T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/64 Esas
KARAR NO : 2025/446
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı aleyhine ----------İcra Müdürlüğünün ------------ esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, takibe konu faturalardan da görüleceği üzere davalıya sözleşme karşılığı izolasyon işi yapıldığını, yapılan işin faturaları keşide edilerek davalıya gönderildiğini, davalının kendisine tebliğ edilen faturaya süresi içinde itiraz etmeyerek fatura muhteviyatını kabul ettiğini, ticari kayıtlar üzerinde yapılacak incelemede davalının borçlu olduğunun tespit edileceğini iddia ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, takip ana para alacağı (56.932,64 USD) bakımından itirazın iptali ile takibin devamını, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, mahkemede görülmekte olan iş bu davanın konusu ve tarafları aynı olan bir diğer dava yine ------------ esas sayılı davasıdır, mahkemenizde görülmekte olan ---------- esas ve----------- esas sayılı dosyalara konu faturalar aynı sözleşmeye dayalı olarak düzenlenmiş faturalardan ibaret olduğunu, birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, davaların birleştirilmesini talep ettiklerini, ------------ İzolasyon İşleri-2 Yüklenici Sözleşmesi”nde yer alan yetki şartı kapsamında mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında 10/11/2022 tarihli "----------- İzolasyon İşleri-2 Yüklenici Sözleşmesi"nin akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında muhatabın ---------- ili --------- Mah. ----------- Ada ----------- parselde yer alan---------- Projesi izolasyon işlerinin yapımını üstlendiğini, söz konusu sözleşmenin 35.4. maddesi “sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilafların halli için ------------ Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.” şeklinde düzenlendiğini, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesini, davacının müvekkilinden bir alacağı söz konusu olmadığını, davacının sözleşme ile üstlendiği işlerin yapımını aksattığını ve işleri tamamlamadığını, müvekkilinin zarara uğradığını, davacının tamamlamadığı ve sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirmediği işlere ilişkin sözleşmeden kaynaklı tüm hakların kullanılarak hak edişlerinden kesinti yapıldığını, davacının kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle sözleşmeye uygun olarak tamamlamamış olması, müvekkilini maddi manevi zarara uğrattığını, söz konusu zararın daha fazla artmaması adına davacının tamamlamadığı işlerin dava dışı 3.kişilere yaptırıldığını, sözleşmedeki 27.maddede belirtilen oranda artırılmak suretiyle davacıya yansıtıldığını, sözleşmenin 13. ve 14. maddelerinde belirtilen hal ve durumlarda uygulanacak ceza miktarları sözleşmenin 15. maddesindeki tabloda açıkça belirtildiğini, ilgili hükümler uyarınca gerekli cezalar uygulanarak davacının hak edişlerinden kesinti yapıldığını, davacının itirazın iptaline konu icra dosyasına ara hakedişlerde kesmiş olduğu faturaları dayanak olarak göstermiş ise de bu durumun davacının alacaklı olduğunu ispata elverişli olmadığını, taraflar arasındaki ilişkiyi sonlandıracak kesin kabullerin yapılmadığı gibi geçici kabullerin dahi yapılmadığını, bu anlamda ticari ilişkinin karşılıklı olarak anlaşma kapsamında sona ermediğini, davacının icra takibine konu tutarda bir alacağının da bulunmadığını, icra takibine konu faturaya konu malzeme birim fiyatları sözleşmenin 5.maddesinde yapılan keşif tablosuna uygun düzenlenmediğini, sözleşme uyarınca yükleniciye hiçbir şekilde fiyat farkı verilmeyeceğini, iş sonraki senelere sarksa dahi hiçbir nam altında fiyat farkı ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki delil anlaşması uyarınca müvekkil şirket defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, yapılan itirazın haklı bir itiraz olduğunu, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddi gerektiğini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak; fazlaya dair her tüklü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın usulden ve esastan reddini talep ve beyan etmiştir.
Mahkememizin ------------ Esas sayılı birleşen davası yönünden:Davacı vekili dava dilekçesinde "Davalı aleyhine ----------- İcra Müdürlüğünün ---------- E sayılı dosyasıyla 7 örnek ödeme emri gönderilmek suretiyle girişilen ilamsız icra takibine, davalı borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet vermiştir. Takibe konu faturlardan da görüleceği üzere davalıya sözleşme karşılığı izalasyon işi yapılmış olup, yapılan işin faturaları keşide edilerek davalıya gönderilmiştir. TTK 21. madde gereği davalı kendisine tebliğ edilen faturaya süresi içinde itiraz etmeyerek fatura muhteviyatını kabul etmiştir. Dava esnasında yapılacak defter incelemelerinde ve celbedilecek delillerde de görüleceği üzere davalı müvekkilime borçludur." ileri sürerek "Davamızın kabulü ile takip ana para alacağı (883.481,32 TL) bakımından itirazın iptali ile takibin devamına, davalının, takip alacağının % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine" karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde "Davacı ile müvekkil şirket arasında 10.11.2022 tarihli “--------- İzolasyon İşleri-2 Yüklenici Sözleşmesi” (“Sözleşme”) akdedilmiştir (Ek-1). Bu sözleşme kapsamında muhatap ---------- ili ---------- Mah. ---------- Ada ----------- parselde yer alan ---------- Projesi izolasyon işlerinin yapımını üstlenmiştir. Söz konusu sözleşmenin 35.4. maddesi “sözleşmenin uygulanmasından doğacak ihtilafların halli için ------------ Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.” Şeklinde düzenlenmiştir. Davacı Taraf Sözleşme ile Üstlendiği İşlerin Yapımını Aksatmış ve İşleri Tamamlamamıştır.
Davacı yan, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve eklerinde belirtilen işlerin yine bu sözleşmede belirtilen şartlar çerçevesinde yapımını üstlenmiştir. Fakat ne var ki üstlenmiş olduğu bu edimi gereği gibi yerine getirmemiş ve müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermiştir.Bilindiği üzere yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Bu anlamda borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranması, üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması zorunludur. Ne var ki davacı taraf sözleşmeye konu işlerin yapımı esnasında basiretli bir tacirden beklenmeyecek hal ve hareketler içerisinde bulunarak işlerin geç teslim edilmesi ve hatta birtakım işlerin tamamlanmamasına sebebiyet vermiştir.Davacı taraf gerek bu hüküm gerekse yüklenicinin özen sorumluluğuna ilişkin genel hükümler kapsamında gerekli teknik kadro ve donanımları sağlayarak işi süresi içerisinde bitirmekle mükelleftir. Fakat davacı işin tamamlanması için gerekli düzeyde ve yeterlilikte kadroyu iş sahasında bulundurmayarak işin sürüncemede kalmasına sebebiyet vermiştir. Bu konuda gerek sözlü gerekse yazılı olarak ihtarda bulunulmuş ise de iyi yönde bir ilerleme kaydedilmemiş aksine her geçen gün daha az sayıda ve yeterli mesleki tecrübeye sahip olmayan işçiler ile çalışılmaya devam edilmiştir. Bu durum birbirini takip etmesi gereken işlerin aksaması da dahil olmak üzere taşınmazların teslim edilme sürecini dahi etkileyerek müvekkil şirketi ciddi anlamda maddi sıkıntılara sürüklemiştir.Diğer yandan 31.08.2023 tarihinde bitirilmesi kararlaştırılan işlerin 2024 yılının ortasına gelindiğinde dahi tamamlanamaması nedeniyle ------------- Noterliği 24.07.2024 tarihli ve ------------- yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek davacının tamamlamamış olduğu işlerin müvekkil şirket ve/veya üçüncü kişilerce tamamlatılacağı ve bu nedenle sözleşmeden ve yasalardan doğacak tüm hak ve alacakların davacıya yansıtılacağı ihtar edilmiştir (Ek-2). Davacı da söz konusu ihtarnameye karşı keşide ettiği cevabi ihtarnamede tamamlamadığı işler olduğunu kabul etmiş (Ek-3) ve ihtarnamede bir takım mesnetsiz iddialarda bulunmuştur. Davacının Tamamlamadığı ve Sözleşmeye Uygun Olarak Gerçekleştirmediği İşlere İlişkin Sözleşmeden Kaynaklı Tüm Haklar Kullanılarak Hak Edişlerinden Kesinti Yapılmıştır.
Davacının kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle sözleşmeye uygun olarak tamamlamamış olması, müvekkil şirketi maddi ve manevi zarara uğramıştır. Söz konusu zararın daha fazla artmaması adına davacının tamamlamadığı işler, sözleşmenin 27. ve 33-e maddesi kapsamında dava dışı üçüncü kişilere yaptırılmış (Ek-4) ve 27. maddede belirtilen oranda artırılmak suretiyle davacıya yansıtılmıştır. Dava dışı üçüncü kişiye yaptırılan işler ve bu işler için ödenen tutarlar dava dışı şirket ile müvekkil şirket arasındaki defter, kayıt, sözleşme ve mail yazışmaları ile sabit olup yapılacak inceleme neticesinde ortaya çıkacaktır.Yine sözleşmenin 13. ve 14. maddelerinde belirtilen hal ve durumlarda uygulanacak ceza miktarları sözleşmenin 15. maddesindeki tabloda açıkça belirtilmiş olup ilgili hükümler uyarınca gerekli cezalar uygulanarak davacının hak edişlerinden kesinti yapılmıştır. Hak ediş kesintilerinin yapıldığı detaylı tutanak ekte mahkemenize sunulmaktadır (Ek-5). Sözleşmenin ilgili birkaç maddesi yukarıda belirtildiği gibi olup yapılacak incelemede de görülecektir ki hak edişlerden yapılan tüm kesintiler, taraflarca imza altına alınmış olan sözleşmeye uygun şekilde yapılmıştır.Davacı taraf itirazın iptaline konu olan icra dosyasına dayanak olarak 5 adet fatura sunmuş ve süresi içerisinde itiraz edilmeyen fatura bedellerinin ödenmediğini bu nedenle fatura bedeli tutarınca alacağı olduğunu iddia etmektedir. Davacı söz konusu faturaları müvekkil şirket ile mutabık kalmadan, kendi menfaatine uygun olarak düzenlemiş olup tarafımızca kabulü mümkün değildir.Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere müvekkil şirketin, davacının kesmiş olduğu fatura tutarının kat be kat fazlası tutarınca bir alacağı söz konusudur. Bu anlamda davacının takibe konu ettiği tutarda bir alacağı söz konusu değildir. Bir diğer ifade ile Müvekkilin davacıya borcu olmayıp (fazlaya ilişkin haklarımız ve karşı dava açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla) tam aksine davacının müvekkile borcu bulunmaktadır. Davacı basiretli bir tacir gibi yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkil şirketi zarara uğratmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak kazanç sağlamaya çalışmaktadır.Taraflar arasındaki 10.11.2022 tarihli sözleşmenin 35.4.maddesinde yer alan delil anlaşması uyarınca “müvekkil şirket ticari defter, bilgisayar kayıt ve evraklarının kesin delil” sayılacağı kararlaştırılmış olup müvekkil şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda yapılacak inceleme neticesinde müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı aksine davacının müvekkil şirkete borcu olduğu sübuta erecektir.
Dava konusunun yargılamayı gerektirdiği açık olup, davacı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep etmesinin hukuki bir dayanağı yoktur.
Davacının müvekkil şirket aleyhine hükmedilmesini talep ettiği icra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için gerekli şartlar İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi ile düzenlenmiş olup, buna göre itirazında haksız olan taraf aleyhine itiraz edilen takibe konu meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedileceği dile getirilmiştir.
Yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere, davacı tarafça takibe konu miktarda bir alacağa hak kazandığından söz edilmesi hukuken mümkün değildir.
Dolayısı ile ilk olarak bir alacağın varlığından söz edilemeyeceği gibi aksi yönde bir kanaate varılması halinde doğal olarak likit bir alacağın mevcudiyetinden de söz edilemeyecektir.
Nitekim bir an için davacının müvekkil şirketten alacağı olduğu düşünülse dahi, ki asla yoktur, alacağın gerçek miktarının ancak mahkeme kararı ile ortaya çıkabileceği aşikardır.
Netice itibariyle, tüm bu hususlar birlikte ele alındığında, müvekkil şirketin borcu bulunmaması nedeni ile itirazında haklı olduğu, ayrıca Sayın Mahkemece aksi yönde bir kanaate ulaşılması ihtimalinde dahi uyuşmazlığa konu alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi yani alacağın likit olmaması nedeni ile davacı tarafça talep edilen icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceği aşikardır. Haksız İcra Takibi Nedeni ile %20’den Aşağı Miktarda Olmamak Üzere Kötü niyet Tazminatına Hükmedilmesi Gerekmektedir.
Şu ana kadar izah olunan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının hukuken mevcut olmayan bir alacağın varlığını iddia ettiği Sayın Mahkemece kolaylıkla görülecektir.
Yukarıda pek çok yönü ile ortaya konulduğu üzere, davacı taraf müvekkili zarara uğratma kastı ile müvekkilden herhangi bir alacağının bulunmadığı kesin deliller ile sabit olduğu halde haksız bir şekilde takibe geçilmiştir. Borca itiraz etmiş olan müvekkil şirket aleyhine, yukarıda zikredilen kesin delillerin varlığına rağmen takibe girişen davacı aleyhine İİK m.67/2 uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir" savunarak "Davacının talepleri haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın öncelikle usulden reddine, davacının tüm talepleri yönünden esastan reddine karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER:---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü, ----------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı görüldü. Taraflar arasındaki (dava dayanağı faturaların dayanağı olan) --------- İzolasyon İşleri-2 Yüklenici Sözleşmesi'nin 35.4 maddesi aşağıdaki gibidir:Tarafların yetki sözleşmesi yaptıkları, sözleşmeden doğan ihtilafların çözümü için --------- mahkeme ve icra dairelerini yetkili kıldıkları görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Mahkememizin ------------- Esas sayılı asıl davası, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan eser bedeli alacağının tahsili için başlatılan ----------- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizin ------------- Esas sayılı birleşen davası, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan eser bedeli alacağının tahsili için başlatılan --------- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Her iki takipte de davalı borçlu şeklinde yetki itirazında bulunmuştur. Mahkememizin ----------- Esas sayılı asıl davasında cevap dilekçesi süresi geçtikten sonra sunulmuş, cevap dilekçesindeki yetki ilk itirazı dikkate alınmamıştır.
Mahkememizin ---------- Esas sayılı asıl davasında cevap dilekçesi süresi içerisinde sunulmuş, cevap dilekçesindeki yetki ilk itirazında bulunulmuştur. Ancak davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle icra dairesinin yetkisine itiraz öncelikle incelenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 50. Maddesi uyarınca "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir."
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. Maddesi uyarınca "(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır."
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 18. Maddesi uyarınca "(1) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. (2) Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, asıl ve birleşen davaların belirtildiği gibi taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan eser bedeli alacağının tahsili için başlatılan---------- İcra Dairesi'nin ----------- Esas ve ---------- İcra Dairesi'nin ------------ Esas sayılı takiplerine vaki itirazın iptali davaları olduğu, icra dairelerinin yetkisinin İİK 50 atfı ile HMK hükümlerince belirlenmesi gerektiği, İİK madde 50 atfı ile yukarıda ortaya konulan HMK hükümleri uyarınca yetkili icra dairelerinin taraflar arasındaki sözleşmenin 35.4 maddesi uyarınca ------------- İcra Daireleri olarak belirlendiği, tarafların tacir olması ve yazılı olması nedeniyle yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, bu sebeple süresi içerisinde ve usulünce yetki itirazı yapılması durumunda takibin ancak sözleşmeyle belirlenen icra dairesinde açılabileceği, davalının icra dairesinin yetkisine borca itiraz dilekçesinde bu sebeple itiraz ettiği, tüm bu sebeplerle takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı ve bu sebeple itirazın iptali talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin ---------- Esas sayılı asıl ve ------------ Esas sayılı birleşen davalarına konu icra takiplerinin yetkisiz icra dairelerinde başlatılmış olması nedeniyle ASIL VE BİRLEŞEN DAVALARIN REDDİNE,
Mahkememizin ------------- Esas sayılı asıl davası yönünden
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 23.450,09 TL harçtan mahsubu ile bakiye 22.834,69 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 87,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
6-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (1.945.889,31 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Mahkememizin ----------- Esas sayılı birleşen davası yönünden
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 10.595,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.979,70 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 87,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
6-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (883.481,32 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı-birleşen davacı vekilinin ve davalı-birleşen davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.27/05/2025