T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/46 Esas
KARAR NO: 2024/617
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/01/2024
KARAR TARİHİ: 02/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, alacaklarının tahsili için davalı -------aleyhine; ---------- sayılı icra dosyalarından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin her iki dosya da davalıya ----- tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından her iki icra takibine de ----- tarihinde itiraz edildiğini, ----sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali için ------ sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını yargılama neticesinde verilen kararın, --------- Sayılı kararı ile kaldırılarak -------- Sayılı icra dosyasının 110.192,30 TL+KDV'si üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına karar verildiğini, davalı tarafından ----- tarihinde ------- Esas icra dosyasına 345.000 TL ödediğini, 3.039,50 TL fazla ödemenin icra müdürlüğü tarafından borçlu vekiline reddedilerek dosyada 341.960,50 TL tahsilat yapıldığını, tahsilatın ------- arasında anaparaya işlemiş avans faizi olduğunu, geç ödenen bu bedellerin işlemiş avans faizi müvekkilinin gerçek zararını karşılayamadığını, davalının, müvekkilinin temerrüt faizi ile karşılanamayan, ------ tarihleri arası gerçekleşen aşkın zararını da TBK 122. Maddesi gereği gidermekle yükümlü olduğunu, ------- dosyasına yapılan itirazın iptali için ise----- sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama neticesinde verilen kararın, ---- kararı ile kaldırılarak -------- üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına karar verildiğini, davalı tarafından ------------icra dosyasına 70.382,39 TL ödediğini, tahsilatın; 27.291,42 TL'si ana para, 26.770,63 TL.'si 12.04.2016 - 11.01.2023 t. arasında anaparaya işlemiş avans faiz olduğu, geç ödenen bu bedellerin işlemiş avans faizi müvekkilinin gerçek zararını karşılayamadığını, davalı müvekkilinin temerrüt faizi ile karşılanamayan, 12.04.2016 - 07.02.2023 tarihleri arası gerçekleşen aşkın zararını da TBK 122. maddesi gereği gidermekle yükümlü olduğunu, davalının borçlu ve temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu, istinaf incelemesinden sonra kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğunu, bu sebeple davalının sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile, ----- Esas sayılı icra dosyası alacağı nedeniyle, takip tarihi ------- arasında müvekkilin, temerrüd faizi ile karşılanamayan, şimdilik 25.000TL. munzam zarar tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi olan 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile----------- dosyası alacağı nedeniyle, takip tarihi olan 12.04.2016 ile ödeme tarihi olan 11.01.2023 arasında müvekkilinin, temerrüd faizi ile karşılanamayan, şimdilik 5.000 TL. munzam zarar tazminatının arabuluculuk başvuru tarihi olan 10.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, basit yargılama usulüne tabi huzurdaki dava kapsamında iddialarını ve taleplerini somutlaştırmaya dönük hiçbir bilgi ve belge sunamadığı gibi Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119/1-e kapsamında taleplerini herhangi bir somut vakıaya dahi dayandıramadığını, bu nedenle davacı tarafın dava dilekçesinin usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süreler bakımından da resen inceleme talep edildiğini, davacının soyut ve varsayımsal gerekçelerle ileri sürdüğü munzam zarar talebinin kabulü mümkün olmayıp doktrin ve Yargıtay kararları uyarınca zararını somut olarak ortaya koyması gerektiğini, müvekkili şirkete kusur atfedilmesi mümkün olmadığı gibi davacının munzam zarar talebi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının munzam zarar taleplerini------------- dosyası alacağına dayandırmakta ise de, söz konusu talepler müvekkili şirket tarafından kiralanan iş makinelerinin hor kullanıldığı iddiasına dayanmakta olup zararın tespitinin yargılamayı gerektirdiğini, bu kapsamda, --------- Esas sayılı dosyası üzerinden açılan itirazın iptali talepli davalarla yargılamalar yapıldığını, her iki dosyada da davaların kısmen kabulüne karar verilmiş olup alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu kapsamda, kısmen devamına karar verilen takip üzerine müvekkil tarafından ----- esas sayılı dosyasına----- Müdürlüğü'nün-----esas sayılı dosyasına -------ödeme yapıldığını, müvekkil tarafından likit bir alacağın ödenmesinde temerrüte düşülmüş olmadığı gibi, davacının alacağına geç kavuşmasında müvekkilin herhangi bir kusuru da bulunmadığının, bu halde, munzam zarar talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça her ne kadar gerçek zararının temerrüt faizi ile karşılanmadığı iddia edilmekte ise de----- sayılı kararının taraflarca istinaf edilmesinini akabinde ----- kısmen kabul yönündeki------ sayılı kararı temyiz edilmediğini, gerçek zararının temerrüt faizi ile karşılanamadığını iddia eden davacının söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmasının bekleneceğini, bu haliyle, davacının huzurdaki dava kapsamındaki munzam zarar talebinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacının haksız menfaat elde etme amacında olduğu görüldüğünü, davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının faiz ve faiz başlangıç tarihine ilişkin talepleri hukuka aykırı olduğunun, açıklanan sebeplerle; müvekkilinin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın öncellikle usulden reddine, davanın esastan reddine, davanın her halükarda tümden reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ----- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, tarafların ticari sicil kayıtları celp edilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur -----Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122. Maddesinde yapılmış olup, anılan madde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Munzam zarar talep edebilmek için ilk koşul bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. İkinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Dördüncü koşul ise borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir.-----ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerinde olup, alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz ---------- Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. ------Eldeki davada; davacı her ne kadar alacaklarının zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zararlarının bulunduğunu iddia etmiş iseler de; yukarıda da açıklandığı üzere salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Davacı tarafça bu hususuispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 512,33-TL harçtan mahsubu ile artan 84,73-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı, verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/07/2024