T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/522
KARAR NO : 2025/511
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/07/2020
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2023
KARAR TARİHİ : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine 20/09/2019 tarihli 1.420.000 ABD Doları bedelli senet dayanak gösterilerek -----. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyası nezdinde "işbu senedin 220.000 USD'lik kısmı için" kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlattığını, takip konusu senedin müvekkili tarafından imzalanmadığını, müvekkilinin senet imzalama rızası dışında Av. ... ile aralarında vekalet ilişkisi nedeniyle avukatının talebi üzerine güven duygusuyla boşa imza attığı kağıdın üzerinde yapılan tahrifat ve oynama neticesinde söz konusu kağıdın senet haline çevrilmesi sonucunda ilgili senedin düzenlendiğini, müvekkilinin eski avukatı Av. ... ile davalının kız kardeşinin evli olduğunu, davalı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, bu durumun dahi dava konusu senedin müvekkilinin elinden çıkmadığının açık bir göstergesi olduğunu, davacının boş kağıda imza attığı hususunun davalının ceza soruşturması kapsamında verdiği 5.3.2020 tarihli ifadesindeki müdafii beyanı ile de sabit olduğunu, davacının hiç tanımadığı ... isimli kişinin -----. İcra Dairesi'nin ----- esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibine başladığını, ...'in dava dışı avukat ...'ın akrabası olduğunu, alacaklının vekili ------ avukat ...'la aynı adreste faaliyet gösterdiğini tespit ettiklerini, avukat ...'ın bu tür başka vakıaları da olduğunu, bu nedenle avukat ... hakkındaki disiplin ve soruşturma dosyalarının celbini istediklerini, davaya konu senet üzerinde hazırlanan uzman mütalaasına göre imzanın boş kağıda atıldığının sabit olduğunu, davalının savcılık soruşturmasında "davacıya toplam 8.600.000 TL verdiğini" beyan ettiğini, ancak davalının hiçbir aktif veya pasif taşınmazının bulunmadığını, davacının borçlu olduğunun ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalı ile avukat ... hakkındaki soruşturmanın ---- CBS'nin ----- Sor. ve ------ Sor. sayılı dosyalarında görüldüğünü, davalı ... hakkında ---- verildiğini, avukat ... hakkındaki soruşturmanın devam ettiğini, davacı hakkında haciz işlemi uygulandığını, bu işlemlerin yapıldığı ----- İcra Müdürlüğünün ------ Tal. sayılı dosyasının incelenmek üzere istenmesine, müvekkilin 1.550.000 TL civarındaki borcu için yaklaşık 40 Milyar TL'lik mal varlığının haczedildiğini, bu hususta da ----- İcra Hukuk Mahkemesinin ------Esas sayılı dosyasında şikayette bulunduklarını, bu nedenlerle ihtiyati tedbir kararı ile icra takibinin durdurulmasını, davacının hacizli malvarlıklarının kayıtlarına işbu davanın şerh edilmesini, sonuç olarak davacının davalı ...'e herhangi bir borcu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve davalı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, taraflarınca önce ------ İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyası ile 220.000 ABD Doları için, sonra----- İcra Dairesinin ------esas sayılı dosyası ile 1.200.000 ABD Doları için takip yapıldığını, davacının sadece 220.000 ABD Doları yönünden menfi tespit davası açtığını, davacının daha sonra ----- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı icra takibine karşı ------ İcra Hukuk Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasında takibin iptali davası açtığını, mahkemenin 5.11.2020 tarihli kararla bu davanın reddine karar verdiğini, yine davacının şikayetiyle başlatılan ----- CBS'nin ------ sor. Sayılı dosyasında takipsizlik kararı verildiğini, kanaatlerine göre davacının Av. ...'la anlaşarak haksız menfaat temin etmeye çalıştıklarını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:
1-Davanın ve uyuşmazlık noktalarının tespiti: Dava, İcra İflas Kanununun 72/3. Maddesi uyarınca kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Ön inceleme duruşmasında, taraflar arasında, davaya konu 22.5.2019 tarihli bonodaki ödeyecek ... adı yanındaki elle yazılan "..." kelimeleri ve altındaki imzanın davacıya ait olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığı,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,
a- Davadaki ispat yükünün davacıya mı yoksa davalıya mı ait olduğu,
b- Davaya konu bononun üstünün sonradan doldurulup doldurulmadığı, bunun davamız açısından sonuca etkili olup olmadığı,
c- Açığa imza atıldığının sonuca etkili olması ve açığa imza atıldığının kanıtlanması halinde, davalıya borçlu olup olmadığı, davalının davacıya borç para verip vermediği, davacı davalıya borçluysa miktarının ne kadar olduğu,
ç- Davanın tam veya kısmen kabulü halinde, davalının icra takibi yapmakta kötü niyetli olup olmadığı, buna bağlı olarak davacının kötü niyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı,
d- Davanın tam veya kısmen reddi halinde, davalının, inkâr tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplandığı tespit olunmuştur.
2-Davaya konu icra dosyası: Davaya konu ------. İcra Müdürlüğünün ------- esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 06.11.2019 tarihli Kambiyo Senetlerine (Çek, Poliçe ve Emre Muharrer Senet) Özgü Haciz Yolu Yapılacak Takipte Ödeme Emri ile;
220.000 USD asıl alacak (1.267.200,00 TL)
+ 4.200 USD gecikmiş gün faizi (24.192,00 TL) olmak üzere toplam;
224.200 USD (1.291.392,00 TL) üzerinden icra takibi başlatıldığı, takip açıklamasının; "Senet Bilgisi 22.05.2019 tanzim tarihli 20.09.2019 vadeli 1.420.000 USD tutarındaki senet" olarak açıklandığı anlaşılmıştır.
3-Deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç:
3-a)Davaya konu bono: Davaya konu bononun incelenmesinde; keşidecisinin ..., lehdarın ..., keşide tarihinin 22.05.2021, ödeme tarihinin 20.09.2019, bedelin 1.420.000 ABD Doları olduğu, bonoda bedelin nakden ahzolunduğunun yazılı olduğu, senedin bono şekil şartlarını taşıdığı tespit edilmiştir.
3-b)Davadaki ispat yükünün davacıya mı yoksa davalıya mı ait olduğu hususunda inceleme ve değerlendirme: Davacı, senet imzalama rızası dışında dava dışı avukat ... ile aralarında vekalet ilişkisi nedeniyle avukatının talebi üzerine güven duygusuyla boşa imza attığı kağıdın üzerinde yapılan tahrifat ve oynama neticesinde söz konusu kağıdın senet haline çevrilmesi sonucunda ilgili senedin düzenlendiğini iddia etmektedir.Davalı, davaya konu bononun davacı tarafından kendisine bono olarak verildiğini, imza açığa atılmış olsa dahi bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiğini savunmaktadır. Davalı, şüpheli olarak ----- CBS'nin ----- sor. Sayılı dosyasına müdafii huzurunda verdiği 5.3.2020 tarihli ifadesinde, "... Ayakkabı sektöründe işleri büyütüp bir fabrika kurup yurtdışına ihracat yapmak istediğini söyledi. Ben yatırım yaptığım miktara göre kâr ortaklığı şekilde kârımı alacaktım. Bu amaçla 2018 yılında elden 6.000.000,00 TL, 2019 yılında 2.600.000,00 TL parayı ----- caddesinde bir restorantta ...’a verdim. (…) aradan geçen zamana rağmen ... bana vaat ettiği yatırımları yapmadı, kar payımı vermedi, paramı da geri iade etmedi (…) Ben paramın değer kaybettiğinden bahsedince bana o tarihe kadar vermiş olduğum bedel üzerinden USD ye çevirerek senet vermeyi teklif etti. ---- bir kafede bana dosyada göstermiş olduğunuz 1.420.000,00 USD bedelli senedi verdi. Bu senedi kendisi düzenleyip getirmişti.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu dosyada yapılan soruşturma sonucunda, C.Başsavcılığının 06/03/2020 tarih ve ------ karar sayılı kararıyla "şikayetçinin söz konusu senedin açığa imzanın kötüye kullanılması suretiyle düzenlenip icraya konulduğunu HMK hükümleri uyarınca ispatlayamadığı" gerekçesiyle -- verildiği, bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, davacı vekili, avukat ... hakkındaki soruşturma sonucunun beklenmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, Mahkememizdeki dava ... hakkında açılmamış olup, ... hakkında mahkumiyet kararı verilse dahi Mahkememizdeki davaya etkisi olmayacağından davacı vekilinin bu talebi kabul edilmemiştir.
Yüksek Yargıtay (kapatılan) -----. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih, --- esas, ------karar sayılı ilâmında "....tarihli “belge” başlıklı yazılı belgede imzanın davalıya ait olduğu sabittir. Davalı, söz konusu belgenin kendi rızası hilafına düzenlendiğini yazılı delillerle ispatla yükümlüdür. Mahkemece varsa bu hususta davalının yazılı delillerinin ibrazı sağlanmalı, davalı tarafından belgenin kendi rızası dışında düzenlendiğinin ispatı halinde davanın reddine, ispatlanamaması halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için davalının kötüniyetli olduğunun tesbiti gerekir." şeklinde hüküm ihdas edilmiştir. Yüksek Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin 04/04/2019 tarih, ---- esas, ----- karar sayılı ilâmında "....açığa senet düzenlenmesi hukuk sistemimizde mümkün olup, ilgili belgede boş bırakılan kısımların sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden taraf bu iddiasını kesin delillerle kanıtlamakla yükümlüdür. Karşı tarafa güvene dayalı olarak imzalı boş belgeyi veren kimsenin, bu belge üzerine kendisi aleyhine düzenlemeler, eklemeler yapılabileceğini öngörmesi gerekir. Bu nedenle doğacak tehlike ve rizikoları ilk başta kabul etmiş sayılır. Açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen belgelerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu kanıtlanmadıkça geçerlidir. Senedin hüküm ve gücünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin HMK'nun 201.maddesine göre yazılı belgeyle kanıtlaması gerekir." şeklinde hüküm ihdas edilmiştir.
Yine yüksek Yargıtay-----. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2013 tarih, ---- esas, ----- karar sayılı ilâmında "....Yerleşik Yargıtay İnançlarında kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, senedin bono niteliğini etkilemez. Bu tür kayıtlar, bonoyu düzenleyenin, "lehdardan karşı edimi aldığını" belirtmeğe yarar. Kambiyo hukuku yönünden önemi yoktur. Bedel kayıtları daha çok bonoyu düzenleyenle, lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda (HUMK. md. 290) önem kazanır ve kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin "kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu" yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (-----. 12/4/1933 gün ve ------sayılı ilamı).
Somut olayda, davacı keşideci davalı lehtar aleyhine menfi tespit davası ikame etmiştir. Davacı açığa imza atmak suretiyle boş senedi imza ettiğini borç para almadığını ileri sürerek akdi ilişkiyi inkâr etmektedir. Bu iddia TMK:'nun 6. maddesi hükmü gereğince davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Bono metninin incelenmesi sonucunda "nakten ahzolunmuştur" ifadesinin bulunduğu açık olup davalı tarafından bu nakden ifadesi talil olunmamıştır.
Açıkça görüleceği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği (karz) gözönüne alındığında ta'lil söz konusu değildir. Hal böyle olunca; mahkemece tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklinde içtihatta bulunulmuştur.
Yüksek Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarından da anlaşılacağı üzere, yüksek Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 12/04/1933 tarih ve------ sayılı ilâmından anlaşılacağı üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması, senedin bono niteliğini etkilemez. Bu tür kayıtlar, bonoyu düzenleyenin, "lehdardan karşı edimi aldığını" belirtmeğe yarar. Kambiyo hukuku yönünden önemi yoktur. Bedel kayıtları daha çok bonoyu düzenleyenle, lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem kazanır ve kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar, özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin "kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu" yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir.Somut olayda, davacı keşideci, davalı lehtar aleyhine menfi tespit davası ikame etmiş olup, davacı açığa imza atmak suretiyle boş senedi imza ettiğini, borç para almadığını ileri sürerek akdi ilişkiyi inkâr etmektedir. Bu iddia TMK'nin 6. maddesi hükmü gereğince davacı tarafından yazılı belge ile kanıtlanmalıdır. Bono metninin incelenmesi sonucunda "nakten ahzolunmuştur" ifadesinin bulunduğu açık olup davalı tarafından bu nakden ifadesi talil olunmamıştır. Bu nedenlerle, işbu davada ispat yükü davacıya ait olduğu kanaatine varılmıştır.
3-c)Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler: Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, kambiyo taahhüdü mücerrettir. Mücerretlikten anlaşılması gereken hakkında farklı görüşler mevcut olmakla birlikte ortak fikir şudur ki; bu mücerretlik kavramı farklı iki anlam ihtiva etmektedir. Kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkıdır ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilir. Bilindiği gibi bir borç ikrarı, sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerlidir(TBK m.17). Kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki ilişkinin bulunması mümkündür ama gerekli değildir. Kambiyo taahhüdü ifa yerine yüklenilmişse borç yenilemesinden söz etmek gerekir. Yani temel borç ilişkisi düşer; onun yerini kambiyo ilişkisi alır.Kambiyo senetlerinin mücerretliği kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetinin artmasına zemin hazırlayan bir unsurdur. Asıl borç ilişkisindeki herhangi bir eksikliğin veya savunma vasıtasının ciro görmüş olan kambiyo senetlerinde cirantalar için nasıl bir tehlike yaratacağı ve bu sebeple ticari hayatın tıkanma noktasına geleceği açıktır. Bu ilke sayesinde kambiyo senetlerinin “kamu itimadına mazhar olması” mümkün hale gelebilmektedir.Kambiyo senedi bir adi senettir. Adi senetlerin ise içerdiği hususlar yönünden kesin delil teşkil edeceği açıktır. Durum böyle olunca senet üzerinde yer alan açıklamalar (malen ya da nakden) senedi elinde bulunduran kimse tarafından kesin delille ispat edilmiş olmaktadır (HMK m.200). Esas olarak bu sonuç, kambiyo senedinin kamu güvenine mazhar olması ilkesi ile de uyum içindedir.
HMK m.200’deki senetle ispat kuralının bir anlam ifade etmesi, anılan hükme göre senetle ispat edilmiş olan bir vakıanın aksinin de yazılı olarak ispat edilmesi gereğini zorunlu kılar. Aksi halde, kesin delille ispat edilen vakıanın aksini ispat için tanık delili de dahil olmak üzere her tür delile müracaat imkanını tanımak senetle ispat kuralının anlamını ortadan kaldırır. Bu nedenle senede karşı senetle ispat kuralı, senetle ispat kuralının tamamlayıcısı niteliğindedir.Kesin delille ispat edilen bir vakıanın aksinin ispatı ya da bu kesin delilin hüküm ve kuvvetini azaltmaya yönelik her tür iddianın yine kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğine ilişkin kural HMK m.201’de yer almaktadır. HMK m.201’e göre, senede bağlı olan her çeşit iddiaya def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyetteki hukuki işlemler ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz-----Nitekim yüksek Yargıtay bir kararında “Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 1086 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu gereğince; yazılı bir belgeye bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir” ifadelerine yer verilmiştir (Yargıtay HGK 14.05.2014 T,----- sayılı karar).Müsnet davada, davacı, davaya konu bononun boş kağıda attığı imzanın üzeri dolduralarak bono haline getirildiğini iddia etmektedir.
Davalı ise, bonunun davacı tarafından doldurulduğunu savunmaktadır. imzaların davacıya ait olduğunu savunmaktadır. Taraflar arasında, davaya konu bonolarla ilgili yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.
Davacı, bonunun boşa atılan imzanın üzeri doldurularak sonradan oluşturulduğunun tespitini talep etmiştir. Ancak yüksek Yargıtay HGK 'nin 18.10.2018 tarih, ------esas, ------ karar sayılı ilâmında "Ülkemiz koşullarında mürekkep yaş tespitinin mevcut durumda mümkün olmadığı yargı camiasınca bilinmesi ve kabul edilmesi, diğer taraftan davalı Belediyenin davada taraf sıfatlarının bulunmadığı yönündeki itirazlarının yerinde bulunmadığı hususları Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2017 tarih, -----sayılı kararında aynen benimsendiği gibi bir kısım senetler üzerinde banka kaşelerinin de mevcut olduğunun görülmesi karşısında bahsi geçen evrakın sonradan düzenlendiği iddiasının da dosya kapsamı ile örtüşmediği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca yerel mahkemenin mürekkep yaşı incelemesi yapılmasının gerekli olmadığı yönündeki direnme gerekçesi yerinde ve hukuka uygundur." şeklinde ifade ettiği gibi mürekkep yaş tayini ülkemiz koşullarında mümkün olmadığından, davacı vekilinin açığa atılan imzanın davacıya ait olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması talebinin reddine karar verilmiştir. Yine, davacı vekili mürekkep yaş tayini talebinin reddi halinde taraflar arasında olduğu iddia edilen ticari ilişkinin davalı tarafça ispatı gerektiğini iddia etmiş ise de, bir üst bentte açıklandığı üzere, ispat yükü davacıda olup, davacı, HMK'nin 201. Maddesi kapsamında davaya konu senedin hüküm ve gücünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte yazılı belge sunamadığından ve ayrıca yemin deliline de dayanmadığından, asıl alacak yönünden davasını ispatlayamadığı ve bonoda yazılı borç yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
3-ç)İşlemiş faiz yönünden inceleme ve gerekçe: Davalı taraf, davaya konu icra takibinde 4.200 ABD Doları işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.
Bono alacakları için TTK'nin 725/1-b maddesi uyarınca vade tarihinden itibaren faiz istenebileceğinden takip konusu bononun 20.9.2019 olan vade tarihinden takip tarihi olan 8.11.2019 tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.Yabancı para alacaklarında 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.
Bu hususta, davalı tarafça denetime elverişli bir hesaplama sunulmadığından, işlemiş faizin hesaplanması için dosya nitelikli hesaplamalar uzmanı ----- tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından temin edilen Devlet Bankaları niteliğindeki ---- ve ------ 20.9.2019 vade tarihi itibariyle ABD Doları cinsinden bir yıl vadeli mevduata verdiği en yüksek faiz oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.
UYGULAMA TARİHLERİ ------ UYGULANACAK EN YÜKSEK ORAN
20.09.2019 - 8.11.2019 3,10% 3,00% 3,10%
Yukarıdaki tablonun son sütununda takip konusu alacak için uygulanması gereken en yüksek faiz oranı tespit edilmiş olup aşağıda vade tarihinden takip tarihine kadar ödeme emrinde istenebilecek işlemiş faiz miktarı hesaplanmıştır. Buna göre :
ANAPARA TARİHLER SÜRE ORAN İŞLEMİŞ FAİZ
$ 220.000,00 20.09.2019 49 3,10% $ 915,56
Takip Tarihi 08.11.2019 İşlemiş Faiz
Hesap tablosundan görüleceği üzere, bilirkişi tarafından takip tarihi itibariyle işlemiş faiz 915,56 ABD Doları olarak hesaplanmıştır.
Bilirkişi tarafından yapılan bu hesaplama dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla hükme esas alınmıştır.
3-d)Sonuç: Sonuç olarak yukarıdaki gerekçelerle, 220.000 ABD Doları asıl alacak ve 915,56 ABD Doları işlemiş faiz yönünden davanın reddine, 3.284,44 ABD Doları işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
4-Davalının inkâr tazminatı istemiyle ilgili inceleme ve gerekçe: Davalı taraf, icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur.İİK'nin 72/4. Maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve bu icra takibinin durdurulması (İİK. m. 72/2) veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (İİK. m.72/3 c.2) için ihtiyati tedbir kararı almış, bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış-infaz edilmiş olması şarttır(İİK m.72/4 c.2). (Yargıtay---- Hukuk Dairesi'nin 7.3.2014 ----- 22.03.2010 tarih, ----- esas, ------ karar sayılı ilâmı)Somut olayda, Mahkememizce davacı vekilinin icra takibini önler nitelikte tedbir istemi reddedilmiş olduğundan ve davalı lehine inkâr tazminatı verilmesi koşulları gerçekleşmediğinden, davalı-alacaklı vekilinin inkâr tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
5-Davacının kötü niyet tazminatı istemi ile ilgili inceleme ve gerekçe: Davacı, kötü niyet tazminatı talep etmiştir.
Kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklı-davalının, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir. Yani davacının, davalının takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlattığını veya dava açtığını ispatlaması gerekir.
Olayımızda, asıl alacak yönünden dava reddolunduğundan ve işlemiş faiz açısından davalının icra takiplerini başlatmakta kötüniyetli olmadığı kanaatine varıldığından davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin mahkememizce verilen 23/06/2021 tarih ve ---- Esas ----- Karar sayılı ilam davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine --- Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 tarih ve ----- Esas ------- Karar sayılı ilamıyla "Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının ----. İcra Dairesi'nin ------ esas sayılı dosyasındaki icra takibinden dolayı; A) Davacının, davalıya 3.284,44 ABD Doları borçlu olmadığının tespitine, B) Fazlaya ilişkin 220.000 ABD Doları asıl alacak ve 915,56 ABD Doları işlemiş faize ilişkin istemin reddine, C) Davalının inkar tazminatı isteminin reddine, D) Davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,." karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, beyaza attığı imzanın sahte bir şekilde senet haline getirildiğini, davalı ile hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığını beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı ise iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacının menfi tespit talebi "Davacı tarafından boş belgeye atılı bir imzanın haksız sonradan bono haline getirilmesi" iddiasına dayalı olmasına rağmen, mahkemece bononun sahteliği ile ilgili hiçbir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın soruşturma dosyasında alınan ve iddiaları karşılayamayan rapora dayalı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece "Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte bir bilirkişi incelemesi yaptırılması; Ayrıca bonoyu düzenlediği iddia edilen Av. ... yönünden devam ettiği belirtilen soruşturma dosyasının celbedilerek, dosyadaki beyan ve delillerin değerlendirilmesi zorunlu olduğundan, eksik inceleme ile anılan şekilde karar verilmesi usule aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile gerekli yargısal işlemlerin yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." gerekçesiyle kaldırılarak dosya mahkememize gelmiştir. Avukat ... hakkında Adalet Bakanlığınca soruşturma izni verilmediği, idarenin bu kararının -----. İdare Mahkemesinin 31/03/2022 gün ve ---- Esas ------ Karar sayılı kararıyla kaldırıldığı, idare mahkemesinin kararının istinaf edilmesi üzerine -- Bölge İdare Mahkemesi ----. İdari Dava Dairesi'nin 11/11/2022 gün ve ----- Esas ------- Karar sayılı kararıyla istinafa konu idare mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak karar verildiği, bu suretle avukat ... hakkında kovuşturma bulunmadığı görülmüştür.
İstinaf kararı doğrultusunda ATK Fizik İhtisas Dairesine yazı yazılarak, "Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte rapor tanzimi istenilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından hazırlanan 26/01/2024 tarihli raporda özetle; "İnceleme konusu belgenin sağ ve sol kenarlarının matbu kesim olduğu, belge üzerinde yaygın toner partiküllerinin olduğu, mavi mürekkepli kalem ile yazılmış yazılar ve imza üzerinde mevcut toner partiküllerinin hangisinin üstte hangisinin altta olduğu hususunda teknik tespite gidilemediği, dolayısıyla imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığının tespit edilemediği, belgedeki bilgisayar ile oluşturulmuş yazılar ile imzanın ve mavi mürekkepli kalem ile yazılmış yazıların kesişim noktasının mevcut olmadığı dolayısıyla hangisinin önce hangisinin sonra yazıldığının değerlendirilemediği, inceleme konusu belgenin açığa imzalı bir kağıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda teknik tespite gidilemediği hususlarını bildirir KANAAT RAPORUDUR." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu'nca teknik tespite gidilemediğinin bildirilmesi üzerine istinaf kararı doğrultusunda teknik tespit yapabileceği değerlendirilen -------- Jandarma Kriminal Müdürlüğü El Yazısı ve Döküman İnceleme Bölümüne yazı yazılarak, "Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ------ (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte rapor tanzimi istenilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı ------ Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nün 10.05.2024 tarihli raporda özetle; "TAHRİFAT ve YAZI YAŞI İNCELEMESİ 1. İnceleme konusu senet üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; a. İnceleme konusu senedin çizgisiz beyaz kağıt üzerine bilgisayar yazıcısı ile düzenlenmiş olduğu, cetvel ile yapılan ölçümde, senedin sol yan kenar uzunluğunun yaklaşık 183,40 mm, sağ yan kenar uzunluğunun 183,90 mm, üst ve alt kenar uzunluklarının ise 211,20 mm olduğu tespit edilmiş olup, bu ölçülerin standart kağıt ebatlarından farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. b. Senedin kenar kesim hatları üzerinde yapılan incelemede, alt kenar kesim hattının, diğer kenar kesimlerinden farklılık gösterdiği, sol yan kenar, üst kenar ve sağ yan kenar hattı kesim çizgilerinin birbirine benzer ve daha düz bir hat şeklinde olduğu görülürken, alt kenarın kesim hattının daha düzensiz ve girintili-çıkıntık (zigzaglı) vaziyette olduğu ve kesim hattında daha yoğun lif parçaları bulunduğu tespit edilmiştir. c. İnceleme konusu senet üzerinde bulunan el yazıları ve imzanın senet üzerindeki makine yazıları ile kesişim/temas noktasının bulunmaması nedeniyle, söz konusu yazılar ve imzanın birbirlerine göre altta ya da üstte olduğuna yönelik bir tespitte bulunulamamıştır. ç. Senette el yazısıyla yazılmış ibare ve atılı imzanın mürekkebinin altında ya da üstünde toner mürekkebi/parçacıkları bulunup bulunmadığına yönelik bir tespitte bulunulamamıştır. d. Laboratuvarımızda belgeler/yazılar üzerine ısıl işlem uygulanıp uygulanmadığına ve mürekkeplerin belgeler üzerinde uygulanma zamanına yönelik yazı yaşı tayini mevcut laboratuvar imkânlarıyla mümkün olamadığından, belgeler/yazılar üzerine ısıl işlem uygulanıp uygulanmadığı, inceleme konusu senet üzerinde yazılı bulunan el yazılarının ve atılı bulunan imzanın, senet üzerindeki makine yazıları ile aynı anda, farklı zamanlarda ya da belli bir tarih aralığında yazılıp-yazılmadığı/atılıp-atılmadığı hususunda bir tespitte bulunmak mümkün olamamıştır. 2. Yukarıda birinci maddede yazılı tespitler ve belirtilen diğer hususlar çerçevesinde, inceleme konusu senet üzerindeki makine yazıları ile el yazısı ve imzanın kesişim noktasının bulunmaması, toner parçacıklarının el yazısı ve imza mürekkebinin altında ya da üstünde olduğuna yönelik bir tespitte bulunulamaması, belgeler/yazılar üzerine --- işlem uygulanıp uygulanmadığı ve yazı yaşı tayininin yapılamaması nedeniyle, inceleme konusu senet üzerinde bulunan el yazıları ve imzanın, senet üzerindeki makine yazılarının altında ya da üstünde olduğuna ve inceleme konusu senedin açığa imzalı bir kağıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığına yönelik kesin ve net bir tespitte bulunmak mümkün olamamıştır." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından ----- Üniversitesi - ------ Rektörlüğü Adli Tıp Ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü tarafından teknik inceleme yapılabileceğinin bildirilmesi üzerine ilgili kuruma yazı yazılarak "Bononun Açığa İmzalı Bir Kâğıttan Bilgisayar Çıktısı Alınarak Oluşturulup Oluşturulmadığı, Yazı Ve İmza Arasındaki Öncelik Sırası Ve Zaman Farkı, İmza Üzerinde Yazıcı Mürekkebi Olup Olmadığı, Yazı Ve İmza Yaşının Tespiti Ve İmza Üzerinde Isıl İşlem (Yazıcıdan Geçirme) Olup Olmadığı" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte bir bilirkişi incelemesi yapılıp yapılamayacağı sorulmuş, gelen 06.08.2024 tarihli cevap yazısında özetle; "1. Enstitümüz Yönetim Kurulunun 19.03.2012 tarihli ve 9'uncu toplantısında alınan 13 sayılı kararı, ------ Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığı'nın teknik bilirkişi görüşüne dayandırdığı 05.07.2013 tarihli ----- sayılı yazısı ve Enstitümüz Yönetim Kurulunun 14.07.2015 tarihli ve 13'üncü toplantısında alınan ----- sayılı karar gereğince; Enstitümüzde mürekkep yaşı (yazı yaşı) ile ilgili bazı bilimsel araştırmalar olmakla birlikte henüz belge inceleme alanında rutin uygulamaya geçebilecek standart bir analiz yöntemi geliştirilemediğinden, mürekkep yaş tayini ile ilgili Enstitümüzde yapılan başvurular geri çevrilmektedir. 2. Yukarıdaki husus dışındaki diğer hususlardan bononun açığa imzalı bir kağıttan bilgisayar çıktısı olarak oluşturulup oluşturulmadığı hususunda görüş bildirilmesi” için, inceleme konusu senet üzerindeki imzanın senet toneri ile çakıştığı noktalar mevcut ise bu kısımların 3D tarayıcı ve araştırma ekibimiz tarafından geliştirilen yazılım vasıtasıyla öncelik sırasının belirlenebilmesi, yine toner partikül sayımı ile de bu konuda veri elde edilebilmesi gerekmektedir. Ancak bu incelemelerin Enstitümüz Belge İnceleme Laboratuvarı'nda bulunan mevcut ekipman ile yapılmaları mümkün olmamaktadır. Buna karşın Enstitümüz Belge İnceleme Laboratuvarı'nda görevli öğretim üye ve yardımcılarının harici üniversite ve kurumlarda görevli bilim insanları ile sorulan hususlardan (çakışan kalem hatlarının öncelik sırasının belirlenmesi, toner partikül sayımı ile inceleme konusu belgede mevcut olan imzanın mı belge metninin mi önce oluşturulduğu, - etkiye yol açan yazıcıdan geçirme işleminin imza formuna ve fulajına etkisi gibi) bir kısmı hakkında bilimsel çalışmaları bulunmakta olup, bu çalışmalardan adli bilimler alanında etkin dergilerde uluslararası makale de üretilmiştir. Yukarıda belirtilen hususların yanıtlanması için araştırma ekibinin geliştirdiği yazılımlar kullanılmakta ve ekibin birlikte ve/veya münavebeli olarak çalışması gerekmektedir. Halen ekip çalışması devam ettiğinden dosyanızda sorulan hususların bir kısmının araştırma ekibine tevdii edilmesi halinde araştırma kapsamında yanıtlanabileceği düşünülmektedir. Gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.İstinaf kararı göz önünde bulundurulduğunda kaldırma kararında yapılması istenilen teknik inceleme konusunda tamamen aydınlığa kavuşturacak nitelikte bir bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşıldığından ve gelen yazı cevabı da göz önünde bulundurulduğunda, akademisyen kadroda bulunan Prof. Dr.-----istinaf kararında geçen şekilde dava konusu bono üzerinde inceleme yapılarak rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. -----, Fizik Mühendisi Prof. Dr. ----- ve Adli Bilimler Uzmanı Dr. ------ tarafından 01/11/2024 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ 1. İnceleme konusu bonoda mevcut yazı ve imza hatlarına denk gelen bölgede yer alan toner partikül sayısı söz konusu hatların yakın lokasyonunda yer alan, mürekkep hattı içermeyen (sadece beyaz kağıt yüzeyi içeren) ve kalem hatları ile eşit yüzey alanına sahip bölgelerle (yukarıda bahsi geçen araştırmamızda kullandığımız yazılım marifeti ile kalem hatlarının yüzey alanı seçilmiş ve yine aynı yöntemle seçilen kalem hattı içermeyen alan ile) karşılaştırılmıştır. Kalem hatlarına yakın lokasyonlu ve eşit yüzey alanlı diğer bölgelerde (beyaz kağıt yüzeyinde) mebzul miktarda toner partikülleri saptanmışken kalem hatlarında toner partiküllerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitin bilimsel gerekçesi aşağıda açıklanmıştır. Yukarıda bahsedilen ve halen devam etmekte olup, elde ettiğimiz bilimsel çıktılarını bu alanda saygın dergilerde yayınlattığımız araştırma kapsamında (bu araştırma mahkemeniz dosyasında da iddia edildiği üzere boş kağıda atılmış imzaların üst kısımlarının sonradan doldurulması ile yapıldığı ileri sürülen başka adli vakaların da tarafımıza tevdii edilmesi üzerine, bu problemi çözmek amacıyla yürütülmektedir) laboratuvarda benzer belgeler oluşturularak deneysel çalışmalar yapılmış ve literatürde yer alan bilgiler doğrultusunda kalem hatlarındaki mürekkebin ve oluklanmanın (bilimsel terminolojide “embossing”) o bölgedeki kağıt morfolojisini değiştirdiği görülmüştür. Bu durum, kalem hatlarına denk gelen bölgelerin dielektrik özelliklerinin kağıdın diğer bölgelerine nazaran farklılaşmasına neden olmakta ve lazer yazıcı ile baskı alınması durumunda kalem hatlarına toner partiküllerinin tuttunmamasına sebebiyet vermektedir (1-3). 2. İnceleme konusu bonoda yer alan isim soy isim yazısını ve imzayı oluşturan kalem hatlarının derinlik ölçümleri analiz edildiğinde normal kalem hatlarının derinlik ölçümlerine (sert zeminde yazılmış olsa dahi) kıyasla önemli miktarda düşük olduğu görülmüştür. Kalem hatlarının ısıya maruz kalması halinde (boş kağıda yazılıp/atılıp üzerine bilahare metin oluşturulması sırasında yazıcı merdanelerinden geçerken kağıdın ve kalem hatlarının ısıya maruz kalması) kalem hattı derinliğinin önemli derecede azalacağı yaptığımız çalışmalarla doğrulanmıştır (4,5). İnceleme konusu bononun kalem hatlarının derinliğinin 6-8 µm (mikrometre) arasında seyretmesi bunun göstergesidir. Sonuç olarak; İnceleme konusu bono üzerinde yer alan isim soy isim yazısı ile imzayı oluşturan kalem hatlarının içerisinde toner partiküllerinin olmaması; aynı kalem hatlarının derinliklerinin standart yazım derinliğinin içerisinde yer almayıp oldukça düşük olması ve fulajlarında yassılaşma görülmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde; ... isim soy isim yazısı ve imzasının boş belge üzerine atıldığı, bono metninin lazer yazıcıda sonradan yazdırılması sureti ile bononun mevcut halinin oluşturulduğunun kuvvetle muhtemel olduğu kanaatimizi bildirir bilirkişi raporudur. Arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası mahkememiz dosyasıyla birleştirilmiştir. Dosya incelendiğinde; davacısının ..., davalısının ..., davanın konusunun ----. İcra Dairesi'nin ------- Esas sayılı takibinin iptaline, 20.08.2019 tarihli 600.000,00-$ bedelli senedin senet vasıflarını taşımadığından hükümsüz olduğunun tespiti neticesinde müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ve davalı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu, davacı vekili 30/11/2023 tarihli dava dilekçesiyle özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine 20.08.2019 tarihli ve 600.000,00 USD bedelli senet dayanak gösterilmek suretiyle,----- İcra Müdürlüğü ------sayılı dosyası nezdinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibine geçildiği, ne var ki, takip konusu senedin müvekkilininin senet imzalama rızası dışında, aralarında vekalet ilişkisi bulunan eski avukatının talebi üzerine güven duygusuyla boşa imza attığı kağıdın üzerinde yapılan tahrifat ve oynama neticesinde söz konusu kağıdın senet haline çevrilmesi ve ayrıca davalı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki bulunmaması sebepleriyle öncelikle haksız ve hukuka aykırı icra takibinin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına; müvekkiline ait hacizli malvarlıkları kayıtlarına işbu davanın şerh edilmesini, davanın ----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -------Eski Esas) Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, nihai olarak müvekkilinin davalı alacaklı tarafa herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhine başlatılan----- İcra Dairesinin------- Esas sayılı dosyası ile yürütülen icra takibinin iptaline karar verilmesini, ayrıca davalı tarafın müvekkili aleyhine açtığı icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan, İ.İ.K.’nun 72/5. maddesi gereğince takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla davalı taraf aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı 23/01/2024 tarihli cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususların tamamen hilafı hakikat olup borcu ödememek ve geciktirerek kendisine haksız menfaat temin etmek arzusundan kaynaklandığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 02/10/2024 tarih ve ------ Esas ------ Karar sayılı kararı ile, "Aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan mahkememizin işbu ----- Esas sayılı dosyası ile ------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------- esas sayılı dosyasının HMK'nın 166/1. maddesi gereğince BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-)Esasın bu şekilde kapatılmasına, 3-)Yargılamanın-------- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyası üzerinden devamına," kararı verildiği görülmüştür.Birleşen davaya konu icra dosyası: Birleşen davaya konu ---- İcra Dairesinin -------- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 15.08.2022 tarihli Kambiyo Senetlerine (Çek, Poliçe ve Emre Muharrer Senet) Özgü Haciz Yolu Yapılacak Takipte Ödeme Emri ile; 600.000,00 USD asıl alacak (10.764.780,00 TL) üzerinden icra takibi başlatıldığı, takip açıklamasının; "Senet ve Tarihi: 22.05.2019 tanzim tarihli, 20.08.2019 vade tarihli, 600.000,00 USD tutarındaki senet" olarak açıklandığı anlaşılmıştır.
Akademisyen kadroda bulunan Prof. Dr. ------- birleşen dava konusu bono üzerinde inceleme yapılarak rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. -----, Fizik Mühendisi Prof. Dr. ----- ve Adli Bilimler Uzmanı Dr. ------- tarafından 23/05/2025 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda özetle; "SONUÇ 1. İnceleme konusu bonoda mevcut yazı ve imza hatlarına denk gelen bölgede yer alan toner partikül sayısı söz konusu hatların yakın lokasyonunda yer alan, mürekkep hattı içermeyen (sadece beyaz kağıt yüzeyi içeren) ve kalem hatları ile eşit yüzey alanına sahip bölgelerle (yukarıda bahsi geçen araştırmamızda kullandığımız yazılım marifeti ile kalem hatlarının yüzey alanı seçilmiş ve yine aynı yöntemle seçilen kalem hattı içermeyen alan ile) karşılaştırılmıştır. Kalem hatlarına yakın lokasyonlu ve eşit yüzey alanlı diğer bölgelerde (beyaz kağıt yüzeyinde) mebzul miktarda toner partikülleri saptanmışken kalem hatlarında toner partiküllerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu tespitin bilimsel gerekçesi aşağıda açıklanmıştır. Yukarıda bahsedilen ve halen devam etmekte olup, elde ettiğimiz bilimsel çıktılarını bu alanda saygın dergilerde yayınlattığımız araştırma kapsamında (bu araştırma mahkemeniz dosyasında da iddia edildiği üzere boş kağıda atılmış imzaların üst kısımlarının sonradan doldurulması ile yapıldığı ileri sürülen başka adli vakaların da tarafımıza tevdii edilmesi üzerine, bu problemi çözmek amacıyla yürütülmektedir) laboratuvarda benzer belgeler oluşturularak deneysel çalışmalar yapılmış ve literatürde yer alan bilgiler doğrultusunda kalem hatlarındaki mürekkebin ve oluklanmanın (bilimsel terminolojide “embossing”) o bölgedeki kağıt morfolojisini değiştirdiği görülmüştür. Bu durum, kalem hatlarına denk gelen bölgelerin dielektrik özelliklerinin kağıdın diğer bölgelerine nazaran farklılaşmasına neden olmakta ve lazer yazıcı ile baskı alınması durumunda kalem hatlarına toner partiküllerinin tuttunmamasına sebebiyet vermektedir (1-3). 2. İnceleme konusu bonoda yer alan isim soy isim yazısını ve imzayı oluşturan kalem hatlarının derinlik ölçümleri analiz edildiğinde normal kalem hatlarının derinlik ölçümlerine (sert zeminde yazılmış olsa dahi) kıyasla önemli miktarda düşük olduğu görülmüştür. Kalem hatlarının ısıya maruz kalması halinde (boş kağıda yazılıp/atılıp üzerine bilahare metin oluşturulması sırasında yazıcı merdanelerinden geçerken kağıdın ve kalem hatlarının ısıya maruz kalması) kalem hattı derinliğinin önemli derecede azalacağı yaptığımız çalışmalarla doğrulanmıştır (4,5). İnceleme konusu bononun kalem hatlarının derinliğinin 6-8 µm (mikrometre) arasında seyretmesi bunun göstergesidir. Sonuç olarak; İnceleme konusu bono üzerinde yer alan isim soy isim yazısı ile imzayı oluşturan kalem hatlarının içerisinde toner partiküllerinin olmaması; aynı kalem hatlarının derinliklerinin standart yazım derinliğinin içerisinde yer almayıp oldukça düşük olması ve fulajlarında yassılaşma görülmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde; ... isim soy isim yazısı ve imzasının boş belge üzerine atıldığı, bono metninin lazer yazıcıda sonradan yazdırılması sureti ile bononun mevcut halinin oluşturulduğunun kuvvetle muhtemel olduğu kanaatimizi bildirir bilirkişi raporudur. Arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Asıl ve birleşen dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Asıl ve birleşen davada davacı, beyaza attığı imzanın sahte bir şekilde senet haline getirildiğini, davalı ile hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığını beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı ise iddiaları kabul etmeyerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacının menfi tespit talebi "Davacı tarafından boş belgeye atılı bir imzanın haksız sonradan bono haline getirilmesi" iddiasına dayalı olması göz önünde bulundurularak bononun sahteliği ile ilgili inceleme yaptırılmasına karar verildiği ve bu kapsamda "Bononun açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ve zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi olup olmadığı, yazı ve imza yaşının tespiti ve imza üzerinde ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) olup olmadığı" gibi hususları aydınlığa kavuşturacak nitelikte bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, asıl dava için alınan 01/11/2024 ve birleşen dava için alınan 23/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporlarında inceleme konusu bonolar üzerinde yer alan isim soy isim yazısı ile imzayı oluşturan kalem hatlarının içerisinde toner partiküllerinin olmaması, aynı kalem hatlarının derinliklerinin standart yazım derinliğinin içerisinde yer almayıp oldukça düşük olması ve fulajlarında yassılaşma görülmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacı ...'ın isim soy isim yazısı ve imzasının boş belge üzerine atıldığı, bono metninin lazer yazıcıda sonradan yazdırılması sureti ile bononun mevcut halinin oluşturulduğunun kuvvetle muhtemel olduğu kanaatine ulaşıldığı anlaşılmakla bonoların açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulduğu sonucuna varıldığından davacı tarafın boş belgeye atılı bir imzanın haksız sonradan bono haline getirilmesinden kaynaklı asıl ve birleşen menfi tespit davasının kabulüne, davacı / borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin bonoların sahte olması sebebiyle haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi uyarınca borçlunun dava sebebi ile uğradığı zarara karşılık asıl ve birleşen dava için takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında tazminatın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl davanın KABULÜ ile,
1-a)Davacı/borçlu ...'ın -----. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından dolayı davalı/alacaklı ...'e BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
b)Takip konusu 1.291.392,00 TL alacağın %20'si olan 258.278,40 TL'nin davalı/alacaklı ...'den alınarak davacı/borçlu ...'a VERİLMESİNE,
Birleşen davanın KABULÜ ile,
2-a)Davacı/borçlu ...'ın ----- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasından dolayı davalı/alacaklı ...'e BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
b)Takip konusu 10.764.780,00 TL alacağın %20'si olan 2.152.956,00 TL'nin davalı/alacaklı ...'den alınarak davacı/borçlu ...'a VERİLMESİNE,
Asıl Davaya İlişkin Yargılama Gideri
3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 88.214,99 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 22.053,75 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 66.161,24 TL'nin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 22.053,75 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı ile 2.859,50 TL posta masrafı ve 60.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 82.108,15 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 192.794,88 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
Birleşen Davaya İlişkin Yargılama Gideri
6-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 735.342,12 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 296.288,82 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 439.053,30 TL'nin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Davacı tarafından yapılan 296.288,82 TL peşin harç, 269,85 TL başvurma harcı ve 60.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 356.558,67 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 707.295,60 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacı vekilleri ve davalı vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.