T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/478 Esas
KARAR NO: 2025/189
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/07/2024
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili 09/07/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi --------, 12.12.2016 saat 09.00 sıralarında, ----------- Köyü'ndeki evinden---------- gitmek üzere çıktığını, yürüme şeridi yahut banket bulunmayan ---------- karayolunun kenarında minibüs beklediği sırada, ----------- sevk ve idaresindeki----------- plakalı aracın kendisine çarpması üzerine olay yerinde vahim ve feci bir şekilde hayatını kaybettiğini, geriye mirasçısı olarak müvekkilleri olan eşi ---------, oğlu ----------- ve kızları ----------- ve--------- kaldığını,----------- plakalı aracı kullanan ------------ aleyhine, yapılmış olunan şikayet neticesinde, ---------- numaralı dosyada, 18.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda ---------- asli kusurlu (tam kusurlu), müvekkillerinin murisi ----------- ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. 14.10.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise yine ---------- asli kusurlu (tam kusurlu), müvekkilleri murisi ---------- ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. ----------- numaralı dosyasında 22.10.2020 tarihinde vermiş olduğu karar ile ------------ taksirle öldürme suçunu işlediği sübut bulmuştur. Dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere ---------- Dairesi'ne gönderilmiş olup, karar kesinleşmiştir. Müteveffa ----------- çarpıp ölümüne sebebiyet veren kazalı aracın, KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasi poliçesi davalı sigorta şirketi ----------- Şirketi tarafindan yapılmıştır. Ekte sundukları ---------- poliçe numaralı 12.05.2016 başlangıç ve 12.05.2017 bitiş tarihli poliçeye istinaden, yasadan doğan zorunluluk gereği tarafların müşterek ve müteselsil sorumlulugu bulunmaktadır. Müteveffa vefatından önce --------- çiftçilik ve hayvancılık işi ile uğraşmakta olup, yüksek gelire sahip biridir. Tazminat hesabı yapılırken asgari ücretin en az 4-5 katı aylık ücret üzerinden tazminatı yapılması gerekmektedir. Bu itibarla gerekirse yapılan iş konusunda emsal ücret araştırması talepleri bu konuda tanıkları olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle müteveffanın eşi, hayat arkadaşını tamda bundan sonra birlikte geçirilecek güzel günlerini yitirmiştir. Müvekkillerinin birbirine bağlı ve maneviyata düşkün oldukları için kaza sonucu o kadar üzüntü duymuşlardır ki şu an kendisi meme kanseri hastası olup, tedavi görmektedir. Bu durumdan zaten babalarını kaybetmiş ve ağır bunalım geçiren kardeşler bu seferde anneleri için derin bir üzüntü içine girmişlerdir. Bu davayı bile ancak kendilerine yeni yeni geldiklerinden yıllar sonra açılabilmektedirler. Müteveffanın 3 çocuğu olup, birini doktor, birini hemşire ve birini de muhasebeci yapmıştır. Çocuklarına devamlı yardım eden ellerini, büyüseler bile üzerlerinden çekmeyen biri idi. ---------- vefatı davacıları dayanılmaz acılara sevk etmiş manevi olarak yıkıma sürüklemiştir. Maktulün sağlığında önemli oranda desteğine sahip olan davacıların (özellikle erkek evladı), bu desteğide davalıların neden olduğu ölümle kesilmiştir. Davalılardan ---------- ----------- yaşarken babasının ölümü ile tekrar baba evine dönerek annesine bakmak zorunda kalmıştır. Daha önce konu ile ilgili sigorta şirketine başvurulmuş fakat sigortanın çok düşük teklif etmesi karşısında anlaşma yapılamamıştır. (Bununla ilgili 27.09.2021 tarihli dilekçe örneğini sunuyoruz.) Dava şartı arabuluculuk süreci yapılmış olup, anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Buna ilişkin son tutanak ektedir. İhtiyati Haciz / İhtiyati Tedbir Talebimiz Tensiple Beraber Usul Ekonomisi Açısından ve dava sonuçlanıncaya kadar geçecek aşamada aracın, gayrimenkullerin üzerine gelebilecek olası ve kötü niyetli haciz vs. ler sebebiyle dava neticesinde davacıların önüne geçilecek alacaklar sebebiyle dava sonucunda alınacak ilamın semeresiz kalmaması ve davacıların alacaklarına kavuşamama tehlikesi olmaması için ve aşşağıda sunulan yerleşik içtihatlardan da ihtiyati haciz talebinin yerinde olduğu anlaşılacağı üzere a-) Davalılardan ---------- Şti. adına kayıtlı tüm gayrimenkuller ve özellikle kazaya karışan----------Plakalı ve diğer tüm araçların uyap sistemi üzerinden saptanarak müvekkillerin aracağı para alacağı olduğundan ihtiyati tedbir/haciz konulmasını talep ettiklerinden bahisle ihtiyati tedbir talepleri ile birlikte, Trafik kazası nedeniyle cismani zarardan kaynaklı; Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve HMK Md. 107'de düzenlenmiş belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, şimdilik; 1-) Müteveffa------- eşi --------- için 100,000.00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı, 1.000.000,00 TL manevi tazminat, 2-) Müteveffa'nın kızı --------- için 750.000,00 TL manevi tazminat, 3-) Müteveffa'nın kızı ---------- için 750.000,00 TL manevi tazminat, 4-) Müteveffa'nın oğlu ---------- için 750.000,00 TL manevi tazminat, şimdilik toplam 1.250.000,00 TL nin Kaza (Olay) tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe şart ve limitleri dahilinde) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile dava harç, masraf ve ücreti vekaletin davalılara tahmilini talep ve dava etmiştir.Davalı ------------ vekili 02/08/2024 tarihli cevap dilekçesiyle özetle; Davacılar tarafından davaya delil ve dayanak olarak gösterilen -----------E. sayılı dosyası kapsamı incelenecek olursa görülecektir ki dosyada aldırılan bilirkişi raporları birbirleri ile çelişki içinde olup çelişki yargılama süresince giderilmemiştir; Dosya kapsamında ilk trafik bilirkişisinin yapmış olduğu teknik inceleme eksik, teknolojinin gerçeğe ulaşma konusunda katettiği gelişmelerden yoksun ve tek taraflı idi. Adli Tıp Kurumunun da kullandığı birçok programa, ekspertiz aşamasında kullanılan ve gerçek testlerle de desteklenen 3 boyutlu canlandırma ve belirleme programları kullanılarak yapılan incelemelere göre; yayanın bacaklarının üst bölgesinden ve kafasının arka kısmından darbe almış olması, her zaman yayanın arkası dönük şekilde yürüdüğü anlamına gelmemektedir. Otopsi tutanağı ise aynen şöyledir:''Müteveffanın kafasının arka alt kısmında kırık, alnının sağ kısmında açık kesik ve açılma, sol bacak kalçadan kırık, sol diz kemiğinde kayma, sağ bacakta kaval kemiği kısmında kırık tespit olunmuştur.'' Yani, bu hali ile müteveffanın soldan darbe almış olma ihtimali de vardır. Dosyaya sunduğumuz fotoğraflar ile canlandırma programları incelendiğinde karşıdan karşıya geçmekte iken soldan darbe alan bir yayanın çarpmanın ani etkisiyle sadiseler içinde pozisyonuna göre sağa ya da sola dönüp ya kafasının önünü ya da kafasının arka kısmını aracın camına çarpıp sonrasında aracın hızına, yayanın kendi ağırlığına ve diğer faktörlere bağlı olarak fırladığı görülmektedir. Trafik kazalarında elbette müteveffanın yakınlarının uğradığı acının yanında ölüme sebebiyet veren kimsenin de uğrayabileceği acı göz ardı edilebilmekte, çoğu zaman yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan duygusal yönlenmelerle kusur tamamen hayatta kalan araç sürücüsüne yüklenme yoluna gidilmektedir. Müvekkilinin, alınan ifadesinde müteveffanın karşıdan karşıya geçmek istediğini gördüğünü, geriye ileriye manevralar yaptığını, arkadan sol şeritten araç geldiğini, dikiz aynasından kontrol ederek sağ şeritten çıkmayacak şekilde çarpmamak üzere manevralar yaptığını ancak müteveffaya vurduğunu beyan etmiştir. İddianamede de, kaza tespit tutanağında da belirlendiği üzere fren izleri kesik kesiktir. Yani bu husus müvekkilinin bir yandan frene basıp bir yandan manevra yaptığını göstermektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişinin çarpma noktası olarak belirlemiş olduğu yer (emniyet şeridinin ötesi) de gerçeği yansıtmamaktadır. Müvekkilinin çarpmamak üzere manevra yaparken emniyet şeridinin dışına çıkmış, tekrar girmiş, çarpma da emniyet şeridinin berisinde, yol üzerinde gerçekleşmiştir. Yani sanık, yolda gördüğü müteveffaya çarpmamak üzere manevra yapmaya daha evvelden başlamıştır. Bu hali ile kaza mahallinde tespit olunan hususlar ile sanık müvekkilin beyanları da örtüşmektedir. Kazanın meydana geldiği noktaya bakıldığında en fazla 80 metre ileride yaya üst geçidi bulunduğu görülmektedir.Öte yandan müteveffanın yapılan muayenesinde sürekli olarak bir ilaç kullanıp kullanmadığı, kronik bir hastalığının bulunup bulunmadığı hususları da incelenmemiştir. Tüm bunlarbirlikte değerlendirildiğinde, gerçeğe ulaşmak adına, duygusal yönelmelerden arınarak her türlü teknolojik ve teknik gelişmeden faydalanmak sureti ile, sanık beyanı da dikkate alınarak ve fakat ihtimaller karşılaştırılmak sureti ile de gerçeğe ulaşmaya çalışmak yerine tek taraflı bakış açısı ve yetersiz belirlemeler ile hazırlanmış bulunan teknik raporun kabulü mümkün bulunmayıp dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş Adli Tıp Kurumu ise vermiş olduğu raporda; kazanın 2 şekilde de gerçekleşmiş olabileceği hususu mahkeme bilgisine sunulmuştur. Akabinde daha teknik ve ayrıntılı inceleme için dosya---------- Üniversitesi'ne gönderilmiş. ----------- Bilirkişileri tarafından Adli Tıp Kurumu Raporunda da belirtildiği üzere kazanın 2 şekilde gerçekleşmiş olabileceği, ancak yapılan teknik inceleme ve değerlendirmeye göre kazanın Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen alternatiflerden birine göre meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldığı, buna göre de sanık sürücünün olayda tali kusurlu, müteveffanın ise asli kusurlu olduğuna ilişkin rapor mahkemeye sunulmuştur. Bu raporlar arasında çelişki olmadığı halde; mahkemece dosyanın, çelişki bulunduğu gerekçesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Kürsüsüne gönderilmesine ve rapor aldırılmasına, ayrıca çelişkinin de giderilmesinin istenmesine karar verilmiştir. Bu kere Karayollarından gelen rapor ise yeterli inceleme ve değerlendirme içermediği gibi çelişki (olmayan) giderir bir mahiyette bulunmamış; dosyanın ---------- Heyetine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu kere dosyaya uzmanlar kurulundan gelen rapora göre de olayın 2 şekilde gerçekleşmiş olma ihtimali bulunmaktadır. Bu husus ayrıntılı olarak raporda izah edilmiştir. Bu hali ile karardan evvel dosyada gelinen aşamada, ihtisas daireleri kurulu ve uzmanlar kurulu tarafından verilmiş olan rapor aynı doğrultuda olup olayın 2 şekilde gerçekleşmiş olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. ---------- den alınan rapor ise daha ayrıntılı inceleme içermekte olup olayın, sürücünün değil de yayanın asli kusuru ile gerçekleşmiş olma ihtimalinin daha yüksek olduğu yönündedir. Bu raporlar ile dosya kapsamındaki deliller karşısında, sanık müvekkilin asli kusurlu bulunmadığı çok açıktır. Tüm bu açık hususlar dikkate alınarak, sanık sürücü müvekkil hakkında bu hali ile şüpheden arınmış bir kusur izafesinin de mümkün olmayacağı ortadadır. Kazanın gerçekleştiği ana ilişkin görgü tanığı da bulunmadığı dikkate alındığında, kaza sanığın anlattığı şekilde gerçekleşmiş olmakla birlikte, mahkeme her iki ihtimal üzerinde de şüphe ile duracak ise; bu şüpheden sanığın yararlandırılması gerekmektedir. Ayrıca iddia makamı esas hakkındaki görüşünde; sanığın adli sicil kaydı bulunmadığı, olayda tali kusurlu olduğu ve alt sınıra yaklaşılarak ceza verilmesi kanaatine ulaşıldığı mütalaa edilmiş olmasına karşın mahkemece teknik gerçeklikten uzaklaşılarak üst sınırdan cezaya hükmolunmuştur. Bu hali ile kusur durumu incelemesinin mahkemenizce yeniden yapılması elzemdir. Zira dosya incelendiğinde ve yukarıda özetle bahsettiğimiz hususlar dikkate alındığında görülecektir ki ceza hakiminin gerekçeli kararında da çok açıkça yer verdiği gibi, bilirkişi raporlarının hakim için yol gösterici oldukları, hakimin raporlarla tam olarak bağlı olmadığı, yaptığı değerlendirmede davalı müvekkil ----------- tam kusurlu olduğu kanaatine varıldığı gerekçeli kararda ifade edilmiştir. Bu hali ile davalı müvekkil hakkındaki kusur durumunun kesinleşmiş bir vakıa olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Hukuk hakimi ceza hakimi kararları ile bağlı olmadığı gibi çelişkili raporların varlığının sabit olması karşısında kusur durumu inceleme ve değerlendirmesi yaptırabilecektir. Davacı müvekkilin asli tam kusurlu olmadığı, olayın oluş şekli, ceza yargılamasında aldırılan raporlar ve bu kere mahkemenizce aldırılacak raporlarda dikkate alınarak kusur değerlendirmesinin yapılması gerekeceği açıktır. Türk Borçlar Kanunu Madde 74 açık hükmü: ''Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.'' Bu sebeple öncelikle kusur durumu incelemesi ve değerlendirmesinin mahkemenizce yapılması talebimiz vardır. Bu aşamada ceza dosyası içindeki raporların ve gerekçeli karardaki kanaat bölümünün de mahkemenizce incelenmesi neticesinde kusur durumunun hukuk hakimince yeniden değerlendirmesinin yapılması gerekeceği de açıklık kazanacaktır. Öte yandan; davayı ve davalı müvekkilin kusur durumunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; işbu dava ile davacı eş destekten yoksun kalma tazminatı talep etmektedir. Söz konusu trafik kazası, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesinin geçerli olduğu dönemde gerçekleşmiştir. Bu açıdan gerçekleşen risk sigorta poliçesi kapsamındadır. Destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebilmesi için ayrıca ölen kişinin ağır kusurunun bulunmaması gereklidir. Bunun yanında müteveffanın yaşı da dikkate alınmalıdır. Ayrıca müteveffanın maddi gelirleri ile ekonomik durum araştırması, yine destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunanın da aynı şekilde gelirleri ile ekonomik durumunun araştırılması gerekmektedir. Müteveffanın davacı mirasçılara intikal eden terekesinin de sosyal ekonomik durum araştırmasında dikkate alınması gereklidir. Davacılar; müteveffanın eşi ve yaşı büyük çocuklarının manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak ise; yine davayı ve kusur durumunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; yerleşik Yargıtay kararları ile de benimsendiği üzere; manevi tazminat lehine hükmedilen kişi için bir zenginleşme aracı olamayacağı gibi, aleyhine hükmedilen için de bir ceza niteliği taşımamalıdır. Davacıların talep ettikleri manevi tazminat elem ve üzüntünün giderilmesi amacından uzaklaşılarak fahiş miktarlarda talep edilmiştir. Kaldı ki hakim, manevi tazminat miktarını belirlerken olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, sosyal ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri kararında objektif olarak göstermelidir. Hükmedilecek bu para zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Bu bağlamda hakkaniyet ilkesinden de uzaklaşılmaması gerektiğinden bahisle davayı kabul etmediklerini beyan ederen, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Öncelikle kusur durumunun mahkemenizce yeniden değerlendirme konusu yapılmasını, Destekten yoksun kalma tazminatı istemi hakkında mütevaffanın ve tarafların sosyal ekonomik durumları ile murisin terekesinin de araştırılmasını talep eder, Kaldı ki bu tazminatın sigorta poliçesi kapsamında davalı sigortanın sorumluluğunda olduğunu beyan eder, Manevi tazminat talepleri bakımından da yine tarafların sosyal ekonomik durumlarının dikkate alınmasını, Davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla taleplerin zaten çok fahiş olduğu hususunun da göz önünde tutulmasını talep etmekle; Dava taleplerinin hiçbirisini kabul etmediğimizi beyan eder, Davacıların haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı --------- Şirketi vekili 01/10/2024 tarihli cevap dilekçesiyle özetle; A. Usule İlişkin İtirazlarımız Öncelikle davacının destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında belirsiz alacak davası olarak 100.000 TL bedel üzerinden harç yatırılmış olması usul ve yasaya aykırıdır. Zira alacak miktarı belirlenebilir nitelikte olduğundan davanın kısmi dava olarak açılması gerekirdi. Bu açıdan davanın usulden reddi gerekmektedir. Yine destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olarak zamanaşımı süresinin dolduğunu belirtiriz. Anılan sebeple davanın usulden reddini talep ederiz. İşbu davada görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu da ifade eder anılan sebeple görevsizlik itirazımızın bulunduğunu da belirtmek isteriz. B. Esasa İlişkin İtirazlarımız Yukarıda bilgileri mevcut dosyanız kapsamında davacılar, 12.12.2016 tarihi saat 09.00 sıralarında ----------- karayolunda ---------- sevk ve idaresindeki ------------ plakalı aracın karışmış olduğu kaza nedeniyle mirasçı olarak destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Davacılar her ne kadar ceza mahkemesindeki bilirkişi raporlarına ve kesinleşen ceza mahkemesi kararına dayanmış iseler de esasında hukuk hakiminin ceza mahkemesindeki kusur tespitleri ile bağlı olmadığını göz ardı etmiştir. Gerçekten de Yargıtay kararları ile bahse konu husus bir çok kez değerlendirilmiştir. Zira ceza mahkemesi kapsamında alınan bilirkişi raporlarında davacıların beyanı aksine ---------- asli kusurlu olmadığı raporlar da tanzim edilmiştir. Anılan sebeple ceza mahkemesi kapsamında alınan raporların işbu dosya kapsamında yeterli olmadığı ve bu nedenle de yeni bir bilirkişi raporu alınmasının gerektiği ifade edilmelidir. Gerçekten de aşağıda paylaşılan Yargıtay kararında da görüleceği üzere Yargıtay, ceza mahkemesi kapsamında alınan bilirkişi raporlarının çelişki halinde olması halinde yeni bir bilirkişi raporu alınmamasını eksik değerlendirme olarak nitelendirmektedir. Kaldı ki, bahse konu kararda müvekkilinin sanık gibi bir taraf sıfatı dahi bulunmamaktadır. Müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Zira, söz konusu kaza, müvekkili aracının iş için kullanıldığı yani müvekkilin emir ve talimatları doğrultusunda kullanımın olduğu bir anda gerçekleşmemiştir. Söz konusu kaza ------------- kızını üniversiteye götürdüğü anda başına gelmiştir. Müvekkilin bu açıdan herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu sebeple aracın zorla alınmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira söz konusu dönemde araç, ------------ kendisine uzun süreli olarak ödünç verilmiş idi. Tüm bunlar da müvekkilin sorumluluğunun bulunmadığına dair önemli kayıtlar olup bu konuda tanıklarımızın dinlenmesini talep ederiz. 2918 sayılı Kanunu’nun 86.maddesinin 1.fıkrasında, “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrasında ise, “Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.” denilmiştir. Bahse konu maddeye göre öncelikle müvekkilin bahse konu kazadan herhangi bir şekilde malen sorumlu olmadığını belirtir, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise 86/2 gereği zarar görenin kusuru olması sebebiyle tazminat miktarının indirilmesini talep ederiz. Zira müvekkil aracın tüm bakımları ve muayenelerini zamanında yaptırmıştır ve bu nedenle ----------- nolu plakalı araçta kaza anı itibari ile herhangi bir teknik aksaklık veya eksikliğin bulunmadığı ifade edilmelidir. Ekte mevcut servis kontrollerine dair raporlar ve yine muayane tutanakları da bu anlamda iddiamızı desteklemektedir. Yukarıda açıklanan sebeplerle müvekkilimin söz konusu kazadan mali bir sorumluluğunun olmadığını ve bu sebeple de davanın reddinin gerektiğini ve ihtiyati haczin de bu sebeple haksız olduğunu ve dolayısıyla haksız ihtiyati haciz nedeniyle de tazminat haklarımızın saklı olduğunu ifade etmek istediklerinden bahisle davanın reddi ile, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, davalı sigorta ile maddi tazminat konusunda sulh olduklarını, davalı ---------- ve ----------- Şirketi vekili de maddi tazminat açısından yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmezlerse maddi tazminat taleplerinden feragat edeceklerini beyan etmiştir.
Davalı ----------- vekili, davacı tarafın maddi tazminattan feragatını kabul ettiklerini, maddi tazminat sebebi ile yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir.
Davalı --------- Şirketi vekili, davacılar vekilinin maddi tazminattan feragat beyanına karşı yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı tanığı -----------, "Ben kazayı görmedim, ben kaza tarihinde ----------- yaşıyordum, kayınpederimin trafik kazasında vefat ettiği haberini aldık, eşimle beraber kayınpederimin yaşadığı ---------- gittik, kayınpederim çiftçilik ve hayvancılık yapardı, yaklaşık 100 küçükbaş koyunu vardı, bunlardan 10 tanesini satmış parasını almaya --------- giderken kaza olmuş ve vefat etti, minübüs durağına gidiyormuş giderken araç çarpmış, 50-60 dönüm arazisi vardı onları ekerdi, oğlu -------- --------- yaşardı bazen maddi açıdan ona da destek olurdu, vefat ettikten sonra kayınvalidem--------- tek kaldığı için ----------- işini bozarak ----------- annesinin yanına geldi, annesinin yanında yaşıyor, iş bulamadı, babasının işini devam ettirmeye çalışıyor, hem iş güç sıkıntısından hem annesine baktığından evlenemiyor, benim eşimde ms hastası bu trafik kazasından dolayı ataklara daha fazla girmektedir, kayınvalidem ---------- bu olaylar üzerine ileri meme kanserine yakalandı, ameliyatını yaptırdık,----------- ayda bir kontrole gelmektedir, eşimin sağlık sorunları, köydeki işlerden dolayı dava açımı biraz gecikti, başka bir diyeceğim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı tanığı ---------, "Ben davacıları tanıyorum, davalıları tanımıyorum, taraflardan hiçbiriyle akrabalığım yoktur, davacılardan ------------ çalışma ve ev arkadaşımdır, bir dönem ------------ hastanesinde birlikte çalışırdık, o dönemde ----------- aynı evi paylaştık, ----------- arkadaşım olduğu için babası rahmetli ---------- de tanırım, ----------- ile ------------ tanışmışlığım, yüz yüze görüşmüşlüğüm vardır,yine ablası---------- benim düğünüme gelmiştir orada tanışmıştım, --------- annesi ile telefonda konuşmuşluğum vardır yani aileyi tanıyorum, ben dava konusu kazayı görmedim fakat ----------- cenazesine katıldım, ben tıbbi sekreterim ----------- da sağlık personeliydi, babası vefat ettikten sonra kısa bir müttet daha ----------- çalışmıştır fakat daha sonra babasının işleriyle ilgilenmek için memleketine dönmüştür, babası yani ---------- çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşmaktaydı, bildiğim kadarıyla ---------- köyünde 100 dönüme yakın ekip biçtiği yer vardı, yine küçük baş hayvancılık yapıyordu, zaman zaman arkadaşım ----------- hayvanların fotoğraflarını gösterdiği için bu konuyu biliyorum, yani benim kendi gözlemlerime göre davacıların maddi durumu iyiydi, gelirleri yüksekti çünkü en basitinden çiftçilik faaliyetleri dört dörtlüktü, traktörleri vardı sulu tarım yaparlardı, bu nedenle --------- gelirinin asgari ücretten çok daha üstte olduğuna ben şahidim, yine davacıların ailevi ilişkileri iyiydi her hangi bir dargınlıkları yoktu, ama ----------- --------- veya diğer kardeşlerine düzenli olarak para veriyor muydu veya veriyorsa kaç para veriyordu ben bunun detayını bilmiyorum ama maddi durumlarının iyi olduğunu biliyorum, yine ----------- vefatından sonra hem --------- hem anne ve diğer kardeşleri çok üzülüp yıpranmışlardır, --------- bir müddet ---------- bizim manevi desteklerimizle durmuştur yoksa psikolojisi darma dağın vaziyetteydi, daha sonrasında ise dediğim gibi hem geride kalan ailesiyle hem de işlerle ilgilenmek üzere memleketine dönmüştür, tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ----------, "Ben kazanın olduğu tarihte ---------- köyünde muhtardım, kazadan sonra kaza mahaline geldim, ----------- orada vefat etmiş olduğunu gördüm, ---------/Jardarmayı aradık, daha sonra savcılık geldi, kazanın olduğu anı görmedim, başkaca bir yaralı veya ölü yoktu, --------- yaya halinde idi, ----------- bizim köyde yaşıyordu, çiftçilik ve hayvancılık yapardı, 80-100 dönem arası sulu tarım arazisi işlerdi,---------- eşi kazadan sonra kanser hastası oldu, ayrıca ----------- kiraz bahçesi de vardı, tüm çocukları 18 yaşının üstünde idi, şuan ---------- işleri ile oğlu ----------- ilgileniyor, daha önce il dışında çalışıyordu, kazadan sonra işlere bakabilmek için köye geldi, ben -------- gördüğümde emniyet şeridi üzerinde idi, araç ondan tahmini 150 metre uzakta durmuş vaziyette gördüm, eşi de ---------- ile beraber çiftçilik yapardı, vefat etmeden önce de emekli olmuştu diye biliyorum, bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ----------, "Davacılar köyden komşularımız olur, ben kazayı görmedim, kaza --------- ------------ anayolunda olmuş, ben kaza sonrası kaza mahalline gittim, ben kaza yerinde vefat eden ----------- görmedim, kazaya karışan aracı da görmedim, ----------- çiftçi idi, bahçelerimiz arka arkaya bitişiktir, tarım ve hayvancılık yapardı, 80-100 tane koyunu vardı, ancak ne kadar geliri olduğunu bilmem, ayrıca kiraz bahçesi de vardı, emekliliği/yaşlılık aylığı varmıydı bilmiyorum, kira ilgili bir geliri varmıydı bilmiyorum, ekip dikiyordu, kiraz bahçesi vardı, hayvancılıkla uğraşıyordu, eşi ile birlikte yaşardı, eşi çiftçilikte yardımcı olurdu, Ankara 'da yaşayan oğlu vardı, Acıbadem hastanesinde muhasebe bölümünde çalışıyor diye biliyorum, bu olaydan sonra işini bırakıp babasının işlerini yapmak için köye geldi, eşinin kanser hastalığı kazadan sonra ortaya çıktı, bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
12.12.2016 günü saat 09:30 sıralarında davalı sürücü ---------- sevk ve idaresindeki ---------- plakalı otomobil ile ---------- yolunu takiben -------- ilçesi yönünden ------------ ilçesi istikametine seyir halinde iken olay mahalli (73+400m)'ye geldiğinde yolun sağında bulunan emniyet şeridi içerisinde müteveffa yaya ----------- otomobilinin sağ ön yan kısımları ile çarpması sonucu ölümle neticelenen trafik kazası meydana geldiği, kaza sonucu davacıların murisi ----------- öldüğü anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı sigortacı ----------- Şirketi ile anlaşmış ve maddi tazminat talebinden feragat ettiğinden davacı ----------- maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. TBK'nun Manevi tazminat başlıklı 56 ncı maddesi "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü düzenlemiştir. Maddeye göre hâkim bir kimsenin ölümü hâlinde, olayın özelliklerini göz önünde tutarak ölenin yakınlarına da uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Bu para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, ölenin yakınlarında, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Ölenin yakınlarının zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve ---------- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yukarıda anlatılan ölçütler göz önüne alınarak davacıların duyduğu acı ve elem, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, müteveffanın yaşı, davalı sürücünün kusur oranı göz önünde tutularak olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı --------- maddi tazminat talebinin FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-a)Davacı ---------- manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar -------- ve --------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı---------- verilmesine,
Davacı -------- diğer ve fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
b)Davacı----------- manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar -------- ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---------- verilmesine,
Davacı ----------- diğer ve fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
c)Davacı ----------- manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ----------- ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---------- verilmesine,
Davacı ---------- diğer ve fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
ç)Davacı ---------- manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ---------ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----------- verilmesine,
Davacı ------------- diğer ve fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereği; maddi tazminat talebi yönünden alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı ile manevi tazminat talebi yönünden alınması gereken 9.563,40 TL karar ve ilam harcı toplamı 10.178,80 TL harcın peşin alınan 11.441,93 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.263,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Manevi tazminat talebi yönünden davacı tarafından yapılan 9.563,40 TL peşin harç masrafının davalılar --------- ve --------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Manevi tazminat talebi yönünden davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı ve 2.960,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.388,10 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre 145,95 TL'sinin davalılar --------- ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Manevi tazminat talebi yönünden davalı --------- Şirketi tarafından yapılan 175,00 TL posta giderinin kabul-ret oranına göre 167,46 TL'sinin davacı taraftan alınarak davalı --------- Şirketi'ne verilmesine, bakiyesinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı ----------- Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı --------- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---------- ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı -------- Manevi tazminat talebi yönünden; davalılar ------- ve -------- Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı -------- alınarak eşit bölünerek davalılar --------- ve -------- Şirketi'ne verilmesine,
9-Davacı ----------- Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı -------- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar --------- ve ----------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
10-Davacı ------------- Manevi tazminat talebi yönünden; davalılar -------- ve --------- Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ----------- alınarak eşit bölünerek davalılar --------- ve -------- Şirketi'ne verilmesine,
11-Davacı ---------- Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı --------- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---------- ve --------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
12-Davacı ----------- Manevi tazminat talebi yönünden; davalılar -------- ve ---------- Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ----------- alınarak eşit bölünerek davalılar ----------- ve -------- Şirketi'ne verilmesine,
13-Davacı ---------- Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı --------- kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar --------- ve ---------- Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
14-Davacı ---------- Manevi tazminat talebi yönünden; davalılar -------- ve -------- Şirketi kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ---------- alınarak eşit bölünerek davalılar --------- ve -------- Şirketi'ne verilmesine,
15-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 1.640,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılar ile davalılar -------- Şirketi, --------- ve ---------- Şirketi'nden eşit olarak alınarak Hazineye gelir kaydına, (her birinden 410,00 TL)
16-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacılar vekili ile davalı ---------- vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/03/2025