T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/952 Esas
KARAR NO: 2025/760
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 17/12/2024
KARAR TARİHİ: 01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili 17.12.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle, -------- D.İş ve-------- D.İş Sayılı kararı ile taraflar arasındaki 03.09.2019 tarihli Saklama Sözleşmesi gereğince, davalının saklayanı olduğu davacıya ait mallardan proforma faturalarında belirlenmiş olan 1100 tonluk kısmının gecikmesinde sakınca bulunması nedeniyle 5.000.000 TL teminatın mahkeme veznesine yatırılması halinde davacıya teslimi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup karar --------- İcra Müdürlüğünün -------- E. Sayılı dosyası ile 24.10.2024 tarihinde işleme konularak ---------- İcra Müdürlüğü ---------- Talimat dosyasına yazılan talimat ile ---------- Mahallesi--------- Caddesi No:-------- --------- adresinde davacıya ait olan mallardan 1000 ton davacı müvekkili şirkete ihtiyati tedbir kararı gereğince tedbiren teslim edilmiştir. Taraflar arasındaki 03.09.2019 tarihli ticari saklama ( ardiye ) sözleşmesinden kaynaklanan ihtilaf nedeniyle açmış oldukları malın aynen iadesi davası nedeniyle dava şartı Arabuluculuk hususunda -------- Arabuluculuk Bürosuna 01.11.2024 tarihinde-------- Büro Dosya ve ---------- Arabuluculuk dosya numarası ile başvuru yapılmış, 09.12.2024 tarihinde taraflar arasında anlaşamama son tutanağı tutulmuştur. Müvekkili şirket ile davalı -------Ş. arasında 03.09.2019 tarihinde bir “Ardiye Sözleşmesi “ ile “ Depo ve Antrepo Ek Protokolü “ imzalanmıştır. Sözleşme gereğince davalı “ ------- mah. -------- Caddesi No: -------- -------- adresindeki depo alanında yeterli miktarda açık ve kapalı bir alanı davacıya ait Gümrüklü ( Serbest dolaşıma girmiş ve ya yurt içinden temin edilmiş ) emtiaları muhafaza etmek ve müvekkil iade veya bildireceği kişilere teslim etmek hizmetini verecek, müvekkili de ardiye bedeli ödeyecektir. Davalı - Saklayan Eylül 2019 dan itibaren müvekkili şirkete saklama hizmeti vermiştir. Davalı saklayanın muhafazasında bulunan müvekkili şirkete ait emtia /mal miktarı 13.08.2024 tarihli mutabakat listesinde; evsaf, cins, menşei ve miktarı belirlenmiş olan toplam 10.111,4 Tonaj demir, metal, çelik, alüminyum, sac vs emtia/maldır. Davalı eylül 2019 yılından bu yana vermiş olduğu hizmeti gelinen şu süreçte vermez olmuş, dahası müvekkilinin maddi zararına sebebiyet verecek düzeyde sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunmuştur. ŞÖYLE Kİ; Müvekkili şirket, davalının saklayanı olduğu bir kısım malın satışı ve teslimi hususunda dava dışı ---------Ş. ile anlaşmış, 17.10.2024 tarihli Proforma faturasından da görüleceği üzere ----------Ş.’ne satışı yapılan malların 1.100. Tonluk kısmının bedeli 784.850,00 Euro dur. Dava dışı ---------Ş. tarafından satın alınan malın bedeli müvekkili şirkete teminat mektubu ile ödenmiştir. Dava dışı ---------Ş. nin; Müvekkiline gönderdiği 17 Ekim 2024 tarihli yazılı bildirimde teminat mektubu ile ödemesi yapılan 1100 Tonluk malzemelerin önümüzdeki hafta başına (21/10/2024) alınacağını, malzemelerin sevke hazır olması isteğini @ mail yolu ile müvekkiline iletmiştir. Mallarının teslim edilmesini istediğini belirtmiştir…” Müvekkili tarafından, davalı saklayana 1.100 ton malların sözleşme gereğince alıcısına teslimi hususu 18.10.2024 tarihinde e-mail ile bildirilmiştir. Dava dışı ---------Ş., davalının saklayanı olduğu mallardan 1.100 ton miktarını teslim almak üzere, --------- Mah. ---------- Caddesi No:--------- --------- adresindeki depoya 21.10.2024 tarihinde gideceğini, depoya teslim almak için gelecek aracın plakası davalı saklayana iletilmiş ve yükleme konusunda destek olunması talep edilmiştir. 21/10/2024 tarihinde depoya mal teslim almak için gittiklerinde araçlarının içeri alınıp mal yüklemesi yapılamamış, durum --------- polis karakoluna intikal ettirilmiş ve --------- olay nosu ile ilgilerden şikayetçi olunmuştur. Davalı --------- taraflar arasındaki Ardiye Sözleşmesi ve/veya 6098 sayılı Yasanın 561-580 maddeleri hükümleri gereğince Kanun ile üstlendiği edimlerini sözleşmeye uygun ifa etmemesi ve sözleşmeye aykırılığın derhal giderilmesi hususu davalıya ----------Noterliğinin 07.10.2024 tarih ----------- yevmiye ile ihtar edilmiştir. Davalı saklayanın TBK 564-575 maddeleri gereğince satılan malların derhal teslimi için 07.10.2024 tarihinde davacı şirket yetkilisi avukatı ile birlikte ---------- mah. ---------- Caddesi No:-------- ---------- adresindeki depoya gittiklerinde, davalı saklayan malları teslim etmemiş müvekkili şirket yetkilisinin ve avukatının malları kontrolüne engel olunmuş bu eylemleri nedeniyle davalı -------- şirket yetkililerinden güveni kötüye kullanma suçu kapsamında şikâyetçi olunmuştur. -------- soruşturma dosyası ile başlatılan soruşturma halihazırda derdesttir. Davalı saklayan yetkilisi kolluk kuvvetlerine verdiği beyanında "Depolarında davacıya ait malları davacıya teslim etmeyeceklerini rehin haklarını kullandıklarını" beyan etmiş ise de davalı saklayan yetkililerince davacının borcu olduğuna ilişkin hiçbir somut belge ibraz edilememiştir. Kaldı ki, davalı tarafından keşide olunan ----------Noterlği 09/10/2024 tarih ve ----------- yevmiye nolu cevabi ihtarname de “… tarafınıza müvekkil şirketçe düzenlenmiş her hangi bir depolama faturası da bulunmamakta..” açık beyanda bulunulmuştur. Davalı saklayan ihtara cevabında Ocak 2024 den itibaren üstlendiği saklayan görevini dava dışı başka bir şirkete devrettiğini bu nedenle malların teslimi hususunda bir sorumluluğunun olmadığını iddia etmektedir. Öncelikle taraflar arasındaki 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesinin 5 md. Devir Yasağı hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre “taraflar iş bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ve haklarını kısmen veya tamamen başkasına devredemezler. “Davalı; Sözleşme ve kanun gereğince saklamayı üstlendiği malları teslim etmekle yükümlüdür. İkinci bir husus ise, ihtara cevabında Ocak 2024 den itibaren sorumluluğunu bir başkasına devrettiğini iddia eden davalı 13.08.2024 tarihli mutabakat listesinde davacıya ait malları muhafaza ettiğini kabul ve beyan etmektedir. Davalının çelişkili beyanları güveni kötüye kullandığının kanıtıdır. TBKmd. 17 "Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz. Herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır." TBK 17 md. Hükmü gereğince taraflar arasında aktedilen 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesi ninyazılı şekil dışında devri mümkün değildir. Davalı Saklayan kanunun kendisine TBK 561 -580 maddeleri arasında yüklediği, özenle saklama ve istenilmesi halinde teslim edebilme yükümlülüklerini ifa etmemiştir. Taraflar arasındaki 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesinin; 4.2 maddesinde; “ davalı saklayan , davacı saklatan çalışanlarının kendisine ait malları muayene, numune ve tedbir alma gibi depoya giriş çıkışlarına musade etmek, muayene ve ihbar mükellefiyetlerini süresinde yerine getirmek, talebi halinde emtiayı saklatana ve veya teslin edilmesini bildirdiği yere teslim etmekle yükümlüdür…” 4.7 maddesinde : “Saklatan önceden bildirmek ve tüm yasal yükümlülükleri kendisine ait olmak üzere, emtia sevkiyatını koordine etmekle görevli bir personelini depo alanında çalıştırabilir. ..” Müvekkili, 2019 yılından bu yana -------- mah. --------- Caddesi No:-------- ---------- adresinde depo alanında oluşturduğu ofis alanında bir personelini istihdam etmektedir. Ancak Davalı saklayan bu personelin giriş ve çıkışında da kendisine zorluklar çıkarmaktadır. Müvekkili şirket ve müşterileri, Davalı saklayanın kanun ve sözleşme gereğince üstlendiği yükümlüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle her geçen gün zarara uğramış ve maddi kayıplar yaşamalarının yanında müvekkili şirket pazarda prestij kaybına uğramıştır. Bu nedenle huzurdaki davayı açmadan önce davalının saklayanı olduğu toplam 9.532 tonaj emtianın 1100 ton luk kısmının TEDBİREN müvekkili şirkete teslimi hususunda taraflarınca mahkemeye başvurularak HMK uyarınca İHTİYATİ TEDBİR KARARI verilmesi talep edilmiş --------D.İş. / --------- D.İş Sayılı kararı ile " İhtiyati Tedbir Talebinin ile takdiren ve maktuen 5.000.000. TL teminata bağlı olarak KABULÜ Tedbir isteyen tarafından 3. kişi ---------Ş.'ye hitaben düzenlenen 17/10/2024 tarihli ve toplam 784.850 EURO bedelli proforma faturada dökümü yer alan emtianın ihtiyati tedbir yoluyla tedbir isteyen tarafa teslimine", ilişkin İhtiyati Tedbir kararı verilmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunması ve telafisi imkansız zararlara neden olabileceğinden; Mahkemenizce de --------D.İş. / -------- D.İş Sayılı kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesini talep ederiz. Davalı saklayanı olduğu malların mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davalı buna karşın, kanun ve ardiye sözleşme gereğince özenle saklama ve zamanında teslim etme yükümlüklerini yerine getirmemiştir. Bu nedenle mahkemeye başvurma zarureti hasıl olduğundan bahisle öncelikle --------- Asliye Ticaret Mah. Esas No.---------- D.İş. Karar: --------- D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşene kadar devamına, davalarının kabulü ile davalı’nın saklayanı olduğu mülkiyeti müvekkili şirkete ait 9.532 ton emtianın şimdilik 3. kişi ---------Ş.'ye hitaben düzenlenen 17/10/2024 tarihli ve toplam 784.850 EURO bedelli proforma faturada dökümü yer alan 1.100 ton kısmının müvekkili davacı şirkete aynen iadesi, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili 21.01.2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle, Davacı şirket ile imza edilen 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesine konu ardiye hizmeti 2024 yılı başından itibaren müvekkili şirket değil dava dışı ---------Ş. tarafından verilmektedir. Dolayısıyla mezkur ihtiyati tedbir kararına itirazlarında da belirttikleri gibi huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmelidir. Davacı her ne kadar dava dilekçesinde dava dışı ----------Ş. ile aralarında bir ardiye sözleşmesi olmadığını iddia etse de Ocak 2024 tarihinden itibaren ardiye hizmeti işbu şirket tarafından davacıya verilmektedir. Zira, davacı Ocak 2024 tarihinden itibaren davaya konu ardiyeden teslim aldığı mallar karşılığında ---------Ş.'nin depo ücreti adı altında kestiği faturaları yine ---------Ş.'nin banka hesabına ödemiştir. İlk olarak, müvekkilinin ardiye hizmetini sonlandırıp bu ardiye hizmetinin ---------- tarafından verileceği bilgisi şirkete iletilmiştir ki buna ilişkin olarak 26.01.2024 tarihinde ardiye hizmeti veren şirketin unvan değişikliği davacı şirkete mail ile iletilmiştir. Ek-3'de yer alan mailde görüleceği üzere, 09.02.2024 tarihinde davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkili şirkete aralarındaki 03.09.2029 tarihli ardiye sözleşmesinin feshi yönünde hazırlanmış 29.11.2023 tarihli bir fesih protokolü gönderilmiştir. Protokolün amacı, karşılıklı anlaşılarak ardiye sözleşmesinin feshedilmesidir. Akabinde ise, Ek-4'de yer alan 29.02.2024 tarihli bir mail ile aralarında sözleşme olmadığı ardiye hizmeti almadığı iddiasında bulundukları -----------Ş. ile devir protokol yapmak istediklerini gösteren imza edilmek üzere yeni bir protokol müvekkili şirkete gönderilmiştir. Mailler açıkça, ardiye hizmetinin müvekkili şirket tarafından verilmeyeceğinin davacı şirkete bildirildiğini, davacı şirketin bunu kabul ettiğini ve yeni şirket ile devir sözleşmesi yapma teklifinde bulunulmasına rağmen yeni bir sözleşme yapılmadan eski sözleşme üzerinden ardiye ilişkisine devam edildiğini göstermektedir. Diğer bir ifade ile, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imza edilen ardiye sözleşmesinde müvekkili şirket sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini ----------Ş.'ye devretmiştir. Yukarıda açıkladıkları üzere, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde devir yasağı maddesinden bahsetse de fiili olarak devir gerçekleşmiş ve işbu devre karşı davacı şirket hiçbir itirazda bulunmamıştır. Kaldı ki ardiye sözleşmesinin yazılı olması bir geçerlilik şartı da değildir. Davacı, Ocak 2024 itibariyle ---------Ş. tarafından verilen ardiye hizmetini de ihtirazi kayıtsız alarak ücret ödemelerini ---------Ş.'ye yapmıştır. Davacı tarafından bu noktada 13.08.2024 tarihli mutabakat ile ardiye hizmeti veren tarafın ----------Ş olduğunu belirtilmiş ise de Ek-1'de sunulu ödeme dekontlarından da görüleceği üzere davacı tarafça --------- 13.08.2024 tarihli mutabakattan sonra 16.08.2024 tarihinde ve 23.08.2024 tarihinde ödemeler yapılmış olup bu durum da davacının dayanmış olduğu mutabakata rağmen davacının aslında ardiye hizmeti veren tarafın --------- olduğunu ikraren kabul ettiğini ortaya koymaktadır. Kaldı ki, davacının dayanmış olduğu mutabakat Ardiye-Saklama hizmetinin ----------Ş. tarafından verildiğini değil; ardiye hizmetine konu malların kilo tespitinin yani diğer bir deyişle malların tespitsel durumunun sağlanması amacıyla yapılmıştır. Dolayısıyla işbu mutabakat verilen hizmetin tarafının müvekili ----------Ş. anlamına geldiğini kesinlikle göstermemekte olup, teknik bir durum tespitinden ibarettir. Yukarıda da izah edildiği üzere --------- DAVACI ŞİRKETE 60'DAN FAZLA ADET FATURA KESMİŞ VE DAVACI ŞİRKET TARAFINDAN 60'DAN FAZLA ADET FATURA BEDELİ HERHANGİ BİR İHTİRAZİ KAYIT SUNULMADAN ÖDENMİŞTİR. DURUM BÖYLEYKEN O ZAMAN DAVACI ŞİRKET NEDEN 60'DAN FAZLA ADET FATURAYI İHTİRAZİ KAYITSIZ ÖDEMİŞTİR? DAVACI ŞİRKET YALAN YANLIŞ BEYANLARLA MAHKEMEYİ YANILTMAKTADIR. Saklama hizmeti ---------- tarafından verilmekte iken bu durumu soyut ve mesnetsiz iddialar ile inkar edip verilen bir hizmete rağmen hizmet bedeli davacı şirket tarafından aylarca ödenmemiştir. Şüphesiz ki bu durum davacının kötü niyetini ortaya koymaktadır. Davacı önce mahkemeyi yanıltmak suretiyle ardiye hizmeti almayı bıraktığı şirket aleyhine tedbir talebinde bulunmuş olup daha sonra da tamamlayıcı merasim olarak işbu huzurdaki davayı ikame etmiştir. Husumet yönündeki itirazları arabuluculuk tutanağına da ayrıca geçirilmiştir. Ancak detaylıca izah edilen nedenlerle huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi talep olunmaktadır. DAVACI ŞİRKET DEPO HİZMETİNİ ALDIĞI DAVA DIŞI --------Ş.'YE ARDİYE HİZMET BEDELLERİNİ HALEN ÖDEMEMEKTEDİR. Davacı Ocak 2024 tarihinden itibaren düzenli olarak dava dışı --------- Ş. tarafından kesilen depo ücreti faturalarını ödemiş ancak ilk olarak ekte sundukları iki adet faturaıyı ödemekten imtina etmiştir. ----------Ş. yetkilisi tarafından, davacı şirket yetkilisine 07.10.2024 tarihli bir mail gönderilmiş ve bu mailde; halen ödenmemiş muaccel olmuş ardiye ücretleri bulunduğu işbu borcun ödenmemesi nedeniyle depodaki mallar üzerinde TBK gereğince hapis hakkının kullanıldığı ihtar edilmiştir. Keza, davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ---------- Noterliğinin 07.10.2024 tarih, ---------- yevmiye nolu mal teslimine ilişkin ihtarına karşılık müvekkili şirket tarafından ---------- Noterliği'nin ----------- yevmiye numaralı ve 09.10.2024 tarihli ihtarnamesi ile: "1-Muhatap firma tarafından müvekkil şirkete keşide edilen --------- Noterliği’nin 07.10.2024 tarih ve ----------- yevmiye nolu ihtarnamesinde; taraflar arasında imza edilen 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesi gereğince müvekkil şirketin ardiyesinde muhafaza edildiği ileri sürülen bir kısım malların, talimatları çerçevesinde ardiyeden çıkışının yapılarak müşterilerine tesliminin yapılması ihtar edilmektedir. 2-Öncelikle her ne kadar taraflar arasında 03.09.2019 tarihli Ardiye Sözleşmesi imza edilmiş ise de Ocak 2024 tarihinden itibaren işbu sözleşmede adı geçen “Ardiyeci” sıfatı ----------Ş.’ye devredilmiştir. Zira, tarafınıza Ocak 2024 tarihinden itibaren ardiye hizmeti ----------Ş. tarafından verilmekte olup ardiye ücretleri tarafınıza -----------Ş. tarafından fatura edilmiş ve fatura bedelleri tarafınızca adı geçen şirket hesabına ödenmiştir. Yaklaşık bir yıldır ihtarınıza konu ardiye hizmeti müvekkil şirketten alınmamaktadır. Tarafınıza müvekkil şirketçe düzenlenmiş herhangi bir depolama ücreti faturası da bulunmamakla yine müvekkil şirketçe yapılan herhangi bir depolama ücreti tahsilatı da yoktur. İzah olunan bu nedenlerle ardiyedeki malların tarafınıza teslim yükümlülüğünün muhatabı halihazırda ----------Ş.’dir. 3-Hal böyle iken edindiğimiz bilgilere göre şirketinizin -----------Ş.’ye halen ödenmemiş iki adet ardiye bedeli faturası bulunmakla ----------- hapis hakkını kullanmaktadır. 4-Yukarıda açıkladığımız üzere, ihtarnamenizde atıf yapılan 03.09.2029 tarihli Ardiye Sözleşmesi gereği ardiyede bulunan malları teslim yükümlülüğünün muhatabının halihazırda ----------Ş olduğunu ihtaren ve ihbaren bildiririz." denilerek ardiyedeki malların teslimi ile ilgili olarak muhatabın ----------Ş. olduğu ve ----------Ş.'ye ödenmeyen iki adet ardiye bedeli faturasına istinaden ----------- hapis hakkını kullandığı ihtaren davacı tarafa bildirilmiştir. Hal böyle iken davacı, davaya konu 516,8 ton malın ihtiyaten teslimi yönünde ----------D.İş, ----------D.İş sayılı 11.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı almış ve tedbire konu malları ---------- İcra Dairesinin -----------Talimat sayılı dosyası ile icra marifetiyle teslim almıştır. Davacı tarafça icra marifetiyle ardiyeden alınan malların ardiye ücreti dava dışı ---------- tarafından faturalandırılarak davacı şirkete gönderilmiştir. Ancak davacı şirket, 16.10.2024 tarihli ----------- fatura nolu, 19.567,37 Euro bedelli, 16.10.2024 tarihli -------------- fatura nolu, 19.789,30 Euro bedelli, 16.10.2024 tarihli ----------- fatura nolu, 35.199,30 Euro bedelli üç adet faturayı ödemeyerek iade fatura düzenlemiştir. Ayrıca bunlarla da sınırlı olmamak üzere ----------- davacı şirkete ardiye hizmetini vermeye devam ettiğinden süreç boyunca kesilen diğer depolama ücreti faturaları hukuka aykırı şekilde ödenmeyerek iade edilmiştir. Davacı şirket, müvekkili şirkete karşı huzurdaki dava dosyasına konu --------- D. İş sayılı dosyası üzerinden yeni bir ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olup tedbirin devamını sağlamak açısından haksız bir şekilde huzurdaki davayı ikame etmiştir. Görüleceği üzere, davacı herhangi bir ardiye ücreti ödemeden mallarını almak amacıyla haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tedbir kararları alarak mallarını teslim almıştır. --------- D. İŞ -------- K. VE 23.10.2024 TARİHLİ İHTİYATİ TEDBİR KARARI DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞI ESASTAN ÇÖZEN NİTELİKTE OLUP ANCAK YARGILAMA SONA ERİNCE DAVANIN SONUNDA ELDE EDİLEBİLECEK BİR HUKUKİ MENFAAT DAVANIN EN BAŞINDA İHTİYATİ TEDBİR YOLU İLE DAVACIYA SAĞLANMIŞTIR. DOLAYISIYLA HUZURDAKİ DAVANIN DAYANAĞI OLAN MEZKUR İHTİYATİ TEDBİR KARARI USUL VE YASAYA AYKIRI NİTELİKTE OLUP HUZURDAKİ DAVA OLAN TAMAMLAYICI MERASİM DAVASININ DA İŞBU NEDENLE REDDİ GEREKMEKTEDİR. 6100 sayılı HMK’nın 391. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin ne tür ihtiyati tedbir kararı verebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir (HMK m.391/1). Ancak mahkeme tedbir kararını verirken tarafların menfaat dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını göz önünde bulundurmak zorundadır. Önemle belirtmek gerekirse mahkeme, davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı veremez. Zira yargılama sonucunda elde edilebilecek sonucu önceden sağlayan ve davaya konu uyuşmazlığı esastan çözecek nitelikte verilen ihtiyati tedbir kararı hukuka aykırı nitelik taşımaktadır. Zira bu durumda tarafların hak ve menfaat dengesi davacı lehine olacak şekilde büyük oranda bozulmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafın iddialarının doğruluğu yargılama gerektirmekte olup yaklaşık ispat koşulunu sağlamazken, buna rağmen davacı lehine mezkur ihtiyati tedbir kararına hükmedilmiştir. Kaldı ki davacının açacağı esas dava sonucunda elde edeceği hak ve menfaat davanın en başında ihtiyati tedbir kararı suretiyle davacıya tanınmıştır. Zaten gelinen aşamada malların iadesi, mezkur tedbir kararı ile sağlandığı için huzurdaki malların iadesi talepli davada herhangi bir hukuki yarar da kalmamıştır. ----------- Sayılı ve 17.10.2019 tarihli kararında: "Davayı kazanması halinde davacının dava konusuna kavuşmasını, dava devam ederken güvence altına alan geçici hukuki korumalara, ihtiyati tedbirler denilmektedir. İhtiyati tedbir, dava açılmasından önce istenebileceği gibi davanın açılmasından sonra da istenebilmektedir . Mahkemece kural olarak, esas uyuşmazlığı çözecek tarzda ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.Yukarıda açıklanan hukuki değerlendirme çerçevesinde bir davada hükümle elde edilebilecek hususta ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğine, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, dosyanın ----------- Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 17/10/2019 gününde oybirliği ile karar verildi." denilerek ihtiyati tedbir müessesinin esasları vurgulanmış ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği isabetli bir şekilde belirtilmiştir. İhtiyati tedbir kararına hükmeden ve ihtiyati tedbire itirazları değerlendirmek üzere duruşma açan ----------2024/1272 D. İş sayılı dosyasının 08.01.2025 tarihli celsesinde: 1- HMK. Madde 394 düzenlemesi gereği itirazı inceleme görev ve yetkisi esas hakkında davaya bakan Mahkemeye geçmiş olduğundan itirazın esas hakkında açılan dava olan ----------Esas sayılı dosyası üzerinden karara bağlanmasına, 2-Dosyanın söz konusu ---------- Esas sayılı dosyanın eki olmak üzere --------- Esas sayılı dosyasına gönderilmesine, denilerek mezkur ihtiyati tedbire karşı itirazlarının Başkanlığınızca değerlendirilmesi yönünde hüküm tesis edildiğinden yukarıda detaylıca izah ettikleri itirazlarını Başkanlığınızın dikkatine sunmaktayız. Tüm bu nedenlerle işbu hukuki temele aykırı olarak hükmedilen ihtiyati tedbir kararının dayanak olduğu huzurdaki dava da herhangi bir hukuki yarar kalmadığı için huzurdaki davanın reddi talep olunmaktadır. DAVACI TARAFIN HUKUKA AYKIRI İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNE EK OLARAK BELİRTMEK İSTERİZ Kİ DAVACI TARAF, SÖZ KONUSU İHTİYATİ TEDBİR İSTEMLERİ YÖNÜNDEN AŞKIN TALEPLERDE DE BULUNMUŞTUR. İhtiyati tedbir talebinde bulunan davalı yan, uyuşmalık konusunda yer alan emtialar yönünden: 1--------- D.İŞ, 2--------- D.İŞ (Huzurdaki dava dosyasına konu ihtiyati tedbir kararı), 3--------- D.İŞ dosyaları ile haksız ve kötü niyeti haiz şekilde ihtiyati tedbir istemlerinde bulunmuş, taraflarınca itiraz konusu edilmiş olmaları ve incelemelerinin devam ediyor oluşu kaydı bir yana, neticede halihazırda 'ihtiyati tedbir' kararlarını almış ve uygulamaya koymaktadır. ANCAK İTİRAZI KABİL HUKUKA UYGUN OLMAYAN İŞBU KARARLARIN UYGULANMASI SONUCU SÖZ KONUSU DEPODAKİ MALLARIN BOŞALTILMASI İLE ORTAYA ÇIKMAKTADIR Kİ; BAŞVURUCU YAN -ALEYHE BİR KABUL ANLAMINA GELMEMEK ÜZERE- KENDİNE AİT OLMAYAN MALLAR/EMTİALAR YÖNÜNDEN DE NİTELİKTE TALEPLERDE BULUNMUŞTUR. Şöyle ki; DAVACININ DOSYA KAPSAMINA SUNMUŞ OLDUĞU 13.08.2024 TARİHLİ MUTABAKATA GÖRE ARDİYECİLİK HİZMETİNİN---------Ş. TARAFINDAN VERİLDİĞİNİN İKRARI ANLAMINA GELMEMEK VE BU HUSUSTAKİ İTİRAZLARIMIZA HALEL GETİRMEMESİ KAYDIYLA BELİRTMEK İSTERİZ Kİ DAVACININ DAYANDIĞI MEZKUR MUTABAKATA GÖRE DAHİ AŞKIN TEDBİR KARARI VERİLMESİ YÖNÜNDEN DE İHTİYATİ TEDBİR KARARI HUKUKA AYKIRIDIR. ŞÖYLE Kİ; Davacı yanca sunulan 13.08.2024 tarihli Mutabakat uyarınca o tarihte mezkur depoda 10.111,143 tonluk mal bulunduğu belirtilmiştir. Daha sonra akabinde: 05.09.2024 tarihinde 28.520 tonluk mal müvekkili şirket ---------Ş. tarafından satın alınmış ve bu nedenle depodan çıkartılmıştır. Bu husus dilekçe ekinde sunulan satıma ve depolamaya dair kesilen faturalar uyarınca sabittir. 17.09.2024 tarihinde 11.566 tonluk mal müvekkili şirket ---------Ş. tarafından satın alınmış ve bu nedenle depodan çıkartılmıştır. Bu husus dilekçe ekinde sunulan satıma ve depolamaya dair kesilen faturalar uyarınca sabittir. 25.09.2024 tarihinde ise 419.684 tonluk mal üçüncü kişilere satılmış ve bu nedenle depodan çıkartılmış bulunmaktadır. Bu husus dilekçe ekinde sunulan depolama faturası ile sabittir. Son olarak, yine 25.09.2024 tarihinde 83.751 tonluk mal üçüncü kişilere satılmış ve bu nedenle depodan çıkartılmış bulunmaktadır. Bu husus dilekçe ekinde sunulan depolama faturası ile sabittir. Hal böyle olmasına karşın, başvurucu---------- tarafınca ayrıca; 1---------- D.İş dosyası yönünden 516,8 ton yönünden, 2--------- D.İş dosyası yönünden 1.100 ton yönünden, 3---------- D.İş dosyası yönünden 8.017 ton yönünden, tedbir istemlerinde bulunmuştur. Tedbir isteminin kabulü doğrultusunda verilen kararlar neticesinde ise halihazırda 06.01.2025 tarihi itibariyle bile çoktan; 1-no.lu tedbire dayanarak 11.10.2024 tarihinde 517.090 tonluk, 2- no.lu tedbire dayanarak 23.10.2024 tarihinde 997.284 tonluk, 3- no.lu tedbire dayanarak 10.12.2024 tarihinde 8.016.540 tonluk malı haczetmiştir. BASİT BİR RAKAMSAL HESAPLAMA İLE SON DERECE ORTADA OLDUĞU ÜZERE, MUTABAKAT UYARINCA DEPODA BULUNDUĞU SABİT OLAN 10.111,143 TONLUK MALIN 1. MADDEDE BELİRTİLEN İŞLEMLER SONRASI GERİYE KALAN KISMINDAN AŞKIN ŞEKİLDE BİR İHTİYATİ TEDBİR DURUMU SÖZ KONUSUDUR. --------- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNCE VERİLEN İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMASI DURUMUNDA DEPODA YER ALAN MALLARIN ÇOK ÜZERİNDE BİR MAL HACZİ GİRİŞİMİ SÖZ KONUSU OLACAKTIR Kİ HUKUKEN VE/VEYA FİİLEN BÖYLE BİR VAKIANIN MÜMKÜN DAHİ OLAMAYACAĞI AŞİKARDIR. Özetle, ihtiyati tedbir isteminde bulunan yanın mesnetsiz, haksız ve kötüniyetli talepleri uyarınca belirtilen miktarda mal yönünden ihtiyati tedbir isteminde bulunması hiçbir suretle MÜMKÜN DEĞİLDİR ve HUKUKA AÇIK AYKIRILIK TEŞKİL ETMEKTEDİR. YUKARIDA İZAH ETTİĞİMİZ NEDENLERLE İHTİYATİ TEDBİR KARARI ZATEN TAMAMEN HUKUKA AYKIRI İKEN BİR DE AŞKIN NİTELİKTEKİ İHTİYATİ TEDBİR İSTEMİ İLE HAK DENGESİ MÜVEKKİLİN ALEYHİNE OLACAK ŞEKİLDE BÜYÜK ORANDA BOZULMUŞTUR. İşbu yönden de mezkur ihtiyati tedbir kararına itirazlarımızı belirtmekle birlikte Sayın Başkanlığınızdan mezkur ihtiyati tedbir kararının tamamen kaldırılmasını ve huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. DAVACI TARAF,---------- D.İŞ SAYILI DOSYASINDA 2100 TONLUK MALIN TEMİNAT KARŞILIĞINDA TEDBİREN KENDİLERİNE TESLİMİNİ TALEP ETMİŞLERSE DE İŞBU TALEPLERİ ---------- D.İŞ ---------- K. SAYILI 25.11.2024 TARİHLİ KARARI İLE REDDEDİLMİŞTİR. Davacı şirket yine ---------- D.İş sayılı dosyasında 2100 tonluk malın teminat karşılığında tedbiren kendilerine teslimini talep etmişlerse de işbu talepleri ---------- D.İş ------------ K. Sayılı 25.11.2024 tarihli kararı ile reddedilmiş olup, işbu kararla yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığı, davacının isteminin yargılamayı gerektirdiği yönünde usul ve yasaya uygun bir karar verilmiştir. Özetle; Huzurdaki davada husumet yöneltilenin hatalı olması, Hükmedilen ihtiyati tedbir kararı ile yargılama sonucunda elde edilecek hakkın davanın en başında davacıya verilmiş olması;, Yukarıda yapmış oldukları açıklamalar ışığında davacının müvekkili şirketten ardiyedeki malları iade talebinde bulunamayacağı açık ve net olmakla, teslim edilen malların ardiyeye iadesi gerekmekle huzurdaki davanın reddi Başkanlığınızdan talep olunduğundan bahisle huzurdaki davanın öncelikle usulden reddine, Başkanlığınız aksi kanaatte ise huzurdaki davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirmek üzere taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde de inceleme yapmak suretiyle nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve karayolu taşımacılığı lojistik konusunda uzman bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı --------, S.M.M.M ---------- ve Gümrük Müşaviri/Lojistik Ve Taşımacılık Uzmanı ---------- tarafından sunulan 16.06.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "8-SONUÇ Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; Hukuki nitelendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ---------Ş.'ye ait olup dava dışı ----------Ş.'ye 17.10.2024 Tarihli Proforma Faturaya istinaden satışı yapılan toplamda 1.100.000 Kg ağırlığında ve KDV Dahil 784.850,00 EUR Kıymetinde olan Emtianın davalı ---------Ş. veya dava dışı bir başka --------Ş. tarafından taşıma aracına yüklemesinin yapılmadığı yani bu emtianın alıcısına teslim edilmediği, yani davalı tarafın sözleşme gerekliliklerini yerine getirmediği, Saklama sözleşmelerinde saklayan, sakladığı taşınırı aldığı zamandaki durumuyla geri vermekle de yükümlüdür. Sonuç olarak; depolama hizmetini ifa ederken ardiyeci sıfatında olan liman işletmeleri, TBK.m.572/1 gereği depolama hizmetini özenle ifa etmekle yükümlü olduğu, Yukarıda ayrıntılı olarak arz ve izah edilen bilimsel değerlendirmeler ve teknik ve mali incelemeler neticesinde, taraflar arasındaki “Ardiye Sözleşmesi” gereğince, 17/10/2024 tarihli ve toplam 784.850 EURO bedelli proforma faturada dökümü yer alan 1.100 ton luk kısmın davacı şirkete aynen iadesinin uygun olduğu mütalaa edildiği, Sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Feri müdahale talebinde bulunan -------- Şirketi'nin feri müdahale talebi kabul edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, Ardiye Sözleşmesi kapsamında davalı saklayan tarafa teslim edilen emtianın davacı saklatan tarafa aynen iadesi istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davalı taraf ile 03/09/2019 tarihli Ardiye Sözleşmesi ile Depo Ve Antrepo Ek Protokolü yaptıklarını, sözleşme ve protokol gereği kendisinin saklatan, davalının saklayan olduğunu, dava konusu edilen emtianın üçüncü kişiye satıldığını ancak davalı tarafça emtianın tesliminin yapılmadığından bahisle emtianın aynen iadesini talep etmektedir.
Davalı taraf, davacı taraf ile 03/09/2019 tarihli Ardiye Sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme gereği kendisinin saklayan, davacının saklatan olduğunu, 2024 yılı başından sonra ardiyenin dava dışı --------- Şirketi tarafından işletildiğini, davacı tarafından bu şirkete ödemeler yaptığını, son faturaları ödemediğinden işbu ihtilafın çıktığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun F. Malvarlığının veya işletmenin devralınması başlıklı 202 nci maddesi "Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için -----------, diğerleri için ---------- genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.", Saklama Sözleşmeleri A. Genel saklama sözleşmesi I. Tanımı başlıklı 561 nci maddesi "Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Açıkça öngörüldüğü veya durum ve koşullar gerektirdiği takdirde, saklayan ücret isteyebilir.", II. Saklatanın borçları başlıklı 562 nci maddesi "Saklatan, sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlüdür. Saklatan, kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, saklayanın saklamadan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür.", III. Saklayanın borçları 1. Kullanım yasağı başlıklı 563 ncü maddesi "Saklayan, saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamaz. Bu yasağa aykırı davranırsa, saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olduğu gibi, kullanmamış olsaydı bile bu zararın doğacağını ispat etmedikçe, beklenmedik hâlden doğacak zararlardan da sorumlu olur.", 2. Geri verme a. Genel olarak başlıklı 564 ncü maddesi "Saklama sözleşmesinde bir süre belirlenmiş olsa bile saklayan, saklatanın her zaman ileri sürebileceği istemi üzerine, saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür. Ancak saklatan, saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yapmış olduğu masrafları ödemekle yükümlüdür.", b. Özel durumlar başlıklı 565 nci maddesi "Saklayan, belirlenmiş olan sürenin sona ermesinden önce saklananı geri veremez. Ancak saklayan, öngörülemeyen durumlar dolayısıyla sözleşmenin devamı saklanan için tehlikeli veya kendisi için zararlı olursa, belirlenen sürenin sona ermesinden önce de geri verebilir. Süre belirlenmemişse, saklayan saklananı her zaman geri verebilir. Birden çok kişi bir şeyi saklanmak üzere verirse, sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça veya hepsinin rızası olmadıkça, saklayan saklananı onlardan birine geri vermekle sorumluluktan kurtulamaz." ve c. Geri verme yeri başlıklı 566 ncı maddesi "Saklanan, masrafları ve hasarı saklatana ait olmak üzere, korunması gereken yerde geri verilir." hükmünü düzenlemiştir. Taraflar arasında ardiye sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafın saklatan, davalı tarafın saklayan olduğu, talep üzerine saklayanın saklatana saklananı geri vermekle yükümlü olduğu, davalı saklayanın masrafların ödenmediği savunmasında bulunmadığı, işletmenin devredildiği savunmasında bulunduğu ancak TBK 202 nci maddesindeki şartlar yerine gelmediği gibi müteselsil sorumluluk süresi de dolmadığından davalı saklayanın saklananı geri vermekle yükümlü olduğu, bilirkişi incelemesi sonucu davacı tarafın talep ettiği emtianın dava konusu saklanan olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
Davacı ---------- Şirketi tarafından dava dışı ---------- Şirketi'ne hitaben düzenlenen 17/10/2024 tarihli ve KDV dahil toplam 784.850,00 EURO bedelli Proforma Fatura'da dökümü yer alan muhtelif ölçülerdeki 1.100 ton ürünün davalı --------- Şirketi'nden alınarak davacı ----------- Şirketi'ne AYNEN İADESİ,
2-Harçlar kanununa göre alınması gereken (17/12/2024 dava tarihi TCMB TL-Euro efektif satış kuru 36.7635 TL, Dava Değeri: 784.850,00 * 36.7635 = 28.853.832,98 TL) 1.971.005,33 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 498.304,38 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.472.700,95 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 498.304,38 TL peşin harç, 241,00 TL posta ve 30.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 528.972,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 896.538,33 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2025