T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın
Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)
ESAS NO: 2025/771
KARAR NO: 2025/873
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2025
NUMARASI: 2022/357 Esas - 2025/188 Karar
DAVANIN KONUSU: APKİS'e Dayalı Nama İfaya İzin - Cezai Şart Alacağı
KARAR TARİHİ: 09/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 20/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat özleşmesine dayalı nama ifaya izin - cezai şart alacağı istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA:
Davacı vekili; müvekkili kooperatif ile davalı yüklenici firma arasında 06/07/2007 tarihinde Ankara 17. Noterliğinin 26870 yevmiye nolu düzenleme şeklinde satış vaadi ile kat karşılığı inşaat sözlemesinin akdedildiğini, bu sözleşmenin 2. maddesine göre ... parselde bulunan arsa üzerine davalı tarafından bina yapılacağı konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin yapılacak olan 88 adet bağımsız bölümden 50 adedini %35, %20 ve %10'luk paylar halinde inşaatın tamamlanma durumuna göre davalıya devredeceğini taahhüt ettiğini, sözleşmenin 4/a maddesine göre inşaat yapım süresinin 24 ay olduğunu, 4/b maddesinde ilk 11 ayda inşaatın %40'nın tamamlanacağı sonraki sürede geri kalan işlerin anahtar teslimi bitirileceğini, 4.maddenin devamında bu sürelerin sonunda yapı kullanma izin belgesinin alınamaması durumunda müteahhittin daire başına aylık 300 EURO ceza ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu sürenin azami 12 ay olduğunu, ancak 09/04/2009 tarihinde 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/20 D.... sayılı dosyası ile yaptırılan keşif sonrası imalatların gerçekleşme oranının %42 olarak tespit edildiğini, inşaatın bu gayretle 06/07/2009 tarihinde tamamlanmasına imkan bulunmadığının tespit edildiğini, cezalı olarak ta tamamlaması gereken 06/07/2010 tarihinde de tamamlayıp yapı kullanım izin belgesi alamadığını, hatta dava tarihi itibari ile de bir değişikliğin olmadığını, yaptığı imalatların da eksik ve ayıplı olduğunu, bu nedenlerle BK 97.mad. gereğince masrafları davalıya ait olmak üzere sözleşmenin nama ifasını talep ettiklerini belirterek, dava konusu taşınmazdaki inşaat seviyesinin tespiti ile eksik kalan kısımların masrafı davalıya ait olmak üzere müvekkili kooperatifçe tamamlatılmasına izin verilmesini, bu sebeple davaya esas sözleşme gereği müvekkili kooperatifin davalıya devretmesi gereken zemin katta bulunan 5 nolu, 8.katta bulunan 67 ve 70 nolu, 9 katta bulunan 78 ve 79 nolu bağımsız bölümlerin müvekkilince satışına izin verilmesini, dava konusu sözleşmenin 4. maddesinde belirlenen cezai şartın toplam bedeli olan 136.800,00 EURO'nun tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan 06/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili; davacının istemlerinin iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, 11/09/2010 tarihinden itibaren binada iskanın başladığını, an itibari ile davacı kooperatif üyeleri dahil yaklaşık 40 dairede oturulmakta olduğunu, sözleşmenin 25. maddesine göre tapu ferağlarının verilmesi gerektiği ve 2009 yılı başında inşaat %42 oranını aştığı halde verilmesi gereken 21 dairenin müteahhide verilmediğini, buna karşılık 09/04/2009 tarihine kadar 7 daire verildiğini, 14 dairenin satış yetkisinin verilmediğini, buna rağmen 25/08/2009 tarihine kadar 23 daireyi tescil ettiğini, 30/09/2009 tarihli ... Bakasınca yaptırılan değerlemeye göre inşaatın genel gerçekleşme oranının %75 olarak saptandığını, buna göre ilerlemenin %70 ve %90 arasında olduğunu, müvekkiline 35 daire verilmesi gerektiğini, ancak 12 dairenin verilmediğini, üretimin sürdürülebilmesi için üretimin gerçekleşme oranına göre daire satışı yapıldığını, resmi ve özel kurumlarda yapılacak işlemlerle ilgili vekalet verilmediğini, işlemlerin yapılamadığını, statik ve mimari projedeki uyumsuzlukların giderilmesine yönelik tadilatların yaptırılmadığını, bu sebeple ortaya çıkan sorunların çözümünü de müvekkilinin yaptığını, bu çalışmaların çok fazla zaman kaybına sebep olduğunu ve maliyetleri artırdığını, kooperatif yetkililerin proje dışı isteklerde bulunduklarını, bunun maliyetinin 246.236,00 TL olduğunu, ekonomik krizinde de etkileriyle işin süresinde bitirilmesinin olanaksız hale geldiğini, işin devamı boyunca davacı kooperatifin teknik danışmanları tarafından işin tamamlanma durumu hakkında hiç tutanak yapılmadığını, tutanak olmamasının işin doğru ve zamanında yapıldığı anlamına geleceğini, kaldı ki kooperatifin 07/02/2011 tarihinde davalının sözleşmeye uygun ifası halinde üzerine düşen yükümlülüğü yerine getireceği yönünde kabul ve taahhüdü olduğunu, 11/09/2010 yılında daire sahibi ...'e teslimatın yapıldığını 22, 39, 57, 66 ve 21 nolu bağımsız bölümler ile 20 adet dairenin daha teslim edildiğini, arsa sahiplerinin aynı zamanda kooperatif üyeleri olduklarından arsanın kooperatife satılarak devredildiğini, bununla kooperatifin yasal ayrıcalıklarından ve vergi muafiyetinden istisnalarından yararlandığını, bu yolla davacı kooperatifin ticari kazanç sağladığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "taraflar arasında tanzim edilen düzenleme şeklinde satış vadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davacı kooperatife ait arsa üzerinde davalı yüklenici tarafından inşa edilecek 88 adet bağımsız bölümün 38 tanesinin davacı kooperatife geri kalanın davalı yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığı, yüklenicinin süresinde inşaatı tamamlayarak teslim etmediği iddiasıyla eksik ve kusurlu işlerin tespit edilerek yüklenici namına ifa edilmesi yetkisinin verilmesi, bunun için davalı yükleniciye sözleşme kapsamında verilmesi gereken 5 adet bağımsız bölümün satılmasına izin verilmesi ve yine sözleşme gereğince belirlenen cezai şart bedelinin davalıdan faizi ile birlikte tahsili talebiyle derdest davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda her ne kadar Mahkememizin 11/11/2020 tarih, 2011/561 Esas, 2020/699Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; söz konusu karar istinafen 28/04/2022 tarih, 2021/252 E., 2022/433K. sayılı kararı ile kesin nitelikte kaldırılmakla; dava dosyası Mahkememiz yeni esasına kayden yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememiz'ce istinaf ilamı gereğince davalı vekilinin sunduğu 01/09/2022 tarihli beyan dilekçesi gözetilerek Davacı kooperatif ile davalı yüklenici Şirket arasında akdedilen 06.07.2007 tarih ve 26870 yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca davacı kooperatife ait olan 1, 2, 6, 7, 8, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 27, 28, 29, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 72, 76, 81, 82, 85, 86 numaralı (toplam 38 adet) Bağımsız Bölümlerin su, doğalgaz ve elektrik aboneliklerinin hangi tarihte yapıldığının bildirilerek konuya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi için ASKİ, ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye ayrı ayrı müzekkereler yazılarak müzekkere yanıtları incelenmiştir.
Davalı yüklenici Şirket vekiline istinaf ilamı gereğince dava konusu taşınmazdaki birkısım bağımsız bölümlerde davacılardan bir kısmının ikamet etmeye başladığı ve bu konuda teslim tesellüm belgeleri mevcut olduğu yönündeki savunması dikkate alınarak sözkonusu teslim-tesellüm belgelerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, davalı yüklenici şirket vekili teslim-tesellüm tutanaklarını sunmuştur.
Dosyamız son bilirkişi raporunu sunan bilirkişi heyetine tevdi edilerek istinaf ilamı çerçevesinde dosyaya davalı vekili tarafından sunulan bir kısım bağımsız bölüme ait teslim tutanakları, dosyaya celp edilen elektrik ve su abonelik belgeleri titizlikle yeniden incelenerek davacı arsa sahibi kooperatife davalı yüklenici Şirket tarafından teslim edilen her bir bağımsız bölümün davacıya teslim tarihleri ile sözkonusu dairelerin elektrik ve su aboneliklerinin tesis edildiği tarihleri liste halinde ayrı ayrı tespit edildiği ek raporlar aldırılmıştır.3. bilirkişi heyeti 5. Ek raporunda dava konusu bağımsız bölümlerdeki nama ifa talebine konu olan eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelleri ile nama ifa kapsamında satışına karar verilmesi talep edilen taşınmazların karar tarihine en yakın tarih itibariyle değerlerinin tespiti sonucunda hükme en yakın tarih olduğu düşünülen Ocak 2025 tarihi itibari ile giderim bedeli toplamının 9.517.065,53-TL olduğu belirtilmekle birlikte her bir eksik ve ayıplı imalat kalemi yönünden karar tarihine en yakın tarihteki veriler üzerinden yapılan hesaplama kalemleri ayrı ayrı gösterilmemiştir. Yine, davalının itirazına konu yapı denetim ücreti de nama ifa gideri kapsamına dahil edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki; konu ile ilgili olarak YHGK'nın 22.02.2022 tarih, 2019/(23)6-303 Esas, 2022/180Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere; Yapı denetiminin amacı 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkındaki Kanun’un 1. maddesindeki tanımlamaya göre, can ve mal güvenliğini teminen imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli bina yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamaktır…Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yapı denetim hizmet bedelinin yüklenici tarafından üstlenilmesine rağmen ödenmemesi hâlinde, binanın sözleşme ve ekleri ile mevzuata uygun şekilde tamamlanması için gereken herhangi bir masraftan söz edilemeyeceğinden, yapı denetim hizmet bedelinin arsa sahiplerince ödenmesi durumu yüklenici namına ifa olarak kabul edilemez. Yapı denetim hizmet sözleşmesinin tarafı olan arsa sahipleri, bu sözleşme gereğince edimlerini ifa ederek yapı denetim ücretini ödedikten sonra, yüklenici ile aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında “sözleşmelerin nisbiliği ilkesi” gereğince ödedikleri bedelin rücu’en tahsilini talep edebilirler. Sonuç olarak; arsa sahiplerince yapı denetim şirketine yapılan ödeme, yüklenici namına değil, kendi nam ve hesaplarına yapılan bir ödeme olduğu gibi yapı denetim hizmet bedeli, sözleşme ve ekleri ile mevzuata uygun olarak tamamlanması taahhüt edilen binada eksik ya da ayıplı bir imalatın karşılığı da değildir. Kanun’dan kaynaklanan yapı denetim ücretinden arsa sahipleri sorumlu olup, yapı denetim hizmet bedeli, nama ifa kapsamında değerlendirilemez.
Dosyamızda her ne kadar taraflar arasında imzalanan kat karşılığı inşaat ve taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin 8. maddesinde yapı denetim ücretlerinin tamamından yüklenicinin sorumlu olacağı açıkça kararlaştırılmış ise de; 4708 sayılı Kanun hükümlerinden de anlaşılacağı üzere yapı denetim hizmet sözleşmesi, arsa sahipleri ile dava dışı Yapı Denetim şirketi arasında imzalanmış olup arsa sahipleri bu sözleşme gereğince hizmet bedelini yapı denetim şirketine ödemeyi taahhüt etmişlerdir. Davacı yan, yapı denetim ücretini ancak rücuen davalı yükleniciden talep edebileceğinden, bilirkişi heyeti 5. Ek raporundaki hesaplamanın aksine söz konusu ücretin nama ifa kapsamındaki gider hesaplamasına dahil edilmesi hukuken olanaklı değildir. Bu nedenle, Mahkememiz’ce yargılamanın daha fazla uzamamasını teminen 3. Bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor alınmasına gerek görülmemiş, aynı ek rapordaki eksik ve ayıplı imalatların ek raporda ortaya konulan karar tarihine en yakın serbest piyasa rayici verileri üzerinden ve yapı denetim ücreti hesaplamaya dahil edilmeksizin aşağıdaki şekilde re’sen hesaplama yapılmak gerekmiştir.
Bu bağlamda, 5. ek raporda tespit edilen Nama İfa konusu olabilecek eksik imalatlardan İnşaat eksik imalatlarının bedelinin 21.905,00-TL, Elektrik eksik imalatlarına ilişkin olarak Jeneratör temini ve montajı bedelinin 19.312,00-TL, Havuz elektrik tesisatı eksiklik bedelinin 3.225,00-TL, mekanik imalat eksikliklerine ilişkin olarak havuz, sauna ve fıtnes center tesisat eksik işleri bedelinin 10.000,00-TL olmak üzere toplam: 54.442,00 TL, olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti 5.ek raporunun 13. Sayfasında dava konusu eksik ve ayıplı işlerin karar tarihine en yakın tarih olan Ocak 2025 tarihine Yİ - ÜFE Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ve Değişim Oranları doğrultusunda güncellenmesi yapılmış, bu doğrultuda dava tarihi itibari ile 2011 Eylül endeksi olan 195,89, Ocak 2025 tarihinde endeks değeri 3861,33 esas alınarak yeniden hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplama sonucunda eksik ve ayıplı işlerin dava tarihindeki toplam bedeli olarak tespit edilen 482.812,39-TLx (3861,33/195.89) = 9.517.065,53-TL karar tarihine en yakın tarih itibariyle toplam eksik ve ayıplı ... bedeli olarak re’sen hesaplanmıştır. Ancak 5. Ek raporda her bir eksik ve ayıplı ... kalemi yönünden ayrı ayrı değil; toplam olarak karar tarihine en yakın veriler üzerinden hesaplama yapıldığından, infazda duraksama oluşmamasını teminen yerleşik içtihatlar gözetilerek her bir eksik ve ayıplı ... kalemi yönünden ayrı ayrı hesaplama yapılmak gerekmiştir. Mahkememiz’ce söz konusu hesaplamada 5. ek raporda karar tarihine en yakın verilere göre güncelleme yapılması için esas alınan ve yukarıda değinilen (3861,33/195.89 ) 19,71 endeks çarpanı esas alınarak hesaplama yapılmıştır.
Bu bağlamda, bilirkişi heyeti 5. Ek raporunun 10. Sayfasında davacının eksik ve kusurlu imalatlar için davalı yükleniciden 39.054,10-TL+ 44.206,97-TL= 83.261,07-TL talep etme hakkının mevcut olduğu, davalının ise sözleşme dışı ilave imalatları nedeni ile davacı arsa sahibi kooperatiften 75.389,65-TL talep edebileceği, eksik imalat tutarı ve ilave imalatlar arasında mahsuplaşma yapılması durumunda ise; davacının dava tarihi itibariyle eksik ve ayıplı işler kapsamında davalıdan 83.261,07-TL-75.389,65-TL= 7.871,42-TL alacaklı olacağının tespit edildiği dikkate alındığında; karar tarihine en yakın veriler üzerinden davacının davalıdan talep edebileceği aynı talep kalemi yönünden alacak miktarı Mahkememiz’ce re’sen yapılan hesaplamada (7.871,42-TLX19,71) 155.145,68-TL olarak tespit edilmiştir. Yine, dava konusu eksik ve ayıplı ... kalemleri arasında yer alan İnşaat işleri (havuz ve spor tesisleri) imalat eksiklikleri yönünden aynı bilirkişi ek raporunun 24. Sayfasında belirtilen 21.905,00-TL yönünden karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplamaya göre; davacının davalı yükleniciden talep edebileceği söz konusu eksik ve ayıplı ... kalemi (21.905,00-TLX19,71) 431.747,55-TL olarak tespit edilmiştir. Dava konusu Elektrik imalatları için jeneratör temini ve montajı bedeli aynı ek raporun 24.sayfasında belirtilen 19.312,00-TL yönünden karar tarihi en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplamaya göre; davacının davalı yükleniciden talep edebileceği söz konusu eksik ve ayıplı ... kalemi (19.312,00-TLX19,71) 380.639,52-TL olarak tespit edilmiştir. Dava konusu eksik ve ayıplı imalat kalemleri arasında yer alan havuz binası elektrik tesisatı bedeli olarak aynı ek raporun 24.sayfasında belirtilen 3.225,00-TL yönünden karar tarihi en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplamaya göre; davacının davalı yükleniciden talep edebileceği söz konusu eksik ve ayıplı ... kalemi (3.225,00-TLX19,71) 63.564,75-TL olarak tespit edilmiştir. Dava konusu eksik ve ayıplı imalat kalemleri arasında yer alan havuz binası elektrik tesisatı bedeli olarak aynı ek raporun 24.sayfasında belirtilen 10.000,00-TL yönünden karar tarihi en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplamaya göre; davalının davacı arsa sahibinden talep edebileceği söz konusu eksik ve ayıplı ... kalemi (10.000,00-TLX19,71) 197.100,00-TL olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, Mahkememiz’ce açıklanan şekilde ve denetime elverişli şekilde yapılan hesaplama sonucunda dava konusu eksik ve ayıplı işlerin karar tarihine en yakın verilere göre toplam miktarının (155.145,68-TL + 431.747,55-TL + 380.639,52-TL + 63.564,75-TL + 197.100,00-TL)1.228.197,50-TL olduğu sonucuna varılmıştır. Yine, davalı yüklenici şirketin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu ve iskan ruhsatı alım bedeli olarak 5. Ek raporun 20. sayfasında 26.854,10-TL olarak belirtilen miktarın karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplaması sonucunda davacının davalı yükleniciden talep edebileceği iskan ruhsatı alım bedeli (26.854,10-TLX19,71) 529.294,31-TL olarak tespit edilmiştir. Davalı yüklenici şirketin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğu ve bina ruhsat tescil harcı bedeli olarak 5. Ek raporun 20. sayfasında 13.776,40-TL olarak belirtilen miktarın karar tarihine en yakın tarihteki veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplaması sonucunda davacının davalı yükleniciden talep edebileceği iskan ruhsatı alım bedeli (13.776,40-TLX19,71) 271.532,84-TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda, açıklanan hesaplamalar çerçevesinde davacı arsa sahibi kooperatifin davalı yükleniciden işbu davada karar tarihine en yakın veriler esas alınarak re’sen yapılan hesaplamaya göre talep edebileceği eksik ve ayıplı işlerin bedeli ile iskan ruhsatı alım bedeli ve bina tescil harcı bedeli dahil olmak üzere (1.228.197,50-TL + 529.294,31-TL + 271.532,84-TL) toplam 2.029.024,65-TL olduğu sonucuna varılmış olup toplam 2.029.024,65-TL nama ifa giderim bedeli alacağı yönünden davacının davalı yükleniciye verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümler yönünden TBK 113. madde kapsamında nama ifa giderimini talep edebileceği saptanmıştır. Bu tespitler ışığında söz konusu nama ifa giderim bedeli yönünden satışına izin verilecek yükleniciye ait dairelerin tespiti yönünden değerlendirme yapıldığında ise; Öncelikle belirtmek gerekir ki; davalı yükleniciye ait olup nama ifa kapsamında izin verilecek dairelerin değerlerinin tespitinde de yukarıda değinilen Yargıtay içtihatları çerçevesinde aynı dairelerin karar tarihine en yakın tarihteki verilerin esas alınması gerekmiştir. Dairelerin değer tespitlerine ilişkin olarak bilirkişi heyeti 5. ek raporunun 25. Sayfasında (b) bendinde yer alan alternatifli hesaplama gözetildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı yükleniciye aidiyeti kararlaştırılan ve nama ifa amaçlı satış izni talebine konu dairelerden ... parsel sayılı ana taşınmaz üzerindeki 8. Kat 70 no’lu 5. Ek raporda tespit edilen 2.450.000,00-TL bedelli bağımsız bölümün tek başına satışı ile davacının toplam 2.029.024,65-TL nama ifa giderim bedelinin karşılanabileceği ve satış istemine konu diğer dairelerin satışına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, yukarıda ayrıntılı olarak hesaplaması açıklanan her bir eksik ve ayıplı ... kalemi kalem kalem ve miktar itibariyle ayrı ayrı hüküm fıkrasında gösterilmek üzere toplam 2.029.024,65-TL nama ifa giderim bedeli alacağı yönünden belirtilen eksikliklerin ikmali hususunda ilgili kurumlara yatırmak ve gerekli olan tüm işlemleri yapmak üzere davacı kooperatife TBK'nın 113.m. gereğince nama ifa izni verilmesine, avans niteliğinde olmak üzere sözleşme gereğince davalı yükleniciye isabet eden ve halen tapuda davacı kooperatif adına kayıtlı olan ... parsel sayılı ana taşınmaz üzerindeki 8. Kat 70 no’lu bağımsız bölümün 18/02/2025 tarihli bilirkişi heyeti 5. ek raporunda tespit edilen 2.450.000,00-TL bedelden aşağı olmamak kaydıyla satışı için davacı kooperatife izin verilmesine, davacının diğer dairelere yönelik satış isteminin reddine, dava konusu 136.800 Euro alacağın dava tarihi olan 13/09/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4.m. gereğince devlet bankalarının EURO cinsinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının taşınmazlar üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik taleplerinin reddine, dava konusu nama ifa giderinin net miktarı ile nama ifa giderim bedeli kapsamında satışına izin verilecek yükleniciye ait dairelerin hangileri olduğu ve aynı dairelerin değerlerinin ne olduğunun ancak yargılama sonucunda tespit edilebildiği, dava tarihinde davacının söz konusu hususları bildiği halde kusurlu olarak fazladan satış için talepte bulunduğunun ileri sürülemeyeceği gözetilerek satış izni talebi reddedilen daireler yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin red-kabul oranında davacıdan tahsiline yer olmadığına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece eksik işler bedeli 2.029.024,65 TL olarak belirlenmiş olsa da, bu tutarın tüfe endeks çarpanı kullanılarak hatalı hesaplandığını, eksik işlerin giderim bedellerinin mahkemenin hüküm tarihine en yakın tarihteki piyasa rayicine göre belirlenmesi gerektiğini, nama ifa kapsamında sadece 1 taşınmazın satışına verilmesinin de hatalı olduğunu, yüklenici tarafından yapıldığı iddia edilen sözleşme dışı ek imalatların, ortak alanlarda ve yükleniciye ait bağımsız bölümlerde de yapılmış olduğundan ilave imalat bedeli adı altında eksik işler bedelinden mahsuplaşma yapılması isabetli olmadığını, yine nama ifa kapsamında satışı talep edilen taşınmazlar üzerinde, yüklenicinin sgk borçları nedeniyle bulunan hacizlerin kaldırılması, yahut sgk borcunun nama ifa kapsamında değerlendirilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesi ve yapı denetim bedelinin nama ifa talebine dahil edilmemesinin doğru olmadığını, bu bedellerin nama ifa kapsamında kabul edilerek, bu miktarda taşınmaz satışına izin verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece hükmedilen karşı vekalet ücretinin hatalı olduğunu, euro alacağı yönünden dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden vekalet ücreti hesaplaması isabetli olmadığını, vekalet ücreti hesabında döviz alacağının karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi kurulu hakkında Ankara Bilirkişilik Bölge Kuruluna ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduklarını ancak, dosyanın içeriğine ilişkin hususlarda gereğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu ve devam eden dava dosyasının içeriği ile ilgili tahkikat yapılmasının mahkemenin takdirinde olduğu gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, yerel mahkemenin gerçeğe aykırı ve yanlı rapor tanzim ettiği açık bir hal alan bilirkişi kurulunun bu tutumuna karşı kayıtsız kaldığını, raporda tutar güncellemeleri dışında hiçbir yeni tespit yapılmadığını, önceki raporların aynısı olan bilirkişi raporunun 5. ek raporuyla hüküm kurulmasının doğru olmadığını, Bölge Adliye mahkemesi ilamı çerçevesinde yapılası gereken gerekli tespitlerin içeren bir ek rapor alınmadığını, yine İstinaf kaldırma ilamına aykırı bir şekilde yurt içi üretici fiyat endeksi ile giderim bedeli güncellemesi yapılmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça dava dosyasına herhangi bir ayıp ihbarı sunulmadığını, ilk keşif tarihinden 1 yılı aşkın süre önce kullanılmaya başlanan daire ve ortak alanlarda meydana gelen ayıplı imalatlardan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının isabetli olmadığını, ayrıca bilirkişilerce mekanik tesisat işlerindeki ilave imalat bedellerini tarafların hissesi oranında tekrardan paylaştırarak, mükerrer işlem yaptığını, davacının davasını ifaya ekli cezai şart talebiyle açtığını, kendilerine düşen daireleri her durumda fiili olarak dava tarihinden önce teslim aldığı ve tasarruf etmeye başladığının ortada olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmede belirtilen ifaya ekli cezai şart bedelinin talep edilebilmesi için teslim esnasında davacı yanca ihtirazı kayıt konulmasının zorunlu olduğunu, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, davacı kooperatifin davayı açma sebebinin ilave işler bedelini ödememek ve cezai şart uygulamaktan ibaret olduğunu, kooperatifin ilave işler bedelini ödemekten imtina ettiğini ve cezai şart uygulamak amacıyla, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca sözleşmenin imzalanmasından sonra 30 gün içerisinde verilmesi gereken vekaletnameyi vermeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, davanın reddedilen kısmı yönünden, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, arsa payı karşılığı inşaat özleşmesine dayalı nama ifaya izin - cezai şart alacağı istemine ilişkindir. Davacı ... sahibi, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
1- Mahkemece verilen ilk kararın dairemizce kaldırılması üzerine mahkemece ek raporlar alınmak davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulmuştur. Mahkemece bilirkişi heyeti çoğunluk görüşü çerçevesinde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1). Raporu serbestçe değerlendirme yetkisi, hâkimin bilirkişinin yerine geçerek hâkimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bir durumda şahsi bilgisi ile karar verebileceği anlamına gelmez. HGK'nın 04/02/2009 tarihli 2008/4-823 Esas 2009/50 Karar sayılı kararında da hakimin kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamayacağı, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsî bilgisi ile sonuca gidemeyeceği, o konuda bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan, Mahkemelerce bilirkişilerin seçimine dikkat ve özen gösterilmesi de gerekir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu muhalefet şerhi de içermekte olup, az sonra açıklanacak noktalarda hatalar da taşımaktadır, Bu nedenle mahkemece eser sözleşmeleri konusunda uzman hukukçu, inşaat mühendisi ve mali müşavirden yeni bir heyet oluşturulmalıdır. Bilirkişi heyetince özellikle yapı denetim ücretinin sözleşmenin 8. maddesi uyarınca yüklenicinin sorumluluğunda olduğu, yine SGK ve vergi borçlarının da sözleşeme gereği yüklenicinin sorumluluğunda olduğu gözetilmeli, bunların miktarları hükme en yakın tarih itibariyle tespit edilerek, nama ifa kapsamında değerlendirilmeli, eksik ve kusurlu işler bedelinin dava tarihi itibariyle hesaplanıp TEFE- TÜFE oranında artırılarak hesaplanamayacağı, hükme en yakın tarihteki mahalli serbest rayice göre hesaplanması gerektiği, dikkate alınmalıdır. Diğer yandan Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, yüklenici kendi dairelerinin yanı sıra arsa sahipleri dairelerine ve ortak alanlara fazla imalatlar yapmış ise bunlardan arsa sahipleri hisselerine düşen kısmı onlardan isteyemeyecektir. Bu itibarla hükme esas alınan ek raporda bunların bedelinin arsa sahipleri alacaklarından düşülmesi de doğru olmamıştır. Alınacak yeni bilirkişi raporunda bu konuya da dikkat edilmelidir.2-Dairemizin kaldırma kararının 3 numaralı bendinde "HMK'ya dayanılarak hazırlanan ve 06/08/2015 Tarihli 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 169/2. maddesi uyarınca, yazı işleri hizmetleri ilgilisine göre mahkeme başkanı veya hakimin denetimi altında ilgili yazı işleri müdür ve onun yönetiminde zabıt katibi, memur, mübaşir, hizmetli ve diğer görevliler tarafından yürütülür. Bu yönetmeliğin 203/1.m. uyarınca, dava dosyasının fiziksel olarak diğer bir mahkeme veya mercie gönderilmesi gerektiğinde, zabıt kâtibince dosya içerisindeki her türlü belgeyi gösteren bir dizi listesi yapılır ve altı imzalanır. Gönderilen dosyanın son duruşma tutanağının bir örneği ile dizi listesinin bir sureti alınarak geçici bir dosya açılır. 208/11. m. uyarınca kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir. Belirtilen hükümlere göre, dava dosyalarının ve tüm kayıtların düzgün ve sağlıklı bir şekilde tutulmasından yazı işleri müdürü ile ilgili personel birlikte sorumludur. Bu yönetmelikle getirilen kurallar güvenli ve süratli bir yargılama için konulmuş kurallardır." Açıklaması yapılmasına rağmen, mahkemece dosya düzeni ile ilgili bu hükümlere riayet edilmeden dosyanın istinaf incelemesi için Dairemize gönderildiği görülmüştür. Bu konuya da özellikle dikkate edilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/357 Esas, 2025/188 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır