T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/330
KARAR NO : 2025/640
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/05/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 09.05.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, icra dosyası ekinde sunulan toplam 20 adet e-fatura ile davalıya çeşitli ebatlarda, miktarlarda ve farklı tarihlerde toplam 3.269.957.00-TL lik-----vb. ---- ürünleri satmıştır. Bu işler neticesinde müvekkilinin, icra takibine konu ilk fatura tarihi 04.10.2019 ile son fatura tarihi 28.10.2019 arasındaki e-faturaları düzenlemiş ve davalı-borçlu şirkete teslim etmiştir. Davalının aldığı malların e-faturalarını da davalının talep ve kabulüne ve VUK 229/5. maddesine uygun olarak malın tesliminden itibaren 7 gün içinde karşılıklı mutabakat ile düzenleyip tebliğ etmiştir. Davalı, alacağa konu malları aldığından söz konusu malların faturalarını da yasal defter ve belgelerine işlemiştir. Bağlı olduğu vergi dairesine verdiği BA-BS formlarına aldığı bu malları ve faturaları beyan etmiş yani "ben bu "BA" yani (BEN ALDIM!) formunda beyan ettiğim bu faturalara konu malları satın aldım; depoma koydum, stok ve defter ve kayıtlarıma işledim ey vergi dairem ve devletim seni de şahit tutuyorum ve vergi ödemesini yapmak üzere aldığım bu malları beyan ediyorum!" demiştir. Davalının yasal ticari defter ve kayıtları ve bağlı olduğu Vergi Dairesi kayıtları ile Vergi Dairesine verdiği BA beyan formları işbu davada davalı aleyhine kesin delil niteliğindedir. Müvekkilinin alacağı, kesin, kayıtlı ve ispatlı olup, ispat yükü, borcunu inkar ve resmi defter ve kayıtların aksini iddia eden davalıya aittir. Davalı-borçlu sözlü ve yazılı uyarılara rağmen icra takibine konu faturalardan kaynaklanan borcu ödememiştir. Bunun üzerine davalı aleyhine, -----İcra Md. ----- dosyası ile toplam 3.269.957.00-TL'lik 20 adet e-faturaya dayalı icra takibi 14.11.2023'te yapılmıştır. Davalı, borcunun olmadığından bahisle borca ve ferilerine 30.11.2023'te itiraz etmiş ve takip durmuştur. Davalının itirazı üzerine, ----- Arabuluculuk Bürosuna başvurduk ve dava açılmadan önce zorunlu olan arabuluculuk görüşmeleri---- Büro Dosya No ve ----- Arabuluculuk başvuru no ile yapılmıştır. Tarafların anlaşamadığına dair Arabuluculuk son tutanağı 17.04.2024'te tutulmuştur. Davalının, borca itirazı haksız ve dayanaksızdır: İcra takibine konu faturaların ilki 04.10.2019 tarihli ve sonuncusu da 28.10.2019 tarihlidir. Davalı, önce faturaları kabul etmiş ve kayıtlarına işlemiş daha sonra ise aradan yaklaşık bir yıl geçtikten sonra bu faturalara itiraz edip kayıtlarından çıkardığını belirtmiştir. Müvekkili, icra takibine konu faturaların bedelini ödemez ise icraya konulacağını söyleyene kadar davalı-borçlu herhangi bir itirazda bulunmamış ve faturalar kayıtlarında işlenmiş olarak durmuştur. İcra takibine konu faturalar ve mallar, müvekkili şirket tarafından davalı-borçluya teslim edilmiş, karşılığında faturalar düzenlenmiş, ticari defterlerine işlenmiştir. Davalı teslim aldığı mallar karşılığında alacaklı ile birlikte yapılması zorunlu olan ve karşılıklı mutabakat, çifte kontrol ve anlaşma ile senkronize şekilde yapılan "BA-BS FORMLARI" (ben aldım-ben sattım)nı düzenleyerek bağlı olduğu vergi dairesine tıpkı müvekkili gibi vermiştir. BA-BS FORMLARI'nın tek taraflı ve sehven verilmesi fiilen ve teknik olarak mümkün değildir. Davalı vergi dairesine ben bu malları aldım diye ikrar ve kabul vermiştir. BA-BS FORMLARI, ancak alım-satımın tamamlanması, karşılıklı kontroller ve iş ve hesap mutabakatı yapıldıktan sonra birlikte verilebilmekte, alıcı ve satıcının faturalara konu malları hukuken ve fiilen satıp teslim ettiğinin ve alıcının teslim aldığının ve bu alışverişin ve cari ticaret ve alacak-borç hesabının ve ilişkisinin her iki tarafça yani satıcı ve alıcı tarafından doğrulanıp, tamamlanmış ve kabul edilmiş olduğunun kesin delili ve ispatıdır. Satıcı ile alıcının, söz konusu alım-satımın faturalara ve iradelerine uygun şekilde eksiksiz olarak yapılıp tamamlandığını karşılıklı kabul ve beyan ederek düzenledikleri BA-BS FORMLARI'nı ilgili vergi dairelerine karşılıklı tam bir mutabakat ile vermiş olmaları tamamlanmış olan bir ticari alış verişe devleti ve vergi dairesini tanık ve ortak yapma iradesi ve kabulüdür. BA-BS FORMLARI, alıcı ve satıcının faturalara, defter ve kayıtlarına, stoklarına işlenmiş olan mal alım-satımını tamamladıklarını ve bundan kaynaklanan alacak, borç ve tahakkuk eden vergiyi resmi kurumlar ve devlet katında kabul ve ikrar beyanıdır. Yargıtay ve BAM uygulamalarına göre BA-BS formları ve tarafların vergi dairesine verdiği beyanname ve kayıtlar ilgililer lehine veya aleyhine kesin delil kabul edilmektedir. Bu nedenlerle bu resmi yasal kayıt, ikrar ve kabul belgelerinin aksini aynı güçte yazılı ve tarafların kabulünde olan belgelerle ispat yükü davalı-borçluya aittir. Davalı ise kötüniyetle borcu ödemekten kurtulmak için çeşitli ve çelişkili iddialarla borcunu ödememek için uğraşmaktadır. Davalı-borçlunun icra takibine itiraz ederken ileri sürdüğü iddiaları doğru değildir. Davalı-borçlu, akdi ilişkiye ve teslim almaya devam ettiği mallara ve 19.08.2019'dan itibaren teslim aldığı E-fatura borçlarına mahsuben davacıya 29.08.2019 tarihli makbuzla 27.09.2019 keşide tarihli 700.000,00-TL.lik şirket çekini vermiştir. Davalı borçlunun toplam alışveriş ve borçlarına karşılık verdiği bu çek gününde ödenmiş ve her iki tarafın cari hesap ve ticari defter ve kayıtlarına işlenmiştir. Davalı-borçlu bu 1 ay vadeli şirket çekini şimdi inkar ettiği bu borçlarına karşı vermiştir. Bunu bir avans, ön ödeme olarak henüz teslim almadığı mallara ve olmayan borca karşı verdiğini iddia ediyorsa, iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. İşbu dava konusu alım-satımla ilgili dava dışı bir kısım alacak ve faturalarla ilgili olarak daha önce davalı aleyhine---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin-----sayılı dava açılmış ve davalı aleyhine "itirazın iptali ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına.." karar verilmiştir. Davalı, o takip ve davada vaki haksız ve dayanaksız itirazlarını bu davada da yapacağından, dava dilekçemizde konuyu detaylı bir şeklide açıklamak istiyoruz: Davalı-borçlu, karşılıklı bütün yasal defter ve kayıtlarda ve vergi dairesi kayıtlarında yazılı ve mevcut olan "alacaklı-borçlu-kamu" üçgeninde kayıtlı ve tescilli olan borcunu ve stoklarına alıp kaydettiği malları ve faturaları, icra takibi yapılacağını öğrenince, tek yanlı bir karar ve eylemle muhasebe kayıtlarından ve yasal defterlerden çıkarmıştır. Anayasa'da, yasalarda ve özellikle T. Ticaret Yasası, Borçlar Yasası ve Vergi Usul Yasasında böyle yasal ticaret, E-Fatura ve borç kayıtlarını silme diye bir yöntem, hak veya yetki yoktur. Bu usulsüzlük ikrarı, sahtecilik ve Vergi Usul Yasasına muhalefet ve vergi kaçakçılığı ikrarıdır. Davacının alacağını, malını, faturasını sildiğini iddia eden davalı-borçlu yasal defter kayıtlarını, stoklarını, mal alım kayıtlarını, vergi dairesi kayıtlarını silemez. Davacı- alacaklının vergi borcu olması veya hakkında rutin vergi inceleme yapılması, davalı-borçluya borcunu silme ve inkar hakkı vermez. Mallar alınmış, tüm kayıtlar yapılmış, beyannameler BA-BS FORMLARI, Devlete verilmiş aradan aylar geçmiştir. Davalı bir vergi incelemesi nedeniyle milyonluk alışverişi ve borcu haksız olarak yok etme eylemine girişerek 26.12.2019'da masaya oturup, aldığı mallar karşılığı borçlu olduğu 20 adet faturayı teker teker kayıtlarından silmiş ve borçtan kurtulmaya çalışmıştır. Davalı malları teslim almadı ise, 20 adet faturayı neden teslim aldı? Neden bütün yasal ve ihtiyari defter ve kayıtlarına eksiksiz kaydetti? Neden faturalara itiraz ve alacaklıya iade etmedi? Neden Vergi Dairesine bu malları eksiksiz aldığını "BEN ALDIM FORMU" vererek resmen beyan ve ikrar etti? Neden sözde tespit ve mahsup yaparak kayıtlarından çıkartma işlemi yaptığı 26.12.2019'da faturaları ve malları iade etmedi, Neden davacı bakiye alacağını resmen isteyinceye yani 2020 yılı sonuna kadar davacıya tebliğ ve hiçbir talepte bulunmadı? Davalı, borçludur ve haksızdır. Taraflar arasında, -----Asliye Ticaret Mh. ----- Sayılı dosyası ile aynı alışverişle ilgili bir kısım faturalara dayalı icra takibine itirazın iptali emsal davasında, davalı - borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir. Kararın bir örneğini emsal teşkil ettiği için dilekçe ekinde sunuyoruz. Kararın gerekçesinde, "Gerek gelen davalının BA kayıtlarından gerekse ticari defterler incelenerek hazırlanan bilirkişi raporundan davaya konu olan ve bedeli ödenmediği ihtilafsız bulunan 29 adet faturanın da, davalının BA kayıtlarında yer aldığı, yine ticari kayıtlarında da yer aldığı sabittir. Davalı taraf icra takibinden hemen önce kayıtlarını düzeltmek suretiyle bu 29 adet faturayı kayıtlarından çıkarmış ise de, söz konusu kayıttan çıkarma işleminin vergi dairesinin bir yazısıyla gerçekleştiği; vergi dairesi tarafından davacı şirketin kayıtları incelenirken davacı şirketle ilişki halinde bulunan davalı şirkete uyarı mahiyetinde bir yazı gönderildiği, bu yazıda incelemenin devam ettiği ancak inceleme sonunda davacı şirketle yapılan işlemlerin fiktif işlemler olduğunun anlaşılması halinde cezai işlem yapılacağı, bu nedenle ve buna engel olmak için dilerlerse kayıtlarını düzeltebileceklerinin bildirildiği bunun üzerine davalı tarafça söz konusu 29 adet faturanın kayıtlarından çıkarıldığı anlaşılmışsa da bunun vergi soruşturmalarında rutin bir işlem olduğu, bu şekilde faturaların ticari kayıtlardan çıkarılmasının davacıyı bağlamayacağı; ortada gerçekten fiktif bir işlem varsa kısacası gerçek bir mal teslimi olmayıp vergi iadesi için düzenlenen faturalar söz konusu ise, muvazaanın iki taraflı olacağı, davalı tarafından da bu faturaların alınıp BA kayıtlarında beyan edilmek suretiyle devletten vergi iadelerinin alındığı; kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak ileriye süremeyeceği nazara alınarak mahkememizce ba kayıtlarında kullanılan, ticari defter ve kayıtlara işlenen ve uzun bir süre ticari defter ve kayıtlarda kaldıktan sonra tek taraflı bir işlemle kayıtlardan çıkarılan faturalardaki malların davalı tarafından alınmış sayılacağı kabul edilmiştir." denilerek davalının tüm itirazları reddedilmiş ve faturalar nedeniyle borçlu olduğuna karar verilmiştir. Dosyanın celbi ile bu dosyadaki bilirkişi raporu ve mahkeme kararı emsal alınarak davamızın kabulüne karar verilmesini arz ve talep ederiz. Davalı-borçlu ilk mal ve fatura teslim ve kaydından sonra geçen 5 ayda alım satım ile ilgili işlemleri eksiksiz yapmış, çek verip kısmen ödemiş, teslim aldığı malları stoklarına kaydetmiş, depolarına yerleştirmiş, kullanmış, çekle kısmi vadeli ödeme yapmış, tüm bu işlemleri ve alış verişin tamamlandığını kabul ve ikrar ederek BA-BS Formlarını verip vergi dairesini tamamlanan bu alışverişe şahit tutmuş ve davacı-alacaklı ile diyaloğu sürdürmüştür. Davalının borcu ve hukuki-cezai sorumluluğu devam etmektedir. Davalı aleyhine, -----İcra Md. ----- dosyasında toplam 3.269.957.00-TL. lik 20 adet faturaya dayalı ilamsız takip yapılmış olup, davalının yasal defter ve kayıtlarının (E-defter ve kayıtlarının), Vergi Dairesi kayıtları ile BA-BS formlarının incelenerek kesin yazılı delil olan bu deliller ve davalı ikrarları ve diğer delillere göre davanın kabulüne karar verilmesini istiyoruz. Davalının, borcu inkar etmek ve ödememek için malları ve faturaları tek yanlı ve keyfi olarak kayıtlarından çıkarması, kötü niyetli olduğunu gösteren beyan ve deliller olduğundan bahisle davalı-borçlunun ----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davalı-borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan takibe konu alacağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 04.07.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhinde yapılan----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra takibi faturaya dayalı olarak yapılmıştır. Oysaki, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı gibi faturalar da usulüne uygun düzenlenmemiştir. Bu haliylede takip dayanağı faturalar nedeniyle müvekkilinin borcu bulunmadığından davacının davasının reddi gerekmekte ve talep olunmaktadır. Mahkemece malumu olduğu üzere fatura sözleşmenin ifası safhası ile bilgili bir belge olup mutlaka bir sözleşmeye dayanmalıdır. Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığına kanıt değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkarı halinde faturayı düzenleyen kimse bu ilişkinin varlığını kanıtlaması gerekmektedir. a- Taraflar Arasında İcra Takibine Konu Fatulara Konu İş Bakımından Bir Akdi İlişki Bulunmamaktadır. Somut olayda davacı ile müvekkili arasında bir akdi ilişki yoktur. Nitekim davacı tarafından da bir sözleşme sunulmamıştır. Davacı tarafından bir sözleşme ibraz edilmediğinden davacı tarafından takibe dayanak faturalar ile akdi ilişkinin varlığını ispat etmesi mümkün değildir. Nitekim TTK'nın 21/2. Maddesi ile VUK 229. Maddesinden anlaşılacağı üzere fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında bir akdi ilişki bulunması gerekir. Çünkü fatura hukuki ilişkinin yerine getirilmesi safhası ile bir belgedir. Bu nedenle faturada ifa ilgili hususların yer alması gerekir. Aksi halde fatura geçersizdir. İtirazın iptali davaları niteliği gereği takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan, dava konusu takip faturaya dayalı olduğundan takip konusu faturaların içeriğine konu mal ve hizmetin ifa edildiğinin ispat külfeti davacıdadır. Yargıtay ----- Hukuk Dairesi Esas : ---- Karar : ----- Karar Tarihi ----- sayılı ilamında: "Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı temel ilişkisinin ispatı gerekir. Ayrıca tek yanlı olarak düzenlenen faturanın faturayı düzenleyen davalının kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması da alacağının varlığını ispatlamaz. Somut olayda davalı, davacıdan satın aldığı ve bedelini ödemediği 4.664 TL. için davacıya hizmet verdiğini ve bu nedenle fatura düzenlediğini bildirmişse de bu faturanın davacı şirkete veya yetkilisine tebliğ olunduğu ispatlanamamıştır. Bu durumda mahkemece, ispat külfetinin davalı yanda olduğu ve hizmet bedeli talep etmesine ilişkin akdi ilişkiyi kanıtlaması yönünde davalıdan delilleri sorularak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, tek yanlı olarak düzenlenen hizmet faturasının kendi defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde; Yargıtay -----. Hukuk Dairesi Esas : ------Karar Tarihi :----- sayılı ilamında: "Akdi ilişki kanıtlanamadıkça tek başına fatura düzenlenmesi ve buna yasal sürede itiraz edilmemesi akdi ilişkinin kabulüne olanak vermez. Bu durumda mahkemece dosyaya sunulan irsaliyeler üzerinde durularak imzalanmış olan irsaliyelerin kim tarafından imzalandığı ve davalıyı bağlayıcılığı hususları değerlendirilip irsaliyelerin hangi faturayla ilişkili olduğu hususları da saptanmak suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenerek tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilmekle haklılığımız anlaşılmaktadır. b- Kabul Anlamına Gelmemek Şartıyla Bir An İçin Taraflar Arasında Mal Alım - Satımına İlişkin Bir Akdi İlişki Bulunduğu Düşünüldüğü İhtimalde De Fatura İfa Safhasına İlişkin Bir Belge Olduğundan Müvekkilin Borçlu Olabilmesi İçin Faturaya Konu Malın Müvekkiline Teslim Edildiğinin Davacı Tarafından İspat Edilmesi Gerekmektedir. Mahkemeye yukarıda arz ettikleri üzere fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ihtimalde dahi düzenlenen bir fatura borcu doğuran bir belge olmayın borcun ifa edilme safhası ile ilgilidir. Ayrıca Mahkemece malumu olduğu üzere fatura ifa sırasında veya daha sonradan düzenlenip verilebileceği gibi ifadan önce de düzenlenebilir. Zira TTK'nın 1530. Maddesi de açıkça faturanın malın teslimi veya hizmetin sağlanmasından önce düzenlenebileceği öngörülmüştür. Bu nedenle faturanın düzenlenmiş olması davacının edimini ifa ettiği anlamına gelmez. Nitekim faturaya itiraz edilmemiş olsa bile sözleşme ilişkisi inkar ediliyor ise bu durumda ttk' nın 21/2. maddesindeki karinenin uygulanabilmesi için taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunduğunu ispat yükü; faturayı düzenleyip gönderen (satıcı, işi yapan veya diğer bir menfaati sağlayan) tarafın üzerindedir. Faturaya konu alacağın dayandığı bu sözleşme, HMK m.200 uyarınca senetle / kesin delille ispatlanmalıdır. Ayrıca faturayı düzenleyen taraf; fatura konusu borcunu ifa ettiğini (malı teslim ettiğini, işi yaptığını) da ispatlamalıdır. Kaldı ki, menfi yani olmayan bir mal tesliminin müvekkilinden ispatının beklenmesi de mümkün değildir. Y. ---- HD., T. ----- İlamında; “TTK.’nun 23. maddesi hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olmasına bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasında bir sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Zira davalının sözleşmesel ilişkiyi inkar etmiş olması halinde öncelikle davacıya, davalı ile aralarında (alım-satım) ilişkisi olduğunu kanıtlaması için uygun bir mehil verilmesi gerekir. Çünkü, tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın davalı alıcıya teslim edildiğini göstermez; bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına gelir. Davacı satıcının faturada yazılı malı alıcıya (davalıya) teslim ettiğini ve bu teslimin de borç doğurucu bir hukuksal ilişki sonucu olduğunu ayrıca ispat etmesi gerekir.” Şeklinde hüküm kurulmuştur. Zira taraflar arasında bir sözleşme yok iken düzenlenip gönderilen belge fatura değil öneri icap sayılır.(Y. İBK., T-----Satış Sözleşmelerinde de malın teslim edildiği; teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilir. Bu belgelerdeki imzaların da; alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerekir.(Y. -----. HD., T.------) Fakat somut olayda öncelikle aradaki akdi ilişki taraflarından inkar edildiğinden ve kendileri tarafından herhangi bir sözleşme ibraz edilmediğinden sözleşmeye dayalı olmadığından fatura niteliğinde olmadığı gibi dava dosyasına malın teslimine dair de bir sevk irsaliyesi sunulmamıştır. Bu aşamadan sonra sunulmasına da muvafakatleri bulunmadığı gibi sunulduğu ihtimalde de herhangi bir mal teslimi olmadığından imzaya ve açıklamalarına peşinen itiraz ederiz.Nitekim davacı tarafından müvekkili şirkete iş bu dava konusu faturaların haricinde 29 adet daha fatura keşide edilmiş bu faturalar bakımından da yine ------ Asliye Ticaret Mahkemesinin-----. Sayılı davası görülmüş, bu davada her ne kadar aleyhimize karar verilmiş ise de hükmedilen karar hukuka aykırı, hatalı ve eksik inceleme ile verildiğinden tarafımızdan istinaf edilmiştir. Hali hazırda derdesttir. Davacının ------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davasına dayanak faturalar da teslim edilmeyen mallara ilişkin olmakla o davada faturalarda ------ Plakalı araçla taşınmış gibi yazılmış idi. Fakat Yerel Mahkeme karinenin aksinin ispatı mümkün iken hatalı değerlendirme ile zikredilen aracın faturalara konu miktarda malı teknik olarak nakliye edemeyeceği, söz konusu aracın irsaliye tarihlerinde Taşıt Tanıma Sistemine göre trafik güzergahının belirlenmesi için Makine Mühendisliği ve Trafik alanında uzman bir Bilirkişi Kurulu nezdinde inceleme yaptırılması talep edilmiş ise de bu taleplerimiz doğrultusunda herhangi bir inceleme yapılmaksızın karar verilmiştir. Bu nedenle de işbu davada da aynı iddiaların ileri sürüleceği düşünüldüğünden her ne kadar menfi / olumsuz bir durum olan yapılmayan mal tesliminin yapılamayacağının ispat açısından -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ------Sayılı davamızda ileri sürdüğümüz delillerimizin de huzurdaki davada toplanarak davacının müvekkiline herhangi bir mal teslimi yapmadığının sübuta erdirilmesini talep ederiz. c- Davacının İddiasının Aksine "BA" Belgesi Kesin Delil Niteliğine Haiz Olmadığı Gibi Davacının Faturaları İle İlgili Olan 2019 Yılı "BA" Belgelerinin Müvekkil Tarafından Yapılan Düzeltmeler Doğrultusunda Verilen Resmi Beyannameler İle Gerçeğe Uygun Olmadığı İspat Edilmiştir. Mahkemece malumu olduğu üzere BA- BS Belgesi de taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığını kesin şekilde ortaya koyan bir belge olmadığı gibi BA - BS Belgesi mal alımına veya satımına ilişkin faturanın ticari defterlere işlendiğine dair bir belgedir. Bunun da aksi her zaman ispat olunabilir. Yani davacının dava dilekçesindeki iddiasının aksine kesin delil hükmünde değildir. Aksi ispatlanabilmektedir. Nitekim bu kapsamda davacı tarafından müvekkiline dava konusu edilen faturalarla birlikte toplamda 55 adet olarak fatura düzenlendikten sonra davacı yanın kayıtlı olduğu Vergi Dairesince hakkında sahte belge düzenleme yönünden tespitlerinin olduğu ve bu kapsamda aleyhinde sahte belge düzenleme nedeniyle inceleme yapılacağı müvekkiline ifade edildiğinden; gerçekte bir mal teslimi yapılmadığından, davacının düzenlediği faturalar yönünden 2019 yılı Ağustos, Eylül, Ekim ayları KDV beyannamelerinde, faturalarda yer alan KDV tutarları tenzil edilerek (beyandan çıkarılarak) düzeltme beyannamesi verilmiştir. Keza stoklar hesabından da gerekli düzeltmeler yapılmış yanlış işlemler düzeltilmiş, 'ilk madde ve malzeme', 'indirilecek KDV' ve ----- hesabı'na yapılan kayıtlar bu düzeltme işlemleri doğrultusunda 26.12.2019 tarihinde yapılarak tüm ticari defter kayıtları sahih hale getirilmiştir. Bunlar resmi beyannameler ile sabittir. Yani 2019 yılındaki davalı ile ilgili BA formlarının aksi verilen resmi beyanlar ve yapılan düzeltmeler ile ispat edilmiştir. Bu haliyle de BA formlarının gerçeği yansıtmadığı ortada olduğundan gelinen aşamada geçerli bir BA belgesi kalmadığından aleyhimize delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Müvekkili tarafından yapılan bu düzeltme işlemleri de VUK kurallarına da uygundur. Çünkü Sözde faturalara konu ürünler/emtialar Müvekkili Şirkete teslim edilmemiştir. Aksini iddia eden Davacı bu iddiasını ispatla mükelleftir. VUK md.229 hükmünden anlaşıldığı üzere, gerçek bir mal ve hizmete dayanan faturalar yasal defterlere kaydedilir ve bu faturalar dikkate alınarak beyannameler hazırlanır. Dava konusu faturalar gerçek bir mal ve hizmet hareketine dayanmamaktadır. Ortada gerçek bir mal alışverişi bulunmaması sebebiyle zaten yasal defterlere kaydedilmemesi gereken faturaların, Maliye İdaresinin Müvekkili Davalıyı uyarması sonrasında defterlerden çıkarılması doğru ve hukuka uygun bir işlemdir. Kaldı ki, davacı aleyhinde ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ----- Vergi Kaçakçılığı - 4 Denetim Daire Başkanlığı tarafından 2018, 2019, 2020 dönemleri de daha sonra denetime alınmış bu denetim dahi müvekkili tarafından yapılan düzeltme işlemlerinde ne denli haklı ve yerinde hareket ettiğini de göstermektedir. Müvekkilinin davacıya hiçbir borcu yoktur. Hatta davacının iddiasının aksine kısmi ödeme niteliği bulunmayan 700.000TL'lik ödememiz karşılığında müvekkili halen davacıdan alacaklıdır. Zira davacı tarafından müvekkiline gönderilen mutabakat metni ile de mutabık olmadıklarının 05.11.2020 tarihinde bildirilmiş kendisinden yukarıda zikrettikleri çek bedeli karşılığında 700.000 TL alacaklı oldukları da iletilmiştir. Devamında da ----- Noterliğinin 06.11.2020 Tarihli ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de muavin defter kaydı örneğimiz ve kendilerinden 700.000TL alacaklı olduğumuz ihtar edilmiştir. Ticari defterlerimizle sabit olduğu üzere müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığı gibi davacıdan alacaklı olduğundan huzurdaki davasının reddi gerekmekte ve talep olunmaktadır. 2- Davacı Müvekkili Aleyhinde Haksız Şekilde İcra Takibi Yapmış Olmakla Aleyhinde Kötü Niyet Tazminatı Hükmedilmeli Ve İcra İnkar Tazminatı Taleplerinin Reddine Karar Verilmelidir. Mahkemece yukarıda izah ettikleri üzere müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bilakis müvekkili aleyhine kötü niyetli bir takip söz konusudur. Bu haliyle de alacağın %20' sinden az olmamak şartıyla davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Bunun yanı sıra davacının icra inkar tazminatı talebinin de şartları oluşmadığından reddi gerekmektedir. Nitekim davacı tarafından düzenlenen faturaların içeriği, sözleşme ilişkisi, borcun varlığı, malın teslimi tarafımızdan kabul edilmemektedir. Yani davacı tarafından ispata muhtaçtır. Bu haliyle de likit bir alacaktan bahsedilmesi mümkün değildir. Dava konusu alacağın var olup olmadığı ve miktarı ancak bilirkişi incelenmesi ile belirlenebileceğinden yargılama ile belirlenebilecek bir alacak nedeniyle de icra inkar tazminatı verilemez. Dolayısıyla davacının alacağı likit de değildir. Bu nedenle de reddi gerekmekte ve talep olunmaktadır. 5------Asliye Ticaret Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasından hükmedilen karar hatalı ve hukuka aykırı olup tarafımızdan istinaf edilmiştir. Bu haliyle de kesinleşmeden huzurdaki davaya emsal olamayacağı gibi mahkemece işbu davanın huzurdaki davada bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davacının haksız, hukuka aykırı davasının ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, davacı aleyhine alacağın %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Dosyası: -----. İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının -----Şirketi, borçlusunun ------Şirketi olduğu, 3.269.957,00 TL asıl alacak üzerinden 20 adet e-faturaya dayalı 14/11/2023 tarihli İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 24/11/2023 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde 29/11/2023 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür.
Dosyanın konusunda uzman mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi incelemesine tabi tutulmasına, bilirkişilerin şirket defter ve kayıtları üzerinde gerekirse yerinde inceleme yapmalarına karar verilmiştir.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------ ve Akademisyen Dr. ------tarafından sunulan 10.03.2025 tarihli raporda özetle; "5-GENEL DEĞERLENDİRME-SONUÇ Taraflar arasındaki ihtilafın, davacı tarafın mal satışından kaynaklı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; A- Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü tasdiklerinin bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Huzurda görülen davada, davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2019-2023 dönemi Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davacının 2019-2023 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2019-2023 dönemi Gib onaylı Ocak ayı açılış ve Aralık ayı kapanış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2019-2023 dönemi ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davalı Yönünden; Huzurda görülen davada, davalının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2019-2023 dönemi Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davalının 2019-2023 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2019-2023 dönemi Gib onaylı Ocak ayı açılış ve Aralık ayı kapanış Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davalının incelenen 2019-2023 dönemi ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. B- Takip konusu alacağı oluşturan faturanın davalıda kayıtlı olup olmadığı, iade/fiyat farkı/indirim faturası bulunup bulunmadığı, ticari defter (ler)deki kaydın belgesinin bulunup bulunmadığı yönünden; Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 19.08.2019 tarihinde başladığı, davacı tarafından 19/08/2019 ila 28/10/2019 tarihlerinde davalı adına temel fatura senaryosu ile toplamda 55 adet fatura düzenlediği ve (KDV dahil) toplam tutarı olan 8.068.863,60 TL'yi davacı adına açtığı -----nolu hesaba borç olarak kaydettiği, davalı lehine 27/09/2019 keşide tarihli 700.000 TL tutarlı çeki 29/08/2019 tarihinde açık hesaba alacak olarak kaydettiği, bu işlemler sonucunda davacının----- İcra Dairesinin------ sayılı dosyası ile takibe konu ettiği 20 adet faturanın da dahil olduğu ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle (14.11.2023) davalıdan 7.368.863.60 TL alacaklı gözüktüğü, gözüken ilgili alacağın 4.098.906,60 TL'si için 08.12.2020 tarihinde -----. İcra Dairesinin ------Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından yasal içerisinde borca ve aynı zamanda da yetki itirazında bulunulduğu, yetki itirazının kabul edilerek dosyanın------İcra Müdürlüğünde ------ Esas numarası ile takibe devam edildiği, 30.12.2020 tarihli ödeme emri gönderildiği, davalının yasal süresi içerisinde borca itiraz etmesi üzerine İcra Müdürlüğünce 06.01.2021 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği ve davacı tarafından -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ------sayılı itirazın iptali davası ikame edildiği, Geriye kalan (8.068.863,60-4.098.906,60) = 3.269.957,00 TL'si içinse -----.İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyası ile 14.11.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra ödeme emrinin davalıya 24.11.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 29.11.2023 tarihinde ilgili icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazında; icra takibine, ödeme emrine, borca, faize ve fer'ilerine tümüyle itiraz ettiği ve takibin durduğu, davacı tarafından işbu dava konusu itirazın iptali davasının ikame edildiği, Davalının ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin 19.08.2019 tarihinde başladığı, davacı tarafından 19/08/2019 ila 28/10/2019 tarihlerinde davalı adına aşağıda toplamda 55 adet fatura düzenlediği ve (KDV dahil) toplam tutarı olan 8.068.863,60 TL'yi davacı adına açtığı -------- nolu hesaba alacak olarak kaydettiği, davacıya verilen 27/09/2019 keşide tarihli 700.000 TL tutarlı çeki 29/08/2019 tarihinde açık hesaba borç olarak kaydettiği, bu işlemler sonucunda 28.10.2019 tarihi itibariyle davacıya 7.368.863,60 TL borçlu gözüktüğü, Davalının 2019 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim dönemlerinde gerçekleştirdiği mal ihracatı ve teşvikli yatırım mallarının teslimi dolayısıyla KDV iadesi talebinde bulunması üzerine, Gelir İdaresi Başkanlığı veri tabanı sistemi tarafından anılan dönemlere ilişkin oluşturulan sırasıyla 31/10/2019, 26/11/2019 ve 03/12/2019 tarihli ekli KDV iadesi Kontrol Raporlarında davacı hakkında sahte belge düzenleme tespiti bulunduğu bilgisi yer almış ve buna istinaden vergi dairesinin talebi üzerine davalının 26/12/2019 tarihli mahsup fişleri ile ters kayıt atmak suretiyle bahse konu faturaları muhasebe kayıtlarından çıkardığı ve neticesinde taraflar arasındaki açık hesabın ödenen çek tutarı kadar (700.000 TL) borç bakiye verdiği, borç bakiyesi veren 700.000 TL'yi 31/12/2019 tarih ------ nolu mahsup fişi ile kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına virman yapmak suretiyle kapattığı ve davalının yapmış olduğu kayıtlar nedeniyle 31.12.2019 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin olmadığı, Davalı vekili tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde Vergi Denetim Kurulu------ Denetim Daire Başkanlığının 27/05/2020 tarih------ sayılı görevlendirme yazısına istinaden Vergi Müfettişi----- tarafından davacı nezdinde sahte fatura düzenleme ve kullanma yönünden yürütülen vergi incelemesi kapsamında davalı nezdinde yapılan karşıt inceleme neticesinde düzenlenen 28/05/2021 tarihli tutanakta, dava konusu faturaların muhasebe kayıtları, sonrasında bu muhasebe kayıtlarının ters kayıtla iptal edilmesi ve 700.000 TL tutarlı çek ödemesine ilişkin bilgilere yer verilmiş ve davalı temsilcisinin faturaların niçin ters kayıt ile muhasebe hesaplarından çıkarıldığına dair izahatının zapta alınması ile yetinildiği, inceleme sonucunda Vergi Müfettişi----- tarafından davacı hakkında düzenlenen 22/06/2021 tarih------ sayılı Vergi Tekniği Raporunda; davacının sahte fatura düzenlediğini ortaya koyan somut verilere ulaşılamadığından bahisle Davacının düzenlemiş olduğu faturaların sahte belge olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığı, Yine Vergi Denetim Kurulu ------ Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının 27/01/2023 tarih ------- sayılı görevlendirme yazısına istinaden Vergi Müfettişi ----- tarafından davacı şirketle ilgili 2018,2019 ve 2020 dönemleri ile ilgili inceleme yürütüldüğü bu bağlamda vergi müfettişi tarafından “----- Vergi Dairesi Müdürlüğünün ------ vergi kimlik numaralı mükellef kurumu ----- Şirketi'nin 2018, 2019 ve 2020 hesap dönemleri müfettişliğimizce incelenmektedir. Bahsedilen vergi incelemesi kapsamında firmanızın ------ Limited Şirketi'nden 2019 hesap döneminde yapmış olduğu alış faturaları bilgisine ve bu alışlara ilişkin ödemelerin nasıl yapıldığı bilgisine ve alınan faturaların ve ödeme belgelerinin 2019 hesap dönemi yevmiye defterine kayıt tarihi ve numaralarına, ticari işlem sırasında kiminle muhatap olunduğu ve nakliyenin nasıl gerçekleştiği bilgilerine, faturaların asıllarına, ödeme belgelerinin, nakliyeye ilişkin belgelerin fotokopilerine ihtiyaç duyulmuştur. Yukarıda açıklanan hususlara ilişkin yapılacak tespitlerle ilgili aşağıda belirtilen telefon numarasından randevu alarak müfettişlik adresimize bizzat gelerek bilgi vermeniz ya da aşağıda yer alan mail adresi üzerinden bilgi vermeniz rica olunur.” Şeklinde davalıdan bilgi talebinde bulunulduğu, Vergi Müfettişi ----- ve davalı şirket temsilcisi arasında 16.03.2023 imza tarihli “KARŞI TESPİT TUTANAĞINDA” ...davalı şirket temsilcisinin “Tarafimıza düzenlenen sevk irsaliyelerinde gösterilen araç plakası Şirketimize ait bir araç olup, söz konusu aracın bu faturalara konu malları taşıma kapasitesinin olmadığı Ek-1'de yer alan------yetkilisi ------- tarafından hazırlanan Uzman Görüşü Raporu ile de sabittir. Faturalara konu malların taşındığını ifade eden sevk irsaliyeleri bize ait olmayıp, bu irsaliyelerde yer alan imzalar da tarafımıza ait değildir. Ayrıca ------ tarafından sahte olarak düzenlenen sevk irsaliyelerindeki malları taşıdığı iddia olunan aracın, araç takip hizmeti veren ------Sistemi” üzerinden araçla bulunan verici ile aracın sözde faturalara konu ürünlerin taşınması için gereke----- istikametinde hiç bulunmadığı/trafikte yer almadığı kolaylıkla görülmektedir. Ek-2 'de yer alan Güzergâh Listesinden de görüleceği üzere bu araç, ---- şirketinin civarında olmadığı gibi, çoğu gün şirketimizin dışına bile çıkmamıştır, Kısacası, ----- şirketini ve yetkililerini tanımıyoruz. Sadece ---- adlı kişiyi sektörden tanırdık. Bu kişi bu şirketin sahibi olduğunu söyleyerek bu siparişleri almıştır, Faturalara konu mallar hiçbir şekilde şirketimize gelmemiş olduğunda dolayı 7.368.863, 60-TL tutarındaki bakiye borcun ödemesi yapılmamıştır. Sevk irsaliyeleri tamamen sahte olarak üretilmiştir. Üzerindeki imzalar şirketimiz çalışanlarına ait değildir. Vergi Dairesinin uyarması ile bu şirketin iyi niyetli olmadığı ve sahte belge ticareti yaptığına kanaat getirilerek bu faturalar yasal kayıtlarımızdan çıkartılmış, beyannamelerimiz düzeltilerek yeniden bağlı olduğumuz vergi dairesine verilmiştir.” şeklinde beyanlarda bulunduğu, rapor yazım tarihi itibariyle bu incelemenin tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda dosya kapsamında bilgi belge bulunmadığı görülmüştür. Kural olarak, faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. ------ göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir. Kaldı ki, icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir. (BK.m. 3-5). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu------Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti davalı borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir. Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. Satışın yapılıp malın/hizmetin teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal sattığını iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslim edilmesidir. Malın teslim edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir. Huzurdaki davanın somut olayında, tacir olan tarafların defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının kendi defter kayıtlarına davacının tüm faturalarını kaydettiği, tarafların incelenen ticari defter kayıtları ile BA-BS bildirim formlarına yansıyan alım satım bildirim tutarlarının birbiriyle uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturalara karşı davalı yanca TTK'm 21 kapsamında süresinde usulüne uygun iptal ve itiraz talebinde bulunulmadığı, davacıya düzenlenmiş herhangi bir iade/ fiyat farkı vb. faturanın da bulunmadığı, hiç bir kimsenin sebepsiz yere bir başkasına ait faturayı kendi defterine kaydetmeyeceği, buna ilişkin bağlı bulunduğu vergi dairesine BA formu ile alım bildiriminde bulunarak kendisini borç külfeti altına sokmayacağı, davalının tek taraflı olarak davacı faturalarını kayıtlarından çıkardığı hususları topluca değerlendirildiğinde 14.11.2023 takip tarihi itibarıyla -----.İcra Müdürlüğünün --------Esas sayılı dosyasındaki 3.269.957,00 TL ana para alacağını talep edebileceği değerlendirilmiş olup; Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, icra inkâr tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Somut olayda; Davacının takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı, ancak Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında davacı alacağı için 3095 s.K m. 2/2 kapsamında faiz talep edebileceği değerlendirilmiştir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davacı vekiline, dava konusu icra takibine dayanak faturalarla ilgili sevk irsaliyelerini sunması için süre verilmiş ancak sunmadığı görülmüştür.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ----- Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığı'na yazılan 08.04.2025 tarihli yazı ile, Vergi Denetim Kurulu ---- Vergi Kaçakçılığı-4 Daire Başkanlığının 27.01.2023 Tarih ------Sayılı görevlendirme yazısına istinaden Vergi Müfettişi ----- tarafından yürütülen inceleme raporunun celbi ve davacı ----- mersis numaralı ------- arasında 04/10/2019 - 28/10/2019 tarihleri arasında gerçekleştiği iddia olunan ticarete ilişkin tanzim olunan faturalar sebebiyle sahte belge düzenlemeye ilişkin başkaca inceleme raporu, soruşturma evrakı, açılan ceza davası veyahut bir bilgi/belge bulunması halinde mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Hazine Ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ------ Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığı'nın 09.04.2025 tarih ve----- sayılı cevabıyla; ------ (29.12.2017-04.03.2019 tarihleri arasında ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü) Vergi Dairesi Müdürlüğünün ----- vergi kimlik numaralı mükellefi ------(Şirket ortağı ve yöneticisi: ----- TC. Kimlik No:-----) hakkında Vergi Müfettişi ------ tarafından düzenlenen 21/03/2024 tarih, ------ sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 21/03/2024 tarih,------sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden ----- Cumhuriyet Başsavcılığına 03.06.2024 tarih, ------ sayılı suç duyurusu yazısı ile kamu davası açılması talep edildiğinin bildirildiği ve yazı ile raporların bir örneğinin yazı ekinde gönderildiği bildirilmiştir.
Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ------ Vergi Kaçakçılığı------ Daire Başkanlığı'na yazılan 19.06.2025 tarihli yazı ile, ekte gönderilen ve Vergi Müfettişi ------ tarafından düzenlenen Karşıt Tespit Tutanağı'nın düzenlenmesine sebep olan ----- Vergi Dairesi Müdürlüğünün ---- vergi kimlik numaralı mükellef kurumu -----Şirketi adına 2019 hesap dönemi için düzenlenmiş olan faturalara ilişkin Vergi Müfettişi ------- tarafından yürütülen inceleme raporunun gönderilmesi istenilmiştir.
Hazine Ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ----- Vergi Kaçakçılığı------Denetim Daire Başkanlığı'nın 23.06.2025 tarih ve------sayılı cevabıyla; ----- (29.12.2017-04.03.2019 tarihleri arasında ------- Vergi Dairesi Müdürlüğü) Vergi Dairesi Müdürlüğünün ------ vergi kimlik numaralı mükellefi------ Şirketinin 2019 yılı vergi incelemesinden dolayı, 25.01.2023 tarih, ----- sayılı işemri yazısı ile Vergi Müfettişi ------- görevlendirilmiştir. Bahsi geçen Vergi Müfettişinin memuriyetten çekilme talebine istinaden 11.10.2023 tarih, ------sayılı dilekçe ile işemrini iade ettiği anlaşılmıştır. Aynı inceleme gerekçesine istinaden 12.10.2023 tarih,---- sayılı işemri yazısı ile Vergi Müfettişi ----- görevlendirilmiştir. Bahse konu ------Şirketi (Şirket ortağı ve yöneticisi: ----- TC. Kimlik No:-----) hakkında Vergi Müfettişi ----- tarafından düzenlenen 21/03/2024 tarih, ------sayılı Vergi Tekniği Raporu ile 21/03/2024 tarih, ------ sayılı Vergi Suçu Raporuna istinaden ---- Cumhuriyet Başsavcılığına 03.06.2024 tarih,------ sayılı suç duyurusu yazısı ile kamu davası açılması talep edildiğinin bildirildiği ve yazı ile raporların bir örneğinin yazı ekinde gönderildiği bildirilmiştir.Hazine Ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ---- Vergi Kaçakçılığı------ Denetim Daire Başkanlığı cevap yazısı ekinde gönderilen 21/03/2024 tarih ve------sayılı rapor incelendiğinde; raporun sonuç bölümünün 1 inci bendinde "1. Raporumuzun 4. bölümünde belirtildiği üzere; Raporumuzun 4. Bölümünde belirtildiği üzere; Mükellef kurumun faaliyette bulunduğu 2019, 2020, 2021, 2022 hesap döneminde düzenlendiği tespit edilen tüm faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu, şirket unvanı altında 2019, 2020, 2021, 2022 hesap döneminde düzenlenen bütün faturaların komisyon karşılığı düzenlenen sahte faturalar (sahte belgeler) olarak değerlendirilmesi gerektiği," sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı tanzim edilen faturalardan kaynaklı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf, icra takibine konu faturaların davalı ticari defterlerine işlendiği yine davalı tarafça Ba başvurusu yapıldığından bahisle davanın kabulünü talep etmiştir.Davalı taraf, icra takibine konu faturalar nedeniyle malın teslimi yapılmadığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda; dava konusu satış faturalarının her iki taraf ticari defterlerine kaydedildiği ancak sonrasında davalı tarafça gerçek bir satış olmadığı savunmasıyla ticari defterlerden silindiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması halinin, faturada yazılı malın davalı alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceği, sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geleceği, davacı satıcının faturada yazılı malı alıcıya (davalıya) teslim ettiğini ve bu teslimin de borç doğurucu bir hukuksal ilişki sonucu olduğunu ayrıca ispat etmesi gerektiği, malın teslim edildiğinin de, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilmesi ayrıca bu belgelerdeki imzaların da alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiği, davacı vekiline, dava konusu icra takibine dayanak faturalarla ilgili sevk irsaliyelerini sunması için süre verildiği ancak teslime ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, yine Hazine Ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ----- Vergi Kaçakçılığı-----Denetim Daire Başkanlığı cevap yazısı ekinde gönderilen 21/03/2024 tarih ve -----sayılı raporu incelendiğinde de, davacının 2019, 2020, 2021, 2022 hesap döneminde düzenlendiği tespit edilen tüm faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu, şirket unvanı altında 2019, 2020, 2021, 2022 hesap döneminde düzenlenen bütün faturaların komisyon karşılığı düzenlenen sahte faturalar (sahte belgeler) olarak değerlendirilmesi gerektiğinin tespit edildiği, davaya konu fatura tarihleri 2019 tarihi olduğundan gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan sahte faturalar olduğu anlaşıldığından davacının davalı taraftan herhangi bir alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine, davacı taraf sahte faturalara dayanarak icra takibi yapmakla takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
- Takip talebindeki asıl alacak 3.269.957,00 TL'nin %20'si olan 653.991,40 TL kötü niyet tazminatının davacı/alacaklı ---- alınarak davalı/borçlu ------Şirketi'ne verilmesine
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 39.492,92 TL'den mahsubuyla fazla alınan 38.877,52 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 405.596,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı şirket yöneticisi ----- ve vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.