T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/492 Esas
KARAR NO: 2025/97
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/04/2018
KARAR TARİHİ: 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ---------- maliki olduğu ve ---------- sürücüsü olduğu ------------ plaka nolu aracın davacılardan --------- 30/09/2016 tarihinde çarptığını, ---------- plaka nolu aracın davalı ------------ sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin davacı ------------ 07/03/2018 tarihinde 12.891,14 TL ödeme yaptığını, davacıya yaya geçidinde aracın çarptığını, davalı ----------- hız süratine uymadığını, davacının kaza sonucunda çeşitli yerlerinde kırıklar oluştuğunu, sol bacağına platin takıldığını, davalının kaza esnasında %100 kusurlu olduğunu, davacı ---------- kaza sonrası malul kaldığını, geçici ve sürekli çalışamamazlık maluliyetinin doğduğunu, davacının babası ---------- da çocuğunun malul kalması nedeniyle üzüntü içerisinde olduğunu iddia ederek; belirsiz alacak davasının kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ---------- adına her üç davalıdan maddi tazminat olarak müştereken ve müteselsilen 2.000,00 TL, manevi tazminat olarak ise davalılar --------- ve --------- müştereken ve müteselsilen 50.000,00 TL, müvekkili --------- adına ise manevi tazminat olarak davalılardan --------- ve --------- müştereken ve müteselsilen toplam 20.000,00 TL tazminat talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı --------- vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, haksız davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açtığını ve aktüer tarafından hesaplanan 12.891,14 TL'nin 07/03/2018 tarihinde ödendiğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, kazaya karışan ---------- plaka nolu aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında poliçe limitleri dahilinde olduğunu, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabı yapılması halinde müvekkili tarafından yapılan ödemenin güncelleştirilmesi gerektiğini, maluliyetin tespit edilmesi gerektiğini, hazırlanacak raporda meslekte kazanma gücü kaybı oranının değil, özürlülük oranının dikkate alınması gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun ---------- ait olduğunu, davacının bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde bu kurum tarafından yapılan ödemelerin müvekkilinden talep edilemeyeceğinden dolayı mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespitinin gerektiğini savunarak; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalı ---------- ve --------- tebliğ olduğu, davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
İNCELEME ve GEREKÇE :----------- Eğitim Ve Araştırma Hastanesi, ----------- Asliye Ticaret Mahkemesi, ----------Teknik Üniversitesi Rektörlüğü Trafik Kürsüsü, ---------- Asliye Ceza Mahkemesi, ----------- Eğitim Ve Araştırma Hastanesine, ----------- Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, ----------- Müdürlüğü', -----------ş, ----------- Trafik Şube Müdürlüğü'ne müzekkereler yazıldığı görüldü. 06/12/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunun dosyaya sunulduğu görüldü.
07/11/2024 tarih ve 2024/148173 sayılı Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya sunulduğu görüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davalı --------- maliki olduğu, davalı ----------Ş'nin zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ve davalı --------- sevk ve idaresindeki ----------- plakalı araç ile davacı ------------ yaya olarak karıştığı 30/09/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. a) Maddi tazminat davası yönünden;Davacı vekili ve davalı ----------Ş vekili tarafların sulh olduklarını beyan etmiştir. Taraflar arasındaki sulh sözleşmesi aşağıdaki gibidir: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 313. maddesi uyarınca "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 314. maddesi uyarınca "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (...)"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 315. maddesi uyarınca "(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (...)"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166/3 maddesi uyarınca "alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacı vekilinin davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep ettiği, sulh sözleşmesinin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlığa ilişkin olduğu, sulhun davanın devam ettiği süreç içerisinde yapıldığı, bu sebeple eldeki davada sulhun davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı, sulhun alacakların tahsil edildiğinden bahisle yapıldığının bildirilmesi ve tarafların bu şekilde talep etmesi nedeniyle atıf yapılan yasa hükmü uyarınca eldeki davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, yine davalılar ---------- ve ---------- yönünden ise yukarıda atıf yapılan TBK 166/3 maddesi uyarınca müteselsil borçlulardan sigorta şirketinin yaptığı ibra sözleşmesi ile diğer borçluların da borçtan tamamen kurtulduğu, zira davalı sigorta şirketinin zorunlu ve ihtiyari sorumluluk sigortacısı olması nedeniyle davalılar arasındaki iç ilişkide nihayetinde davacıya karşı olan borcun tamamından sorumlu olduğu, bu sebeple bu oranda (tamamen) davalılar --------- ve --------- da borcunun sona erdiği, sulhun ilk celseden sonra yapılması nedeniyle karar ve ilam harcının üçte ikisinin alınması gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle taraflar arasındaki sulh sözleşmesine uygun olarak ve davalılar --------- ve ----------- yönünden davanın konusuz kaldığı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.b) Manevi tazminat davası yönünden;04/09/2019 tarihli ATK raporu ile aşağıdaki tespitin yapıldığı görülmüştür. "OLAY: 30/09/2016 günü saat 11:45 sıralarında Sürücü ---------- sevk ve idaresindeki ---------- plaka sayılı kamyonet ile ---------- Caddesini takiben ---------istikametine seyir halinde iken, olay mahalline geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun sağından kaplamaya giren yaya ---------- aracının sağ yan kısmı ile sadmesi sonucu dava konusu olay meydana gelmiştir.İRDELEME: Olay mahalli; iki yönlü yol, asfalt, cadde, yatay güzergahı düz yol, düşey güzergahı eğimli, görüşe engel cisim yok, vakit gündüz, hava açık, yol yüzeyi kuru, şerit sayısı 2, yol platform genişliği 8 metre, azami hız limiti 50 km/h ve mahal meskundur.Çarpma noktasının 30 metre ilerisinde yaya geçidinin mevcut olduğu kaza tespit tutanağına derc edilmiştir.Ceza aşamasında hazırlanan 13/11/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda; Sürücü --------- tali, yaya --------- asli kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, ceza aşamasında hazırlanan bilirkişi raporu, dosya mevcudundaki tüm beyanlar incelendiğinde; kaza tespit tutanağında aracın ilk darbeyi aldığı bölüm olarak kamyonetin sağ yan kısmının gösterildiği, yine sürücünün beyanında yayanın sağ yolcu kapısına yayanın çarptığını belirttiği, ayrıca hız hususunda da bir tespitin bulunmadığı göz önüne alındığında bu sürücüye kusur atfı uygun bulunmamış ve kazanın yukarıda ‘’OLAY’’kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup aşağıdaki kanaate varılmıştır.Mevcut bulgulara göre;A)Sürücü ----------, idaresindeki araç ile seyir halinde iken, yola kontrolsüzce giren yaya ------------ aracının sağ yan kısmına çarpması sonucu meydana gelen olayda, mevcut şartlarda alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığından atfı kabil kusuru yoktur.
B)Yaya ---------, karşıdan karşıya geçişini yayaların karşıya geçişi için düzenlenmiş olan yaya geçitleri üzerinden gerçekleştirmesi, karşıya geçmeden önce yolu yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, solundan yanaşan ilk geçiş hakkına sahip araçların varlığı halinde bu araçlar geçişlerini tamamladıktan sonra kontrollü bir şekilde karşıya geçişini gerçekleştirmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, yanaşan ilk geçiş hakkına sahip araca rağmen kontrolsüzce kaplamaya girmesi sonucu bu aracın sağ yan kısmı ile çarpıştığı olayda, asli derecede kusurludur."06/12/2021 tarihli bilirkişi heyet raporu ile aşağıdaki tespitin yapıldığı görülmüştür:Ek raporda kök rapordaki görüş korunmuş olduğu görülmüştür.
25/10/2024 tarihli ATK raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür: Mevcut belgelere göre;--------- ve --------- oğlu, ---------- doğumlu ---------- 30/09/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının 30/03/2013 tarih ve -------- sayılı ---------- yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında;Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.3’e göre %5, Tablo 3.10’a göre %7, Tablo 3.11’e göre %2, toplam alt ekstremite özürlülük oranı Balthazard formülüne göre: %13.4 olup Tablo 3.2’ye göre;1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %7(yüzdeyedi) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4(dört) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. Maddesi uyarınca "(1)Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. (2)Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."Kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda da belirtildiği gibi davanın 30/09/2016 tarihli trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacı ---------- haksız fiil nedeniyle yukarıda ATK raporu ile ortaya konulduğu üzere bedensel bütünlüğünün zedelenmesine maruz kaldığı, %7 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu, kaza tarihi sonrası 4 ay iyileşme dönemi geçirdiği, yine yukarıda atıf yapılan heyet raporu ile de tespit edildiği üzere davalı ---------- olayın gerçekleşmesinde %25 oranında kusurlu olduğu, bu sebeple tarafların kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ve davacının uğramış olduğu bedensel zararın ağırlığı dikkate alınarak davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluştuğu, mahkememizce belirlenen kriterler dikkate alındığında davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesinin uygun görüldüğü, yine mağdurun babası olan davacı ---------- da yukarıda atıf yapılan TBMK 56/2 maddesi uyarınca oğlunun ağır bedensel zarara uğraması nedeniyle manevi tazminat alacağının bulunduğu, belirlenen kriterler dikkate alınarak davacı lehine 5.000,00 TL manevi tazminat takdirinin uygun olduğu, davalı ----------- haksız fiil faili olarak, davalı --------- da KTK 85 uyarınca işleten sıfatı nedeniyle zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, alacağa haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacının maddi tazminat davası hakkında, davalı ----------Ş yönünden tarafların sulh olması nedeniyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 315/1 maddesi uyarınca, davalılar -------- ve ----------- yönünden konusuz kalmış olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacı ---------- manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar -------ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---------- verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Davacı ---------- manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 5.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar -------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ----------- verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Maddi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 410,26 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 245,92 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 164,34 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Manevi tazminat davası yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (20.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcının davalılar -------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin sulh sözleşmesi gereği davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ----------Ş tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
8-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
9-Davacı ----------- maddi tazminat davası yönünden, taraflar arasındaki sulh sözleşmesi gereğince davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davacı ---------- manevi tazminat davası yönünden; davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (15.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/1 uyarınca hesaplanan 2.400,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---------- ve --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacı --------- verilmesine,
11-Davacı ---------- manevi tazminat davası yönünden; davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (5.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10/1 uyarınca hesaplanan 800,00 TL vekalet ücretinin davalılar ---------- ve ------------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ---------- verilmesine
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/02/2025