T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/429 Esas
KARAR NO: 2025/29
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ: 14/06/2024
KARAR TARİHİ: 17/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :İDDİA: Davacı vekili 14/06/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'ın ----------- Ticaret Sicilinde ---------- no ile kayıtlı ...’nin %33 hissesine sahip ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin diğer iki ortağının da %34 ve %33 oranında pay sahibi olup aynı zamanda şirketin 3 kişilik yönetim kurulunun üyesi olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı ... ile birlikte müştereken temsil yetkisine sahip olduğunu, şirketin kapalı tip bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin 03.01.2023 tarihli genel kurulunda 03.01.2026 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi ve bir yıl içinde yönetim kurulu başkan yardımcısı seçildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının 2023 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısına davet için çağrı kararı almak üzere 30 Mayıs 2024 tarihli --------- Noterliği’nin ---------- yevmiye nolu ihtarnamesi ile 4 Haziran 2024 tarihinde genel kurulda görüşülecek gündem maddelerini içeren yazılı bir davet gönderdiğini ve toplantının --------- Mahallesi, ---------- sok.--------- Plaza --------K.D.-------- --------- ---------- adresinde saat 10.30'da yapılacağını bildirdiğini, toplantı için belirlenen ve aynı zamanda şirket merkezi olan bu adreste 4 Haziran 2024 tarihinde herhangi bir toplantı yapılmadığını, müvekkilinin anılan tarihte gün boyu şirket merkezi olan bu adreste bulunmasına ve gönderilen davette toplantı yapılacağı belirtilmesine rağmen bir toplantı yapılmaksızın çoğunlukla alındığı ileri sürülen karar---------- Ticaret Siciline ilan edilmek üzere gönderilmiş ve bu karara dayalı olarak 11 Haziran 2024 tarihli ----------- davalı şirket olağan genel kurulu 28 Haziran 2024 tarihinde toplantıya davet edildiğini, bilindiği üzere anonim şirketi genel kurul toplantısına çağırının esas sözleşmeye göre ve yetkili organ tarafından yapılması gerektiğini, yine anonim şirketlerde genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili organ yönetim kurulu olduğunu, yetkili organ tarafından toplantıya çağrılmayan genel kurul kararları yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulunun çağrı yetkisinin her bir üyeye değil kurul olarak yönetim kuruluna ait olduğunu, dolayısıyla geçerli bir çağrıdan bahsedilebilmesi için geçerli bir yönetim kurulunda karar alınmış olması gerekeceğini, TTK md. 390’a göre esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve yine toplantıda hazır bulunanların çoğunluğu ile karar alacağını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının toplantıya çağrı için üyelere yazılı bildirim yapmış olmasına ve müvekkil gün boyu toplantının yapılacağı şirket merkezinde bulunmasına rağmen bir toplantı gerçekleşmediğini, toplantıya çağrı kararı yönetim kurulu toplantısı dışında alındığını ve ----------- bu geçersiz karara istinaden genel kurul toplantısına çağrı metni ilan edildiğini, davalı şirketin genel kurulunda toplantı yapılmaksızın alınan 4 Haziran 2024 tarihli yönetim kurulu kararları yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu toplanmaksızın alınan kararların yönetim kurulu dışında alınan ve şekil itibarıyla geçersiz nitelikte kararlar olup yaptırımı butlan olduğunu, müvekkili yönetimden uzaklaştırmak isteyen diğer iki ortak ve yönetim kurulu üyesi müvekkiline şeklen bir davet gönderdiğini, ancak toplantı yapmaksızın müvekkilinin hiçbir dahli olmaksızın aldıkları kararlar ile bir oldu bittiye getirerek davalı şirketin genel kurulunu toplantıya davet ettiklerini, genel kurulu toplantıya çağrı kararının yönetim kurulu dışında alınmış olması nedeniyle yönetim kurulu kararının butlanının tespiti ve müvekkilin telafisi güç zararlar ile karşılaşmasının önüne geçilmesi açısından da genel kurul toplantısının tedbiren durdurulmasını talep etmek zarureti doğduğunu, müvekkilinin yönetimden uzaklaştırılması halinde meydana gelecek değişim sebebiyle hakkını elde etmesinin çok büyük ölçüde zorlaşacağını hatta imkansız hale gelebileceğini, dolayısıyla 28 Haziran 2024 tarihli genel kurul toplantısının teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması gerektiğinden bahisle davalı şirketin geçersiz bir çağrıya istinaden yapacağı yokluk müeyyidesine tabi genel kurul toplantısının teminatsız olarak ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, davalı şirketin yönetim kurulunun toplantı yapmaksızın toplantı dışında aldığı 4 Haziran 2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağrı kararının butlanının tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 06/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının haksız, hukuki temelden yoksun ve asılsız olduğunu, 04.06.2024 günü yönetim kurulunun toplandığını, bu toplantıya davacının da katıldığını, yönetim kurulunun toplandığını, toplantıda karar nisabının da sağlandığını, davacıya kararlara ilişkin muhalefet şerhini tutanağa geçirme imkanın da tanındığını, ancak davacının esasa ilişkin herhangi bir şerh düşmek yerine bu imkanı kötüye kullanarak ve tamamen yapay bir dava sebebi oluşturmak amacıyla müzakere yapılmadığını ileri sürdüğü bir kayıt düştüğünü, davacının davasının haksız olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının dava açma hakkını kötüye kullandığını, davacının huzurdaki davadaki amacının genel kurul yapılmasını engellemek isteği olduğunu, 04.06.2024 günü, yönetim kurulunun gerek toplantı nisabı ve karar nisabının bulunduğu şekilde usule ve hukuka uygun olarak gerçekleştiğini, davacının haksız davasının tümüyle reddine karar verilmesini talep ettiğinden bahisle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun tedbir talebinin reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tümden reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 14/01/2025 tarihli feragat dilekçesi ile, işbu dosyada tarafların kendi arasında anlaştığından feragat ettiklerini, gereğinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 17/01/2025 tarihli dilekçesi ile, iş bu dosyada davacı tarafından 14/01/2025 tarihinde feragat edildiğini, davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesini, karşı taraftan herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri bulunmadığını bildirmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, davalı şirketin 04.06.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının yokluğunun tespiti istemine ilişkindir.Davacı vekili davadan feragat etmiştir. Davadan feragat HMK’nin 307., 309. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını oluşturan bir taraf işlemidir.HMK'nin 310. Maddesine göre feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
Davacı vekili mahkememize verdiği dilekçe ile davasından feragat etmiş, vekaletnamesinde feragat yetkisinin olduğu görülmüştür.Bu nedenlerle davanın feragat sebebiyle reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Yapılan yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılmasına, davalı vekilinin vekalet ücreti talebi bulunmadığından vekalet ücreti konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı şirket yetkilisi ve vekilinin yokluğunda oy birliğiyle verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17/01/2025