T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/365 Esas
KARAR NO: 2025/342
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/11/2022
KARAR TARİHİ: 25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin denizcilik ve lojistik üzerine faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 22/07/2020 tarihinde davalı ...'in yetkili olduğu --------- Şti'ne bağlı ---------- isimli kuruluştan araç kiraladığını, bu sözleşme imzalanırken müvekkili şirket yetkilisine standart genel işlem koşulu adı altında birçok evrakın imzalatıldığını, bu evrakların sözleşme ile birlikte olmasından kaynaklı olarak detaylı inceleme yapılamadığını, araç kiralama işi bittikten sonra davalı şirket yetkilisi tarafından müvekkil şirket aleyhine bonoya dayalı olarak ---------İcra Dairesi---------- esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak bononun müvekkil şirket yetkilisi tarafından verilen bono olmadığını, müvekkilinin hiçbir ticari işleminde bono kullanmadığını, davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasında sadece oto kiralama sözleşmesinin olduğunu, müvekkil şirket yetkilisinin oto kiralama sözleşmesinin imzalatılması esnasında hileli şeklide imza attırıldığını iddia ederek; müvekkili şirket aleyhine yapılan takibin teminatsız olarak durdurulmasını, davanın kabulü ile birlikte icra takibinin iptalini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile alınan paraların istirdat edilerek müvekkiline ödenmesini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, icra takibine konu olan bononun usulüne uygun şekilde düzenlendiğini, senette kambiyo vasfını taşımasına engel herhangi bir hususun olmadığını, davacı tarafından atılan imzanın geçerli olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu, bononun imzalanma sebebinin sonucunu bağlamayacağını, davacının borcunu ödememek ve borçtan kurtulmak maksadıyla haksız çabalar sarf ettiğini, davacının borçlu olmadığını ispat edemediğini savunarak; davanın reddini, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Mahkememizce 18/05/2023 tarih --------- Esas ve ----------- Karar sayılı ilamla "davanın ---------- İcra Dairesi'nin---------- Esas sayılı takibine konu bononun bedelsiz olması (taraflar arasında hiçbir borç ilişkisinin) iddiasına dayalı açılan menfi tespit davası olduğu, davacının eldeki dava ile taraflar arasında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını iddia ettiği, yalnızca davalının yöneticisi olduğu şirket ile (davalının kendi şahsı ile değil) aralarında araç kiralanmasına ilişkin bir kira sözleşmesi akdedildiğini ileri sürdüğü, davalının ise ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ileri sürerek davaya taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dair -takip konusu bono dışında- herhangi bir vakıa getirmediği, menfi tespit davasında ispat yükünün, kural olarak davalı alacaklıya düştüğü, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğü, zira hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükünün davalı alacaklıya düştüğü (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6), yine eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyor ise lehine olan senet karinesi çürümüş olacak bunun sonucu olarak iddiasının ispat yükünü üstleneceği, buna senedin ta'lili denildiği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda da ortaya konulduğu gibi takip ve dava konusu senet üzerinde herhangi bir malen/nakten kaydının bulunmadığı ve davacının taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi inkar ettiği (aralarında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını iddia ettiği), bu sebeple senedin ihdas nedenini değiştirmediği ve davalının taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve davacıdan kendisinin alacağı bulunduğunu ispatlamakla mükellef olduğu, ancak davalının ispat yükünün davacıda olduğundan bahisle takip konusu bono dışında herhangi bir vakıa getirmediği, davacı da taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığını iddia ettiğine göre, eldeki davada süresi içerisinde alacağın varlığı hususunda incelenecek ve ispatı uğruna delil toplanacak bir vakıa da bulunmadığı, yukarıdaki tüm açıklama ve gerekçeler dikkate alındığında takip konusu senedin bedelsiz olduğu, davacının ---------İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı takibine konu bonodan kaynaklı olarak davalıya ---------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas sayılı takibindeki 298.266,81 TL alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği ancak mahkememizin görevinin bu tespitle yetinmekle sınırlı olduğu, takibin iptaline karar verilemeyeceği, davanın borçlu lehine neticelenmesinin sonuçlarının İİK 72/5 maddesi gereğince kendiliğinden gerçekleşeceği ve hükmün (kesinleşmeye kadar) takibin durması sonucunu doğuracağı, bu sebeple mahkememizin takibin iptali hükmü verme görevi ve yetkisi olmadığı, yine davalının kötüniyetli takip yaptığına dair dosyada bir delil bulunmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle "1-Davanın KABULÜ ile, davacının ---------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı takibine konu bonodan kaynaklı olarak davalıya ----------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas sayılı takibindeki 298.266,81 TL alacaktan dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının --------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı takibinin iptali talebinin REDDİNE, 3-Davacının, davalı tarafın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talebinin REDDİNE," hükmedilmiş, anılan ilam ---------- sayılı ilamı ile "Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Somut olayda davaya konu bonoda ihdas nedeni bulunmayıp, davacı vekili davaya konu bononun araç kiralama sözleşmesi sırasında hile ile alındığını, senetten dolayı davacının davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı taraf ise davacının imzasını inkar etmediğini, bononun sebepten mücerret olduğunu savunmuş, araç kiralama ilişkisini kabul etmemiştir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. Bu durumda ilk derece mahkemesince ispat yükünün davalıda olduğu belirtilerek davacı tarafın bonoya ilişkin hile ve bedelsizlik iddiaları incelenmeksizin yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki davalı vekili istinaf dilekçesinde "..davacının da dava dilekçesinde belirttiği gibi taraflar arasındaki araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanmış olup söz konusu bono, davacının kiraladığı aracın uzun süreli kira bedelinin ödenmemesi ve araçta oluşan ciddi oranda maddi hasarın tazmini için düzenlenmiştir." şeklindeki beyanı ile davaya konu kambiyo senedinin araç kiralama ilişkisi için verildiğini kabul etmiştir. Bu durumda davalı bononun ihdas nedenini araç kiralama sözleşmesi olarak kabul ettiğinden, öncelikle davacının bononun hile ile alınıp alınmadığı ve araç kiralama sözleşmesinden dolayı davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Ancak, uyuşmazlık araç kiralama sözleşmesinden kaynaklanmakta olup dava tarihinde yürürlükte olan HMK. 4/1-a maddesi gereğince dava değerine bakılmaksızın davaya bakma görevi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir." gerekçeleriyle kaldırılmıştır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, ----------- sayılı ilamı ile de tespit edildiği üzere uyuşmazlığın araç kiralama sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sebeple Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, görev hususunun dava şartlarından olduğu ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınabileceği kanaatine varılmış, dosya üzerinden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,---------- Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın ---------- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine,
4-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/04/2025