T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/936 Esas
KARAR NO: 2025/145
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 31/10/2014
KARAR TARİHİ: 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
ASIL DAVA DOSYASINDA:Davacı 21.10.2014 tarihli vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -----------, diğer müvekkilleri --------- ve ------------ müşterek çocuğu olduğunu, davalı --------Ş.nin ise Kadın Doğum Uzmanı ------------ Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini tanzim ederek, tarifede belirlenen 450.000,00 TL teminat limiti dahilinde maddi, manevi zarardan doğan sorumluluğu üstlenmiş bulunduğunu, müvekkil ---------- hamileliği boyunca davalının sigortalısı doktor tarafından takip edildiğini, anılan doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucu down sendromunu hamilelikte teşhis edilemediğini ve --------- down sendromlu olarak doğduğunu, bağlayıcı ve sınırlayıcı olmamak üzere davalının sigortalısı doktorun kötü uygulamalarının bilgilendirmeme, aydınlatılmış rıza almama, teşhiste kusur, ileri test önermeme, ultrason kullanımında ihmal, ultrason bulgularını değerlendirmeme, konsültasyon istememe ve CVS/Aminosentez yapmamanını sayılabileceği, Down sendromunun hayat boyu devam eden bir iş görememezlik hali olup, küçük ---------maddi ve manevi zarara uğradığını, bu kapsamda anne ---------- ve baba ------------ hayat boyu çocuklarını down sendromlu olarak görerek acı çekmeye devam edeceklerini, davalının sigortalısı doktorun tıbbi kötü uygulama sonucu bebeğin down sendromlu olduğunun saptanamadığını ve doğumdan sonra anlaşıldığını, davada “davalının sigortalısı doktorun tam kusuruna dayanılmamış olup, müteselsilen talepte bulunulduğunu keza kusur da dahil her türlü denkleştirmede dikkate alınarak talepte bulunulduğunu” belirtmiş olup küçük -------- için 10.000,00 TL işgöremezlik - maddi tazminat ve 60.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ----------- için 30.000,00 TL manevi tazminat ve müvekkili ---------- için 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 26.11.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış ve yeni yasada “tüketici işlemi” kavramının içeriği ile birlikte Tüketici Mahkemeleri’nin görev alanının genişletildiğini, dava konusu olayın müvekkili şirketin düzenlemiş olduğu sigorta poliçesi nedeni ile sorumluluğu bulunduğu iddiası mevcut olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirket bünyesinde dava dilekçesinde adı geçen ----------- ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi bulunmadığını, söz konusu talebin ---------- için Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi düzenleyen sigorta şirketine yöneltilmesi gerekmekte olup, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, hekimlik uygulamasının hekimin kendisine yahut sigorta şirketine yönelik tazminat talebinin ortaya çıktığı dönemdeki Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi tarafından teminat altına alındığını, bu itibarla, davacı tarafın iddialarının ispatı açısından, ----------- ait Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta Poliçesini ön inceleme aşamasında dosyaya sunmasını talep ettiklerini, söz konusu poliçenin ibrazı sonrasında poliçeye ve hasta kayıtlarının dosyaya sunulması halinde, müdahalenin tıbbi uygulama hatası niteliği taşıyıp taşımadığına dair tüm itiraz ve beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, dava dilekçesinde adı geçen ----------- Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi şirketleri bünyesinde düzenlenmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı tarafından işbu dava dosyası öncelikle Mahkememizin ---------- esas sayılı dosyası üzerinden açılmış, Mahkememizin tüketici mahkemesine verdiği görevsizlik kararı ---------- sayılı ilamı ile bozulmuş ve davaya bakılmaya devam olunmuştur. Yine mahkememizin ---------- Esas sayılı dosyasının işbu dosyayla birleştirildiği görülmüştür.
MAHKEMEMİZİN ---------- ESAS SAYILI DOSYASINDA :Davacı vekili 27/02/2017 tarihli dava dilekçesinde; Müvekkilinin gebelik takibinin kadın doğum uzmanı -------- tarafından yapıldığını, doktorun davalı sigorta şirketine 06/04/2016 başlangıç ve 06/04/2017 bitiş tarihli----------- poliçe nolu Tıbbi Kötü uygulamaya ilişkin ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili------- doktorun genel olarak tıbbi kötü uygulaması sonucunda down sendromu hamilelikte teşhis edilemediğini ve küçük ----------- down sendromlu olarak doğduğunu, bu nedenle iş bu dosyanın ---------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, müvekkili küçük ----------- için 10.000,00 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 60.000 TL manevi tazminat, anne ve baba için de ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 130.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Taraf delilleri toplanmış ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ----------, -----------, ----------,---------- tarafından sunulan 21.01.2019 tarihli raporda özetle; Dosyada hastanın gebelik kontrollerine ait mevcut kayıtlar iki sağlık kuruluşundaki toplam 3 muayeneye ait tarih ve muayeneyi yapmış olan hekimlerim kimlikleri ile sınırlı olduğunu, 3 muayenelerin ne şekilde yapılmış olduğu, Down sendromunun saptanmasına yönelik herhangi bir tarama ve/veya tanı testi istenip istenmemiş olduğu ve hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirilip bilgilendirilmediği açık olmadığı, dosyada tarama testine ait bir sonucun olmaması bu testin yapılmadığı anlamına gelmemesi gerektiği, kapatılmış olan sağlık kuruluşuna ait veriler ------------ istenmesi gerektiği, bu nedenle hekim(ler)in mesleki yükümlülüklerini, aydınlatma ve bilgilendirme yükümlüğünün yerine getirilip getirilmediği ve davacı anneye seçim hakkı tanınıp tanınmadığı hususlarında görüş bildirmek için dosyadaki mevcut tıbbi veriler yeterli olmadığı, dava dosyasında hekimin yaptığı tıbbi faaliyetlere ilişkin bilgi ve belgeler bulunmayıp, hekimin değerlendirmeleri, gebeliğin hangi aşamalarında hangi tetkiklerin yapıldığı, davalının sigortalısı hekimin hastanın içinde bulunduğu durumun gereklerini öngörüp öngörmediği ve muhtemel riskler konusunda davacıyı aydınlatma görevini yerine getirip getirmediği hususları açık olmadığı, hastaya bu önerilerin yapıldığını belirten ayrıca bir belge dosyada yer almamakla birlikte, söz konusu testlerin farklı bir sağlık kuruluşunda yapılıp yapılmadığı, hastanın davalının sigortalısı hekim dışında başka hekim/hekimlere ya da sağlık kuruluşuna başvurup vurmadığı hususları da belirsiz olduğu, Dosya içeriğinde yer alan tibbi kayıtlar doğum sonrasına ilişkin olduğu için dava konusunun dışında kaldığı, Davacı ---------- gebeliği sürecinde, davalı sigortalısı doktorun görev yaptığı sağlık kurulundan başka bir hekim ya da sağlık kuruluşundan sağlık hizmeti alıp almadığı, dosya içeriğinde yer alan evrakın tam olup/olmadığı hususlarının yanısıra (davanın hasta ile sözleşme ilişkisine giren, bilgi ve belgelere vakıf olan hekim/hastane yerine, doğrudan doğruya sigorta şirketine yöneltilmiş olması nedeniyle) davacının iddiaları doğrultusunda toplanan tıbbi kayıtların hastanın gebelik sürecine ilişkin tüm bilgi ve belgeleri içermediği belli olmakla, hekimin kusurlu olup/olmadığı yönünde bir kanaat oluşturulamayacağına dair kanaatimizi bildiren işbu bilirkişi heyet raporu tanzim edildiği mahkememiz takdirlerine arz olunmuştur.
Hesap Bilirkişisi -------------tarafından sunulan 13.01.2021 tarihli raporda özetle; Asıl ve birleşen davaya dayanak poliçeler yönünden yukarıda (1/4-C) sayılı bentte yapılan irdelemeye nazaran, talebin sigortacıya yöneltildiği anda, dava dışı doktorun davalı nezdinde devam eden Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi olup-olmadığı ve buna göre sorumluluğunun takdirinin Sayın mahkemeye ait olduğunu, ------------ down sendromlu doğumuna bağlı olarak sorumluluk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdiri Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere, yapılan incelemede; ------------ özür oranının % 64 olarak belirlendiğine ilişkin 30.05.2013 tarihli raporun Sayın Mahkemece benimsenmesi halinde, uğradığı sürekli iş göremezlik zararının 888.740,52 TL olduğunu, bu tazminat kalemiyle mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığı bulunmadığını, olayın meydana geliş biçimine nazaran, hesaplanan zararlardan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu, tazminat ile mükerrerlik teşkil eden indirim nedeni varlığının dosyaya yansımadığını, Poliçe teminatı aşılmış olmakla, bakıcı gideri zararı üzerinde durulmasında pratik yarar bulunmadığını, Yukarıda (I/4-A ve B) sayılı bentte poliçelerin irdelendiği; somut olayın gösteriği özellik bağlamında asıl davada rizikonun gerçekleştiği tarih olarak benimsenen 18.11.2014 tarihi yönünden teminatın 400.000,00 TL olduğunu, birleşen davanın dilekçesinin tebliğ tarihine nazaran, rizikonun gerçekleştiği tarihin 2017 yılı olduğunu, bu tarihte ise teminat limitinin 800.000,00 TL olduğunu, davalının sorumluluğuna ilişkin hususlar ayrık kalmak kaydıyla, sadece teminat limitinin ifade edilmesi için bu açıklamanın yapıldığını, yukarıdaki tutarın ise her iki ihtimal yönünden de limit poliçe teminatını aştığını, İşaret edilen hususlar ile tüm delillerin takdiri ve hukuki değerlerndirmenin tamamı Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere hesaplamaya dayalı kanaatlerimi bildirir işbu rapor üç nüsha halinde raporu tanzimederek mahkememiz takdirlerine arz olunmuştur.---------- Kurulu'nun 14.10.2021 tarihli kusur raporunda özetle; Gebelik takiplerini yaptırdığı merkezde yanlış tanı konulduğunu, yeterince aydınlatılmadığını, bebeğin Down sendromu olarak doğduğu bildirilen ---------- kızı, ------------ doğumlu ------------ hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Down tarama testleri konusunda ailenin bilgilendirilmesinin güncel tababet uygulamaları içinde olduğu, tarama testlerinin ----------- tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediğini, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte Down Sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığını, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiğini, oranın istatistikler ışığında risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceğini, tanı koydurucu olan bu ileri gelişimsel tetkiklerde %1 oranında düşük riski olduğunu, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka Down Sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte Down Sendromu görülebileceğini, test sonucunun yukarıda söz edilen parametrelere göre kaç gebenin birinde karşılaşabileceğini gösterdiğinin tıbben bilindiğini, --------- Başkanlığı --------- Müdürlüğü ---------- Merkezinin 14/09/2017 tarihli -----------sayılı üst yazısının ekinde gönderilen bilgi işletim sistemi medula üzerinden adı geçen şahıs için Sağlık hizmeti almış olduğu Sağlık Hizmet Sunucularını gösterir listenin incelenmesinde; kişinin 22/10/2010, 02/11/2010, 29/11/2010, 14/12/2010, 25/12/2010, 07/01/2011, 22/01/2011, 07/02/2011, 22/02/2011, 09/03/2011, 24/03/2011, 07/04/2011 tarihlerinde -------------Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümüne başvuruları olduğu anlaşılmış olup hastaya ait bu kontrollerin kimin tarafından, nasıl yapıldığı, herhangi bir testin istenip istenmediği, hastanın Down sendromu konusunda bilgilendirilip bilgilendirilmediğine dair herhangi bir kayıt dosyada bulunmadığı cihetle hekim kusuru olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığını,mevcut tıbbi evraklara göre küçükte down sendromu tanısı olduğu, mevcut verilerle down sendromu tanısı ile hekim kusuru arasında illiyet olduğuna dair yeterli bilgi bulunmadığını, adli tıbbi uygulamalarda kalıcı maluliyet oranı, bakıcıya ihtiyaç duyup duymadığını, duyuyorsa ömür boyu olup olmadığı soruları hususlarında görüş bildirlebilmesi için öncelikle hekim hatası olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği ancak eldeki verilerle hekim hatası yönünden değerlendirme yapılamadığından sorulan hususlar hakkında görüş bildirilemediği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.----------- Kurulu'nun 03.12.2021 tarihli maluliyet raporunda özetle; Mahkememizin 08/11/2021 tarih ve ---------- esas sayılı yazısında sorulduğu üzere küçüğün kendisinde mevcut Down Sendromu hastalığı nedeniyle; 30/03/2013 tarih ve --------- sayılı ---------yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında; Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, A- Zeka İşlev Bozuklukları, 2-Hafif, özürlülük oranının %50, Kas İskelet Sistemi, Santral Ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Ayakta durabilme, yürüme ve hareket bozukluklar, Tablo 4.1’e göre Hafif-0rta, özür oranının %40, Kas İskelet Sistemi, Santral Ve Periferik Sinir Sistemi Hastalıklarına Bağlı Bozukluklar, Her iki üst ekstremite bozuklukları, özür oranının Hafif %20 olup Balhtazard formülü ile Küçüğün tüm vücut engellilik oranının %76 (yüzdeyetmişaltı) olduğu, 11.10.2008 tarih ve--------- sayılı ----------- yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranının Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak:Gr1 I(10A….65)A %100 E cetveline göre %100 (yüzdeyüz) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olduğunu, sorulan diğer hususlar konusunda ---------- Kurulu tarafından görüş alınması gerektiği oy birliği ile mütalaa olunmuştur.Bilirkişiler ---------- , -----------, ------------, ----------- tarafından sunulan 21.12.2022 tarihli raporda özetle; Hastanın Down sendromuna yönelik tanı ve tarama testleri konusunda herhangi bir hekim tarafından aydınlatıldığına ait Aydınlatılmış Onam Formuna, yazılı bir belgeye, tedaviyi red veya onam formuna rastlanmadığı, hastanın sözlü olarak da tıbbi müdahale öncesi bilgilendirildiğine ve hastanın sözlü olarak geçerli bir şekilde aydınlatılmış onamını verdiğine dair bir bulguya rastlanmadığını, Yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca aydınlatılmış onamda ispat yükünün hekim ve hastanenin üzerinde olduğunu, hastanın aydınlatılmış onamının alındığının istisnai durumlar dışında kural olarak her türlü delille ispatlanabileceğini ancak ---------- ----------- hastanesinde ----------- dışında 14-22. haftalar arasında başka hekimler tarafından muayene edilmiş olmasının mümkün olduğunu, bu nedenle sadece ------------ kusur sayılmayacağını, Zira Downsendromunun tespitine yönelik üçlü veya dörtlü testler 14-22. haftalar arasında yapılmadığını, Dolayısıyla diğer muayenelerin kim(ler) tarafından yapıldığının anlaşılması için ------------ Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünden ----------- Hastanesine ait protokol defterinden diğer muayenelere ait kayıtların istenmesi gerektiğini, Down sendromlu bireylerin yaşam hakkına, diğer sağlıklı bireylerden positiv ayrımcılık yaparak saygı duyulduğunu, Down sendromlu bebeklere sahip aileler; devlet hastanelerinin sağlık kurullarından çözger klavuzuna göre "özel koşul gereksimi vardır" raporu alınarak tüm ihtiyaçlarının devlet tarafından karşılandığını, belirtilen hususun tazminata hükmedilmesi durumunda tazminat miktarının belirlenmesinde ve indirilmesinde TBK m. 51-TBK m. 55 hükümleri gereğince dikkate alınması gerektiğini belirterek rapor mahkememiz takdirlerine arz olunmuştur.ISLAH: Davacılar vekili 14.03.2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; müvekkili küçük ---------- için: 680.000,00 TL iş göremezlik-maddi tazminat ve 60.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ------------ için 30.000,00 TL manevi tazminat, müvekkili ----------- için 30.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere, toplam 800.000,00 TL tazminatın ------------ No.’lu poliçe kapsamında dava tarihinden (27/02/2017) itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. 31/10/2014 tarihinde açılan asıl dava dosyasında davalı ---------- Şirketi olup davanın dayanağının dava dışı doktor -------- Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'ne dayandırıldığı, davalı tarafça söz konusu poliçenin kendileri tarafından tanzim edilmediğinin savunulduğu yapılan araştırma sonucu davalı tarafça dava tarihinde ve öncesinde geçerli poliçe tanzim edilmediğinin tespit edildiği, ------------- 15/02/2017 tarihli cevap yazısından 05/04/2014 - 05/04/2015 tarihleri arasında dava dışı ----------Ş. tarafından poliçenin tanzim edildiği anlaşıldığından asıl dava yönünden davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla asıl davanın reddine karar verilmiştir.
27/02/2017 tarihinde açılarak asıl dava dosyasıyla birleştirilen mahkememizin ----------- Esas sayılı dosyasında davalı ---------- Şirketi olup davanın dayanağının dava dışı doktor --------- ----------- Poliçe nolu Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'ne dayandırıldığı, davalı tarafın işbu davadan 18/04/2017 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmıştır. Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi başlıklı maddesi "Sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda riziko gerçekleşmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Hekim mesleki sorumluluk sigortasında sadece sigortalıya sigorta süresi içinde ileri sürülen talepler sigorta koruması altındadır. Talep esaslı sigortalarda tazminat talebinin sigortalı hekime karşı ileri sürülmesi asıl olmakla birlikte, buna ek olarak zarar görenin talebinin sigorta süresi içinde sigortacıya “ulaştırılmış” olması da gerekir.Geçerli poliçe süresinde / vadesinde ileri sürülen tazminat talepleri yönünden sigortacının ödeme yükümlülüğü doğar. Bu nedenle rizikonun gerçekleştiği anı (talebin öğrenilme anı) belirlemek önem arz etmektedir. Davanın açıldığı tarih değil dava dilekçesinin sigortacıya tebliğ edildiği an rizikonun gerçekleştiği andır.
Somut olayda; rizikonun gerçekleştiği yani davalı sigortacıya bildirilme anı 18/04/2017 tarihi olup poliçe vadesinden (06/04/2016 - 06/04/2017) sonra olduğu anlaşıldığından davalı tarafa işbu birleşen davada da husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla birleşen davanın da reddine ilişkin mahkememizce verilen 16/02/2023 tarih ve --------- Esas --------- Karar sayılı ilam davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ------------- sayılı ilamıyla "IV. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386 ve devamı maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 502 ve devamı maddeleri). 3. Değerlendirme 1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2.Davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; sorumluluk sigortaları, sigorta ettirene ( veya başkası yararına sigorta halinde sigortalıya) zarar gören kişi tarafından tazminat istemi yöneltilmesi rizikosuna karşı koruma sağlayan sigortalardır 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''Sorumluluk Sigortaları'' başlığı altında düzenlenen 1478 nci maddesinde doğrudan dava hakkı düzenlenmiş ve ilgili maddede zarar görenin, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebileceği hüküm altına alınmıştır. Yine Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1 maddesinde sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği ya da zarar görenin doğrudan doğruya sigortacıya başvurduğu anda rizikonun gerçekleşmiş sayılacağı düzenlenmiştir. 3.Bu itibarla davacılar tarafından açılan birleşen dava tarihi (27.02.2017) itibariyle rizikonun gerçekleştiği ve bu tarihin poliçe vade bitim tarihinden (06.04.2017) önce olduğu gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekirken sigortacıya başvuru anının dava dilekçesinin tebliği ile olduğu şeklindeki isabetsiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir. 4.Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE ve asıl davada verilen kararın ONANMASINA, (2) ve (3) numaralı bentlerde yer alan gerekçelerle Mahkemece birleşen davada verilen kararının BOZULMASINA, (4) numaralı bend uyarınca davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl dava yönünden; davacılardan alınıp davalıya verilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin birleşen dava yönünden; davalılardan alınıp davacılara verilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davacılara iadesine, 24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." gerekçesiyle dosya bozularak mahkememize gelmiştir.Bozma ilamına uyularak açık yargılamaya devam olunmuştur.
DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ :Dava, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, tıbbi kötü uygulama nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın sigortacıdan tahsilini talep etmektedir.
Davacı çocuk ------------ yönünden; Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir. Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde, Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir. Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuk ----------- da yararlanacağı şüphesizdir. Açıklanan bu hususlar doğrultusunda davacı çocuk ----------- yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı anne ------------ ve davacı baba ---------- yönünden; mahkememizce alınan 21.12.2022 tarihli raporda, davacı anne ----------- 22/10/2010 - 07/04/2011 tarihleri arasında ------------ hastanesinde yapılan gebelik kontrollerinde toplam 12 kez hastaneye başvurduğu, 22/10/2010 tarihinde 4 haftalık gebelik + düşük tehditi tanısı ile muayene edildiği, 02/11/2010 tarihinde 5 haftalık gebelik + bulantı, kusma ve halsizlik tanısı ile muayene edildiği, 29/11/2010 tarihinde 10 haftalık gebelik + vajinal enfeksiyon tanısı ile muayene edildiği, 14/12/2010 tarihinde 12 haftalık gebelik + gastroösefagealreflütanısı ile muayene edildiği, 25/12/2010 tarihinde 14 haftalık gebelik + sistit tanısı ile muayene edildiği, 07/01/2011 tarihinde 16 haftalık gebelik + demir eksiği anemisi tanısı ile muayene edildiği, 22/01/2011 tarihinde 18 haftalık gebelik + genital yol enfeksiyonu tanısı ile muayene edildiği, 07/02/2011 tarihinde 20 haftalık gebelik + gastroösefagealreflü tanısı ile muayene edildiği, 22/02/2011 tarihinde 22 haftalık gebelik + solunum sistemi hastalığı tanısı ile muayene edildiği, 09/03/2011 tarihinde 26 haftalık gebelik + idrar yolu enfeksiyonu tanısı ile muayene edildiği, 24/03/2011 tarihinde 28 haftalık gebelik + demir eksikliği anemisi tanısı ile muayene edildiği, 07/04/2011 tarihinde 29 haftalık gebelik + gastroösefagealreflü tanısı ile muayene edildiği, dosyadaki kayıtlarından muayenelerin hangi doktor tarafından yapıldığı anlaşılmadığı, diğer yandan ----------- Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ----------- sayılı yazıda mahkeme sunulmuş olan ----------- Hastanesine ait onaylı protokol defteri fotokopisinden ----------- 14/12/2010 tarihinde gebeliğinin 12. haftasında ----------- tarafından muayene edilmiş olduğunun anlaşıldığı, ancak diğer muayenelere ait protokol defteri kayıtlarına dosyada rastlanmadığı, dolayısı ile aynı hastanedeki özellike 14, 16, 18, 20 ve 22. haftalara ait diğer muayenelerin hangi doktor tarafından yapılmış olduğunun açık olmadığını,----------- Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ------------ sayılı yazısında ---------- 22/04/2011 tarihinde bu kuruma ayaktan tedavi için başvurmuş olduğu, kendisine ----------- tarafından sadece tetanoz aşısı yazıldığı, hekim tarafından muayene edilmemiş olduğu, aynı hastanede 16/05/2011 tarihinde -------------- tarafından gebeliğin 35. haftasında rutin gebelik kontrolü yapıldığı, bu muayenelerin hiçbirisinde onam formu alınmamış olduğu, --------- ---------- hastanesinde --------- dışında 14-22. haftalar arasında başka hekimler tarafından muayene edilmiş olması mümkün olduğu, bu nedenle sadece ----------- kusurlu sayılmayabileceği, zira down sendromunun tespitine yönelik üçlü veya dörtlü testler 14-22. haftalar arasında yapıldığı bildirilmiştir. ------------ sayılı kararında açıklandığı üzere Türk hukukunda aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almadığı gözetildiğinde hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebilir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim ve zorunlu sorumluluk sigortacısı tarafından her türlü delille ispatlanabilir. Bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususu somut olay özelinde hastanın eğitimi, yaşı (gebelik esnasında 31 yaşında), kültürel seviyesi ve hekim veya hastane tarafından tutulan kayıtlar serbestçe değerlendirilerek tespit edilmelidir. Bilirkişi raporlarında yapılan ve yukarıya metni alınan değerlendirmeler bir bütün olarak incelendiğinde, davacı ---------- down sendromu konusunda sözlü olarak bilgilendirme yapıldığına ilişkin kayıtların aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı, down sendromunun tespitine yönelik üçlü veya dörtlü testlerin 14-22. haftalar arasında yapıldığı, sigortalı doktorun davacı anne ----------- hamileliğin 12. Haftası muayene ettiği, sigortalı doktorun meslek ve sanatı sırasındaki ihmal ile davacı küçük çocuğun down sendromlu doğması arasında nedensellik bağı mevcut olmadığı da gözetilerek davacılar ---------- ve ----------- tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
- Davacı ---------- maddi ve manevi tazminat istemine yönelik dava açmakta hukuki yararı bulunmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1), h) ve 115 (2) maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
- Davacılar --------- ve ------------ manevi tazminat istemine yönelik ispatlanamayan DAVANIN ESASTAN REDDİNE,
1-Maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 1.230,80 TL (615,40 * 2 = 1.230,80 TL) harcın davacı tarafça peşin yatırılan 444,02 TL harçtan mahsubuyla bakiye 786,78 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından sarf edilen masrafların üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı tarafından sarf edilen 5.033,75 TL bilirkişi ücreti ve posta masrafının davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı ---------- maddi tazminat talebi yönünden, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı ----------- manevi tazminat talebi yönünden davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Davacı ----------- manevi tazminat talebi yönünden davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Davacı ---------- manevi tazminat talebi yönünden davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde YARGITAY ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025