T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/855 Esas
KARAR NO : 2025/540
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/11/2023
KARAR TARİHİ : 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde davalı tarafından verilen siparişler çerçevesinde talep edilen malların tedariki yapıldığını ve davalıya teslim edildiğini, müvekkili ile davalı arasında devam eden ilişki çerçevesinde davalının isteği üzerine davacının asıl iştigal alanında yer almayan malların da davalının talebi üzerine temin edildiğini, bu çerçevede davalı tarafından davacı şirkete gönderilen 08.02.2023 ve 10.02.2023 tarihli e-postalar ile acil olduğu da ifade edilerek, daha önce de sipariş edilen ve davacı şirket tarafından temin edilen, 10.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulum sipariş edildiğini, söz konusu ürünler ile ilgili olarak 23.09.2022 tarihinde de sipariş verildiğini ve muhataba teslim edilmiş olması da nazara alınarak müvekkili tarafından siparişe konu ürünlerin ivedilikle temini sağlandığını, davalı tarafından 14.10.2023 tarihinde davacı şirkete gönderilen e-posta ile söz konusu sipariş adedinin davalı şirket tarafından bütçesel olarak onay alınmadığından bahisle siparişin 1.000 adet ile sınırlı olarak tutulması talep edildiğini, bu talep üzerine üretici firma ile görüşülmüş ise de sipariş edilen ürünlerin 8.000 adedinin üretilmiş olduğu ve hatta e-postanın gönderildiği saat itibariyle sevk edilmiş olduğu öğrenildiğini, bu hususta davalıya da bilgi verildiğini, müvekkili tarafından siparişe konu ürünler üretimi tamamlanan ve teslime hazır olan 8.000 adedi -------- no.lu temel irsaliye ile 14.02.2023 tarihinde şirketinizin ------ Cad. No.-------- -------- sevk edilmiş ise de davalı tarafından teslim alınmadığnı, ayrıca söz konusu ürünlere ilişkin olarak 224.640,00 TL bedelli ve -------- no.lu ticari fatura düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirket tarafından söz konusu ürünlerin teslim alınmamış olması nedeniyle ------ Noterliğinin 15.02.2023 tarih ve -------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yukarıda belirtilen irsaliye ve faturaya konu ürünlerin teslim alınmasını ve ürünlerin bedelinin ödenmesi ihtar edilmiş ise de ürünler teslim alınmadığı gibi davacı şirkete de herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı şirket tarafından yapılan arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davalı tarafından müvekkiline verilen sipariş sonucu müvekkili tarafından siparişe konu malların özel olarak üretilmesi sağlandığını ve davalıya teslime hazır hale getirilmiş ise de davalı tarafından teslim alınmamış olması nedeniyle müvekkilinin açıkça zarara uğradığını, davalı tarafından sipariş verilen tek kullanımlık koruyucu tulumların sipariş üzerine üretilmesi nedeniyle başkaca bir müşteriye satışı da mümkün bulunmadığını, söz konusu ürünlerin teslim alınmamış olması nedeniyle halen müvekkiline ait depoda bekletildiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; davanın kabulü ile 224.640,00 TL davacı şirket alacağının 22.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davacı şirketin fason ürettirerek temin ettiği iş tulumlarının davalı tarafından teslim alınmaması sebebine dayalı olarak, tulumlar bedeline karşılık alacak talebinde bulunduğunu, davacının talebinin haksız ve yersiz olduğunu, davalı çalışanı --------- tarafından 08.02.2023 tarihinde davacı şirket çalışanı --------- --------- adresine, tek kullanımlık kimyasal koruyucu tulum talebine yönelik elektronik posta ile ilettiğini, 08.02.2023 tarihli elektronik posta iletisini takiben aradan geçen iki gün süresince hiçbir geri dönüş alamayan davalı şirket çalışanı --------- bu kere 10.02.2023 tarihinde--------- adresine uyarı maili gönderdiğini, uyarı maili üzerine davacı şirket çalışanı-------- 10.02.2023 saat 16:34 de -------- adresinden gönderdiği elektronik postada "--------- Merhaba Bilgilendirme maillerini arkadaşlarım gönderiyorlar maalesef domainden kaynaklı teknik bir arıza yaşıyoruz. Maillerin uzantısında --------- ibaresi eklemeniz yeterli olacaktır. Tulum ile ilgili tedarikçimden güncel teklif bekliyorum. Akabinde size dönüş sağlamış olacağız. İyi çalışmalar dilerim." beyanlarını ilettiğinin görüldüğünü, davalı şirket çalışanı tarafından davacıya 08.02.2023 tarihli e mail ile verildiği iddia olunan siparişin; teslim tarihi, fiyat vb. İçerikleri barındırmadığını, davacının stoğunda bulunmadığını,3.kişilerden tedarik edilecek olduğunu, fiyat teslim şartları ve ödeme şekli gibi esaslı unsurların davacının tedarik edeceği firmadan geleceğini bildiği güncel ortaya konulacağı ve davalıya iletileceği anlaşıldığını, satım ilişkisi kurulduğu iddia edilemeyeceğini, davacı Ek'3 de sunulu 10.02.2023 tarihli e mailinde "...Tulum ile ilgili tedarikçimden güncel teklif bekliyorum. Akabinde size dönüş sağlamış olacağız." beyanı ile ortada teyit edilmiş sipariş olmadığını da kabul edildiğini, bu mailden sonra davacı tarafından davalı şirkete hiçbir şekil ve surette güncel teklif içeren geri dönüş yapılmadan 8.000 adet tulumu tabiri caiz ise oldu bittiye getirerek davalının fabrika adresine gönderildiğini, davalı şirket çalışanı tarafından davacıya 08.02.2023 tarihli e-mail ile verildiği iddia olunan siparişin hazır olmayanlar arasında yapıldığını, davalı şirket çalışanı tarafından ön siparişin 08.02.2023 tarihli mail ile iletildiğini, davacının 2 gün boyunca öneri talebine geri dönmemesi nedeni ile 10.02.2023 tarihinde ön siparişi tekrar aynı mail üzerinden iletmesi sonrasında davacının e-mail adreslerinde kendi sistemlerinden kaynaklanan hata olduğunu 10.02.2023 tarih saat 16:34'de bildirmesinden ürün talebinden ancak 10.02.2023 tarihinde bilgisi olduğu anlaşıldığını, devamında davacı şirket çalışanı --------- ile yapılan ---------- yazışmalarından ön sipariş içeriği ile ilgili çalışma yapılacağı anlaşıldığını, davacı şirkette çalışan olduğu anlaşılan -------- -------- nolu telefon aboneliği üzerinden yapılan --------- yazışmalarında 08.02.2023 tarihinde gönderilen e-mailin ulaşmadığını, 10.02.2023 tarihinde bir kez daha gönderildiğini, talep edilen ürünler ile ilgili çalışma yapıldıktan sonra davalı şirketin satın alma departmanında bulunan ---------- ile sürecin ilerletileceği ve hatta davacı şirket çalışanı olduğu anlaşılan --------- Tarafından 13.02.2023 tarihli ---------- yazışmasında davalı şirketin sipariş formunun beklendiği özellikle belirtildiğini davalı şirket tarafından gerek yukarıda belirtilen bu tarihe kadar gönderilen maillerde gerek bu tarihten sonra gönderilen maillerde 10.000 adet tulum siparişine ilişkin bir sipariş formu gönderilmediğini ve böyle bir form oluşturulmadığını, daha henüz fiyat öğrenmek için öneri aşamasında olan tulum talebine ilişkin beher fiyat bilinmeden ve özellikle talep olunacağı belirtilen ürüne ilişkin TBK 8/TI maddede belirtilen şekilde " malın sergilenmemesi " anlamında görsel ve nitelik belirtilmemesine rağmen 10.000 adet tulum sipariş edildiğinin kabulü ve temini yoluna gidilmesi iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceğini, ön siparişe ilişkin davacı tarafından ürünün fiyatı, nitelikleri, teslim tarihi gibi satış akdinin kurulması için esaslı nitelikteki bilgileri içeren bir yanıt verilmeden ve davalı tarafından iş formu" Davacı tarafından" teklif" oluşturulmadan davalı şirket 14.02.2023 tarihli e-mail de sipariş miktarının 1.000 adet olduğunu belirtildiğini, bu durumda davacının TBK 5. madde gereğince hazır olmayanlar arasında yapılan öneri karşılığında 14.02.2023 tarihine kadar usulüne uygun yanıt vermemiş olması nedeni ile 08.02.2023 tarihli e-mail içeriğinde belirtilen 10.000 adet tulum siparişin davalı şirketi bağladığını iddia etmek mümkün olmadığını, davalı şirket çalışanı ---------- ile davacı şirket çalışanı ---------- arasındaki --------- yazışmalar 14.02.2023 tarihinde de yukarıdaki mailden sonra devam ettiğini, yazışma içeriklerinde davalı şirketin satın alma departmanında bulunan ---------tarafından gönderilecek e-maile itibar edilmesi gerektiğini, bu mailde belirtilen sayısının esas alınması gerektiğini, kaldı ki yaklaşık 4 ay önce yapılan aynı mahiyetteki tulum alışverişinde de 10.000 adet için fiyat sorulduğu ve fakat sadece 100 adet alındığının belirtildiği görüldüğünü, 08.02.2023 tarihli e-mail içeriğinde ön siparişi verilen tulumlara ilişkin fiyat, teslim tarihi gibi satış akdi için esaslı unsurların belli olmaması TBK 8. maddesinde düzenlenen "bağlayıcı olmayan öneri" başlıklı düzenleme gereğince davalı şirketin 08.02.2023 tarihli e-mail iletisindeki ürün talebi ile bağlanma niyetinde olmadığının anlaşıldığını, 08.02.2023 tarihli e-mail içeriğinde fiyat, teslim ve ödeme şartları yer almadığından önerinin davalı şirketi bağlaması kabul edilemeyeceğini, taraflar arasında 2022 yılının Eylül ayında dava konusu ihtilafı oluşturan tek kullanımlık kimyasal tulum için sipariş ve devamında alım satımın gerçekleştiği ticari ilişki yaşandığını, 2022 yılı Eylül ayının 9. günü 10.000 adet öneri ile başlayıp devamında ürün fiyatları ve teslim tarihi ve usullerinin tartışıldığı 19 Eylül-20 Eylülde devam eden sipariş talimatına ilişkin davalı şirket e-maillere karşılık ve özellikle davacı şirketin 23 Eylül 2022 tarihli "Teklif" başlıklı siparişi onay veya kabul şartları iletilmiş, davacının teklifine istinaden davalı şirket 25 Eylül ve 27 Eylülde sonuçlanan e-maillerde sadece 100 adet tulum için kesin sipariş oluşturduğunu, davalı şirketin 10.000 adet tulum alma önerisine ne ilişkin beher tulum fiyatının 24,00 TL olarak bildirilmesi nedeniyle sadece 100 adet satın alımına karar verildiğini, aynı şekilde aradan geçen yaklaşık 5 aylık süre sonrasında 08.02.2023 tarihinde davalı tekrar 10.000 adet karşılığı tulum fiyatı öğrenmek istediği düşünülse dahi, davacı şirketin bu kez talep tarihinden yaklaşık 5-6 gün sonra beher tulum için 26,00 TL fiyat vermesi üzerine davalı şirket adına yetkili satın alma çalışanı-------- sadece 1.000 adet sipariş verebileceğini 14.02.2023 tarihli e -mail ile beyan ettiğini, fakat davacı şirket oldu bittiye getirircesine fiyat teklifi dahil satın alma şartlarının belli olmadığı ürün önerisine ilişkin 8.000 adet tulumu davalı şirkete göndererek teslim etmeye çalıştığını, taraflar arasında fiyat, teslim şartları, ödeme günü gibi satın alma şartlarının oluşmadığını, mutabakat bulunmayan bir öneri üzerine, davacı tarafından tek taraflı olarak yürütülen sürece dayalı alacak talebi yasal düzenlemelere, ticari teamüllere aykırı olduğunu savunarak; haksız ve yersiz açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:--------- Noterliği, --------- Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı, --------- Vergi Dairesi Müdürlüğü, --------- Noterliğine müzekkereler yazıldığı görüldü. Dosyaya 02/04/2025 tarihli tekstil mühendisi bilirkişisi ve 09/05/2024 tarihli mali müşavir bilirkişisi raporunun sunulduğu görüldü.
DELİLLER:SMMM Bilirkişi ---------- tarafından hazırlanan 09/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev ve yetki ile, davacı-------- ŞTİ.’ nin raporun 4.a.1.bölümünde ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2023 yılında fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayları ile aynı yıl elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,Raporun 4.a.2. bölümünde davalı ----------Ş.’ nin ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde ise; 2023 yılında fiziki ortamda tutulan Envanter defterinin noter onayları ile aynı yıl elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,Davacının Talepleri Yönünden: Taraflar arasında 10.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin dosya kapsamında yapılan incelemede yazılı bir sözleşmenin yer almadığı,davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu e-posta mesajlarında; 10.02.2023 tarihinde -------- e-posta adresinden---------- e-posta adresine “… Sizlere bahsettiğim sipariş ve ürün listesi aşağıdadır. En hızlı şekilde tedarik edilmesi için ne yapabiliriz… 1.Tek kullanımlık kimyasal koruyucu tulum 10.000 adet…” Şeklinde belirtildiği, devam eden e-posta yazışmalarında 14.02.2023 tarihinde davacı şirketin --------- e-posta adresinden davalı-------- e-posta adresine “… Merhaba ----------, Satıcı firma ile bir kez daha görüştüm. Ödemeyi peşin yaptıklarını ve imalat olan ürünün iade edilemeyeceğini yinelediler. Şu an 8.000 adet ürün perpa da ve 2 araca yüklenmiş durumda, sevk için --------- no.su bekliyoruz. Firmamız aciliyetinize karşın ivedi şekilde sektörümüze ait bir ürün olmamasına rağmen tulumları hazır etmiştir. Siparişinizin arkasında durun lütfen, hızlı dönüşlerinizi rica ediyorum…” Şeklinde belirtildiği,
Öte yandan; raporun 4.b. her iki tarafın ticari defterlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde; davacı ---------ŞTİ.’ nin kendi ticari defter kayıtlarında; davalı açık hesabında 31//12/2023 sonu itibariyle 32.752,39 TL tutarında alacaklı, davalı ---------Ş.’ nin ise kendi ticari defterlerinde davacı açık hesabından davacı tarafa 33.152,87 TL tutarında borçlu gözüktüğü, huzurdaki davanın konusu 14.02.2023 tarih KDV DAHİL 224.640,00 TL tutarlı faturanın ise tarafların ticari defterlerinde lehte ve aleyhte kayıtlı olmadığı,Tüm bu inceleme ve tespitler neticesinde 10.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin sözleşmenin dosya kapsamında yer almadığı, tarafların dosya kapsamında sundukları e-posta mesajlarına ilişkin hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının 14/02/2023 tarihli ----------no.lu 224.640,00 TL bedelli davalı şirket adına düzenlemiş olduğu fatura içeriğinin ifasını ispat külfeti altında olduğu, aynı şekilde davacının bahse konu faturayı kendi ticari defterlerinde davalı aleyhine, davalı şirketin de incelenen ticari defterlerinde ilgili faturanın davacı lehine herhangi bir kaydının bulunmadığı,Tekstil Mühendisi Bilirkişi --------- tarafından hazırlanan 02/04/2025 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında 10.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin satım sözleşmesinden kaynaklı sözleşmeye aykırı olarak teslime hazır olan 8.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulumun tesellümünden kaçınılması nedeniyle kesilen 14/02/2023 tarihli --------- numaralı 224.640,00 TL bedelli faturada gösterilen zararın giderilmesine ilişkin tazminat davasıdır. Davalı taraf, taraflar arasında satım sözleşmesi kurulmadığı, fiyat araştırması yaparken 8.000,00 adet mal üretildiğini savunmuştur.--------- sayılı ilamında sözleşme öncesi sorumluluk; "Sözleşme öncesi sorumluluk genel bir ifadeyle; sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur. Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Güven ilişkisi TMK’nın 2/1 maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir. Eş söyleyişle sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ile özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Zira koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin kusurlu bir şekilde ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir . Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (menfi zarardan) sorumluluğu değil, TMK’nın 2/1 maddesindeki dürüstlük kurallarına dayanan güven ilkesinden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar. Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar." şeklinde açıklanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112/1 maddesi uyarınca "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 114/3 maddesi uyarınca "Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 maddesi uyarınca "(1)Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler."6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52/1 maddesi uyarınca "Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın taraflar arasında 10.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin satım sözleşmesinden kaynaklı sözleşmeye aykırı olarak teslime hazır olan 8.000 adet tek kullanımlık koruyucu tulumun tesellümünden kaçınılması nedeniyle kesilen 14/02/2023 tarihli --------- numaralı 224.640,00 TL bedelli faturada gösterilen zararın giderilmesine ilişkin tazminat davası olduğu, taraflar arasında 10.000,00 adet tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin satım sözleşme bulunup bulunmadığı hususunun çekişme konusu olduğu, davalı tarafça sözleşme kurulmadığı, bu sebeple borcun bulunmadığı hususunun savunulduğu, TBK md. 1 uyarınca sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağı, taraflar arasında yazılı bir satım sözleşmesi bulunmadığı, bilirkişi raporları ile de ortaya konulan mail yazışmaları incelendiğinde taraflar arasında 10.000,00 adet davalının tek kullanımlık koruyucu tulum alım/satımına ilişkin satım sözleşmesi kurulduğundan bahsedilemeyeceği, zira icap ve kabul söz konusu olmadığı, ancak mail yazışmaları dikkate alındığında davalının davacıyı teslim edilecek tulum miktarı hususunda yanıltmış olduğunun ve davacıya fazla miktarda tulum ürettirmiş (üreticiye sipariş ettirmiş) olduğunun kabulünün gerektiği, taraflar arasında belirtilen miktarda tulum satımına ilişkin sözleşme kurulmamış olsa da sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranışı nedeniyle davalının davacının uğradığı zarardan dürüstlük kuralı gereğince sorumlu olduğu, bu sebeple davacının dava konusu fatura miktarınca zararının bulunduğu ve davalının bundan sorumlu olduğu, ancak tekstil mühendisi bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere dava konusu tulumların davalıya özel üretilmediğinin ve faturadaki birim fiyatı üzerinden herhangi bir alıcıya satılabileceğinin de sabit olduğu, yine davacının tulumları sovtaj değeri üzerinden de elden çıkartma imkanı bulunduğu, ancak basiretli tacir gibi davranması gereken davacının bunlara riayet etmediği, bu sebeple zararının artmasına sebep olduğu, ancak bu noktada zararının miktarının da tam olarak tespitinin mümkün olmadığı, bu sebeple davalı zarardan --------- sorumluluğu uyarınca sorumlu olmakla birlikte anılan sebeple hakkaniyet gereği zararın yarı oranda indirilmesi gerektiği ve tarafların zarara yarı oranda katlanması gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, hakkaniyet gereği 112.320,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (112.320,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 7.672,57 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 3.836,29 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.836,28 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 4.144,54 TL dava açma masrafı ve 10.603,75 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 14.748,29 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (1/2) göre 7.374,14 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 99,20 TL yargılama giderlerinin ret/dava değeri oranına (1/2) göre 49,60 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
6-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (112.320,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (112.320,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (1/2) göre 1.560,00 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.560,00 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/06/2025