T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/65 Esas
KARAR NO: 2025/818
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/01/2025
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya mutfak cam ara bölme ile tente kumaşı malzemelerinin satışının yapıldığını, bu satış karşılığında ----- tutarında fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturanın davalıya iletildiğini, ancak fatura bedelinin vadesinde ödenmediğini, davalı şirketin bu borcu kabul etmemek amacıyla haksız şekilde itirazda bulunduğunu, Müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla --------sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, Takip talebinde 122.400,00 TL asıl alacak ile birlikte TTK m.1530 uyarınca işleyecek yıllık temerrüt faizinin istendiğini, Takibe davalının itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, davalının itirazının kötü niyetli ve haksız olduğunu, bu itirazla yalnızca alacağın tahsilinin geciktirildiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep ettiği alacağın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirketin davacıyla ticari ilişkisinin bulunduğunu, ancak icra takibine konu edilen faturanın gerçeği yansıtmadığını, Faturanın düzenlenmesine konu edilen mutfak cam ara bölme ve tente kumaşı işlerinin, davalıya teslim edilmediğini veya eksik/ayıplı şekilde teslim edildiğini, bu nedenle davacının ileri sürdüğü alacağın mevcut olmadığını, davacı tarafından sunulan fatura ve eklerinin tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmadığını, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olsa dahi, bu kayıtların tek taraflı düzenlenmiş olup davalı açısından bağlayıcı olmadığını, davalı şirketin bu fatura bedelini borçlanmadığını, dolayısıyla ödemekle yükümlü olmadığını, savunarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; davanın itirazın iptali davası olduğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muaccel fatura alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan-------- sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.------Esas sayılı İcra Dosyası---- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş,----- kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 26.03.2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ---- tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 122.400,00-TL asıl alacak ve 17.223,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 139.623,00-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 02.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 28.11.2024 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 24.01.2025 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 139.623,00-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Davacının, tarafların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandığı anlaşıldığından, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup davacı defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 122,400,00-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalı taraf verilen kesin süre içerisinde yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Eldeki dosyada davacı kendi ticari defter ve kayıtlarıyla alacağını ispat etmiş olup davalı taraf yapılan ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Davalı taraf her ne kadar fatura bedeli karşılığı iş yapılmadığını ileri sürmüş ise de verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davacının kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorundadır. Ayrıca davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturanın e-fatura olarak oluşturulduğu,---------- üzerinden davalı şirkete elektronik ortamda iletildiği tespit edilmiştir. Ayrıca bu hususun davalı şirket tarafından ilgili döneme ait ----- formunda beyan edilmiş olmasıyla doğrulandığı anlaşılmıştır. Bu durum faturanın düzenlenip usulüne uygun şekilde davalı şirkete ulaştırılığını ortaya koymaktadır. Ancak davacı her ne kadar işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de takip tarihinden önce davalı şirketin temerrüte düştüğüne dair herhangi bir belge sunulmamıştır. Bu nedenle davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile davalının ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 122.400,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki dosyada davacının alacağı satım sözleşmesinden kaynaklandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 122.400,00 -TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davalının ----------sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 122.400,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 122.400,00 -TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Alınması gerekli karar harcı 8.361,14-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.384,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.976,73-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.384,41-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 103,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.806,40-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 5.921,56-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 175,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 22,75-TL sinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, kalan tutarın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 4.002,00-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan 598,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17,223,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde --------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 24/10/2025