T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/914 Esas
KARAR NO: 2025/428
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/07/2015
KARAR TARİHİ: 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ----------Şti. inşaat işleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, müvekkili ...'nun ise bu şirkete 29 Temmuz 1998 tarihinden beri esas sermayenin %75'ine tekabül eden oranda pay sahibi olduğunu, diğer müvekkili ----------- Şti. 6 Şubat 1985 tarihinden iıibarcn ---------- %10'una tekabül eden payların sahibi olduğunu, davalı müdür ...'un 21 Aralık 1994 tarihinde ------------ esas sermayesinin %15'ine tekabül eden kısmını devralarak sözkonusu şirkete katıldığını, bu günden 22 Ocak 2014 tarihine kadar şirkette müdür sıfatına haiz olduğunu, davalının müdürlük görevini yerine getirmeyerek, özen ve sadakat yükümlülüklerine ve rekabet yasağına aykırı davranmak suretiyle şirkete zarar verdiğini, müvekkillerinin 2013 yılı faaliyet döneminde müdür olarak görev yapmış olan ...'un ibrasına muhalif kalarak ibrayı gerçekleştirmediklerini, avalı müdürü. TTK'nun 626'da yer alan hükümlere aykırı davranması nedeniyle TTK'nun 553 kapsamında şirkete karşı sorumluğu olduğunu, sorumluluğunun nedeni olan davalı fiillerinin MK. m.24; BK. 49, 57, 48 ve TTK m. 54 ve 55 den hareketle yasaklanmasını talep ettiklerini, davalının sorumluluğunun nedeninin sadece müdür yükümlülüklerinin değil, ortak olmaktan kaynaklanan yükümlülüklerinin de ihlali olduğunu, davalının, şirketteki yükümlülüklerini hiçe sayarak ve rekabet yasağına kasten aykırı davranmak suretiyle 12 Mart 2010 tarihinde müvekkili şirket ile aynı iştigal konusu ile faaliyet gösteren ve sermayesinin % 99'una tekabül eden payına sahip olduğu ---------- Şti. isimli bir şirket kurduğunu ve bu şirketin faali yerlerine yöneldiğini, şirkete karşı olan sorumluluklarım yerine getirmediğim ve şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını ve uğratmakla olduğunu; davalının şirketi ---------- 2013 yılında elde ettiği bir kâr varsa bu miktarda ---------- aynı dönemde zararının da bir şekilde görünüm biçimi olduğunu; rekabet yasağına aykırı hareket etmesi nedeniyle doğan maddi zararın ---------- Şirketinin defterlerinin incelenmesi sureliyle belirlenebileceği, davalı müdürün bankalara, teklif verilen müşteri adaylarına ve yönetim firmalarına, kendi iradesi ile şirketin kredilerinden sadece bir tanesine şahsen verdiği kefaleti geri çekmek isteğini öne sürerek yazılı olarak müracaat cdeceği tehdidi ile ----------- alma ve iş bitirme kabiliyetini yaralayan, bir inşaat şirketine karşı girişilebilecek en zarar vcrici davranışlarla şirketin menfaatlerine ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket etmiş ve şirketi manevi zarara uğrattığını, müvekkili şirketin %100 iştiraki olan -------- kurulu ---------- yine ----------- kurulu ---------- 25 Mayıs 2007 tarihinde----------- unvanlı şirket ile ------------ inşaatını üstlendiğini: davalının, ----------- adına münferiden hareket elmek üzere yetkilendirildiğini davalı müdürün tek başına yönettiği, şirketin yurtdışındaki projesi dolayısı ile karşılaşabileceği üçüncü kişilerle ilgili risklere dair bilgi verme ve yönlendirme sureti ile şirketin zararını baştan önlemeyi de içerdiği şüphe götürmeyen özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeni ile davalının yürüttüğü ----------- ----------- projesinde çalıştığını iddia eden kişilerce açılan davalar kapsamında maddi olarak zarara uğratıldığını, davalı müdürün özen yükümlülüğünc uygun davranarak --------- bu kişiler hakkında doğru ve yanıltıcı olmayan bilgiler vermiş olsaydı, mahkeme nezdinde olan işçi davaları mahkemeye intikal etmemiş olacak ve dava harçtan ve esas alacağa ilişkin faiz tutarlarının ödenmesinin gerekmeyeceğini beyan ederek bu sebeplerle, davalıdan olan alacakları ve fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalması, davalının kasten vc isteyerek rekabet etmeme ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık (TTK m, 613 ve 626) nedeni ile vermiş olduğu zararın tespiti vc tahsili ile müdür sıfatının sona ermesine rağmen ortak sıfatı ile bağlılık vc rekabet etmeme yükümlülüklerinin ihlalinin vc bu İhlale konu tüm durumun meni ile yasaklanmasına ve şirketin halihazırda piyasadaki itibarını sarsan şirket için işlerin ne seviyede davalı tarafından kendi veya başkası lehine kullanıldığını araştırmanın bilc yarattığı kötü ticari görüntü nedeni ile yoran süreçten ve gördüğü manevi zararın giderilerek bu kapsamda şirkete 10.000.00 TL tutarında manevi tazminat ödenmesine, davalının şirket için üçüncü kişilere vermiş olduğu kefaleti geri çekme yönünde şirkete, bankalara, proje müşterileri, müstakbel ilgililer nezdinde kasti zarar verici beyanlarda bulunacağına yönelik tehditleri ile ilgili olarak: bu tehditlere konu fiillerin men edilmesini ve şirketin halihazırda bu tür tehdit seviyesinde gördügü 10.000,00 TL, tutarında manevi zararının giderilmesini, davalının özen yükümlülüğüne aykırı şekilde şirkete zamanında bilgi, rapor, cevap ve hesap vermemesi nedeni ile ----------- projeden doğan ve ihtar, dava ve icra edilmiş üçüncü kişi alacaklarına dair faiz ve dava masrafları kapsamında şirketin ödemek zorunda kalmakla uğramış olduğu şimdilik tespit edilebilen 50.420.00 TL tutanndaki maddi zararın davalı tarafından şirkete ticari avans faizi ile ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nun 613, ve 626. madde hükümlerine göre, ortakların şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamayacaklarını müdürlerin ise bunun yanında ayrıca şirketle rekabet oluşturan bir faaliyet gösteremeyeceklerini; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununda limited şirket ortakları için doğrudan geçerli olan bir rekabet yasağının öngörülmediğini; bu yasağın uygulanabilmesi için TTK m.6l .V2 gereği şirket sözleşmesinde ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarına ilişkin bir hüküm bulunmasının gerektiğini; o halde sözleşmede rekabet yasağına ilişkin açık bir hüküm yer almadıkça ortak hakkında bu yasağın uygulanamayacağını, her ikisi de müdür alan,--------- hakim hissedarı olan davacılardan ... ile müvekkili arasında şirketin yönelimi konusunda çıkan uyuşmazlıklar nedeni ile müvekkilinin, ---------- ortaklığından ayrılmak kararında olduğunu davacılardan ...'na beyan ettiğini; bu arada da ----------- kuruluşuna katıldığını; bu durumun davacılardan ...'na bildirildiğini, bunun üzerine ..., -------- faaliyette bulunmamasını müvekkilinden istediğini; müvekkilinin de ----------- hiçbir faaliyette bulunmayacağını, böyle bir teşebbüsünün olmayacağını iyi niyetle kendisine ilettiğini ve sözünde de durduğunu; müvekkilinin------------ müdürü olduğu süre içerisinde ve bu davanın konusu olan 2013 yılındaki çalışma süresinin tamamını ----------- faaliyetlerine ayırdığını ve başkaca hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, ---------- 2013 yılında zarar etmesinin en büyük sorumlusunun davacı ... olduğunu, ...nun ---------- faaliyet alanlarından hir kısmı üzerine kurmuş olduğu ----------- Şti. İşlerine gereğinden daha fazla ilgi göstererek, ----------- faaliyetlerini geliştirmesine ve yeni sözleşmeler imzalanmasına engel olduğunu, açılan davanın HMK m. 107/1 gereği asgari bir miktar ya da değer belirtilmediği için dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini bu cevapları saklı kalmak kaydıyla 22.01.2014 tarihinde müdürlük görevinden azledilmiş olan ve şirket müdürü olmayan müvekkilinin bağlılık yükümü devam etse bile şirket sözleşmesinde ortakların rekabet yasağına ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm olmadığından -------- ile rekabet oluşturan işlem ve davranışta bulunma zorunluluğunun olmadığını, müvekkilinin gördüğü eğitim ve yıllarca elde ettiği tecrübesini kullanarak bundan sonra yapacağı faaliyetlerden men edilmesinin mahkemeden talep edilmesinin, davacıların müvekkilinin şahsı üzerinde kurmaya çalıştıkları haksız ve orantısız baskıyı ve davacıların müvekkiline karşı kötü niyetlerini açıkça gösterdiğini; müvekkilinin hem müdürlük görevi sırasında son dönemde (2012 Haziran 2014 Ocak arasında) hakkı olan ücretlerinin ödenmediğini, hem 22.01.2014 tarihinde müdürlük görevinden azledilerek, ----------- uzaklaştırıldığını, hem de bu talep ile ortak olduğu sürece çalışması ve dolayısı ile gelir elde etmesinin engellenmeye çalışıldığını, müvekkilinin gelir elde edememesi sonucu aciz haline düşerek davacı hakim ortak ...'na muhtaç duruma düşmesi ve hisselerini ona çok düşük bedel karşılığında, hatta bedelsiz olarak devretmesinin sağlanmasının amaçlandığını, e-posta ve ihtarnamede yazılı ifadeler dikkatlice okunduğunda, bu ifadelerin tehdit amaçlı olmadığını, müvekkilinin sona erdireceği ortaklıkla ilgili olarak yeni bir riske girmek istemediğini ortaya koymaya çalışmak dışında bir amaç taşımadığının anlatılacağını, şirket lehine kefalet verilmek istenmemesin bağlılık yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilmeyeceğini, bu konudaki itirazlarının gerekçesini izah ettiklerini; kaldı ki, tarafların görüşmesi neticesinde kefalet sözleşmesinin imzalandığını, ----------- inşaatı yapılıp işverenlerine teslim edilmiş olan ----------- ile ----------- binası inşaatı işlerinin. ------------ %100 iştiraki olan ------------ kurulu----------- yine ----------- kurulu --------- ile %50 - %50 ortaklık yapısı ile kurmuş oldukları --------- firması tarafından yerine getirildiğini; dava dilekçesinde sözü edilen işçi davaları, ----------- yürüttüğü işlerde taşeronluk yapmış olan diğer ortak --------bünyesinde görünen ekip elemanlarının ----------- olan işçilik alacaklarını ----------- talep etmelerinden kaynaklandığını, işçi alacakları konusu ile ilgi tüm gelişmelerin --------- tüm hesap ve kayıtları tutan ve elinde bulunduran ---------- çalışanı ----------, ------------ muhasebe sorumlusu ------------, şirket avukatı ---------- ve hakim ortak davacı ... --------- tarafından tüm detayları ile bilindiğini, sorun ortaya çıktığında konu ile ilgili rapor hazırlanarak işçilerin isimleri ve alacakları imarlara ilişkin listelerin yapıldığını, bu listelerin esas alınarak işçilerin temsilcileri ile görüşmeler yapıldığını; bu görüşmelere şirket çalışanı -----------, şirket muhasebe sorumlusu ------------ şirket avukatı --------- ve ----------- diğer ortağı olan --------- sahibi -------- da katıldığını; sonuçta hakim ortak davacı ------------- talimatı ile işçilere haricen ödeme yapılmamasına, davalar açıldıktan ve bu davalarda işçilerin alacaklarının ---------- tarafından ödenmesine karar verildikten ve mahkeme kararlarının kesinleşmesinden sonra bu alacakların ödenmesine karar verildiğini; ------------ da bu şekilde ödenecek tutarlardan kendisine düşen payı ------------ ödeyeceğini beyan ettiğini, dolavısı ile yukarıda belirtilen kişiler ve davacı ...'nun konu ile ilgili tüm bilgi ve belgelere sahip olduklarını; nitekim davalar açılmaya başlandığında, davacı ...'nun talimatı çerçevesinde şirket avukatı tarafından davaların kabul edilmediğini ve davaların reddini sağlamak amacı ile cevaplar verildiğini, ayrıca dava dilekçesi ekinde delil olarak ibraz edilen mahkeme kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, ------------ alacaklı olan işçilerin isimleri ve alacakları tutarlara ilişkin yukarıda belirtilen listeler açılan ilk davadan itibaren mahkeme dosyalarına dahi girdiğini, bu itibarla bu lislelerden haberdar olunmadığının ileri sürülmesinin kötü niyetten başka bir şey olmadığını, ifade ederek, yukarıda belirtilen nedenler ile haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE : Dava, haksız rekabetin men'i ile haksız rekabet nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazminine ilişkindir.Davacı vekili, dava dilekçesinde de belirtiği üzere davalının dava tarihi itibarı ile ortaklık sıfatı bulunmakla birlikte müdürlük sıfatı bulunmamaktadır. Ortağın rekabet etmeme yasağı ancak şirket sözleşmesinde açık bir şekilde belirtilmesi halinde söz konusudur. TTK'nın 613. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ifadelerden, ortakların kanun gereği rekabet yasağına tabi oldukları çıkartılmamalıdır. Zira limited şirketler sermaye şirketleri olmakla birlikte, ortaklar sınırlı sorumluluk ilkesine tabidir ve ortaklık hakları sermayeye bağlanmıştır. Bu halde, ortakların limited şirkete olan bağlılık yükümlülüklerinin sınırını "rekabet yasağı" kavramı oluşturmaktadır. Şirket sözleşmesinde açık ve somut bir şekilde "ortakların rekabet yasağına tabi olduklarına" ilişkin bir ifade yer almadığı sürece, ortaklar rekabet yasağına tabi değildir. Bağlılık yükümünden yola çıkarak, her ortağın kanun gereği rekabet yasağına tabi olduğu şeklinde bir yorum yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla davacının davalı ortağın rekabet yasağının ihlal ettiği gerekçesiyle bu durumu ortaya çıkartan durumların ortadan kaldırılması ve haksız rekabetin men'i talebinin kabulü mümkün değildir.Davalı vekilinin sunduğu 30/04/2013 tarihli ---------- numaralı -----------Şti'nin genel kurul kararı ile şirketin 31/12/2012 tarihi itibarı ile hazırlanan bilanço ve gelir tablolarının kabulüne ve 2012 faaliyetlerinden dolayı şirket müdürlerinin ibra edildiği görülmektedir. Karar metninin incelenmesinde davacı ... ve davalı ...'un kabule ilişkin imzaları bulunmaktadır. Ancak davacı vekili davalının 2013 yılındaki iş ve işlemlerinden dolayı sorumluluğundan dolayı işbu davayı açtığını beyan etmiştir.Davalı vekili, 20/1/2015 yılında yapılan ve 2013 yılına ilişkin genel kurul toplantısının 6.maddesinde davalının ibra edilmemesine karar verilmiştir. Dolayısıyla her ne kadar davalı 2012 yılı için ibra edilmiş ise de 2013 yılı için ibra edilmemiştir. Ancak davalının ------------şirketinde müdür olduğu halde ------------şirketine benzer iştigal konularına sahip ---------- isimli şirket kurmuş olmasının, limited şirket müdürünün rekabet yasağını ihlali niteliğinde olduğu bununla birlikte ------------ şiketinin incelenen ticari defterlerinin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere 2013 yılında zarar ettiği ve -----------şirketinin 2013 yılı zararına doğrudan davalının ----------- faliyetlerinin yol açtığını söylemenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.Ancak davalı, ----------- A.V.M inşaatında çalışan işçilerin ücret alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce, işçilerin gidişi ve ücretlerin ödenmemesi konusunda her ne kadar davacıların başka yetkili çalışanları da bu konuda bilgilendirme yapabilecek durumda da olsa, asıl yetkili ve sorumlu ortak ve müdürü olduğu -----------Şti. 'ni bilgilendirmediğinden şirkete bağlılık yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Davalı ortak-müdür, davaların açılması öncesi bildirim yapmamaktan ve dava açılmasına bir şekilde sebep olmaktan dolayı sorumlu olmakla birlikte, kaybedilen davalar sonrasında işçi alacaklarının zamanında ödenmemesi sonrasında işleyen faizden -----------Şti sorumludur. Bu bakımdan davalı ortak-müdürün sorumluluğu açılan davalarda yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ile sınırlı olacağını kabul etmek gerekmiştir. Dolayısıyla davalı 24.636,19 TL vekalet ücreti ve 7.676,63 TL yargılama ücreti olmak üzere toplam 32.312,82 TL tutarında zarardan sorumlu görülmüştür.Manevi tazminat talebine ilişkin olarak; davacılar vekili, davalının bağlılık yükümlülüğüne aykırı davranarak ve şahsi kefaletini kaldıracağını beyan ederek şirketi tehdit ettiğini, şirketin itibarının zedelendiğini ileri sürerek manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı şahsi kefaleti ilk başta vermemesine rağmen sonradan kefalet sözleşmesini imzalamış olup, ----------- şirketinin itibarının zedelendiğinden bahsetmek mümkün değildir şeklinde mahkememizce verilen 10.11.2020 tarih ve --------- Esas - ------------ Karar sayılı karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş olup---------- numaralı kaldırma kararıyla
"İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 644/1 maddesinin atfıyla aynı Yasanın 553 vd maddeleri uyarınca, davacı ortaklar tarafından davalı ortak ve yöneticinin rekabet yasağına aykırı kusurlu davranışlarıyla dava dışı şirketi zarar uğrattığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile rekabetin meni taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda rekabet etme yasağına ilişkin taleplerinin ve manevi tazminat taleplerinin reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacıların ve davalının dava dışı ---------- şirketinin ortağı olduklarını, davalının aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalının ---------- şirketi ile aynı iştigal alanına sahip ------------ şirketini kurarak rekabet yasağına aykırı davrandığını, şirketi, şirketin şahsi kefaletleri konusunda gönderdiği ihtarname ve e postalar ile tehdit ettiğini, bu şekilde şirketi manevi zarar uğrattığını, ayrıca ----------- şirketinin %100 iştiraki olan ----------- kurulu ---------- %50 ortak olduğu yine --------- kurulu ----------, 25.05.2007 tarihinde ----------- unvanlı şirket ile inşaat sözleşmesi akdettiğini, işbu sözleşme kapsamında ----------- ----------- ----------- inşaatını yüklendiğini, davalının--------- adına münferiden hareket etmek üzere yetkilendirildiğini, davalının inşaat projesi kapsamında işçilerin açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davaları açılmadan önce davalının çalışan kişilere bu kişilerin işçilik haklarına ilişkin davacılara gerekli ve doğru bilgiyi vermediğini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu sebeple ---------- şirketin açılan 18 davaya ilişkin işlemiş faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığını, işçi alacak taleplerinin mahkemeye intikal etmesi sebebiyle------------ şirketinin ödemek zorunda kaldığı faiz, masraf ve vekalet ücreti toplamı olan şimdilik 50.420 TL'den davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 20.000 TL manevi tazminat, 50.420,00 TL maddi tazminat ile rekabet teşkil eden fiillerin menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise; davalının kusuru bulunmadığını, söz konusu davalara ilişkin davacıların zaten bilgi sahibi olduğunu savunmuştur. HMK'nın 107.madesi, ''Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.'' hükmünü içermektedir. Somut olayda dava dilekçesinde, davalının sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle davalının şirkete zarar verdiği, bu zararın bilirkişilerce tespit edilebileceği, davalının 2013 yılına ilişkin olarak çeşitli sıfatlar altında şirkete verdiği ve halen vermekte olduğu zararların tespitine, men'ine ve tazminine karar verilmesini talep ettiği ancak yasada belirtildiği üzere asgari bir miktarın belirtilmediği görülmektedir. Yasada yer aldığı üzere davacının alacağının tutarını belirleyemediği ve belirsiz alacak davası açılması hallerinde davacının asgari bedeli dava dilekçesinde göstermesi gerekir. Ancak somut olayda davacı tarafça dava dilekçesinde asgari bir miktar belirtilmediği görülmektedir. Mahkemece bu konuda davacı tarafa süre verilerek talebini açıklattırıp bir değer belirlemesi ve bu miktar üzerinden harç yatırması sağlanarak davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan somut olayda, davacılar, ---------- şirketinin %100 iştiraki olan ------------ kurulu ------------ %50 ortak olduğu yine ----------- kurulu ----------, 25.05.2007 tarihinde ------------ unvanlı şirket ile inşaat sözleşmesi akdettiğini, iş bu sözleşme kapsamında ------------ ----------- ------------ inşaatını yüklendiğini, davalının ---------- adına münferiden hareket etmek üzere yetkilendirildiğini, davalının inşaat projesi kapsamında işçilerin açtığı işçilik alacaklarına ilişkin davaları açılmadan önce davalının çalışan kişilere bu kişilerin işçilik haklarına ilişkin davacılara gerekli ve doğru bilgiyi vermediğini, özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu sebeple ------------ şirketin açılan 18 davaya ilişkin işlemiş faiz ve masraf ödemek zorunda kaldığını, işçi alacak taleplerinin mahkemeye intikal etmesi sebebiyle ------------ şirketinin ödemek zorunda kaldığı faiz, masraf ve vekalet ücreti toplamı olan şimdilik 50.420 TL'den davalının sorumlu olduğunu ileri sürmüşler, mahkemece, davalının ------------ A.V.M inşaatında çalışan işçilerin ücret alacaklarına ilişkin dava açılmadan önce, işçilerin gidişi ve ücretlerin ödenmemesi konusunda her ne kadar davacıların başka yetkili çalışanları da bu konuda bilgilendirme yapabilecek durumda da olsa, asıl yetkili ve sorumlu ortak ve müdürü olduğu ----------- Şti.'ni bilgilendirmediğinden şirkete bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının davaların açılması öncesi bildirim yapmamaktan ve dava açılmasına bir şekilde sebep olmaktan dolayı sorumlu olduğu, davalının açılan davalarda yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri ile sınırlı sorumlu olduğu gerekçesiyle davacıların bu taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar bu alacak kaleminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece, bu konuda eksik inceleme ve araştırma yapıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Davacı ...'un %75, davacı şirketin %10 ve davalının %15 oranında dava dışı ...'nde ortak oldukları, davacı ... ve davalının şirketi münferiden yetkili müdür oldukları, davalının 20.01.2015 tarihinde yapılan 2012 ve 2013 yılları olağan genel kurul toplantısında ibra edilmediği anlaşılmaktadır. TTK'nın 644.maddesinin atfıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde gösterilen yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada zarar doğurucu işlem ya da eylemin yöneticinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıdadır. Davacı, yöneticiye kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde, yöneticinin zarar doğurucu işlemlerde kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükümünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Yeni TTK, yöneticilerden beklenen özen konusunda sorumluluk hukukunun evrensel ilkelerinden birisini 553.maddenin 3.fıkrasında yasalaştırmıştır. Bu hükümde ''Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.'' denilmiş olup hüküm bir yandan özen yükümünün sınırını çizmekte, diğer yandan ise yöneticinin, davacı tarafından getirilen kusurlu olduğuna ilişkin kanıtları çürütebilmesi için yerine getirmesi gereken ispat yükünün somut içeriğini belirlemektedir . Buna göre somut olayda, zararın varlığını ispat yükü davacı taraftadır. Davacılar, davalının söz konusu projedeki işçilere ve taleplerine ilişkin gerekli bilgilendirmeyi yapmaması sebebiyle işçi alacakları için dava açıldığını, davalının davacıları doğru bilgilendirseydi işçi davalarının mahkemeye intikal etmeyeceğini, şirketin dava masraflarını ve faizleri ödemek zorunda kalmayacağı ileri sürmüş ve mahkemece bu talep kabul edilmiş ise de; mahkemece davacının iddia ettiği sonuç ile davalının eylemi arsında ne şekilde illiyet bağı kurulduğunun gerekçeli kararda belirtilmediği görülmektedir. Davalının eylemi ile davacının iddia ettiği zarar arasında kurulan illiyet bağının nasıl kurulduğu anlaşılamadığı gibi illiyet bağının bulunduğu varsayılsa dahi davacıların davaların açıldığından haberdar olduktan sonra zararın artmaması için üzerine düşenleri yapıp yapmadığının da mahkemece değerlendirilmediği görülmektedir. Ayrıca, açılan davaların bir kısmının, daha önce 2010 ve 2011 yıllarında açılan ve kesinleşen davalar sonrasında açılan davalar olduğu, bu hususun da mahkemece değerlendirilmediği görülmektedir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya mahkememizde yeni bir esas numarası almıştır.
UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME :Dava, TTK'nın 644/1 maddesinin atfıyla aynı Yasanın 553 ve devamı maddeleri uyarınca, davacı ortaklar tarafından davalı ortak ve yöneticinin rekabet yasağına aykırı kusurlu davranışlarıyla dava dışı şirketi zarar uğrattığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile rekabetin meni taleplerine ilişkindir. Davalının sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle şirkete zarar verildiği iddiası yönünden davanın hukuki dayanağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 613. maddesine dayanan bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağıdır.Yöneticinin sorumluluğu yönünden davanın hukuki dayanağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesine dayanan sorumluluk davasıdır.Davalının kasden ve isteyerek rekabet etmeme ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık (TTK Madde 613 ve 626) nedeniyle vermiş olduğu zararın tespiti ve tahsili ile, müdür sıfatının sona ermesine rağmen ortak sıfatı ile bağlılık ve rekabet etmeme yükümlülüklerinin ihlâlinin ve bu ihlâle konu tüm durumun men'i ile yasaklanması ve şirket'in hâlihazırda piyasadaki itibarını sarsan, şirket için işlerin ne seviyede davalı tarafından kendi veya başkası lehinde kullanıldığını araştırmanın bile yarattığı kötü ticari görüntü nedeniyle yoran süreçten ve gördüğü manevi zararın giderilerek bu kapsamda şirkete 10.000,00 TL tutarında manevi tazminat ödenmesi ile davalının, şirket için üçüncü kişilere vermiş olduğu kefaleti geri çekme yönünde şirkete, bankalar, proje müşterileri, müstakbel ilgililer nezdinde kasdi zarar verici beyanlarda bulunacağına yönelik tehditleri ile ilgili olarak, bu tehditlere konu fiillerin men edilmesini ve şirketin hâlihazırda bu tür tehdit seviyesinde gördüğü 10.000,00 TL tutarında manevi zararının giderilmesini talep etmiştir. Davalının, sadakat yükümlülüğüne ve rekabet yasağına aykırı davranışları sebebiyle ayrıca ---------- ----------- ------------ inşaatı projesindeki işçilere ve taleplerine ilişkin gerekli bilgilendirmeyi yapmaması sebebiyle işçi alacakları için dava açıldığı, davalının davacıları doğru bilgilendirseydi işçi davalarının mahkemeye intikal etmeyeceği, şirketin dava masraflarını ve faizleri ödemek zorunda kalmayacağından bahisle davalının şirkete zarar verdiğini iddia ettikleri görülmüştür. Davacı ...'nun %75, davacı şirketin %10 ve davalı ...'un %15 oranında dava dışı ...'nde ortak oldukları, davacı ... ve davalının şirkette münferiden yetkili müdür oldukları, davalının 20.01.2015 tarihinde yapılan 2012 ve 2013 yılları olağan genel kurul toplantısında ibra edilmediği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 ncü maddesinin (1) nci fıkrası "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.", B) Şirketin zararı I - Genel olarak başlıklı 555 nci maddesinin (1) nci fıkrası "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." ve G) Bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağı başlıklı 613 üncü maddesi "(1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz. (2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir. (3) Müdürler hakkında rekabet yasağı öngören 626 ncı madde hükümleri saklıdır. (4) Geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verdikleri takdirde, ortaklar, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilirler. Esas sözleşme birinci cümledeki onay yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir." hükmünü düzenlemiştir. Ortağın rekabet etmeme yasağı ancak şirket sözleşmesinde açık bir şekilde belirtilmesi halinde söz konusudur. TTK'nın 613. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ifadelerden, ortakların kanun gereği rekabet yasağına tabi oldukları çıkartılmamalıdır. Zira limited şirketler sermaye şirketleri olmakla birlikte, ortaklar sınırlı sorumluluk ilkesine tabidir ve ortaklık hakları sermayeye bağlanmıştır. Bu halde, ortakların limited şirkete olan bağlılık yükümlülüklerinin sınırını "rekabet yasağı" kavramı oluşturmaktadır. Şirket sözleşmesinde açık ve somut bir şekilde "ortakların rekabet yasağına tabi olduklarına" ilişkin bir ifade yer almadığı sürece, ortaklar rekabet yasağına tabi değildir. Bağlılık yükümünden yola çıkarak, her ortağın kanun gereği rekabet yasağına tabi olduğu şeklinde bir yorum yapmak mümkün değildir. Rekabet etmeme ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle bir zarar doğmadığı gibi yukarıda açıklanan gerekçeler ile davacının davalı ortağın rekabet yasağının ihlal ettiği iddiasıyla bu durumu ortaya çıkartan durumların ortadan kaldırılması, zararın tespiti, haksız rekabetin men'i ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerektiği, alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarıyla davalı ...'un yönetici olduğu dönemde kendi kontrolü altında kalan bir eylemi sebebiyle şirketi kusuruyla zarara uğrattığına ilişkin bir olgu, somut vakıa veya ispat bulunmadığı anlaşıldığından yöneticinin sorumluluğu davasının reddine karar verilmiştir.
Davacının aynı davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini tek bir davada isteyebilmesi mümkün olup, bu duruma objektif dava birleşmesi denilmekte olup yargılamaya konu davada da Sadakat Yükümlülüğüne Ve Rekabet Yasağına Aykırı Davranış Sebebiyle Haksız Rekabetin Men'i - Manevi Tazminat - Yöneticinin Sorumluluğu Kapsamında Şirketin Uğradığı Zararın Tazmini istemleri olmak üzere üç ayrı dava açılmış, bu sebeple davacı yararına üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-İlk dava yönünden Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubuyla bakiye harç alınmasına yer olmadığına,
3-İkinci ve üçüncü dava yönünden Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.230,80 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.202,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 28,20 TL harcın davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 35,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-İlk dava yönünden Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-İkinci dava yönünden Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-Üçüncü dava yönünden Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2025