T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/188 Esas
KARAR NO: 2025/456
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/01/2013
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :1-İddia: Davacılar vekili 09/01/2013 tarihinde görevsiz ----------- Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlediği dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri -------- ve ----------- oğulları --------- davalı ---------- yönetimindeki aracın çarptığını, kazaya karışan aracın sürücü ------------ babası olan diğer davalı ---------- ait olduğunu, olayın 22.04.2005 günü olduğunu, davalı ------------ olay anında 5 yaşında olan çocuğu hastaneye götürdüğü için diğer davalı baba ----------- adına kaza olay tutanağı tutulduğu müvekkillerinden --------- olaydan dolayı sağ bacağının parçalandığını, yapılan birkaç ameliyat ve platin takılması ile bacağının problemli olsa da iyileştiğini, kaza esnasında müvekkillerin çocukları --------idrar damarının koptuğunu, mesanede daralma olduğunu ve bu süre zarfında sonda takılmış ve halen tüm ameliyatlarından sonra haftalarca sonda ile gezmek zorunda kalmış ve halen de bu acıları yaşadığını, bu süreçle birlikte çocuğun böbreğinin tekini %70 oranında kaybettiğini diğer böbreğin ise %40 oranında işlevini yitirdiğini ve halen bu özelliğini tamamen yitirme aşamasında olduğunu, platin takılan ayağının tam olarak iyileşme göstermeyip ayakta kısalık kaldığını, davacıların uğramış olduğu maddi zarara karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin davalıların tümünden fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere alınmasına, var olan mevcut hastalıkları ve rahatsızlıkları dikkate alınarak anne ve baba için ayrı ayrı 15.000 TL çocuk için 45.000 TL olmak üzere 75.000 TL manevi zararın davalılar --------- ve ----------- alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2-Islah: Davacılar vekili 31.01.2022 harç tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davalı -----------Ş. yönünden sigorta şirketinin sorumluluğu olan miktarla sınırlı kalmak kaydı ile, a) Davacı ---------- % 100 Oranındaki Maluliyeti Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı = 50.000,00 TL b) Davacı ----------- Ömür Boyu Bakıcı Gideri Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı + 50.000,00 TL c) Davacı ----------- % 100 Maluliyeti ve Ömür Boyu Bakıcı Gideri Sebebiyle Nihai Ve Gerçek Maddi Zararları = 100.000,00 TL nin ilk dava ve sigortaya bildirim sayılan tarih olan 09/01/2013 tarihinden itibaren işlemiş yasal faizi ile işbu davalıdan alınmasına, diğer davalılar ---------- Ve ----------- yönünden ise Bin TL maddi tazminat taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak a) Davacı ----------- % 100 Oranındaki Maluliyeti Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı = 1.151.551,71 TL b) Davacı ----------- Ömür Boyu Bakıcı Gideri Sebebiyle Nihai ve Gerçek Maddi Zararı + 1.525.357,60 TL c) Davacı ------------ % 100 Maluliyeti ve Ömür Boyu Bakıcı Gideri Sebebiyle Nihai Ve Gerçek Maddi Zararları = 2.676.909,31 TL olarak ıslah ettiklerini, işbu miktarın kaza tarihi olan 22.04.2005 tarihinden itibaren işlemiş faizi ile işbu davalılardan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3-Savunma: Davalılar ---------, ---------- vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davacıların müvekkilleri hakkında ceza davasında şikayetçi olmadıklarını, kanunun ifadesiyle hukuk davasına ilişkin haklarını saklı tutmadıklarını hukuk mahkemesinde dava açamayacaklarını, davacı tarafça kabul edildiği üzere trafik kazasına karışan aracın sürücüsünün gerçekte diğer müvekkili ----------- olduğunu, ancak müvekkilinin Astsubay olması bu nedenle görevine bir halel gelmemesi için tarafların karşılıklı anlaşması suretiyle trafik kaza tespit tutanağında araç sürücüsü olarak müvekkili ---------- babası olan diğer müvekkili ---------- gösterildiğini, davacı bisikletli araç sürücüsünün araca sağ ön kapıdan çarptığını, küçüğün düşmenin etkisi ile aracın altına girdiğini ve yaralandığını, davacının maddi tazminat taleplerinin dayanaksız olduğunu, manevi tazminatın da fahiş olduğunu belirterek öncelikle , davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, mahkemenin aksi kanaate olması halinde davalı sürücünün kusursuzluğu ve dolayısı ile araç sahibi müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı sabit olduğundan davanın reddine karar verilmesini vekalet ücretinin ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ----------ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde, davaya konu kazanın üzerinden 7 yıl 8 ay geçtikten sonra açılan huzurdaki davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, söz konusu kaza ile ilgili davadan önce müvekkili şirkete müracaat edilmediğini ve herhangi bir hasar dosyasının açılmadığını, davacının talebine konu geçici iş görmezlik tazminatından tedavi gideri kapsamında olması sebebi ile 6111 sayılı yasa gereği müvekkili sigorta şirketi değil ----------- sorumlu olduğunu, davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini davanın ---------- ihbarının gerektiğini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.4-Davanın Aşamaları: Davacılar tarafından işbu dava dosyası öncelikle ----------- Esas sayılı dosyası üzerinden açılmış,---------- sayılı ilamıyla görevsizlik kararı verilerek dosyanın Mahkememizin --------- Esas sırasına tevzi edilmiş, Mahkememizin 11.11.2014 tarih, --------- Esas, ----------- Karar sayılı ilamıyla; "2918 sayılı yasanın 109.maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmü düzenlenmiş olup maddi ve manevi tazminat istemine konu olayın meydana geldiği 22/04/2005 tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 765 sayılı yasanın 459/2 ve 102/4 maddeleri uyarınca ceza zaman aşımı süresi 5 yıldır. Mahkememizde 09/01/2013 tarihi itibariyle açılan davada uzamış ceza zaman aşım süresinin geçtiği, bu itibarla davalıların zaman aşımı itirazının yerinde olduğu görüldüğünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş,-----------sayılı ilamıyla; "2918 sayılı KTK'nin 109/1.maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Somut olayda, kaza 22.04.2005 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı --------- 01-08.08.2005, 02-12.12.2005, 27.04.2006-04.01.2007, 29.01.2007-29.02.2007, 24-27.09.2009, 27-30.10.2010 tarihleri arasında birden fazla ameliyat geçirmiştir.
Mahkemece davacı ---------- trafik kazası nedeniyle yaralanmasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evrakındaki adli raporları ile tüm tedavi evrakı getirilerek, dosyada bulunan tedavi belgelerine göre ameliyatların maruz kaldığı trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, trafik kazasında kaynaklanmış ise en son geçirdiği ameliyatın tarihinin ne olduğu, kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, zarar ve boyutunun kesin olarak tarihin belirlenmesinden sonra davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bu verilere göre değerlendirilmeli, eğer zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılır ise, bu durumda Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin (kazanın) gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre sürekli işgöremezlik raporu alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile Mahkeme kararının bozularak Mahkememiz yukarıdaki esas sırasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:5- Davanın ve çekişmeli konuların tespiti: Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanan davacı ------------ yaralanmasından dolayı oluşan maddi zarar ile davacılarda oluşan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.Davacılar vekili, davalı sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ve davalı ----------- maliki bulunduğu ------------ plaka sayılı aracın davalı sürücü ----------- sevk ve idaresinde iken müvekkili ----------- çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini beyanla, maluliyet tazminatı ile bakıcı giderleri ve manevi tazminat talep etmektedir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık;
a-Davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı,
b-Kazada davalı araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise kusur oranının ne kadar olduğu,
c-Davacı ------------ kaza nedeniyle yaralanıp yaralanmadığı, yaralanmışsa iş gücü kaybına ilişkin tazminat ile bakıcı giderine ilişkin tazminata hak kazanıp kazanmadığı, kazandıysa miktarının ne kadar olması gerektiği,
ç-Manevi tazminat talebi yönünden davaların TBK'nin 56/1. Maddesi kapsamında manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığı, kazanmışlarsa miktarın ne kadar olması gerektiği noktalarında toplanmaktadır.
6-Kazanın oluşumu ve davalı sürücünün kusur oranı: Dosya kapsamına göre, davaya konu kazasının 22.04.2005 günü sürücü ---------- yönetimindeki ----------- plaka sayılı aracın ------------ Caddesini takiben Doğu yönünden batı yönünde hareketle olay yeri ---------- Sokak kavşağına geldiğinde ---------- Sokaktan koşarak kavşağa giriş yapan iki çocuktan biri olan 5 yaşındaki ------------ kavşak ortak alanı içinde aracın ön tarafıyla çarpması sonucu meydana geldiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan keşif sırasında tespit olunan bilgilere göre, olay günü, davalı sürücü ------------ yaralı çocuğu kendi aracına alarak hastaneye götürmüş olması nedeniyle trafik görevlileri tarafından Kaza Tutanağı tutulmadığı,Olay yerinin yerleşim birimi içi, ------------ Mahallesi ----------- Caddesi ile ------------ Sokak ve------------ Caddesinin kesiştiği 5 kollu kavşak ortak alanı içi olduğu, 19 Mayıs caddesinin iki yönlü trafiğe açık, 7 metre genişlikte, asfalt kaplamı, aracın kavşağa geliş yönüne göre yaklaşık %7 çıkış eğimli karayolu olduğu, olay yeri kavşağın yaklaşık 30 - 40 metre gerisinde sağ tarafında ------------ Sokak, sol tarafında ise ------------ Sokakların mevcut olduğu,Olay tarihinde taşıt yolundan kavşağa giriş kollarında trafik işaretlemesinin olmadığı, davalı sürücü yönetimindeki araçla kavşak yaklaşımında taşıt yolunun sağ kenarında 120 cm yüksekliğinde tuğla duvar olduğu bu duvarın ---------- Sokak tarafında da devam ettiği, Olay tarihinde 5 yaşında olan ------------ yukarıdaki yol üzerinde bulunan elektrik direğinin yanında koşarak karşı tarafa koştuğu sırada --------- caddesinden çıkış eğimli karayolundan kavşağa yaklaşan sürücü ----------- yönetimindeki ------------ plaka sayılı araçla önüne doğru koşan çocuğu görünce sola kaçtığı, çocuğun koşmaya devam etmesi üzerine sağa kaçmak isterken aracının ön tarafıyla gidiş yönüne göre taşıt yolunun sol tarafında çocuğa çarptığı olay yerinde dinlenen taraflar ve tanık ifadelerinden anlaşılmıştır.Tanık ----------- keşif mahallindeki ifadesinde; “Olayın gerçekleştiği tarihte şimdiki gibi trafik yoğunluğu yoktu, davacının da dahil olduğu çocuklar yolun çevresinde (5 kollu bir kavşak ortak alanı olarak adlandırılabilecek) oynuyorlardı, davacı ------------ Sokaktan kavşak ortak alanına girdiği esnada ------------- plakalı araç sürücüsü ----------- yönetiminde olan araç kavşağa girdi, araç kesinlikle yavaş değildi, çocuğa (davacıya) sol ön tarafından çarparak üzerinden geçti, araç çarpma ile birlikte 1 metre kadar kaydı ve durdu, durduğu sırada çocuk aracın altındaydı, ön teker ile arka tekerlekler arasında boşluktaydı, davacı çocuk yola girdiği sırada kazaya karışan araç sürücüsü sol tarafa manevra yapmaya çalıştı, kaza tarihinde şu an bulunan kahverengi tuğladan oluşan duvar vardı, davacı çocuk yola girdiğinde ben elinden tutuyordum, ben çocuğun dayısıyım, kaza tarihinde kazanın gerçekleştiği cadde dolmuş yoluydu, bildiklerim bunlardan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu,Tanık -------------- keşif mahallindeki ifadesinde: “Ben kaza sırasında şimdiki nosu ----------- nolu dükkanın içinde oturuyordum, ben kaza sırasında çocuğun nereden geldiğini bilmiyorum, ------------ Caddesinde aşağıdan yukarıya doğru (doğudan batıya doğru) üzerinden geçtiğini hatırlıyorum ancak hangi tekerleğin üzerinden geçtiğini hatırlamıyorum, kaza tarihinde duvar vardı ancak şu an bulunan elektrik direği yoktu, ayrıca şu an bulunan kasis de kaza tarihinde yoktu, şu an dükkanlar ile yolu ayıran kaldırım yoktu, kaza tarihinde ----------- olan tanığı kaza anında bulunup bulunmadığını hatırlamıyorum, kaza tarihinde kazanın gerçekleştiği cadde dolmuş yoluydu, hastaneye gittiğimizde çocuğun cinsel organından kan geldiğini gördüm, bildiklerim bunlardan ibarettir” şeklinde beyanda bulunduğu,Tanık ----------- keşif mahallindeki ifadesinde; “Olay tarihinde şu an bulunan binanın yerinde tek katlı bir yapı vardı, şu an ------------ numara olarak geçiyor, ben o dükkanın önündeki kaldırımda oturuyordum, kaza anını net bir şekilde gördüm, kaza anında araç aşağıdan benim bulunduğum istikamete doğru geldiği sırada yolun -----------Sokak ile ----------- Caddesi kesiştiği noktada bulunan duvarın yanında 5-6 çocuk bulunuyordu, yola iki çocuk firladı, bir çocuk geride kaldı, diğer çocuk yola geçti ve araç çocuğa çarpmamak için sola hamle yaptı, çocuk ise yine sol tarafa doğru aracın önüne koştu, bu sefer araç tekrar kurtarmak için sağa kırdı, bu sefer yine çocuk da sağa doğru koştu ve araç çocuğa önden çarptı, manevra yaptığı için çocuk önden aracın altına girdi, sol arka tekerleğin altında kaldı, araç sol arka teker ile çocuğun üzerinden geçti, geçer geçmez araç durdu, durduğu sırada çocuk aracın arka tarafından yaklaşık olarak 1 metre aracın uzağında duruyordu, kaza tarihinde duvar yıkılmamış haliyle bulunuyordu, kaza tarihinde şu an bulunan kasis yoktu, kaza tarihinde kazanın gerçekleştiği cadde ---------- Mahallesinin ana caddesi olarak geçiyordu, kaza tarihinde bu kadar araç yoğunluğu yoktu, araç hızını hesaplama imkanım yok, ancak normal hızında seyir halinde devam ediyordu, çocuğun elinden tutan kimse yoktu, çocuk koşarak yola geçti, kaza sonrasında çocuğu alıp hastaneye götürdü, kaza tarihinde kazanın gerçekleştiği cadde dolmuş yoluydu, bildiklerim bunlardan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu, Tanık ----------- keşif mahallindeki ifadesinde; “Kaza sırasında şu an ------------ numaralı olan tek katlı yapının önünde oturuyordum, ---------- arkadaşımız aşağıdan yukarıya (doğudan batıya) doğru geliyordu, o esnada çocuk ----------- Caddesi ile ------------ sokağının kesiştiği noktada bulunan kırmızı tuğlalardan oluşan duvarın yanından yola doğru koştu, bunun üzerine ------------ arkadaşımız ilk başta sola doğru manevra yaptı, sonra kurtarmak için tekrar sağa manevra yaptı, ancak o sırada çocuğu altına aldı, çocuk sol arka tekerlek ile çocuk üzerinden geçti, ondan sonra aracı durdurdu, çocuğu hastaneye götürdü, çocuğun elinden kimse tutmuyordu, bildiklerim bunlardan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu,Davalı sürücü ----------- keşif mahallindeki ifadesinde; "ben aşağıdan yukarıya (doğudan batıya) yaklaşık olarak 30-40 km hızla seyir halindeyken çocuklar sağdaki ---------- Sokak ile ---------- Caddesinin kesiştiği noktada bulunan kırmızı tuğlalarda oluşan duvarın arkasından yola davacı fırladı, ben çocuğu gördüm, fark ettiğim anda refleks olarak kurtarmak için aracı sola kırdım, ancak ben aracı sola kırmama rağmen çocuk iyice önüme atladı, bu sefer de ben aracı sağa kırdım, sonra çocuğa ben hatırladığım kadarıyla çocuğa aracın sağ ön tarafıyla çarptım, ben çocuğun üzerinden geçmedim, geçtiğimi hatırlamıyorum, manevra yaptığım sırada hızım yaklaşık olarak 10-15 km civarındaydı" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Tarafların kusur oranının belirlenmesi için Mahkememizce mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığı, Makine Mühendisi ------------- tarafından düzenlenen 05.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda; "Yasa ve Yönetmelik hükümlerine göre davalı sürücü -----------; ----------- Caddesini takiben olay yeri beş kollu kavşak girişine hızını düşürmesi, --------- Sokak ve devamındaki ---------- Caddesinin kesişmesi ile oluşan kavşak giriş ve çıkışlarından taşıt yolunun karşısına geçmekte olan yada geçmek için bekleyen yayaların olup kontrol etmesi, varsa kavşağa girmeden bir kaç metre geride aracını durdurması, yayanın güvenli olarak karşıya geçmesini bekledikten sonra dikkatli ve tedbirli bir şekilde kavşaktan geçmesi zorunlu olmasına rağmen, davalı sürücünün gündüz vakti yaya trafiğinin ve çocukların çok olduğu olay yeri kavşağa yaklaşırken daha dikkatli ve tedbirli olması, karşıya geçmekte olan yayayı taşıt yolunun sağ kenarında olan 120 cm duvar nedeniyle ve çocuğun küçük yaşta ve boyunun küçük olması nedeniyle duvarın arkasından görünmeyebileceğini dikkate alarak hızını 50 km/s çok altına düşürmesi ve tedbirli olması, çocukları görünce korna ile uyarması ve etkili frenle aracı durdurmaya çalışması gerekirken geliş hızı ile yayanın önünden sola kaçarak olayı önlemeye çalışmasına rağmen zamanında hızını yeterince düşürmemiş olması nedeniyle olayı önleyemediği ve aracının ön tarafiyla taşıt yolunun sol tarafında çocuğa çarptığı anlaşılmıştır.Davalı tüm kavşağa yaklaşırken hızını yeterince düşürmüş olsaydı fren tedbiri alarak ve kendi gidiş şeridini koruyarak olayı önlemesi mümkün olabilecekken Karayolları Trafik Kanunun 52/a maddesi ile Trafik Yönetmeliğinin 109/d maddesini ihlali nedeniyle KTK'nun 84/h maddesi uyarınca olayda asli derecede %60 oranında kusurlu bulunmuştur.5 yaşındaki yaya -----------; trafik eğitimi almamış küçük yaştaki çocuğun yanında bir ebeveyni olmadan karayoluna çıkarılmış ve taşıt yolu içinde oynamasına izin verilmemesi, akan trafik içinde küçük yaştaki çocuğun hem kendisi hem de yoldan yararlanan araçlar için tehlike doğurması kaçınılmaz bir olgu iken maalesef ülkemizin sosyo-ekonomik durumları nedeniyle bu tür olumsuz durumlarla sık sık karşılaşılmaktadır.Yürürlükte olan 2918 sayılı TK'nun 68/b maddesinde “Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu, yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır.” hükmü ile yayalar için güvenli geçiş yeri yapılmamış yerlerde yayaların kavşak giriş ve çıkışlarını kullanmalı zorunlu kılınarak ve buraya yaklaşan sürücülerin daha dikkatli ve tedbirli olması ve kurallara uygun olarak kavşak giriş ve çıkışlarından karşıya geçmekte olan veya geçmek üzere bekleyen yayalara ilk geçiş hakkını vermesi zorunlu kılmasına rağmen,
Yaya 5 yaşındaki -----------, kavşak girişinde 120 cm yüksekliğindeki duvarın arkasından kavşak girişinden taşıt yolunun karşısına geçmek için kavşağa yaklaşmakta olan aracın hız ve mesafesini kontrol etmeden, dikkatsiz - tedbirsiz olarak ve koşarak karayoluna girmiş olmasının olayın vukuunda önemli derecede etkili olduğu anlaşıldığından olayda İkinci derecede %40 oranında kusurlu bulunmuştur." yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere, davalının kusurlu olup olmadığına karar vermek yetkisi Mahkememize aittir.
Dosya kapsamına göre bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.10.2021 tarihli kusur durumuna ilişkin rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla oybirliğiyle hükme esas alınmıştır.Bu itibarla, dava konusu kazanın oluşumunda, davalı sürücü ------------; Yerleşim yeri içinde araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu saatte dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı, KTK'nun 52/a,b, Trafik Yönetmeliğinin 109/d maddelerini ihlali nedeniyle meydana gelen olayda %60 (Yüzde Altmış) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ----------- kavşak girişinden karşıya geçerken dikkatsiz, tedbirsiz davranışı ve koşarak karayoluna girmesi nedeniyle olayda %40 (Yüzde Kırk) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
7-Davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının maluliyet oranı yönünden inceleme ve değerlendirme: Davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ----------- maluliyet oranının tespiti için dosyamız ------------ Kuruluna gönderilmiş, ------------- tarafından düzenlenen 27.11.2020 tarih ve ------------- Sayılı raporda, ----------- doğumlu ----------- 22.04.2005 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının ------------ karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri çerçevesinde maluliyet derecesinin % 100 oranında olduğu tespitinde bulunulmuştur.------------ Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet oranına ilişkin rapor Mahkememizce de aynen benimsenmiş, davaya konu kaza nedeniyle davacı -------- maluliyet derecesinin %100 oranında olduğu kanaatine varılmıştır.8-Davacının iş göremezlik (maluliyet) tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı talepleriyle ilgili inceleme ve gerekçe:8.1-Hesaplama yönetimi yönünden değerlendirme: -------------- Sayılı kararında: TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve 1.8 teknik faiz indirimi uygulanmadan hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği yönündedir.------------Sayılı kararı; "3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkilinin desteğinin meydana gelen kazada öldüğünü açıklayıp destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, tazminatın belirlenmesi amacı ile bilirkişiden rapor alınmış, alınan raporda davacının ve desteğin kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresi belirlenmesinde 1931 tarihli PMF yaşam tablosu dikkate alınarak hesaplama yapılmış, hakem heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır.Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.Desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda ------------ alınan 1931 tarihli "PMF" cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, --------- Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ----------, --------- Üniversitesi ve ------------ Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı veriler. "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Kurumu'nca da ilk peşin sermaye değ erlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü İtibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de göz önüne alındığında Dairemizce de 2020 yılı Aralık ayı itibari ile tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.Buna göre temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği de dikkate alınarak, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacının ve desteğin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” şeklindedir.
----------- Sayılı Kararı; "...bakiye ömrün tespitinde TRH 2010 tablosu yerine PMF 1931 tablosu uygulanması hatalı olmuştur.” şeklindedir.---------- Sayılı Kararı; "Uygulamada, sigortalının veya hak sahibinin bakiye ömürleri 1931 tarihli “------------” ----------yaşam tablosundan yararlanılmakta ise de; ----------- Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, ... Üniversitesi ve ... Üniversitesi'nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosı hazırlanmış olup ----------- ------------- sayılı Genelgesiyle de ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınmalıdır. Mahkemece alınan hesap raporu yetersiz olup, gerçek zarar ile ilk bağlanan peşin sermaye değerli gelirler belirlenip ve karşılaştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde belirlenen yöntemle karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Dairemizin yeni hesap ilkeleri gözeltilmeli ve mukayese yapılarak yeniden alınacak hesap raporu dikkate alınarak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek, bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.” şeklindedir.------------ Sayılı kararı; "Somut olayda, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş, ZMSS yeni genel şartları gereğince TRH tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği belirtilerek dosya yerel mahkemeye gönderilmiştir. Bu karardan sonra, mahkemece alınan 17.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda TRH yaşam tablosu esas alınmış ve iskonto oranı % 1.8 (teknik faiz) uygulanarak hesaplama yapılmış, devre başı ödemeli belirli rant yöntemine göre belirlenen tazminat miktarına göre mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve davacı vekilinin karara karşı istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmişse de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, %1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” şeklindedir.----------- sayılı kararı, ----------- sayılı kararı, ------- Sayılı kararı, ----------- sayılı kararında belirtilen yönteme göre, TRH 2010 yaşam tablosu baz alınarak işleyecek devre bakımından %10 artış %10 iskontolama yöntemine göre davacının maddi zararı hesap ve tespit edilmiştir.8.2-Davacının yaşı ve muhtemel bakiye ömür süresi yönünden inceleme ve değerlendirme: 27.08.2000 doğumlu olan davacı ------------ TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrü (53) yıl ve muhtemelen (74) yaşına kadar yaşayacağı kabul edilmiştir.Davacının, davaya konu trafik kazası nedeniyle uğradığı maluliyete rağmen aktif olarak çalışmasını devam ettireceği, yaşının da müsait olması hasebiyle kendisiyle birlikte tüm aile fertlerinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için ya yapmış olduğu işi yapmaya devam edeceği yada bir işverene ait işyerinde hizmet akdi ile ya da diğer değişik işlerde aktif olarak çalışmasını devam ettireceği ve kazanç sağlayacağı kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılmış ve değerlendirmelerde de 5510 sayılı Sosyal Güvenlik yasası hükümleri emsal olarak nazara alınmıştır.Davacının (21) yaşından itibaren aktif çalışmasını (60) yaşına kadar devam ettireceği kabul edilerek (60) yaşına kadar zarar gördüğü bakiye aktif devresi (39) yıl olarak belirlenmiştir.Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında (60) yaşından sonra devam edecek olan pasif devreye ait maddi zararın da hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; davacının (74) - (60) yaşları arası zarar gördüğü emeklilik ve pasif devresi (14) yıl olarak belirlenmiştir.8.3-Davacı ----------- kazanç durumu yönünden inceleme ve değerlendirme: ------------- sayılı kararı, ------------- Kararı ile ----------- Hukuk Dairelerinin bu konudaki yerleşmiş içtihatlarında, talep olmasa dahi hüküm tarihine en yakın tarihte uygulanan ve kamu düzenine ilişkin olan yasal asgari ücretin kazanç tespitinde ve hesaplamada res'en dikkate alınması gerektiği, olay tarihinden itibaren hesap raporunun tanzim edildiği tarihte bilinen en yakın tarihe kadar geçen dönem içinde gerçekleşen her türlü ücret artışları ve emsal ücretlere göre tespit ve hesaplanması gerektiği belirtilmektedir.
--------- doğum tarihli davacı ----------- davaya konu 22.04.2005 olay tarihi itibariyle henüz (4) yıl (7) ay (25) günlük olup 5 yaşında olduğu değerlendirilmiştir. Davacı çocuk anaokulu çağına kadar anne ve babanın bakım ve gözetim altındadır. Kazalı çocuk (5) yaşına geldiğinde anne ve babasının bakım ve gözetiminden çıkarak anaokuluna başlayacak; (5) yaşından itibaren anaokulu ve akabinde ilköğretim çağına girecek ve okula giderken oynarken ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken %100 sağlam olan emsallerine nazaran maluliyetiyle orantılı olarak daha fazla efor ve güç sarf edeceği ve sarf etmesi gereken bu fazla efor ve gücün parasal değerlerinin yasal asgari ücretlerin net tutarının altında olmayacağı kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılacaktır.----------- Sayılı kararında "davaya konu olay tarihi itibariyle (9) yaşında olan davacının sürekli işgücü kaybının yitirdiği olay tarihinden itibaren maddi zararının hesap ve tespit edilmesi gerektiği" yönündedir.----------- Sayılı kararında "(14) yaşında ve lise öğrencisi olan kazalının geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması gerektiği" yönündedir.
----------- sayılı kararında: "Çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeniyle, evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme ve tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarf etmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak görülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 18 yaşından itibaren kazanç sağlamaya başlayacağı kabul edilerek, bu yaştan itiharen maddi zarar hesabı yapılmış ise de, yukarıda yapılan açıklamalar göz önünde tutularak davacının sürekli çalışma gücünü yitirdiği tarihten itibaren zararın oluşacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir....” şeklindedir.Yüksek mahkemenin yukarıda belirtilen kararlarından hareketle davacı muhtemelen (5) yaşından itibaren anaokuluna başlayacak olması yaşında okula giderken oynarken ve yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken %100 sağlam olan emsallerine nazaran %100 oranındaki maluliyetiyle orantılı olarak daha fazla efor ve güç sarf ederek yaşamsal faaliyetini sürdüreceği için, kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılmıştır.---------- sayılı kararında "İşçiye ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi 01.01.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5615 sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile getirilmiş olup bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Bu nedenle ücretin eki değildir ücret olarak nitelendirilemez... Bu duruma göre ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı durumlarda dikkate alınamayacağı açık olup tazminat hesaplamasında esas ücrete dahil edilemez." şeklindedir.Davaya konu olay tarihi itibariyle henüz çocuk yaşta olan davacının geliri kazanca dayanmamaktadır. Kazalının (5) yaşından itibaren normal yaşamsal aktivitesi, gelire dayanmadığı için (18) yaşına kadar dönemdeki kazanç tespiti 01.01.2008'den itibaren uygulanmaya başlanan asgari geçim indirimi dikkate alınmadan ----------- yasal asgari ücrete göre, (18) - (60) yaşları arası kazancı ise ----------- yasal asgari ücrete göre tespit edilmiştir.
Davacı (18) yaşından itibaren ise bu olay sebebiyle uğradığı maluliyete rağmen, aktif olarak çalışmasını devam ettirecek yaşının da müsait olması hasebiyle kendisiyle birlikte tüm aile fertlerinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için ya yapmış olduğu işini yapmaya devam edecek ve ya bir işverene ait işyerinde hizmet akdi ile ya da diğer değişik işlerde çalışmasını devam ettirerek kazanç sağlayacağı kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılacak; bu şekilde çalışması karşılığı sarfetmesi gereken mesainin parasal değerleri yasal asgari ücretlerin net tutarının altında olmayacağından; kaza tarihinden itibaren günümüze kadar geçen dönem içinde, memleketimizde uygulanan ve kamu düzenine ilişkin bulunan yasal asgari ücretlere göre değerlendirme yapılmıştır.8.4-Davacı ---------- maluliyet zararınına ilişkin tazminat talepleri yönünden inceleme ve değerlendirme: Davacı vekili dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ------------ maluliyetine ilişkin olarak sigorta şirketi yönünden 50.000 TL ile sınırlı olmak üzere toplam 1.151.551,71 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.----------- Kurulu tarafından düzenlenmiş 27.11.2020 tarihli raporda, davacının, geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının ---------- karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri çerçevesinde maluliyet derecesinin %100 olduğu tespitinde bulunulmuştur. Davacı -------- uğramış olduğu iş göremezlik (maluliyet) tazminatı tutarının hesaplanması dosyadaki tüm bilgi, belgeler ile yukarıdaki ilkeler uyarınca aktüerya hesabının yapılması için dosya aktüer bilirkişi ----------- tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından denetime elverişli olarak düzenlenen raporda davacı ------------ %100 oranındaki maluliyeti sebebiyle toplam (68) yıl, (5,5) aylık maddi zararının 1.919.252,85 TL olarak hesaplanmıştır.Davacının davaya konu trafik kazasının oluşumundaki kusur oranı göz önüne alındığında, davacının davalılardan talep edebileceği maddi tazminat miktarı 1.151.551,71 olarak hesaplanmıştır.Bilirkişi ------------ tarafından yapılan hesaplama Mahkememizce de aynen benimsenmiş, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının maluliyeti nedeniyle uğradığı toplam maddi zararın 1.919.252,85 TL, tarafların kusur oranı göz önüne alındığında davalıların sorumluluğunun 1.151.551,71 TL ile sınırlı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.8.5-Bakıcı gideri sebebiyle oluşan maddi tazminat talebi yönünden inceleme ve değerlendirme: Davacı vekili dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde özetle, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacı ----------- %100 maluliyet sebebiyle sürekli bakıcıya ihtiyacı bulunduğunu, ilgili bakıcı giderine ilişkin olarak toplam 1.525.357,60 TL'nin, davalı ----------Ş.'nin sorumluluğu 50.000 TL ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.---------- sayılı kararında; "Somut olayda; dava dilekçesinde bakıcı gideri de talep edilmiş olup, hükme esas alınan maluliyete ilişkin bilirkişi raporunda davacı...geçici işgöremezlik süresinin 9 ay olduğu ve bu süre zarfında % 100 oranında malul sayılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda davacı yararına %100 malul sayıldığı geçici işgöremezlik dönemi bakıcı giderinin belirlenmesi yönünde bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir.---------- sayılı kararında; “Dava konusu trafik kazası nedeni ile ---------- raporuna göre davacının olay tarihinden itibaren 9 aylık sürede 96 100 malul olduğu anlaşılmasına davacının da bakıcı gideri istemesine göre bu süre için bakıcı giderine hükmedilmesi gerekir iken mahkemece bu yönün göz önünde bulundurulmaması da doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir.---------- --------- bu husustaki cevap yazılarında, “Söz konusu Kanun, Yönetmelik ve Genelge hükümleri çerçevesinde, trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri (tedavi, tibbi malzeme, ilaç, refakatçi ve yol giderleri) Sağlık Uygulamaları Tebliği kapsamında, Kurumumuzca karşılanmakta olup; iş göremezlik, maddi ve manevi tazminat ve bakıcı giderleri gibi Kurumumca karşılanmayan talepler için sigorta şirketlerinin sorumlulukları devam etmektedir.” şeklindedir.---------- sayılı kararında; “Davacı taraf, sürekli bakıcı giderinin tedavi gideri teminatından karşılanması gerektiğini iddia ederek bakiye tazminat isteminde bulunmuş; davalı sigortacı ise, bakıcı giderine ilişkin zararın da sakatlık teminatı kapsamında kaldığını ve anılan teminata ilişkin limitin tüketildiğini savunmuştur. Bu itibarla; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sürekli bakıcı gideri zararının, davalı tarafından düzenlenen ZMSS poliçesindeki "sakatlık teminatı" kapsamında mı yoksa "tedavi gideri teminatı" kapsamında mı olduğu ve davalının davadan önce ödediği 310.000,00 TL ile sorumluluğunun son bulup bulmadığı noktasında toplanmaktadır....Anılan belirlemelerin, KTK ve bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde de Borçlar Kanunu hükümlerine göre yapılması gerektiği açıktır. Bu itibarla; Anayasa'ya aykırı olduğu için bir kısım hükümleri iptal edilen ZMSS Genel Şartları'na ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin kararı, KTK, BK ve yerleşik Yargıtay uygulamaları dahilinde belirleme yapılması gerekmektedir...Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gereği, ZMSS Genel Şartları'nın A.S-c maddesine göre bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık teminatı kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığı; sürekli bakıcı gideri zararının, AYM iptal kararı da dikkate alınarak Dairemizin önceki yerleşik uygulamaları gereği, tedavi giderleri teminatında yer aldığı hususları hep birlikte ele alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmenin doğru olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan hukuki ve maddi vaktalar karşısında; davaya konu edilen sürekli bakıcı gideri zararının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından karşılanması gerektiği dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” şeklindedir.Bu itibarla, Yüksek mahkemenin yukarıda belirtilen güncel içtihadından hareketle, davacının bakıcı gideri sebebiyle maddi zararı, davalı sigorta kuruluşunun ZMMS poliçesi tedavi gideri teminat limiti klozu kapsamında değerlendirilmiştir.
Davacı ---------- uğramış olduğu bakıcı gideri tazminatı tutarı yönünden dosyadaki tüm bilgi, belgeler ile yukarıdaki ilkeler uyarınca aktüerya hesabının yapılması için dosya aktüer bilirkişi ----------- tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından denetime elverişli olarak düzenlenen raporda davacının ömür boyu bakıcı gideri sebebiyle toplam (69) yıl (5,5) aylık maddi zararı 2.542.262,67 TL olarak hesaplanmıştır.Davacının davaya konu trafik kazasının oluşumundaki kusur oranı göz önüne alındığında, bakıcı giderine ilişkin olarak davacının davalılardan talep edebileceği maddi tazminat miktarı 1.525.357,60 olarak hesaplanmıştır.Bilirkişi ----------- tarafından yapılan hesaplama Mahkememizce de aynen benimsenmiş, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacının maluliyeti nedeniyle uğradığı toplam bakıcı gideri zararının 2.542.262,67 TL, tarafların kusur oranı göz önüne alındığında davalıların sorumluluğunun 1.525.357,60 TL ile sınırlı olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.9- Davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki sorumluluğu yönünden inceleme: Dava dosyasında mevcut --------- numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bilgilere göre mülkiyeti ------------ adına kayıtlı ve ----------- sevk ve idaresindeki ---------- plakalı araç davaya konu 22.04.2005 trafik kaza tarihini kapsayan 27.05.2004 - 27.05.2005 tarihleri arası davalı ----------Ş.'ye Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olup, olay tarihini kapsayan 01.01.2005 - 31.12.2005 tarihleri arası sakatlık sebebiyle teminat limit miktarı (50.00,00) TL ve tedavi gideri sebebiyle teminat limit miktarı (50.000,00) TL olduğu tespit edilmiştir.Davacı ----------- 22.04.2005 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sebebiyle %100 oranındaki maluliyeti sebebiyle davalılardan talep edebileceği nihai ve gerçek maddi zararı 1.151.551,71 TL olup, davalı -----------Ş.'nin sorumlu olduğu sakatlık teminat limitinin üzerindedir. Bu itibarla, davacı ---------- %100 maluliyeti sebebiyle davalı--------Ş.'den talep edebileceği maddi zarar miktarı 50.000,00 TL olarak belirlenmiştir.Davacı ------------ 22.04.2005 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası sebebiyle ömür boyu bakıcı gideri sebebiyle davalılardan talep edebileceği nihai ve gerçek maddi zararı 1.525.357,60 TL olup, davalı ----------Ş.'nin sorumlu olduğu tedavi gideri teminat limitinin üzerindedir. Bu itibarla, davacı---------- bakıcı gideri sebebiyle davalı -----------Ş.'den talep edebileceği maddi zarar miktarı 50.000,00 TL olarak belirlenmiştir.10-Zamanaşımı yönünden inceleme ve değerlendirme: Davalılar ---------- ve ----------- vekili ve davalı----------- vekilinin gerek dava dilekçesine karşı, gerekse ıslah dilekçesine karşı ayrı ayrı zamanaşımı defiinde bulundukları anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 09.01.2013 harç tarihli dava dilekçesinde özetle, maluliyet tazminatı ve bakıcı giderlerine ilişkin olarak toplam 1.000 maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, akabinde 31.01.2022 harç tarihli dilekçe ile taleplerini ıslah ederek, maluliyet tazminatına ilişkin olarak 1.151.551,71 TL ile bakıcı giderlerine ilişkin olarak 1.525.357,60 TL olmak üzere toplam 2.676.909,31 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Bu itibarla kaza tarihinin 22.04.2005, dava tarihinin 09.01.2013, ıslah tarihinin 31.01.2022 olduğu tespit olunmuştur.Türk Borçlar Kanunu'nun 72. Maddesi uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.Trafik kazası sonucunda bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olunması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir. 2918 sayılı Kanun'da iki yıl olarak düzenlenen "kısa zamanaşımı süresinin" başlangıcı, zarar görenin zararı ve faili öğrenme tarihidir. Zararın öğrenilmesi, kanunun açıkladığı anlamda zarar veren olayın sonuçlarını, gidişatını, kesinleşen durumunu ve zararın kapsamını belirleyebilecek bilgiye sahip olunması anlamına gelir. Zarar tamamlanmadan zarar gören açısından zararın belli olduğu kabul edilemez. Zararın tamamlanması ise tüm sonuçları ile bilinmesi ile mümkündür. Kanunda 10 yıl olarak düzenlenen zamanaşımı süresi ise olay tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. --------- Üniversitesi -------- Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 22/02/2019 tarih ---------- sayılı raporunda; ------------- maruz kaldığı 03.08.2005, 09.09.2005, 08.12.2005, 30.01.2006, 27.11.2006, 28.05.2007, 24.11.2009, 05.05.2010, 15.06.2010, 28.10.2010, 07.03.2014, 22.12.2015, 30.05.2017,13.06.2018 tarihli ameliyatlarının trafik kazasından kaynaklandığı, en son geçirmiş olduğu ameliyat tarihinin 13.06.2018 olduğu, buna göre davacıların zararın mahiyetini bu tarihte öğrendiklerinin kabulü gerektiği, bu durumda da davanın KTK 109/1 uyarınca zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi başlamadan çok önce bu davanın açıldığının kabulü gerektiği anlaşılmakla davalılar -------- ve ----------- vekili ile davalı -----------Ş. vekilinin cevap dilekçeleri ile davanın zamanaşımı defi yönündeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.Ancak, dava kısmi dava olarak açılmış olup davalılar ---------- ve ---------- vekili ve davalı -----------Ş. Vekili ıslah dilekçesine karşı da ayrı ayrı ve süresinde zaman aşımı defiinde bulunmuşlardır. Kaza 22.04.2005 tarihinde meydana gelmiş olup, 5237 sayılı TCK 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Trafik kazası sonucunda bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olunması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir. 2918 sayılı Kanun'da iki yıl olarak düzenlenen "kısa zamanaşımı süresinin" başlangıcı, zarar görenin zararı ve faili öğrenme tarihidir. Zararın öğrenilmesi, kanunun açıkladığı anlamda zarar veren olayın sonuçlarını, gidişatını, kesinleşen durumunu ve zararın kapsamını belirleyebilecek bilgiye sahip olunması anlamına gelir. Zarar tamamlanmadan zarar gören açısından zararın belli olduğu kabul edilemez. Zararın tamamlanması ise tüm sonuçları ile bilinmesi ile mümkündür. Kanunda 10 yıl olarak düzenlenen zamanaşımı süresi ise olay tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı ------------trafik kazası sonucu 22.04.2005 tarihinde yaralandığı, dava konusu eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği, olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 456. Maddesinin en ağır hükmünü düzenleyen 3. Fıkrasına göre ceza miktarının en fazla on sene ağır hapis cezasını gerektirdiği, buna göre aynı kanunun 102/1-3. Bendine göre dava zamanaşımı süresinin on sene olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu kaza 22.04.2005 tarihinde meydana gelmiş ve davacılar vekili tarafından kısmi dava olarak açılan dava 19.01.2022 tarihinde ıslah edilmiştir. Şu durumda davanın ıslah edildiği tarih itibarıyla 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde düzenleme altına alınan 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/3 ve 102/1-3. bendi uyarınca olayın bağlı olduğu 10 yıllık uzamış zamanaşımı süresi geçmiştir.
----------- sayılı ilâmı da bu yöndedir. Bu kapsamda davacı ----------- ıslahla talep ettiği fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.11-Maddi tazminat davası ile ilgili sonuç: Yukarıda anlatılan nedenlerle, davacının dava dilekçesi ile talep ettiği 1.000 TL maddi tazminat talebinin kabulüne, davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.12-Manevi tazminat talebiyle ilgili inceleme, hukuki gerekçe, değerlendirme ve sonuç: Davacılar, dava konusu trafik kazası nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuştur.6098 sayılı TBK'nin 56/1. Maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre de ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
TBK'nin 56.maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve ------------ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Eylemin oluş şekli başlığı altında kabul edilen durumuna göre; davaya konu trafik kazası nedeniyle %100 oranında malül kalan davacı ----------- ve anne ve babası olan diğer diğer davacılar lehine Türk Borçlar Kanunun 56. Maddesi gereğince manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödetilmesine karar verilmesi gerekli olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları Mahkeme tarafından araştırılmış, araştırma sonuçları Mahkememiz dosyaya konulmuştur. Dava konusu olayın oluş biçimi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, davacı ------------ kaza nedeniyle %100 oranında malül kalması nedeniyle davacı ---------- ve davacının anne ve babası olan diğer davacıların duyacakları elemin derinliği, davaya konu kazada nedeniyle tarafların kusur oranı, olay tarihindeki paranın alım gücü, davacılar için hak ve nasafet kuralları gözetilerek, davalıların ekonomik açıdan müzayaka durumuna sokmayacak şekilde; davacı ------------ için 45.000 TL, davacı baba ------------ için 15.000 TL, davacı anne ---------- için 15.000 TL manevi tazminata hükmetmek gerektiği kanaatine varılmıştır.13- Faiz başlangıç tarihi ve faiz türü yönünden inceleme ve gerekçe: Her ne kadar, haksız eylem sorumlularına karşı açılan tazminat davalarında, maddi ve manevi tazminatlara, zararların oluştuğu tarih olan "olay" tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte ise de; KTK'nın 99'ncu maddesinde yer alan "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi uyarınca, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi gereğince ödenmesi gereken maddi tazminatın, daha önce sigorta şirketine başvurulmuş ise başvuru tarihinden itibaren "8 işgünü sonraki" tarihten itibaren, sigorta şirketine başvurulmamış ise dava ya da takip tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsili gerekmektedir. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, davaya konu trafik kazası nedeniyle dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine herhangi bir başvuruda bulunulmadığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketinin dava tarihi olan 09.01.2013 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu kabul edilerek davalı sigorta şirketi yönünden 09.01.2013 tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faiz oranları uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Faizin türü ile ilgili olarak da davacılar vekili gerek dava gerekse talep artırım dilekçesinde yasal faiz talep ettiğinden tüm tazminat talepleri yönünden yasal faiz uygulanmasına ilişkin mahkememizce verilen 19.07.2022 tarih ve ----------- Esas - ---------- Karar sayılı hüküm, davacılar vekili ile davalılar ----------- ve ------------ vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine ---------- sayılı ilâm ile "1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar ---------, ----------- vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, ameliyatların trafik kazasından kaynaklandığı, en son ameliyat tarihinin 13.06.2018 olduğu, davanın KTK 109/1 uyarınca zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığının kabulü ile dava dilekçesindeki talep yönünden zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş, ıslahla talep edilen kısım yönünden ise davanın kısmi dava olarak açıldığı, davalılar ---------- ve ----------- vekili ve davalı -----------Ş. vekilinin ıslah dilekçesine karşı ayrı ayrı ve süresinde zamanaşımı def'inde bulundukları, kazanın 22.04.2005 tarihinde meydana geldiği, dava konusu eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği, olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 456 maddesinin en ağır hükmünü düzenleyen 3. fıkrasına göre ceza miktarının en fazla on sene ağır hapis cezasını gerektirdiği, buna göre aynı Kanun'un 102/1-3. bendine göre dava zamanaşımı süresinin on sene olduğu, davacılar vekili tarafından davanın 19.01.2022 tarihinde ıslah edildiği, davanın ıslah edildiği tarih itibarıyla 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde düzenleme altına alınan 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanun'unun 456/3 ve 102/1-3 bendi uyarınca olayın bağlı olduğu 10 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi, belgeler ve maluliyet raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; zararın kesin olarak belirlenmesi yönünden TBK'nın 51. maddesi gereğince rapor alındığı tarihte dahi davacının tedavisinin devam ettiği, (%34.2 oranında maluliyeti tespit edilmiş olsa bile davacıyı bağlamadığı) --------- Kurulu'nun 27.11.2020 tarihli raporunda doğru olan yönetmeliğe göre % 100 maluliyetin olduğunun tespit edildiği, dava dilekçesinde zararın devam ettiği, tam ve kesin olarak belirlenemeyeceği dilekçe içeriğinden anlaşılmakla, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulünün gerektiği, her ne kadar ıslah dilekçesi olarak verilmişse de alacak belirlendikten sonra verilen bu dilekçenin de HMK'nın 107. maddesi gereği bedel artırım dilekçesi olarak değerlendirilmesinin icap ettiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca Mahkemenin eldeki davayı kısmi dava olarak değerlendirerek ıslah dilekçesine yönelik davalıların zamanaşımı def'inin kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. 3. Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarara karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş fakat davacı vekili yargılama safahatında maddi tazminata ilişkin talebinin ne kadarının bakıcı gideri ücretine, ne kadarının sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu açıklamamış, Mahkemece de bu hususta bir açıklama talep edilmemiştir. Şu halde temyizen incelenen kararın dava dilekçesinin bu yönden açıklatılması için de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ----------, ---------- vekillerinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ----------- ve ----------- alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.05.2024 gününde oybirliğiyle karar verildi." gerekçesiyle bozularak dosya mahkememize gelmiş ve yeni bir esas numarası almıştır.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun olan ------------ sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından 27/05/2025 tarihli beyan dilekçesiyle; dava dilekçesinde 1.000,00 TL olarak gösterilen dava değerinin 500,00 TL'sinin bakıcı gideri ücreti ve 500,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatı olduğuna ilişkin beyanda bulunulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 22.04.2005 günü sürücü ---------- yönetimindeki ------------ plaka sayılı aracın ------------ Caddesini takiben Doğu yönünden batı yönünde hareketle olay yeri ------------ Sokak kavşağına geldiğinde ---------- Sokaktan koşarak kavşağa giriş yapan iki çocuktan biri olan 5 yaşındaki ----------- kavşak ortak alanı içinde aracın ön tarafıyla çarpması sonucu meydana geldiği, dava konusu kazanın oluşumunda, davalı sürücü -----------; yerleşim yeri içinde araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu saatte dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı, KTK'nun 52/a,b, Trafik Yönetmeliğinin 109/d maddelerini ihlali nedeniyle meydana gelen olayda %60 (Yüzde Altmış) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ------------ kavşak girişinden karşıya geçerken dikkatsiz, tedbirsiz davranışı ve koşarak karayoluna girmesi nedeniyle olayda %40 (Yüzde Kırk) oranında kusurlu olduğu, davacı ----------- yaralanması sonucu kaza tarihinde yürürlükte bulunan ---------- karar sayılı Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 27.11.2020 tarih ve ------------ sayılı maluliyet raporuna göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının tespit edildiği, 05.10.2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplamalar yapıldığı, 1.151.551,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.525.357,60 TL bakıcı gideri ücreti hesaplandığı ve davacı tarafça 19/01/2022 tarihli talep artırım dilekçesi verildiği görülmüştür.Davacı ------------ maddi tazminat talebi yönünden; Olayda uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sorumluluk Genel olarak başlıklı 49 ncu maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiştir. Haksız fiil faili davalı sürücü ----------- olup TBK 49 ve devamı maddeleri uyarınca başkasına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Davalı sürücü ---------- bilirkişi tarafından tespit olunan maddi zararların tümünden sorumludur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu başlıklı 85 nci maddesi "(Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tara-fından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmünü düzenlediği, bu hükme göre davalı ------------ araç maliki sıfatıyla haksız fiil failiyle birlikte verilen zarardan sorumludur. Davalı ----------- Şirketi de kazaya karışan ------------ plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğundan araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limitlerinde meydana gelen zarardan sorumludur. Davacı taraf davalı ------------ Şirketi'nden dava tarihi, davalılar ----------- ve ------------ kaza tarihinden itibaren yasal faiz talep etmektedir. Bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama, Yargıtay bozma ilâmıyla davalılar ------------ ve ------------- vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacı taraf lehine oluşan kazanılmış hak ve mahkememizce yapılan kabule göre davacı ----------- maddi tazminat talebinin kabulü ile, 1.151.551,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.525.357,60 TL bakıcı gideri ücretinin davalı ------------ Şirketi'nden ( poliçe limitiyle sorumlu ) dava tarihi, davalılar ------------ ve ------------- kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Davacılar -----------, ----------- ve ------------- manevi tazminat talebi yönünden; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin hükümlerin bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleştiği anlaşıldığından davacılar ---------, ----------- ve ------------ manevi tazminat davaları daha önce kesinleştiğinden yeniden aynı konuda hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ----------- sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri ücretine ilişkin maddi tazminat davasının KABULÜ ile;
a) 1.151.551,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ------------- Şirketi yönünden 50.000,00 TL'lik kısmı ile sınırlı olmak kaydıyla 09/01/2013 tarihinden, diğer davalılar ---------- ve ------------- yönünden tamamından sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihi olan 22.04.2005'ten tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----------- verilmesine,
b) 1.525.357,60 TL bakıcı gideri ücretinin davalı ------------ Şirketi yönünden 50.000,00 TL'lik kısmı ile sınırlı olmak kaydıyla 09/01/2013 tarihinden, diğer davalılar --------- ve --------- yönünden tamamından sorumlu olmak kaydıyla kaza tarihi olan 22.04.2005'ten tahsil tarihine kadar işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----------- verilmesine,
2-Davacı ------------ manevi tazminat davası daha önce kesinleştiğinden yeniden aynı konuda hüküm tesisine yer olmadığına,
3-Davacı ------------ manevi tazminat davası daha önce kesinleştiğinden yeniden aynı konuda hüküm tesisine yer olmadığına,
4-Davacı ------------- manevi tazminat davası daha önce kesinleştiğinden yeniden aynı konuda hüküm tesisine yer olmadığına,
5-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 182.859,67 TL karar ve ilam harcının, davacılar tarafından dava açılırken yatırılan 24,30 TL peşin harç ve 9.142,98 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 9.167,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 173.692,39 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
6-Davacılar tarafından yatırılan toplam 9.167,28 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
7-Davacılar tarafından sarf edilen toplam 2.672,75 TL masraf ile 419,90 TL keşif harcı toplamı olan 3.092,65 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalılar --------- ve ------------- tarafından yapılan masrafların üzerilerinde bırakılmasına,
9-Davacı ------------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 354.460,02 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ------------- verilmesine,
10-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalılar ---------- ve ------------- vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde YARGITAY TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2025