T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/922 Esas
KARAR NO: 2025/171
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 20/12/2023
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili 20.12.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; aynı ortaklık yapısında olan ---------Ş.'den TTK 531 uyarınca açmış oldukları -------- Esas sayılı davasında mahkemenin müvekkilini haklı bulduğunu ve kanun maddesinde belirtildiği üzere şirketin feshi kararı vermediğini ancak müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, taraflarınca ------------ E. Sayılı dosyasında TTK 531. Madde uyarınca açılmış ve işbu davada mahkeme fesih yerine uygun çözüm olarak müvekkilinin çıkarılmasına karar vermiş olup dosya istinaf aşamasındadır. Müvekkilinin, kardeşleri ile ortağı olduğu ------------ Şirketi'nden ortaklar kurulu kararı ile kardeşleri tarafından haksız olarak çıkarılmıştır. İşbu davada müvekkili, isnat edilen haksız iddialardan aklanmak amacıyla çıkarılma kararının iptali davası açmış ve işbu iddiaların haksız olduğu ispat edilmiştir. Müvekkilinin kardeşleri ile ortaklığı bulunduğu pek çok şirkette yapılan iş ve işlemlere ilişkin açılan davalar mevcuttur. Müvekkilinin kardeşleri olan şirket ortakları, müvekkilinin ortağı bulunduğu pek çok şirkette hukuka aykırı kararlar ve mesnetsiz iddialarla müvekkili şirketlerden sistematik olarak çıkarmaya çalışmaktadır. Örnek vermek gerekirse yine müvekkilinin kardeşleri ile birlikte ortağı olduğu ---------- Şti., Ortaklar kurulu kararı ile 13.10.2017 tarih ve ----------- sayılı karar ile ortaklıktan müvekkilinin çıkarılmasına karar vermiştir. Keza, mahkemece çıkarılma kararının iptaline karar verilerek müvekkilinin bu haksız isnat edilen suçlamalardan aklanmıştır. Dolayısıyla haksız olarak müvekkilinin çıkarıldığı, müvekkiline çoğunluğun gücü kullanılarak sistematik baskı yapıldığı işbu dosya ile ispatlanmıştır. Yine aynı ortaklık yapısına sahip hafif ----------- Şti. ------------ ve ortakları şirketinden müvekkilin, kardeşleri tarafından ortaklar kurulu kararı ile şirketten çıkarılmıştır. Bir diğer örnek ise yine müvekkilinin kardeşleri ile birlikte ortağı olduğu ---------------- Şti.--------------ve Ortakları şirketinden 17.11.2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile çıkarılmasıdır. Yukarıda bahsedilen hususlar ve aşağıda açıklayacakları dava sebepleri ile işbu davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, Şirket Uzun Yıllar Kâr Payı Dağıtmamaktadır. Bilindiği üzere pay sahiplerinin bir anonim şirkete ortak olmalarındaki temel motivasyon, elde edilecek şirket kârının paylaşılması suretiyle gelir elde etmektir. Bu çerçevede ise şirketlerin uzun süredir kâr payı dağıtmaması, düzensiz kâr payı dağıtımı veya şirketin kazancıyla mukayese edildiğinde sürekli yetersiz tutarlarda dağıtım yapılması fesih talebi için haklı sebepler olarak görülmektedir. Doktrinde, “kronikleşen bir hak ihlali” boyutuna ulaşan “uzun süre kar dağıtımı yapılmaması” durumu, haklı sebeplerin tipik örnekleri arasında zikredilmektedir . Bu noktada, kâr dağıtılmamasında aranan uzun süreden kastın ne olduğu değerlendirilmelidir. Hiç şüphesiz pay sahiplerinin bir anonim şirkete ortak olmalarındaki temel saik, kar dağıtımına iştirak etmek ve bu surette gelir elde etmektir. Hal böyle iken süre bakımından bir ölçüt belirlenirken bu temel motivasyonun göz ardı edilmemesi gerekir. Bu bağlamda doktrinde “mali açıdan hiçbir sebep bulunmamasına rağmen en az 3-4 sene yıl boyunca kâr payı dağıtılmaması” haklı sebep olarak değerlendirilmektedir. Uzun süre kar payı dağıtılmamasının yanı sıra şirketin kar elde etmesine rağmen uzun süre “düşük miktarda” kar payı dağıtımı yapılması da bir haklı sebeple fesih nedeni olduğu doktrinde kabul edilmiştir. Dolayısıyla somut davada davalı şirket müvekkiline hiç kâr payı dağıtmamış ve adeta kâr payı hakkı elinden alınmıştır. İşbu sebeple davanın kabulü gerekmektedir. Şirket Uzun Yıllardır Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapmamaktadır. TTK 408 kapsamında olağan genel kurul toplantısının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerekmektedir. Bu olağan genel kurul toplantısında ise organların seçimi, finansal tablolar ve faaliyet raporları ile yönetim kurulu üyelerinin ibraları gibi konularda müzakereler edilmesi ve pay sahiplerinin de bilgi alarak şirket hakkında değerlendirmede bulunması gerekmektedir. Ancak davalı şirket uzun yıllardır TTK 408 kapsamında olağan genel kurul yapmamakta, nadiren olağanüstü genel kurul toplantısı yapmaktadır. Davalı şirket son olağan genel kurul toplantısını 29.12.2015 tarihinde yapmış ve o tarihten bu yana da olağan genel kurul toplantısı yapmamış sadece iki defa olağanüstü genel kurul toplantısı yapmıştır. Bu iki olağanüstü genel kurul toplantısında da faaliyet raporları, finansal tablolar, kar payı kazanç gibi hiçbir husus görüşülmemiş, azınlık olan müvekkile bu konu ile ilgili hiçbir bilgi ve belge paylaşımı yapılmamıştır. ------------ Üniversitesi Hukuk Fakültesi akademisyenlerinden olan ---------- da eserinde "genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesini" haklı sebep olarak göstermiştir. Dilekçe ekinde sunulu iki adet genel kurul tutanağı incelendiğinde de TTK 408 kapsamında olağan genel kurul toplantısı yapılmadığı görülecektir. Benzer ortaklık yapısı içerisinde olan ----------- ve ------------ şirketinde her yıl düzenli olarak olağan genel kurul toplantısı yapılırken, işbu şirkette olağan genel kurulun yapılmaması nedeniyle de davanın kabulü gerekmektedir. Şirket Hissedarları Olan Müvekkilin Kardeşleri ------------ Ve -------------- Müvekkili Diğer Şirketlerde Olduğu Gibi Bu Şirkette De İstememektedir. İşbu Dava Konusu Şirkette 29.12.2015 Tarihli Genel Kurulda Yönetim Kuruluna Seçilen Müvekkil, 07.03.2019 Tarihli Genel Kurulda Yönetim Kuruluna Çoğunluk Gücü Kötüye Kullanılarak Seçilmemiştir. Dahası Müvekkil Ortağı Olduğu Şirkete Dahi Girişi Engellenmekte Ve Şirkete Alınmamaktadır. Dolayısıyla Ortaklık Müvekkil Açısından Çekilmez Hale Gelmiştir. İşbu Sebeple Şirketin Feshi Talebimizin Kabulü Gerekmektedir. Yukarıda belirttikleri üzere müvekkilinin kardeşleri sistematik olarak müvekkiline baskılar yapmakta hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialarla da aynı ortaklık yapısına sahip şirketlerde müvekkilini şirketten çıkarmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla hukuki ve psikolojik olarak müvekkiline baskı yapılmaktadır. Doktrinde ------------ ise, anonim şirkette haklı sebep kavramını, “pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışlar” şeklinde tanımlamaktadır.Bahtiyar öğretide genel olarak yapılan tanımlamadan hareketle, “azınlığın hakkaniyete uygun ve objektif olarak ortaklığın devam etmesinden umduğu faydaları ortadan kaldıran ve ortaklığın devamını çekilmez hale getiren olgular haklı sebep olarak ifade edilebilir” demektedir. -------------- ise bir anonim şirkette çoğunluğun gücünü kötüye kullanması, ortaklık amacının tehlikeye düşmesi, önemli şekilde güçleşmesi veya imkânsız hale gelmesi ile şirketin devamının nesnel olarak çekilmez hale gelmesi kıstaslarından birinin somut olayda gerçekleşmesi ile anonim şirketin haklı sebeple feshinin mümkün olabileceğini, belirtmektedir. Görüleceği üzere şirket ortakları olan müvekkilinin kardeşleri, müvekkiline karşı şahsi husumet beslemeleri, sistematik olarak diğer şirketlerden çoğunluk olarak güçlerini kullanarak hukuka aykırı ve mesnetsiz iddialarla müvekkili çıkarmaları müvekkilin açısından ortaklığı çekilmez hale gelmesine sebebiyet vermiş bu sebeple TTK 531 uyarınca şirketin feshini karar verilmesi gerekmektedir. ------------Ş.'ye Karşı TTK 531. Madde Kapsamında Açtığımız Davaya İlişkin Dosyada Sunulu Delillerde Görüleceği Üzere Müvekkilin Ortakları Olan Kardeşleri Şirketlerde Hileli İşlemler Yapmaktadır. Şirket Ortakları Olan Müvekkilin Kardeşleri T.C. Mahkemelerine Sahte Kgk Denetim Raporu Sunmuşlardır. Yukarıda bahsedilen 1177 dosyasında şirketin değerinin düşük gösterilmesi amacıyla dosyaya sahte bağımsız denetim raporları sunulmuştur. Davalı şirket ortakları olan müvekkilinin kardeşleri yukarıda bahsettikleri ------------- davasına 2 adet 2018 Bağımsız Denetim Raporunu arka arkaya tek bir dosyada CD formatında sunmuşlardır. Sunulan PDF dosyasında ilk rapor ve ardından diğer rapor ters taranmış şekildedir. İşbu raporlar ------------ alınmıştır. İlk rapor tarihi olarak 16.04.2019 yazılmıştır. Bunlardan arkada bulunan denetim raporu müvekkile Genel Kurulda verilen raporun tarihi ile aynı tarihlidir (14.06.2019 tarihli) ancak müvekkildeki rapora göre bambaşkadır. Buradaki hile denetim raporundaki değerler değiştirilip daha düşük değerler konarak şirket değeri daha düşük gösterilmeye çalışılmıştır. Bu raporlara istinaden ------------ 2 adet rapor alınmıştır. Ayrıca işbu raporlar Kamu Gözetim Kurumu'na sunulmuş raporlardır. Dolayısıyla sahte rapor sunulduğunun ortaya çıkarılması adına da mahkemeden; 1------------ müzekkere yazılarak, -------------Ş ve Bağlı Ortaklıkları adı altında hazırladığı 16.04.2019 tarihli verdikleri raporun istenilmesini, Adres:----------- Mahallesi, ------------ Caddesi ------------- No:----------- K:------------, ---------- 2--------- müzekkere yazılarak -----------Ş ve Bağlı Ortaklıkları adı altında hazırladıkları 04.01.2021'den önceki raporların istenilmesini talep ettiklerini, Adres:------------ Mahallesi, ---------- Cad. ---------- Plaza, No:-----------Blok, -------------- 3-Kamu Gözetim Kurumu'na müzekkere yazılarak 2017, 2018, 2019 yıllarına ait -------------Ş. ve -----------Ş. Şirketlerine ait mükerrer ve yenilenen raporlar dahil tüm raporların istenilmesini talep ederiz. Adres:----------- Mahallesi ---------- Sokak. No: ------------- ----------- Söz konusu raporlar geldiği takdirde işbu dava konusu şirkete ortak olan müvekkilinin kardeşlerinin diğer ortaklık yapılan şirketlerde müvekkilini zarara uğratmak adına ne denli hileler yaptığı dava dosyasına sahte rapor sunduğu ortaya çıkacaktır. Yine Holding Şirketinde Resmi Belge Olan Şirkete Ait Faaliyet Raporunda Bağış Yapılmadığı Belirtilmiştir. Ancak Müvekkilin Kardeşlerinden Olan Yönetim Kurulu Başkanı -------------- Şirket Adına Bağış Yaptığı Delilleri İle Ortaya Çıkmıştır. Dolayısıyla, Tarafımızca Bilgimiz Dışında Bağış Adı Altında Nerelere Ne Paralar Gönderilmiş Bilinmemekte Ve Diğer Şirketlerde Olduğu Gibi Bu Gibi Hususlar Şirketin Malvarlığını Azaltmakta Müvekkilin Hak Kaybına Yol Açmaktadır. ----------- Şirketinin 07.03.2023 tarihinde yapılan 2021 yılının genel kurul toplantısının faaliyet raporunda şirketin herhangi bir bağış yapmadığı yazmaktadır. Ancak internet sitesinde yapılan araştırmada, ------------- bir bağış yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu bağış genel kurulda sorulmasına rağmen herhangi bir bağışın olmadığı belirtilmiştir. Ancak söz konusu genel kurulun iptali için açılan --------------- E. Sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde şirket tarafından bağışın yapıldığı belirtilmiş ve buna ilişkin belgeler de bilirkişiye verilmiştir. Bu da, aynı ortaklık yapısına sahip müvekkilin kardeşleri olan ortakların gerçeğe aykırı faaliyet raporunda beyanları ile şirketin malvarlığını azaltıcı işlem yaptığını açıkça göstermektedir. --------------- ait internet sitesinde Yönetim Kurulu Başkanı olarak ------------- şirket adına bağış yapmasından ötürü vakıf tarafından plaket takdim edilmiştir. İşbu bağış yapıldığına ilişkin görüntüyü mahkemenizin bilgisine ekte sunarız. Yine, Müvekkilinin Kardeşleri İle Ortağı Olduğu ---------- Şirketi'nde Müvekkilinin Kardeşleri Müvekkili Zarara Sokmak İçin Hileli İşlemler Yapmıştır. Yapılan hilelere ilişkin mahkemenize örnek olması açısından; Taraflar arasında görülen --------- sayılı dosyasına taraflarınca 8 adet SMM uzman raporu alınmış ve işbu raporlarda müvekkilinin kardeşlerinin yaptığı hilelerden bahsedilmiş ve aşağıdaki grafikte bu hususlara göre oluşturulmuştur. Aşağıdaki grafik 1 Ocak 2017 den itibaren 90 günlük dilimlerde üretilip/satılan imalatların bedelini göstermektedir. (13 Ekim tarihi için 103 gün) Grafiğin soldan birinci (mavi) kolonu 1Ocak-31Mart 2017 dönemini ifade etmektedir. Bu dönemde 11 milyon 534 bin TL tutarında imalat yapılıp satılmıştır. Soldan ikinci (kırmızı) kolon 1Nisan–30Haziran 2017 zaman dilimine ait ve 9 milyon 221 bin TLlık imalat yapıldığını gösterilmektedir. (Bu iki değerin ortalamasını alırsak 3 ayda vasati 10 milyon TL tutarında imalat yapılıyor ve 3 ayda vasati 5 milyon TL civarında faaliyet kârı elde ediliyor.) Şirket (hileli) kayıtlarına göre 1 Temmuzdan itibaren ise şu gelişmeler olmuş: 1 Temmuz tarihinden müvekkilinin kardeşleri ile ortağı olduğu ----------- şirketinden çıkarıldığı gün olan tarihe (13Ekime) kadar imalat patlaması yaşanmış, Birden bire imalatını şirket 2.5 katına çıkarmıştır. (vasati 10 milyondan 26.3 milyon TL ye). Ancak 2.5 kat kadar kar etmek yerine ŞİRKET -7 MİLYON 788 BİN TL ZARAR ETMİŞ. Yani 1 Temmuz gününden müvekkilin çıkartıldığı 13Ekim gününe kadar ‘rekor imalat yapıp satmasına’ rağmen garip bir şekilde şirket büyük zarar etmiş. İşin ikinci garip yönü; TAM (da) MÜVEKKİLİNİN ÇIKARTILDIĞI GÜN İMALAT YAPIMI DURDURULMUŞ. Senenin sonuna kadar 77 gün boyunca tek bir imalat “yapılmamış ve satılmamış”. Ama işbu 77 günlük süreçte ŞİRKET 22 MİLYON 788 BİN TL ‘rekor’ faaliyet karı elde etmiş. Yani bir imalat şirketi 77 günde tek bir imalat yapıp satmadan senelik kârının %83'ünü elde etmiş. Görüleceği üzere işbu hususlar hayatın olağan akışına aykırı olup, müvekkilinin kardeşleri tarafından yapılan hileleri aldıkları 8 adet SMM raporundaki veriler ile kısaca mahkemenize anlatmaya çalışmaktayız. Söz konusu raporlar fiziken mahkemeye sunulacaktır. Bir başka küçük örnek olması açısından, 2017 yılına ilişkin müvekkil adına sahte imzalarla beyannameleri ortağı bulunduğu şirkette müvekkilin kardeşleri tarafından verilmiştir. Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığım üzere bunlar gibi pek çok usule aykırı hileli işlemler yapılmıştır. Görüleceği üzere dava konusu şirketin ortağı olan müvekkilin kardeşleri ile ortağı bulunduğu kollektif şirkette de pek çok usulsüzlükler ve muhasebesel hileler yapılmıştır. Yukarıdaki görüleceği üzere müvekkilinin çıkarılmasından önceki 3 ayda (15.kolon) şirketin zarar ettiği grafikte görülmektedir. Hemen arkasından müvekkillinin şirketten çıkarıldığından sonraki 3 aylık dönemde ise şirket en yüksek karını yapmıştır. Şirketin, müvekkilin çıkarılacağı dönemde zarar etmesi, akabinde müvekkili çıkarıldıktan sonra rekor kâr yapılmasının akla mantığa sığacak hiç bir yanı yoktur. Dolayısıyla yukarıda belirttiğimiz 2 grafik ve grafiklerde açıkladığımız hususlar bir arada değerlendirildiğinde müvekkilin kardeşlerinin muhasebe hileleri ile müvekkilin çıkarlarına halel getirdiği açıkça ortadadır. Dolayısıyla mahkemenizce görüleceği üzere, yukarıda anlattığımız tüm sebepler ile ortaklığın çekilmez bir hale geldiği aşikar olup tarafımızca TTK 531. Madde uyarınca dava açmak zorunluluğu doğmuştur. Davalı Şirketin Malvarlığı Üzerine Tedbir Konulmalıdır. Zira Davalı Şirket, Malvarlığını Azaltıcı İşlemler Yapmaktadır. Huzurdaki dava açıldıktan sonra davalı şirket malvarlığını azaltma gayreti içerisine girecektir. Zira yukarıda anlattığımız hususlar bunu da göstermektedir. Mahkemece şirketin feshine ya da olası diğer çözümlere hükmedilecek olursa bir şirket değerinin hesaplanması gerekecektir. Ancak davalı şirket ve yönetimi elinde bulundurulan diğer şahıslar benzer yapıya ait şirketlerdeki taşınmazları elden çıkarmak için çabalamaktadır. Tedbirin verilmesi gerektiren sebepler ise şunlardır: Davalı şirketin uzun yıllardır olağan genel kurul toplantısı yapmadığını yukarıda açıklamıştık. ------------- edildiğimiz bilgiye göre davalı şirket 25.12.2023 tarihinde genel kurul çağrısında bulunmuş ve 'Şirketin aktiflerinde kayıtlı --------- Pafta --------- ada --------- parsel adresinde kayıtlı taşınmazının grup şirketlerinden ----------- Şirketi'ne satışı konusunda Yönetim Kuruluna yetki verilmesi' şeklinde olağanüstü gündem maddesi belirlemiştir. İşbu dava açıldığında eğer tedbir kararı verilmez ise şirket aktifinde önemli derecede yer alan taşınmaz, şirket aktifinden çıkarılacaktır. Üstelik bu taşınmaz ---------- Şirketine satılacaktır. Söz konusu şirkette ise müvekkilin hisse oranı oldukça az olup, söz hakkı bulunmamakta ve çoğunluk gücünü kötüye kullanmaktadırlar. Bu sebeple tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. Yukarıda, müvekkilin kardeşleri ile ortaklık yapısında bulunan ------------- Şirketine yönelik açılan haklı nedenle fesih davasından bahsetmiştik. İşbu davada yerel mahkemede karar çıktıktan sonra henüz istinaf / temyiz aşaması tamamlanmadan, dosya kesinleşmeden şirket elindeki taşınmazları çıkarmıştır. Örnek vermek gerekirse, yerel mahkemenin ilk gerekçeli kararı sonrasında 22.09.2022 tarihinde şirketin malvarlığında gözüken '------------ Mahallesi ------------- Sitesi ----------- Merkezi ------------ Blok ------------- Kat ------------ numaralı mesken '---------' adlı kişiye satılmıştır. Bir diğer taşınmaz olan yine ------- Mahallesi --------- Sitesi ----------Merkezi ---------- Blok -----------Kat ----------- numaralı mesken ise İstinaf Mahkemesinin usulen kaldırılma kararı olan 27.10.2022 tarihinden ve tebligat alındıktan sonran 16.11.2022 tarihinde satılmış ve elden çıkarılmıştır. Görüldüğü üzere çoğunluk pay sahibi olan --------- ve ---------, müvekkilin payının hesaplanması için şirket aktifinde yer alan taşınmazları elden çıkarmaktadır. Yine benzer ortaklık yapısına sahip -------- Şirketi'nin aktifinde kayıtlı iş merkezinin satışı ile kısmi bölünmesi ve benzeri hususların görüşülmesi şeklinde genel kurul kararı çağrısı yapılmıştır. 5 numaralı kısımda açıklanan iki adet rapor sunulmuş olup bunların tarihleri 16.04.2019 ve 14.06.2019'dur. İlk bakışta rakamlar aynı gözükmekte ise bilinçli şekilde ve hileli olarak iki farklı rapor bulunmakta olup, bunlar Mahkeme dosyasına ibraz edilmiştir. Bu sebeple de davalının işbu davada da aynı şeyleri yapması mümkün olup, tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. Yine aynı dosyada davalılar tarafından 2021 yılı Mart ayında finansal tabloları verdiklerine dair UYAP dilekçesi var iken 2 hafta sonra 'biz finansal bilgileri içeren CD'yi vermeye gittik ama bilirkişiler dosyadan el çektikleri için teslim almadılar' şeklinde beyanları vardır. Bu durum da hilenin varlığına delil teşkil etmektedir. Aynı ortaklık yapısında bulunan kollektif şirkette de hileli işlemler yapılmakta olup, müvekkilin çıkarıldığı tarihte zarar etmiş gibi gösterilmiş daha sonra ise rekor kar elde etmiştir. ---------- Şirketi 2021 yılına ait genel kurul toplantısı öncesinde yer alan faaliyet raporunda şirketin bağış yapmadığını belirtmiştir. Ancak internette yer alan bilgiler kapsamında şirketin bağış yaptığı sabit olup, bu husus bile hileli olarak gizlenmiştir. Tüm bu açıklamalar kapsamında, davalı şirketin tüm taşınır / taşınmazları üzerine satılmasını engelleyici şekilde ihtiyati tedbir konulmasını ivedi olarak talep etme zorunluluğu doğduğundan bahisle öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulü ile davalının tüm taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına; mahkemece bu mümkün değil ise, uzun yıllardır olağan genel kurul yapmayan şirketin büyük fabrika binası olan olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirket aktifinde önemli yer elde eden ----------- İli ----------- İlçesi --------- Pafta ---------- Ada ------------ Parselin satışı yönünde 25.12.2023 günü genel kurul yapılacağından bu taşınmaz üzerine ivedilikle teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında tedbir kararı verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde haklı nedenle fesih davasında mahkemece geniş karar verme yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, davalı şirketin 25.12.2023 günü saat 10.00'da yapılacak olan olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını tedbiren durdurulmasına, neticeten Şirketin kâr etmesine rağmen müvekkiline hiç kâr payı dağıtmaması, olağan genel kurul toplantısı yapmaması, Şirket hissedarları olan müvekkilinin kardeşleri, müvekkilini diğer şirketlerde olduğu gibi bu şirkette de istememesi, dolayısıyla ortaklığın çekinilmez bir hal alması, Müvekkiline duydukları şahsi husumet sebebiyle, müvekkilinin hakkı olanın engellenmesi maksatla diğer ortağı bulundukları şirketlerde pek çok muhasebel hilelerin, dosyalara sahte evraklar sunmaları, ortakların birbirlerine karşı güvenlerinin kalmaması, Çoğunluğun gücünü kullanarak müvekkilinin pasifize edilmesi gibi hususlar dolayısıyla, bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmadığından; haklı nedenlerin varlığından dolayı ---------Ş. nin feshine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
SAVUNMA: Davalı vekili 18.01.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin HMK 119 maddesine uygun olmadığını, ayrı delil listesinin sunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, bahsi geçen şirketler ile davacı arasında gerçekleşen olayların işbu dava ile ilgisi bulunmadığını, davacının fesih davası açmakta haklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının yönetim kurulu üyesiyken genel kurul toplanması talebinde bulunmadığını, kâr dağıtılmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili şirket ortaklarına husumet beslediğini, müvekkili şirket ortaklarının hileli işlem yaptıkları iddiasının kabul edilemez olduğunu, davacının dava dışı şirketin ticari tasarruflarını işbu davada dile getirmesinin ciddiyetten uzak olduğunu, davacının, müvekkili şirketin şirket mal varlığını azaltıcı işlemler yaptığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğinden bahisle davacının haksız ve hukuka aykırı biçimde talep etmiş olduğu ihtiyati tedbir talebinin HMK m.389 ve devamında yer alan düzenlemelere aykırılık teşkil etmesi nedeniyle ihtiyati tedbir taleşinin tümden reddine, yukarıda gerekçesiyle arz ve izah ettikleri sebeplerden ötürü müvekkili şirketlerin feshinin mümkün olmadığının tespitiyle davacının feshe ilişkin talebinin esas ve usulden reddine, TTK'nın 531. maddesinde mahkemeye verilen yetkinin kullanılması suretiyle; davacının Müvekkili şirket nezdindeki hissesinin, davacı tarafça manipülatif ifadelerle iddia edilen/edilecek değerden değil, mahkemece bilirkişi marifetiyle tespit edilecek adil, gerçekçi ve reel değerinin müvekkili şirket veya şirketlerin diğer pay sahipleri tarafından ödenerek davacının müvekkili şirket ortaklığından çıkarılmasına, davacı hisselerinin müvekkili şirket veya işbu şirketlerin diğer pay sahiplerine devrine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin faizi ile birlikte davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın tarafların iddia ve savunmaları, ayrıca davacının ortaklıktan çıkarılma ihtimaline binaen davacının davalı şirketteki payını rapor tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin de hesaplanmaları için nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavir ve gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile yerinde de inceleme yapmak sureti ile rapor hazırlamalarının istenmesine karar verilmiştir.Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir -----------, Akademisyen ------------ ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ----------- tarafından sunulan 17.08.2024 tarihli raporda özetle; "7. SONUÇ VE KANAAT: Sayın Mahkeme'nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Huzurdaki davanın konusu, davacının ortağı olduğu davalı şirketle ilgili davalı ortaklığın feshine, fesih koşulları oluşmadığı kanaati hasıl olursa davacı pay sahibine payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmasına, karar verilmesi talebine ilişkin olduğu, Davalı şirketin 30.06.2024 tarihli rayiç bilançosuna göre Özkaynaklarının 341.280.177,57 TL olarak hesaplandığı, Davacı ---------- davalı şirketteki pay oranının %10 olduğu, Sayın Mahkemenin ortaklıktan çıkarılma yönünde karar vermesi durumunda; rapor tarihine en yakın 30.06.2024 rayiç bilançoya göre çıkma payının 34.128.017,76 TL olarak hesaplandığı, Sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup; davacı ve davalının diğer sair taleplerinin Takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğunu bildirir, Hukuki nitelendirme ve değerlendirme ile Nihai Takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; görüş ve kanaatimizi belirten işbu rapor takdir ve tensiplerinize saygı ile arz edilmektedir. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimizi arz ederiz." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı tarafa bilirkişi raporuyla tespit edilen 34.128.017,76 TL üzerinden nispi peşin harç olan 582.821,22 TL'yi yatırmak üzere 2 haftalık süre verilmesine, yatırmadığı taktirde dosyadaki mevcut talebi doğrultusunda hüküm kurulacağının ihtarına karar verildiği, davacı tarafın 215.000,00 TL harç yatırıldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531 nci maddesi hükmü uyarınca davalı şirketin haklı sebeplerle feshi istemine ilişkindir.
Davacı taraf fesih sebebleri olarak; davalı şirketin kâr payı dağıtmadığı, genel kurul toplamadığı, diğer ortakların davacıya karşı husumet besledikleri ve hileli işlemler yaptıklarından bahisle davalı şirketin feshini talep etmiştir. Davalı taraf savunma olarak; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı ancak çıkma payı karşılığı şirketten çıkarılmasını talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun A) Sona erme I - Sona erme sebepleri 2. Özel hâller b) Haklı sebeplerle fesih başlıklı 531 nci maddesi "(1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." hükmünü düzenlemiştir. Tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette %10 hissedar olması sebebiyle işbu davayı açabilme hakkına sahip olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacı şirketin faal, öz kaynaklarının pozitif ve kâr eden bir şirket olduğu, davalı şirketin kâr payı dağıtmaması, genel kurul toplantılarını düzenlememesi ve ortaklar arasında yaşanan uzun yıllardır devam eden husumet sebebiyle davacı açısından haklı sebep oluştuğu ancak davalı şirketin feshine karar verilmesinin taraf menfaatleri, ekonomik işleyiş ve kamu menfaatlerine uygun olmadığı bu sebeple fesih yerine, davacıya, payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahibinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesinin en uygun çözüm olacağı, davacı payına düşen miktarın 34.128.017,76 TL olarak hesaplandığı anlaşıldığından davacı payı karşılığı 34.128.017,76 TL ödenmek suretiyle davacının davalı şirketten çıkarılmasına, davacı vekili karar duruşması günü vekaletname sunduğu ve duruşmaya katılmadığından davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile,
---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün ------------ sicil numarasında kayıtlı davalı ------------- Şirketi'ndeki davacının %10 payına karşılık 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 531 nci madde ikinci cümlesi uyarınca 34.128.017,76 TL ödenmek suretiyle davacı ------------ davalı şirketten ÇIKARILMASINA,
2-Harçlar yasasına göre alınması gerekli 2.331.284,89 TL karar ve ilam harcının peşin alınan ve tamamlanan toplam 583.269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.748.015,04 TL harcın davalı ------------ Şirketi'nden alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan harç toplamı 583.269,85 TL'nin davalı ---------- Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 24.866,00 TL yargılama giderinin davalı ------------- Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde------------ Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025