T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/640
KARAR NO: 2025/1061
DAVA: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/03/2024
KARAR TARİHİ: 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ve davalının eşi ----- arasında 23.08.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, 23.08.2017 tarihli sözleşmede '' ------ yapmış olduğu tüm harcamalar ortaklardan ... tarafından yapıldığı, şirket ortağı ------- ve garantör ... gayri kabili rücu olarak üzere kabul, beyan ve taahhüt ederler. Bu yapılan harcamanın tamamı 450.000 TL’dir. 450.000 TL bu harcama tamamen zarar olup, zararın 250.000 TL’sinin yarısı olan 125.000 TL (36.000 USD) ... tarafından ...’a ödenecektir.'' maddesi bulunduğunu, taraflar arasında borç ikrarını içeren bu sözleşme yapılmasına ve aradan uzun zaman geçmesine rağmen davalının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkili ve eşi ile 23.08.2017 tarihinde sözleşme imzalandığını bu sözleşme gereğince müvekkilinin kendisine borçlu olduğunu iddia ettiğini, davacının bu yöndeki iddialarının gerçek dışı olduğu, davacının hiçbir iddiasını kabul etmemekle birlikte alacak iddiasının zamanşımına uğradığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının 23.08.2017 tarihli sözleşmeye dayanarak müvekkili adına icra takibi başlattığını, yapmış oldukları itirazları üzerine iş bu davayı açtığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının iddia ettiği sözleşmesinde müvekkilinin kendisine borçlu olduğuna ilişkin herhangi bir taahhüt bulunmamakla beraber sözleşmeye ek bu minvalde bir belge de bulunmadığını, söz konusu sözleşme ve içeriğini kabul etmemekle birlikte davacının dayanak gösterdiği sözleşmede müvekkilinin herhangi bir borç ödeme hususunda bir taahhüt vermediğini, sonuç olarak davacının haksız ve dayanaksız iddialarına karşı öncelikle sözleşme incelendiğinde, müvekkili tarafından sözleşmenin herhangi bir kısmında, davacıya borcu olduğuna ilişkin herhangi bir taahhüt, beyan ya da ibarenin de sözleşmede yer almadığını, davacının dayanak gösterdiği sözleşme şartları davacı lehine düzenlenmiş olup hukuken geçerli olması iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edeceğinin, davacının iddia etmiş olduğu sözleşme ve içeriğini kabul etmemekle birlikte davacının iş bu davada dayanak gösterdiği sözleşme bir garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu iddia edilmekte olup söz konusu sözleşme kanunun aramış olduğu şartları taşımadığı için geçerli olmadığını, bu yönüyle de söz konusu sözleşmeden kaynaklı olarak müvekkilinden alacak talebinde bulunulmasının hukuka aykırı olduğunu, davada dayanak gösterilen sözleşmede bahsedilen kabul beyanlarının hukuken geçerli olmadığını, tek taraflı müvekkili aleyhine düzenlenmiş olan sözleşmenin müvekkili açısından bağlayıcı olmadığının, söz konusu sözleşmede şirket alacak ve zararından müvekkilinin sorumlu olduğunun tespiti ve müvekkiline bu yönde aleyhe bir sorumluluk yüklenmesi haksız işlem şartı olduğunu, bağlayıcı olmayan bir sözleşmeye dayanarak açılan bu davada davacının tamamen haksız kazanç sağlamaka amacıyla iş bu davayı açtığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının dava dışı şirket için yaptığı iddia olunan harcamaların 23.08.2017 tarihli sözleşme uyarınca davalıdan tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) Takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.
Talepte şunlar gösterilir:
1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;
Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;
3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;
4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;
5. Takip yollarından hangisinin seçildiği;
Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir.
Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve ----- sayılı kararı, aynı yönde YARGITAY ------ HUKUK DAİRESİ'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair ---- Esas ve ----- Karar sayılı kararı)
Eldeki dosyada davacı vekili takip başlatırken takip talebinde abancı para alacağının Türk Lirası karşılığını göstermemiştir. Bu nedenle usulüne uygun takip bulunmadığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 615,40-TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 14.266,61 TL harçtan mahsubu ile artan 13.651,21-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 1.657,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ...Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.