T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/1171
KARAR NO : 2026/438
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/12/2025
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait olan ---- plakalı araç 29/11/2024 tarihinde sürücüsünün ..., sahibinin de ... olduğu---- plakalı araçla birlikte ------ ilinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığı, İlgili kazada davalı araç sürücüsü %100 kusurlu olduğu, Dava konusu kaza nedeniyle, müvekkilin aracı uzun süre serviste kalmış olup; davacı tarafından kullanılamadığından; meydana gelen hasarın yanında işbu davaya konu takibin konusu olan hak mahrumiyeti de meydana geldiği, Dava konusu 29/11/2024 tarihli kaza sonucu müvekkile ait araçta maddi hasarda oluştuğu, Bu hasarın tutarı, davalıya ait aracın ----- numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında sigortacısı olan ----. tarafından karşılandığı, İşbu tutar, söz konusu sigorta şirketince müvekkilimize ödenmiş olduğundan dava konusu olmadığı, Davacı, kaza gerçekleşmeden önce; her gün aracını kullanmakta, iş için gerekli olan yerlerin tamamına söz konusu araçla gitmekte ve günlük işlerini yaptığı, ancak, Davacı; bu kaza sebebiyle aracının onarımda kaldığı süre boyunca aracını kullanamadığından, oldukça olumsuz etkilenmiş, tüm işlerini taksi kullanarak halletmeye çalıştığı, bu nedenle de zaman ve para kaybı meydana geldiği, müvekkil şirketin mağduriyeti söz konusu olduğu, tüm bu nedenlerle Davamızın kabulü ile bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 100,00 TL hak mahrumiyeti tazminatının kaza tarihi olan 29/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalıdan tahsiline, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine müzekkere yazılarak davaya konu ---- ve --- plakalı araçlarla ve kaza ile ilgili bilgi ve belgelerin istenilmesine, ----- müzekkere yazılarak davaya konu kazaya ilişkin dosyada bulunan araçlarla ve kaza ile ilgili, ödeme bilgileri dahil tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Davacı tarafça, 29/11/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, davacıya ait ---- plakalı aracın serviste kaldığı süre boyunca kullanılamadığı gerekçesine dayalı olarak “hak mahrumiyeti” oluştuğu iddiasıyla açıldığı, Davacı taraf, bu kapsamda şimdilik 100,00 TL belirsiz alacak talebiyle, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazminat talebinde bulunduğu, Davacı taraf, aynı olaydan kaynaklı olarak, 27/02/2025 tarihinde ---. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile; aracın 28 gün onarım ve 3 gün ekspertiz, evrak süreci olmak üzere toplam 31 gün süreyle kullanılamadığı iddiasına dayanarak 46.500,00 TL bedelli hak mahrumiyeti alacağı için icra takibi başlatıldığı, Tarafımızca anılan icra takibine süresi içerisinde itiraz edilmiş olmasına rağmen, davacı taraf itirazın iptali davası açmak yerine, belirsiz alacak davası yoluna gittiği, Oysa ki davacı taraf, zarar iddiasını icra takibi ile miktar, süre ve hukuki sebep itibarıyla açıkça somutlaştırmış ve belirli hale getirdiği, Taraflar arasında aynı olaydan kaynaklı halen derdest bulunan bir icra takibi mevcutken, davacının, anılan takip bakımından itirazın iptali davası açmaksızın, aynı alacak ve aynı hukuki sebebe dayanarak ayrıca belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, Bu durumda, belirli hale gelmiş bir alacak bakımından HMK m.107 kapsamında belirsiz alacak davası açılması mümkün olduğu, Bu nedenle işbu davanın, öncelikle hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddi zorunda olduğu, Öncelikle belirtmek gerekir ki; somut olayda kazanın meydana gelmesinde, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine --- Plakalı aracın maliki ve işleteni Davalı Müvekkil Şirket ile araç sürücüsü diğer Davalı Müvekkil Şirket personeli ...'İN herhangi bir kusuru bulunmamakla birlikte kazaya ---- plakalı aracın sürücüsü olan davacı asil %100 oranında kusuruyla sebebiyet verildiği, Nitekim kaza günü olaya ilişkin olarak düzenlenen trafik kaza tespit tutanağında da açıkça görüleceği üzere; diğer davalı Müvekkil Şirket personeli ... sevk ve idaresindeki ---- plakalı --- marka ticari araç ile ana cadde niteliğindeki ----- Caddesi üzerinde seyir halinde iken, davacı; ----, cadde trafiğini kontrol etmeksizin, hızlı ve kontrolsüz biçimde, doğrudan karşı sokak olan ----geçmeye çalıştığı, Davacı, tali yoldan ana yola çıkarken, cadde üzerindeki trafiği dikkate almadan ani ve öngörülemez şekilde manevra yapmış; araç sürücüsü diğer davalı ... her ne kadar derhal fren yapmış olsa da, davacının bu kontrolsüz ve ani çıkışı nedeniyle çarpışma meydana geldiği, Çarpma, Müvekkil Şirket'e ait aracın ön kısım ile davacı araca ait sol arka tekerlek bölgesi arasında gerçekleştiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, geçiş üstünlüğü ana cadde üzerinde seyreden araçlara ait olduğu, ancak dava tarihinden önce Müvekkil Şirket'in usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir ihtar veya bildirim bulunmadığı, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca, temerrüt gerçekleşmeden faiz talep edilmesi hukuken mümkün olmadığı, Bu itibarla davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebi de hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiği, tüm bu nedenlerle, davacı tarafça ileri sürülen iddia ve taleplerin gerek usul, gerekse esas bakımından hukuki ve fiilî dayanaktan yoksun olduğu, davacının aynı olaya dayalı zarar iddiasını icra takibi yoluyla miktar ve süre itibarıyla somutlaştırmış olmasına rağmen, hukuka aykırı biçimde belirsiz alacak davası ikame ettiği, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacıya ait araçta meydana gelen hasarın mahiyeti itibarıyla kısa sürede giderilebilecek, basit nitelikte kalan bir hasar olduğu, aracın uzun süreler boyunca serviste kalmasını gerektirecek ağırlıkta bir onarım ihtiyacının bulunmadığı ve temerrüt koşulları oluşmaksızın kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığı tüm bu nedenlerle; Öncelikle, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması sebebi ile hukuki yarar yokluğundan davanın Usulden Reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın ESASTAN REDDİ ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesi talepli cevap dilekçesi sunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, 29/11/2024 tarihinde meydana gelen kazada hasar alan ----- plakalı aracın, onarımda kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle oluşan hak mahrumiyeti bedelinin tahsili talebidir.Davacı vekilince davalılarla sulh olunduğundan karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi talepli beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür.Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 313 uyarınca sulh, görülmekte olan bir davanın taraflarının, karşılıklı anlaşmaları ile dava konusu uyuşmazlığa kısmen veya tamamen son vermeleridir. Hüküm kesinleşinceye kadar da sulh olunması mümkündür.
Tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında uyuşmazlığın kalmadığı, tarafların dava dışında anlaşıp sulh oldukları, bu nedenle davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, HMK'nin 315/1. Maddesi uyarınca konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 1-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.230,80 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 498,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluklarında verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
Full & Egal Universal Law Academy