T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/97
KARAR NO : 2025/827
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ---- Şirketi'nin (“ ----”) 17.03.1998 tarihinde, diğer Müvekkili ----- tarafından kurulmuş köklü bir şirket olduğu, teslim aldığı işleri zamanında ve eksiksiz bir şekilde teslim etmesi konusundaki istikrarı sebebiyle piyasanın güvenini kazandığını, özel sektördeki irili ufaklı birçok firmadan ve kamu kurumlarından birçok iş almakta olduğunu, ----- isimli kişi tarafından hazırlanmış, ---- ana haber bülteninde ---- isimli kişi tarafından sunulan başından sonuna yalan ifadelerden oluşan bir sözde haberin, müvekkili ---- ve şirketi ---- kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğunu, söz konusu içeriğin, “-------'' şeklinde olduğu, söz konusu yayın kesitinin, haber niteliği dahi olmayan, tamamen ---- şahsının, Şirketinin, Cumhurbaşkanımızı, ---- Belediye Başkanının ve kamu kurumlarının itibarını zedelemeyi ve halkı yanıltmayı amaçlayan bir karalama kampanyası niteliğinde olduğunu, bu yayından sonra, çeşitli yayın organlarında da bu içeriğin alıntılanmış ve yayınlanmış olduğunu, söz konusu ihalenin ---- Belediyesinin değil, Toplu Konut İdaresi'nin (-) ihalesi olduğunu, müvekkili şirketin daha önce ----- ve ----- kentsel dönüşüm ihalesi almadığını, müvekkilinin geçen sene, ---- Belediyesinden, tek başına girerek aldığı bir ihale de bulunmadığını, müvekkili şirketin, ---- Belediyesi'nin birçok ihalesine katılmakta ancak birçoğunu da kazanamamakta olduğunu, söz konusu İçeriklerin iftira suçunun unsurlarını oluşturmakta olduğunu, söz konusu yayının halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu oluşturduğunu, hukuka aykırı bir şekilde yayıldığını, söz konusu yayının haksız rekabete ilişkin düzenlemeleri ihlal etmekte olduğunu, söz konusu yayınların radyo ve televizyonların kuruluş ve yayın hizmetleri hakkında kanun hükümlerini ihlal etmekte olduğunu beyan ederek müvekkilinin açıkça kişilik haklarını ve mesleki itibarının ihlal edilmesi, ilgili yasal düzenlemeleri ihlal edecek şekilde yapılan yayınlar sebebiyle, müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiğinin tespitine, davacı ---- yönünden 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak --- ödenmesine, davacı ---- Şirketi yönünden 50.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak------ ödenmesine, söz konusu yayına ilişkin internet adreslerinde yer alan içeriklerin kaldırılmasına karar verilmesini, bu içeriklerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde ; Müvekkilinin uzun zamandan beridir gazetecilik mesleğini icra etmekte olup bir dönem---- gazetecilik yaptığını, şu anda ise başka bir medya organında gazeteciliğe devam etmekte olduğunu, öncelikle müvekkilinin davacıyı tanımadığı ve aralarında herhangi bir özel husumet veya iletişim olmadığını, dolayısıyla söz konusu haberlerin davacının kişiliğiyle ya da müvekkili ile ilişkisiyle herhangi bir bağı olmadığını, müvekkilinin söz konusu haberleri yaparken amacının kamuoyunu bilinçlendirmek olduğu ve haber alma ve verme hakları kapsamında kaldığının kuşkusuz olduğunu, müvekkilinin haberde yalnızca olgusal verilere dayanmış, gerçek dışı herhangi bir isnadda bulunmamış, yorumunu da katmamış olduğunu, basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemeyeceğini, bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiğini, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edileceğini, bunun için temel ölçütün kamu yararı olduğunu, gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de koruması gerektiğini beyan ederek haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve her müvekkili için takdir edilecek vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- Vekili Cevap Dilekçesi Özetle: ana haber bülteninin 26.04.2023 tarihli canlı yayınının 35 ilâ 36.50.dk'sında davalı şirket çalışanı olan diğer davalı araştırmacı gazeteci ----- özel haberi olan ve davalı şirkette haber spikeri olan davalı --- tarafından sunulan " ---başlıklı haber içeriğinde dile getirilen hususların tamamen gerçek olup davacı yanın iddialarının son derece metanetsiz olduğu, davaya konu haberin davalı şirkette çalışan araştırmacı gazeteci ---- özel haberi olduğu ve söz konusu yayın, ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde halkı bilgilendirmek amacıyla yapılmış olup davaya konu edilen haberde ülkemizde iktidar partisine mensup belediye başkanlarınca yönetilen il/ ilçe belediyelerinde düzenlenen ihalelerin usul ve yasaya aykırı düzenlenip hukuka aykırı bir şekilde yandaş şirketlere ihale edildiği, ----- ilçe belediyesinden başta yapım ve hizmet işleri olmak üzere kamu harcaması gerektiren hususlarda sürekli ihale alan davalı şirket nezdinde somut örnekler verilerek açıklanmış ve bu durum eleştirel bir bakış açısıyla haberleştirildiğini haber içeriğinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını aksine haber içeriğinden de anlaşılacağı üzere söz konusu haberin tamamen kamu menfaatine hizmet ettiğini, haberde adı geçen davacı ---- ve onun sahibi olduğu davacı şirket ------ hakkında kişilik veya ticari itibarlarını zedeleyici gerçek dışı bilgi ve ithamlar söz konusu olmadığını, haber içeriğinde bahsedilen hususların hepsinin belgelendirildiğini, aleniyet kazanmış, güncel bir olgunun kamuoyu ile paylaşılmasında, kamuoyunun bilgilendirilmesinde hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceğini, ülke gündeminde var olan konularda kamuoyunu bilgilendirmenin müvekkili yayın kuruluşunun bir görevi olduğunu, aynı zamanda basının, kamuoyunu bilgilendirirken doğruluğu yüzde yüz kanıtlanmış somut olgulardan hareket etmek zorunda da olmadığını beyanla davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı ------ tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; Basın yoluyla kişilik hakkına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
----- Belediyesinden davaya konu ------ numaralı İhale Komisyon Dosyası, ---- Kentsel Dönüşüm Projesi, ---- Kentsel Dönüşüm Projesi ve ----- Kentsel Dönüşüm Projesine ait ihalelere ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, dosyanın nitelikli hesap uzmanı (haksız rekabet ), kamu ihale uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişilerden oluşan heyete tevdi edilerek davaya konu internet ve tv yayınlarında bahsi geçen ihale haberi suretiyle davacıların haksız yere kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği, tarafların iddia ve savunmaları kapsamlıca değerlendirilmek suretiyle ----- Belediyesince davacılara verilen ihalenin yapılan haberin kapsamı itibariyle gerçekliğinin bulunup bulunmadığı hususları da belirtilerek rapor düzenlenmesi istenmiş, sunulu raporda bilirkişi heyeti ; '' ----- mahallesine ait ihale dosyasının dosyaya sunulu olduğu, ----mahallelerinde ki konut inşaatı ihalelerini kazandığı ihale komisyon kararı tutanaklarınca anlaşılmakta olduğu, yapılan incelemeler sonucunda ekonomik ve mali yeterlilik ile mesleki ve teknik yeterlilik belgelerinin dosyada görülemediği, ------ mahallesi konut inşaatı işine ilişkin ihale komisyon kararı ve Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığının ihaleyi ----- inşaatın kazandığını ifade eden yazısı dışında bir veri sunulmadığı, ---- ve ----- Kentsel Dönüşüm projeleri için dosyada bir veriye rastlanmadığı ve ilgili idarelerin yazılarından bu ihalelerin yapılmadığının anlaşıldığı---- projeleri için ----- inşaatın mal sahipleri ile anlaşarak işe başlandığı ifade edilmiş, fakat dava dosyasında herhangi bir sözleşmeye vb belgeye rastlanamadığı, dosya kapsamında gerçekleştirilen ihalelere ilişkin yukarıda teknik bilirkişinin belirtmiş olduğu “------ mahallesine ait ihale dosyasının dosyaya sunulu olduğu yapılan incelemeler sonucunda ekonomik ve mali yeterlilik ile mesleki ve teknik yeterlilik belgelerinin dosyada görülemediği” şeklindeki tespitin bir usulsüzlük olarak kabul edilmesi halinde bu hususa ilişkin açıklamalar bakımından kötülemenin kabul edilemeyeceği; ancak Sayın Mahkeme tarafından aksi yönde kanaate ulaşılması halinde TTK m. 55/1-a-1 kapsamında gerçeğe aykırı ve yanlış açıklama olarak kabul edilebileceği, nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu, Davacı şirketin ilgili ihale kapsamında davalı tarafça “Şirketin 493.700.000 lira kazanacağı proje” şeklinde tanımlanması, davacı vekili tarafından ----- sahibi olduğu inşaat şirketi daha önce de ----- ihalelerini almıştı şeklindeki ifadenin böyle bir ihalenin söz konusu olmadığı, bu bölgede yalnızca arsa sahipleriyle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı yönündeki iddia incelendiğinde davalı vekili tarafından bu hususun davacı Şirket'in internet sitesinde yer aldığı belirtilmekle birlikte, davalı tarafça sunulan belge incelendiğinde ilgili metinde ihaleye ilişkin bir veriye rastlanmaması ve ilgili açıklamada davacı şirket tarafından gerçekleştirilen bir kentsel dönüşüm projesine ilişkin bilgilerin yer aldığı görülmesi neticesinde bu bilginin objektif şekilde doğrulanabilir olması karşısında gerçeğe aykırı ve yanlış açıklama olarak kabul edilebileceği, Kötüleme yoluyla haksız rekabet haline ilişkin hukuka uygunluk nedenleri değerlendirilmekle birlikte, basın özgürlüğü çerçevesinde kamusal yarardan söz edebilmek için ilgili haberin yanlış veya yanıltıcı nitelikte olmaması gerektiği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta ilgili haberlerin yanlış veya yanıltıcı nitelikte kabul edilebileceği ve bu sebeple hukuka uygunluk nedenlerinin sağlanamadığı kanaatine ulaşıldığı, ticari itibara zarar geldiğinin ispat edilmesi şartıyla kötüleme çerçevesinde manevi tazminatın söz konusu olabileceği kanaatine ulaşıldığı, nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu, '' yönünde görüş bildirmiştir. Rapora karşı süresi içinde taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmamıştır.
Basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır.
"basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayımın haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel (objektif) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayımın hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi ancak açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan bir yayım bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır (-----sayılı kararları).Türk Medeni Kanunu'nun 24. Maddesine göre "Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesine göre "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasna hükmedebilir." hükmüne amirdir. Davalılar tarafından yapılan haber yayını ve davacılara yönelik ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu davalıların yaptığı ihaleye ilişkin haberde gerek ----- gerek Cumhurbaşkanına yakınlığına vurgu yapılarak ---- daha evvel ---- Belediyesi ---- ve ---- kentsel dönüşüm ihalelerini aldığı, akabinde ---- Mahallesindeki projenin ihalesinin de kendisine doğrudan verildiği ve bu ihaleden 493.700.000 lira kazanacakmış gibi lanse edilerek haber yapıldığı, ancak haberin yanlış ve yanıltıcı şekilde yapıldığı, zira celp edilen ihale dosyalarından -----Dönüşüm ihalelerin yapılmadığı, --- Projesi ile ilgili olarak ihalesinin 31.01.2023 tarihinde açık ihale usulüyle yapılmış olup, ihaleye dört firma katıldığı, -------., verdiği 493.700.000 TL bedelle ekonomik açıdan en avantajlı teklifi sunarak ihaleyi kazandığı, ihaleye katılan diğer firmaların 502.988.000,00 TL, 527.936.000,00 TL ve 569.569.000,00 TL bedelle teklif verdiği, dolayısıyla davacı ----- ihalenin verilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı diğer firmalar arasında verdiği avantajlı teklifle ihaleyi kazandığı, davalıların haber içeriğindeki iddialarını ispata yönelik dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, doğrudan olgu isnadında bulunup kesin yargı içeren ifadeler kullanılmasının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu sebeple davacının ticari itibarını zedelendiğinden bahisle kişilik haklarının korunmasını isteme hakkı olduğu, bu ithamlar dolayısıyla haberde adı geçen davacı ---- kişilik haklarının zarar gördüğü kabul edilmekle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ----- yönünden 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı şirket yönünden şartları oluşmayan manevi tazminat istemi ile diğer sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile,
1a-20.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----- verilmesine,
1b-Davacı ----- yönünden açılan davanın reddine,
1c-Davaya konu diğer taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 1.366,20-TL harcın, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile bakiye 341,55-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan harçtan mahsup edilen 1.366,20-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacılar vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalılar -------. davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılar -----ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 15.925,00-TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul - kısmen red oranına göre hesaplanan 3.185,00-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Dosyada arta kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacılar vekili, davalı---- vekili ile davalı ----- vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.