T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1340
KARAR NO : 2025/1112
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 05/11/2024
KARAR TARİHİ : 24/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
ASIL DAVA
Davacı vekili 06.18.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- 16.11.2016 günü saat 08:40 sıralarında dişçiye gitmek üzere ----- Caddesi ile ----- Caddesi kesişimindeki ışıklarda karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını beklerken, araçlar için kırmızı ışığın yanmış olduğu, yayalar için ise yeşil ışığın yandığı sırada karşıya geçmek için orta refüje gelip, tüm araçların durduğu sırada, tam karşıya geçmek için ayağını kaldırımdan aşağıya atmasıyla, o esnada yolun sol şeridinden süratli bir şekilde gelen ve kendisine kırmızı yanıyor olmasına rağmen, trafik kurallarını hiçe sayan davalı araç sürücüsü, dikkatsiz bir biçimde ---- plakalı araçla, süratli bir şekilde müvekkili ---- çarpmış ve ağır bir şekilde yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Olaydan sonra polis tarafından düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre ---- plakalı araç sürücüsü davalı ---- %100 yani tam kusurlu bulunmuştur. Ayrıca olay sırasında, davacı müvekkilinin yanında olan arkadaşı ----- olayı tam ve net olarak görmüştür. Bu kişilerin tanık sıfatıyla Mahkemede dinlenmeleri için isim ve adresleri bildirilecektir. Tüm bunların yanında olay anını net biçimde gösterir kamera kaydı mevcut olup işbu kamera kaydı ---. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında mevcuttur. MADDİ TAZMİNAT TALEBİ Kaza neticesinde ağır derecede yaralanan müvekkili ------, 43 yaşında olup evli ve bir çocuk sahibidir. Kaza sebebi ile, sağ bacağında lif kopması, ezilmesi yaşayan, bu sebeple leğen kemiğinden parça alınarak bacağına takılmak sureti ile ameliyat edilen müvekkilinin, çene ve kafatasında yaşamını tehlikeye sokacak derecede giderilemeyen, kalıcı hasar olarak kalan çatlak bulunmakta, söz konusu bu çatlak neticesinde kafatasında meydana gelen hava nedeni ile müvekkilinde yaşamı boyunca devam edecek bayılma ve havalelere maruz kalmaktadır. Kaza sonucu kulağında işitme kaybı oluşan müvekkilinin, ayrıca işbu kaza sebebi ile yüz felci geçirmiş, geçirdiği onca ameliyata rağmen, suratındaki hissizlik bir türlü geçmemiş, eskisi gibi olamamıştır. Henüz 43 yaşında olan müvekkili, kaza tarihinden önce yaşlı bakımı yaparak kazancı ile ailesine destek verirken, geçirmiş olduğu kaza sebebi ile bırakın çalışmayı, doğru dürüst yürüyemez duruma gelmiştir. Müvekkilinin kaza sebebi ile çene yapısı tamamen bozulmuş, bazı dişleri kırılmış bazı dişleri ise kullanılmaz hale gelmiş durumdadır. Müvekkilinin işbu dişlerini yaptırmak için gittiği bir dişçiden aldığı ve işbu dilekçe ekinde sunacakları teklif formuna bakıldığında, söz konusu ağız yapısının düzeltilmesi için ödemek sorunda olduğu asgari tedavi ücreti 14.060,00-TL olarak tespit edilmiştir. Kaza nedeniyle müvekkili ağır şekilde yaralanmıştır. Müvekkilinin tedavi gördüğü Devlet Hastanesi'nden alınmış olan raporlar ekte sunulmuştur. Müvekkilinin tedavi gördüğü hastanelere yazı yazılarak Müvekkilinin Tüm Tedavi, Film, Grafi Ve Epikriz Raporların istenilmesini, beden gücü kayıp oranın belirlenmesi için yetkili sağlık kurullarından rapor alınmasını talep ediyoruz. Davacı müvekkili adına davalı sigorta şirketine başvurulmuş, bu anlamda sigorta şirketince bir miktar ödeme yapılmıştır. Ancak işbu ödeme, davacı müvekkilinin maddi kayıplarını karşılayacak derecede olmadığı gibi, kazanın vahimiyeti, müvekkili üzerinde bıraktığı hasar ve devam eden etkileri düşünüldüğünde yetersiz kalmıştır. Bu anlamda, Mahkemece maddi zarar hesaplanırken işbu ödeme miktarının mahsup edilmesi gerekmektedir. Anılan nedenlerle; şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere, Müvekkilinin maddi zararının hesaplanarak davalılardan tahsili için Mahkemeye başvurmak zorunlu olmuştur. MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ Davacı müvekkilinin, feci şekilde yaralanması kendisi dahil tüm aileyi derinden sarsmıştır. Davacı müvekkilinin bir anda tüm hayatı değişmiş, fiziken ve zihnen perişan olmuştur. Davacı müvekkili kazadan sonra, gerek kazanın yarattığı fiziki çöküş sebebiyle vücudunun değişime uğraması, gerekse de kazanın kendisinde yarattığı psikolojik travma sebebi ile adet görememeye başlamış ve kendisinde erken menopoz durumu hasıl olmuştur. Kazanın etkileri sebebi ile bir daha çocuk sahibi olamayacak olan müvekkilinin bu sebeple yaşadığı acı ve hüsran tarif edilemez boyuttadır. 43 yaşında bir kadının eşi ve çocuğu için yapmak isteyeceği bir çok aktiviteden de mahrum kalacak olması sebebi ile manevi olarak büyük bir sarsıntı yaşamaktadır. Eşi ile arasındaki duygusal ve cinsel ilişkinin, dava öncesi ve sonrası bakımından kıyaslaması yapıldığında, meydana gelen olumsuz tablo davacıda onarılmaz psikolojik hasarlara da yol açmıştır. Kazanın meydana getirdiği fiziksel görüntü sonrası, eski sosyal hayatından uzaklaşan müvekkili, toplum içinde rahat hareket edebilme özgürlüğünden dahi mahrum kalmıştır. Eskisi gibi insan içine çıkamayan, arkadaşları ve ailesi ile vakit geçiremeyen, sosyal çevreden gittikçe uzaklaşan müvekkili, kazanın yaşattığı maddi hasarların yanında, manevi olarak da yıpranmaya ve neredeyse dibe vurmaya yaklaşmıştır. Dava konusu kaza sebebi ile bir daha çocuk sahibi olamayacak olan ve eşi, çevresi ile ilişkileri eskisi gibi olamayacak olan müvekkili, davalının sebebiyet verdiği bu kaza nedeniyle telafisi imkânsız elem ve kederler yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Gelinen aşamada, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde kazanın oluş şekli, davalı sürücünün tam kusurlu olması da düşünülerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesi ile Yargıtay kararlarındaki ve öğretideki görüşler çerçevesinde; a) Kazanın oluşunda davacı müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmaması ve tüm kusurun davalı ----- olması ve adli tıp raporuna göre müvekkilinin vücudunda meydana gelen kırıkların hayat fonksiyonları etkileme oranının 1 ile 6 arası tutulan rakamsal değerlendirme sonucu 5 ve ağır derecede olduğunun tespiti, b) --- plakalı aracın sürücüsü olan --- , kullandığı aracın özellikleri, kazanın meydana geldiği kavşakta müvekkili için yeşil, davacı için kırmızı ışık yanması, trafik kurallarına riayet etmesi gerekmesine rağmen etmeyerek hareket etmesi, dikkatsiz, duyarsız ve yüksek hızla müvekkiline çarpması vb. sebepler ile, c) Maddi tazminat hesaplarındaki yetersiz ve kısıtlı kuralların zararı tam karşılayamaması, d) Sorumluluk Hukukundaki son gelişmelere göre manevi tazminatın “telafi edici ve caydırıcı” bir etki sağlayacak miktarda olması gerektiği, e) Davaya konu trafik kazası nedeniyle ağır şekilde yaralanan davacı müvekkili üzerinde oluşan ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar nedeniyle 40.000,00-TL manevi tazminat isteminde bulunuyoruz. İşbu tazminattan davalı aracın maliki ve sürücüsü olan davalı ---- sorumludur. Belirtmemiz gerekir ki ülkenin ekonomik koşulları, paranın alım gücü, tarafların mali ve içtimai durumları, eyleminin niteliği ve atfedilen kusur oranı, davacıda yaratılan elem ve ızdırabın ağırlığı ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin tüm ilke ve kurallar nazara alındığında davacı müvekkilinin talep ettiği manevi tazminat miktarının makul ölçülerde olduğu aşikar olduğundan bahisle öncelikle ve ivedilikle kazaya sebebiyet veren ---- plakalı araç üzerine veya işbu talepleri davalı ----- aracı satma ihtimalinde mümkün olmayacak durumda olursa, bu sefer trafik sicilden davalı adına kayıtlı araç sorgusu yapılarak sahibi olduğu araç veya araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah hakkı saklı kalması kaydıyla; haklı davanın kabulü ile, davacı müvekkili lehine şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans (reeskont) faizi ile birlikte davalılardan (davalı sigorta şirketi sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı müvekkili lehine 40.000,00-TL manevi tazminatın 1 nolu davalı (araç maliki ve sürücüsü) ----- kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans (reeskont) faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalı yana yüklenmesine ve 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 4667 Sayılı Kanunla değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin avukat olarak adlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ----- Şirketi vekili bila tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 16.11.2016 08:40 da meydana geldiğini, müvekkili şirketin düzenlediği poliçenin saatinin 16.11.2016 15:26 olduğundan kaza tarihini kapsayan müvekkili tarafından düzenlenen bir poliçe olmadığından husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davacının tam veya kısmi iş göremez durumda olup olmadığına ilişkin delil sunmadığını, davacıya SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini, ehil bilirkişilerce inceleme yapılması gerektiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili 05.11.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Taraflarınca 16.11.2016 tarihinde meydana gelen davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle 11.06.2018 tarihinde ---Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Söz konusu davada davalı olarak kazaya sebebiyet veren --- plakalı araç sürücüsü ---- ve aracın olay tarihinde sigortalı olduğu şirket ---Gösterilmiştir. Yargılamanın devamı sırasında ----- Vekilince dosyaya sunulan cevap dilekçesinde ''trafik kazasının meydana geldiği saat kaza zaptından da anlaşılacağı üzere 16.11.2016 saat 08:40'tır. Kazaya konu araca ilişkin poliçe saatinin ise 16.11.2016 saat 15:26 olduğundan bahisle müvekkil şirkete ait bir sigorta poliçesinin bulunmadığını''belirterek sorumluluğunun olmadığını dile getirmiştir. Davanın görüldüğü mahkemece Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkere sonunda gelen yazı cevabından sonra, kazaya konu aracın kaza tarihi ve özelikle de kaza saati itibari ile sigorta şirketinin ----- ŞİRKETİ olduğu anlaşılmıştır. İşbu sebeple birleştirme talepli olarak bu dava açılmış olup, müvekkilin kaza sonucu ile ortaya çıkan maluliyeti sebebi ile oluşan maddi zararının poliçe teminatı kapsamındaki 247.817,00-TL'sinin kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ----- Sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etme mecburiyeti hasıl olduğundan bahisle müvekkilinin tespit edilecek ve sigorta poliçesi kapsamında ödenebilir maddi zararının poliçe teminatı kapsamındaki 247.817,00-TL'sinin kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dosyanın ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı----- Şirketi vekili 31.12.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen ----- plakalı araç ------ numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalıdır. Davanın araç sigorta ettirenine, araç sürücüsüne ve SGK'ya ihbarı gerekmektedir. Zira davacı taraf herhangi bir ödeme almışsa, aynı ödemeyi mükerrer şekilde tarafımızdan tazmin ettiği takdirde sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Bu nedenle ihbar dilekçemiz ayrıca sunulacaktır. Öncelikle davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları kabul etmiyoruz. Şöyle ki; öncelikle, ---- numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesinde sigortalı olarak --- görünmekte iken ----- plakalı aracın ruhsatında araç maliki olarak----- görünmektedir. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlar'da; "Sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer." şeklinde ifade edilmiştir. Mezkur dosya kapsamında müvekkili sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan taraf kaza tarihi itibariyle aracın maliki olmayıp aracın devri söz konusudur. Dolayısıyla müvekkili sigorta şirketinin ve sigortalının bu kaza neticesinde bir sorumluluğu söz konusu olamayacaktır. Davanın reddini talep ediyoruz. Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın başvuran olduğu ve müvekkili sigorta şirketinin davalı olduğu Sigorta Tahkim Komisyonunda derdest olan dosya mevcuttur. Sigorta Tahkim Komisyonuna müzekkere yazılarak ----- numaralı tahkim dosyanın celbini talep ediyoruz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 114. Maddesinde "Dava şartları şunlardır: ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması." hükmü amirdir. İlgili kanun maddesi gereği huzurda görülmekte olan dosyanın derdestlik nedeniyle reddini talep etme zarureti hasıl olmuştur. Kaldı ki yine kabul anlamına gelmemekle birlikte her ne kadar mezkur kazaya karışan aracın kaza tarihi itibari ile müvekkili sigorta şirketinin bir sorumluluğu olmasa da dava konu taleplere ilişkin olarak müvekkili sigorta şirketi tarafından 26.07.2018 tarihinde --- 62.183,00 TL tazminat ödenmiş olup bahsi geçen ödeme ile müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu kalmamıştır. İşbu nedenle huzurda görülmekte olan davanın reddini talep ederiz. Davacı tarafın ibraz ettiği deliller ve özellikle kaza tespit tutanağı tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle belge suretleri ve delillerin tarafımıza tebliğini talep eder ve tebliğ edildiğinde cevap verme ve karşı delil ibraz etme hakkımızı saklı tutarız. USULE İLİŞKİN İTİRAZ VE BEYANLARIMIZ : ZORUNLU DAVA ŞARTI OLAN SİGORTA ŞİRKETİNE USULÜNE UYGUN BAŞVURUNUN DAVACI TARAFÇA YERİNE GETİRİLİP GETİRİLMEDİĞİNİN İSPAT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacı usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerekmektedir. Davacı başvuru şartlarını eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini ispatlamalıdır. Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı başlıklı 97. madde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir. Poliçe Genel Şartlarında, başvuru sırasında ibrazı zorunlu olan evraklar açıkça sayılmıştır. Buna göre; a) destekten yoksun kalma tazminatı talebi için; • Kaza raporu. • Veraset ilamı. • Güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği. • Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi. • Hak sahibine ait banka hesap bilgilerinin ibrazı zorunludur. b) Bedeni sakatlık dolayısıyla tazminat talepleri için; * 30/3/2013 tarihli ve ---- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu. * Hak sahibi gerçek kişiler için: T. C Kimlik No. * Kaza raporu. * Mağdura ait son 3 aylık döneme ilişkin ücret belgesi. * Hak sahibine ait banka hesap bilgileri. Yine kusur, maluliyet, gelir ve tazminat hesabına yarar tüm belgeler. Yukarıda izah ettiğimiz üzere davacı tarafça ZMMS Genel Şartlarında belirtilen ve ibrazı zorunlu olan belgelerle yapılmış bir başvuru bulunmuyor ise DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN HUZURDAKİ DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKMEKTEDİR. 2- ZAMANAŞIMI İTİRAZIMIZ BULUNMAKTADIR: 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve TTK’nın ilgili maddeleri gereğince Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan talep ve dava hakları 2 yılda müruru zamana uğrar. İş bu nedenle 2 yıllık dava açma süresi geçmiş ise davanın zamanaşımı sebebiyle reddini talep ediyoruz. 3- HUZURDAKİ DAVA DERDEST İSE REDDİ GEREKMEKTEDİR. Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın tespiti halinde davanın reddi gerekmektedir. 4- SAVCILIK SORUŞTURMASI AŞAMASINDA YA DA CEZA DAVASINDA UZLAŞMA VAR İSE DAVANIN REDDİ GEREKMEKTEDİR. Soruşturma ya da ceza davasında uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat, eski halin iadesi veya diğer bir tazminat davası açılamaz. Açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Davacı yanın soruşturma veya ceza davasında uzlaşma yaptığının tespiti durumunda uzlaşma ile tüm hak ve alacaklarını aldığından davanın bu nedenle reddedilmesi gerekir. 5- DAVADA ALACAKLI VE BORÇU SIFATI BİRLEŞTİĞİNDEN REDDİ GEREKİR: Huzurdaki talep te bulunan davacı, aracın işleteni, sürücüsü veya maliki ise alacaklı ve borçlu sıfatı birleşeceğinden davanın reddi gerekir. 6- HUZURDAKİ DAVAYA İLİŞKİN DAVACI TALEPLERİ SULH İLE SONUÇLANDIRILMIŞ İSE SULH VE FERAGAT NEDENİYLE DAVANIN REDDİ GEREKİR. Davacı tarafa müvekkili şirketçe ödeme yapılmış ise söz konusu ödeme nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğu kalmamış olup bu nedenle davanın reddi gerekir Yerleşik Yargıtay içtihatları gereği, imzalanmış ibranamenin iptal edilebilmesi için 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eksik ödeme iddiasının ileri sürülmesi; ayrıca hesaplama yöntemi vb. nedenlerden kaynaklanmayan açık şekilde eksik ödeme bulunduğunun tespiti gerekmektedir. Açık şekilde eksik ödeme ise Yargıtay kararlarında, "ödenen tutarın bir tutarı veya ona yakın” bir miktar olarak açıklanmaktadır. (Bkz. Yargıtay.. H.D. ----.) 7- DAVANIN HUSUMET YÖNÜNDEN REDDİ GEREKİR: Huzurda görülmekte olan davada kazaya karıştığı iddia edilen araç müvekkili şirket tarafından sigortalanmamış yahut sigorta poliçesi kaza tarihinden önce iptal edilmiş ise davanın husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ediyoruz. ESASA İLİŞKİN BEYAN VE İTİRAZLARIMIZ 1- DAVACI YAN DELİLLERİ TARAFIMZA TEBLİĞ EDİLMELİDİR. HMK 121. maddesi gereğince, davaya ilişkin delil örnekleri, tarafımıza tebliğ edilmemiş olup sadece dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle poliçenin geçerliliği ve teminat kapsamı, rücu imkanımız vs. yönünden davaya cevap verme imkanımız yoktur. İşbu sebeple delillerin tebliğine kadar davaya cevap verme hakkımız saklı kalmak kaydı ile söz konusu dava dilekçesi kapsamında davaya itiraz etme zarureti doğmuştur. 2- KAZA İLE SAKATLIK ARASINDAKİ İLLİYET BAĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca; Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınmalıdır. İşbu raporda trafik kazası ile maluliyet arasında illiyet bağının tespit edilmiş olması gerekmektedir. Şayet ölüm söz konusu ise bu durumda da yine illiyet bağının tespiti gerekir. 3- KUSUR ORANLARININ TESPİTİ İÇİN MAHKEMECE DOSYANIN ------ ADLİ TIP KURUMU TRAFİK İHTİSAS DAİRESİNE SEVK EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun temini gerekmektedir. Ancak hukuk mahkemesi ceza mahkemesi bilirkişi raporu ile bağlı olmayacağından, kusura ilişkin incelemenin yukarıda izah ettiğimiz hususlar da dikkate alınarak resen yapılmasını talep ederiz. Müvekkili şirket ancak sigortalısının kusuru oranında sorumludur. Müvekkili şirket nezdinde sigortalı aracın kusuru bulunmamaktadır. Kaldı ki kusur oranının tespiti bakımından dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerekmektedir. 4- MALULİYET ORANININ TESPİTİ İÇİN DOSYANIN ---- ADLİ TIP KURUMU ---- İHTİSAS DAİRESİ’NE SEVK EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Yargıtay kararları ve Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 16/2 maddesi “c” bendi gereğince; Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu “meslekte kazanma gücü kaybı” konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemelere bildirmekle görevlidir. Yargıtay -- Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihatlarında da, bu konuya değinilerek, Adli Tıp Kurumu -----. İhtisas Kurulu dışında alınan raporlara itibar edilemeyeceğine hükmedilmiştir. İşbu sebeple Yerel Mahkeme tarafından söz konusu çelişkinin giderilmesi bakımından dosyanın Adli Tıp -İhtisas Kurumu’na sevk edilmesi gerekmektedir. 5- “GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK” TAZMİNATI TALEPLERİ DE HEM 6111 SAYILI KANUN GEREĞİ HEM DE TRAFİK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI UYARINCA TEDAVİ TEMİNATI İÇERİSİNDE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDEN TEMİNAT DIŞINDADIR. Trafik Sigortası Genel Şartları’na göre; “trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayılmıştır.” Yani davacının çalışma gücünü kısmen veya tamamen yitirmesi sonucunda kalıcı işgöremezlik tazminatı içerisinde değerlendirilmeyen giderler, yani geçici iş göremezliğe ilişkin talepler gideri kapsamında bulunmaktadır ve işbu giderlerden davalı müvekkilin sorumluluğu yoktur. Hazine Müsteşarlığının 05.01.2010 tarihli Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ödemelerinde Tedavi Giderleri kapsamına ilişkin sektör duyurusunda; “Bilindiği üzere, sakatlık teminatı mağdurun trafik kazası nedeniyle iktisadi hayata eksik katılımına bağlı olarak ileride uğrayacağı kayıplara ilişkin teminat sunmaktadır. Tedavi gideri teminatı ise, mağdurun iyileşmesi veya vücut bütünlüğünün zarar veren olay öncesi duruma dönmesi için tıbben yapılması zorunlu giderleri içermektedir.” şeklinde tanımlama ile tedavi sürecinin bir uzantısı olan geçici iş göremezlik teminatının da tedavi gideri teminatı içerisinde yer aldığını vurgulamaktadır. Bu gerekçelerle de haksız olarak talep edilmiş bulunan “geçici iş göremezlik” tazminatının reddini talep etmekteyiz. 6- TRAFİK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI EK:2 MADDE 10 GEREĞİNCE HESAPLAMAYA İLİŞKİN STANDARTLAR HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI TARAFINDAN BELİRLENİR. HESAP RAPORU AKTÜER BİLİRKİŞİ TARAFINDAN HAZIRLANMALIDIR. Karayolları Trafik Kanunu Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Yukarıdaki mevzuat hükümleri çerçevesinde yukarıda açıklanan zorunlu sigortalara ilişkin olarak bu genelgenin yürürlük tarihinden itibaren aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde Güvence Hesabı ve ilgili sigorta şirketlerince aşağıdaki esaslara uyulacaktır. Söz konusu sigortalar çerçevesinde aktüeryal hesaplamayı gerektiren tazminat ödemelerinde hesaplamanın Müsteşarlık nezdinde tutulan Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler ile Müsteşarlık nezdinde tutulan listeye kayıtlı yardımcı aktüerler tarafından yapılması esastır. Davayı kabul manasında olmamak üzere, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında aktüeryal tazminat hesaplama esasları açıkca belirlenmiş olup tazminat hesaplaması artık standart hale getirtilmiştir. Hesaplama yapılırken müteveffanın bireysel özellikleri dikkate alınmalıdır; davacının yaşı, destek süresi, mesleği, somut olayda destekten yoksun kalanların destek süreleri, eşin tekrar evlenme olasılığı (TÜİK verileri) gibi hususlara dikkat edilerek ve genel şartlara uygun olarak, aktüer siciline kayıtlı bir aktüer tarafından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekmektedir. BUNA GÖRE; 26.04.2016 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN VE KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU’NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK İLE HESAPLAMANIN ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA ÖNGÖRÜLEN USUL VE ESASLARA GÖRE YAPILACAĞI AÇIKÇA BELİRTİLMİŞTİR. ZORUNLU MALİ SORUMLULUK GENEL ŞARTLARI HÜKMÜ UYARINCA DA TAZMİNAT HESAPLAMASINDA KULLANILMASI GEREKEN YAŞAM TABLOSU TRH 2010 VE HESAPLAMADA ESAS ALINMASI GEREKEN TEKNİK FAİZ %1,8 OLARAK DÜZENLENMİŞTİR. İŞBU NEDENLE TAZMİNAT HESAPLANMASINDA BU TABLONUN KULLANILMASINI VE TEKNİK FAİZİN % 1,8 OLARAK ESAS ALINMASINI TALEP EDİYORUZ. Hesaplamanın Aktüerler Siciline kayıtlı aktüerler ile Müsteşarlık nezdinde tutulan listeye kayıtlı yardımcı aktüerler tarafından yapılması gerekmektedir. Ancak önemle belirtelim ki aktüer hesabı yapılırken kullanılan yaşam tablosuna göre bakiye ömür, bilinen dönem, aktif ve pasif dönemin ayrı ayrı ve denetime elverişli biçimde hesaplanması gerekmektedir. Ancak bu şekilde yapılan hesaplamaların içeriği, kullanılan katsayıların doğru olup olmadığı taraf, mahkeme ve Yargıtay tarafından denetlenebilecektir. 7- DAVAYI KABUL MANASINDA OLMAMAK ÜZERE SÖZKONUSU KAZANIN İŞ KAZASI OLUP OLMADIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. SÖZ KONUSU KAZA İŞ KAZASI İSE SGK TARAFINDAN BAĞLANAN PEŞİN SERMAYE DEĞERİNİN SORULUP TENZİL EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. 5510 Sayılı Yasa gereğince; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle (Değişik ibare: 5754 - 17.4.2008 / m.65/f) "malul veya vazife malulü olan" sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.”şeklinde belirtilmiştir. Yukarıda belirttiğimiz üzere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı tarafa peşin sermaye geliri ödenmesi durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumunun %50’sine tekabül eden miktarı rücu etme hakkı bulunduğundan, sebepsiz zenginleşme olmaması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumuna yazı yazılarak söz konusu kazanın iş kazası adledilip adledilmediği, peşin sermaye değeri geliri bağlanıp bağlanmadığı, bağlandı ise ne kadar bağlandığının sorulmasını talep etme zarureti doğmuştur. Davayı kabul manasında olmamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası adledilip addedilmediğinin sorulması, peşin sermaye değeri bağlandı ise rücuya konu miktarın işbu davada aktüer tarafından hesaplanacak tazminat tutarından mahsubu gerekmektedir. 8- GELİRİN ASGARİ ÜCRET ÜZERİNDEN HESAP EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. Trafik Sigortası Genel Şartları Ek 2 Madde 5 uyarınca; “Belgelendirilmiş olması durumunda, hesaplamalarda ölen kişinin vergilendirilmiş geliri dikkate alınır. Vergilendirilmiş gelir tutarı için herhangi bir belge sunulamaması durumunda hesaplama, asgari ücret kullanılarak yapılır. Aynı kriterler pasif dönem hesaplamasında da geçerlidir.” 9- HESAPLANACAK TAZMİNATTAN HATIR TAŞIMASI VE MÜTERAFİK KUSURUN TENZİLİ GEREKMEKTEDİR. Davacının kazayı yaşadığı sırada sigortalı araçta hangi amaçla bulunduğu ve bu taşımanın esasen hatır taşımasına binaen mi yapıldığı hususunun tespit edilmesi gerekliliği ve hatır taşımasının tespiti halinde bu hususun tazminat belirlenmesinde ciddi ve makul bir indirim sebebi olduğu Yargıtay’ın uygulamalarında sabit hale gelmiş bir hukuki gerçeklilik olmakla bu hususun yerel mahkeme tarafından tespit ve takdiri gerekmektedir. Hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi mahkeme tarafından re’sen gözetilmesi gereken indirim sebepleridir. Nitekim tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek zorundadır. Ne var ki zararın tamamen giderilmesini amaçlayan ‘’tam tazmin‘’ ilkesinin katı uygulanması, haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, dava konusu olayda meydana gelmiş olan özel sebepler sebebiyle yerel mahkeme tarafından işbu hususların re’sen araştırılarak tazminatta indirim yapılması hakkaniyet gereğidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 52. Maddesinde bazı olguların varlığı tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmiş ve somut olayda bunların varlığı halinde hakime tazminattan indirim yapma, gereğinde tamamen reddetme yetkisi tanımıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 51. Maddesi ile hâkimin olayın özelliklerine ve durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre zararın miktarını tespit edeceği hükme bağlanmıştır. Burada sözü geçen olayın özelliği ve durumun gereği ekonomik ve sosyal olgular içinde değerlendirilebilecek geniş yorumlu kavramlardır. Bu kapsamda, zararlı sonuç doğuran olayın, failin, zarar gören yararına bir davranışta bulunduğu (hatır işinde bulunduğu) sırada meydana gelmesi de gösterilebilir. Gerçekten de zarar, zarar verenin hiçbir karşılık almadan, zarar gören yararına yaptığı bir iş, bir eylem sonucunda meydana gelmişse, hakim, olayın bu oluş tarzını da gözeterek tazminattan indirim yapmalıdır. Hatır işleri ve bu arada özellikle de hatır taşımacılığı, bir indirim sebebi olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 87/a’de hükme bağlanmıştır. Hatır için taşımada salt yolcunun yararı bulunduğu açıktır. Burada amaç, olayın özelliklerine göre hakkaniyete uygun bir sonuca ulaşmaktır. Buna göre yerel mahkemece hatır taşıması ve müterafik kusurun varlığının tespitinin yapılmış olması ve fakat salt savunmada bulunulmadığı gerekçesiyle indirim yapmamış olması hakkaniyetten uzaktır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 52. Maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı, zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zarar veren olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabileceği gibi rızanın diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu durumda Yargısal kararlarda en sık rastlanan örnek; içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek bir zararı önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Hiçbir Yargıtay Kararında da hatır taşımasına ilişkin delil sunulması hususu Sigorta şirketine yüklenmemiştir. Zira hatır olmayan bir husus, bilet, para, akraba olması gibi hususlar ispat edilebilir. Söz konusu hususların olmaması durumunda olayın hatır taşıması olacağı aşikârdır. Kısacası hatır için taşınmadığı iddiası tazminat talebinde bulunanlar tarafından ispat edilmelidir. 10- MÜVEKKİLİ ŞİRKET SÖZ KONUSU ZARARDAN POLİÇE TEMİNAT LİMİTLERİ DAHİLİNDE SORUMLUDUR. İŞBU DAVA TARİHİNE KADAR HERHANGİ BİR İHBAR BULUNMAMAKTADIR. DAVAYI KABUL MANASINDA OLMAMAK ÜZERE FAİZİN DAVA TARİHİNDEN İTİBAREN YASAL FAİZ OLMASI GEREKMEKTEDİR. DAHA ÖNCE YAPILMIŞ ÖDEMELERİN FAİZİ VE GÜNCELLEMESİ YAPILARAK MAHSUP EDİLMELİDİR. 11- MAHKEME NEZDİNDE GÖRÜLMEKTE OLAN DAVA İLE BAKICI GİDERİ TALEP EDİLMESİ DURUMUNDA; 01.06.2015 yürürlük ve 04.05.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları kapsamında; geçici iş görmezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığı açıkça belirtilmiştir. (Genel Şartlar A.5. c. Sürekli Sakatlık Teminatı) Bakıcı Gideri Talebi Hakkında: Tedavisi tamamen tamamlanan ve kalıcı şekilde malul kalan davacının, bakıma muhtaç olup olmadığı hususu maluliyet raporu dışında ayrıca alınacak bir bilirkişi raporu ile tespit edilmelidir. Davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hekim bilirkişilerce tespit edilmelidir. Bakıcı gideri ihtiyacından söz edebilmek için; - Tedavi süreci sona ermiş olmalıdır, - Kalıcı (sürekli) maluliyet söz konusu olmalıdır, - Davacının başka birinin yardımı olmadan hayatını sürdüremeyeceği, hekim bilirkişilerce açık şekilde tespit edilmelidir. Hazırlanacak raporda, davacının günlük eylemlerinden hangileri için yardımcı kişiye ihtiyaç duyduğu, bir günün kaç saatini yardımcı bir kişi refakatinde geçirmek zorunda olduğu konuları açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının bakıcı gideri ihtiyacı olduğunun tespiti sonrasında tazminat hesaplanmasına karar verilmesi halinde; bu tazminat sürekli maluliyet oranının belirlendiği tarihten sonrası İçin hesaplanabilir. "Genel Şartlar A.5. c. Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır." Bakıcı gideri tazminatı; yukarıda belirttiğimiz kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Yani; davacının bakıcı gideri ihtiyacı olması halinde bakıcı gideri için hesaplanacak tazminat ve maluliyet için hesaplanacak tazminat tutarları toplamı en fazla kişi başı teminat limiti kadar olacaktır. Bu husus kaza tarihini kapsayan, sigorta sözleşmesinin devamı niteliğinde olan genel şartlarda açıkça belirtilmiştir. Davacının Bakıma Muhtaç Olduğunun Tespit Edilmesi Halinde; Davacının bakıma muhtaç olduğu kesin şekilde tespit edildikten sonra yapılacak hesaplamada somut olayın özellikleri büyük önem taşımaktadır. Başvuru sahibinin bakıma ihtiyaç duyduğunun kesin şekilde tespitine ek olarak bakım ihtiyacının karşılanması için bir yardımcı kişinin fiili olarak çalışıp çalışmadığı tespit edilmelidir. Fiili olarak çalıştırılan bir yardımcı kişi varsa; maaşına ilişkin banka dekontları ve SGK kayıtları dosyaya sunulmalıdır. Fiili olarak çalışan bir yardımcı kişi bulunmuyorsa, bakım ihtiyacının kim tarafından yerine getirildiği tespit edilmelidir. 01.06.2015 yürürlük tarihli Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan madde aşağıdaki gibidir. ”Aşağıdaki tabloya göre maluliyet oranının denk geldiği aralıktaki katsayı nispetinde asgari net ücret dikkate alınarak bakıcı gideri hesaplanır. Bakıcı tutulduğunun belgelendirilmesi durumunda asgari brüt ücret hesaplamalarda dikkate alınır." Davacının bakım ihtiyacını karşılayan kişinin kim olduğunun yanında, bu kişinin başka bir işle meşgul olup olmadığı, bir gününün ne kadar bölümünü davacı için ayırdığı tespit edilmeli, bu veriler hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak ödenecek tazminat tutarının takdirinde dikkate alınmalıdır. Tazminat tutarının, genel hesaplama kurallarına tabi şekilde somut olay değerlendirmesi yapılmadan hesaplanması halinde; sayın mahkemenin somut verileri değerlendirerek tazminat hesabını oransal bir değerlendirmeye tabi tutması gerekmektedir. Özetle; hem malul kalan kişinin hem bakım ihtiyacını karşılayan kişinin; yaşı, evlilik durumu, sosyal ve ekonomik durumu, tazminat takdirinde dikkate alınmalıdır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Dolayısıyla, müvekkil şirketin Sağlık Gideri teminatı bulunmamaktadır. Sigorta teminatına dahil olmayan rizikoları karşılama mükellefimiz olmadığından, tedavi gideri, bakıcı gideri vs. taleplerin SGK'nın karşılayıp karşılamadığına bakılmaksızın müvekkil bakımından reddi gerekmektedir. BAKICI GİDERİ ödemesi yapılması talebinde bulunmuşsa da; 6111 sayılı kanunla değişen mevzuat gereği, tedavi giderine ilişkin primler SGK'ya aktarıldığından SİGORTA ŞİRKETİ NEZDİNDE ARTIK TEDAVİ GİDERİ KALEMİ ŞEKLİNDE BİR TEMİNAT KALMAMIŞTIR. Ayrıca SGK GSS Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığının 04.10.2013 gün ----- sayılı yazısı ile trafik kazalarından doğan tedavi giderlerinin; refakatçi gideri', yol masrafı, ilaç masrafı, tıbbi malzeme masrafı gibi sair tüm masraflar dahil olmak üzere SGK tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle refakatçi gideri talebinin SGK'ya yöneltilmesi gerekmektedir. Ayrıca bakıcı ücreti talebine itirazlarımızı ileri sürüyoruz ve kaza sonucunda bakıcıya ihtiyaç duyulup duyulmadığının uzman bilirkişi marifetiyle tespitini talep ediyoruz. Geçici iş göremezlik zararı, kendiliğinden bakıcı gideri zararı oluşturmamaktadır. Bakıcıya ihtiyaç duyulması, çalışamamazlık durumundan daha ağır ve ileri derecede yaralanmaların sonucudur. Kaldı ki davacı geçmiş döneme dair bakıcı gideri talep ettiğinden, bakıcı tuttuğunun ve ilgili giderlerin yapıldığının ispatı gerekmektedir. İlgili hususlar ispat edilemediğinden afaki bakıcı giderinin reddini talep ederiz. 12- DAVANIN KABULÜ ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA TEMİNATIN TEK, ZARAR GÖRENLERİN BİRDEN FAZLA OLMASI DURUMUNDA KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU 96.MADDE GEREĞİNCE TEMİNATIN PAYLAŞTIRILMASI GEREKLİDİR. Bu durumda Karayolları Trafik Kanunu'nun 96. maddesi uyarınca "bir teminat için birden fazla zarar görenin olması durumunda, teminatın zarar görenler arasında hasarları oranında paylaştırılması gerekir", hükmü uyarınca "proporsiyon" yapılarak teminatın paylaştırılması gereklidir. Bu hususa özel dikkat edilmelidir. Bu şekilde alınacak bilirkişi raporlarının tarafımıza tebliğini talep ediyoruz. 13- ZORUNLU MALİ MESULİYET SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA SİGORTACININ SORUMLU OLMADIĞI HUSUSLAR TEK TEK SAYILMIŞTIR. HUZURDAKİ DAVADA BU BENT DE SAYILAN DURUMLARDAN BİRİNİN VARLIĞININ TESPİTİ HALİNDE DAVANIN REDDİ GEREKMEKTEDİR. A.6. TEMİNAT DIŞINDA KALAN HALLER Aşağıdaki haller sigorta teminatı dışındadır: a) İşletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararlar, b) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, c) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, ç) Sigortalının, eşinin, sigortalının usul ve fürunun, sigortalıya evlat edinme ilişkisiyle bağlı olanların, sigortalının birlikte yaşadığı kardeşlerinin, mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri talepler, d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri, e) Zarar görenlerin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında sigortalı araçta veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorkta/yarı römorkta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlardan dolayı sigortalıya karşı ileri sürülecek talepler, f) Manevi tazminat talepleri, g) Sigortalının, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, ğ) Sigortalının aracına veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorklara ve yarı römorklara veya çekilen araçlara gelecek zararlar nedeniyle ileri sürülecek talepler, h) Çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar, aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin talepleri, ı) Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar, i) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler, aracı terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde kullanan kişilerin talepleri, j) Motorlu araç kazalarından dolayı toprak, yeraltı suları, iç sular, deniz ve havanın kirlenmesi ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle temizleme, toplanan atıkların taşınması ve bertarafı masrafları ile biyolojik çeşitlilik, canlı kaynaklar ve doğal yaşama verilen zararlar nedeniyle bozulan çevrenin yeniden oluşturulması ile ilgili çevresel zararlardan ileri gelen talepler, k) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri, l) İlgili mevzuatla genel hükümlere tâbi kılınan talepler, m) 2918 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddelerinde düzenlenen sorumluluklar (Bu maddeler kapsamına dahil durumlar bu amaçla yaptırılan zorunlu mali sorumluluk sigortasına tâbidir.), n) Cezai kovuşturmadan doğan tüm giderler ile idari ve adli para cezaları, o) Bu Genel Şart ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. (Ek :-----)(1) Sigortacının bu maddenin birinci paragrafının (d) bendi kapsamında olmasına rağmen ilgililere yaptığı tazminat ödemeleri için sigortalının terekesine ve tereke borçlusu olan mirasçılarına sigortalının kusuru oranında ve ilgili mevzuat dahilinde müracaat hakkı saklıdır. 14- MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİ ZMMS TEMİNATI DIŞINDADIR. ZMMS GENEL ŞARTLARI VE KTK ya göre manevi tazminat talepleri teminat dışında tutulmuştur. İşbu nedenle manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğinden bahisle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, ihbar olunan olarak, aleyhlerine hüküm tesis edilmemesine, davanın ihbarına, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2024 tarih ve ----- Esas ----- Karar sayılı ilamıyla dosyanın mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği görülmüştür. Davacı vekili 19/05/2019 tarihli maddi tazminat taleplerini açıklayan dilekçede özetle; 28.02.2019 tarih ve 1 nolu celsesinin 5 numaralı ara kararı gereğince, tarafımızdan maddi tazminat talepleri içeriğini ayrı ayrı belirtmemiz istenmiştir. Söz konusu açmış olduğumuz davada, fazlaya ilişkin olan haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL olarak talep ettiğimiz maddi tazminat talebimizin içeriği aşağıdaki gibidir ;
Tedavi gideri : 1,00-TL
İşgücü Kaybı : 1,00-TL
Meslekte Kazanma Gücü Kaybı : 1,00-TL
Efor Kaybı : 1,00-TL
Bakıcı Yardımı Masrafı : 1,00-TL
Yol gideri : 200,00-TL
Geçiçi İş Göremezlik Nedeniyle Doğan Maddi Kayıp : 795,00-TL
Toplam : 1.000,00-TL
Belirttiğimiz iş bu maddi tazminat taleplerine ilişkin hesaplamalarda dikkate alınması gereken kanun maddelerine bakıldığında, TBK 50. Maddesi, " Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. " hükmüne amirdir. Belirtilen ilkeler uyarınca zarar hesaplaması yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının ATK'ya sevkinin sağlanarak kazadan dolayı geçici ve kalıcı işgöremezlik süre ve oranının, yine kaza nedeniyle ileride yaptırması gereken ameliyat veya başka bir tedavinin bulunup bulunmadığı hususunun, ayrıca kaza nedeniyle yaralanmasından dolayı bakıcının yardımından faydalanmasını gerektirir sürenin tespitinin istenilmesine, düzenlenecek olan raporda özürlülük ölçütü yönetmeliğinin dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2---İhtisas Kurulu'nun 18/12/2019 tarih ve --- karar numaralı raporunda özetle; "SONUÇ: ---- kızı, 1976 doğumlu ---- ’ın 16/11/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve --- sayılı ----- gazetede yayımlanan Özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre, özürlülük oranının Sinir Sistemi, periferik fasial paralizi, 3-ağır %30; Kulak-Burun-Boğaz A-İşitme Tablo 1.a, Tablo 2’ye göre % 6; Kas-İskelet sistemi Tablo 3.9’a göre %5; Balthazard formülüne göre %37.2; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %37 (yüzdeotuzyedi) olduğu, 2. İyileşme (işgöremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içinde ilk 3 (üç) ay bakıma muhtaç olabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi ile davacının tazminat taleplerine ilişkin rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Aktüerya ----- tarafından sunulan 27.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ: Tarafımıza verilen görev çerçevesinde; meydana gelen trafik kazasında; Davacı için, Davalı Sigorta Şirketince 62,183 TL tahkim kararıyla ödeme yapıldığı, Kesin hükmün takdirinin Sayın Mahkemede olacağı, Davacı olası sürekli iş göremezlik zararının 257.704,30 TL. hesap edildiği Manevi tazminatın takdirlerde olduğu; Davalı Sigorta Şirketi için manevi tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, Sigorta şirketi için Dava, Diğer Davalılar için temerrüdün kaza günü oluşabileceği, Yasal faiz uygulanabileceği, Yönünde oluşan tespitlerimi Saygıdeğer Mahkemenin bilgi ve takdirlerine arz ederim." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Dosyanın rapor sunan aktüerya bilirkişisi ile birlikte hekim bilirkişiye tevdine, hekim bilirkişi tarafından davacının davalı taraftan talep edebileceği tedavi gideri, yol gideri ve bakıcı giderinin belirlenmesinin, aktüerya bilirkişisinden ise davacının mahkemece aldırılan %37 maluliyet oranına göre de tazminat hesabının yapılarak, ----- Şirketi tarafından davalı adına yapılan ödemeninde dikkate alınarak rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Aktüerya --- ve Dr. ----- tarafından sunulan 07.07.2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "SONUÇ: 16.11.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ----- tedavi gideri olarak; -Dosyada mevcut belgeli tedavi gideri gösterir fiş, fatura bulunmadığı, kişinin tedavilerinin Sağlık Bakanlığı Eğitim Araştırma Hastanelerinde yapıldığı ve sosyal güvencesinin SGK olduğu, Kişinin belgesiz tedavi gideri olarak yol, paramedikal, pansuman, bakıcı gideri gibi giderleri toplamının 7.036,75TL olacağı ve bu miktardan ihbar olunan davalı SGK dışındaki davalıların sorumluluğun da olduğu, “Dosya da mevcut aynı olayla ilgili ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ---- nolu dosyasında şüpheli ---- tam ve asli, müşteki yaya --- atfı kabil kusuru bulunmadığı bildirildiği, kabul ve takdiri Sayın Mahkemeniz de olmakla --- atfı kabil kusuru bulunmadığı göz önüne alındığında bu tutardan bir indirim uygulanmadığı, AKTÜERYA Tarafımıza verilen görev çerçevesinde; meydana gelen trafik kazasında; Davalı Sigorta Şirketince 62,183 TL. tahkim kararıyla ödeme yapıldığı, Kesin hükmün takdirinin Sayın Mahkemede olacağı, Davacı olası sürekli iş göremezlik zararının 1.seçenekte 544.998,30 TL. 2. Seçenekte 1.588.028,04 TL. hesap edildiği Manevi tazminatın takdirlerde olduğu; Davalı Sigorta Şirketi için manevi tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, Sigorta şirketi için 247.817 TL. sorumluluk olabileceği, Sigorta şirketi için Dava, Diğer Davalılar için temerrüdün kaza günü oluşabileceği, Yasal faiz uygulanabileceği, Kanaatlerimizi bildirir, tüm delil, belge, tanık ifadelerinin kabulü Yüce Mahkemenizin takdirinde olmakla, işi biten dosya e-raporumuz ile birlikte mahkemenize iade edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davacı vekili 03.10.2025 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini aşağıdaki tabloda gösterildiği şekilde talep arttırma zarureti hasıl olmuştur:
Dava Dilekçesinde Bilirkişi Raporuyla Arttırılan Toplam
Talep Olunan Tutar Tespit Olunan Tutar Tutar Alacak
İş Göremezlik Zararı 795,00-TL 1.588.028,04-TL 1.587.278,04-TL 1.588.028,04-TL
Tedavi gideri 1,00-TL 750,00-TL 749,00-TL 750,00-TL
İşgücü Kaybı 1,00-TL - - 1,00-TL
Meslekte K. Gücü Kaybı 1,00-TL - - 1,00-TL
Efor Kaybı 1,00-TL - - 1,00-TL
Bakıcı Masrafı 1,00-TL 5.136,75-TL 5.135,75-TL 5.136,75-TL
Yol Masrafı 200,00-TL 1.150,00-TL 950,00-TL 1.150,00-TL
Manevi Tazminat 40.000,00-TL - - 40.000,00-TL
Talep arttırım dilekçesinin davalı vekillerine tebliğe çıkarılmasına müteakip; talep arttırım taleplerinin kabulüne ve arttırdıkları kısım ile dava dilekçesinde talep ettikleri miktarların birleştirilmesi sonucu bulunan toplam 1.595.067,79-TL maddi zararın; A. 247.817,00-TL'sinin kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---- şirketi ile davalı ----- müşterek ve müteselsilsen tahsiline, B. 1.347.250,79-TL'sinin kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ----- tahsiline, 40.000,00-TL manevi tazminat alacaklarının kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ---- tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Adli Tıp ----İhtisas Kurulundan alınan 18/12/2019 tarih ve ------ karar numaralı rapor ile üstte bahsi geçen raporda tespit olunan maluliyet oranları arasında çelişki bulunduğundan ATK mevzuatı gereği ATK üst kurulundan rapor alınmasına karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp ---- Üst Kurulunun 10/10/2024 tarih ve ---- karar numaralı raporunda özetle; "SONUÇ: ------ hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; Mevcut belgelere ve İlgili İhtisas Kurulunda yapılan muayene bulgularına göre; ---- kızı, 1976 doğumlu ---- ’ın 16/11/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; A- 30/03/2013 tarih ve ---- sayılı ----/- Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesinde; I. Sinir Sistemi, periferik fasial paralizi, 3-ağır, özür oranı %30, II. Kulak-Burun-Boğaz A-İşitme Tablo 1.a, Tablo 2’ye göre özür oranı % 6, III. Kas-İskelet sistemi, diz eklemi hareket kısıtlılığı, Tablo 3.9’a göre özür oranı%5, Balthazard formülü ile tüm özür oranlarının toplamı %37 olduğu, Kişinin tüm vücut engellilik oranının %37 (yüzdeotuzyedi) olduğu, B- İyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, C- Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, D- Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerinin değerlendirilmesinin rapor tarihinde mevcut evrak doğrultusunda kişide mevcut olan arıza ve hastalığa göre yapıldığı, bir raporda mevcut olduğu tespit edilen hastalıkların bir başka raporda iyileşmiş veya vasfı değişmiş olduğundan her iki raporun farklı olabileceği, ayrıca bazı arızaların farklı maddelerde değerlendirilebildiği ve bunun hangi maddede değerlendirileceğine ait kesin yönergeler bulunmadığı, takdirinin hekimin tercihine bırakılmış olduğu, bu nedenle farklı oranlar çıkabildiği, bu durumların yönetmelikten kaynaklandığı, bu nedenle çeşitli kurumlar tarafından daha önce düzenlenmiş engellilik/özürlülük oranı raporlarının objektif olarak değerlendirilemeyebileceği ve çelişkilerden bahsedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu aldırılmasına karar verilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 06/10/2025 tarih ve ----- sayılı raporunda özetle "Mevcut verilere göre; 1.Durum: Davalı sürücü --- kırmızı ışıkta geçtiğinin kabulü halinde: A) Davalı sürücü ------ sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, yola gereken dikkatini vermesi, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate alması, yayalara hitaben yanan yeşil ışıkta karşıya geçen davacı yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce seyrettiği sırada davacı yayaya çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda kusurludur. B) Davacı yaya ----- yayalara hitaben yanan yeşil ışıkta karşıya geçtiği sırada sağ taraftan ışık ihlali yaparak gelen davalı sürücü idaresindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. 2.Durum: Davacı yaya ---- kırmızı ışıkta geçtiğinin kabulü halinde: A) Davalı sürücü ----- sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde kendisine hitaben yanan yeşil ışıkta geçtiği sırada yayalara hitaben yanan kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek üzere sol taraftan kaplamaya giren davacı yayaya çarptığı anlaşılmakla meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. B) Davacı yaya ----- kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate alması, ilk geçiş hakkını davalı sürücü idaresindeki araca vermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, nizamlara aykırı biçimde kendisine hitaben yanan kırmızı ışıkta karşıya geçtiği sırada davalı sürücü idaresindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen kazada kusurludur. SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; 1.Durumun kabulü halinde: A) Davalı sürücü ---’in % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı yaya --- kusursuz olduğu, 2.Durumun kabulü halinde: A) Davalı sürücü ----’- kusursuz olduğu, B) Davacı yaya ----- % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 16.11.2016 günü saat 08.40 sıralarında davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı otomobil ile ---- Caddesi'ni takiben ---- istikametinden ----- yönüne seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde karşıdan karşıya geçmek üzere sağ tarafta bulunan orta refüj üzerinden kaplamaya giren davacı yaya --- çarpması neticesinde dava konusu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ---- sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, yola gereken dikkatini vermesi, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığı dikkate alması, yayalara hitaben yanan yeşil ışıkta karşıya geçen davacı yayaya ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce seyrettiği sırada davacı yayaya çarptığı anlaşılmakla gerçekleşen olayda kusurludur. Davacı yaya ----- yayalara hitaben yanan yeşil ışıkta karşıya geçtiği sırada sağ taraftan ışık ihlali yaparak gelen davalı sürücü idaresindeki aracın çarpmasına maruz kaldığı anlaşılmakla meydana gelen olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Ceza mahkemesince de kabul gören oluşa göre kırmızı ışıkta geçen davalı sürücü---- olayda % 100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ---- olayda % 0 (Yüzde sıfır) kusursuz olduğu, davacı ----- yaralanması sonucu kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe göre Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp ---- Kurulunundan alınan 10/10/2024 tarihli maluliyet raporuna göre kişinin tüm vücut engellilik oranının %37 (yüzdeotuzyedi), iyileşme (geçici iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit edildiği, 07/07/2023 tarihli doktor ve aktüerya bilirkişi ek raporunda hesaplama yapıldığı, doktor ve aktüerya bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın davaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Olayda uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sorumluluk Genel olarak başlıklı 49 ncu maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiştir. Haksız fiil faili davalı sürücü--- olup TBK 49 ve devamı maddeleri uyarınca başkasına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Davalı sürücü ------ kural olarak bilirkişi tarafından tespit olunan maddi zararların tümünden sorumludur. Davalı ---- Şirketi kazaya karışan---- plakalı aracın kaza anında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olmadığından hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davalı ---- Sigorta Şirketi de kazaya karışan ------ plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğundan araç sürücüsünün kusuru ve poliçe limitlerinde (poliçeden bakiye limit 247.817,00-TL) meydana gelen zarardan sorumludur. Davacının tedavi gideri, bakıcı masrafı ve yol masrafı zararının kadri maruf olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren avans faizi talep etmektedir. Dava konusu kazaya karışan araç binek araç olduğundan yasal faiz uygulanacaktır. Davalı sürücü ---- yönünden kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Davalı ----- Şirketi yönünden işbu davaya konu talepler birleşen dava ile talep edildiğinden birleşen dava tarihi olan 05.11.2024 tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Sigorta Tahkim Komisyonunun ---- numaralı tahkim dosyasında davacı ----- maluliyet oranının % 14 olarak baz alındığı ancak maluliyetinde gelişen (artan) maluliyet olup % 37 olarak tespit edildiği, bu sebeple tahkim dosyası mahkememiz dosyası için kesin hüküm oluşturmamaktadır. Aktüerya bilirkişi ve doktor bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar ile davacı tarafın talep açıklaması ve talep artırım dilekçesi göz önünde bulundurulduğunda sürekli iş göremezlik zararının 1.588.028,04-TL, tedavi gideri 750,00-TL, bakıcı masrafı 5.136,75-TL ve yol masrafı 1.150,00-TL olarak kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
TBK'nun Manevi tazminat başlıklı 56 ncı maddesi "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü düzenlemiştir. Maddeye göre hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Bu para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve ----- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yukarıda anlatılan ölçütler göz önüne alınarak davacının duyduğu acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davacının maluliyet oranı ve davalı sürücünün % 100 kusurlu olması göz önünde tutularak olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacının manevi tazminat talebinin tümden kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-Maddi Tazminat Yönünden;
a) Davacının sürekli iş göremezlik zararı 1.588.028,04-TL, tedavi gideri 750,00-TL, bakıcı masrafı 5.136,75-TL ve yol masrafı 1.150,00-TL olmak üzere toplam 1.595.064,79-TL maddi tazminatın davalı ----- kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (tahsilde tekerrür olmamak üzere) alınarak davacı tarafa verilmesine,
b) Davalı ------ Şirketi yönünden DAVANIN HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
c) Davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
2-Manevi Tazminat Yönünden;
- Davacı ---- için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı ---/ kaza tarihi olan 16.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine,
B-Birleşen davanın KABULÜ ile,
- 247.817,00-TL maddi tazminatın davalı ----- Sigorta Şirketi'nden birleşen dava tarihi olan 05.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (tahsilde tekerrür olmamak üzere) alınarak davacı tarafa verilmesine,
3-Harçlar Kanunu gereği; maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 108.958,88 TL karar ve ilam harcı ile manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 2.732,40 TL karar ve ilam harcı toplamı 111.691,28 TL harcın asıl ve birleşen dava için peşin yatırılan toplam 6.431,15 TL harçtan mahsubuyla bakiye 105.260,13 TL harcın (davalı ---- Şirketi'nin 16.928,38 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar -/--- ve ---- Sigorta Şirketi'nden alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Hazine tarafından yapılan masraf toplamı 20.887,00 TL yargılama giderinin (davalı ---- Şirketi'nin 3.245,11 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar -----Şirketi'nden alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, posta masrafı ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.664,35 TL yargılama giderinin (davalı ---- Şirketi'nin 880,04 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar ----- Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacının maddi tazminat talebi yönünden; Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 241.309,07 TL vekalet ücretinin (davalı --- Şirketi'nin 45.000,00 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılar ---- ve ----- Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının asıl davada maddi tazminat talebi yönünden; Davalı ----- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ------- Şirketi'ne verilmesine,
8-Davacının asıl davada maddi tazminat talebi yönünden; Davalı ------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 3,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----- verilmesine,
9-Davacının manevi tazminat talebi yönünden; Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ----- Şirketi'nden alınarak Hazineye gelir kaydına,
11-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı ----- vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.