T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/231 Esas
KARAR NO : 2025/430
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 26/03/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili 26/03/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin ortağı olduğu ----------- Şirketi isimli şirketin 11 Şubat 2019 yılında --------- Mahallesi, ----------- Sokak, No:--------- ----------- adresinde kurulduğunu, (------------- Kuruluş bildirgesi ekte yer almaktadır.) Şirketin kuruluş amacı ----------- de yazıldığı gibi hastane, klinik, poliklinik, laboratuvar ve doktor muayenehaneleri ile sağlık kuruluşlarının ihtiyacı olan her türlü tıbbi malzemelerinin ihracatını, ticaretini yapmaktır. Şirketin sermayesi, beheri 250,00 TL değerinde 600 paya ayrılmış toplam 150.000,00 TL değerindedir. Mevzubahis şirket müvekkili ile birlikte üç ortak tarafından kurulmuştur. Ortaklar ---------- ve ------------ isimli şahıslar münferiden müdür sıfatıyla imza yetkisine haiz bir şekilde şirket kuruluşunda yer almıştır. Müvekkili ------------ ise sadece %33 hisse oranına sahip, herhangi imza yetkisi sorumluluğu bulunmayan biridir. Yaklaşık 8 ay sonra, 8 Ekim 2019 tarihinde işbu şirkette münferiden müdür sıfatıyla ortak bulunan ------------ pay devri işlemine başvurmuş, 50.000,00 TL sermaye karşılığında sahip olduğu 200 adet payını hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte şirket ortaklarından olan ve aynı zamanda imza yetkisine sahip olan şirket yetkilisi ---------- isimli ortağa devretmiştir. Dolayısıyla pay devri işlemi sonrasında işbu şirketin ortaklık yapısında değişiklik meydana gelmiş, ----------- isimli şahıs 250,00 TL değerinde 400 adet paya karşılık gelen 100.000,00 TL bedele sahip %77 oranında hisseye ve tek münferiden müdür sıfatına sahip olmuştur. Müvekkili ------------ ise hisse ve oranında hiçbir değişikliği olmamış, şirket bünyesinde sadece hissesi bulunan ortaklığı devam etmiştir. Davalı şirket uhdesinde imza yetkisine sahip tek kişi olan Münferiden Müdür şirket yetkilisi ---------- isimli ortak, gün geçtikçe davalı şirketi ticari faaliyetlerden uzaklaştırmış, şirketi haksız yere borçlandırmış, şirket hesaplarını boşaltmış ve gerek şirketin gerekse müvekkilinin aleyhine hukuka aykırı birçok işlem yapmıştır. -------- isimli şahıs müvekkilinden şirket adına defalarca borç para istemiş, aldığı paraları ise kişisel kullanım amacıyla kendi hesaplarına aktarmıştır. Ticari faaliyetlerde bulunduğu sırada birden fazla şirketi mal satma saikiyle kandırmış, şirket uhdesinde bulunan malları satıp teslim edeceğinden bahisle ödemeler almış ki işbu hususta kendi uhdesine mi aldığı veya şirket hesabına mı işbu ödemelerin alındığı hususu müvekkili tarafından bilinmemekte olup, zira müvekkilinin şirket hesaplarına hiçbir şekilde erişimi yoktur ve bilgi alabilmesi gibi bir durumu bulunmamaktadır, tekrar izah etmek gerekirse müvekkili imza yetkilisi olmadığından bu hususların hiçbirinde bilgi sahibi değildir. Şirkette ortaklığı bulunan müvekkili yapılan bu usulsüz işlemler neticesinde ----------- isimli şahısa defalarca ulaşmaya çalışmış ancak kendisi hiçbir şekilde konu ile ilgili açıklama yapmamıştır. Yapmış olduğu bu işlemler neticesinde şirket aleyhine icra takipleri başlatılmış, ortaklık çekilemez bir hale sokulmuştur. Davalı şirket bünyesinde bulunan ---------- plakalı ------------ marka, ----------- model araç şirket yetkilisi ---------- tarafından eşi ------------- satılmış, muvazaalı ve hukuka aykırı bir işlem gerçekleşmiştir. Kaldı ki işbu şirket malvarlığı ihtiva eden aracın satış bedeli hiçbir surette şirket hesaplarına aktarılmamış ki şayet böyle bir satış bedeli var ise de davalı ------------ uhdesinde tutulmuş, tüm bu hususlarda ------------ Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. İşbu anlamda TTK'da açıkça belirtilen kimselerden limited şirket müdürü ortağın eşi olan ----------- bu aracın satışını gerçekleştirmesi hasebiyle davalı, müzakereye katılma yasağını çiğnemiştir ki bu aracın satıldığı satıştan uzun bir süre geçmesinden sonra çevreden şifahen öğrenilmiştir. Ayrıca ------------ isimli şahıs bununla yetinmemiş, eşi ---------- adına şirket açtırıp lehtarı ----------- Şirketi, Keşidecisi ------------ ait şahıs şirketi olan çekleri cirantanın sorumluluğuna gidileceğine güvenerek 3. Kişi kişisel alacaklılarına ciranta etmiştir. Yaşanan bu olaylar karşısında müvekkili ciddi boyutta maddi ve manevi zararlara uğramış, icra tehdidi altında bulunmuş, şirkete borç olarak vermiş olduğu paraların ve imza yetkilisi olan ortak --------- isimli şahısa şirketin kâr elde etmesi amacıyla borç olarak vermiş olduğu paraların tahsiline ilişkin ------------ ve ------------ Şirketi aleyhine ----------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Ve--------- İcra Müdürlüğünün ----------- E. Numaralı dosyalarında icra takibine girişmiştir. İlgili icra takiplerine itiraz edilmemiş, müvekkilinin alacakları kesinleşmiştir. Ayrıca yaşanan bu olumsuz hadiseler neticesinde müvekkili, davalı şirket yetkilisi münferiden müdür ortak ----------- aleyhine suç duyurusunda bulunmuştur. ----------- Soruşturma NO ile dosyada şüpheli --------- ve -------- hakkında Sahtecilik, Nitelikli Dolandırıcılık ve Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçlarından soruşturma yürütülmektedir. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen hususlar ışığında davalı şirket, faaliyet konusundan uzaklaşmış, sürekli zarar etmiş, malvarlığı israf edilmiş, şirket hakkında icra takipleri açılmıştır. Bu durum müvekkilinin aile birliğini tehdit eder hale gelmiştir. Ayrıca; limited şirket faaliyeti tamamen durmuş, şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde olmadığına müşahade edilmiştir. Limited şirketin ortaklık mevcudu kalmamış, şirket otaklığından ayrılmak isteyen müvekkil diğer ortağa bir türlü ulaşamamaktadır. Ortaklar arasındaki güven ilişkisi sona ermiş ve sürekli güvensizlik ortamı oluşmuş, diğer ortak kendi kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana getirmiştir. Şirket devamlı olarak zarar ettiği ve kâr sağlayamadığı, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaati hasıl olmakla, şirket müdürü olan ----------- isimli diğer ortak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek şirketi olması gerektiği gibi iyi idare edememiştir. Şirket malvarlığını korumak, ortaklığın sevk ve idaresini sağlamak, ortaklığın ödeme güçlüğü karşısında gereğini yapmak şirket müdürü görevi olup, şirketin mevcut durumundan şirket müdürü ortaklara karşı sorumludur. ------------Şti .’nin yetkili müdürü, kurulduğu tarihten itibaren -----------. Limited şirket müdürleri, sorumluluğu ile anonim şirket yönetim kurulu üyeleri sorumlulukları aynı hükümlere tabi olup, Kanun’un veya ana sözleşmenin yüklediği görevleri yerine getirmeyen limited şirket müdürleri bu yüzden oluşan zararların tazmini noktasında ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı müteselsil sorumludurlar. Limited şirket müdürünün cezai sorumluluğu hususunda şikâyette bulunduğumuzu tekrar belirtmekteyiz. Müvekkili ile hem davalı şirket arasında hem de davalı şirketin tek münferiden müdür sıfatına sahip yetkilisi olan ortak ----------- arasında husumet oluşmuş, işbu husus dahi başlı başına ortaklığın çekilmez hale geldiğinin açık bir göstergesidir. Müvekkilinin ortaklıktan çıkmada haklı sebebinin olduğu sabittir. TTK’nun 638’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” şeklindedir. TTK m. 245’te, “bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması” veya “bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi” ve bunlara benzer haller haklı sebep olarak nitelendirilmiştir. Yukarıdaki açıklamaları ışığında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi için işbu hususlar doğrultusunda taraflarınca zorunlu arabuluculuk kurumuna gidilmiş olup davalı ------------ Şirket yetkilisi olan ------------- ile sulh olunamamış, anlaşamama son tutanağı da ekte yer almaktadır. Sonuç olarak tarafımızca mahkemeye başvurmak zorunluluğu doğmuştur. Bilindiği üzere güncel TTK'da tek ortaklı limited şirketlerin önü açılmış, limited şirketlerin tek ortak ile ticari hayatlarına devam edeceği hususu açık bir hale gelmiştir. İki ortaklı limited şirketlerde çıkma istemi, işbu düzenleme ışığında şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesinin yanında mümkün hale gelmiştir. Açıklamaya çalıştıkları üzere, davacı müvekkili, ortağı olduğu limited şirket ile ilgili yapılan hiçbir işlem ile ilgili bilgi sahibi değildir. Davalı şirket müdürü, şirketin işlemleri, harcamaları, alım ve satımları, alacak ve borçları ile ilgili tüm bilgileri müvekkilinden gizlemekte, müvekkilinin şirket içindeki ortaklık hakkı gasp edilmektedir. Şirket müdürünün yapmış olduğu işlemler neticesinde davalı şirketin aşırı borçlanmalarının bulunma tehlikesi, hatta müvekkilinden habersiz şekilde davalı şirket adına senet düzenleme, borçlandırıcı işlem yapma ihtimali halen daha devam etmektedir. Bu sebeplerle şirket ortağı olarak kalmaya devam ettiği sürece müvekkilinin haberi dahi olmadığı borçlanmalar veyahut davalı şirket adına keşide edilmiş ya da edilecek çekler sebebi ile hukuki ve cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalma ihtimali de göz önünde bulundurulduğunda davacı müvekkilinin şirket ortağı olması sebebi ile yasaların yüklediği hukuki ve cezai sorumlulukların doğmaması için borç ve yükümlülüklerinin dondurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etme zarureti hasıl olmuştur. Bknz. TTK. M. 638/2 "(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmünü düzenlediğinden bahisle yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak nedenlerle; davacı müvekkilinin haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini, müvekkilinin, bilirkişilerce reel/ piyasa rayiç değeri üzerinden tespit edilecek, hisse ve ayrılma payı değerlerinin, diğer ortak tarafından satın alınması veya esas sermayeyi aşan şirket mal varlığından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesi, kuruluşundan bu yana kâr dağıtılmaması sebebi ile yine işbu tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki reel kârının bilirkişilerce tespit edilerek müvekkilinin hissesine düşen kısmın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini, bunlar mümkün olmadığı takdirde şirketin tasfiyesine karar verilmesi, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere, haklı davalarının kabul olması durumunda kararın icrasının imkansızlaşmaması için davalı şirket malvarlığı üzerine bila bedel ile tedbir konulmasına, yine dava sonuna kadar geçerli olmak üzere, müvekkilinin şirket ortağı olması sebebi ile yasaların yüklediği hukuki ve cezai sorumlulukların doğmaması için borç ve yükümlülüklerinin dondurulması yönünde de tedbir kararı verilmesini, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı şirket adına duruşma gününü bildirir dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi vermediği görüldü.Dosyanın konusunda uzman mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve eczacı bilirkişiye dosyanın tevdi ile uyuşmazlık konusunda inceleme yapmalarının istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir -----------, Akademisyen ----------- ve Eczacı ------------ tarafından sunulan 11/09/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "SONUÇ VE KANAAT: Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ve yetki ile davalı şirketin ticari defter kayıtları ve dosya kapsamında yapılan inceleme ile sınırlı olmak ve takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; Huzurdaki davanın konusunun davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkmasının kabulü veya mümkün olmadığı takdirde davalı şirketin tasfiyesine ilişkin olduğu, Davalı şirketin 30.09.2023 tarihli mali analizine göre, aktif stok hesabının 1.120.253,68 TL olarak göründüğü ve/fakat söz konusu stoğun işletmede gerçekten var olup olmadığının belirlenebilmesi için, şirket adresine gidilerek tespit edilmeye çalışılsa da şirketin adreste faaliyet sürdürmediğinin görüldüğü ve stokların rayiç bedelinin belirlenemediği, Davacının ortaklık ilişkisinin devamının olanaksız hale geldiğinden bahisle ortaklıktan çıkma talebinin takdirinin Yüce Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ----------- davalı şirketteki pay oranının % 33,33 olduğu, raporu Mali İnceleme ve Değerlendirme bölümünde kaydî olarak 459.799,29 TL öz kaynak hesaplanmış ise de davalı şirketin kaydi 30.09.2023 tarihli mizanında Stoklar hesabında satılan malın maliyetine aktarılan tutardan sonra kalan 1.120.253,68 TL olarak gözüktüğü, böyle bir stoğun işletmede gerçekten var olup olmadığının bilinemediği, işletmede fiilen böyle bir stok varsa da güncel piyasa değerinin ne olduğunun bilinemediği, ayrıca davacının iddiaları arasında yer alan şirketin duran varlıklarında gözüken --------- plakalı aracın halen şirket aktifinde gözüktüğü, dosya kapsamından bu aracın satılıp satılmadığının tespit edilemediği, araç satılmadıysa gerçek piyasa değerinin ne olduğunun bilinemediği, ayrıca davalı şirketin 30.09.2023 tarihli mizanında kaydî olarak en ---------- hesabında yer alan alacakları ile, ---------, ----------, ---------- hesabında yer alan borçlarının doğruluğunun teyit edilemediği, işletmede kaydi olarak gözüken stokların, duran varlıkların gerçekte olmaması durumunda şirketin öz kaynaklarının (-) negatif olacağı bu durumda ortaklara dağıtılacak pay olmayacağı dolayısıyla da gerçek veriler üzerinden çıkarılacak olan rayiç bilançoda şirketin öz kaynaklarının negatif olması / borca batık durumunda olması durumunda ayrılma akçesi hesaplanamayacağı, tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının ayrılma akçesi talebine yönelik takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkemenin ortaklıktan çıkarılma ve ayrılma akçesi verilmesi yönünde karar vermesi durumunda; 30.09.2023 tarihli kaydi genel mizanına göre davacının çıkma payı 153.266,43 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatlerimizi arz ederiz." kanaatleri bildirilmiştir. Davacı tanığı ----------, "Ben ---------- çalışanıyım, ----------- firmasından çalışırım, firma ----------- aittir, ----------- malzemeleri satar, ---------- aynı şekilde medikal malzemesi satmaktadır, ---------- eski çalışanı ---------- bir ---------- şirketi açmak istedi, ------------ de ortak olmak istedi, --------- ---------- anlaşamadı, bunun üzerine -------- --------- şirketini kurdu, düzenli bir şekilde çalışıyordu, şirketin arabası vardı, daha sonra ----------- şirketin olmayan mallarını satmaya kalktı, bize bile satmaya kalktı, bez parasını havale yolu ile gönderdik, ancak mallar gelmedi, bu bir kaç kere oldu, ----------- bizim ----------- servisini yapıyordu, aktif çalışıyordu,----------- başında duramadı, --------- durdu,---------- bize geliyordu, bir kaç yere mal gönderelim faturasını keselim malı gönderelim, parasını 1 hafta sonra verirler diyordu, biz kabul etmedik, ----------- --------- şirketi için mal alacakken aynı malı bize de öneriyordu, ancak biz nereye para göndersek gelmedi, -----------şirketinin dükkanı kapandı, içerde malzemeler vardı, kime verdiği belli değil, ----------- bir kaç çalışanı vardı, 1,5 yıldır çalışmıyor, şirketin arabası vardı gitti, dükkanda depoda malzemeler vardı, kimler aldığı nereye gittiği belli değil, tanıklığımla ilgili ücret talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı vekilinin sunduğu araç satış belgesi göz önünde bulundurularak bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ----------, Akademisyen ---------- ve Eczacı ------------ tarafından sunulan 09/03/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "SONUÇ VE KANAAT: Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev ve yetki ile davalı şirketin ticari defter kayıtları ve dosya kapsamında yapılan inceleme ile sınırlı olmak ve takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; Huzurdaki davanın konusunun davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkmasının kabulü veya mümkün olmadığı takdirde davalı şirketin tasfiyesine ilişkin olduğu, Davalı şirketin 30.09.2023 tarihli mali analizine göre, aktif stok hesabının 1.120.253,68 TL olarak göründüğü ve/fakat söz konusu stoğun işletmede gerçekten var olup olmadığının belirlenebilmesi için, şirket adresine gidilerek tespit edilmeye çalışılsa da şirketin adreste faaliyet sürdürmediğinin görüldüğü ve stokların rayiç bedelinin belirlenemediği, Davacının ortaklık ilişkisinin devamının olanaksız hale geldiğinden bahisle ortaklıktan çıkma talebinin takdirinin Yüce Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı ----------- davalı şirketteki pay oranının %33,33 olduğu, raporu Mali İnceleme ve Değerlendirme bölümünde kaydi olarak 400.689,12 TL öz kaynak hesaplanmış ise de davalı şirketin kaydi 30.09.2023 tarihli mizanında ----------- satılan malın maliyetine aktarılan tutardan sonra kalan 1.120.253,68 TL olarak gözüktüğü, böyle bir stoğun işletmede gerçekten var olup olmadığının bilinemediği, işletmede fiilen böyle bir stok varsa da güncel piyasa değerinin ne olduğunun bilinemediği, davalı şirketin 30.09.2023 tarihli mizanında kaydi olarak gözüken ----------- yer alan alacakları ile,----------, ----------, ---------- hesabında yer alan borçlarının doğruluğunun teyit edilemediği, işletmede kaydi olarak gözüken stokların, duran varlıkların gerçekte olmaması durumunda şirketin öz kaynaklarının (-) negatif olacağı bu durumda ortaklara dağıtılacak pay olmayacağı dolayısıyla da gerçek veriler üzerinden çıkarılacak olan rayiç bilançoda şirketin öz kaynaklarının negatif olması / tüm bu açıklamalar borca batık durumunda olması durumunda ayrılma akçesi hesaplanamayacağı, doğrultusunda davacının ayrılma akçesi talebine yönelik takdirin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkemenin ortaklıktan çıkarılma ve ayrılma akçesi verilmesi yönünde karar vermesi durumunda; 30.09.2023 tarihli kaydi genel mizanına göre davacının çıkma payı 133.563,04 TL olarak hesap ve tespit edildiği, Davalı şirkete ait --------- plakalı ----------marka, ------------ model aracın 13.07.2021 tarihinde KDV dahil 70.000,00 TL tutarla davalı şirket yetkilisi ----------- tarafından eşi ---------- satıldığı, davalı şirket hesaplarında yapılan incelemede araç satışına ilişkin bedelin şirket hesaplarına aktarıldığına yönelik bir kayda rastlanmadığı, eş deyişle davalı şirket üzerine kayıtlı aracın satış bedeli olan 70.000,00 TL'nin davalı şirket yetkilisi ------------ uhdesinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu ek rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatlerimizi arz ederiz." kanaatleri bildirilmiştir. Davacı vekili 06/05/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda müvekkilinin şirketten alacakları tespit edilmiş olup fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davayı HMK m. 107 uyarınca talebimizi artırdıklarını, dava dilekçesinde talep ettikleri alacak kalemlerinden, bilirkişilerce reel/ piyasa rayiç değeri üzerinden tespit edilecek, hisse ve ayrılma payı değerlerinin, diğer ortak tarafından satın alınması veya esas sermayeyi aşan şirket mal varlığından ve hissesine düşen kısmın dava değeri olan 2.000,00 TL'yi 121.563,04 TL artırarark 133.563,04 TL olarak taleplerini artırdıklarını, davadaki taleplerini, HMK m.107 uyarınca artırdıklarını, toplam miktar olan 133.563,04 TL üzerinden harcın hesaplanarak dosyaya alınmasını talep ettiklerinden bahisle bilirkişi raporu doğrultusunda davayı HMK m.107 doğrultusunda taleplerini artıracaklarından eksik harcın dosyaya alınmasına ve talep artırım dilekçeleri doğrultusunda belirtilen alacak kalemlerinin ve dava dilekçesinde belirtilen diğer alacak kalemlerinin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkma, kâr payı ödenmesi aksi takdirde şirketin feshi istemlerine ilişkindir.
Davacı, davalı şirkette 1/3 hissedar olduğunu, davalı şirket yöneticisinin şirketi zarara uğrattığını ve kötü yönettiğini, şirkete ilişkin bilgileri sakladığını, şirketin adresinde bulunmadığını, faaliyetinin olmadığını ve ortaklar arasındaki güven ilişkisinin bozulduğundan bahisle haklı nedenle çıkmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Çıkma ve çıkarılma I - Genel olarak başlıklı 638 nci maddesi "(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." ve Kâr payı ve yedek akçeler başlıklı 608 nci maddesi "(1) Kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak, kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. (2) Şirket sözleşmesi ile aksi öngörülmedikçe, kâr payı, esas sermaye payının itibarî değerine oranla hesaplanır; ayrıca yerine getirilen ek ödeme yükümlülüklerinin tutarı da kâr payının hesaplanmasında itibarî değere eklenir. (3) Şirket genel kurulu, kanun ya da şirket sözleşmesinde öngörülmeyen veya öngörüleni aşan tutarlarda yedek akçelerin ayrılmalarına sadece; a) Zararların karşılanması için gerekliyse, b) Şirketin gelişimi için yatırım yapılması ihtiyacı ciddi bir şekilde ortaya konulmuşsa, bütün ortakların menfaati böyle bir yedek akçe ayrılmasını haklı gösteriyorsa ve bu hususlar şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmişse, karar verebilir." hükmünü düzenlemiştir. Alınan bilirkişi raporu, tanık anlatımı ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin kaydi olarak faal olduğu, tescilinden sonra sadece 2019 yılında genel kurul toplantısı yaptığı, davacı ile diğer ortak arasında güven ilişkisinin kalmadığı, diğer ortağın aynı zamanda yönetici olduğu, davalı şirketin faaliyetine devam etmediği, ortaklıktan çıkma için haklı sebeplerin oluştuğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirketten çıkmasına izin verilmesine, bilirkişi tarafından tespit olunan 133.563,04 TL ayrılma akçesine hükmedilmesine karar verilmiştir.Limited şirketlerde şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için, ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir karar alınması gerektiği, davalı şirketin kâr payı dağıtılmasına yönelik ortaklar kurulu kararı bulunmadığından davacı tarafın kâr payı ödenmesi talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1- ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün----------- sırasında kayıtlı davalı ----------- Şirketi'nin ortağı olan davacı ----------- haklı sebeple davalı şirketten çıkma isteminin KABULÜ ile, ---------- TC Kimlik numaralı davacı ------------- haklı nedenlerle TTK 638 (2) maddesi uyarınca DAVALI ŞİRKETTEN ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİNE,
2-Davacı ortak ----------, davalı ------------ Şirketi'ndeki payının değeri olan 133.563,04 TL ayrılma akçesinin karar tarihi olan 21.05.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirket tarafından davacı ortağa ÖDENMESİNE,
3-Davacı, davalı şirketten çıktığından davalı şirketin tek ortaklı olarak devamına,
4-Kararın bir örneğinin karar kesinleştiğinde Tescil ve İlanı için ----------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine,
5-Davacı tarafın kâr payı ödenmesi talebinin REDDİNE,
6-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan 427,60 TL peşin harç ve 2.300,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.727,60 TL harçtan mahsubuyla fazla alınan 2.112,20 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 359,00 TL posta masrafı ve 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 23.714,20 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
10-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2025