T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/651 Esas
KARAR NO: 2024/791
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/10/2021
KARAR TARİHİ: 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA: davacı vekili dava dilekçesini özetle: Davacı Davalı ---------- Merkezi ----------, ----------- Şubesi ile davacı Müvekkil Şirket arasında 01/1 1/2009 tarihinde “----------- Satış Bayiliği Sözleşmesi imzalanığı, bu sözleşme doğrultusunda davacı Müvekkil Şirket ---------- yetkili satıcısı olarak tayin edildiği, davacı Şirket 01/12/2009 tarihinde imzaladığı ------------ Yetkili Tamirci Sözleşmesi ile de ----------- Yetkili Servisi olarak faaliyete başladığı böylece davacı Şirket “------------ Yetkili Bayisi” ve ----------- Yetkili Servisi olarak faaliyetine 2009 yılında başladığı, davacı şirket ile ------------- arasında 21/12/2011 tarihinde, ----------- bayilerinin, ----------- IT tabanlı araç sipariş toplama yazılım uygulaması olan “e-motive” isimli --------- sipariş planlama aracını kullanarak yeni araç sipariş ve toplama sürecine katılımı sağlanmadığı, bu şekilde ----------- bayileri tarafından sipariş edilen araçların sevk edildiği --------- Bölgesel Tesisinde araç bulunurluğunu geliştirmek ve bu sürece katılan ----------- bayileri için ------------- müşterilerine araç teslimat süresini optimize etmek hedefiyle hazırlanmış ve aksi belirtilmedikçe, ------------ bayilik Sözleşmesi'nin şart ve koşullarına bağlı olan “Bayi Araç Sipariş & Teslimat Süreci Katılım Sözleşmesi” imzalandığı, davacı Şirket'in, “e-motive” isimli ----------- Sipariş Planlama Aracı'nın devreye alındığı ilk yıllarda, bu sistem üzerinden Davalı Şirket'e ilettiği çeşitli ---------- modellerindeki araç sipariş talepleri Davalı Şirket tarafından tedarik edilmekte idi. İlerleyen yıllarda ise Davalı Şirket, davacı şirket ve diğer ---------- bayilerinin en çok talep gören modellerdeki sipariş taleplerini karşılamamaya yani tedarik yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemeye başladığı, bu kapsamda ilk olarak, ------------ satış bayilerinin ------------ model yeni araç talepleri 2012 yılından itibaren karşılanmadığı, davalı şirket, 2016 yılında başlayıp 2017 yılına sarkan süreçte, tüm satış ağında “------------ yeni kurumsal kimlik uygulamasına geçmiş ve bu geçiş kapsamında tasarım, proje, işçilik, iç-dış dekorasyon elemanları, nakliye ve uygulama dahil tüm masrafları bayilerden tahsil edilmek üzere, tüm bayilerinde tabelalar ve showroom içi görsel malzemelerde yenilemeye gittiğini, davacı Şirket de, söz konusu yeni kurumsal kimlik uygulaması yatırımı olarak ----------- KDV dahil toplam 368.877,44 TL. ödemiştir. davacı Şirket sözleşmesel ilişkiden kaynaklı tüm edimlerini eksiksiz ve fazlasıyla yerine getirmeye devam ederken, Davalı Şirket, 2018 yılından itibaren satış bayilerinin yeni ----------- model araç tedarik taleplerini, 2019 yılından sonra ise yeni ---------- model araç tedarik taleplerini karşılamamaya başlamış, söz konusu modellerin tedarikinin kesilmesinin gerekçesi olarak da, araç içi acil çağrı (e-call) sistemlerine ilişkin Türk mevzuatında yapılan düzenlemeleri ve ------------ gibi kamu kuruluşlarının verdiği kararları göstermiştir. Davalı Şirket, yerel mevzuattaki düzenlemelere uyum için gerekli olan bilişim sistem ve hizmetlerinin “yerli kaynaklardan temini “ne yönelik minimal tutardaki yatırımı yapmak yerine, bu düzenlemelerin söz konusu araçların ithal edilmesine engel olduğunu ileri sürerek, bayilerinin yeni ----------ve ----------- modellerine ilişkin taleplerini karşılamamıştır. Davalı Şirket'in yeni araç tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle davacı Şirket'in araç satış adetleri 2018 yılına nazaran, 2019 yılında 96 50, 2020 yılında ise 96 95 düşmüştür. Yeni araç satışında yaşanan bu düşüş dolaylı olarak Müvekkil Şirket'in servis gelirlerini de olumsuz yönde etiketlendiği davalı Şirket'in yeni araç tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle, ----------- ----------- tek satıcısı konumunda olan Müvekkil Şirket, 2019 yılına kadar yıllık ortalama 56 adet araç satışı gerçekleştirmiş iken, bu rakam 2019 ve 2020 yıllarında ortalama 16'ya düştüğü, bu noktada Müvekkil Şirket ile Davalı Şirket arasındaki araç sipariş prosedürüne ilişkin bilgi vermek de faydalı olduğu, Davalı Şirket, 2012 yılında devreye alarak bayilerinin kullanımına açtığı e- motive isimli ------------ sistemi üzerinden bayilerinden yıllık araç taleplerini toplamakta ve/fakat bayilerin talep ettiği adetlerde değil, kendi belirlediği daha düşük adette aracın üretim siparişi ile ilgili olarak bayileriyle her yıl başında “Yıllık Planlanan Üretim için Satış Protokolü” imzalamaktaydı. 2012 yılı ve sonrası Müvekkil Şirket tarafından yıllık araç sipariş alıntına ilişkin verilen yazılı teklifler ile bunlara müteakip imzalanan Yıllık Planlanan Üretim için Satış Protokolü imzalı örnekleri 4 no'lu delilimiz olup, Müvekkil Şirket nezdinde mevcut olmayan söz konusu belgelerin Davalı ----------- celp edilmesini talep ederiz. Her ne kadar söz konusu bu Protokol metinlerinde sene içinde ürettirilecek olan diğer araçların ortaya çıkması veya üretim kesintileri olması halinde taraflar arasında mutabık kalınacak adetlerde protokolün revize edilebileceği yer almakta, bayilere de sözlü olarak ----------- üzerinden ek sipariş verme modülünden bu imkanın tanındığı söylenmiş ise de, bu imkan sadece sözde kalmış, bayilere gerçekte böyle bir ek sipariş verme imkanı tanınmamıştır. 2019 yılının başından itibaren ise, ----------- bayilerinin “e-motive” isimli ----------- sistemi üzerinden sipariş verme imkanı da Davalı Şirket tarafından ortadan kaldırılmış, bayilere söz konusu sistem üzerinden sadece araç düşümü yapmaları mümkün kılınmıştır. Özetle, Müvekkil Şirket dahil ------------ satış bayileri 2019 yılı başından beri yeni model araç siparişi verememişlerdir. Aynı doğrultuda, önceki yıllarda kesintilerle ve/veya kısmen araç tedariki yapan ------------ 2019 yılı başından itibaren araç tedarik yükümlülüğünü hiç yerine getirmemiştir. Tüm bu sebeplerle, ------------ satış ağının diğer rakip markalar ile rekabet gücü zayıflatılmış, bu da ---------- yetkili satıcılarının maddi ve manevi olarak zarara uğramalarına neden olmuştur. Bu arada, Davalı Şirket, 2017/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin (Tebliğ”) 24/02/2017 tarihli ------------ yayımlanarak yürü girmesi sonrasında, yetkili satıcı ve yetkili servis olan bayileri ile mevcut sözleşmeleri, Tebliğ'e uyum sağlama gerekçesiyle iki yıl ihbar öneli olarak feshetmiştir. Bu kapsamda ----------, 12.09.2017 tarihli ihbarname ile Müvekkil Şirket ile mevcut “Satış Bayiliği Sözleşmesi'nin, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 2 yılın sonunda otomatikman fes olacağını ve bu süre içinde yeni mevzuata göre kurgulanmış yeni bir ------------ satış bayiliği sözleşmesinin imzası için irtibata geçilebileceğini” davacı Şirket'e bildirdiği, Her ne kadar Davalı Şirket tarafından Müvekkil Şirket'e gönderilen 12.09.2017 tarihli fesih ihbarında sözü edilen 2 yıllık ihbar önelinin bitimine kadar, taraflar arasında yeni mevzuata göre kurgulanmış yazılı bir ----------- satış bayiliği sözleşmesi imzalanmamış olsa da, davacı Şirket, Davalı Şirket tarafından bildirilen feshin yürürlük tarihi olan 12.09,2019 tarihinden sonra da ----------- bölgesinde ------------ yetkili ve tek satıcısı olarak her türlü pazarlama ve satış faaliyetine devam etmiştir. Bu uğurda ve 12.09.2019 tarihinden sonra Müvekkil Şirket, ------------- tarafından Müvekkil Şirket'e ödetilen kurumsal kimlik projesine uygun olarak dekore edilmiş ve ------------ tabelasının asılı olduğu showroomunu, stoktaki ----------- model araçların teşhiri ve satışı için kullanmış, ------------ temin ettiği araçların satışına 12.09.2019 tarihinden sonra da devam etmiş, 12.09.2019 tarihinden sonra da ---------- tarafından düzenlenmiş olan hizmet bedeli, portal bedeli vb. Faturaları ödemiş, ------------ adresindeki kurumsal internet sitesinde ----------- bölgesi ----------- yetkili satıcısı ve servisi sıfatıyla ---------- araç modellerinin tanıtımını yapmaya devam etmiştir. Keza, Davalı Şirket de, feshin yürürlük tarihi olan 12.09.2019 tarihinden sonra, kurumsal internet sitesi olan --------- davacı Şirket'i ------------ bölgesindeki satış bayisi olarak tanıtmaya devam etmiştir. Bu husus, ----------- kurumsal internet sitesinin ilgili sayfaları üzerinde yaptırdığımız ----------- Noterliği "nin 13/08/2021 tarih ve ---------- yevmiye numaralı e-tespit tutanağı ile de sabittir Özetle taraflar, Davalı Şirket tarafından yapılan feshin sonuç doğuracağı 12.09.2019 tarihinden sonra da, (Davalı Şirket'in tedarik yükümlülüğü dışında) tek satıcılık ilişkisinin tüm edimlerini ve yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmeye devam etmişler ve böylece anılan tarih itibariyle aralarında belirsiz süreli fiili bir Tek Satıcılık Sözleşmesi oluşmuştur. Ancak, yukarıda yer alan beyanlarımızda açıkladığımız gibi, Davalı Şirket, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan en temel yükümlülüğü olan tedarik yükümlülüğünü yıllardır. kusurlu olarak yerine getirildiği, Davalı Şirket'in tedarik yükümlülüğünü kusurlu olarak yerine getirmemesi sebebiyle, davacı Şirket yeni araç satışı yapamamaktan dolayı gelir kaybına uğramış, garanti kapsamında servise gelen -------- araç sayısı da gerçekleşen sıfır araç satış adetleriyle doğru orantıda düşmüştür. Davalı ------------- tedarik yükümlülüğünü kusurlu olarak yerine getirmemesi sebebiyle, Müvekkil Şirket'in uğradığı gelir kaybı özellikle otomotiv sektörünün hareketlendiği dönemlerde katlanmıştır. Müvekkil Şirket'in servise gelen araç sayısının azalmasından dolayı uğradığı maddi kaybın yanında, ----------- sipariş edilen yedek parçaların temininde yaşanan gecikmelerden dolayı servise gelen araç sahibi tüketicilerin de hem ---------- markasına, hem de ----------- yetkili servisi olan Müvekkil Şirket'e güveni zedelenmiş, Müvekkil Şirket bundan dolayı da ayrıca itibar ve müşteri kaybına uğramıştır. Tüm bu hususlar, Davalı Şirket'e ----------- Noterliği kanalıyla davacı Şirket tarafından gönderilen 12.03.2021 tarih ----------- sayılı ihtarname ile bildirilmiş ve ----------- tedarik borcunu yerine getirmemesi şeklinde tezahür eden kusurlu ifası sonucunda, davacı Şirket'in araç satışlarına ve servis gelirlerine ilişkin kayıpları dahil ve/fakat bunlarla sınırlı olmayan son 2 yıldır mahrum kaldığı gelirin giderilmesi, özellikle en çok tercih edilen ve satılan ----------- modelleri olan ---------, ----------- ve ----------- kaç adet ve hangi zaman diliminde tedarik edileceğinin yazılı olarak bildirilerek tedarik yükümlülüğünü derhal yerine getirilmeye başlanmasını, aksi halde, taraflar arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesi'nin haklı sebeple feshedileceği ve Müvekkil Şirket'in ilgili mevzuat kapsamında yasal olarak ileri sürebileceği her türlü talepten sorumlu tutulacağı ---------- ihtar edilmiştir Davalı Şirket, davacı Şirket tarafından gönderilen ihtarnameye cevabında taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi inkar etmiş, sözleşmesel ilişkinin devam ettiği varsayılsa dahi, ----------- Müvekkil Şirket tarafından talep edilen araçları getirmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, yeni ------------ araçların ------------ yasal düzenlemeler nedeniyle ithal edilemediğini, ----------- herhangi bir sözleşmesel ilişki kapsamında ----------- sistemini bayilerin erişimine açık tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, bayiler arasında herhangi bir dönem ya da şekilde ayrımcılık yapılmadığını vb. beyanlarla Müvekkil Şirket'in ihtar ettiği talepleri reddettiğini, Davalı Şirket'in gönderdiği bu cevabi ihtarname ile kusurunu gidermek ve tedarik 0 yükümlülüğünü yerine getirmek yönünde olumlu bir adım atmayacağı anlaşıldığından, ------------ markasına karşı duyduğu inanç derinden sarsılan Müvekkil Şirket, taraflar arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesi niteliğindeki bayilik ilişkisi Müvekkil Şirket tarafından haklı nedenle ve derhal hüküm ifade etmek üzere ----------- ----------- Noterliği kanalıyla gönderilen 27.04.2021 tarihli ----------- sayılı ihtarname ile feshettiğini, Davalı Şirket'e karşı taleplerimize yönelik huzurdaki davayı açmadan önce, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk süreci sonucunda da anlaşma sağlanamamış olduğundan, işbu davayı açma zorunluluğunun dolduğu, Davalı Şirket'in davacı Şirket'i maddi zarara uğratan ve taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sonlanmasına neden olan davranışları aynı zamanda yıllardır otomotiv sektöründe faaliyet gösteren davacı Şirket'in ----------- markası müşteri kitlesi gözünde ticari itibarının zedelenmesine de neden olduğunu, Davalı Şirket'in davacı Şirket'in ticari itibarını zedelemesi nedeniyle uğranılan manevi zararın BK 58. madde doğrultusunda giderimin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin 11.11.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket, ----------- marka araçların ---------- distribütörlüğünü yapmakta olup, bu amaçla ---------- marka araçlar için bayilik ve servis ağı kurulduğu, davacı ile davalının arasında 1.11.2009 tarihli ------------ Satış Bayiliği Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşme devam ederken Rekabet Kurulu tarafından yayınlanan ve 24.2.2017 tarihinde yürürlüğe giren ----------- sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin yayımlanması ile birlikte davalı şirket, tebliğ hükümleri ile getirilen yeni düzenlemelere uyum sağlamak ve sistemini bu çerçevede yenilemek için 12.9.2017 tarihli fesih ihtarıyla 2 yıllık önel verilerek (12.9.2019 tarihi itibariyle) sözleşmeyi feshettiği, Fesihten sonra davacı ile yetkili satıcılık /bayilik konusunda herhangi yeni bir sözleşme imzalanmamıştır. Bilahare davacı 12.3.2021 tarihli bir ihtarname göndererek, davalının 2019 yılından beri tedarik yükümlülüğüne uygun davranmadığını, bu nedenle son 2 yılda mahrum kaldığı karın ödenmesini, ---------- araçlarının ve özellikle ---------aracının ne zaman tedarik edileceğinin bildirilmesini, aksi halde sözleşmenin feshedileceğini ihtar etmiş, davalı şirketçe de davacıya gönderilen 23.3.2021 tarihli cevabi ihtarnamede taraflar arasındaki 30.4.2008 tarihli sözleşmenin 12.9.2017 tarihli fesih ihtarıyla ve 2 yıl önemli olarak feshedildiği, müvekkilimizin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği ayrıntılı olarak izah edilmiş ve davacı talepleri reddedildiği, Davacı ihtar çekerek; 30.4.2008 tarihli sözleşmenin 12.9.2017 tarihli ihtarname ile 2 yıl önemli feshedilmesine ve feshin 12.9.2019 tarihinde gerçekleşmiş olmasına rağmen, 12.9.2019 tarihinden sonra da ilişkinin devam etmesi nedeniyle fiili bir tek satıcılık ilişkisi kurulduğunu, bu fiili ilişkide müvekkilimizin ----------, ---------- modelleri için 2018, ---------- için ise 2019 yılından beri tedarik getirmediğini iddia ederek taraflar arasında fiili olarak süreli bayilik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini iddia ederek tazminat talep etmiş, davalının bu ihtara 12.5.2021 tarihli ihtarnameyle cevap verilerek, taraflar arasında fesihten sonra tek satıcılık ilişkisi kurulduğu iddiasının dayanaktan yoksun olduğu, kaldı ki müvekkilimizin tedarik yükümlülüğüne aykırı hiçbir davranışı bulunmadığı hukuki dayanakları ile izah edilmiş ve davacı talepleri bir kez daha reddedildiği, davalı ile davacı arasında ilk sözleşmenin 12.9.2017 tarihli 2 yıl önemli fesih ihtarı ile 12.9.2019 tarihi itibariyle feshedilmesinden sonra yeniden akdedilmiş yeni bir bayilik sözleşmesi veya fiili bir bayilik ilişkisi bulunmadığını, davalı, yukarıda belirttiğimiz üzere taraflar arasında 1.11.2009 tarihli sözleşme ile kurulan bayilik ilişkisini 12.9.2017 tarihli fesih ihtarnamesiyle 2 yıl önemli olarak feshetmiş, feshin yürürlüğe girdiği 12.9.2019 tarihinden sonra, bağımsız/münferit satışlar ile bir miktar araç satışı yapmıştır. Bu çerçevede davacı ---------- da 12.9.2019 tarihinden sonra sadece | adet araç satışı yapılmıştır ki bu satış, ani edimli ve münferit bir satış olduğu, davacının bayiliğinin dayanağı olan 1.11.2009 tarihli sözleşmenin sona ermesinden (12.92019'dan) sonra, davacı tarafla müvekkilimiz arasında yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış yalnızca | adet bağımsız araç satışı yapıldığı, fesihten sonra davacıya münferit satış işlemi ile sadece | adet araç satışı yapılmasının, taraflar arasında yeni bir bayilik ya da tek satıcılık sözleşmesi akdedilmiş olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, Bayili sözleşmesi 12.9.2019 tarihinde sona ermiş olup, tarafla arasında hiçbir şekilde yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmamış; fiili olarak da yeni bir bayilik ilişkisi tesis edilmediği, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, Aşağıda yapılan tüm açıklamalarımız, bu cevap ve açıklamalarımız saklı kalmak kaydı ile beyan edilmiştir. Kesinlikle kabul etmemekle birlikte bir an için feshin yürürlüğe girdiği 12.9.2019 tarihinden sonra taraflar arasında fiili bir sözleşme ilişkisinin oluştuğundan bahsedilse bile müvekkilimizin sözleşmeye aykırı bir davranışından da bahsedilemeyeceğinden, davacının fesih ihtarındaki gerekçeler haksız ve dayanaksız olduğu, Yukarıda belirttiğimiz üzere taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi davalının 12.9.2017 tarihli ihtarı ile 12.9.2019 tarihi itibarı ile sona ermiş, daha sonra taraflarca yeni bir bayilik sözleşmesi yapılmamıştır. Davacı, ilk sözleşmenin feshedilmiş olmasına rağmen, feshin yürürlüğe girdiği 12.9.2019 tarihinden sonra taraflar arasında araç satış ilişkisinin devam ettiği böylece “fili bir tek satıcılık ilişkisi” oluştuğunu ve müvekkilimizin bu fiili tek satıcılık sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle, fiili tek satıcılık sözleşmesini haklı nedenlerle feshettiğini iddia ederek tazminat talep ettiğini, Kabul etmemekle birlikte ve bir an için ve farzı muhal olarak feshin yürürlüğe girdiği 12.9.2019 tarihinden sonra taraflar arasında fiili bir sözleşme ilişkisinin varlığı varsayılsa dahi davacının iddia ve talepleri yine dayanaktan yoksun olacaktır. Zira taraflar arasındaki fiili sözleşmenin davacı tarafça feshine gerekçe yapılan hususlar da tamamen haksız ve davanıksız olduğu, Davacı vekili, gerek kurulduğunu iddia ettiği belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesinin feshine ilişkin 27.4.2021 tarihli ihtarında, gerekse de dava dilekçesinde, fiili sözleşmeyi fesih gerekçesi olarak “davalının izin tedarik yükümlüğü ----------- model araçlar için 2012 yılından beri, ----------model araçları için 2018 yılından beri, ------------ araçları için ise 2019yılından bariyerine getirmediği” olarak göstermiş ve fiili tek satıcılık sözleşmesinin bu nedenlerle feshedildiğini bildirmiştir. Davacının bu fesih gerekçeleri hukuki dayanaktan yoksun olup, bir an için fiili bir sözleşme ilişkisi iddiasının haklı olduğu
varsayılsa dahi davacının feshinin “haksız fesih” oluşturacağında şüphe olmadığının, davacının Fesih Gerekçeleri, Taraflar Arasında Akdedilen 1.11.2009 Tarihli Feshedilen İlk Sözleşme Dönemine ilişkin olduğu, İlk Sözleşme 2 Yıllık Önel Verilmek Suretiyle Feshedilmiş ve Bu Önel 12.9.2019 Tarihinde Sona erdiği, 12.9.2019 Tarihinden Sonra Oluştuğu İleri Sürülen Fiili Yeni Sözleşme Döneminde, ilk Sözleşme Dönemindeki Sebeplere Dayanılarak Fesih Yoluna Gidilmesi Mümkün Değildin "Öncelikle böyle bir fiili ve zımni tek satıcılık sözleşmesi oluşmadığı, taraflar arasında fesihten sonra bir satış ilişkisi bulunmadığı yönündeki beyanlarımız saklıdır. Kaldı ki, biran için aksi varsayılsa dahi, davacının talepleri yetersiz olduğu, davacı, fesih ihtarında, müvekkilimizin tedarik yükümli ünün ----------- model araçlar için 2012 yılından beri, ------------ model araçları için 2018 yılından beri, ---------- araçları için ise 2019 yılından beri yerine getirilmediğini ileri sürerek, taraflar arasında ikinci olarak ve zımnen akdedilmiş olduğunu iddia ettiği fiili sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği, Oysa 1.11.2009 tarihli sözleşme, müvekkilimizin 12.9.2017 tarihli 2 yıl önemli fesih ihtarından sonra 12.9.2019 yılına kadar yürürlükte kalmıştır. 12.9.2019 tarihine kadarki dönemde, müvekkilimizin tedarik yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin davacı tarafından davalılara o tarihe kadar gönderilmiş birihtar bulunmadığı, Bizzat davacının kendisi belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin 12.9.2019 tarihinden sonra kurulduğunu, diğer bir deyişle taraflar arasında yeni ve sözlü bir yetkili satıcılık sözleşmesinin akdedilmiş olduğunu ileri sürmektedir. Davacının iddiası bu yönde iken, yani davacı, bir taraftan yazılı bayilik sözleşmesinin sona erdiği 12.9.2019 tarihinden sonra taraflar arasında yeni ve fiili bir tek satıcılık sözleşmesi oluştuğunu iddia etmekte iken, diğer taraftan da varlığını iddia ettiği bu ikinci fiili yetkili satıcılık sözleşmesinin feshini “12.9.2019 tarihinden öncesine” ilişkin sebeplere dayandırmadığı, Davacı kendisi ile çelişmekte olup, davacının taraflar arasında yeni ve fiili bir bayilik sözleşmesi akdedilmiş olduğu sının kabul edilmesi ihtimalinde dahi, 12.9.2019 tarihinden önceki sebeplerin, sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Dolayısıyla davacının varlığını iddia ettiği ve aslında var olmayan- fiili yetkili satıcılık sözleşmesinin davacı tarafından haklı sebeple feshedilmiş olduğu iddiası, öncelikle bu nedenle haksızdır.2012, 2018 ve 2019 Yıllarından Beri Tedarik Yükümlülüğünün Yerine Getirilmediğini İddia Eden Davacının, Uzun Süre Bekledikten Sonra Fiili Sözleşmeyi 2021 Yılında Feshetmesi Dürüstlük Kurallarına da Aykırıdır. 12.9.2019 tarihinden sonra taraflar arasında fiili bir bayilik sözleşmesinin kurulduğunu iddia eden davacı, 2012, 2018 ve 2019 yıllarından beri tedarik yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ileri sürmektedir. Aşağıda detaylı olarak izah edeceğimiz üzere bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Ancak bir an için aksi düşünülse dahi bu tarihlerden beri davalının tedarik yükümlülüğünü yerine getirmediğini düşünen davacının 27.4.2021 tarihine kadar sesini çıkarmayıp bu süreden sonra fesih yoluna gitmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, bu hususun dürüstlük kurallarına aykırı olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki Fesih İhtarında Belirtilen Araçların Tedariğinin Sağlanamadığı Hususları da Gerçek Dışıdır. Her şeyden önce davalının araç siparişlerini 2019 yılından beri durdurduğuna ilişkin iddiası tamamen gerçek dışıdır. 2019 yılında da davacının aralarında bulunduğu tüm bayiler sipariş verebilmekteydi. Gerçekten müvekkilimizin, 10.6.2019 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu tüm bayilere yönelik olarak, --------- sistemi üzerinden araç siparişi verilebileceğine ilişkin duyurusu, bunun en açık kanıtıdır. Öte yandan davacı, tedarik yükümlülüğünün yerine getirilmemesi üç model araç üzerinden dile getirmektedir. Bunlar ----------, ---------- ve --------- model araçlardır. ---------- aracın tedariğinin yapılabileceği 8.2.2021 tarihinde tüm bayi ve servislere, duyurulduğunu, Oysaki davacının fesih ihtarı bu duyurunun yapılmasından sonra 27.4.2021 tarihinde olduğu, Yani ----------- aracın tedariğinin sağlanacağı yönünde duyuru yapılmasına rağmen, davacı aksi gerekçeyle fesih yoluna gitmiştir. Öte yandan önemle belirtelim ki davacı bu araç için ----------- sipariş de vermediği, Başka bir deyişle davacının siparişini vermiş olup da müvekkilimizin tedarikini sağlayamadığı bir durum söz konusu olmadığı, Nitekim davacı da --------- model araç siparişini vermiş olmasına rağmen tedarik edilemediği yönünde hiçbir delil sunamamıştır. Arz ve izah edildiği üzere davacının yatırım maliyetleri yönünden tazminat talebi reddedilmelidir. Davacının Manevi Tazminat Talebi de Reddedilme talep edildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, bayilik ilişkisinin feshinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu görüldü. Davacı vekilince davadan feragat ettiklerine ilişkin dilekçe sunulmuş olup yapılan incelemede ilgili vekilinin vekaletnamesinde, davadan feragate ilişkin özel yetkisinin olduğu görülmüştür6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307. maddesi uyarınca “(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 309/1-2 ve 4. maddeleri uyarınca “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (…) (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 312. maddesi uyarınca “(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.”492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca “(1) Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.”HMK'nin 310. Maddesine göre feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat bildirimi de HMK’nin 154. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit edilmiş olup feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 5.123,25 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 4.695,65 TL’nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.118,64 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Gider avansı tarifesi 5. Maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgili tarafa iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/10/2024