T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/876 Esas
KARAR NO: 2025/571
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18.11.2024
KARAR TARİHİ: 08.07.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin davalıdan olan alacağını tahsil etmek amacıyla -------esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, borçlu şirketin ----- tarihinde takibe haksız bir şekilde itiraz ederek takibin durdurulmasına neden olduğunu, borçlu şirketin itirazının kötü niyetli olduğunu, dayanağının bulunmadığını, davacı müvekkili ile davalı borçlu şirket arasında farklı tarihlerde, ticari ilişkiden doğan ve taraflara karşılıklı edim yükümlülüğü yükleyen ticari işlemler gerçekleştiğini, müvekkili şirketin, bu ticari ilişki kapsamında üzerine düşen edimleri eksiksiz olarak ifa ettiğini, davalı borçlu şirketin, ticari sözleşmenin asli unsuru olan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı tarafından, davalı borçlu şirkete ---- fatura numaralı ----- bedelli olmak üzere toplamda ---- tutarlı fatura düzenlendiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin ----- numaralı hesabına----- ödeme yaptığını ayrıca bu ticari ilişki çerçevesinde, davalının ----- bedelli iki adet fatura düzenlediğini, bu faturaların toplam bedelinin -----olduğunu, müvekkili şirketin davalıdan olan toplam alacağı --- iken, davalının yaptığı ödemeler ve fatura bedelleri düşüldüğünde ----- davalı şirketin müvekkiline borç bakiyesinin ----- olarak kaldığını, davalı şirketin, müvekkili şirketin eksiksiz olarak ifa ettiği hizmetlerin karşılığını ödemediğini, ------ esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibe borcunu ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığını, davanın açılmasından önce, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, müzakereler sonucunda tarafların anlaşmadığını, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere hakkında davalının kötü niyet/icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili davalı şirket arasında taşıma sözleşmesi mevcut olup bu sözleşmeye göre davacının, müvekkilinin müşterilerine ait ürünlerin alıcısına ayıpsız bir şekilde teslim etmekle yükümlü olduğunu, davacının, iddia ettiği alacağına konu faturalara ilişkin teslim evrakını ibraz etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının her ne kadar taşıma hizmeti sunduğunu iddia etse de, bu hizmeti eksiksiz olarak yerine getirdiğini gösteren teslim evraklarını müvekkili şirkete sunmadığını, bu nedenle davacıya müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmadığını, davacının müvekkili şirkete hitaben keşide ettiği faturaları da iade ettiğini, davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, davacının taşıdığı emtiaların hasarsız ve eksiksiz biçimde gönderilene ulaşıp ulaşmadığını, gönderilen imzalı ve emtianın hasarsız ve eksiksiz ulaştığını gösteren teslim-tesellüm evraklarıyla denetlediğini, bu evrakların müvekkili şirkete ulaşmaması durumunda müvekkilinin ödeme için aksiyon almasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle; davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, cari hesaba dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, tarafların ------ formları ve ---- kayıtları celp edilmiş, ---tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
İtirazın iptali istemine konu, ---- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ----- tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin ---- asıl alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya ---- tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ----tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 18/11/2024 tarihinde 13.340,00-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibari ile davalıdan muaccel cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından alacağın tahsili için başlatılan ---- Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmıştır.Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemede; davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 13.340,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davacının defter ve kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorundadır bu nedenle davanın kabulü ile; Davalının ------Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olduğundan, davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 13.340,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki, şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kabulü ile;
1-Davalının ------------ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 13.340,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 911,26-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harç ve icra dosyasına yatırılan 66,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 416,96-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan toplam 494,30-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 237,50-TL vekalet harcı, 461,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.126,10-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından vekalet harcı olarak yapılan 148,30-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. Maddesindeki esaslara göre belirlenen 13.340,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda, miktar itibariyle kesin olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 23.07.2025