T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/137 Esas
KARAR NO: 2025/400
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/02/2025
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili 14.02.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin, davalı şirket ile 27.12.2024 tarihinde - 2025 yılına ilişkin 01.01.2025 - 31.12.2025 tarihleri arasındaki geçerli olmak üzere, davalının işletmekte olduğu "-----------" unvanlı turistik tesis (“Otel”) için "Açık Kontenjan/Oda Tahsis" Sözleşmesi ("Sözleşme") akdettiğini, müvekkili şirketin, sözleşmenin 10/g maddesi gereği davalı şirkete "NAMA YAZILI" (Türk Ticaret Kanunu ("TTK") md. 654. - 788/2'de tarif edilen ve emrine olmayan) toplam 30.000.000.- TL tutarındaki aşağıda dökümü yapılmış dokuz (9) adet çeki avans ve yapılacak konaklamaların garantisi olarak düzenlediğini, çeklerin bağlı olduğu --------- IBAN hesabından Davalı namına düzenlenmiş "NAMA YAZILI" çeklerin dökümü aşağıdadır.
BANKA ADI ŞUBESİ VADE TARİHİ ÇEK NO MİKTARI
------------Ş. ----------- Şubesi -28.02.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
------------Ş. ----------- Şubesi -28.03.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
------------Ş. ------------ Şubesi -25.04.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
-----------Ş. ------------- Şubesi -30.05.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
-----------Ş. ------------- Şubesi -27.06.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 4.000.000,00TL
------------Ş. ----------- Şubesi -25.07.2025 Tarih ------------- Çek Nolu- 4.000.000,00TL
-----------Ş. ------------ Şubesi -29.08.2025 Tarih ------------- Çek Nolu- 4.000.000,00TL
------------Ş. ------------ Şubesi -26.09.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
-----------Ş. ------------- Şubesi -31.10.2025 Tarih ------------ Çek Nolu- 3.000.000,00TL
TOPLAM: 30.000.000,00 TL
Her ne kadar davalı adına yukarıda dökümü yapılmış namına (TTK md. 654 - 788/2) keşide edilen çekler lehtarına teslim edilmek üzere düzenlenmişse de söz konusu çekler keşide edildikten sonra kargo evrakı arasında kaybedildiğini, esasen dava konusu 30.000.000.- TL'lik çek ile birlikte, üç (3) farklı şirket namına düzenlenmiş toplamı 89.000.000.-TL değerinde çek kaybedilmiş ve akabinde çalındığı öğrenilmiştir. Durum öğrenilir öğrenilmez derhal muhatap ------------ Bankası'na bildirilmiştir. Müvekkili adına kaybolan/çalıan tüm (NAMA YAZILI) çekler ile ilgili olarak ihtiyati tedbir müracaatında bulunulmuş ve hukuki nitelikleri itibarı ile EMRİNE - HAMİLİNE yazılı çeklerden farklılık arz etmesi nedeniyle tüm çekler hakkında üçüncü kişileri de bağlayacak şekilde ödeme yasağı kararı alınmıştır. Çekler hakkında alınmış ihtiyati tedbir kararları dilekçe ekinde sunulmuştur. İhtiyati Tedbir Kararı alınan D. İş dosyaları: ----------,-----------,-----------ve ------------ Dava konusu "namına yazılı" çeklerin kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından ele geçirildiği/çalındığı, söz konusu çekler hamiline veya emrine yazılı çeklermiş gibi sahte cirolar kullanılmak suretiyle tedavüle çıkarılmaya çalışıldığı esnada öğrenilmiştir. Nitekim kötü niyetli hamiller, ----------Ş., -----------Ş., ----------Ş., ---------Ş., ----------Ş., ------------Ş.'ye ibraz ile haksız kazanç elde etmeye çalışmışlar, bunun için de çekler üzerinde sahte imzalar atarak çekte tahrifat yapmışlar, çekleri bu "sahte" ve aynı zamanda "usulsüz" ciro yolu ile tedavüle çıkartmaya çalışmışlardır. Faktoring şirketlerinin "namına" yazılı bu çek akıbetlerini resen araştırmak amacıyla lehtar, keşideci ve cirantalar üzerinden yaptığı bu soruşturmalar esnasında durum aşikâr olmuştur. Çeklerin çalındığı ve kötü niyetli kişiler elinde olduğu bu şekilde ortaya çıkmış ve tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşıldığında, derhal ----------- şirketlerine İHTARNAME düzenlenerek durumdan haberdar edilmişlerdir. ----------- şirketlerine gönderilen ihtarlarda özetle, kendilerine ibraz edilen çeklerin NAMA yazılı çeklerden oldukları, CİRO yolu ile devir edilemeyeceği, çeklerin devrinin ancak alacağın temliki yolu ile yapılabileceği; kaldı ki NAMINA çek düzenlenen firmalar tarafından taahhüt edilen hizmetin henüz verilmediği, bu nedenle alacağın da doğmadığı, dolayısı ile çekler üzerinde isimleri yazılı hak sahiplerinin dahi bu çekleri henüz devir ve temlik etmek haklarının hukuken olmadığı, bu nedenle devir ve temlik etmiş olsalar dahi müvekkilin alacağın temliki hükümlerine tabi olmak üzere düzenlemiş olduğu NAMA YAZILI (emrine veya hamiline değildir) çekler üzerinde ödemezlik def-i hakkının olduğu, bu hakkın sadece muhatabına karşı değil, elinde bulunduran tüm üçüncü kişilere karşı dahi ileri sürülebileceği; şayet ----------- firmaları tarafından bu çeklerin ibraz edenlerinin meşru hamil kabul edilip mezkur çekleri faktoring ticari faaliyetleri gereği işleme almaları halinde, yukarıda listesi yapılmış çalıntı çekleri kısmen veya tamamen kötü niyetle (hırsızlık malını almak) ve suça iştirak etmek suretiyle iktisap etmiş sayılacakları da ihtar edilmiştir. Bu girişimlerin akabinde çek hırsızlığı, kıymetli evrakta tahrifat ve sahtecilik suçundan zarar görmemiz nedeniyle ------------ Cumhuriyet Başsavcılığına da şikâyette bulunulmuştur. ----------- soruşturma no.lu dosyadan, çekleri bankaya ibraz edenlerin kolluk kuvvetlerine haber verilmek suretiyle yakalanmaları ve ibraz ettikleri çeklere el konulması hususunda bankalara müzekkere yazılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan müracaatta çekleri ciro yolu ile tedavüle soktuğu anlaşılan şirket yöneticilerinin, bunların cirantalarının, tahkikat kapsamına alınması yönündedir. Çeklerin akıbeti hakkında soruşturma devam etmektedir. Çekleri fiziki olarak elinde bulunduranlar tespit edilmeye çalışılmaktadır. Talep konusu çekleri fiziki olarak elinde bulunduranlar açıkça belli olduğunda, huzurdaki davaya taraf olarak bu kişiler de davaya dahil edilecek ya da davaya müdahil olarak iştirak edeceklerdir. Kendileriyle yapılmış kontenjan sözleşmesi gereği bizzat “NAMA YAZILI” çek düzenlenen firmalara da haber verilerek, listelerde yazılı çeklerin ellerine geçip geçmediği sorulmuş ve kendilerinden bu çeklerin ellerine geçmediği ve kendileri tarafından temlik cirosu ile devir ve temlik edilmediği sorulmuştur. Dava konusu çeklerin kendilerine ulaşmadığı, tedavüle sokulmadığı yolunda yazılar istenmiş ve alınmıştır. Söz konusu firmaların yazılı beyanları da dilekçe ekindedir. Namına düzenlenmiş çekler davalı lehtarın eline geçmemiştir. Bu konuda davalı lehtardan alınmış yazılı beyan mevcuttur. Davalı lehdar, çeklerin arkasına basılmış olan kaşelerin ve kaşe üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmektedir. Dava konusu çekleri fiziki olarak elinde bulunduran ve bu çeklerin meşru ve haklı hamili olduğu hususunda iddiada bulunan ve bu iddiasında sebat eden birisi henüz ortaya çıkmamıştır. Her ne kadar çekler haksız kazanç temin etmek gayesi ile tedavüle sokmak istenmekteyse de bu durumun henüz tam olarak gerçekleştiğine dair bir bilgi yoktur. Bu kişilerin kimlikleri ancak çek üzerlerinde yazılı ödeme tarihi (vade) geldiğinde ve muhatap bankaya çekler fiziki olarak ibraz edildiğinde ortaya çıkacaktır. Bu nedenledir ki ihtiyati tedbir talepli davamızda husumet sadece çek lehtarına yöneltilmiştir. İhtiyati Tedbirin dava sonuna kadar devamı talebimiz vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 389 ve devamı maddeleri gereğince İhtiyati Tedbir, dava konusuna ilişkin tarafların hukuki durumunda meydana gelecek zararları önlemek adına düzenlenen, geçici nitelikte bir hukuki korumadır. Mahkemenin ihtiyati tedbir kararı verebilmesi için, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali bulunmalıdır." hükmünü haizdir. Müvekkil şirketin karşı karşıya kaldığı hırsızlık aşikar ve bir o kadar da samimidir. Müvekkili, işbu dava konusu çekleri ödemek zorunda kalması halinde, çalınan çeklere ilişkin almadığı bir hizmetin bedelini ödemek ve mükerrer ödeme yapmak zorunda kalacaktır. Müvekkilinin uğradığı ve uğrayacağı zararlar, tedbir talebine konu çeklerin de cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalması halinde, altından kalkılması güç maddi ve manevi zararlar olarak doğacaktır. İhtiyati tedbir kararı geri dönülmesi zor ve uzun süreçler isteyen, maliyeti yüksek hukuki girişimlerde bulunma ihtimallerini ortadan kaldıran, koruyucu bir karar olması nedeniyle ve delillerde bir değişiklik olmaması ile yasadan kaynaklanan hakların bariz müvekkili lehine olduğu dikkate alındığında dava konusu çekler hakkında verilmiş ihtiyati tedbir kararının devamına ve çeklerin ödemelerinin durdurulmasına, muhatap bankanın, çekleri saf ticari gaye ile çekleri kabul etmeden önce çekler hakkında müdebbir tüccar ve şahıs olarak sorgulama yapan iyi niyetli kişilerin de zarar görmemesi bakımından ve hata yapmalarını engellemiş olacağından ihtiyaç vardır. Bu kararın verilmesi koşulunu oluşturan yaklaşık ispat koşulu için gerekli ve yeterli tüm deliller ve yargı kararları dosyaya dava dilekçemizin eki olarak sunulmuştur. Yukarıda bildirdikleri nedenlerle dava sonuna kadar haklı ve makul sebeplere dayalı olarak ----------- D. İş no.lu dosyasından verilmiş bulunan verilmiş Gerekçeli İhtiyati Tedbir Kararının devamına hükmolunmalıdır. Esas hakkındaki talep ve beyanlarımız, İşbu davaya konu nama yazılı çekler, kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirilen ve sahte ciro imzaları ile tedavüle sokulmak istenmektedir. Bu suretle haksız kazanç elde edilmeye çalışılmaktadır. Dava konusu çekler hamiline veya emrine yazılmış çeklerden değildir. Bu çekler, TTK md. 654 - 788/2 kapsamında tarif olunan "namına" yazılmış çeklerdendir. Bu çekler ciro yoluyla devir edilemezler. TTK md. 646/2 ile 647 delaletiyle bu çeklerin devir ve cirosu Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 183. maddesinde yazılı alacağın temliki hükümlerine tabidir. Bu çekler ancak alacağın temliki sözleşmesi ile ve bu durumun çek üzerine yazılması suretiyle (alacağın temliki cirosu ile) devir edilebilirler. Aksi halde çekin sadece ciro ile üçüncü kişiye teslimi yetersiz ve geçersiz olacaktır. Çekler sadece alacağın temliki yolu ile devir ve temlik edilebildiğinden, çekleri keşide eden kişi, alacağın temliki hükümlerine tabi bu çekler ile ilgili olarak çek lehtarına karşı ileri sürebileceği defileleri, çeki elinde bulunduran üçüncü kişilere karşı da ileri sürmek hakkını haizdir. Diğer bir değiş ile, keşidecinin namına yazılı çek nedeniyle lehtarına borçlu olmadığı iddiasını çeki elinde bulunduran meşru hamiline karşı da ileri sürme hakkı vardır. (TBK md. 187. - 188. - 190.) Aşağıda keşide edildikten sonra nama yazılı hale gelen çekin tedavülü ve devri konusundaki usule ilişkin emsal yargıtay kararının, kıyas yolu ile doğrudan doğruya "namına" düzenlenmiş çeke uygulanacağına delalet etmesi nedeniyle sunulmuştur. ---------- SAYILI KARARI "…Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez. Bunun aksine keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir. Bu şekilde, keşideci tarafından konan kayıtla nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro da alacağın temliki hükümlerine tabi olur ([e]TTK. m.591 ) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defilerini ileri sürebilir..." Dava konusu yukarıda dökümü yapılmış nama yazılı çeklere ilişkin olarak lehtarın henüz vermediği hizmetler nedeniyle müvekkil nezninde herhangi bir alacağı doğmamıştır. Dolayısı ile devir ve temlik edilecek bir alacak da yoktur. Çekler lehtarın elinde değildir ve lehtar tarafından üçüncü kişilere alacağın temliki sureti ile devir ve temlik de edilmemiştir. Nama yazılı çeklerin tedavülü ve iptali hakkında geçmişte almış olduğumuz emsal yargı kararları davadaki tüm beyanlarımızın hukuki gerekçesini oluşturmaktadır. Yukarıda izah edilen olaylar, sebepler ve sunulan belgeler doğrultusunda, münhasıran dilekçede liste halinde belirttikleri çekler yönünden müvekkilinin davalıya borçlu olmadığına, dava konusu çeklerin ciro silsilesinin usulsüz, kopuk, geçersiz, sahte olduğuna; çeklerin dava dışı kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından tedavüle sokulmasının önlenmesi için verilmiş tedbir kararının yerinde olduğuna; çalıntı çeklerin konusuz ve karşılıksız kalmış olduğuna; çeklerin suç saiki ile tedavül edilmeye çalışıldığına, bu nedenle verilmiş ihtiyati tedbir kararının yaklaşık ispat karinesinin yerine getirilmiş olması nedeniyle dava sonuna kadar devamı hususundaki talebin haklı ve yerinde olduğuna, karar verilmesini talep etmek zorunluluğu hasıl olmuştur. Müvekkili şirketin özellikle nama yazılı çek düzenleyerek, alınmamış hizmete, çeklerin çalınarak kötüniyetli üçüncü kişilerin eline geçme ihtimaline karşı söz konusu çeklerin gerek TTK gerekse TBK hükümleri gereğince ödemekten imtina etme hakkını elinde tutmuştur. Bu hak TBK hükümleri gereğince çeki elinde bulunduran üçüncü kişilere karşı dermeyan edilen haklardandır. Kaldı ki sözleşmede de tarif edildiği üzere, davalı şirkete verilen çekler bir borcun karşılığı değil, davalı şirketin otel odalarını müvekkili şirkete kullandırma/tahsis etme yükümlülüğünü yerine getirmesi şartına bağlı olarak ve ileride gerçekleşecek oda satışlarının ödemesinin teminatını ve garantisini teşkil etmek üzere düzenlenip teslim olunmuş, avans mahiyetindeki çeklerdir. Ancak müvekkilinin davalıdan hizmet almaması veya alamaması halinde, keza çeklerin çalınması vb. hallerde, vadesi geldiğinde doğmamış alacaklar yönünden 30.000.000- TL tutarındaki dokuz (9) adet çekin iadesini talep etme, bu mümkün olmadığı taktirde bu çekleri ödememe veya ödemeden imtina etme hakkı ve bu hakkı çeki elinde bulunduran üçüncü kişilere karşı dermeyan etme hakkı her zaman vardır. Yukarıdaki anlatımları doğrultusunda, yasal süre içerisinde açtıkları Menfi Tespit Davasına konu edilen çeklerin, Nama yazılı olması (emre/hamiline yazılı olmaması), Çeklerin çalınmış ve kötüniyetli üçüncü kişilerin elinde olduğunun aşikar olması, Alacağın temliki hükümlerine tabi olması (TTK md. 647, 654 vd.) Çeklerin devrinin ancak alacağın temliki hükümlerine tabi olması nedeni ile (TBK 183 vd.) müvekkilinin çek lehtarı davalıya karşı ileri sürebileceği ödemezlik def-ilerini çeki elinde bulunduran üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilmesi hakkına yasal olarak sahip olması hukuki gerekçeleri doğrultusunda, fotokopileri dilekçeye ekli yukarıda liste halinde yazılı olan ve vadeleri henüz gelmemiş olan nama yazılı çekler hakkında, alacağın temliki cirosuyla lehtarı tarafından yapılmamış alacağın temliki cirosunu haiz olmayan çekler yönünden çek hamili üçüncü kişileri de kapsayacak şekilde müvekkilinin borçsuzluğunun tespitine, borçtan kurtulma - olumsuz tespit davalarının kabulüne, dava sonuna kadar - kesinleşmesine kadar ---------- tedbir kararının devamına, borçsuzluğunun tespiti doğrultusuna münhasıran davaya konu çekler yönünden, çeklerin müvekkili açısından ödenmesine yer olmadığına ve çekler hakkında Ödeme Yasağı Kararı verilmesine, çeklerin konusuz ve karşılıksız kalmış olması nedeniyle iptaline ve taraflarına işlemsiz olarak iadesine, verilecek niha-i kararın muhatap bankaya tebliğine, dava safahatında meşru ve haklı hamil olduğunu iddia ederek ortaya çıkan üçüncü kişi alacaklı müddeilerinin davaya asli veya fer' i müdahil olarak dahil edilmelerine, çeklere ilişkin cebri icra tehdidi altında üçüncü kişilere ödeme yapılması halinde yapılan bu ödemenin alacaklı müddeisine vaki ödenmiş teminat sebebiyle ödenmemesine, icra veznesinde depo edilmesine, davaya istirdat davası olarak devamına, dava masraf ve vekalet ücretinin davalı yanında, meşru hamil olduğunu iddia ederek sonradan katılanlarla, istirdat davasının taraflarına yükletilmesine, davanın istirdat davasına dönüşmesi halinde haksız icra tazminat hakları istirdat davası açmak hakları saklı tutularak karar verilmesini talep zorunluluğu doğduğundan bahisle istirdat ve sair fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ----------- İhtiyati Tedbir kararının davanın kesinleşmesine kadar devamına, aşağıda dökümü yapılmış çekler yönünden müvekkilinin borçsuzluğunun tespitine, çekleri ödemesine yer olmadığına,
BANKA ADI ŞUBESİ VADE TARİHİ ÇEK NO MİKTARI
----------Ş. ----------- Şubesi -28.02.2025 Tarih ---------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
----------Ş. ---------- Şubesi -28.03.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
----------Ş. ----------- Şubesi -25.04.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
----------Ş. ---------- Şubesi -30.05.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
---------Ş. ----------- Şubesi -27.06.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 4.000.000,00TL
---------Ş. ----------- Şubesi -25.07.2025 Tarih ----------Çek Nolu- 4.000.000,00TL
---------Ş. ---------- Şubesi -29.08.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 4.000.000,00TL
---------Ş. ---------- Şubesi -26.09.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
---------Ş. ---------- Şubesi -31.10.2025 Tarih ----------- Çek Nolu- 3.000.000,00TL
TOPLAM: 30.000.000,00 TL
çeklerin müvekkiline işlemsiz olarak iadesine, çeklerin fiziki olarak iade edilememesi halinde, konusuz kalmış olmaları nedeni ile muhatap banka olan ---------- Bankası --------- Şubesine müzekkere yazılarak çeklerin ödemeden men edilmesine, dava konusu çekler ile ilgili olarak müvekkili şirketin davalıya veya üçüncü kişilere kerhen veya cebri icra tehdidi altında bir ödeme yapmak zorunda kalması halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, böyle bir durumda munzam zararlarına ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ve yapılacak yargılamada sabit olacak olan haklılıkları doğrultusunda ödenmiş bedellerin istirdatına, yapılmış ödemeye, tarafların tacir olması nedeni ile ödeme tarihinden tahsili tarihine kadar en yüksek ticari faizin işletilmesine, bu uğurda sarf olunacak sair masrafların davalılardan alınıp müvekkiline ödenmesine, tüm iddia ve savunmalarına rağmen yasa hükmünü bilerek haksız surette İhtiyati Haciz veya icra yolu ile müvekkilinden cebri icra tehdidi altında dava konusu çek bedellerinin tahsil edilmesi veya cebri icra tehdidi altında ödenmesi halinde haksız icra tazminatı olarak tahsilatı yapanın %20 den az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, dava masraf ve vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan davalı ve/veya davaya sonradan çeklerin meşru hamili oldukları gerekçesi ile dahil olan tüm davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı tarafa duruşma gününü bildirir dava dilekçesi tebliğ olunmuş, davalı vekili vekaletname sunmuş ancak cevap dilekçesi vermemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı taraf, davalı taraf ile sözleşme imzaladığını, avans olarak nama yazılı çekler düzenlediğini ancak düzenlenen çeklerin davalı tarafa teslim edilmeden çalındığından bahisle borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Taraflar arasında dava konusu edilen çeklerin davalı tarafa teslim edilmediği veyahut başkaca bir konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Dava şartları başlıklı 114 üncü maddesinin birinci bendinin h bendi "(1) Dava şartları şunlardır: ... h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ..." ve Dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115 inci maddesi "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmünü düzenlemiştir.
2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72 nci maddesi "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." hükmünü düzenlemiştir.
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır. Dava açmakta hukuki yararı olmayan kişi, Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramaz. Bu, hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. Yani, davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korumaya değer bir yararı olmalıdır. Bilindiği ve 07.12.1964 gün ve ----------sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek bir hükümle, bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması dileğidir. Davacının dava açmaktaki yararı, hukuki olmalıdır; ideal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir. Davacı, hakkına kavuşmak için mahkemenin kararına muhtaç bulunmalıdır. Davacının dava açmaktaki hukuki yararının, korunmaya değer bir yarar olması gerekir. Dava edilen alacak miktarının çok az olması halinde de, davacının dava açmakta korunmaya değer bir hukuki yararı vardır. Hukuki yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu durum, alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi, mahkemeye yapılan her talep için, talepte bulunanın hukuki yararının varlığı şarttır. Aksi halde mahkeme, böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez. Dava şartları, dava açılmasından hükmün verilmesine kadar var olmalıdır. Davanın açıldığı anda var olan bir dava şartı (mesela hukuki yarar) sonradan ortadan kalkarsa, o zaman dava esastan değil, dava şartı yokluğundan (usulden) reddedilecektirYukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Eldeki davada davacı taraf, davalı tarafa teslim etmediği çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Taraflar arasında dava konusu talep yönünden bir ihtilaf bulunmadığından mahkememizce de çözülecek bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf, dava konusu çekleri eline geçirecek muhtemel kişilerin davaya asli veya fer'i müdahil olarak dahil edilmelerini talep etmektedir. Hakkında usul yasası hükümlerine göre dava açılmayan kişi dahili dava veya ihbar talebi ile davalı sıfatını kazanamaz. Hüküm sadece davanın tarafları hakkında verilebilir. Taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup usulüne uygun olarak hakkında açılmış bir dava bulunmayan kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda çekleri eline geçirecek muhtemel kişi ya da kişiler aleyhinde davacı tarafından usulüne uygun biçimde harcı yatırılarak açılmış bir dava olmadığından hüküm kurulamaz. Bu açıklamalar ışığında, dava tarihi itibariyle, davacı tarafın dava konusu çeklerin nama yazılı çek olması, TTK 655 uyarınca borçlunun (somut olayda muhatabın) ancak senedin hamili bulunan ve senette adı yazılı olan veya onun hukuki halefi olduğunu ispat eden kişilere ödemek zorunda olması, nama yazılı çeklerin TTK 788/2 maddesi uyarınca ancak alacağın temliki ve zilyetliğin devri yoluyla devredilebilecek olması, davacının ise davalının kabulünde olduğu üzere, dava konusu çekleri davalıya hiç teslim etmemiş olması dikkate alındığında, davalı tarafın dava konusu çeklere dayalı menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının menfi tespit istemine yönelik dava açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1), h) ve 115 (2) maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 512.325,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 511.709,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2025