T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/236 Esas
KARAR NO: 2025/846
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/03/2025
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin, davalı şirketten alacaklı olduğu gerek icra dosyası içeriğindeki belgelerden (faturalar, cari hesap ekstreleri, vs.) gerekse ticari defter ve kayıtları, diğer tüm kayıt ve belgelerden de anlaşılacağı üzere hukuki bir gerçek olduğu, ayrıca davalı/ borçlu şirket tarafından işbu faturalara itiraz edilmemiş ve faturalar kesinleşmiştir. Davacı şirket alacağının ödenmesi hususunda davalı tarafa müteaddit kereler talepte bulunmasına rağmen hiçbir netice alınamamıştır. Davalı borçlunun davacı şirkete borçlu olduğu her türlü izahtan vareste olup aksi yöndeki iddia ve itirazların hiçbir mesnedi bulunmadığı, davalı/ borçlunun, faize, oranına yönelik itirazları da hukuka ve yasalara aykırıdır. Öncelikle faturaların vadeleri açık ve net olarak belirlidir. Davacı faturalarda vadeyi çok daha uzun bir süre olarak belirlemesine rağmen, davalı/ borçlu işbu vadelere uygun zamanda ödeme yapmamıştır. Ayrıca davacı şirket alacağı müteaddit taleplerle davalı/ borçludan talep edilmiş olup davalı tarafın icra takibinden çok önceki tarihlerde temerrüt haline düştüğünün açık olduğu, Kaldı ki davalı/ borçlunun davacı şirkete olan borcu ticari bir borç niteliğinde olup dava konusu icra takibinde reeskont avans faizi uygulanmasının hukuka uygun olduğu her türlü izahtan vareste olduğu, davalı/ borçlunun faize, oranına yönelik itirazlarının da hiçbir dayanağının bulunmadığı, davalı/ borçlunun davacıya borçlu olduğu yukarıda arz ve izah olunan ve resen nazara alınacak sebeplerle; fazlaya ilişkin doğmuş ve doğacak tüm talep ve dava haklarımız, ıslah, artırım vs. haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik; davalı borçlunun tamamen haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak davacı alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik itirazın iptaline karar verilmesini, davalı borçlu kötü niyetli olduğundan alacak miktarının 9620' sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davalı borçlu şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı borçlunun, takip tarihinde, alacaklı olduğunu iddia eden davacıya muaccel bir borcunun bulunmadığı, işlemiş faiz talep edilmekte ise de borçlu temerrüde düşürülmemiş, bu sebeple işlemiş faiz talep edemeyeceği, takip alacaklısınca temerrüt faizi/gecikme cezası talep edilmiş ise de: talep edilen faiz oranlarına da itiraz etiklerini, TBK. nun 88; 6102 Sayılı TTK. nun 1530 ve 3095 Sayılı yasanın maddelerinde düzenlendiği üzere; yasal faiz ve ticari işlerde uygulanan faiz oranlarının iki katını aşan taleplerin yasaya aykırı olduğu, bu nedenle talep edilen faiz oranını da kabul etmediklerini, arz edilen nedenlerle; hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:-------- ve ---------- Vergi Dairesi Müdürlüklerine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
SMMM Bilirkişi -------- tarafından hazırlanan 24/07/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacının taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynakalanan fatura alacağının tahsili için başlattığı -------- İcra Dairesi'nin -------- Esas sayılı takibine vaki davalı itirazının iptali davasıdır.Dava konusu alacağın taraflar arasındaki satım sözleşmesine dayalı satım bedeline ilişkin para alacağı olduğu ve mevcut delil durumuna göre satım bedelinin ödeneceği yere ilişkin sözleşmede herhangi bir ifa yeri kararlaştırılmadığı görülmekle, para alacaklarında ifa yerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89/1-b.1 maddesi uyarınca alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğu, davacı alacaklının yerleşim yerinin ---------- olduğu ve bu sebeple -------- Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin ve İİK md 50 atıfıyla aynı gerekçelerle --------- İcra Daireleri'nin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalının mahkememizin ve icra dairesinin yetkisine itirazının reddine karar verilmiştir. Davacının davasını "286.153,49 TL (dava dilekçesi ile) + 45.114,10-TL (işbu arttırım dilekçesi ile) = 331.267,59-TL'ye arttırmaktayız. Uyuşmazlık konusu icra takibinde açılış için tarafımızca 1.673,87-TL peşin harç yatırılmış olmakla, huzurdaki dava ikame edilirken ise 4.886,79-TL peşin harç yatırılmıştır. Tarafımıza henüz peşin harç iade yapılmamış olup, ıslah/arttırım yaptığımız 45.114,10-TL'ye ilişkin 771.00-TL tamamlama/ıslah harcının iade alınmayan peşin harçtan mahsubunu talep eder, arta kalan harcın tarafımıza iadesini talep ederiz" şeklinde ıslah dilekçesi sunduğu görülmüştür. Islahla artırılan toplam miktara ilişkin yeterli harcın -Harçlar Kanunu md 29/3 uyarınca davacı tarafça dava açılırken mahsup işlemi yapılmadığından- yargılamanın en başında yatırılmış olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 83. Maddesi uyarınca "(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. Maddesi uyarınca "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi fatura alacağına dayalı itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve alacağın varlığını, davalı borçlunun ise borcun ifa veya sair sebeple bulunmadığını ispatlamakla mükellef olduğu, davanın hukuki ilişkinin ve alacağın varlığı hususunda faturaya ve ticari defterlere dayandığı, ticari defterlerin yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca mahkememizce resen de incelenebileceği, bu doğrultuda taraflara verilen kesin süre içerisinde her iki tarafın da ticari defterlerini ibraz ettiği, her iki tarafın ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davalının dava konusu yapılan faturaya ilişkin hizmeti Vergi Dairesi'ne bildirdiği, bu sebeple davacının usule ve kanuna uygun tutulmuş açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve birbirini doğrulamış defter kayıtlarının kendisi lehine kesin delil teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği ve yukarıda açıklandığı üzere kesin delil niteliğindeki davacı (ve davalı) defterlerinde 286.153,49 TL alacağın varlığının görüldüğü, bu sebeple davacının alacağını ispatladığı, TTK 1530 uyarınca davalının fatura tarihinden 30 gün sonra temerrüte düştüğü, buna göre bilirkişi tarafından da hesaplanan takip öncesi işlemiş faiz tutarının 45.114,10 TL olduğu, dava konusu alacağın faturaya dayanması ve likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve davalının itirazında haksız çıkması nedeniyle borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile, davalı borçlunun --------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 286.153,49 TL asıl alacak ve 45.114,10 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 331.267,59 TL yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle bu miktarlar üzerinden DEVAMINA,
2-Kabul edilen alacağın (331.267,59 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 66.253,51 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (331.267,59 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 22.628,88 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 4.886,79 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 17.742,09 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 5.589,69 TL dava açma masrafı, 175,00 TL vekalet harcı ve 6.615,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 12.379,69 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
7-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (331.267,59 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 53.002,81 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/10/2025