T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/100 Esas
KARAR NO: 2025/449
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ: 08/09/2023
KARAR TARİHİ: 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekillerinin mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı -------aracın maliki olduğunu, davacının sahip olduğu bu aracı tercih etmesinin temel nedeni bu marka araçların tüm dünyaca bilinen üstün nitelikleri, dayanıklılığı, sağlamlığı, güvenilirliği, ciddi servis hizmeti beklentisi olup, bu markaya duyulan büyük güvene dayalı olarak kullanım amacı bakımından üstün değeri, standart üstü kalitesi gözetilerek ve ciddi bir bedel ödenerek satın alınan bu araç bağlamında beklenti aksine davalı servis tarafından büyük bir hayal kırıklığına uğratıldığını, davacı şirket , garanti kapsamında bulunan ---- aracının sorunlu parçalarının tamiri ile değişimi adına “balata-fren sisteminden ses gelmesi” nedeniyle 23.02.2023 tarihinde aracı davalı servise teslim ettiğini, burada servis yetkilisi ----- araçla ilgilenen yetkili ve tüm süreci de takip eden kişi olduğunu, dava konusu araç 20.10.2021 trafiğe çıkış tarihli henüz oldukça kısa bir kullanım mesafesinde 36.000 km’de ve ekonomik ömrüne göre oldukça erken bir yaşta olduğu dikkate alındığında; konu arızanın basit onarımla giderilebilir imalat kaynaklı nitelikte olduğu, satış sonrası hizmetler yönetmeliği 14. maddesi uyarınca garanti süresi içerisinde ortaya çıkan bu ayıplar için yasal süre sonrasında dava konusu araç ile aynı nitelikte ikame araç tahsis edilmesi zorunluğu bulunduğu dikkate alındığında huzurdaki davanın haklılığı ortada olacağını, davacı tarafından araç 23.02.2023 tarihinde servise teslim edildiğini, aracın ayıba konu parçalarının değişmesi suretiyle kısa süre içerisinde sorunsuz teslim edileceği ifade edildiğini, sonraki süreçlerde davacı aracın teslimini talep etmesi üzerine parçaların temininin aksaması nedeniyle aracın teslim tarihinin gecikileceği ifade edildiğini, Şubat ayının sonundan itibaren aracın teslim edilmemesi yanında defalarca davalıdan şifahen bilgi talep edilmiş ancak tüm istemlere rağmen aracın teslimi konusunda süreç defaten uzatıldığını, davalı firma, 'yetkili servis' olduğu halde aracı süresinde onararak iade etmeyerek ve kabul edilebilir bir mazeret de bildirmeksizin haksız ve mesnetsiz bir şekilde haftalarca davacıyı bekletmiş/bekletecek olup ticari amaçla kullanılan araçtan davacı firma defalarca mahrum kaldığını, davacı şirketin garanti kapsamında davalıya bıraktığı araçta bunca süre içinde onarım yapılmaması, yeterli ve tatmin edici bilgi-belge verilmemesi, aracının makul süre içerisinde kendisine teslim edilmemesi hukuk ve hakkaniyete aykırıdır, davalının “yetkili servis” olarak yükümlülüklerini bihakkın ifa etmediği aşikâr olduğunu, davalıya yapılan birçok bildirim ile derhal gerekli onarım işlemleri ve tamiratların yapılması ve davalının “yetkili servis” olarak davacının yaşamış olduğu sorunları gidermesi lüzumu bağlamında, aracın onarımları yapılmış şekilde derhal davacıya teslim edilmesi aksi halde Mahkeme'ye başvurulacağını, uğranılan tüm zararların tazmini adına tazminat davası açılacağı vs. ifade edilmesine karşın olumlu veya olumsuz bir dönüş de olmadığını, süreç içerisinde davacının başkaca (özellikle aracını kullanamamaktan kaynaklı) maddi zararları da olduğunu, dava konusu aracın----- tarihinde tescil edildiği göz önüne alındığında, 13.06.2014 tarihli resmi --- sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan “GARANTİ BELGESİ YÖNETMELİĞİ” uyarınca yasal garanti süresi 2 yıl olup, ilgili süre halen devam ettiğini, bununla birlikte -------sayılı resmi gazetede yayımlanmış olan “SATIŞ SONRASI HİZMETLER YÖNETMELİĞİ” ii) Aynı yönetmeliğin 14.Maddesi “Malın garanti süresi içerisinde yetkili servis istasyonuna veya satıcıya tesliminden itibaren arızasının on iş günü içerisinde giderilememesi halinde, üretici veya ithalatçının; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmesi zorunludur. Benzer özelliklere sahip başka bir malın tüketici tarafından istenmemesi halinde üretici veya ithalatçılar bu yükümlülükten kurtulur. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü üretici veya ithalatçıya aittir” şeklinde olduğunu, yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen gözetilecek nedenlerle, karşı tarafından iddia ve savunmasına ilişkin delil sunma ve beyanda bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; davacının uğradığı zararın bilirkişi aracılığıyla tespiti ile neticeten haklı davanın kabulüne, davacının araçsız kaldığı dönem için şimdilik 5.000,00 TL tutarında maddi tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın Ticaret mahkemelerinin görevli olmasına rağmen, görevsiz Tüketici mahkemesinde açılmasından ötürü görevsizlik kararı verilmesine, davacı Taraf ------plakalı araç için ticari arabuluculuğa başvurduğunu ve dava dilekçesinde de aynı plakalı araç için maddi tazminat talebinde bulunduğunu, delil olarak sunulan araç ruhsatı ve iş emirleri ise davacı şirketin bir diğer aracı olan, ----- plakalı aracına aitt olduğunu, yanlış araca ait iş emri kullanılarak dava dilekçesinin içeriği hazırlanmış ve yanlış talep sonucunda bulunulduğunu, dava dilekçesinde ------ plakalı aracın davalı müvekkili servise teslim edildiği belirtildiğini, ancak bu tarihte dava konusu araç servislerin bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği; Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Basit yargılama usûlünün geçerli olduğu davalarda, yazılı yargılama usûlünün geçerli olduğu davaların aksine dilekçeler teatisinde ikinci dilekçeler yer almaz (HMK m. 317, III) Davacı açısından talep sonucunu genişletme veya değiştirme yasağı dava açılmasıyla başlamış olur, dava konusu araçla ilgili maddi tazminat talebinde bulunulmuş ancak dava dilekçesinden ve talep sonucunda bu husus net olarak belirtilmediğini, dava konusu aracın 23.02.2023 tarihinde servise bırakıldığı belirtilmiş ancak kaç günlük ikame araç bedeli istendiğini, aracın servisten teslim alınma tarihinin ne olduğu dava dilekçesinde net olarak belirtilmediğini, davacının talebi yanlış plakalı araca dayalı olarak oluşturulduğu gibi talebinde açıklık da bulunmadığını, delil olarak sunulan iş emrindeki tarihler dikkate alınacak olsa bile bu tarihler için dava konusu aracın davalı serviste bulunmadığı sunduğumuz iş emirlerinden görüleceğini,----- plakalı araç için birden fazla servis talebi oluşturulmuş yakın tarihli olan ve iki araç için de benzer konu olan; Fren kotrol ve ön balatası değişecek şikayetiyle 20/03/2023 tarihinde servise kaydı yapıldığını ve garanti harici onarım yapıldığından davacı şirkete 2.260,53 TL'lik fatura düzenlendiğini, davacının delil olarak sunduğu iş emirlerinin açılış ve kapanış tarih aralığında -------plakalı araca ilişkin herhangi bir servis kaydı bulunmadığını, dava dilekçesinde zararın kaynağı açıkça belirtilmediğini ve buna dair belgeler sunulamadığını, tazminat davasının ilk unsuru zarar şartı olduğunu, zararın varlığı ispat edilemez ise hukuka aykırılık olsa dahi tazminata hükmedilemeyeceğini, davacı şirketin bünyesinde birçok aracı bulunduğunu ve ikame araç ihtiyacı bulunmadığını, bu konuda emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılması ve davacı şirket adına kayıtlı araçların istenmesi talepleri olduğunu, davacı dilekçesinde "Süreç içerisinde müvekkilimin başkaca (özellikle aracını kullanamamaktan kaynaklı) maddi zararları da olmuştur." şeklinde soyut ifadeler kullandığını, davacının mevcut hiçbir zararı bulunmadığı gibi ikame araç ile ilgili dosyaya davacı tarafından araç kiralaması yapıldığına dair herhangi bir belge ya da fatura da sunulmadığını, ezcümle davacı davasını ispat edemediğinden davanın esastan reddini, yukarıda açıklanan nedenlerle işbu davanın Ticaret mahkemelerinin görevli olmasına rağmen, görevsiz Tüketici mahkemesinde açılmasından ötürü görevsizlik kararı verilmesine, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğuna karar verilmesi halinde; tüketici hakem heyeti sınırlarında olan davanın dava şartı noksanlığından reddine, müteselsil borçlu olan nissan otomotiv anonim şirketi'ne davanın ihbarına, davanın esasına geçilmesi halinde talep sonucunun hatalı olması ve davaya konu maddi zararın herhangi bir delille ispat edilememiş olması dolayısıyla haksız açılmış olan işbu davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkemenizden vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, dava konusu aracın davalı tarafça makul süre içerisinde tamir edilmemesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Davacı vekiline arabuluculuk son tutanak aslının dosyaya sunması için 12.05.2025 tarihinde muhtıra çıkarılmış, davacı tarafça 20.05.2025 tarihli dilekçe ile daha önce sunulan arabuluculuk son tutanağı sunulduğu görülmüştür. Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmişti. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiş, bu hükmün yürürlük tarihi 01/09/2023 olarak kabul edilmiştir. Başka bir deyişle 7445 sayılı kanun gereği 01/09/2023 tarihinden sonra konusu para olan menfi tespit ve istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. ------ Ayrıca belirtmek gerekir ki, arabuluculuk özel dava şartı tamamlanabilir bir dava şartı olmayıp, davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlanması gerekmektedir. Somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde ve arabuluculuk tutanağında ----- plakalı araca yönelik talepte bulunmuş davalı tarafça da bu araç üzerinden gerekli savunmalar yapılmış ve cevap dilekçesi sunulmuştur. Yapılan yargılama aşamasında davacı taraf kendilerine ait olan ---- plakalı araç için değil, yine davacı şirkete ait olan ------ plakalı araç yönünden talepte bulunulduğunu, dava dilekçesinde maddi hata yapıldığını, HMK 183 maddesi kapsamında maddi hatanın düzeltilerek yargılamaya ----- plakalı araç yönünden devam edilmesini, bu araç yönünden yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Mahkememizce bu husus değerlendirilmiş ve ara karar oluşturulmuş ise de arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde taraflar arasında arabuluculuk görüşmesinin ----plakalı araç yönünden yapıldığı anlaşılmış, davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde ve sonraki beyanlarında davacıya ait olan ---- plakalı araç yönünden hukuki işlemlerin yürütüldüğü beyan edildiğinden arabuluculuk görüşmeleri yönünden HMK 183 maddesinin uygulanması mümkün olmayacağı değerlendirilmiş, 26/05/2025 tarihli ara karar ile 4 numaralı celse 1 numaralı ara karadan rücu edilmiştir. ------ plakalı araç yönünden arabuluculuk son tutanağının dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmış, dava açılmadan önce arabuluculuk faaliyetinin yerine getirilmemesi sebebiyle davanın 6325 Sayılı HUAK 18/A ve TTK 5/A maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HUAK 18/A ve TTK 5/A maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 615,40-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
6-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.200,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2-3 maddesindeki esaslara göre belirlenen 5.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/05/2025