T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/85 Esas
KARAR NO : 2025/781
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/02/2021
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: taraflar arasında 10/06/2019 tarihinde "Kar ve Zarara katılma ve Yatırım sözleşmesi"nin imzalandığını, davalının kendi bünyesinde iş için gerekli alt yapı ve çalışma alanını kuracağını, iş için gerekli makinelerin temin edildikten sonra söz konusu faaliyet alanında kurulumun yapılacağını, kayısı çekirdeği işletilereke satışa hazır hale getirileceğini, müvekkilinin de bu sözleşmeye konu faaliyetin fikir ve proje üretici olmakla birlikte davalı tarafından satışa hazır ürünleri yurt dışına ihraç edeceğini, bununla ilgili yurt dışında müşterileri bulacağını, gümrük işlerini yürüteceğini, tarafların söz konusu işin ortaklık çatısı altında yürütülemeyeceğine kanaat getirdikleri için imzalanan sözleşmeyi karşılıklı fesh ettiklerini, müvekkilinin maliyetler konusunda her sevkiyat sonrası yapılan dış nakliye,gümrük,sigorta,yurt dışı kargo masrafları vb yüklemeye ve bu işin pazarlanması için yapılan tüm masraflara ait ödemelerin dekont, fatura vb tüm harcamaların dökümlerini davalı şirkete e-mail yoluyla ilettiğini, davalı şirket ise mal alış, stopaj, elektrik vb masraflara ait dökümleri yazılı ve sözlü istenilmesine rağmen maalesef müvekkil ile paylaşmadığını, zira iş ortaklığında yapılan satışlardan 9 tonluk ürün sevkiyatı için maliyete yansıtılan stopaj 2.000,00 TL iken 24 tonluk sevkiyat için hammadde stopaj maliyetine yansıtılan rakam 1.855,90 TL olduğunu, müvekkil şirket de miktar ve tutarlardaki farklılığın sebebi sorulduğunda bu hususta bırakın yazılı açıklamayı, sözlü dahi açıklama yapmadıklarını, bu ve benzeri bir çok konuda davalı tarafından şeffaflık gösterilmediğinden dolayı ticari güvene dayalı iş birliğinin devam etmesi müvekkilce maalesef mümkün görünmediğini, davacının güven kırıcı hareketlerle ve işlemlere devam ettiğini, sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından KDV iadesi alabilmek için davalı şirketten alınması gerekli "yeminli mali müşavir inceleme tutanağını" maalesef alamaması sebebiyle KDV İadelerini alamadığını, bundan dolayı da müvekkil zarara uğradığını, tarafların ---------Ş den alınacak olan makina ve malzemeler için 205.000,00 tl +KDV ödemeyi kararlaştırdırdıklarını, bu makine bedelinin ilk ödemesi için gerekli olan 105.000,00 TL'yi tarafların yarı yarıya ödediklerini, bakiye kalan kısmın davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar sonradan bakiye kısım olan 100.000,00 TL'yi de yarı yarıya ödenmesi hususunda anlaştıklarını, ayrıca bu alınan değirmen makineleri dışında 1 adet çuval doldurma ve tartı makinesi, 1 adet kırıcı motor da alındığını, çuval doldurma ve tartı makinesinin bedeli ortak hesaptan ödendiğini, kırıcı motorun bedelinin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, söz konusu makineler ile ilgili fatura --------- tarafından davalı şirkete kesildiğini, faturanın taraflarına iletilmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve sözleşmeye göre makine bedelinin yarısının müvekkili tarafından ödenmiş olması sebebiyle teşvik kapsamında destek alınması halinde söz konusu desteğin yarısının müvekkile ödenmesi kararlaştırıldığını, davalı şirkete teşvik kapsamında bir başvuru yapılıp yapılmadığı, kurum tarafından bir cevap verilip verilmediğinin sorulmasına rağmen sürekli geçiştirildiğini, son olarak gönderilen ihtarnameye istinaden cevabi ihtarname ekinde özel belge niteliğinde evrakların gönderildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmada ise davalının --------, ----------, ---------- kurumlarından teşvik aldığı bilgisine ulaşıldığını iddia ederek; davanın kabulünü, 10.000,00 TL (Bilirkişi tarafından makinelerin değeri belirlendikten sonra arttırım yapılacağını) alacağın ve 1000,00 TL (teşvik kapsamında bir destek alınıp alınmadığı, alındı ise ne kadar alındığı kurum cevapları ile belli olduktan sonra arttırılacağını) alacağın teşvik ödemesinin alındığı tarihtren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili, yargılama giderleri ile ücreti vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, dava konusu alacak taleplerinin arabuluculuk başvurusuna konu edilmediğini, davacının dava şartı arabuluculuk süreci işletilmeden açılan davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar anılan sözleşmenin müvekkilinin davranışları nedeniyle feshedildiğini iddia etmiş ise de sözleşmenin feshine müvekkilinin sebebiyet vermediğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini, dava konusu sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davacının talep ettiği alacağa yönelik talebini belirsiz alacak olarak nitelendirdiğini, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı olmadığını, davacının anılan makinenin değerinin 205.000,00 TL + KDV olduğunu açıkça belirttiğini, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, anılan makine bedelinin taraflarca yarı yarıya ödendiği hususu taraflarca ihtilaf konusu olmadığını ancak sözleşmenin 6.4 maddesinde açıkça makine ve aletlerin bilirkişi tarafından değerlerinin tespit edilmesi halinde satışının yapılacağı ve satış neticesinde paranın paylaştırılacağı belirtildiğini, bu halde anılan makinelerin satışı henüz yapılmamış olduğundan dolayı müvekkilinin sözleşme uyarınca ödeme yükümlülüğünün doğduğundan söz edilebilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla makineler satılmadan davacı tarafça hak talebinde bulunulamayacağını, söz konusu makinenin satışı için girişimde bulunulduğunu ancak günümüz ekonomik koşulları nedeniyle makineye alıcının bulunamadığını, alıcı bulunması halinde satışının yapılacağı ve sözleşme kapsamında yapılacak hesaplama neticesinde bedelin ödeneceği konusunda bilgi verildiğini, davacının satış için gerekli işlemlere yanaşmadığını ve alıcı bulunması hususunda da herhangi bir çaba sarf etmediğini, teşvik destek payı talebine konu makinelere ilişkin --------- yapılan satış sözleşmesi tarihi 22.04.2019, davaya konu taraflar arasındaki sözleşme tarihi 10.06.2019, müvekkilinin teşvik nedeniyle aracı kuruma başvuru tarihi 11.06.2019 olduğunu, sözleşmenin 4.4 maddesinden anlaşılacağı üzere makine bedeli taraflarca ödendiğini, ayrıca anılan makineler kurulmuş ve kullanımına başlandığını, bu halde sözleşme tarihi, satış tarihi, sözleşme konusu makinelerin bedelinin ödenmiş ve kurulumunun tamamlanıp kullanılmaya başlanmış olması hususları dikkate alındığında kanun gereğince müvekkilinin teşvik payı talep edilebilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça dayanılan sözleşme hükmü Bankacılık Kanunu m. 76/a ve Finansal Piyasalarda Manipülasyon Ve Yanıltıcı İşlemler Hakkında Yönetmelik Hükümleri uyarınca suç teşkil eder nitelikte olduğunu, TBK m. 27 hükmü uyarınca konusu suç teşkil eden sözleşme maddesi kesin olarak hükümsüz olduğunu, müvekkilinin konusu suç teşkil eden sözleşme hükmü uyarınca sorumluluğu bulunmadığını, davacının anılan hükümsüz sözleşme maddesi uyarınca müvekkilinden talepte bulunabilmesi mümkün olmadığını savunarak; davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:-------- Müdürlüğü, -------- Koordinatörlüğü, ---------- Başkanlığı, ---------Ş., ----------, -------- Ajansı'na müzekkereler yazıldığı görüldü.
Makine Mühendisi Bilirkişi -------- tarafından hazırlanan 15/08/2021 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
SMMM Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 01/03/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
SMMM Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 29/07/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan katılma payı alacağına ilişkin açılan alacak davasıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 644. Maddesi uyarınca "(1)Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ancak, ortaklık sözleşmesinde, ortaklardan biri tarafından kendi adına ve ortaklık hesabına belirli bazı işlemlerin yapılması öngörülmüşse, bu ortak, ortaklığın sona ermesinden sonra da o işlemleri tek başına yapmak ve diğerlerine hesap vermekle yükümlüdür. (2)Ortaklar, tasfiye işlerini yürütmek üzere tasfiye görevlisi atayabilirler. Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir. (3)Tasfiye görevlisine ödenecek ücret, sözleşmede buna ilişkin bir hüküm veya ortaklarca oybirliğiyle verilmiş bir karar yoksa tasfiyenin gerektirdiği emek ile ortaklık malvarlığının geliri göz önünde tutularak hâkim tarafından belirlenir ve ortaklık malvarlığından, buna imkân bulunamazsa, ortaklardan müteselsilen karşılanır. (3)Tasfiye usulüne veya tasfiye sonucunda her bir ortağa dağıtılacak paya ilişkin olarak doğabilecek uyuşmazlıklar, ilgililerin istemi üzerine hâkim tarafından çözüme bağlanır."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın belirtildiği gibi taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan katılma payı alacağına ilişkin açılan alacak davası olduğu, taraflar arasındaki 10/06/2019 tarihli kar ve zarara katılma ve yatırım sözleşmesi ile dava konusu makinenin işletilmesi ve yatırım teşvik ödemeleri üzerinde adi ortaklık kurulduğu, sözleşmenin feshedildiği ve ortaklığın tasfiye edilmesi hususunda da çekişme bulunmadığı davacının --------Ş'den 205.000,00 TL + KDV bedelle satın alınan makine ile çuval doldurma ve tartı makinesinin ve kırıcı motorunun değer tespiti yapılarak yarı bedelinin ve sözleşmenin 5/2 maddesine göre teşvik kapsamında destek alınırsa yarısının ödenmesini talep ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6/4 maddesine göre "Sözleşmenin feshedilmesi halinde sözleşmeye konu olan iş ortaklığı sözleşmesi tasfiye edilecek olup tüm makine ve aletler bilirkişi tarafından belirlenecek rakam üzerinde satışı yapılacaktır elde edilen gelir yukarıda belirtilen kar paylaşım esasına göre paylaştırılır" hükmünün öngörüldüğü, bu suretle tarafların tasfiye usulü üzerinde anlaşmış olduğu, buna göre makinenin satışı halinde elde edilecek gelir üzerinde davacının yarı oranda alacak hakkı sahibi olduğu, davacı tarafça tasfiye usulüne veya makinenin mahkemece sattırılmasına dair bir talep bulunmadığından ve tasfiye usulünün belirlenmesi nedeniyle tasfiyenin mahkemece yapılamayacak olmasından dolayı ve makinenin satışının belirlenen tasfiye usulü ile yapıldığına dair bir delil bulunmamasından dolayı davacının makinelerin bedeline ilişkin katılma payı alacağı davasının reddinin gerektiği, yine bilirkişi ek raporunda da tespit edildiği üzere davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında herhangi bir kurumdan teşvik ödemesi almış olduğunun ispatlanamamış olması nedeniyle davacının teşvik ödemesine ilişkin davasının da reddinin gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacının makine bedeline ilişkin alacak davasının REDDİNE,
2-Davacının teşvik ödemesine ilişkin alacak davasının REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 187,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 427,54 TL karar ve ilam harcından davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 8,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
7-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (11.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 11.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilmesi gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2025