T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/243 Esas
KARAR NO : 2025/818
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/04/2023
KARAR TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi özetle: Davacı şirket mutfak mobilya malzemeleri ile kapı imalatlarını ve montajını gerçekleştirdiği, Bu kapsamda davacı şirket ile dava dışı üçüncü şahıslar arasında, faaliyet alanı iş ile ilgili olarak -------- muhtelif yerlerinde ifa edilmek üzere sözleşmeler imzalanmış ve hizmet verildiği, davacı şirket ile ------ Şti, 2- -----ş., ------- Şti. arasında mutfak mobilyaları ve kapı montajı işi için anlaşılıp bu işler ifa edilirken, davalı şirketten alınan tutkal yapıştırıcı maddesinin ayıplı olması sebebi ile bu şirketlere yapılan imalatların tamamı için yeniden üretim yapılıp davacı şirket, tutkalın bozuk çıkması sebebi ile ikinci kez üretimini yaptığı imalatların maliyetinden dolayı zarara uğradığı, davacının uğranılan zararların tazminine yönelik dava öncesi arabuluculuk başvurusu sonuncunda, karşı taraf davalının uzlaşmaya varmaması sebebi ile arabuluculuktan da bir sonuç alınamadığı, davacının karşı taraf davalının ayıplı mal sebebi ile sattığı tutkalların yol açtığı zarar sebebi ile mağdur olduğundan, -------- İli -------,------- İli ------- İlçesi Ve -------- İli ------ İlçesi'ndeki projeler sebebi ile uğranılan bu zararların tazmini maksadına yönelik olarak iş bu davanın ikamesi zarureti doğduğu, tüm bu nedenlerle bilirkişi marifeti ile tespit edilecek müvekkil şirketin zararlarının, mevduatlara uygulanan en yüksek faizle birlikte tazminine yönelik davamızın kabulü ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa teşmiline karar verilmesini vekil talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Davacı taraf, davalı Şirketten satın almış olduğu tutkal maddesinin yapıştırıcı özelliğini kaybettiğine ilişkin olarak -------- D.İş dosyası ile tespit yapıldığını ve tutkal maddesinin ayıplı olduğuna ilişkin sonuç raporu alındığını belirttiği, ancak, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 403. Maddesine göre delil tespiti "acele haller" dışında, karşı taraf da hazır olmak üzere, her iki tarafın huzurunda yapılmakta olup delil tespiti talebine ilişkin hakim kararının da davacıya tebliğ edilmesi gerekirken; somut olayda "acele haller" kapsamına alınabilecek herhangi bir durumun mevcut olmaması karşısında davacı Şirketin yokluğunda yapılan delil tespitinin ve bu tespitte alınan bilirkişi raporunun işbu davaya delil olarak gösterilemeyeceği açık bir şekilde ortada olduğu, Zira, kanunda düzenlenen acele hal kavramı delil tespitine ilişkin karar verilmesi sonrasında üzerinde inceleme yapılacak eşyanın değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması ihtimaline binaen düzenlenmiş olup somut olayda yapılan inceleme Davacı tarafın iş yerinde gerçekleştirilmiş ve örnek alınan tutkal maddesi de yine Davacı şirketten alınmadığı, Dolayısıyla tespite konu edilen tutkal maddesinde değişiklik yapılabilme ihtimali imkan dahilinde olmadığından ve bu doğrultuda tespit isteyen tarafın haklarının zedeleneceğinden de bahsedilemeyeceğinden davacı Şirket yokluğunda yapılan ve tamamen Davacı taraf iddia ve talepleri doğrultusunda alınan bilirkişi raporu davacı tarafından satışı gerçekleştirilen ahşap tutkalı maddesinin ayıplı olduğu kanaatini oluşturulduğu, Usul ve yasaya aykırı şekilde alınan tespit kararına ve bu minvalde tanzim edilen rapora tarafımızca ciddi ve esaslı şekilde itiraz edildiği, Tespit dosyasında görevlendirilen bilirkişi, "Mobilya Konusunda Uzman Bilirkişi" şeklinde tanımlanmış olup söz konusu uzmanlığın hangi alanı kapsadığı belli olmadığından, bilirkişinin ayıplı olduğu iddia edilen tutkal maddesinin gerçek anlamda yapıştırıcı özelliğinin olup olmadığına kanaat getirebilecek yetkinlik ve yeterlilikte olmadığı , Taraflar arasında uyuşmazlık konusu gözetildiğinde bilirkişinin, denetime açık, tarafsız ve her iki taraf menfaatini gözetir şekilde inceleme yapabilmesi için ayıplı olduğu iddia edilen tutkalın laboratuvar ortamında incelenmesi, örnek alınan tutkalın kimyevi özelliklerinin detaylı şekilde belirtilmesi ve tutkalın ayıplı olduğuna kanaat getirilmesi noktasına kadar gelinen her türlü aşamanın tek tek rapora aktarılması gerekir iken; bilirkişi raporunda davalı Şirkete ait olup olmadığı dahi belli olmayan yapıştırıcıların el ile tespit yöntemiyle yapışkanlık özelliğinin mevcut olmadığına dair son derece haksız ve denetimden yoksun tespitlerde bulunduğu, kanunda belirtilen süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup Davacı tarafın dava konusu tutkal maddesinin ayıplı olduğunu, yapıştırıcılık özelliğine sahip olmadığını süresi içerisinde davalı Şirkete bildirmediğinden işbu tarihten itibaren ayıba karşı seçimlik haklarını kullanamayacak, üçüncü kişilere karşı uğradığını iddia ettiği zararların tazmini isteminde bulunamayacağı, Bu doğrultuda yasal süresi içerisinde kanunda belirtilen şekil şartına uymaksızın bildirimde bulunmayan Davacının söz konusu maddenin ayıplı olduğu iddiası ile işbu davaya dayanak göstermiş olduğu delil tespiti dosyasına ilişkin bulunduğu iddia ve talepleri dayanak göstererek herhangi bir hak veya alacak talebinde bulunması mümkün olmadığı, zira, kanunda belirtilen hak düşürücü süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, yalnızca delil tespit dosyası ikame etmekle yetindiği, ancak, delil tespiti talebinde bulunulması ayıp ihbarına ilişkin bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmamakta olup Davacının teslim tarihini bildirmemiş olmasına rağmen, kanunda belirtilen açık ayıplarda iki ve gizli ayıplarda sekiz günlük süreler içerisinde davalı Şirkete yazılı bir bildirimde bulunmadığından basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket eden Davacının her türlü yasal ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarının reddedilmesi gerektiği, davacı tarafın işbu dava dosyasına dayanak göstermiş olduğu delil tespiti dosyası, davalı şirketin yokluğunda yapılmış olduğundan ve dosyaya tanzim edilen rapor son derece denetime elverişsiz ve Davacı tarafın iddia ve talepleri doğrultusunda hazırlanan tespitlerden oluştuğu çok açık bir şekilde ortada olduğundan söz konusu delil tespiti dosyasının delil olarak gösterilmesi ve Mahkemeniz tarafından verilecek hükme esas teşkil etmesi mümkün olmadığı, Bunun yanında, Davacının basiretli bir iş adamı gibi davranması ve ayıplı olduğunu iddia ettiği mallara ilişkin bildirimde bulunması gerekirken kanunda düzenlenen hak düşürücü sürelerde dahi davalı Şirkete herhangi bir bildirimde bulunmamış olup şayet Davacının iddiaları doğru olsa dahi yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunmayan Davacının iddialarının dikkate alınmaması gerektiği, Davacının esas amacı, aleyhine açılan itirazın iptali davasında ödemek zorunda kaldığı bedellerin iadesi olup delil tespiti dosyasını ikame ettikten 1 yılı aşkın süre sonra işbu davayı açması kötü niyetli olduğunun en büyük göstergesi olduğu, ayrıca, iddiasını ispatla yükümlü olan Davacı zararın varlığını, davacı Şirketin kusuru ile ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağını yani davalı Şirketin sorumluluğunu gösterir herhangi bir delil de sunamamış olup haksız ve mesnetsiz her türlü iddia ve talebinin reddedilmesi gerekmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Usulüne uygun biçimde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine dosya işlemden kaldırılır (HMK md. 150/2). Duruşmaya gelmiş olan taraf açıkça davayı takip etmeyeceğini bildirirse dosya işlemden kaldırılır. Duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirmez ve tahkikata gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesini de istemezse dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkeme işlemden kaldırma konusunda bir karar vermemiş olsa bile dosyanın işlemden kaldırılmasını gerektiren hallerden birinin gerçekleştiği anda dosya işlemden kaldırılmış sayılır. İki tarafın da usulüne uygun şekilde davet edildikleri duruşmaya gelmediği veya taraflardan birinin gelip de davayı takip etmeyeceğini bildirdiği duruşma tarihi, dosyanın işlemden kaldırılmış olduğu tarihtir. Mahkemenin dosyanın işlemden kaldırılmasına daha sonra karar vermiş veya işlemden kaldırma kararını daha sonra yazmış olması dosyanın işlemden kaldırılması tarihi olarak kabul edilemez.
Taraflarca takip edilmeyen dosya 27/02/2025 tarihli duruşmada HMK'nin 150. Maddesi uyarınca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmıştır.
İşlemden kaldırılan dosya, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmediğinden HMK'nin 150/5. Maddesi uyarınca davanın 15/10/2025 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava dosyasının 08/05/2025 tarihinde işlemden kaldırıldığı, aradan üç aydan fazla zaman geçtiği halde yenilenmediği anlaşıldığından HMK.150/5. Maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL harcın, davacı peşin olarak yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu kalan 435,05 TL'nin davacıdan alınarak Hazineyi Gelir Kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (1.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/1 uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip 6100 sayılı HMK. madde 333/1 uyarınca ilgili tarafına iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda , kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/10/2025