T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/468 Esas
KARAR NO : 2025/639
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/07/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 04/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -----------Ş., ------------ önde gelen yay üreticilerinden biridir. Müvekkili şirket, -------- ---------- Mah. ---------- Blv. No:---------- ----------- adresindeki fabrikasında yay imalatı gerçekleştirmektedir. Yay imalatı, fabrika içerisinde toz oluşumuna sebep olmaktadır. Müvekkili şirket, hem çalışan sağlığını korumak hem de ----------- standartlarına uyum sağlayabilmek için fabrikasına bir filtrasyon sistemi kurmaya karar vermiştir. Bu sebeple davalı --------- bir filtrasyon sistemi kurulması için teklif alınmıştır. Davalı şirket yetkilileri, müvekkili şirkete bir teklif sunmadan önce müvekkili şirketin fabrikasında defalarca incelemelerde bulunmuşlardır. Davalı tarafından yapılan incelemeler sonucunda müvekkili şirket için bir teklif metni hazırlanmıştır. Mahkemeye sunulacak teklif metnindeki ifadeler, müvekkili şirketin fabrikasının davalı tarafça incelendiğini ve teklifin bu incelemeye göre hazırlandığını ispatlar niteliktedir. Teklif metninin 4. sayfasında şu ifadeler yer almaktadır: "Uygulama işlemi esnasında ortaya çıkan toz oldukça yoğundur ve uygun sistemler ile filtre edilmesi gerekmektedir" Bu da göstermektedir ki davalı tarafından fabrika incelenmiş ve fabrikada ortaya yoğun bir toz çıktığı gözlemlenmiştir. Zaten davalının müvekkiline ait fabrikayı incelemeden böyle bir teklif metni hazırladığını kabul etmek mümkün değildir. Sözleşme görüşmeleri sırasındaki tüm yazışmalar mahkemeye sunulacaktır. Müvekkili şirket, davalı tarafça gönderilen teklif metnini imzalamış ve davalıya göndermiştir. Teklif metninde belirtilen 68.000 Euro davalıya ödenmiştir. İlgili ödeme dekontları mahkemenize sunulacaktır. Müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmesinin temel konusu; müvekkili şirketin iş yerinde ''kuru tip toz emiş ünitesi'' olarak adlandırılan ve teknik bilgileri teklif metninde mevcut olan ''filtre sisteminin kurulumu'' ve 'toz toplama tesisi merkezi kontrol panosunun kurulması'' ve buna ek yan edimlerden (teknik servis, yedek parça temini, bakım ve onarım gibi) oluşmaktadır. Sözleşmeye asıl niteliğini veren filtrasyon sisteminin kurulması edimi, müvekkili şirketin ihtiyaçları doğrultusunda müvekkili şirkete özel olarak davalı tarafça belirlenmiştir. Ne var ki müvekkili şirket iş yerindeki tozların toplanması ve fabrika dışına atılması amacıyla kurdurduğu bu sistem 2 hafta içinde tıkanmış, 2 haftada bir tüm filtreleri değiştirmek gerekmiştir. Fakat daha öncesinde sistemin bu şekilde çalışacağına dair bir bilgilendirme yapılmamıştır. Hatta teklif metninde "tutulan tozların jet pulse sistemi sayesinde otomatik olarak temizleneceği bilgisi" yer almaktadır. Kurulan sistemdeki problem davalı şirketle paylaşıldığında davalı şirket 05.01.2024 tarihinde müvekkili şirket yetkisine e-mail yoluyla şu cevabı vermiştir: "Toz toplama filtrelerine metal talaşlarının gitmesini engellemek için filtrasyon sistemine ek olarak ön siklonlara ihtiyaç duyulduğunu bildirerek, ilgili konu ile ilgili teklifimi ekte tarafınıza iletiyorum." Bu maille beraber toplam 23.000 Euro değerinde 3MC ÖN SİKLON ve 4MC ÖN SİKLON ürünlerini satışı ve kurulumu teklif edilmiştir. Bunun üzerine müvekkili şirket yetkilisi 05.01.2024 tarihinde davalı şirket yetkilisine şu maili göndermiştir: "Biz sizlerden bir teklif beklemiyoruz. Sadece teslim aldığımız sistemin çalışmasını istiyoruz. İhtiyacımız olan sistem ile alakalı firmanıza ait ilgili kişiler defalarca fabrikamızı ziyaret ederek keşif çalışmaları yaptılar. Biz hiçbir şekilde toz toplama ünitesinin seçimi, filtrasyon sisteminin çalışma prensibi ile ilgili fikir beyan etmedik. Tüm kararlar sizler tarafından verildi, ---------- firması yalnızca sizlerin bilgi ve tecrübelerinize, keşif yapan ve uygun sistemi belirleyen arkadaşlara güvenerek sözleşmede yazıldığı gibi ilgili sistemin fabrika sahasına kurulması gibi konularda destek olmuştur. Bütün bu durumların sonunda bize uygun olmayan, eksik veya hatalı bir sistem kurulduğu için, şu anda mağdur durumdaki işletmemiz için üzgün olduğunuzu belirtecek bir mail almayı beklerken sizler tarafından yeni bir teklif almak gerçekten çok üzücü." Müvekkili şirket tarafından gönderilen mail, durumu çok net bir şekilde özetlemektedir. Müvekkil cevabında özetle, davalıdan yeni bir teklif beklenmediği, sadece teslim alınan sistemin çalışmasının istendiği belirtilmiştir. Müvekkili, ihtiyacın belirlenmesi ve sistemin seçimi sürecinde davalının uzmanlığına ve deneyimine güvenerek hareket ettiğini, bu nedenle herhangi bir öneride bulunmadığını vurgulamıştır. Sonuç olarak, mevcut durumda hatalı veya eksik bir sistemin kurulmuş olması nedeniyle mağduriyet yaşandığını belirtmiştir. Daha sonra davalı hatasını kabul etmek yerine 09.01.2024 tarihinde müvekkili şirkete şu maili göndermiştir "Dün fabrikanızda yapmış olduğumuz toplantı sonucu; geçici olarak toz toplama makinelerinin toplamda 4 adet filtresi değiştirilecektir. Bu işlemin geçici olmasının sebebi, ön siklon olmadan yeniden takacağımız her filtre çok kısa sürede tıkanacaktır. Asıl çözüm ekte teklifini revize etmiş olduğumuz ön siklonların sisteme entegre etmek olacaktır. Sizden ricamız bu teklifimize onay vermeniz ve bir an evvel üretime geçmemizdir." Görüldüğü üzere davalı, müvekkilinin mailinde ileri sürdüğü hususları inkar etmemektedir. Davalı tarafın çalışanlarının defalarca müvekkili şirketin fabrikasını ziyaret ederek keşif yaptığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Yukarıdaki mail yazışmaları da göstermektedir ki davalı şirket, müvekkili şirkete kurduğu sistemin ayıplı olduğunu kabul etmektedir. Ancak davalı şirket, hatasını kabul edip çözüm üretmek yerine müvekkilinden ek bir ücret talep etmiştir. Yukarıdaki mail yazışmaları dilekçe ekinde mahkemenize sunulmaktadır. Müvekkili yay üretimi ile uğraşan bir şirkettir. Üretim sırasında metal talaşların çıkması işin doğası gereği olan bir durumdur. Kurulan sistemin en başta buna uygun olarak kurulması, verilen tekliflerin de bu çerçevede yapılması gerekirdi. Davalı şirket, müvekkili şirkete defalarca gelmiş ölçüm ve incelemeler yapmıştır. Yani metal talaşlar ve üretimin mahiyeti davalının bilgisi dahilindedir ve müvekkili şirkete özel olarak sistem kurulmuştur. Yanlış mühendislik hesaplaması yapıldığı için sistemin filtresi kısa sürede tıkanmaktadır. Kaldı ki bu husus karşı tarafın gönderdiği maillerde de ikrar edilmiştir. Sözleşmenin ayıplı bir şekilde ifa edildiğinin tespit edilmesi için ---------- D. İş dosyasında delil tespiti yaptırılmıştır. Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin hazırladığı bilirkişi raporunda şu ifadeler yer almaktadır: "Üretim sahasında yapılan incelemede, yay taşlama makinelerinin taşlama işleminin yapıldığı tabla üzerinden doğrudan tozun emilerek sistemdeki 30.000 m3/h ve 42.000 m3/h saat emiş kapasiteli fanlar ile toz toplama ünitesindeki 48 adet kartuş filtre ile tutularak toplanmak üzere tasarlandığı, buna karşın yay makineleri tabla yüzeylerinde ve haznesinde tozun biriktiği, yeterince emilerek toplanamadığı görülmüş, toz toplama ünitesi detaylı olarak incelenmiş, emiş kapasitesinin halihazırda tespit sırasında düştüğü, fanlarda zorlanma, ses ve titreşim olduğu, kartuş filtrelerin tıkanmış olduğu, filtrelerdeki tıkanma ve toz birikmesi nedeniyle emişin yetersiz kalması ile fan motorlarının yanma ve arızalanma riski bulunduğu tespit edilmiştir" Bilirkişi raporunun "Sonuç ve Kanaat" bölümünde ise şu ifadeler yer almaktadır: "Tespit konusu tarafından imal edilen “Kartuş Filtreli Toz Toplama Sistemi” tarafımıza verilen yerinde inceleme görevi ile mahkemece kabul edilen tespit isteyen taraf dilekçesindeki talepleri doğrultusunda incelenmiş olup neticesinde, mevcut haliyle söz konusu “Kartuş Filtreli Toz Toplama” sisteminin prosesteki şartlara uygun ve verimli çalışır hale getirilebilmesinin, halihazırdaki mevcut sistem üzerinde yapılacak herhangi bir revizyon ve/veya modifikasyon ile mümkün olmadığı, bu sebeple onarım maliyeti öngörülemeyeceği, nihayetinde mevcut toz emme sisteminin firmanın ihtiyacı olan gerekli faydayı sağlamadığı, mevcut haliyle kullanılmasının mümkün olmadığı, tozun kaynağında gerekli ön inceleme yapılmak suretiyle emiş kapasitesi tayin edilecek şekilde yüksek toz yoğunluğuna uygun jet pulse torba filtreli sistemler kullanılmak suretiyle yeniden projelendirme yapılması gerektiği, tespite konu imal edilmiş ve montajı tamamlanmış mevcut emiş sisteminin ayıplı olarak nitelendirilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır." Görüldüğü üzere bilirkişi heyetin, sözleşmenin ayıplı bir şekilde ifa edildiğini denetimi elverişli bir şekilde ortaya koymuştur. Davalı şirket, 27.03.2024 tarihli dilekçesi ile hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Davalı şirket bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde dolaylı olarak sözleşmenin ayıplı olarak ifade edildiğini ikrar etmiştir. Söz konusu dilekçe, uyuşmazlığın çözümlenmesini mahkeme için oldukça kolaylaştırmıştır. Şöyle ki: Bilirkişi raporunu itiraz dilekçesinin 3. maddesinde davacı şu ifadeleri kullanmıştır: "Söz konusu sistemde; fizibilite çalışmalarında tarafımıza sunulan bilgi, belgeler ve görülen ortam ışığında görülen toz yüküne göre mevcut sistem önerilmiştir." Bu ifade, müvekkilinin şirketin fabrikasında davalı tarafından fizibilite çalışmaları yapıldığını ispatlamaktadır. Yine bu cümleler, davalının toz yükünü fabrikada gözlemlediğini ortaya koymaktadır. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin 4. maddesinde davalı şu ifadeleri kullanmıştır: "Filtre elemanlarının hızlı dolmasına ilişkin sorunun tek sebebi; tesiste sistem kurulduktan sonra ortaya çıkan toz yükünün, tarafımıza bildirilen ve fizibilite çalışmalarında öngörülebilecek olan miktardan çok çok daha fazla ortaya çıkmasıdır." Bu ifade, kurulan sistemin müvekkilinin ihtiyaçlarına cevap vermediğinin davalı tarafından ikrar edildiği anlamına gelmektedir. Davalı, sisteminin filtresinin hızlı bir şekilde dolduğunun ve sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmadığını ikrar etmektedir. Aynı zamanda davalı, fizibilite çalışmasında yanlış bir öngörüde bulunduğunu da ikrar etmektedir. Davalı, hatalı bir sistem kurduğu kabul etmekte ancak hatasının müvekkil şirketin kendisini yanlış bilgilendirmesine ve toz yükünün öngörülebilecek miktardan çok fazla olmasına bağlamaktadır. Bu iddiayı iki bölerek incelemek istiyoruz: A) Müvekkilinin Davalıyı Yalnış Bilgilendirdiği İddiası Öncelikle belirtmek isteriz ki müvekkili şirketin davacıya, ihtiyacını yanlış bildirmesi ve davalıyı eksik bilgilendirdiği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkili şirket, yay üretimi sırasında ortaya toz çıktığı konusunda davalıyı bilgilendirmiştir. Ortaya çıkan bu tozun filtrelenmesi için davalıdan teklif istemiş, davalı da fabrikada yerinde inceleme yaparak ortaya çıkan tozu değerlendirmiş ve bir fizibilite çalışması yapmıştır. Anlaşılacağı üzere toz filtrasyonu işinin uzmanı davalıdır. Müvekkili şirketin ihtiyacının tam olarak nasıl bir sistem olduğunun davalı tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Zaten fizibilite çalışması da bunun için yapılmıştır. Davalı tarafından sunulan teklif metninde fabrikada ortaya yoğun bir toz çıktığı yazılıdır. Yani davalı, teklifi hazırlamadan önce fabrikaya gelerek ortaya yoğun bir tozun çıktığını gözlemlemiştir. Müvekkili şirketin tek amacı, ortaya çıkan bu tozun sağlıklı bir şekilde giderilmesidir. Müvekkilinin sözleşmeden beklediği menfaat, tozun filtrasyonudur. Ortaya çıkan bu yoğun tozun ise nasıl giderileceği ise davalı tarafından belirlenmektedir. Davalı müvekkilin ihtiyaçlarını görüp incelediğine göre davalıdan müvekkilinin ihtiyaçlarına uygun olan bir sistemi kurması beklenir. Müvekkilinin davalıyı yanlış bilgilendirdiğine dair hiçbir delil yoktur. Eğer böyle bir delil varsa, bu delilin davalı tarafından mahkemeye sunulması gerekir. Ancak müvekkili davalıyı yanlış bilgilendirmediği için davalının böyle bir delili mahkemeye sunması mümkün değildir. Müvekkili şirketin tek hatası, davalının teklifini kabul ederek davalının işin uzmanı olduğuna inanmasıdır. Ancak kurulan sistem, davalının yeterli beceriye sahip olmadığını ispatlamıştır. B) Toz Yükünün Öngörülebilecek Olandan Çok Fazla Olduğu İddiası Davalı, ortaya çıkan tozun öngörülebilecek miktardan çok daha fazla olduğunu iddia etmektedir. Bu iddianın kabul edilmesi mümkün değildir. Eğer davalı, kendi yetersizliği sebebiyle toz seviyesini doğru ölçümleyemediyse, bunun sorumlusu davalıdır. Davalı, fabrikada fizibilite çalışması yaptığın ikrar etmiştir. Bu çalışmanın sonucunda yanlış bir hesaplama yapıldıysa bu davalının sorumluluğudur. Toz filtrasyonu işinden uzman olduğunu iddia eden bir şirketin, filtrasyon sistemi kuracağı yerdeki toz miktarını doğru tespit edememesi mümkün değildir. Bu noktada bir öngörülemezlik savunmasını başvurulması, davalının yetersizliğini ikrar etmesi anlamına gelmektedir. Davalı, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ayrıca şu iddialarda bulunmuştur: "Teklif metninde kurulacak sistemin fan gücü, filtre sayısı, filtre türü gibi işe ilişkin tüm ayrıntılar bildirilmiştir. Teklif metninde taahhüt edilen edim, eksiksiz bir şekilde yerine getirilmiştir. Teklif ile vaad edilen sistem ile kurulan sistem uyumludur. Konuyu bir örnek ile açıklamak gerekirse davacı 10 tonluk bir yük kaldırma gücünde vinç alması gerekirken (esas ihtiyacına göre), ihtiyacının 10 ton olduğunu bildirmemiş ve kendisince bildirilen verilere göre kendisine teklif edilen 5 tonluk aracı olduğu gibi almıştır. Araçta hiçbir sorun yok, teklife uygun olarak çalışmaktadır ancak davacının ihtiyacının 10 tonluk bir güç olması nedeniyle sistem davacının tesisinde gerektiği gibi çalışmamaktadır." Yukarıda maddeler halinde saydıkları itirazlar, önceki açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere geçersizdir. Şöyle ki: Öncelikle belirtmek isteriz ki davalı hatalı bir hukuki nitelendirme yaparak taraflar arasındaki sözleşmesinin bir satış sözleşmesi olduğunu iddia etmektedir. Davalının itiraz dilekçesinde TBK md. 219'a atıf yapması da davalının uyuşmazlığa konu sözleşmeyi bir satış sözleşmesi zannettiğini göstermektedir. Halbuki uyuşmazlığa konu olan sözleşme, bir eser sözleşmesidir. Sözleşmeye konu iş, müvekkilinin fabrikasına özel bir filtrasyon sistemi kurulmasıdır. Bu işin gerçekleştirilebilmesi için davalı tarafından müvekkilinin fabrikasında fizibilite çalışmaları yapılmış, bu çalışmalar neticesinde müvekkilinin ihtiyaçları tespit edilmiş ve bu ihtiyaca göre bir sistem kurulmuştur (ancak sistem ihtiyaca cevap vermemektedir). Sistemi oluşturacak ekipmanın seçimi, sisteminin kurulumu/bakımı/onarımı ve kontrol panosunun kurulumu gibi işler davalının sorumluluğundadır. Yani müvekkili, davalıdan teklif metninde belirtilen özellikteki makinaları satın almak için bu sözleşmeyi yapmamıştır. Sözleşme, fabrikaya bir toz filtrasyon sistemi kurulması için yapılmıştır. Dolayısı ile sözleşmenin bir satış sözleşmesi gibi düşünülmesi ve buna göre sonuca varılması hatalı olacaktır. Davalı, teklif metninde belirtilen özelliklere makinaların fabrikaya kurulmasının yeterli olduğu düşüncesindedir. Ancak müvekkili, davalı şirketle makina satış anlaşması imzalamamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, müvekkilinin fabrikasında ortaya çıkan tozların filtrasyonu ile ilgili bir sözleşmedir. Sözleşmenin konusu, teklif metninde özellikleri belirtilen makianaların satışı değildir. Bu nedenle kurulan sistemdeki makinaların teklif metninde belirtilen özelliklere uygun olması, sözleşmenin ayıplı bir şekilde ifa edilmediği anlamına gelmez. Davalının verdiği vinç örneği, somut olayla belirli yönlerden uyuşmamaktadır. Öncelikle sözleşmenin konusu bir vinç satışı olarak değerlendirilemez. Çünkü uyuşmazlığa konu sözleşme bir satış sözleşmesi değildir. Uyuşmazlığa konu sözleşme, eser sözleşmesinin de unsurlarını taşıyan karma bir sözleşmedir. Bu nedenle 5 tonluk vincin satın alınması örneği somut uyuşmazlığa benzememektedir. Diğer yandan -verilen örnek üzerinden gidersek- müvekkili talep ettiği vincin kapasitesine dair davalıya herhangi bir bildirimde bulunmamıştır. Müvekkili, kaldırılacak yükü davalıya göstermiş ve bu yüke uygun bir vinci davalıdan talep etmiştir. Kaldırılacak yük ile ilgili tüm ölçüm ve incelemeler davalı tarafından yapılmıştır. Ancak davalı, kaldırılacak yüke uygun olmayan bir aracı müvekkiline teslim etmiştir. Bu nedenle ifa ayıplıdır. TBK'nın eser sözleşmesini düzenleyen hükümleri, davalının sözleşmeyi ayıplı olarak ifa ettiğini ortaya koymaktadır. TBK'nın "Yüklenicinin Borçları" başlıklı 471. maddesi şöyledir: "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır" Somut olayda ise davalının iş sahibinin haklı menfaatlerini gözetmediği açıktır. Yine davalının sözleşmeyi ifa ederken basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun hareket etmediği ortadadır. Müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin satış sözleşmesi olduğu kabul edilse bile ifanın ayıplı olduğu kabul edilmelidir. Çünkü TBK md 219' göre "MADDE 219- Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." Madde metninde belirtildiği üzere satılanın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının satılandan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan ayıplardan satıcı sorumludur. Somut olayda müvekkilin filtrasyon sistemini kullanım amacı ve filtrasyon sisteminden beklediği fayda davalının bilgisi dahilindedir. Davalı, müvekkilin sistemi kullanmakta amacını ve müvekkilin sistemden beklediği faydanın ne olduğunu bilmektedir. Buna rağmen filtrasyon sistemi, kullanım amacını yerine getirmemekte ve müvekkilin sistemden beklediği faydaları önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu kabule göre de sözleşmenin ayıplı bir şekilde ifa edildiğinin kabulü gerekir. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalı, filtrasyon sisteminin doğru çalışmamasının sebebinin tozun çok fazla olmasına bağlamaktadır. Ancak bu sadece varsayımdır. Filtrasyon sisteminin doğru bir şekilde çalışmamasının başka birçok nedeni olabilir. Makinaların ayıplı olması, sistemin yanlış kurulması, yanlış mühendislik hesabı yapılması gibi birçok sebep ayıbın kaynağı olabilir. Zaten dava dilekçesinin ekinde sunulan bilirkişi raporunda sistemdeki ayıp net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ancak ayıbın kaynağı ne olursa olsun, sözleşmenin davalı tarafından ayıplı bir şekilde ifa edildiği gerçeği değişmeyecektir. Davalının tüm iddialarında haklı olduğu kabul edilse bile müvekkili şirketin dönme hakkını kullanabileceği kabul edilmelidir. Çünkü müvekkili şirket, davalının kuracağı filtrasyon sisteminin şirkete maaliyetinin 68.000 Euro olacağı kabulüyle davalının teklifini kabul etmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere filtrasyon sistemindeki arıza davalıya bildirildiğinde davalı problemi çözmek yerine yeni bir teklifte bulunmuştur. Bu teklife göre davalıya 23.000 Euro ödenmesi halinde davalı sistemde bazı değişiklikler yaparak sistemi verimli hale getirecektir. Bu haliyle sisteminin toplam maliyeti 91.000 Euro'yu bulmaktadır. Halbuki müvekkili, söz konusu sistemin 68.000 Euro bedelle kurulacağını düşünerek davalının teklifini kabul etmiştir. Müvekkilinden, kabul ettiği bedelden 23.000 Euro daha fazla bir ücret ödemesi beklenemez. Bu durumda sözleşmeden dönme hakkını kullanmak müvekkilinin en doğal hakkıdır. Davalı ile anlaşılamayacağının ortaya çıkması üzerine müvekkili sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır. ---------- Noterliğinden gönderilen 12.06.2024 tarihli ve ----------- yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeden dönüldüğü davalıya bildirilmiştir. 12.06.2024 tarihinde elektronik tebligat ile davalıya gönderilen tebligatın ilgili mevzuat gereği 17.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği kabul edilmelidir. Davalı, kendisine verilen süre içerisinde 68.000 Euro'yu müvekkiline ödememiştir. Bu nedenle mahkemeden tevdi mahalli belirlendiğinde kurulan hava filtrasyon sistemi sökülerek malları yedi emine tevdi edilecektir. ---------- D. İş dosyasında delil tespiti yaptırılabilmesi için toplam 7.177,00 TL ödenmesi gerekmiştir. Ayrıca davalıya gönderilen ihtarname için 943,56 TL masraf yapılmıştır. İlgili masraf dekontları dilekçe ekinde mahkemenize sunulacaktır. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda davalı ile anlaşılamamıştır. Arabulucuk son tutanağı dilekçe ekinde mahkemenize sunulmaktadır. Davalının ödenen bedeli müvekkiline iade etmemesi nedeniyle işbu davayı açma zorunluluğu doğduğundan bahisle müvekkili şirketin sözleşmeden dönmesi nedeniyle 68.000 Euro'nun sözleşmeden dönme tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 02/08/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket ile davacı şirket arasında yapılan öngörüşmeler neticesinde Davacı şirkete ekte yer alan 21.02.2023 tarihli ------- kodlu teklif gönderilmiş ve bu teklif metniyle mutabık kalındığı üzere davacı şirketin adresinde yapılması gereken tüm iş ve işlemler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu teklifin içeriği davacı yan tarafından farklı aksettirilmek istenmişse de teklifte de açıkça Müvekkiline bilgi verildiği şekliyle ortamda yer alan tozun; Müvekkiline verilen bilgi toz yoğunluğuna uygun bir sistemle emişine ilişkin sistem imal edileceği bildirilmiştir. Söz konusu teklifte yer verilen sistemde; fizibilite çalışmalarında tarafımıza sunulan bilgi, belgeler ve görülen ortam ışığında görülen toz yüküne göre mevcut sistem önerilmiştir. Bunun kurulum işlemleri de bu şekilde tamamlanmıştır. Davacı yan bu durumu da çarpıtmak istemektedir. Zira, Müvekkili tarafından davacı yanca verilen bilgiler dışında ortamda kullanılacak toz yoğunluğu açısından bilgilendirme yapılmamıştır. Davacının sistemleri, esasında talep edilen ve bilgi verilen toz yükünün çok üzerinde bir toz yüküyle kullanmak istemesinin ardından kurulan sistem yetersiz kalmıştır. Bu durum ise kurulan sistemde bir hatayı göstermemekte davacı tarafından hatalı bir sistem siparişi yapıldığını veyahutta davacının mevcut sistemi hatalı koşullarda kullanmaya çalıştığını göstermektedir. Davacının sorun olduğunu iddia ettiği hususları Müvekkiline bildirmesi üzerine taraflarınca yerinde inceleme yapılmış ve sorunun Müvekkilinden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu sistemde filtre elemanlarının hızlı dolmasına ilişkin sorunun tek sebebi; tesiste sistem kurulduktan sonra ortaya çıkan toz yükünün, taraflarına bildirilen ve fizibilite çalışmalarında öngörülebilecek olan miktardan çok çok daha fazla ortaya çıkmasıdır. Bu hususta Müvekkilinin --------- fabrikasında demir tozunu çekmek için kurmuş olduğu filtrasyon sistemi, ilk kurulduğu 3 hafta boyunca sorunsuz çalıştığını firma yetkilileri bizzat kendileri memnun olduklarını belirtmişlerdir. Müvekkili, sistem kurulumu öncesinde ---------- firmasına demir tozunun haricinde, sistemde demir talaşının da olup olmadığını sorduğunda, demir talaşının filtrelere ulaşmasının mümkün olmadığını belirtmişlerdir. Filtrasyon sisteminde meydana gelen basınç düşmesinin ardından yapılan incelemelerde ise sıcak demir talaşlarının filtrenin tekstil kısmını deldiğini ve bu yüzden çekişin azaldığı tespit edilmiştir. Bu noktada Müvekkilinin hiçbir kusuru veya ihmali bulunmamaktadır. Bu husus tamamen davacının, kendi ihtiyacını gizleyerek, daha ucuz bir sistem almak istemesi ve akabinde bu sistemin düzgün çalışmadığını iddia etmesinden ibarettir. Davacı tarafından, dosya kapsamı incelendiğinde, hiçbir şekilde işyerlerinde ihtiyaç duyulan toz yükünün bu denli yüksek olduğu açıkça bildirilmemiştir. Bu doğrultuda Müvekkili tarafından da değerlendirilebilen toz yüküne ilişkin sistem teklifi kendisine iletilmiştir. Davacı yan tarafından dava dilekçesinde, filtrasyon sisteminin düzgün çalışmadığı iddia edilmişse de bu durum gerçeğe aykırıdır. Filtrasyon sistemi, Müvekkiline bildirilen veriler doğrultusunda yapılan fizibiliteyle ortaya çıkmıştır. Teklifte de bu hususta tüm ayrıntılara açıkça yer verilmiştir. Bu kapsamda mevcutta kurulacak fan gücü, filtre sayısı, filtre türü gibi işe ilişkin tüm ayrıntılar bildirilmiştir. Bu aşamada yapılan tüm işlemler davacı tarafından verilen bilgilere göre yapılmak zorundadır. Müvekkilinin bunun ötesinde bir bilgi sahibi olabilmesi mümkün değildir. Davacı yan da aynı şekilde basiretli bir tacir olarak kendilerine iletilen teklifi ve sistemi inceleyerek; uygun olup olmadığı noktasında karar verebilecekken sistemlerinde ortaya çıkacak toz yükünü ilk aşamada gizlemiş ve kendisine uygun olmayan bu sistem siparişini vererek sorumluluğu Müvekkili üzerine atmaya çalışmıştır. Bu noktada Müvekkilinin hiçbir kusuru ve ihmali bulunmamaktadır. Söz konusu adrese kurulan işte de sözleşmede taahhüt edilen tüm işler tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmiştir. Davacı yan, işyerinde çıkabilecek toza ilişkin Müvekkilini doğru aydınlatmamış ve neticesinde gücü eksik kalabilecek bir sistemin kurulumu sağlanmıştır. Tespit raporunda ise yapılan iş bilirkişiler tarafından gerektiği gibi irdelenmeksizin soyut bir şekilde ayıplı olarak nitelendirilmiştir. Bu tanımlamaya tümden itiraz etmekteyiz. Bilirkişilerin tespit sırasında, (raporun 2. Sayfası 2. Madde 2 paragrafında yer aldığı üzere) sadece davacı firma yetkililerinin beyanını esas aldığı ve bu beyanlar üzerine sistemin çalışarak çabuk sürede kapandığı şeklindeki tespitini değerlendirmeye esas almıştır. Maalesef ki dosyadaki bilirkişilerin teknik bilgi veya teknik yorum yetersizliği nedeniyle, bu hatalı sonuca ulaşılmıştır. Dosyadaki incelemeye dikkat edilirse zaten; hiçbir teknik inceleme içermediği ve sadece beyanlar üzerine beyanlar esas alınarak bir rapor düzenlendiği anlaşılacaktır. Ancak huzurdaki davada yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak; davacı işyerinde kurulan sistemin taahhüt edilen ve teklifte sunulan sistemle bire bir uygun olduğunun tespiti yapılacaktır. Bu noktanın ötesinde ise Müvekkilinin başkaca bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu noktada Mahkeme tarafından incelenmesi gereken husus, sözleşme-teklifle vaat edilen sistemin yerine uygun olarak kurulup kurulmadığı olmalıdır. Müvekkili sözleşmeyle teklifle vaat ettiği tüm sistemi eksiksiz ve ayıpsız olarak yerine getirmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde ayıp kavramı, satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması ya da nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp olarak tanımlanmıştır. Müvekkili tarafından davacıya kurulan ve teslim edilen sistemde bu tanımlar dahilinde ayıp olarak adlandırılabilecek hiçbir durum bulunmamaktadır. Durumu basitçe anlatmak gerekirse ortadaki olay; Davacı, ihtiyacı olan makineye dair bilgileri doğru olarak iletmemiş yahutta sonradan bu ihtiyaç değişmiş de olabilecektir; bunun üzerine iletilen bilgiler dahilinde teklif hazırlanmış, davacı tarafından teklif kabul edilmiştir. Teklife uygun olarak da bütün sistem kurulmuştur. Dolayısıyla burada bir ayıptan bahsedilebilmesi mümkün değildir. Bu durumu basitçe farklı bir örnek yoluyla izah etmek gerekirse; Davacı 10 tonluk bir yük kaldırma gücünde vinç alması gerekirken (esas ihtiyacına göre), ihtiyacının 10 ton olduğunu bildirmemiş ve kendisince bildirilen verilere göre kendisine teklif edilen 5 tonluk aracı olduğu gibi almıştır. Araçta hiçbir sorun yok, teklife uygun olarak çalışmaktadır ancak davacının ihtiyacının 10 tonluk bir güç olması nedeniyle sistem davacının tesisinde gerektiği gibi çalışmamaktadır. Yukarıda yer verdikleri örneğe davacı tarafından itiraz edilerek sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğu ve bu örneği doğru olmayacağı iddia edilmiştir. Bu iddiaları kabul etmemekle birlikte bir başka örnek daha vermek gerekirse; davacı, temizletmek istediği alanda rutin olağan bir toz olduğunu ve bunun temizlenmesine yönelik ihtiyacını bildirmiş, Müvekkili tarafından buna uygun sistem kurulmuştur. Ancak sistem çalışmaya başladıktan sonra Davacının alanında, talep ettiği rutin toz yükünün çok daha dışında ağır oranda metal toz yüküyle karşılaşıldığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, temizletilmek istenen alanda 1 birim yük olduğu talebiyle sistem hazırlanmışken sistem kurulduğunda Davacı, 1 birime uygun teklif edilen, bu sistemin kapasitesinin 1 birim olduğu da kendisine bildirilmişken mevcut sistemden 5 birim kapasite iş yapmasını beklediğini iddia etmiş ve bu davayı açmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere, Müvekkili tarafından kurulan sistem teklife tamamen uygun olup davacı, mevcut sistemden teklifte yer almayan işleri yapmasını beklemektedir. Bu iddianın ise hukuken kabul edilebilir bir yanı bulunmamakta olup bu nedenle davanın tümden reddi gerekmektedir. Basiretli bir tacir olan davacının, kendisine iletilen teklifi, teklifte yer verilen sistem verileni gerekirse mühendis vb. çalışanlarıyla değerlendirerek karar vermesi gerekirken, kolaya kaçarak hem ucuz sistem talebinde bulunmuş hem de bu sistemin yeterince çalışmadığı iddiasını ileri sürmüştür. Hiçbir şekilde aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tacir olan davacı tarafından ayıp ihbarları da süresinde yapılmamış olup bu nedenle huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Zira TTK Madde 23 1. Fıkrasının (c) bendi şöyledir: c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Davacı tarafından hiçbir şekilde ne iki günlük sürede ne de en uzun süre olarak düzenlenen 8 günlük sürede ayıp ihbarı olmamıştır. Bu noktada davacı, ayıp olduğunu bilmediğini iddia edebilecekse de bu iddiası da yersizdir. Zira -------- Değişik iş sayılı dosyası 12.01.2024 tarihinde açılmıştır. Bu dosyada bilirkişi raporu, 18.03.2024 tarihinde hazırlanmış ve taraflara tebliğ edilmiştir. Davacının ayıp iddiasını kabul etmemekle birlikte, ayıp iddiasının varlığı halinde dahi en geç 18.03.2024 tarihinde ayıp olduğunu öğrenen davacı 2 günlük süre içerisinde hiçbir ayıp ihbarında bulunmamıştır. Dolayısıyla davacının bu doğrultuda ayıp iddiası ya da sözleşmeden döndüklerine dair iddialar hukuken kabul edilemezdir. Zira ortada ayıp olgusu bulunmadığı gibi süresinde yapılan bir ayıp ihbarı da bulunmamaktadır. Nitekim davacının, hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın sözleşmeden döndüğü iddiasını ileri sürdüğü ihtarnamesine de cevaben --------- Noterliği 03.07.2024 tarihli --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş ve iddialarının kabul edilmediği bildirilmiştir. Davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, davanın esastan değerlendirilmesi halinde taraflar arasındaki sözleşme süreçleri, teklif aşaması, sistem kurulumu aşaması, sistemin ayıplı olup olmadığı, talep edilen ve taahhüt edilen sisteme ilişkin bilgilere dair tanık dinletme talebimiz bulunmaktadır. Ön inceleme aşamasında tarafımıza süre verilmesiyle birlikte tanıklarımızın bilgileri mahkemeye bildirileceklerinden bahisle davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin tespiti için refakata alınacak makine mühendisi, elektrik mühendisi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler refakatında mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Makine Mühendisi--------, Elektrik Mühendisi---------- ve Nitelikli Hesaplamalar ---------- tarafından sunulan 09.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ KANAAT Mahkemenizce tarafımıza tevdi edilen görev, dosya muhteviyatındaki bilgi, belge ve iddialar, tarafların beyanları, dosyaya sunulan keşif raporu dava konusu toz tutma ve filtreleme tesisinin yerinde incelenmesi sonucu gerekçeleri raporumuzun inceleme ve değerlendirme bölümünde detaylı olarak belirtildiği üzere, sayın Mahkemenizin de değerlendirmelerimize iştirak etmesi halinde, 1- Mevcut toz tutma ve filtreleme tesisinin fitrelerinin tıkanması ve sık değiştirilmesi gereksinimi nedeniyle rantabl çalışmadığı ve davacı açısından istenilen verimi sağlamadığı ve bu şekliyle kullanılmasının masraflı olduğu, işgücü kaybına yol açacağı ve efektif olmayacağı 2- Davalı --------- firmasınca imal edilen toz tutma ve filtreleme tesisinin davalı tarafından uygun olmayan ve eksik ekipman kullanılması nedeniyle ayıplı olduğu ve bu ayıbın tesis devreye alınıp belirli bir müddet kullanılmadan kullanıcı tarafından fark edilmesi mümkün olmayacağından gizli ayıplı olarak nitelendirilebileceği ayıbın meydana gelmesinde davacı ---------- firmasına kusur atfedilmeyeceği, 3- Davalı imalatçı -------- firmasının sorunu gidermek için 2 adet siklon ilave etmeyi önerdiği ancak davalının sorumluluğunun ekipman ilavesiyle bitmediği tam randımanla çalıştırılma sorumluluğu bulunduğu, raporumuzda III-A/5 maddesinde belirtilen gerekçelerle bu çözüm yönteminin sorunu büyük ölçüde rahatlatmakla birlikte tesisi tam anlamıyla verimli çalıştırmak için yeterli olacağı hususunda net bir kanaate ulaşılamadığı 4- Sayın mahkemenin ayıp nedeniyle tüketicinin hangi seçimlik haklarını kulanabileceği hususunda dosyanın tümüne vakıf olarak hiç kuşkusuz muhtar olduğu tesisdeki eksikliğin davalı tarafından giderilmesine karar verebileceği ancak Davalı imalatçının önerdiği çözüm yönteminin mevcut tesisteki ayıbı tam olarak gideremeyebileceği ihtimalinin dikkate alınmasında fayda olduğu 5- Sayın mahkemenin tesisin yapılacak ilave ekipmanlarla düzeltilebilmesi gerektiği yönünde karar vermesi veya davacının ayıbın satıcı tarafından giderilmesini talep etmesi halinde davalı tarafın yapılacak tadilat için herhangi bir ücret talep edemeyeceği yapılacak tadilatı bilabedel yapması gerektiği, 6- Davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediği ve sayın Mahkeme tarafından bu talebinin kabulü halinde; davacının ödediği 68.000,00 Euro bedeli talep ettiği ve davacının ayıplı tesisi anlamasının ancak belli bir müddet çalıştıktan sonra anlayabileceği göz önüne alındığında talebinin uygun olduğu, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile nihai takdir sayın mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten 17 (onyedi) sayfadan müteşekkil işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını karşılamak üzere ek rapor alınmasına ayrıca bilirkişilerin toz toplama ve filtrasyon tesisinin sökülüp kaldırılmasının aşırı zarar doğurup doğurmayacağı, sökümün aşırı zarar doğuracak olması halinde ne miktarda bedelden indirim yapılması gerektiğinin hesaplanmalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Makine Mühendisi ---------, Elektrik Mühendisi --------- ve Nitelikli Hesaplamalar --------- tarafından sunulan 23.06.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "SONUÇ KANAAT Mahkemenizce tarafımıza tevdi edilen görev, dosya muhteviyatındaki bilgi, belge ve iddialar, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyanları doğrultusunda, kök raporumuzdaki sonuç ve kanaatimizde herhangi bir değişiklik mevcut olmayıp sayın mahkemenin talepleri doğrultusunda gerekçeleri ek raporumuzun inceleme ve değerlendirme bölümünde detaylı olarak belirtildiği üzere, varılan ek görüş ve kanaat aşağıdaki şekildedir. 1-Mevcut 9-2-2025 tarihli kök raporumuzdaki görüş ve kanaatimizin değişmediği 2-Sayın mahkemenin toz toplama ve filtrasyon tesisinin iadesine karar vermesi halinde davalı --------- firmasının Kâr kaybı hariç yaklaşık 28.000 Euro zararı olacağı 3- Sayın mahkemenin toz toplama ve filtrasyon tesisin iadesine karar vermesi halinde davacının ödediği 68.000 Euro satış bedelinden günlük 14,90 Euro kullanım bedelinin düşülmesi gerektiği dava tarihi itibarıyla bu bedelin 5.975 Euro olacağı 4- Sayın mahkemenin satış bedelinden indirim yapılması seçeneğini tercih etmesi halinde 35.000 Euro indirim yapılmasının makul kabul edilebileceği Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile nihai takdir sayın mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten 6 (altı) sayfadan müteşekkil işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden dönüldüğünden bahisle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Davacı taraf eserin taahhüde uygun yapılmadığından bahisle sözleşmeden döndüğünü ve ödenen bedelin iadesini talep etmektedir. Davalı taraf teklif formundaki tüm işlerin eksiksiz yapıldığından bahisle davanın reddini talep etmektedir. Taraflar arasında özel olarak hazırlanan yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı sadece davalı tarafça hazırlanıp davacı tarafça imzalanan teklif formu bulunduğu görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmeden Doğan Borç İlişkileri A. Sözleşmenin kurulması I. İrade açıklaması 1. Genel olarak başlıklı 1 inci maddesi "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.", 2. İkinci derecedeki noktalar başlıklı 2 nci maddesi "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır.", Eser Sözleşmesi A. Tanımı başlıklı 470 nci maddesi "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." ve b. İşsahibinin seçimlik hakları başlıklı 475 inci maddesi "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İşsahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Eser, işsahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa işsahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz." hükmünü düzenlemiştir.
Eser sözleşmeleri hiçbir şekle bağlı olmayıp, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Taraflar sözleşme öncesi ön görüşme yapmışlar ancak bunun sonucunda özel olarak hazırlanan bir eser sözleşmesi imzalanmamış olup imzalı tek belgenin davalı tarafça hazırlanan ve davacı tarafça imzalanan teklif formu bulunmaktadır. Davacı tarafça ödeme de teklif formuna göre yapılmıştır. Ön görüşmeler yazıya dökülmediği için ve sözleşmenin kurulması için geçerli olan öneri ve kabul süreçlerinin bahsi geçen teklif formuyla sözleşmeye döndüğü sonucuna varılmalıdır. Taraflar arasındaki tek yazılı belgeye göre de davalı yüklenici teklif formundaki eseri eksiksiz olarak meydana getirdiğinden davacı işsahibinin sözleşmeden dönme hakkı yoktur. Bu kabul karşısında davacı tarafın davasında haksız olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
1-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça peşin yatırılan 40.887,50 TL harçtan mahsubuyla fazla alınan 40.272,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
2-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 323.365,52 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca-------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/07/2025