T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/667 Esas
KARAR NO: 2025/401
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2018
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davacı aleyhine davalı tarafından --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı ve ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, dayanak olarak iki ayrı senet belirtildiğini, icra müdürlüğü dosyasından yapılan takipte usulsüz tebligat yapıldığından müvekkilinin takiplere itiraz edemediğini, takiplere dayanak senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının davalıyı tanımadığını, davalı hakkında ------------ Soruşturma sayılı dosyasında belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunduklarını, bu nedenlerle ---------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı ve ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------- esas sayılı dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili, davacının adli yardım talebinin reddi talepli 28/06/2018 tarihli dilekçesinde, özetle; davacının amacının ---------- esas sayılı dosyalarında ikame edilen tasarrufun iptali davalarını sürüncemede bırakmak olduğunu, imzaların davacıya ait olduğunu beyan etmiş, 20/02/2019 tarihli duruşmada cevap dilekçelerinin bu dilekçe olduğunu beyan etmiştir.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:1-Davanın ve uyuşmazlık konularının tespiti: Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın dayanağı İİK'nin 72. Maddesidir.
Ön inceleme duruşmasında, taraflar arasında "davaya konu bonolarla ilgili olarak davalının davacı ve dava dışı ---------- aleyhine iki ayrı dosyada icra takibi yaptığı" hususunda uyuşmazlık bulunmadığı,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,
a-Davaya konu iki ayrı icra takibine konu bonolardaki imzaların davacıya ait olup olmadığı,
b-Davacının bu bonolardan dolayı davalıya borcu bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu,
c-Davanın tam veya kısmen kabulü halinde davacının kötü niyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığının tespiti bakımından davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit olunmuştur.
2-Deliller:
a-İcra takipleri:
a-1)Davaya konu ---------- İcra Dairesi'nin ------------ esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı-alacaklı ... vekili tarafından, borçlular ---------- ve ...'e karşı 30.11.2017 tarihinde 29.06.2012 düzenleme tarihli, 20.11.2015 vade tarihli 5.000.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak 5.000.000 TL bono bedeli, 1.031.609,59 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 6.031.609,59 TL'nin avans faizi ile birlikte tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başladığı, borçlu ... tarafından davalı ...'na karşı 5.2.2018 tarihinde "takip dayanağı bononun ödeme emri ile birlikte borçluya tebliğ edilmediği" gerekçesiyle icra memur muamelesinin şikayeti ile ödeme emrinin ve takibin iptali talepli dava açıldığı, -------- sayılı ilâmı ile davanın kısmen kabulüne ve "ödeme emrinde yer alan takip hesabı başlığı altında takip tutarı, harçlar ve giderler toplamı, tahsil harcı, peşin harç ve vekalet ücreti adı altında masraflarla birlikte ödenecek toplam tutar ibarelerinin ödeme emrinden çıkarılmasına, davacının tebliğ zarfında dayanak senet sureti bulunmadığına yönelik şikayetinin reddine" karar verildiği anlaşılmıştır.
a-2)Davaya konu ----------- İcra Dairesi'nin----------esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı-alacaklı ... vekili tarafından, borçlular ---------- ve ...'e karşı 30.11.2017 tarihinde 29.06.2012 düzenleme tarihli, 20.11.2015 vade tarihli 5.000.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak 5.000.000 TL bono bedeli, 1.076.198,63 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 6.076.198,63 TL'nin avans faizi ile birlikte tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine başlatıldığı anlaşılmıştır.
b)Soruşturma dosyası: Müşteki ... tarafından, şüpheli ... aleyhine ----------- soruşturma numaralı dosyasında, şikayetçi ---------- vekilinin, şüpheliler --------- ve ... aleyhine "davamıza konu bonolardaki imzaların, müşteki ...'in imzası taklit edilerek sahte şekilde atıldığı" iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğu, şüpheli ... 29/03/2018 tarihli Savcılık ifadesinde, davamızla ilgili kısımlarda "asıl ----------- isimli kişiyi tanıdığını, ...'i tanıdığını, ancak samimiyeti olmadığını, her ikisinin 2012 yılında borç talebinde bulunduğunu ve 2012 yılında farklı zamanlarda bu kişilere onmilyonTL borç verdiğini, ancak borcun ödenmemesi üzerine ------------ belge istediğini, ------------ da 2014 yılı içerisinde ----------- bürosuna şikayete konu iki adet bonoyu getirerek teslim ettiğini, bonolarun üzerinde ... ve ----------- imzaları olduğunu, ------------- getirdiğinde yanında ... olmadığını, imzaların yanında atılmadığını" beyan etmiştir. Şüpheli ---------- 10/10/2018 tarihli Savcılık ifadesinde, özetle; müşteki ...'le ortak iş yaptıklarını, paraya ihtiyaçları olması nedeniyle ...'ndan onmilyonTL borç aldıklarını, borcu alırken ...'in yanında olduğunu, borcu ödeyemeyince ...'nun senet istediğini, bunun üzerine ...'le birlikte onmilyonTL tutarındaki iki senedi imzaladıklarını, sonra bu senetleri ...'na teslim ettiğini" beyan etmiştir. Bu dosya üzerinden C.Savcısının istemi üzerine bilirkişi ------------ tarafından düzenlenen 20/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda şikayete ve davamıza konu her iki bonodaki imzaların ... ve ---------- eli ürünü olmadığı, bu kişilerin adı altındaki imzaların şüpheli ...'nun da eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda 29/03/2021 tarihli KYOK ile "------------ Şubesi'nin 30/06/2020 tarihli raporunda soruşturmaya konu her iki senet altındaki imzaların kuvvetle muhtemel müşteki ...'in eli ürünü olduğunun tespit edilmesi nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına" karar verildiği anlaşılmıştır. c)Bilirkişi raporları: Dosyanın gönderildiği ----------- Şubesi'nin 30/06/2020 tarihli üç uzman tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporunda; İnceleme konusu senetlerde ... adına atılı basit tersimli imzalar ile "...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde görüş bildirilmiştir. ------------- Şubesi'nin 10/12/2020 tarihli dokuz uzman tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporunda; "07/10/2020 ve ----------- esas sayılı yazı ile 09/11/2020 tarihinde şubemize verilen dosya içerisinde; 30/06/2020 tarih ve ----------- sayılı raporumuz ile 20/02/2019 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişkinin giderilmesi hususunda Adli Tıp Genel Kurulu'nda inceleme yapılması istenilmiş olup; Adli Tıp Genel Kurulunun Çalışma Usulüne Ait Genel Hükümler, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanununun 4810 sayılı Kanun ile değişik 23. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup (Madde 23), Adli Tıp Genel Kurulunun çalışma usullerine ait genel hükümlerinde yer alan " ------------ Şubesi ve ------------ Dairesi’nin işleri Adli Tıp Genel Kurulu’nda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu raporda daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur. " hükmü gereğince, inceleme konusu belgenin genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemesinde; inceleme konusu senetlerde ... adına atılı basit tersimli imzalar ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Her iki bilirkişi raporunda da, kesin kanaat bildirilmediğinden, ------------ Dairesi'nden açıklama istenmiş olup, ---------- Dairesi'nin 29/01/2021 tarihli cevabi yazısında "İlgi tarih ve esas sayılı yazınızla; raporunuzdaki "kuvvetle muhtemel"in nedeni açıklanmadığından, yüksek ---------- sayılı ilamı da göz önüne alınarak, "kuvvetle muhtemel"den kastın ne olduğu, imzaların davacıya ait olup olmadığının kesin olarak saptanamadığı mı, yoksa uzmanlar arasında görüş ayrılığı mı olduğu hususlarının karar vermeye elverişli ve denetlenebilir şekilde açıklanmasının istenmesine karar verilmiş olup, karar gereği ivedilikle Mahkemenize bilgi verilmesi istenildiği anlaşılmakla;
Kurumumuz Uyap arşiv araştırması sonucunda; Adli amaçlı yazı ve imza incelemeleri mukayeseye dayalı olarak yapılmaktadır. Bir imza ya da yazının aidiyet yönünden değerlendirilebilmesi için yazıyı yazan ya da imzayı atan kişinin yazı ve imza alışkanlıklarını inceleme konusu yazı ve/veya imzaya yansıtması gerekir. Belge inceleme uzmanı, inceleme konusu yazı veya imzayı mukayese yazı ve imzalarla; tersim biçimi, hız, eğim, doğrultu, seyir, istif, işleklik, baskı derecesi ve alışkanlıklar gibi temel inceleme parametreleri üzerinden değerlendirerek aidiyet hususunda bir kanaate varmaktadır. '' Eli ürünü olduğu'' inceleme konusu imza ile mukayese imzaların aynı şahıs tarafından imzalandığı konusunda şüphe oluşturacak herhangi bir bulgu saptanmadığı, söz konusu imzanın aynı şahsa ait olduğu yönünde kesin kanaate varıldığı durumları tanımlar. ''Kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu'' ise inceleme konusu imza ile mukayese imzalar arasında ileri derecede uygunluk ve benzerlikler bulunmakla birlikte; inceleme konusu imzanın basit tersimli, kesin teşhise götürecek karakteristik materyal ve yazı unsuru içermemesi nedeniyle kesinlik sınırının dışında kaldığı durumları tanımlar.10/12/2020 tarih ve ----------- sayılı raporumuzda incelenen imzaların basit tersimli olmaları nedeniyle kesinlik sınırının dışında kaldığı değerlendirilerek kuvvetle muhtemel ilgili şahsın eli ürünü olduğu kanaatine uzmanlar arasında görüş ayrılığı olmadan varıldığı" şeklinde cevap verilmiştir.
ç)Emsal Yargıtay kararları:
1----------- sayılı ilâmının ilgili bölümleri;
"....Davacı vekili, müvekkilinin kardeşi olan davalı ----------- ile ortak oldukları davalı limited şirket ortaklığından çıkma konusunda 375.000,00 TL (208.000-Euro) karşılığında anlaştıklarını, ----------- Noterliği’nin 26/03/2013 tarih ve ------------ yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi (ortak içi) ve “Limited Şirket Hisse Devir Temel Sözleşmesi” ni kendi aralarında düzenlediklerini, müvekkilinin şirket ortaklığının devri karşılığı olarak bir araç ve alacağı paraya karşılık 4 ayrı bonoyu davalı ---------- aldığını, davalı ---------- borcu ödeyemeyeceğini belirtmesi üzerine senetlerin davalı aleyhine -----------İcra Müdürlüğü’nün ------------ Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, buna karşılık davalınında --------- Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, söz konusu icra takibine konu olan müvekkilinin alacaklı olduğu senetleri ödendiğini iddia ederek iki adet belge sunduğunu, bu belgelerde “senetleri teslim aldım.Her iki senet bedelini 26/07/2013 tarihinde elden aldım.Alacağım kalmamıştır” şeklinde yazılı ve sağ yan tarafında müvekkiline ait olduğu iddia edilen imza atıldığını, bu yazı ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet altındaki fotokopilerin altındaki yazının bir bütün olarak incelendiğinde yazının hayatın olağan akışına ve ticari hayat ilkelerine aykırı olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek 318.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen icra takip tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, ----------- İcra Müd. ------------ E. sayılı dosyasına konu 01/04/2013 keşide tarihli bonolardan 23.100 Euro bedelli 25.07.2013 vade tarihli, 43.100 Euro bedelli 26.08.2013 tarihli, 22.177 Euro bedelli 25.11.2013 tarihli ve 25.12.2013 vade tarihli 50.000 Euro bedelli bonoların davalı tarafça ödendiğini, davanın ödeme nedeniyle yersiz olduğunu, bu hususta ------------E. Sayılı dosyası ile ----------İcra Müd. ----------E. sayılı takibine itiraz edildiğini, imza örneklerinin tetkik edilmesi için dava süresince iki defa adli tıptan rapor alındığını ve raporlarda da imzanın davacıya ait olduğu kanaatine varıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsam, alınan bilirkişi kurulu raporuna göre, tersim biçim ve yönleri, "Z" harfinin başlangıç hareketindeki karakteristik eliptik yapı, imzalardaki yatay hareketlerin belirgin - baskın vurgusu, yine "Z" harfinin bitiminde, alt uçta, yukarı doğru gelişen çengel hareketi, imza bitimindeki nokta koyma alışkanlığı, imzalarda dikey hareketlerde azalan kalem basıncı, imza başlangıç ve bitiş bölümlerinde meydana gelen mürekkep birikmeleri, serilik, imza komposizyonu, imza büyüklüğü ve yazım açıları göz önüne alındığında, A4 kağıt üzerinde yapılan anlaşmadaki imzaların kuvvetle ihtimal ---------- ...'a ait el ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içerisinde bulunan ----------- sayılı dosyada alınan 08/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda "..ibra belgeleri olduğu iddia edilen belgelerdeki imzanın davacının elinden çıktığının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu"nun belirtildiği, ------------ Şubesi'nin 19/11/2015 tarih ve --------- nolu raporunda "..imzaların davacı eli ürünü olduğu"nun belirtildiği ve mahkemece her iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle ------------ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünce verilen bilirkişi kurulu raporunda "A 4 kağıdı üzerinde yapılan anlaşmadaki imzaların kuvvetle ihtimal ---------- ....'a ait el ürünü olduğu"nun belirtildiği, davalılar tarafından sunulan ve ibra belgeleri olduğu iddia edilen fotokopi belgelerindeki imzanın hiç tereddüte yer vermeyecek şekilde davacının eli ürünü olduğunun ispatı gerektiği, ihtimal üzerine verilen rapora dayanılarak ibra belgelerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca ibra belgesi olduğu iddia edilen belgede bono asıllarını elinde bulunduran ve takip yapan davacı-alacaklının "senetleri teslim aldım" şeklinde bir belge vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalıların alacak ve miktarına herhangi itirazda bulunmadıkları, ödeme savunmasında bulunduklarına göre; bu konudaki ispat yükünün ibra belgesini sunan davalılara ait olduğu, davalıların bu iddialarını yazılı delil ile ispatlayamadıkları, ayrıca yemin deliline de dayanmadıkları, dolayısıyla mevcut dosya kapsamına göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ---------- sayılı kararının kaldırılmasına ve dava tarihi itibariyle Euro'nun efektif satış bedelinin 3.2796 TL olması nedeniyle 138.377,00 EURx3.2796 =453.821,20 TL olmasına rağmen taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne, 318.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 17.649,58 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan müteselsilen alınmasına, 18/06/2019 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi." şeklindedir.Bu karara muhalif kalan yüksek Yargıtay üyesi, muhalefet şerhinde "Somut uyuşmazlıkta,Bilirkişi ----------- tarafından düzenlenen 08.06.2015 günlü raporda "tetkike konu belgelerdeki imzaların ---------- elinden çıktığının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu" bildirilmiş, İtiraz üzerine ----------- Dairesince düzenlenen 19.11.2015 günlü raporda "söz konusu imzaların ----------- ... eli ürünü olduğu" mütalaa edilmiş.Raporlar arasındaki çelişki nedeniyle eldeki davada alınan ve bilirkişiler...... tarafından düzenlenen 24.04.2017 tarihli raporda da imzaların kuvvetle muhtemel ---------...eli ürünü olduğu açıklanmış,Mahkemece belgelerdeki imzaların davacı eli ürünü olduğu kesinlikle saptanamadığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
15.07.2018 tarihli ---------- yayımlanan 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16/2 maddesinde "---------- Dairesinin raporlarının Adli Tıp Üst Kurulunca incelemeye alınamayacağı, bu Dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde mahkeme ve Cumhuriyet Savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporların, ilgili ihtisas dairesinin en az 7 uzmanının katılım ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince inceleneceği ve kesin olarak karara bağlanacağı..." düzenlenmiştir.İmza incelemesine konu belgedeki imzanın davacı eli ürünü olduğu ------------ Dairesince mütalaa edilirken, diğer 2 bilirkişi raporu imzaların kuvvetle muhtemel davacı eli ürünü olduğu konusunda görüş bildirmiş, İstinaf Mahkemesince imzaların davacı eli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştirOysa ---------- Dairesi raporu ile diğer raporlar arasındaki çelişkinin 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16/2 maddesi hükmü gereğince kesin olarak giderilmesi gerekmektedir.Bölge Adliye Mahkemesi kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin davalılar vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım." şeklinde görüş bildirmiştir. Oy çokluğuyla onanan ------------ sayılı ilâmının ilgili bölümleri;
"....DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin uluslararası çalışan firmanın ------------ satış sorumlusu olarak çalıştığını, davalılardan ---------- ile kardeş olduğunu, davalı ----------müvekkilinden yüklü miktarda borç para istediğini, müvekkilinin daha önce de birçok borcunu kapattığını, borç paralar verdiğini, bu paraların kendisine ödenmediğini, müvekkilinin davalı ----------- kuracağı şirkete kendisini ortak ederse ve şirketin içinde kendisi de yer alırsa istediği parayı vereceğini söylediğini, bu nedenle dört ortak ....... adlı şirketi kurduklarını ve faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilinin sermaye olarak koyduğu paralar ile ithalat yapıldığını, şirket kurulurken sermaye anlamında para ödeyen müvekkili --------- ile ortaklardan -----------......’ın para yatırdığını, davalılardan ----------- de bulunduğu diğer iki ortağın şirkete para anlamında bir katkısının olmadığını, şirket kurulduktan yaklaşık ilk 4-5 ay içeresinde 2 ortağın ortaklıktan ayrıldığını, iki ortağın şirketten ayrılma gerekçesinin davalılardan ------------ olumsuz güven vermeyen davranışlarının olduğunu, müvekkilinin de davalı ----------- 375.000,00 TL (208.000-Euro) verilmesi karşılığında davalı limited şirket ortaklığından çıkma konusunda anlaştıklarını, ----------Noterliği’nin 26/03/2013 tarih ve ---------yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi (ortak içi) ve “Limited Şirket Hisse Devir Temel Sözleşmesi” ni kendi aralarında düzenlediklerini, müvekkilinin şirket ortaklığının devri karşılığı olarak bir araç ve alacağı paraya karşılık 4 ayrı bonoyu davalı ----------- aldığını, senetlerin ilkinin vade tarihinin yakın bir tarihte 2013 yılı (Temmuz 20-30 u arası) müvekkilinin davalı ----------- borcu ödemesini talep ettiğini, davalının da mesajında “param yok ödeyemeyeceğim” anlamına yakın ifadeler kullanarak cevap verdiğini, davalı aleyhine --------İcra Müdürlüğü’nün -----------esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, buna karşılık davalınında ----------- esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, söz konusu icra takibine konu olan müvekkilinin alacaklı olduğu senetleri ödendiğini iddia ederek iki adet belge sunduğunu, bu belgelerde “senetleri teslim aldım.Her iki senet bedelini 26/07/2013 tarihinde elden aldım.Alacağım kalmamıştır” şeklinde yazılı ve sağ yan tarafında müvekkiline ait olduğu idda edilen imza atıldığını, bu yazı ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet altındaki fotokopilerin altındaki yazının bir bütün olarak incelendiğinde yazının hayatın olağan akışına ve ticari hayat ilkelerine aykırı olduğunun anlaşılacağını ileri sürerek bu nedenlerle davalıların her ikisinin malları üzerine devrini önleyici şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulü ile 318.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen icra takip tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; -----------İcra Müd. --------- E. sayılı dosyasına konu 01/04/2013 keşide tarihli bonolardan 23.100 Euro bedelli 25.07.2013 vade tarihli, 43.100 Euro bedelli 26.08.2013 tarihli, 22.177 Euro bedelli 25.11.2013 tarihli ve 25.12.2013 vade tarihli 50.000 Euro bedelli bonoların davalı tarafça ödendiğini, davanın ödeme nedeniyle yersiz olduğunu, bu hususta ----------E. Sayılı dosyası ile --------- İcra Müd. --------E. Sayılı takibine itiraz edildiğini, imza örneklerinin tetkik edilmesi için dava süresince iki defa adli tıptan rapor alındığını ve raporlarda da imzanın davacıya ait olduğu kanaatine varıldığını, ayrıca; ------------E. Sayılı dosyasının henüz Yargıtay' dan dönmemiş olduğunu, dosyanın kesinleşmediğini, bu nedenle aynı hususta iki defa dava açılmış olması nedeniyle derdestlik itirazlarınıda sunduklarını, tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını savunarak davacının davasının reddine, tüm yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Mahkemece talimatla alınan bilirkişi kurulu raporuna göre; tersim biçim ve yönleri, "Z" harfinin başlangıç hareketindeki karakteristik eliptik yapı, imzalardaki yatay hareketlerin belirgin - baskın vurgusu, yine "Z" harfinin bitiminde, alt uçta, yukarı doğru gelişen çengel hareketi, imza bitimindeki nokta koyma alışkanlığı, imzalarda dikey hareketlerde azalan kalem basıncı, imza başlangıç ve bitiş bölümlerinde meydana gelen mürekkep birikmeleri, serilik, imza komposizyonu, imza büyüklüğü ve yazım açıları göz önüne alındığında; A4 kağıt üzerinde yapılan anlaşmadaki imzaların kuvvetle ihtimal ---------- ait el ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin icra hukuk mahkemesi gibi sadece imza incelemesi yaptığı, 17/03/2016 tarihli delil dilekçesinde yer alan delillerin toplanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla hukuki gerekçeye dayanılmasına rağmen bunların irdelenmediği, ibra belgesindeki imzanın ve yazıların davacıya ait olmadığı istinaf sebepleri olarak belirtilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR : Davaya ve karara esas teşkil eden ve davalı tarafından sunulan ibra belgesindeki yazı ve imzaların davacıya ait olup almadığı, bu konudaki ispat külfetinin kime ait olduğu uyuşmazlık konusudur.
DELİLLER:1-Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri,
2-----------Noterliği’nin 26/03/2013 tarih ve .... yevmiye sayılı Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi,
3---------İcra Müdürlüğü’nün ---------- esas sayılı dosyası,
4-Bonolar,
5-İbra belgesi
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava "Limited Şirket Hisse Devrine Dayanan Alacak" talebine ilişkindir. Davacı taraf, limited şirket hisse devir sözleşmesine ve bu sözleşmeye istinaden davalılar tarafından verilen bonolara dayanarak alacak talebinde bulunmuş, davalı taraf ise sözleşme ve bonolara herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, bono bedellerinin ödendiğini, buna ilişkin davacının imzasını taşıyan ibra belgeleri sunduklarını savunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporuna göre; davalı tarafından sunulan ibra belgelerindeki imzasının kuvvetle muhtemel davacı eli ürünü olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre; dosya içerisinde bulunan ----------- sayılı dosyada alınan 08/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda "..ibra belgeleri olduğu iddia edilen belgelerdeki imzanın davacının elinden çıktığının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu"nun belirtildiği, ----------- Şubesi'nin 19/11/2015 tarih ve----------- nolu raporunda "..imzaların davacı eli ürünü olduğu"nun belirtildiği ve mahkemece her iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle ------------ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünce verilen bilirkişi kurulu raporunda "A 4 kağıdı üzerinde yapılan anlaşmadaki imzaların kuvvetle ihtimal ----------- ....'a ait el ürünü olduğu"nun belirtildiği, davalılar tarafından sunulan ve ibra belgeleri olduğu iddia edilen fotokopi belgelerindeki imzanın hiç tereddüte yer vermeyecek şekilde davacının eli ürünü olduğunun ispatı gerektiği, ihtimal üzerine verilen rapora dayanılarak ibra belgelerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun kabul edilmesinin mümkün bulunmadığı, ayrıca ibra belgesi olduğu iddia edilen belgede bono asıllarını elinde bulunduran ve takip yapan davacı-alacaklının "senetleri teslim aldım" şeklinde bir belge vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalıların alacak ve miktarına herhangi itirazda bulunmadıkları, ödeme savunmasında bulunduklarına göre; bu konudaki ispat yükünün ibra belgesini sunan davalılara ait olduğu, davalıların bu iddialarını yazılı delil ile ispatlayamadıkları, ayrıca yemin deliline de dayanmadıkları, dolayısıyla mevcut dosya kapsamına göre davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ancak kararda hata edilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ----------- sayılı kararının kaldırılmasına ve dava tarihi itibariyle Euro'nun efektif satış bedelinin 3.2796 TL olması nedeniyle 138.377,00 EURx3.2796 =453.821,20 TL olmasına rağmen taleple bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne, 318.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ------------ sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a)-Davacının davasının KABULÜNE,
b)- 318.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 02/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE" şeklindedir.
2------------- sayılı ilâmının ilgili bölümleri;
"...Davacı vekili, davalıların murisi ----------...’a vermiş olduğu borç karşılığında, muris tarafından müvekkiline 22/06/2000 tanzim tarihli, 22/07/2000 vade tarihli ve 25.000 TL bedelli bir adet senet verildiğini, senet bedelinin vadesinde ödemediğini, 07/11/2007 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış ise de, davalıların şikayeti üzerine takibin iptal edildiğini, senedin kambiyo vasfını kaybetse dahi yazılı adi senet niteliğinde olup, borcun yazılı belge ile sabit olduğunu belirterek senetteki yazılı bedelden şimdilik 10.000 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya dayanak bononun zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramış bononun adi belge niteliğine dönüşmeyeceğini, bonodaki imzanın murislerine ait olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz tarafından verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, icra takibinin yapıldığı 2007 yılı itibariyle zamanaşımının kesildiği ve kesilme tarihinden itibaren yeni bir süre işlemeye başladığı gerekçesiyle davacılar vekilinin zamanaşımı def’inin reddine; davaya konu bononun zamanaşımına uğramış olsa da alacağın ispatına yönelik belge niteliğinin devam ettiği ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre genel alacak davaları yönünden zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak düzenlendiği, Adli Tıp Kurumu raporunda bono üzerindeki imzanın kuvvetle muhtemel muris ---------- ...’a ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000TL’nin 22.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, temel ilişkiye dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taraf temel ilişkiyi ispatlayan herhangi bir delil ileri sürememiş, sadece adi senet niteliğinde kabul edilen senet ibraz etmiş ancak senet niteliğindeki belgeye muris ---------- tarafından atıldığı iddia edilen imzanın davalılarca inkar edilmesi üzerine Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, imzanın davalıların murisine ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaat edinilememiş, senet üzerindeki imzanın kuvvetle muhtemel muris ---------- ....’a ait olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece ispata yarar başkaca delil sunulmadan, imzasının dahi davalılar murisine ait olduğu kesin olarak tespit edilemeyen bir senede dayalı olarak davacının alacağını ispatladığına dair yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
3-Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, kambiyo taahhüdü mücerrettir. Mücerretlikten anlaşılması gereken hakkında farklı görüşler mevcut olmakla birlikte ortak fikir şudur ki; bu mücerretlik kavramı farklı iki anlam ihtiva etmektedir. Kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkıdır ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilir. Bilindiği gibi bir borç ikrarı, sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerlidir(TBK m.17). Kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki ilişkinin bulunması mümkündür ama gerekli değildir. Kambiyo taahhüdü ifa yerine yüklenilmişse borç yenilemesinden söz etmek gerekir. Yani temel borç ilişkisi düşer; onun yerini kambiyo ilişkisi alır.
Kambiyo senetlerinin mücerretliği kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetinin artmasına zemin hazırlayan bir unsurdur. Asıl borç ilişkisindeki herhangi bir eksikliğin veya savunma vasıtasının ciro görmüş olan kambiyo senetlerinde cirantalar için nasıl bir tehlike yaratacağı ve bu sebeple ticari hayatın tıkanma noktasına geleceği açıktır. Bu ilke sayesinde kambiyo senetlerinin “kamu itimadına mazhar olması” mümkün hale gelebilmektedir.
Kambiyo senedi bir adi senettir. Adi senetlerin ise içerdiği hususlar yönünden kesin delil teşkil edeceği açıktır. Durum böyle olunca senet üzerinde yer alan açıklamalar (malen ya da nakden) senedi elinde bulunduran kimse tarafından kesin delille ispat edilmiş olmaktadır (HMK m.200). Esas olarak bu sonuç, kambiyo senedinin kamu güvenine mazhar olması ilkesi ile de uyum içindedir.
HMK m.200’deki senetle ispat kuralının bir anlam ifade etmesi, anılan hükme göre senetle ispat edilmiş olan bir vakıanın aksinin de yazılı olarak ispat edilmesi gereğini zorunlu kılar. Aksi halde, kesin delille ispat edilen vakıanın aksini ispat için tanık delili de dahil olmak üzere her tür delile müracaat imkanını tanımak senetle ispat kuralının anlamını ortadan kaldırır. Bu nedenle senede karşı senetle ispat kuralı, senetle ispat kuralının tamamlayıcısı niteliğindedir.
Kesin delille ispat edilen bir vakıanın aksinin ispatı ya da bu kesin delilin hüküm ve kuvvetini azaltmaya yönelik her tür iddianın yine kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğine ilişkin kural HMK m.201’de yer almaktadır. HMK m.201’e göre, senede bağlı olan her çeşit iddiaya def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyetteki hukuki işlemler ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz(Murat Yavaş, Senetle İspat ve Senede Karşı Senetle İspat Kuralları ile İstisnaları, Nitekim yüksek Yargıtay bir kararında “Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 1086 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu gereğince; yazılı bir belgeye bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir” ifadelerine yer verilmiştir .
Müsnet davada, davacı, davaya konu iki bono üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığını iddia etmektedir.
Davalı ise, imzaların davacıya ait olduğunu savunmaktadır.
Taraflar arasında, davaya konu bonolarla ilgili yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Mahkememizce yapılacak işin "davaya konu her iki bono üzerinde davacı ...'in adı altındaki imzaların davacıya ait olup olmadığının saptanması" olduğu anlaşılmıştır.
Senetteki imzaların davacıya ait olduğunun ispat yükü davalıya aittir.
Bu nedenle, imza incelemesine esas olmak üzere, duruşmada davacının ıslak imza örnekleri alınmış, tarafların bildirdikleri yerlerden davacının ıslak imzalarının bulunduğu belgeler toplanmış ve dosya ---------- Dairesi'ne gönderilmiştir.
---------- Dairesi tarafından düzenlenen ve yukarıda deliller kısmında gösterilen her iki imza incelemesinde de, imzaların davacıya ait olduğu kesin olarak saptanamamış, "kuvvetle muhtemel" ifadesine yer verilmiştir. Bu hususta ------------ Dairesi'nden açıklama istenmiş ve ATK'den gelen 29/01/2021 tarihli cevabi yazıda ''Kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu'' hususunun, inceleme konusu imza ile mukayese imzalar arasında ileri derecede uygunluk ve benzerlikler bulunmakla birlikte; inceleme konusu imzanın basit tersimli, kesin teşhise götürecek karakteristik materyal ve yazı unsuru içermemesi nedeniyle kesinlik sınırının dışında kaldığı durumları tanımladığı, 10/12/2020 tarih ve --------- sayılı raporumuzda incelenen imzaların basit tersimli olmaları nedeniyle kesinlik sınırının dışında kaldığının değerlendirildiği bildirilmiştir.
---------- Dairesi'nin görüşü dosya kapsamına uygun bulunmuş ve davacının incelenen imzalarının basit tersimli, kesin teşhise götürecek karakteristik materyal ve yazı unsuru içermemesi nedeniyle imzaların kesin olarak davacıya ait olduğunun imza incelemesi ile tespit edilemeyeceği kanaatine varılmış, bu nedenle gereksiz olduğundan davacı vekilinin başka grafolog bilirkişiden rapor alınması taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu bonolardaki imzaların davacıya ait olduğuna ilişkin olarak davalı tarafça başka kesin delil ileri sürülmemiştir.
Davacı, soruşturma ifadesinde senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia etmiştir.
Davalı ise, Savcılık ifadesinde, senetlerin yanında imzalanmadığını, senetleri imzalı olarak---------- getirdiğini, senetleri teslim alırken ...'in de yanlarında olmadığını beyan etmiştir. Yani davalı da bonoları davacının imzalayıp imzalamadığını bilmemektedir.
Bu nedenlerle, yukarıda gösterilen deliller ve emsal kararlar ışığında sonuç olarak; davaya konu bonolardaki imzaların hiç tereddüte yer vermeyecek şekilde davacının eli ürünü olduğunun ispatlanması gerektiği halde, davalının bu hususu geçerli delillerle ispatlayamadığı, ayrıca yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne ve davacı ...'in ---------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ esas sayılı icra dosyasındaki ve ------------- esas sayılı icra dosyasındaki borçlardan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
4-Davacının kötü niyet tazminatı istemi ile ilgili inceleme ve gerekçe: Davacı, kötü niyet tazminatı talep etmiştir.
Kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklı-davalının, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir. Yani davacının, davalının takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlattığını veya dava açtığını ispatlaması gerekir.
Olayımızda, icra takibi başlatan davalı, davacıya borç para verdiğini iddia etmekte olup, dava dışı diğer borçlu ----------- da Savcılık ifadesinde bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğunu iddia etmektedir. Keza davalı da, Savcılık ifadesinde samimi bir şekilde "imzaların davacı tarafından yanında atılmadığını" ikrar etmiştir.
Buna göre, davalının icra takiplerini başlatmakta kötüniyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin mahkememizce verilen 28.04.2021 tarih ve --------- Esas - -----------Karar sayılı karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, ---------- sayılı kararıyla başvurunun esastan reddine karar verilmiş, istinaf kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, ----------- sayılı ilamıyla "V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, bonoda yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı icra ve İflas Kanunu 72 nci madde. 3. Değerlendirme 1.---------- Şubesi tarafından tanzim edilen 30.06.2020 tarihli raporda, inceleme konusu senetlerde davacı ... adına atılı basit tersimli imzalar ile ...'in mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlik saptandığından imzaların kuvvetle muhtemel davacının eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Bu belirlemeye istinaden Mahkemece anılan raporda yer alan ''kuvvetle muhtemel'' ifadesinin nedeninin açıklanmadığı, bu ifadeden kastın imzaların davacıya ait olup olmadığının kesin olarak saptanamadığı mı yoksa uzmanlar arasında görüş ayrılığı mı olduğu hususlarının karar vermeye elverişli ve denetlenebilir şekilde açıklanmasının gerektiği hususunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na müzekkere yazılmış; müzekkereye verilen cevapta ''kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğu'' ibaresi ile inceleme konusu imza ile mukayese imzalar arasında ileri derecede uygunluk ve benzerlikler bulunmakla birlikte; inceleme konusu imzanın basit tersimli, kesin teşhise götürecek karakteristik materyal ve yazı unsuru içermemesi nedeniyle kesinlik sınırının dışında kaldığı bir durumun ifade edildiği, imzanın ilgili şahsın eli ürünü olduğu kanaatine uzmanlar arasında görüş ayrılığı olmadan varıldığı belirtilmiştir. 2.Bu durumda Mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak senetlerde yer alan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının incelenmesi, raporun Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan raporu teyit ediyor olması halinde işbu rapora göre, anılan Kurum raporundan farklı bir sonuca ulaşılması halinde ise çelişki giderildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın raporunda yer alan tespitlere ve tereddüte yol açacak şekilde açıklamalar içeren müzekkere cevabı nazara alınarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." gerekçesiyle mahkeme kararımız bozularak dosya mahkememize gelmiş ve yeni bir esasa kaydı yapılmıştır.
Bozma ilamı doğrultusunda dosyanın konularında uzman üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile, dava konusu senetlerde yer alan imzaların davacının el ürünü olup olmadığının incelenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Adli Tıp ve Adli Belge İnceleme "Grafoloji" Uzmanı ------------, Adli Tıp ve Adli Belge İnceleme "Grafoloji" Uzmanı ----------- ile Adli Tıp ve Adli Belge İnceleme "Grafoloji" Uzmanı ----------- tarafından sunulan 08.04.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "İNCELEME VE SONUÇ İnceleme konusu “Senetlerin” ve ---------- Esas sayılı dosya içerisindeki diğer belgelerin göz, lup, mikroskop, optik cihazlar ve bilgisayar yardımıyla, grafolojik, grafometrik yöntemlerle yapılan incelemesinde; İnceleme konusu imzalarla mukayese amacıyla temin edilen imzaların senetlerin tanzim tarihinden önceki ve sonraki tarihleri içerdikleri izlenmekte, mevcut mukayese imzaların genel karakteristik yapılarını belirli oranda korumakla birlikte detay unsurlarda geniş bir varyasyon profili gösterdikleri görülmektedir. İnceleme konusu imzalarla mukayese imzaların varyasyon profili çerçevesinde benzer grafolojik özellikler içerdiği, lokal analitik grafolojik değerler de dikkate alınarak yapılan incelemede: Konu ile ilgili mukayese tablosunda da işaretlendiği gibi, tetkik konusu ve mukayese imzalarının; tersim şekli, ebad, eğim, seyir, istif, grama yapısı, sayısı ve açılanması, hız, baskı derecesi ve işleklik ile ritm-form dengesi ve alışkanlıkları içeren grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından anlamlı uygunluk ve benzerlikler gösterdikleri ve yine imzaların geçiş ve bağlantı hareketleri, kısımlar arasındaki orantı, kavislenmelerdeki açılanmalarını da içeren uygunluk ve benzerlikler görülmüş olduğu birlikte değerlendirildiğinde; Tanımlanmış olan 5.000.000.00 bedelli alacaklı ..., borçlu ----------- ve ... olan; 29/06/2012 düzenleme - 20/11/2015 ödeme tarihli ve 29/06/2012 düzenleme - 20/10/2015 ödeme tarihli her iki senette adına atılı imzaların ...' in eli ürünü OLDUĞU kanaatini bildirir heyet raporudur." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME :Dava, bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, bonoda yer alan keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu'nun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72 nci maddesi "(Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." hükmünü düzenlemiştir.Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan 10.12.2020 tarihli rapor ile mahkememizce oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden alınan 08.04.2025 tarihli raporun birbirini teyit ettiği, tetkik konusu ve mukayese imzalarının, tersim şekli, ebad, eğim, seyir, istif, grama yapısı, sayısı ve açılanması, hız, baskı derecesi ve işleklik ile ritm-form dengesi ve alışkanlıkları içeren grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından anlamlı uygunluk ve benzerlikler gösterdikleri ve yine imzaların geçiş ve bağlantı hareketleri, kısımlar arasındaki orantı, kavislenmelerdeki açılanmalarını da içeren uygunluk ve benzerlikler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu bonolardaki imzanın davacı eli ürünü olduğu anlaşıldığından bonoya dayalı icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı ile başvuru harcı 25,70 TL'nin toplamı 641,10 TL'nin davacı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Mahkememiz dava dosyasında adli yardım talebi kabul olduğundan suç üstü ödeneğinden karşılanan 280,00 TL tebligat gideri, 84,00 TL müzekkere gideri, 1.095,00 TL ATK ücreti ve 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 23.959,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından sarf edilen masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 500,00 TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 692.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
7-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile YARGITAY nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2025