T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/660
KARAR NO : 2025/1068
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/09/2024
KARAR TARİHİ : 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket yetkilisi ---- ve davalı şirket yetkilisi ----- arasında 23.01.2019 tarihinde imzalanmış olan Hisse Devir Ve Temlik Sözleşmesi gereği-----Şirketi'ne olan borcuna karşılık 30.03.2019 tarih 40.000,00, 30.07.2019 tarih 40.000,00, 30.11.2019 tarih 40.000,00 TL olarak 3 adet toplam 120.000,00 TL tutarında senet verdiğini, ancak davalı(borçluların) borcunu müvekkiline ödemediğini, davalı borçluların herhangi bir ödeme yapmadığı için ---. İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası ile borçlular hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların haksız ve kötü niyetli olarak ---- İcra Dairesi -----. sayılı dosyasına itiraz ettiklerini, davalının borçlu bulunmadığına dair iddiasının asılsız olduğunu, hukuka aykırı bir şekilde takibin durmasına sebebiyet verildiğini, davalı borçlunun iş bu takibe itiraz etmiş olduğundan itirazın iptali davası açmak amacıyla Arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını açıklayarak davanın kabulüyle, davalıların ---- İcra Dairesi ----- Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının 120.805,77 TL bakımından iptaline, takibin devamına, davalının hükmolunan alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, senede dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibari ile davalıdan senede dayalı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından alacağın tahsili için başlatılan ---- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.----İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı İcra Dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 06/11/2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ---. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 01/03/2023 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalılar olduğu; takibin toplam 159.816,44 TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçlu ----- 17/03/2023 tarihinde, davalı şirkete 08/03/2023 tebliğ edildiği, borçluların 03/03/2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 10/09/2024 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 120.805,77 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi tarafından inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarından, davacı tarafından ibraz edilen 2019 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin mahkememiz takdirinde olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı----- ile ilgili olan ticari münasebet kayıtlarını ---- nolu alıcılar ve ------ nolu verilen sipariş ve avanslar hesaplarında takip ettiği, 23.01.2019 tarihli yevmiye kayıtlarında “tahsilatlar” açıklamasıyla üç adet işlem bulunduğu, her birinin 40.000 TL tutarında olduğu, toplamda 120.000 TL borç ve 120.000 TL alacak kaydının yer aldığı, ancak hesap bakiyesinin sıfırlandığının görüldüğü, bu durumun, senetlerin teslimine ilişkin muhasebe kaydının yapıldığı ancak kapanış işlemiyle borç ve alacakların mahsuplaştırıldığı şeklinde kayda geçmiş olduğunu gösterdiği, davacı şirketin iş bu hesapta 61.308,38.-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacının takibi 3 adet senet için başlattığı, birinci senetin 23.01.2019 tanzim tarihli ve 30.03.2019 vadeli olup 40.000,00 TL bedelli, kefil olarak -----imzası bulunduğu, senetin 23.01.2019 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi kapsamında, hisse devri bedelinin ödenmesi amacıyla düzenlendiğini, vadesinde ödenmemesi üzerine----- Noterliği tarafından 03.04.2019 tarihinde protesto edildiğini, protesto masrafının 255,61 TL olarak belirlendiğini, ikinci senetin 23.01.2019 tanzim tarihli ve 30.07.2019 vadeli olup 40.000,00 TL bedelli olduğu, bu senedin de aynı sözleşme kapsamında, hisse devri bedelinin ödenmesi amacıyla düzenlendiği, vadesinde ödenmemesi nedeniyle 01.08.2019 tarihinde ------. Noterliği tarafından protesto edildiği, protesto masrafının 272,28 TL olarak görüldüğü, üçüncü senetin ise yine 23.01.2019 tanzim tarihli, 30.11.2019 vadeli ve 40.000,00 TL bedelli olduğu, bu senedin de hisse devri bedelinin ödenmesi amacıyla düzenlenmiş olup vadesinde ödenmediği için 04.12.2019 tarihinde -----. Noterliği tarafından protesto edildiği, protesto masrafının 277,88 TL olarak tespit edildiği, davacı şirketin ticari defterlerinde yapılan incelemede, 2019 yılı muavin dökümlerine göre davalı şirketle ticari işlemlerin mevcut olduğu, takip konusu senetlerin hisse devir ve temlik sözleşmesi kapsamında düzenlendiği ve işbu senetlerin ödenmediği, protesto işlemlerinin usulüne uygun yapıldığı, davacının takip tarihi itibariyle davalılardan 120.805,77 TL alacaklı olduğu, her bir senedin vade tarihinden takip tarihi 01.03.2023'e kadar geçen süre dikkate alınarak yıllık %69 kanuni faiz oranı esasına göre hesaplanan 39.010,67 TL işlemiş faiz bulunduğu bildirilmiş, davalı taraf ise ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalı ----- aleyhine ----İcra Müdürlüğü'nün ------ sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının 23.01.2019 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi gereğince düzenlenen üç adet senet olduğu, takip talebinde asıl alacağın 120.805,77 TL, işlemiş faizin 39.010,67 TL, toplam alacağın ise 159.816,44 TL olarak gösterildiği, faiz türü olarak “ticari faiz” belirtildiği, ödeme emrinde, borcun “-------sermaye olarak aktarılan bedelin ödenmemesi nedeniyle düzenlenen senetlerden kaynaklandığı” şeklinde ifade edildiği, ödeme emrinin davalılara tebliğ edildiği, davalı tarafın yasal süresi içerisinde takibe itiraz ettiği ve bu itiraz üzerine takibin durdurulduğu, takip dosyasında, senetlerin asıllarının, deme protestolarının ve alacağa ilişkin hesap dökümlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Eldeki dosyada davacı taraf kendi ticari defter ve belgeleri ile alacaklı olduğunu ispat etmiş davalı ise yapılan usulüne uygun ihbara rağmen defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir. Bu nedenle davacının defter ve kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorundadır. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak senetten kaynaklandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 120.805,77-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kabulü ile;
1-Davalıların ----İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazların kısmen iptali ile takibin 120.805,77-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 120.805,77-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 8.252,24-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.263,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.988,25 -TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.263,99-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 1.571,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.059,40-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.200,00-TL arabuluculuk ücreti davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzene karşı davalı tarafın yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.