileri sürdüğü faturaların, tutar itibariyle müvekkili alacağını ortadan kaldırması mümkün olmayıp, yanıltıcı beyanların dikkate alınmamasını talep etmiştir. ...
İcra Dosyası: ---- İcra Dairesi'nin-----Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının----Şirketi, borçlusunun ----- Şirketi olduğu, 588.584,00 TL 02/05/2023 tarihli fatura, 1.553.580,00 TL 06/09/2023 tarihli fatura, 521.728,90 TL 02/05/2024 tarihli fatura, 241.496,82 TL işlemiş faiz ve 637.436,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.542.825,72 TL fatura alacağına dayalı 26/02/2025 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 04.03.2025 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 05/03/2025 tarihinde süresi içinde icra takibine, takip dayanağına, bu takip kapsamında gönderilen ödeme emrine, asıl borca ve fer'ileri ile borcun tamamına ve tüm ferilerine, işlemiş ve işleyecek faiz ve faiz oranına tümüyle itiraz ettikleri gerekçeleriyle borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür.
Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavir bilirkişiye tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları ile rapor hazırlamalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Prof. Dr. ---- Çavdar ve SMMM ----- tarafından sunulan 13.11/2025 tarihli raporda özetle; "III-SONUÇ VE KANAAT Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde; * Davacı ve Davalı işletmelerin sayın Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Delil” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.'sine göre "Takdiri Delil" sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı ve davacı ticari defter incelemelerinde 02.05.2023 tarihli 588.584,00 TL (pencereler), 06.09.2023 tarihli 1.553.580,00 TL (süpervizör) ve 02.05.2024 tarihli 521.728,90 TL (vade farkı) değerinde olmak üzere toplam 2.663.892,90 TL dava konusu faturaların ticari defter kayıtlarında yer aldığı, faturalardan sonra gerçekleşen ödeme kaydının olmadığı 31.12.2024 tarihi itibariyle davalının davacıya 2.077.789,70 TL borçlu olduğu ve tarafların cari muavin dökümlerine göre bakiyede mutabık oldukları, Dava konusu uyuşmazlığın sebebinin davacı tarafından başlatılan ve ----. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı icra takip dosyasında talep edilen alacağa yönelik itirazın iptali talebi olduğu, Dava dosyasına sunulan 02.05.2023 tarihli 588.584,00 TL tutarlı, 06.09.2023 tarihli 1.553.580,00 TL tutarlı ve 02.05.2024 tarihli 521.728,90 TL tutarlı üç faturadan davalının davacı tarafa toplam 2.663.892,90 TL borçlu olduğunun görüldüğü, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. Maddesinin 2. Fıkrasına göre davalının söz konusu faturaları kabul etmiş sayılabileceği ve dosyaya sunulan yazışmalardan davacının davalıya bahse konu mal ve hizmetleri sağladığının ispatı konusunda yazışmaların delil niteliği hakkında takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Vade farkının hesaplandığı tarih olan 02.05.2024'ten icra takip tarihi olan 26.02.2025 tarihine kadar reeskont faizine göre yapılan hesaplamaya göre davacının ilk faturadan 243.093,25 TL, ikinci faturadan 641.649,82 TL olmak üzere faiz alacağının doğduğu ve toplam alacağının 3,548.635,97 TL'ye ulaştığı ancak taleple bağlılık ilkesi gereği alacağının 3.542.825,72 TL olarak tespit edildiği, Sayın mahkeme tarafından taraflar arasındaki yazışmaların delil niteliğinde olmadığına hükmetmesi durumunda, vade farkı faturasının düzenlenemeyeceği yönünde karar kılındığı takdirde; 02.05.2023 ve 06.09.2023 tarihli faturalardan doğan alacakların fatura tarihlerinden icra takibinin başladığı tarihe kadar geçen sürede ticari temerrüt faiziyle ulaştığı değerin tarafımızca 3.492.713,00 TL olarak hesaplandığı, Sayın mahkeme tarafından takas def'inin kabulü yönünde karar kılındığı takdirde; 02.05.2023 ve 06.09.2023 tarihli faturalardan doğan alacakların fatura tarihlerinden icra takibinin başladığı tarihe kadar geçen sürede ticari temerrüt faiziyle ulaştığı değerinden mahsubu halinde tarafımızca 3.492.713,00 TL - 618.749,72TL = 2.873.963,28 TL olarak hesaplandığı, Vade farkı faturasının ve takas def'inin kabulü halinde hesaplandığı tarih olan 02.05.2024'ten icra takip tarihi olan 26.02.2025 tarihine kadar reeskont faizine göre yapılan hesaplamaya göre davacının ilk faturadan 243.093,25 TL, ikinci faturadan 641.649,82 TL olmak üzere faiz alacağının doğduğu ve toplam alacağının 3.548.635,97 TL - 618.749,72 TL = 2.929.886,25 TL talep edilebileceği, Sayın Mahkeme'nin taraflar arasındaki yazışmaların delil niteliğinde olmadığına hükmetmesi durumunda, 02.05.2023 ve 06.09.2023 tarihli faturalara icra takip tarihine kadar geçen süre zarfını kapsayacak şekilde ticari temerrüt faizi uygulandığında davacının alacağının 3.492.713,00 TL olarak hesaplandığı, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacının icra inkar tazminatına ve tarafların takas define ilişkin talepleri hususunda takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, satış faturası, hizmet faturası ve vade farkı faturasından kaynaklı alacakların tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında satış ve hizmet ile sonrasında vade farkından kaynaklı faturalar düzenlendiği, fatura bedelleri ödenmediğinden bahisle davacı tarafça icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık fatura bedellerinin ödenip ödenmediği ile vade farkı faturasının geçerli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun F. Takas I. Koşulları 1. Genel olarak başlıklı 139 uncu maddesi "İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." ve Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda; dava konusu faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve kayıtlarda davalı tarafça yapılan bir ödeme bulunmadığının anlaşıldığı, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı ve davalı tarafın ödeme yaptığını senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, faturaların taraflarca karşılıklı olarak ticari defterlere kaydedildiği, bu itibarla usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterlerindeki kayıtların davalının aleyhine delil olarak kabul edileceği ve davalının fatura konusu malları teslim almadığı veya hizmetin görülmediğini aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, bu suretle 588.584,00 TL miktarlı 02/05/2023 tarihli fatura ve 1.553.580,00 TL miktarlı 06/09/2023 tarihli fatura asıl alacağı yönünden davacının davasını ispat ettiği, 521.728,90 TL miktarlı 02/05/2024 tarihli vade farkı faturası yönünden; vade farkı istenebilmesi için bu konuda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunması veyahut vade farkı ödeneceğine ilişkin bir uygulama ve teamül bulunması gerektiği, taraflar arasında böyle bir durum bulunmadığı ancak davalı şirket temsilcisinin vade farkı kesilebileceğine ilişkin e-posta yazısı ile davalı tarafça vade farkı faturasının da ticari defterlere işlenmesi ve itiraza uğramaması göz önünde bulundurulduğunda taraflar arasında bu yönde bir teamül bulunduğu sonucuna varılacağından 521.728,90 TL miktarlı 02/05/2024 tarihli fatura asıl alacağı yönünden de davacının davasını ispat ettiği, davalı tarafın, 23.05.2023 tarihli ----- fatura numaralı 362.696,00 TL tutarlı fatura ve 16.05.2023 tarihli ------ fatura numaralı 8.071,20 TL tutarlı fatura alacakları bulunduğundan bahisle takas talebinde bulunmuş, davacı tarafçada takas olarak belirtilen miktar kabul edildiğinden, 521.728,90 TL miktarlı 02/05/2024 tarihli vade farkı faturasından düşüldüğünde (521.728,90 TL - 362.696,00 TL = 159.032,90 TL, 159.032,90 TL - 8.071,20 TL = 150.961,70 TL) 150.961,70 TL bulunmuştur. İşlemiş faiz yönünden ise; taraflar arasında mal alım sözleşmesi imzalandığı ancak ödemenin gecikmesi halinde faiz istenebileceğine ilişkin bir madde bulunmadığı gibi davalının temerrüte de düşürülmediği ayrıca dava ve takip konusu faturalar üzerinde de vade tarihi bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafın işlemiş faiz talebinin reddine, yine taraflar arasında ödemenin gecikmesi halinde uygulanacak faiz oranı belirlenmediğinden takip tarihinden sonra avans faizi uygulanmasına, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacı taraf takip yapmakta kötü niyetli bulunmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ------Şirketi'nin yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 588.584,00 TL asıl alacak (02/05/2023 tarihli fatura), 1.553.580,00 TL asıl alacak (06/09/2023 tarihli fatura) ve 150.961,70 TL asıl alacak (521.728,90 TL 02/05/2024 tarihli faturadan bakiye) olmak üzere toplam 2.293.125,70 TL üzerinden alacağın tahsili tarihine kadar avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA,
- Asıl alacak 2.293.125,70 TL'nin %20'si olan 458.625,14 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ----- Şirketi'nden alınarak davacı/alacaklı ------Şirketi'ne verilmesine,
Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2- Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 156.643,42 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 17.714,13 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 42.788,48 TL peşin harç olmak üzere toplam 60.502,61 TL'den mahsubu ile bakiye 96.140,81 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 42.788,48 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 20.273,00 TL olmak üzere toplam 20.888,40 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre 15.100,52 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 339.037,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 137.839,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre 3.325,40 TL'sinin davalıdan, 1.274,60 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.