T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/694 Esas
KARAR NO: 2024/815
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/10/2021
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından -----sayılı dosyası ile davacı ve davacı şirket aleyhine kötü niyetle icra takibine başlatıldığını, süresi içinde ----sayılı dosyası ile takibin iptali davası açıldığını, mahkemenin----- sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, senetlerde tahrifat yapılarak, teminat senedidir yazan bölüm KESİLEREK kötü niyetle icra takibine konulmuş olması dolayısıyla işbu davanın açıldığını, ilk olarak yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi adına ---- sayılı dosyasının borçlularından----takip alacaklısı aynı zamanda işbu davanın davalılardan---- icra takibinin kısa bir süre öncesine kadar----- yetkilisi ve ortağı olduğunu, icra takibine başlamadan kısa bir süre önce görevinden ayrıldığını, davalının yetkilisi veya ortağı olduğu ---- sayılı dosyasıyla konkordato talebinde bulunulduğunu ve DAVANIN REDDİNE karar verildiğini, bu karar sonrası şirketin içinin boşaltıldığını,---- konkordato — talebinin inandırıcı olmadığı mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, davalı tarafından icra takibine başlandığı dönemde Müvekkil şirketin ----davalı ile eski eşinin sahibi bulunduğu ---- şirketlerinden ticaretlerine ilişkin olarak 5.200.000 TL civarında alacağı bulunduğunu, dolayısıyla davalının icra takibine başlamadan kısa bir süre öncesine kadar -------yetkilisi ve ortağı olduğu düşünüldüğünde takibin kötü niyetle yapıldığını, davacı şirket tarafından davalıhazırlanması halinde böyle bir senet imzalamasının mümkün nu, TARAF OLMAYANLAR ARASINDA PROTOKOL İMZALANDIĞINI, protokolde gayrimenkul satıldıktan sonra satış bedeli kadar çekin iade edileceği ve senedin davacıya iade edileceği konusunda anlaşmaya varıldığını, anlaşma çerçevesinde 20/09/2018 tarihinde davacıya devrolan gayrimenkul'ün Aralık 2018'de satılarak paraya çevrildiğini, bahsi geçen iki senedin de, teminat amacıyla verilmiş senetler olduğunu, ----- dosyasından müvekkillerin borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini” isteyerek talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;teslim edildiğini;----------sayılı ve 24/09/2020 tarihli kararıyla ve "Dava konusu takip dosyasındaki senet asılları mahkememize getirilerek yapılan incelemede teminat için verildiğine dair bir ibare yoktur. Davacı tarafından senedin teminat senedi olduğuna ilişkin verilen kesin süreye rağmen herhangi bir belge sunulmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, davacının teminat senedi iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira teminat olduğuna dair senet metninde ibare olmamakla birlikte, teminata sebep teşkil eden bir sözleşme yahut ticari ilişkinin de mevcut olmadığını, davacının, davalı şirketten gibi herhangi bir alacağı olmadığını, bu sözde alacak karşılığında da davacıya gayrimenkul devri söz konusu olmadığını, delil gösterilen protokolün aslının sunulamadığını, ------ en basit tabiriyle evini basmış olup, bu olayın ------ dosyası kapsamında yargılamaya konu olduğunu davacı ----cezalandırıldığını, davacının, ----eşine hakaretlerde bulunmuş ve eşini tehdit etmiş olup, --------- sayılı dosyası ile yargılamasının devam ettiğini, davalının keşide ettiği ve konkordato süreci kapsamında verilen mühletler boyunca, davalı şirketin tüm yetkilerinin konkordato komiserlerinde olması nedeniyle ödenmesi noktasında aksaklık yaşanan çekleri bu davaya konu etmesinin yersiz olduğunu, bir takım çeklerin ödenememiş olmasının, davalının daha öncesinden davacıya borç veremeyeceği anlamına gelmediğini, belirterek yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı tarafa “yükletilmesine karar verilmesini” isteyerek davanın reddini savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE;
Dava takibe konu yapılan----bedelli bono ile -----bedelli bonoların teminat senedi olduğu gerekçesi ile Menfi Tespit talebidir.Uyuşmazlık;---- vade tarihli ---- bedelli bonoların teminat senedi olup olmadığı, ------- bono üzerinde eki niteliğinde olduğu iddia edilen ve teminat senedi olduğunu gösterilen kısmın kesilerek tahrifat yapılıp yapılmadığı ve başlatılan takip nedeni ile davalının borcunun bulunup bulunmadığı hususlarıdır. Davacı şirket ile davalı--- ve dava dışı ----- arasında geçmişe dayalı bir ticari ilişki olduğu, davacı şirket tarafından borçlu olduğu iddia edilen ----- defalarca alacağın talep edildiği akabinde davalı şirket ortak ve yetkilisi ---- kardeşi---------- bulunan bir gayrimenkulün borçlu mahsup olmak üzere verileceği bunun karşılığı olarak da davacıdan kendisine bulunan borçlar nedeniyle gayrimenkulun değeri kadar iade ederek lehtarı davacılar olan çeklerin teminat amacıyla hazırlanıp verildiği, 1.350.000,00TL bedelli bononun arkasından "Alacağı istinaden alınmıştır.-----firmasının alacağına istinaden yapılan protokole istinaden alınmıştır." ibaresinin koparılarak tahrifatın yapıldığı her iki bononun da teminat amacıyla verildiği gerekçesiyle Menfi Tespit talebidir.Davaya konu edilen ------- takip dosyasının incelenmesi sonucu 1.350.000,00TL bedelli senet ile 530.000,00TL bedelli senet için kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı tespit edilmiştir.
Yapılan yargılama sonucu; uyuşmazlık davaya konu edilen 1.350.000,00TL bedelli bono ile 530.000,00TL bedelli bononun teminat senedi olup olmadığı, 1.350.000,00TL'lik bononun arkasında yer alan teminat senedi olduğunu ilişkin yazının kopartılmak suretiyle tahrifat yapılıp yapılmadığı veya bonoların gerçek bir borç için verilip verilmediğinin tespitidir. Buna ilişkin olarak davacı şirketin 2018 ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK 64,66. maddeleri, VUK 220-226. Maddelerine göre usulüne uygun olduğu ve davacı lehine delil kabiliyetinin bulunduğu kaydi olarak davacının davalı şirkete 345.780,04TL borcunun olduğu ancak davaya konu edilen her iki bono nedeniyle davacı şirketin davalılara kaydi olarak bir borcunun olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı taraf davacı şirketin 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu TTK 64,66. Maddeleri VUK 220-226. Maddelerine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin yerinde olduğu ve bu haliyle davalı taraf lehine delil kabiliyetinde olduğu, davalı şirketin kaydi olarak davacı şirketten 345.780,07 TL alacağının olduğu ancak davaya konu edilen 05.10.2018 tarihli 1.350.000,00TL bedelli bono ile 31.10.2018 vade tarihli 530.000,00TL bedelli bonolar nedeniyle kaydi olarak davacı şirketin davalılara herhangi bir borcu olduğu tespit edilememiştir.Öncelikle takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir.----------da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir ------------Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun 777 nci maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Avizo, bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.Nitekim-----kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir. -----Somut olayda ;davacının iddiası 05.10.2018 tarihli 1.350.000,00TL bedelli bononun eki niteliğinde olduğu iddia edilen ve teminat senedi yazan ibarenin koparılarak takibe konulduğu her iki senedin de teminat senedi olduğu iddiasıdır. Ancak yapılan inceleme sonucu iki senedin metin ve unsurları incelenmesi sonucu herhangi bir tahrifata rastlanılmadığı, davacının da herhangi bir imza inkarının da bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak dosya içerisine sunulan protokol başlıklı 14.09.2018 tarihli belgenin imzalanması sonucu 1.350.000,00TL bedelli bononun teminat olarak verildiğine ilişkin şahitler huzurunda imza atıldığı, protokol tarihi ile bononun tarihinin yakın olduğu anlaşılmakla protokolün içeriği gereği ilgili bononun teminat için verildiği taralarca kabul edilmiştir. Mahkememiz tarafında da ilgili protokol göz önüne alınarak 1.350.000,00TL'lik bononun teminat için verildiği kanaati oluşmuştur. Ancak 31.10.2018 vade tarihli 530.000,00TL bedelli bono için protokolde ilgili bonodan bahsedilmemesi, herhangi bir tahrifata rastlanmaması göz önüne alınarak her ne kadar her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarında kaydi olarak yer almasa da bütün zorunlu vasıflarını içerir bir bono olduğu ve bu haliyle geçerli bir borç için verildiği kanaati oluştuğundan ilgili bononun teminat için verildiği ispat edilemediğinden açılan davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE,
----------- sayılı dosyası yönünden davacının 1.350.000,00 TL bono yönünden BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 92.218,50 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 32.105,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 60.112,80 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 32.105,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 358,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.417,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.480,51 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 178.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 80.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde -----Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/10/2024