T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/133
KARAR NO: 2025/1126
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/02/2025
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf ile davacı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden, davacı şirketin cari hesaplarının dilekçe ekinde sunulduğu, söz konusu cari hesap kayıtlarına göre davacı şirketin 64.465.095,00 TL alacaklı durumda olduğu, işbu hususa ilişkin iddiaları, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerinin bilirkişilerce incelenmesi neticesinde de ortaya çıkacağı, her ne kadar cari hesaplarda davacı şirketin alacaklı olduğu görülse de; ---- Şubesi, 15.08.2024 keşide tarihli, ----- seri numaralı, 800.000,00 TL bedelli, keşide yeri ------ olan çekin davacı şirketçe ----adına düzenlendiği, sonrasında ---- ciro edildiği, yetkili hamil tarafından 21.08.2024 tarihinde, ---- ibraz edilen ------ seri numaralı çek üzerine " karşılıksızdır.” şerhi düşüldüğü, işbu hususa takiben, söz konusu çekin yetkili hamili tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile ----- İcra Dairesi'nin ------ sayılı dosyası kapsamında haksız ve kötü niyetli olarak, icra takibi başlatılmış, davacı lehtar olan ------ alacaklı konumdayken haksız icra takibi tehlikesi ile karşı karşıya kalmış ve mağdur duruma düştüğünü, başlatılan haksız icra takibinden kaynaklı olarak davacı şirketin büyük zararlara uğrama tehlikesinin bulunduğu, yetkili hamil tarafından davacı şirket ve yetkilisi aleyhine -----İcra Ceza Mahkemesi'nin ------ Esas numaralı dosyası ile haksız ve kötü niyetli olarak icra ceza şikâyet talebinde bulunulmuş, davacı, davalı şirketten alacaklı konumdayken ve herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen haksız icra ceza tehlikesi ile karşı karşıya kalmış ve mağdur duruma düştüğünü beyanla ----- Şubesi, 15.08.2024 keşide tarihli, ------ seri numaralı, 800.000,00 TL bedelli, keşide yeri ------ olan çekten kaynaklı olarak (çek ve buna bağlı ferileri yönünden) davacı şirketin İİK m.72 uyarınca borçlu olmadığının tespitine, alacağın likit olması, cari hesaplara göre davacı şirket alacaklı olmasına rağmen alacağın icra takibine konu edilmesi nedeniyle davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, davacı şirketin telafisi güç zararlara uğramaması adına ---- İcra Dairesi'nin -----sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin plastik geri dönüşüm sektöründe hizmet verdiği, davacı tarafın davalıyla olan ticaretinde öncelikle güvenilirlik algısı vermiş ve davalı ile küçük ticaretler yapmış, bu küçük ticaretlerinde ödeme yapan davacı yan daha sonrasında 30/60 gün vadeli çekler düzenleyerek davalıdan değeri toplamda 20 milyon Türk Lirasının üzerinde mal ve nakit ödeme tedarik etmiş ve daha sonra malların ve nakitlerin karşılığı olarak düzenlediği çeklerin karşılıksız çıkmasıyla birlikte davalıya büyük bir mağduriyet yaşatmış, yine dava konusu çek davalı tarafından ticari amaçlı olarak ciro edilmiş olup, çekin hamili tarafından çek şikayeti ve icra takibi yapıldığını, davalı şirket davacı yan ile yapmış olduğu ticaret karşılığında ilgili şirket tarafından ödeme olarak------ Şubesi, 15.08.2024 keşide tarihli, ------ seri numaralı, 800.000,00 TL bedelli, keşide yeri ---- olan çeki davalıya verildiğini, davalı şirket ise bu çeki ciro ederek başka şirkete havale ettiğini, işbu çek ödeme zamanı bankaya ibraz edildiğinde çeke karşılıksız işlemi yapıldığını, davacı yanın menfi tespit isteminin altında yatan gaye, cezai müeyyideyi geciktirdiğini, davalı şirket, davacıya ait çeklerin karşılıksız bırakması nedeniyle oldukça büyük zarara uğramış, piyasaya olan borçlarını ödeyemez hale geldiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde işbu durum ortaya çıkacağını, davalı şirketin davacı şirkete borçlu olduğu gibi bir senaryo söz konusu olmadığını, ekte yer alan çeklerden de görüleceği üzere, davacının keşideci davalının lehtar olduğu onlarca çek bulunmadığını, bu zararların bir nebze olsun tazmin edilebilmesi adına, davacının kötüniyetli olarak ikame etmiş olduğu işbu davanın reddedilmesi neticesinde %20'den az olmamak koşulu ile tazminata hükmedilmesi gerektiği, ekte sunulu dekontlar, faturalar ve diğer belgelerden görüleceği üzere davalı şirket davacı şirkete birçok defa mal göndermiş ve yine davacı şirkete yüklü miktarda nakit paralar gönderdiğini, Burada sadece davalı şirketin şirket hesabından değil şirket yetkilisi ----- hesabından, şirket adına vekaleten temsil yetkisi olan ---- hesabından ve --- kardeşi ------ hesabından milyonlarca liralık para transferleri gerçekleşdiğini, ekte sunulu dekontlardaki bilgiler kapsamında ilgili bankalara müzekkere yazıldığında bu ödemelerin gerçekliğinin görüleceği, davacı yan dava dilekçesinin ekinde muavin defterini sunduğunu, ilgili deftere dayanarak da davalı şirketten alacaklı olduğu iddiasında bulunmuş olduğunu ancak davacı taraf davalıya vermiş olduğu karşılıksız çekleri sanki davalı tarafından tahsil edilmiş gibi kendi defterlerine işlediğini, ekte sunulan belgelerden görüleceği üzere iki taraf arasındaki ilişki sadece ticari ilişkiden çok daha fazlası olduğunu, davacı şirket davalı şirketi ve yetkililerini kötü niyetli olarak oyalamış ve maddi ve manevi olarak iflasın eşiğine getirdiğini, açıklanan ve sayın mahkeme tarafından re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davacının kötüniyetli olarak, cezai müeyyideyi geciktirme amaçlı ikame etmiş olduğu davanın reddine ilişkin karar verilmesini, öncelikle davanın reddine karar verilmesini, davacının cezai müeyyideyi geciktirme amacıyla ikame etmiş olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddi neticesinde %20'den az olmamak koşulu ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedine (çek) dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.Davacı, davalı şirkette cari hesap ilişkisi kapsamında alacaklı olduğunu, dava konusu çekin karşılıksız kalması sebebiyle haksız icra takibine maruz kaldığını,dava konusu çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, -----. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı İcra Dosyası ve ----. İcra Ceza Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası UYAP üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, ------ Bankasından dava konusu kayıtlar celp edilmiş, ----- Ticaret Odasından tarafların ticari sicil kayıtları dosya arasına alınmış, 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 28.08.2025 tarihli raporunda özetle, "...Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin tarafıma vermiş olduğu görev ve yetki ile, davacı davacı ------” vekilinin yerinde inceleme talebi doğrultusunda beyan dilekçesinde yazılı şirket muhasebecisi ----- ile gerek telefon ile irtibata geçmiş olmama, gerekse------adresinden ticari defterlerin tarafıma ibraz hususunda yazılı talepte bulunmuş olmama rağmen olumlu geri bildirim alınamamış, akabinde şirketin ön muhasebe sorumlusu olduğu söylenen ----- hanımla ------ numaradan aramış olmama rağmen olumlu bir geri bildirim alınamadığından davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır. Davalı ------ yasal ticari defterleri usul yönünden raporun 4.a.2. bölümünde incelendiğinde; 2024 yılında fiziki ortamda tutulan Envanter defterlerinin noter onayları ile aynı yıla ilişkin elektronik ortamda tutulan GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Davacının Menfi Tespit Talebi Yönünden: Davacı -----davalı şirket adına keşide ettiği 15/08/2024 keşide tarihli 800.000,00 TL tutarlı ------ seri numaralı ------ şubesine ait çek için davacının menfi tespit talebi yönünden yapılan mali inceleme neticesinde; davacı şirketin ticari defterlerini ibraz etmediği bu sebeple davacı şirketin defter kayıtları üzerinde inceleme yapılamadığı, davalı şirketin ise raporun 4.b.I.bölümünde incelenen kendi ticari defter kayıtlarında; davacı ------no.lu açık hesabından dava tarihi itibariyle 14.304.905,00 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, hesap hareketleri irdelendiğinde; dava konusu 15/08/2024 keşide tarihli ------ no.lu 800.000,00 TL tutarlı çeke ilişkin herhangi bir kayıt yer almadığı gibi dava konusu çeki işaret eden herhangi bir kaydın da bulunmadığı, davalı şirketin davacıya sürekli “Cari ödeme, borç ödemesi” açıklaması ile ödemeler yaptığına ilişkin kayıtların mevcut olduğu görülmüştür. Sayın Mahkemenin talebiyle dosyaya kazandırılan ve raporun 4.c.3. bölümünde detaylı olarak incelenen BA/BS bildirim formlarında tespit edilen “alım” “satış” faturalarının ihtilafın çözümüne katkı sağlamadığı, öte yandan; Sayın Mahkemenin talebiyle dosyaya kazandırılan ve raporun 4.c.1 bölümünde detaylı olarak incelenen huzurdaki davanın konusu çeke ilişki---- müzekkere cevap yazısında; “…İlgi yazınız gereğince yazınızda bildirilen şekilde araştırma yapılmış olup, uyumlu bir çeke rastlanılmamıştır…” Şeklinde belirtildiği görülmüştür. Tüm bu hususlar çerçevesinde; davacının 15/08/2024 keşide tarihli ------ no.lu 800.000,00 TL tutarlı çekin keşidecisi, davalının ise huzurdaki davanın konusu çekin lehtarı olduğu da göz önünde bulundurulduğunda davacının menfi tespit talebine yönünden ispat külfeti altında olduğu gerek dosya kapsamında yapılan incelemelerde gerekse davalı şirketin ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde davacının Menfi tespit talebinin somut olarak ispata muhtaç kaldığı, hiç şüphesiz nihai ve hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun aslında bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. (Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 20/03/2019 tarih ------Sayılı kararı da bu yöndedir.)
Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, HMK'nin 201.maddesinde düzenlenen miktardan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. (---- BAM -----. HD. ------Karar sayılı ilamı) Eldeki dava da davacı, çekin keşidecisi, davalı ise lehtarı konumundadır. Başka bir deyişle, davacı-keşideci borçlu, davalı-lehtar alacaklıdır. Davacı taraf davalıdan cari hesap alacağının olduğunu iddia etmektedir. Başka bir deyişle, mahsup talebini ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunduğundan anılan hususların davacı tarafça ispat edilmesi gerekmekte olup ispat yükü davacı taraftadır.Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; alınan bilirkişi raporu gereğince, davalının davacıdan cari hesap alacağının olduğu, davacının bir alacağının bulunmadığı, aksine davalıya borçlu olduğu, davacının usulüne uygun davetiyeye rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmekten kaçındığı, HMK 222/3 maddesi gereğince davalı ticari defter ve kayıtlarının hükme esas alınması gerektiği, dava konusu çeke ilişkin davalı ticari defterlerinde bir kayıt olmadığı gibi aksi yönde davacı tarafça sunulan bir delilinde olmadığı görülmüş, davacı tarafça ileri sürülen hususların yöntemince ispat edilmemesi sebebiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. -----Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı (tedbir kararı verilmediği ve uygulanmadığı) anlaşılmakla, davacı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gerekli karar harcı 615,40-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 13.662,00-TL ve 1.697,70-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 15.359,70-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 14.744,3-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 126.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.