T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2014/201
KARAR NO : 2025/1149
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 13.05.2014
KARAR TARİHİ : 23.12.2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 21.08.2012 tarihinde dolapta bulunan çantasını indirmeye çalışırken dengesini kaybederek düştüğünü ve yaralandığını, davacının, kolunda ve kulağındaki ağrıların devam ederek şiddetlenmesi üzerine 23.08.2012 tarihinde hastaneye giderek tedaviye başladığını ancak yapılan tüm tedavilere rağmen sağlığına kavuşamadığını, ---- Engelli Sağlık Kurulu Raporu ile davacının kalıcı olarak sakatlandığının tespit edildiğini, davacı lehine düzenlenmiş ----- numaralı, kaza sigortası teminatını içerir ----- Güvencesi Sigorta Poliçesi” nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğduğunu, kaza tazminatının ödenmesi için davalı sigorta şirketine yazılı müracaatta bulunulduğunu, ------- numaralı hasar dosyasının açtırıldığını, davalı sigorta şirketinin; maluliyetin, kaza sonucu oluşmadığı gerekçesiyle davacının tazminat talebini reddettiğini, tüm bu nedenlerle; maddi tazminat tutarının tam ve kesin olarak tayini mümkün olmadığından, HMK.nun 107. Maddesi gereğince alacak miktarın tespiti ile davacı için şimdilik 1.000,00-TL kaza tazminatının, temerrüt tarihinden işleyecek ticari avans faizinin, masraf ve ücreti vekalet ile birlikte sigorta poliçesi teminat limitleri dahilinde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin, müvekkili şirket ve davacı taraf arasında akdedilen poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını, müvekkili sigorta şirketinin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafın delili olarak da belirtilen işbu belgeden, davacı taraf talebinin kazaya bağlı sakatlık kapsamında olmadığını, sigortalının kendinde mevcut olan hastalıklar neticesinde malul kaldığının açıkça anlaşılacağını, davacı sigortalının birbiri ile örtüşmeyen/çelişkili açıklamalarından, doğru beyan yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davacı sigortalının poliçe ve ilgili Genel Şartlarda belirtilen ihbar süresi içerisinde müvekkili şirkete bildirimde bulunmadığını, bu nedenle, davalı müvekkilinin davacı sigortalıya karşı herhangi bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafça ibraz edilen sağlık kurulu raporuna ve bu raporda yer alan orana itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle; haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava; davacının yaralanması sebebiyle meydana gelen zararın taraflar arasında yapılan ---- Güvencesi Sigorta Poliçesi" kapsamında davalıdan tazminine ilişkindir.
Davacı ile davalı arasında ---- poliçe numarası ile 15.11.2011 tarihi ile 15.11.2012 tarihi arasında geçerli olmak üzere ----- Güvencesi Sigorta Poliçesi yapılmıştır.
Davacı tarafından davalı sigorta şirketine --- Güvencesi sigorta poliçesi yaptırıldığı, davacının dolaptaki çantasını indirdiği esnada dengesini kaybederek düştüğü ve yaralandığı, kaza sonucu sakat kaldığını belirterek kalıcı sakatlıktan dolayı maddi tazminat talep ettiği, davalının ise oluşan sakatlığın poliçe kapsamında kalmadığını ayrıca sakatlığın bu kaza ile ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
28.11.2013 tarihli ----- Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut davada dava tarihi 13.05.2014 olup dava tarihinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yürürlükte olmadığından Tüketici Mahkemesi'nin görevli olmadığı, mahkememizini görevli olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dışı ----Aleyhine ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----esas sayılı dosyasında Yıllık Kredi Hayat Sigorta Poliçesi kapsamında poliçe teminat bedelinin tahsili istemine ilişkin dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ATK----. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 28/12/2015 - ve ------ karar numaralı raporunda; kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerin tetkiki bölümünde, davacının kaza tarihi olduğunu beyan ettiği 21/08/2012 tarihinden önce; 30/12/2009 tarihi ila 17/08/2012 tarihi arasında 7 kez hastaneye benzer sebeplerle şikayet için başvurduğu tespit edilmekle, dava dilekçesinde bahsi geçen tarih ile hastane girişi yapılan tarihlerin birbirini doğrulamadığı ve kaza tarihi olarak belirtilen tarihten önce de davacının iddia olunan şikayetinin var olduğundan bahisle illiyet rabıtasının sağlanamadığı nazara alınarak herhangi bir maluliyet hesabı yapılmadığı yönünde tespit yapıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin ---- esas, ----- karar sayılı ilamında; "28.11.2013 tarihli ----- Gazetede yayınlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, yasanın 87. maddesi gereğince yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava tarihi 11.07.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3. maddesine göre, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi , tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileride dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı yasanın 73.maddesi bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı yasanın 83/2. fıkrasında “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” düzenlemesine yer verilmiştir, ilgili yasa maddesi ile görev konusunun tartışılmasının önüne geçilmiştir. Somut uyuşmazlık, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında gerçekleştirilen Yıllık Kredi Hayat Sigorta Poliçesinden kaynaklanmaktadır. Açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığından davaya bakmakta görevli mahkeme tüketici mahkemesidir." açıklamasına yer verilerek görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna dair karar vermiştir. İstinaf ilamı sonrasında dosya ----. Tüketici Mahkemesi'nin ---- esasına kaydedilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile 1.000,00 TL'nin 15.05.2014 tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar henüz kesinleşmemiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay -----. HD'nin 17/02/2022 tarihli------sayılı ilamı)Dava konusu olay 21.08.2012 tarihinde meydana geldiğinden Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet tespiti yapılması gerekmektedir.
----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- esas sayılı dosyasında ve -----Tüketici Mahkemesi'nin -----esas sayılı dosyasında birden fazla ATK raporu bulunmaktadır.
22/01/2016 havale tarihli Adli Tıp raporunda; dosyaya sunulu olan tüm deliller ve davacının yapılan muayene sonucunda; "20/11/1971 doğumlu ------ 21/08/2012 tarihinde geçirmiş olduğu, ağır yük kaldırırken düşme olayı ile mevcut rahatsızlıkları arasında illiyet bağı kurulamadığı, maluliyet tayinine mahal olmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür.
19.10.2020 tarihli ATK raporunda özetle; davacı hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ----- kızı, 20/11/1971 doğumlu ------ 21/08/2012 tarihinde geçirmiş olduğu ağır yük kaldırırken düşme olayı ile mevcut rahatsızlıkları arasında illiyet bağı kurulamadığından maluliyet tayinine mahal olmadığı bildirilmiştir.
20.09.2021 tarihli ATK raporunda özetle; davacı hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ----- kızı, 20/11/1971 doğumlu ----- 21/08/2012 tarihinde geçirmiş olduğu ağır yük kaldırırken düşme olayı ile sağ dirsek hareket kısıtlığı arasında illiyet olduğu, Üst Kurulun 17.09.2020 raporunda sehven sağ ve sol kol belge ve muayene bulgularının karıştırılmış olduğunun anlaşıldığı bu duruma göre; sağ dirsek hareket kısıtlılığı arızası sebebiyle 11.10.2008 tarih ve ---- sayılı ------ Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası grup 1 (bir) alınarak; G1 VII (12A....10) A%14, E cetveline (yaşına) göre %14,1(yüzdeondörtvirgülbir) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, maluliyet başlangıç tarihinin -----Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nün 23/08/2012-24/08/2012 yatış-çıkış tarihli, ----- protokol sayılı epikrizinin tarihi olduğu, olay tarihli tıbbi belgelerde kişide işitme kaybına yol açabilecek bir yaralanma tarif edilmediği bildirilmiştir. Akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 16.02.2022 ve 09.06.2022 tarihli kök ve ek raporda özetle; kişinin nihai özürlülük oranı %1 olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin (tıbbi şifa) 3 (üç) ay olarak kabulü gerektiği kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.---- Tüketici Mahkemesi'nin ------ esas sayılı dosyasında, akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre, dava konusu kaza sebebiyle davacının maluliyetinin %1 (yüzde bir) olduğu, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 3 (üç) ay olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili 09.12.2025 tarihli duruşmada; "Önceki tüm beyanlarımızı tekrar ederiz. Belirsiz alacak hakkımızdan vazgeçiyoruz. Dosyaya sunacak başkaca delilimiz bulunmamaktadır. Ayrıca talep artırım dilekçesi sunma hakkımızdan feragat ediyoruz.Dava dilekçesindeki miktar üzerinden davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz. Bekletici mesele yapılması yönündeki ara karardan dönülmesini talep ediyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacının geçici ve sürekli maluliyet durumu ve davacı vekilinin beyanları dikkate alındığından davacının zararının en az talep edilen bedel kadar olduğu, maddi zarar hesabı için alınmış bilirkişi raporu bulunmasa da hakkaniyet gereğince davacının 1.000,00 TL'lik maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın kabulüne; 1.000,00 TL'nin 13.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 25,20-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 590,20-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 25,20-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından 25,20-TL başvurma harcı, 3,80-TL vekalet harcı, 212,00-TL tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 241,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize dilekçe ile başvurarak veya zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle tutanağa geçirilmesi ve hakime onaylatılmak suretiyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.