T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/522 Esas
KARAR NO : 2025/512
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2024
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 24.04.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- Şirketi ile davalı şirket arasında 23.05.2022 tarihinde "-----------" imzalanmıştır. Sözleşme'de Müvekkili Şirket "satıcı" sıfatı ile davalı şirkete ------------ sahasında üretilecek minimum 120.000 yaş ton sülfürlü Bakır-Çinko tüvenan cevheri satmayı, davalı şirket de sözleşme hükümlerine uygun olarak bu cevheri satın almayı kabul etmiştir. Sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girmiş olup Sözleşme'nin 3. maddesinde sözleşme süresi satışa konu minimum 120.000 yaş ton tüvenan cevherin bir yıl içerisinde veya sürenin 1 yılı aşması durumunda minimum 120.000 ton cevherin tamamı sözleşme şartlarına uygun bir biçimde davalı şirketin ----------- tesisine taşınana kadar devam edeceği düzenlenmiştir. Sözleşme'nin 6.maddesine göre; taraflar, (i) mücbir sebep (doğal afet ve yangın, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi ve genel seferberlik ilanı, kanuni kısıtlamalar) hallerinde; (ii) günün ekonomik koşulları gereği madencilik faaliyetlerinin yapılamaması ve tüvenan cevherin üretilememesi hallerinde ve (iii) günün ekonomik koşulları gereği tesis faaliyetlerinin yapılamaması ve işlenebilir cevherin üretilememesi hallerinde ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın ve süre vermeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahiptir. Bu kapsamda Müvekkili Şirket yetkilisi ------------- tarafından 23.09.2023 tarihinde davalı şirket yetkisi ----------- iletmiş olduğu e-mail ile Sözleşme feshedilmiştir. Müvekkili Şirket yetkilisi ------------ tarafından 23.09.2023 tarihinde ---------- iletilen e-mail şu şekildedir: ----------- merhaba daha önceki mail de belirttiğim gibi bakır ve çinko fiyatlarının düşük seyretmesinden dolayı ürettiğimiz cevher ekonomik şartlara göre para kazandırmamaktadır bu sebeple sözleşmedeki tek taraflı fesih hakkımızı kullandığımızı tarafınıza bildirme ihtiyacı doğmuştur önümüzdeki süreçte metal sonrasında çalışmak ümidiyle iyi çalışmalar dilerim kolay gelsin. Müvekkili şirket yetkilisi -------------- tarafından iletilen bu maile cevaben davalı şirket yetkilisi -------------- tarafından 03.10.2023 tarihinde iletilen cevabi mail ile; ...Aşağıda belirttiğiniz üzere, ekonomik şartlardan dolayı para kazanamadığınızı ve buna bağlı olarak tek taraflı fesih hakkını kullandığınızı ifade ediyorsunuz. Öte yandan biz böyle bir durumun olmayacağına inanmakla beraber şu an üretim yaptığınız ve çıkan cevheri başka tesislerde işlediğinize dair duyumlarımız olmuştur. Fesih için gerekçe olarak gösterdiğiniz sözleşmenizin 6Aii bendi çok açık: "O günkü ekonomik koşullarla madencilik faaliyetlerinin yapılamaması, tüvenan cevherinin üretilememesi durumunda yani üretim faaliyetlerinin durması söz konusu olduğunda böyle bir hak doğmaktadır. Eğer şuan üretim yapıyorsanız bahsettiğiniz ekonomik koşullar tek taraflı fesih hakkını tanıyan 6Aii kapsamında değildir. Hatta sözleşmenin 4b bendi gereği 120.000 ton cevherin tarafımıza verileceği ve bu miktara ulaşmadan üçüncü cevher satımı yapılmayacağı taahhüt edilmiştir. Sonuç olarak, sözleşmenin yürürlükte olduğunu, cevher vermeyerek tesis üretim termin programımızı bozduğunu bizi zarara uğrattığınızı ve beyanınızı kabul etmediğimizi belirtir, sözleşmeden doğan edimlerinizi yerine getirmenizi beklemekteyiz.... denilmiştir. Ancak Sözleşme'nin bütünü incelendiğinde, davalı şirket yetkilisinin cevabi mailinde haklı olmadığı, Sözleşme'nin satıcı ve alıcının madencilik sektörünün gerçeklerini ve geçmiş dönem tecrübelerini dikkate alarak hareket ettikleri; tüvenan cevher ve konsantre üretiminin maliyetlerinin değişkenliği ile konsantre cevher fiyatlarındaki muhtemel düşüşleri göz önüne aldıkları ve Sözleşme'nin 6. maddesinde, sırf bu sebeple, tarafların zarara uğramaması için hem SATICI'ya hem de ALICI'ya tek taraflı ve ihbarsız/önelsiz/derhal fesih hakkı tanıdıkları görülecektir. Konsantre cevherin her iki taraf için de makul sayılabilecek bir hedging fiyatı üzerinden değil de -------- fiyatı üzerinden belirlendiği bir sözleşme ilişkisinde, 6. maddenin, her ki taraf için de adil bir güvence teşkil ettiği açıktır. Sözleşmenin feshedildiği tarihte davacı müvekkili şirketin karşılamak zorunda kaldığı yer altı tüvenan cevher çıkarma maliyeti, geri dolgu ve nakliyesi maliyeti, ocak ağzından stok sahasına ve stok sahasından ------------ tesisine nakliye maliyeti, sahada karışım yapılması ve yüklenmesi maliyeti, Devlet hakkı ile işletme giderleri ve analiz masraflarının toplamı, ülkemizin içinde bulunduğu mevcut ekonomik koşullar çerçevesinde şirketin mahvına neden olacak ağırlıkta olması sebebiyle sözleşme, tek taraflı olarak feshedilmiştir. Kaldı ki 23.05.2022 tarihli Sözleşme'deki fiyatların Müvekkili Şirket'in zararına sonuç doğurmakta olduğu davalı şirket tarafından da kabul edilmiş ve taraflarca 23.05.2022 tarihli Sözleşme'de fiyat revizyonunu kabul edilerek bu kez 15.03.2023 tarihli Tüvenan Cevher Alım Sözleşmesi Zeyilname Ek-1 imzalanmıştır. Hali hazırda Sözleşme'nin 6/Aii maddesinde ekonomik koşullarla madencilik faaliyetinin yapılamaması halinde sözleşmenin tek taraflı/ ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın ve süre verilmeksizin feshedilebileceği düzenlenmiş, Müvekkili Şirket tarafından da Sözleşme'nin 6/Aii maddesi kapsamında Sözleşme feshedilmiştir. Ancak bir an için Sözleşme'nin 6/Aii maddesi kapsamında sözleşmenin feshedilemediği düşünülse bile, Müvekkili Şirket'in "basiretli tacir" olması "işlem temelinin çöktüğü" durumlarda Müvekkili Şirket'in Sözleşme'ye katlanma zorunluluğu olduğu anlamına gelmemektedir. Sözleşmenin kurulduğu sırada mevcut olan şartların değişmesi geniş anlamda, işlem temelinin çökmesi anlamına gelmektedir. Sözleşme koşullarında gerçekleşen değişiklik sebebiyle mağdur olan taraftan sözleşmenin ifasının beklenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, edimler arası dengenin sarsıldığı, aşırı ifa güçlüğü ve işlem ile izlenen amacın boşa çıktığı hallerde işlem temelinin çökmesi sonucunu doğuracak esaslı değişikliklerin gerçektiğini sonucuna varmak gerekecektir. Somut olay nezdinde ekonomik dalgalar neticesinde edimler arası dengeler bozulmuş olduğundan Sözleşme kapsamındaki satış rakamları Müvekkili Şirket'in zararına sebebiyet vermektedir. Davalı Şirket tarafından Müvekkili Şirket'in işbu Sözleşme ile aşırı zarar ettiği bilindiği halde, Müvekkili aşırı zarar edeceği şekilde satış yapmaya zorlamaktadır. İşlem temelinin çökmesi bir haklı sebeple fesih sebebidir. Dolayısıyla Sözleşme'de 6/Aii maddesi düzenlenmemiş olsaydı dahi, Müvekkili Şirket sözleşmenin işlem temelinin çökmesi sebebiyle sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirebilecektir. Nitekim bu husus emsal nitelikli Yargıtay Kararında şu şekilde açıklanmıştır: Davacı sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirterek mahkemece haklı feshin tespitini, cezai şartın tenkisini ve sözleşmenin uyarlanmasını istemiştir. Sözleşmenin feshedildiği tarafların kabulündedir. Mahkemece feshin haklı nedenlere dayanıp dayandırılmadığı araştırılmadan ve fesih iradesi olduğu halde davanın sadece uyarlama yönünden sözleşme ayaktaymış gibi incelenerek karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı yönünde davacının akdin haklı feshine dayanak yaptığı deliller ve sözleşme hükümleri dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Anılan Yargıtay Kararı gereğince; Müvekkili Şirket'in Sözleşme'nin 6/Aii maddesi kapsamında sözleşmeyi feshetmediğinin kabulü halinde dahi Müvekkili Şirket'in haklı sebeple Sözleşme'yi feshetmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Mahkemece dosyada maden sektöründe bilirkişi görevlendirildiğinde, Sözleşme kapsamındaki edimler arası dengenin bozulmuş olduğu, Müvekkili Şirket'in Sözleşme'ye devamı beklenemeyecek kadar zarar etmekte olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Hal böyleken Müvekkili Şirket, Davalı Şirket tarafından Müvekkili Şirket'in son sevkiyattan zarar ettiği çok iyi bilindiği halde, son sevkiyata ilişkin 6.439.210,54 TL'lik fatura bedeli ödenmemektedir. Sözleşme'nin 5.g maddesinde, konsantre bedelin hesabına girmesine müteakip Satıcı tarafından keşide edilecek fatura bedelinin 3 gün içinde ödeneceğini taahhüt edilmiştir. Bu kapsamda Müvekkili Şirket'in muaccel hale gelmiş fatura alacakları Davalı Şirket tarafından ödenmemiştir. Ayrıca Sözleşmenin 6. maddenin devamında “a. satıcı ve alıcı aşağıda belirtilen maddelere bağlı olarak ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın ve süre verilmeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkına sahiptir. Bu durumda SATICIYA fesih tarihi itibariyle kesin hakkedişler ödenir ilaveten herhangi bir tazminat veya cezai şart ödenmez” hükmü yer almaktadır. Anılan hüküm gereğince Davalı Şirket'in fatura bedellerini ödememesinin hiçbir haklı yönü bulunmamaktadır. Müvekkili Şirket 6.439.210,54 TL'lik faturaya konu sevkiyatta zaten dönemin ekonomik koşulları gereği zarar etmiştir, Ayrıca Davalı Şirket tararfından teslim alınan ürün bedeli ödenmeyerek Müvekkili Şirket'in zararı daha da büyütülmektedir. Müvekkili Şirketin dava konusu alacağını tahsil edememesi üzerine Müvekkili Şirket tarafından Davalı Şirkete ------------- İcra Müdürlüğü ------------- E. Sayılı dosyasında 6.439.210,54 TL cari hesap alacağı, 910.486,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 7.349.697,26 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Borçlu tarafından takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmiştir. Davalı Şirket'in icra dosyasındaki itirazları kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olup iptali gerekmektedir. Davalı şirkete kesilen faturalar ve muavin defter ekte sunulmakta olup müvekkili şirketin alacağı likittir. Davalı/borçlunun itirazları hukuken dayanaksızdır. Cari hesap ekstre ve tarafların defter kayıtları incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediği açıkça görülecektir. Oysaki davalı, soyut iddialarla müvekkili şirkete olan borcunu ödememek ve alacağın tahsilini güçleştirmek amacıyla itirazlarda bulunmaktadır. ----------- sayılı ilamında “dava konusu alacak faturalara dayalı cari hesap alacağı olup likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan iik'nin 67/2 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle bu yöndeki istemin reddi isabetsizdir. “ şeklinde karar verilerek itirazı iptal edilen borçlunun %20 den az olmamak kaydıyla inkar tazminatına mahkum edileceği şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Türk Ticaret Kanun'un 5/A maddesi gereğince; bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu doğrultuda; ----------- Adliyesi Arabuluculuk Merkezi'ne başvuru yapılmış olup yapılan görüşme sonucunda anlaşma sağlanamamış ve anlaşmama tutanağı düzenlenmiştir. Yukarıda arz ve izah edilenler doğrultusunda; davalı tarafın icra takibine yapmış olduğu itirazlar haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup söz konusu itirazların iptali ile takibin devamına, itirazların haksız ve kötüniyetli olması sebebiyle de davalı hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle Mahkemeye başvurma zarureti hasıl olduğundan bahisle yukarıda izah edilen ve Mahkemece re'sen tespit edilecek nedenlerle; dava değerinin artırılmasına, faize ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik, 100.000 TL bakımından davalarının kabulü ile davalının takibe, borca, asıl alacağa ve faize ilişkin haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile ----------- İcra Müdürlüğü'nün ----------- E. sayılı dosyasının devamına, davalı taraf hakkında alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve bu tazminata icra dosyasının takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 28.08.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; taraflarınca mahkeme huzurunda davacı taraf aleyhine ------------- Esas sayılı dosyası üzerinden tazminat davası ikame edilmiştir. İşbu dosyanın celbi ile delil olarak gösterdiklerini öncelikle arz ederiz. Takas ve mahsup defi itirazlarının mevcut olduğu bu yönde tüm hakları saklı tuttuklarının beyan ettiklerini; A- Taraflar Arasındaki Ticari İlişki 1-Davacı müvekkili şirket ve davalı taraf arasında 23/05/2022 tarihinde tüvenan cevher alım sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşme içeriğinden açıkça görüleceği üzere: - 1 yıl içerisinde toplam minimum 120.000 ton tüvenan cevher (yaş ton sülfürlü Bakır-Çinko tüvenan cevheri) satılacağı (Madde 3), - 120.000 ton tüvenan cevher tamamlanana kadar üçüncü bir kişiye satım yapılamayacağı (Madde 4 -b), - Ve sözleşmenin hangi şartlarla feshedilebileceği (Madde 6), Çok açık yoruma ve tereddüte imkan tanınmayacak şekilde kararlaştırılmıştır. TTK anlamında tarafların tacir olmasından kaynaklı olarak yazılı sözleşmelerin bağlayıcı olduğu ve hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edildiğine dair şüphe yoktur. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanma gerekliliği de şüphesizdir. Ancak; ne yazık ki davalı taraf edimlerini yerine getirmemiş sözleşmeyi haksız şekilde feshetmiştir. B- Davalı Tarafın Haksız Fesih Süreci 1- Davalı şirket tarafından 10/10/2023 tarihinde müvekkil şirkete e-posta aracılığı ile gönderilen ihtarnamede; "... Günün ekonomik koşullarında 23/05/2022 tarihli Sözleşme gereği tüvenan cevher üretilmesinin iktisaden imkan dahilinde olmadığı, günün ekonomik koşullarını yok sayarak sözleşmeden doğan edim borçlarının devam ettiği ya da şirketleri tarafından tüvenan cevher üretilmemesi sebebiyle ------------ zarara uğradığı yolundaki iddiaların hukuki bir zemininin mevcut olmadığı, Tarafların zarara uğramaması için hem satıcıya hem de alıcıya tek taraflı ve ihbarsız/önelsiz/derhal fesih hakkı tanındığı, konsantre cevherin her iki taraf için de makul sayılabilecek bir hedging fiyatı üzerinden değil --------- fiyatı üzerinden belirlendiği bir sözleşme ilişkisinde 6. maddenin her iki taraf için de adil bir güvence teşkil ettiği, Fesih kavramının doğası gereği zaten tek taraflı olduğu, şirketin karşılamak zorunda kaldığı yer altı tüvenan cevher çıkarma maliyeti, geri dolgu ve nakliyesi maliyeti, ocak ağzından stok sahasına ve stok sahasından ----------- tesisine nakliye maliyeti, sahada karışım yapılması ve yüklenmesi maliyeti, Devlet hakkı ile işletme giderleri ve analiz masraflarının toplamının mevcut ekonomik koşullar çerçevesinde şirketin açıkça zararına olduğu, Esasen taraflar arasındaki akdi ilişkinin ------------ kusurlu bir eylemi üzerine sona erdiğini ve bu vesile ile son sevkiyata ilişkin toplamda 6.439.210,54 TL'lik ödemenin vadesi üzerinden yaklaşık bir aydan fazla bir zaman dilimi geçmiş olmasına rağmen ödenmediği ve şirketin bu nedenle temmerrüde düştüğü..." şeklinde haksız iddialarda bulunmuş ve müvekkil şirketten birtakım ödemeler talep edildiği görülmüştür. Belirtilen işbu tutar için davalı tarafça ------------ İcra Müdürlüğünün ------------- esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılmış, tarafımızca sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi ve sözleşme hükümlerine riayet edilmemiş olması dolayısıyla müvekkili şirket açısından telafisi imkansız menfi/müspet zararlar oluştuğu belirtilerek karşılıklı alacakların ihtilaflı olmasından ve cari mutabakat sağlanmamasından ötürü icra takibine itiraz edilmiş, takip durdurulmuştur. 2- Davalı şirket tarafından gönderilen işbu ihtarnameye karşı, tarafımızca cevabi ihtarname tanzim edilerek davalıya; "...23 Mayıs 2022 tarihli sözleşmeyi haksız feshi neticesinde 2023 yılı içinde taraflar arasında bu hususta bir uyuşmazlık bulunmaksızın 60.000 ton Tortum Cevheri için tesis üretim termin programınn tamamen bertaraf edilerek termin planının bozulması nedeniyle müvekkil şirket açısından menfi/müspet zararların meydana geldiği, Haricen edinilen ve her türlü delil ile ispatlanabilir olguda olan bilgilere göre sözleşmeye aykırı şekilde üretime devam edildiği ve çıkan cevherin başka tesislerde işlendiğine dair üçüncü kişilerle ticari işlemlerin mevcut olduğu, Müvekkil şirketin de uğramış olduğu zararlar karşısında iddia ve talep edilen alacakların halihazırda ihtilaflı olduğu..." hususları cevaben ihtar edilmiştir. C- Davalı Tarafından Yapılan Fesih Haksızdır 1- Öncelikle davalının sözleşmeyi feshine ilişkin iddia ve gerekçelerinin ne denli haksız ve mesnetsiz olduğunun izahı yönünden taraflar arasındaki 23/05/2022 tarihli sözleşmenin ilgili 6. maddesini belirtmekte fayda vardır. Şöyle ki; "Taraflar, mücbir sebep (doğal afet ve yangın, kanuni grev, genel salgın hastalık, kısmi ve genel seferberlik ilanı, kanuni kısıtlamalar) hallerinde; günün ekonomik koşulları gereği maden faaliyetlerinin yapılamaması ve tüvenan cevherin üretilememesi hallerinde ve günün ekonomik koşulları gereği tesis faaliyetlerinin yapılamaması ve işlenebilir cevherin üretilememesi hallerinde ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın ve süre vermeksizin sözleşmeyi tek taraflı feshetme hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenen işbu maddenin davalı şirket tarafından gerek lafzi olarak gerek maddenin amacı yönünden yanlış yorumlandığı ve bu şekilde basiretli bir tacir olarak yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri ihlal ettiği açıktır. Zira davalı şirket yönünden taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmesinin maddede belirtildiği haliyle maden faaliyetlerinin yapılamaması, tüvenan cevherin üretilememesi, tesis faaliyetlerinin yapılamaması gibi imkansız hale gelmesi söz konusu değildir. Mevcut ekonomik koşulların ticari faaliyetler açısından zorlayıcılığı ülkemiz gerçeği olmakla birlikte davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi için maddede yer aldığı üzere edimlerin yerine getirilmesinin mümkün olamayacağı koşulların gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi halde ekonomik koşullardan bahisle tacirlerin edimlerini yerine getiremeyeceğini ileri sürerek tarafı oldukları sözleşmeleri tek taraflı feshedebileceklerinin kabulü telafisi güç hatta imkansız zararlar doğmasına sebep olacağı gibi hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serbestliği ilkeleri gereği de sözleşmenin yapıldığı andaki gibi aynen uygulanması gerektiği, eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlunun sözleşmedeki edimini aynen ifa etmesi gerektiği göz önüne alındığında davalının feshinin haksız olduğu aşikardır. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır ve hukukumuzca TTK m.18/2 uyarınca “basiretli tacir” kapsamında edimlerin yerine getirilmesi gerektiğinde, feshin istisna olup esas olanın sözleşmenin ayakta tutulması olduğunda şüphe yoktur. Ne var ki davalı basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal etmektedir. 2- Bilindiği üzere Yargıtay'a göre, basiretli bir tacir gibi hareket etmek, bugünün ve geleceğin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada göz önünde tutması" anlamını taşımaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da; "...TTK. 18/1. maddesinde A.Ş.lerin tacir oldukları açıklanmıştır. Aynı Yasanın 20/II maddesinde de her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğu kabul edilmektedir. Gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanması kabul edilebilecek bir durum değildir. Ülkemizde 1958 yılından beri devalüasyonlar ilan edilmekte sık sık para ayarlamaları yapılmakta, Türk parasının değeri dolar ve diğer yabancı paralar karşısında düşürülmektedir. Ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum tacir olan davacı tarafından tahmin olunabilecek bir keyfiyettir... şeklinde belirtilmiştir. D- Davalı Taraf Sözleşme Süresince Akde Aykırı Şekilde Üçüncü Kişilere De Cevher Satmıştır 1- Öte yandan davalı her ne kadar edimleri yerine getirmesinin mümkün olmadığından bahisle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmekteyse de çıkan cevherin başka tesislerde işlendiği, üçüncü kişilerle ticari işlemlerinin mevcut olduğu hususları da haricen öğrenilmiştir. Bu durum zaten ----------- kayıtları ile sübuta erecektir. Bu durum dahi karşı tarafın kötü niyetli hareket ettiğini göstermektedir. Dolayısıyla davalının sözleşmeyi feshetmesine ilişkin gerekçeleri de asılsız olup hukukun kötüniyeti koruması söz konusu değildir ve müvekkil şirket yönünden davalının haksız feshi ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle uğradığı zararının tazminini talep etme hakkı doğmuştur. E- Davalı Tarafın Haksız Feshi Ve Akde Aykırılığı Neticesinde Menfi Ve Müspet Zararlar Oluşmuştur 1- İzah olunan nedenlerle sözleşmeyi haksız şekilde fesheden ve sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 1 yıl içerisinde toplam minimum 120.000 ton tüvenan cevher (yaş ton sülfürlü Bakır-Çinko tüvenan cevheri) satılacağı, 120.000 ton tüvenan cevher tamamlanana kadar üçüncü bir kişiye satım yapılamayacağı yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşme şartlarını ihlal eden davalı şirket tarafından davacı müvekkilin uğramış olduğu menfi ve müspet zararların tazmini için ------------- Esas sayılı dosyası üzerinden tazminat davası ikame edildiğinden bahisle yukarıda arz ve izah edilen ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İcra Dosyası: ----------- İcra Dairesi'nin---------- Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ------------ Şirketi, borçlusunun ----------- Şirketi olduğu, 6.439.210,54 TL asıl alacak ve 910.486,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.349.697,26 TL üzerinden Cari Hesap alacağına dayalı İlamsız Takiplerde Ödeme Emri düzenlendiği, ödeme emrinin 13/02/2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun süresinde 14/02/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın nitelikli hesaplamalar uzmanı, maden mühendisi ve mali müşavirden oluşan heyetten tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor alınmasına, yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ------------, Akademisyen ------------ ve Maden Mühendisi ---------- tarafından sunulan 20.05.2025 tarihli raporda özetle; "SONUÇ Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ile sınırlı olarak mezkûr surette tahakkuk eden değerlendirmemiz neticesinde; A- Ticari defter(ler)in Türk Ticaret Kanunu'na ve ------------- Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, noter/ticaret sicil müdürlüğü bulunup bulunmadığı yönünden; Davacı Yönünden; Huzurda görülen davada, davacının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2022-2023-2024 dönemi Yevmiye, Defteri Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, 2022 dönemi Yevmiye defterinin kapanış tasdikinin TTK'nun 64/3 maddesine uygun süresinde yaptırıldığı, davacının 2023-2024 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2023-2024 dönemi Gib onaylı Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2023-2024 dönemi ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davalı Yönünden; Huzurda görülen davada, davalının ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; 2022-2023-2024 dönemi Envanter defterlerinin açılış tasdikinin Vergi Usul Kanunu'nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221. maddesine göre; süresinde alınmış olduğu, davalının 2022-2024 döneminde e-defter mükellefi olduğu, 2022-2024 dönemi Gib onaylı Yevmiye ve Defteri Kebir beratlarının süresi içerisinde alındığı, davacının incelenen 2022-2024 dönemi ticari defterlerinin V.U.K'nu ve TTK'nuna uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. B- Davacının Alacak Talebi Yönünden; Raporun 4.b bölümünde yapılan mali incelemeler neticesinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 6.439.210,54 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ise kendi ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacıya 6.065.618,33 TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Her iki açık hesap arasındaki farkın (6.439.210,54-6.065.618,33) = 373.592,21 TL olduğu, yapılan inceleme neticesinde taraflar arasındaki farkın davalı kayıtlarında yer alan davacı kayıtlarında yer almayan davalı tarafından hesaplanan ve tek taraflı olarak davacı aleyhine mahsuben borç olarak yazılan kur farkı kayıtlarından kaynaklandığı, raporun 4.b.3 bölümünde detayları gösterilen kayıtlara göre davacı tarafından 2023 döneminde toplamda KDV dahil 832.096, 27 TL davalı adına kur farkı faturası tanzim edildiği ve davalı aleyhine borç olarak kaydedildiği, aynı şekilde davalının ticari defterlerinde de davacı lehine alacak olarak kaydedildiği tespit edilmiş olup tüm bu tespitler neticesinde davacının 6.439.210,54 TL asıl alacak bakiyesini talep edebileceği, C-Faiz Yönünden: Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacının takip öncesinde faiz talebinde bulunduğu, davacı tarafından 10.10.2023 tarihli davalı şirket yetkilisi ----------- e-posta yoluyla ihtarname gönderildiği, ihtarnamede açık hesap alacak bakiyesi olan 6.439.210,54 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiği, ilgili ihtarnameye karşı davalı tarafından 16.10.2023 tarihinde cevabi ihtarname gönderildiği, cevabi ihtarname tarihi ile takip tarihi arasında 856.012,55 TL faiz hesaplandığı, (talep: 910.486,72 TL) Sayın Mahkemenin gerek savunmalarının tümü ve gerekse faize hasren hüküm kurmak hususunda hiç şüphesiz muhtar bulunduğu, İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz" şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 23.05.2022 tarihli "Tüvenan Cevher Alım Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme kapsamında davacı tarafça davalı tarafa ürün tesliminin gerçekleştiği, davacı tarafça bedelin ödenmediğinden bahisle icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça; davacı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, menfi/müspet zararları doğduğu ve alacağın ihtilaflı duruma düştüğünden bahisle takibe itiraz edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Satış Sözleşmesi Birinci Ayırım Genel Hükümler A. Tanımı ve hükümleri başlıklı 207 nci maddesi "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Somut olayda; dava konusu satış faturalarının her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve kayıtlarda davalı tarafça yapılan bir ödeme bulunmadığının anlaşıldığı, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, faturaların miktarları yönünden taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı ancak (Faturaya konu malların döviz karşılığı satımı yapıldığından kur farkı alacağı da istenebilir) sonrasında davacı tarafın kayıtlarında yer almayan davalı tarafından hesaplanan ve tek taraflı olarak davacı aleyhine mahsuben borç olarak yazılan kur farkı kayıtlarından kaynaklı kayıtlarda uyuşmazlık çıkartıldığı, davalı tarafça tek taraflı hesaplanan kur farklarına ilişkin fatura düzenlenmediği, kaydi olarak davacı aleyhine borç olarak kaydedilip açık hesaptan mahsup edildiği, davalı tarafın yaptığı bu işlemin muhasebe sistemine uygun olmadığı gibi kendisini borçtan da kurtarmayacağı, davalı tarafın ödeme yaptığını senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. g. maddesinde fatura kesim tarihinden sonra en geç üç gün içinde ödemenin yapılacağının kararlaştırıldığı, bu madde uyarınca taraflar arasında ödemeye ilişkin açık ve kesin vade belirlendiğinden, vadenin geçmesiyle borçlu temerrüdü gerçekleşmiş olup bu tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülebileceği, dava konusu edilen faturaların en son vadesinin 31.07.2023 tarihi olduğu yine davacı tarafça takip talebinde 30.09.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmeye başlanıldığı göz önünde bulundurularak mahkememizce yapılan hesaplama sonucu toplam faiz miktarının 946.876,96 TL olarak bulunduğu, taleple bağlı kalınarak davacı tarafça 910.486,72 TL işlemiş faiz talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
- ----------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu -----------Şirketi'nin yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin 6.439.210,54 TL asıl alacak ve 910.486,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.349.697,26 TL üzerinden AYNEN DEVAMINA,
- Asıl alacak 6.439.210,54 TL'nin %20'si olan 1.287.842,11 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ------------ Şirketi'nden alınarak davacı/alacaklı ----------Şirketi'ne verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 502.057,82 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 36.748,49 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 125.086,86 TL tamamlama harcı olmak üzere genel toplam 162.262,95 TL'den mahsubu ile bakiye 339.794,87 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç ve 125.086,86 TL tamamlama harcı ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.090,00 TL olmak üzere toplam 156.032,06 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 624.490,92 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------------- bütçesinden ödenecek 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ------------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2025