T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/205 Esas
KARAR NO: 2025/199
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/07/2024
KARAR TARİHİ: 14/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı şirket arasındaki 01/02/2021 tarihinde imzalanan sözleşme gereği davalı şirketin sözleşmeye konu ----------- Projesi --------- İlçesi ----------- Mahallesi ---------- ada ---------- parsel ----------- kat ----------- numaralı dükkanı davacıya satmayı taahhüt ettiğini ve teslim ettiğini, müvekkilinin sözleşmede taahhüt edilen edimlerin tam olarak yerine getirilmediğini, sözleşme şartname ve krokilerde gösterilenden eksik ve farklı imalat yapıldığını, bu sebeple sözleşmeden elde etmesi umduğu faydayı müvekkilinin tam olarak elde edemediğini, satın aldığı dükkanın sözleşmeye göre olması gerekenden farklı ve eksik yapıldığı için değerinin olması gerektiğinden düşük kaldığını belirterek müvekkilinin ilgili sözleşme ile davalı şirketin sözleşmeye konu ------------ Projesi ------------ İlçesi ----------- Mahallesi ---------- ada ---------- parsel ---------- kat --------- numaralı dükkan ile ilgili eksik ve ayıplı ifadan kaynaklanan değer kaybı sebebiyle müvekkilinin uğradığı maddi zarar ile mahrum kaldığı kara karşılık HMK 107 maddesine göre fazlaya dair haklarının saklı kalması ve zarar miktarı bilirkişi raporu ile belirlendikten sonra arttırılmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın tacir olduğunu, huzurdaki uyuşmazlıkta Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının taleplerinin miktarının tam ve kesin olarak tespit edilebilir olduğundan belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu bağımsız bölümün davacıya 26/01/2021 tarihinde sözleşme hükümleri ve teknik şartnameye uygun şekilde teslim tutanağı eşliğinde teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafça bu tutanağa şerh düşülmediğini ve herhangi bir eksiklik bildiriminde bulunulmadığını, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla müvekkili şirketin ayıba karşı sorumluluğunun zaman aşımına uğradığını belirterek haksız ikame edilen davanın usulden reddine, dosyanın esasının incelemesine geçilir ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:---------- sayılı ilamı ile "---------- Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından, davacının 01/01/2000 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 06/04/2022 tarihinde işini terk ettiği, son beyan ettiği 2022 yılı gelir vergisi beyannamesine göre bilanço hesabına göre defter tuttuğu, gerçek usulde ticari kazanç elde ettiği bildirilmiştir.--------- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından, davacının 19/07/2012 tarihinden beri gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunduğu bildirilmiştir.Dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşme ve mahkememizce celp edilen tapu kaydının içeriğinden, davalı tarafından davacıya satılan bağımsız bölümün ticari nitelikli olduğu, mağaza vasfıyla tapuya kaydedildiği anlaşılmıştır.Hal böyle olunca, işbu davada davacı ve davalının tacir olduğu, uyuşmazlığın 6102 sayılı kanunun 4 ve 5.maddeleri gereğince davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine ulaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle görevsizlik kararı verildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (...) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)"
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca "(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, ------------ kararıyla belirlenir."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesi uyarınca "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir."21/07/2007 tarih ve ----------- Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi uyarınca "(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a)----------- tespit edeceği ve ----------- yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla ---------- bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,
b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla ----------- bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır."
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) veya TTK'da (veya maddede sıralanan) hususlardan doğması (mutlak ticari dava) gerektiği, eldeki davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası olduğu, mutlak ticari dava olmadığı, bu sebeple davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği, bu sebeple ancak davacının tacir ve işletmesinin ticari işletme olarak kabul edilmesi halinde davanın ticari dava olacağı, davalının tacir kabul edilebilmesi için yukarıda atıf yapılan yasa hükümlerinde de görüleceği üzere bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişilerden olması gerektiği, ticari işletmenin ise esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olduğu, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın ----------- kararıyla belirleneceği, bu kapsamda davacının işletmesinin ticari işletme ve dolayısıyla davacının tacir olarak kabul edilebilmesi için buna ilişkin yukarıda atıf yapılan 21/07/2007 tarih ve ---------- Karar sayılı Bakanlar Kurulu kararının atfı ile esnaf işletmesi için öngörülen Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlaması gerektiği, yine davacının Ticaret Sicil'ine kayıtlı olmasının ve bilanço esasına göre veya işletme hesabı esasına göre defter tutmasının da bu hususta karine teşkil edebileceği, ancak bunun karine olduğu, davacının TTK anlamında tacir olmasını gerektirmeyeceği, davalının şirket ortağı olmasının şahsen tacir olduğu anlamına da gelmediği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davacının tacir olmadığı açıkça beyan edilmekle her ne kadar davacı tarafın bir dönem ticaret siciline gerçek kişi tacir olarak kaydı bulunsa da dava tarihi itibariyle tacir kaydının terkin edildiği (04/12/2023 tarihli ilanla gerçek kişi tacir işletmesi kaydı terkin edilmiştir), yine ----------- Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün yazı cevabına göre davacının 01/01/2000 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği ve 06/04/2022 tarihinde işini terk ettiği, 2022 Yılı Gelir Vergisi Beyannamesine göre Bilanço hesabı esasına göre defter tuttuğu, gerçek usulde ticari kazanç elde ettiği, ancak dava tarihi itibariyle böyle bir kaydının bulunmadığı, kaldı ki davacının dava tarihi itibariyle Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlamadığı, tüm bu sebeplerle davacının -dava dilekçesinde de iddia edildiği şekilde- tacir olmadığı, tüm bu sebeplerle davanın ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve genel görevli mahkemeler olarak asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış, mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, ------------ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunun TESPİTİNE,
2-Görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı söz konusu olacağından; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c ve 22/2 maddeleri uyarınca dosyanın yargı yeri belirlenmesi için re'sen ----------- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine,
3-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
4- Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/03/2025