T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/924 Esas
KARAR NO: 2025/92
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/11/2022
KARAR TARİHİ: 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket ile davalının annesi ----------- arasında 24.12.2020 tarihli -------- ili ---------- ilçesi--------- mahallesi, -------- köyü ---------- ada --------- parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapılmasını içeren yapı projesi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkil şirket tarafından tüm sözleşmeye konu işlerin tamamı yapıldığını ve inşaat tamamlanmış olduğunu, müvekkil şirket tarafından iş sahibinin talebi gereği sözleşme dışı ilave birçok işlerde yapıldığını, müvekkil şirketin yaklaşık ilave işler nedeni ile 100.000,00 TL alacağı bulunduğunu, müvekkil şirketten yapı sözleşmesinin 8.maddesine dayalı olarak arsa sahibinin oğlu ... namına sözleşme imzası ile birlikte sözleşmenin 6.maddesine dayalı olarak banka havalesi yoluyla şirket yetkilisi --------- hesabına gönderdiği 24.12.2020 tarihli 200.000,00 TL peşinat ödemesine ve sözleşmenin teminatı olarak 200.000,00 TL'lik bono üzerine “teminat senedi olarak veriliyor” ibaresi yazılarak ayrıca teminat bonosu da verildiğini, müvekkili şirketin yapılan yapı sözleşmesi gereği tüm edimlerini ifa etmesine ve yapılan ilave işler ve eksik ödemeler nedeni ile yaklaşık 100.000,00 TL alacağı bulunmasına ve bu alacağın ödenmesi ve karşılıksız kalan teminat bonosunun iade edilmesi talep edilmesine rağmen davalı tarafından tamamen haksız ve kötü niyetli şekilde teminat bonosuna, ---------- İcra Müdürlüğü ---------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, söz konusu icra takibinden müvekkil şirketin; mimarlar odası tarafından alınması gereken proje onayları yönünden zorunlu kılınan yeni aldığı --------- adresine yapılan tebligattan banka hesabına bloke konulması nedeni ile haberdar olduğunu, bu nedenle 5 günlük süre içerisinde kambiyo senedi vasfında olmayan teminat bonosunun kambiyo senedine konu edilmesi nedeni ile takibin iptalinin istendiğini, bu haksız/yersiz ve müvekkilin bakiye alacağını önleme amacı ile yapılan icra takibinde müvekkil şirketin araçlarına, taşınmazına ve banka hesaplarına haciz konulmuş olduğunu, haksız ve hukuka aykırı, kötü niyetli bir şekilde ticari itibarı zedelenen müvekkil lehine ayrıca manevi tazminat davası açılacağını, davaya konu olan senedin üzerinde yazılı olduğu gibi 24.12.2020 tarihli sözleşmenin teminatı olarak verildiğini, söz konusu teminat bonosu incelendiğinde sadece 200.000,00 TL miktarın rakam ve yazı ile yazıldığını, ilk peşinat ödemesini annesi adına gönderen ... isminin şirket imza ve kaşesi ile teminat senedi olarak veriliyor ibaresi yazıldığını, bunun dışındaki tanzim tarihi, ödeme tarihi, nakten ibaresi ve yetkili mahkeme ibaresinin; senet metninden açıkça anlaşılacağı üzere ayrı renkteki kalem ile sonradan kötü niyetli olarak doldurulmuş olduğunu, hatta senedin düzenleme tarihi 24.12.2020 olmasına rağmen davalı tarafça senette tahrifat yapılarak 24.02.2020 olarak yazıldığını, davalı ile müvekkil şirket arasında senet düzenlenmesi gerektirecek protokol dışında bir iş ilişkisinin olmadığını, bu nedenle sorumlular hakkında özel belgede sahtecilik ve bono metninin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğundan bahisle savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını, icra takibinde alacaklı gözüken ...'in iyi niyetli 3. şahıs konumunda değil bizzat 24.12.2020 tarihli sözleşmenin tarafı konumunda olduğunu, zira ...'in, arsa sahibi --------- oğlu olup aynı zamanda sözleşme ile ödenmesi kararlaştırılan iş bedeli ödemelerinin tamamının ... tarafından banka havalesi ile yapılmış ve ekte sunulan havale kayıtlarından anlaşılacağı üzere (EK:4 Havale makbuzları) ödemelerin açıklama kısmına yapı sözleşmesine atıfta bulunulduğunu, taraflar arasındaki yapı sözleşmesinden kaynaklı müvekkil şirketin edimini yüklendiği inşaat yapım işini süresinde yaptığını, müvekkil şirketin borcu değil bilakis yapılan eksik ödemeler ve ilave işler nedeniyle alacaklı olduğunun ekte sunulan resmi belgelerle sabit olduğunu, davalının sırf teminat olarak verilen bonoyu yapılan iş sebebiyle bakiye borcu olmasına rağmen takibe koymasının ve müvekkil şirketin tüm malvarlığına haciz koymasının tamamen kötü niyetli hareket ettiğinin açık göstergesi olduğunu, --------- sayılı emsal ilamında (EK:6) belirtildiği üzere senet üzerinde teminat senedi yazılmayan durumlarda sözleşme ile bononun irtibatlandırılması durumunda dahi senedin teminat senedi olduğu kabul edilmiş olup somut davamızda bono üzerinde teminat bonosu olduğu açıkça yazılı olup 24.12.2020 Yapı Projesi sözleşmesinin 8.maddesine dayalı olarak yine sözleşmenin 6, maddesine dayalı olarak 24.12.2020 tarihli havale dekontu ile gönderilen 200.000,00 TL'lik peşinat ödemesine karşılık havaleyi yapan iş sahibinin oğlu davalı ...'e teminat senedi verildiğini, açıklanan nedenlerle takip konusu bononun dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlemin, davalı ile müvekkil şirket arasında olmadığını, toplanacak deliller ve bilirkişi incelemesi ile müvekkilin edimini ifa ettiğinin, borçlu değil aksine alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, ödeme güçlüğü bulunan müvekkil şirket hakkında başlatılan icra takibinin durdurulmasını, bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti gerektiğini savunarak; dava konusu 24.02.2020 tanzim ve 10.06.2021 vâdeli 200.000,00 TL'lik teminat bonosundan dolayı davalı tarafa müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ve senedin iptali ile müvekkil aleyhine açılmış bulunan --------- İcra Müdürlüğü --------- Esas numaralı icra takibinin dava sonuna kadar teminatsız olarak ya da mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında DURDURULMASINI, davanın kabulü ile TAKİBİN İPTALİNİ, durdurma kararı verilmemesi durumunda dava sonuna kadar icra hesabına yatırılacak ödemelerin alacaklı davalıya ödenmemesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip tutarı üzerinden %20 oranında kötü niyet tazminatına mahküm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davacı ile müvekkilin annesi ----------- arasında imzalanan 24.02.2020 başlangıç tarihli Yapı Projesi Sözleşmesine dayandığını, davaya konu 200.000 TL bedelli 24.02.2020 tanzim, 10.06.2021 vade tarihli kambiyo senedinin, davacı şirket yetkilisi tarafından sözleşme konusu işin yapılması aşamasında ya da eksik bırakılması halinde doğacak borç tutarına karşılık düzenlendiğini, senedin zorunlu unsurları haiz kambiyo evrakı niteliğinde olduğunu, davacının senede yönelik tüm itirazlarının senetle aynı değerde yazılı bir belge ile ispatlanmasının gerektiğini, davacının yazılı belgeye dayanmayan tüm iddia ve taleplerinin reddini talep ettiklerini, senedin, teminat senedi niteliğinde olmadığını, senedin teminat vasfında olduğunu, yazılı delille ispatlanması gerektiğini, bu hususta doktrinde ve Yargıtay kararlarında görüş birliği bulunduğunu, ayrıca senedin teminat senedi vasfında olabilmesi için senet üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığının açıkça yazılması gerektiğini, bu hususun Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, ---------- sayılı emsal kararında; *... kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfi ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz.” Denildiğini, dolayısıyla davacının senedin teminat senedi olduğuna yönelik yazılı bir delile dayanmayan iddialarının reddinin gerektiğini, davacının; dava konusu senedin Yapı Projesi Sözleşmesine dayandığı, bu sözleşme gereğince hiçbir borcunun olmadığı, bu itibarla senedin bedelsiz olduğu yönündeki iddiasının gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde belirtildiği üzere müvekkilin annesi ---------- ile davacı şirket arasında imzalanan Yapı Projesi Sözleşmesi gereğince davacı şirketin, --------- ait --------- ili, --------- ilçesi, ---------- Mahallesi, ---------- Köyündeki arsa üzerinde sözleşmede belirlenen şartlara uygun olarak yapı/Villa inşa etmeyi üstlendiğini, her ne kadar sözleşme, müvekkilin annesi ----------- ile imzalanmış olsa da yapılacak işe ilişkin görüşmelerin müvekkille yapılmış ve ödemelerin tamamının da müvekkil tarafından davacı şirket yetkilisi ----------- ait banka hesabına gönderilmiş olduğunu, hatta taraflar arasındaki sözleşmede yapılacak iş ve hizmetlerin bedeli için 350.000 TL tutarında bir anlaşma yapılmış olmasına rağmen müvekkilin toplamda davacı tarafa 435.000 TL ödeme yaptığını, gelecek banka kayıtları bu beyanlarının doğrulanacağını, davacı şirket yetkilisine yapılan ödemelere ilişkin bir kısım banka dekontlarının ekte sunulduğunu, davacı şirketin, sözleşme gereği üstlendiği işi sözleşmeye uygun şekilde yapmadığını, yükümlülüklerini yerine getirmediğini, birçok işi eksik bıraktığını ve hatalı imalatlar yapmış olduğunu, eksik işlerin tamamlanması ve hatalı imalatların düzeltilmesi için şirket yetkilisiyle defalarca görüşülmüş olmasına rağmen şirket yetkilisinin, arsa sahibi ve müvekkili oyaladığını, müvekkilin inşaatın tamamlanması ve hatalı işlerin düzeltilmesi için başka kişi ve firmalarla anlaştığını, davacının eksik bıraktığı işleri tamamlamak için ödeme yapmak zorunda kaldığını, bahçenin tel örgü ile kapatılması, bina çevresi tretuvarı, havuzun düzeltilmesi ve havuz önüne beton yapılması, kapı sundurması, su ve elektrik bağlantılarının yapılması, bahçe düzenlemesi ve sair birçok eksiklik nedeniyle müvekkilin, 200.000 TL'nin de üzerinde para harcamak zorunda kaldığını, davacının yapıyı bıraktığı durumu gösteren fotoğrafların ekte sunulduğunu, davacının eksik ve hatalı işleri nedeniyle müvekkil tarafından yaptırılan işlerin malzeme ve işçilik bedellerine ilişkin yaptığı ödemeleri gösteren ödeme belgelerinin dosyaya sunulacağını, müvekkilin hem davacı şirket yetkilisine hem de eksik ve hatalı işler nedeniyle anlaştığı kişi ve firmalara yaptığı ödemelerin tamamının tespiti için müvekkile ait banka hesap hareketlerinin celbini talep ettiklerini, davacının, davaya konu senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu ve senette tahrifat yapıldığı yönündeki iddialarının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, Senet üzerinde herhangi bir tahrifat olmadığının açıkça görüldüğünü, ayrıca senette taraflar arasındaki borç ilişkisine aykırı hiçbir düzenleme olmadığını, kaldı ki davacının senet üzerindeki imzaya, senette yazılı tutara ve lehtara yönelik hiçbir itirazının bulunmadığını, Senedin düzenleme tarihi ya da vade tarihinin de davacı aleyhine bir husus doğurmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, boş/açık senet verilmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu hususun Yargıtay kararlarıyla da kabul edildiğini, davacının senette tahrifat, özel belgede sahtecilik ya da bononun anlaşmaya aykırı şekilde doldurduğuna yönelik iddialarının tümünün yasal dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki davanın, haksız ve kötü niyetli olarak ikame edildiğini, davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılan bedelin üstünde bir para aldığı halde yapıyı eksik ve ayıplı olarak bıraktığını savunarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı borçlu aleyhine dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : ---------- Asliye Hukuk Mahkemesi, ------------ Bürosu, ---------- Şirketi ---------- Şubesi, ---------- Şirketi, ---------- --------- Şubesi, ---------- İcra Dairesine müzekkereler yazıldığı görüldü. 03/01/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu görüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan ----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyasına konu 24/02/2020 tanzim ve 10/06/2021 vâdeli 200.000,00 TL’lik bononun teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizlik nedeniyle anılan takipte borçlu olunmadığının tespitine dair menfi tespit davasıdır.
Dava konusu takibin kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız icra takibi olduğu, ödeme emrinin aşağıdaki gibi olduğu görülmüştür.
200.000,00
TL Senet 10/06/2021 (İstenen: Yıllık Reeskont Avans)
38.060,28
TL İşlemiş Faiz
238.060,28
TL Toplam Alacak
238.060,28 TL tutarındaki alacağın icra gideri, vek.ücr. ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek (YILLIK %15,75 (TİCARİ) değişen oranlarda) faizi ile tahsili talebidir. (Fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakkımız saklıdır) TBK. 100.mad. gereğince kısmi ödemeler öncelikle işlemiş faiz, masraf ve fer'ilere mahsup edilecektir.
(TBK 100. Md., ) Uygulanacaktır.
200.000,00 TL Miktarlı 24/02/2020 Tanzim Tarihli,10/06/2021 Vade Tarihli Senet"
Takip dayanağı senet aşağıdaki gibidir:
Dava dışı --------- ve davacı arasındaki sözleşmenin ilgili maddeleri aşağıdaki gibidir:
Grafoloji uzmanı bilirkişi--------- tarafından hazırlanan 08/05/2023 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
----------- Talimat sayılı dosyasında yapılan 23/02/2024 tarihli keşif sonucu İnşaat Yüksek Mühendisi---------- tarafından hazırlanan 25/05/2024 tarihli raporda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
Mahkememizce 24/09/2024 tarihli celsede aşağıdaki şekilde ara karar kurulduğu görülmüştür:
1-Dosyanın bir inşaat mühendisi bilirkişiye verilerek, dosyadaki mevcut deliller ışığında dava konusu yapının kaba inşaatının davacı tarafından eksiksiz bir şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı, davalının üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kaba inşaata ilişkin olmadığı, davacı tarafından kaba inşaata ilişkin eksik iş yapılmış olması söz konusu ise kaba inşaatın ne kadarlık kısmının tamamlandığı ve ne kadarlık kısmının eksik bırakıldığı, tamamlanan ve eksik bırakılan kısımların değerinin ne olduğu hususlarda rapor düzenlenmesinin istenmesine,
Bu kapsamda İnşaat Mühendisi ----------- tarafından hazırlanan 03/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
---------- sayılı ilamında aşağıdaki şekilde içtihat geliştirilmiştir:
18. Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.19. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
20. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.21. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.22. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.23. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.24. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir ifadeyle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar . Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır. Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.25. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.26. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir.27. Hemen belirtilmelidir ki, kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu def’î mutlak def'î niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.28. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar ----------- sayılı kararında da benimsenmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, kambiyo senetleri kural olarak mevcut bir borç için düzenlendiklerinden, teminat maksadıyla düzenlenmeleri istisnaidir ve bu durumun da soyutlukla yakından ilişkisi bulunmaktadır. Nitekim senet metnine teminat amacıyla verildiğinin yazılması hâlinde senedin soyutluğu ortadan kalkmakta ve devir kabiliyeti sınırlanmakta, bu ibarenin yazılmaması hâlinde ise keşidecinin teminat iddiasının ispatlanması, lehtarla sınırlı olmak üzere, yazılı delile ihtiyaç göstermektedir.29. Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosyasına konu 24/02/2020 tanzim ve 10/06/2021 vâdeli 200.000,00 TL’lik bononun teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizlik nedeniyle anılan takipte borçlu olunmadığının tespitine dair menfi tespit davası olduğu, yukarıda da ortaya konulduğu üzere senedin teminat senedi olduğunu ispatlama külfetinin davacı borçlu üzerinde olduğu, dava konusu bononun üzerinde "teminat senedi olarak veriliyor" ibaresinin bulunduğu, ancak neyin teminatı olduğu konusunda açıklık bulunmadığı, bu sebeple senedin teminat senedi olduğunun anlaşılması amacıyla temel borç ilişkisinin incelenmesi gerektiği, dava dışı -------- ve davacı arasındaki sözleşmenin 8. maddesinin son fıkrasında davacının arsa sahibi dava dışı ----------- teminat senedi vereceği hususunun kararlaştırıldığı, burada da senedin ayrıntılarına atıf yapılmadığı, ancak sözleşme incelendiğinde dava dışı şahıs tarafından davacıya sözleşmenin imzalanması ile birlikte kaba inşaatın tamamlanmasına kadar ödenmesi gereken bedelin 200.000,00 TL olduğu, dava konusu senet bedelinin de 200.000,00 TL olduğu ve sözleşme tarihinden sonra verildiği, dolayısıyla eser bedeli ödeme borcunun davalı taraf üzerinde olduğu da dikkate alındığında davacı tarafından davalıya bono verilmesi ile tarafların sözleşmenin bağlayıcılığını kuvvetlendirmek ve davacının edimini yerine getirmesini sağlamak amacını güttüğü sonucuna varılması gerektiği, bu sebeple senedin teminat senedi olduğunun kabulünün gerektiği, yukarıda atıf yapılan ---------- kararında da içtihat edildiği üzere temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusu olduğu, eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senetteki bedelsizliğin ortadan kalkacağı, bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlunun, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel def’î olarak öne sürebileceği, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu senedin davacının kaba inşaatı tamamlaması hususunda sözleşmenin bağlayıcılığını kuvvetlendirme amacıyla verildiğinin kabulünün gerektiği, kaba inşaatın davacı tarafından tamamlanması halinde senedin kesin olarak bedelsiz olduğunun kabulünün gerektiği, yukarıda atıf yapılan bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere davacının kaba inşaatı tamamlayıp teslim ederek teminat edilen hususu gerçekleştirdiği hususunun sabit olduğu, bu noktada aksini ispat (kaba inşaatın davacı tarafından tamamlanıp teslim edilmediğini ispat) külfetinin davalı üzerinde olduğu, ancak davalının bunu ispatlayamadığı ve bu sebeple senedin bedelsiz kaldığı, davalının davacıya takip yapmakta kötüniyetli olduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, bu sebeple kötüniyet tazminatı talebinin reddinin gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile, davacının dava konusu 24/02/2020 düzenleme ve 10/06/2021 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı olarak ve --------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı takibinde davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (238.060,28 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 16.261,89 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 4.065,48 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 12.196,41 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 4.157,68 TL dava açma masrafı, 133,00 TL tedbir talep harcı ve 6.973,75 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 11.264,43 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
7-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (238.060,28 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 38.089,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2025