T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/624 Esas
KARAR NO:2025/438
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 05/09/2023
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin müvekkiliminin işlerini yaptığı müşteri firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin, davalı şirket için yaptığı işe ilişkin olarak kestiği -------- olan faturalara ilişkin olarak davalı şirket yetkilileriyle defalarca görüştüğünü, ödeme yapılacağı konusunda taahhütler aldığını, ancak tüm bu görüşmeler sonucunda bir sonuca ulaşılamadığını, borca ilişkin başlatılmış oldukları icra takibine ise haksız itirazda bulunulduğunu, taraflarınca yapılan görüşmelerde borcunu ikrar eden davalı bunlara rağmen itirazda bulunması hakkaniyetle bağdaşmadığını, anılan icra takibinde davalı borçlu şirket ödeme emrine kötü niyetli olarak hiçbir sebep bulunmazken itiraz ettiğini, takip miktarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin alacağına kavuşamama ihtimaline binaen, alacak tutarının da yüksek olması dikkate alınarak ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, davalı borçlu şirketin icra takibine karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin işbu iptal davasını açmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, --- sayılı dosyası ile görüşmeler yapıldığını, fakat borçlu şirkete yapılan tüm çağrılar davetiyeler cevapsız kalmış katılım sağlamaması üzerine katılımsız anlaşamama şeklinde görüşmeler sonlandırıldığını belirterek açıklanan nedenlerle; ------ Sayılı icra takibine ilişkin davalı/borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, borçlunun takip konusu alacağın takip tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı/borçlu yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, -----üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ---- tarafların ----- kayıtları celp edimiş, tarafların ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, ----- davacının esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş,---- davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri celp edilmiş, ---- tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ------ Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; ---- tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 25.740,00-TL fatura alacağı, 7.080,00-TL fatura alacağı, 704,50-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.524,50-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 12.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 19.07.2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 05.09.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 33.524,50-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen ---- tarihli raporunda özetle, "Davacı ------- yılına ait yasal ticari defterlerinden yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini (beratlarının) alındığı görüldüğünü, ilgili yıla ait envanter defterinin yasal süre içinde tasdik edildiğini görüldüğünü, bu haliyle usule uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfının bulunduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığını, davalı --- bildiriminde ------fatura bildirildiğini, davacının -----şirketine ait bildirim tespit edilemediğini, davacı defter kayıtlarında davaya konu ------ bedelli faturalar davacı defter kayıtlarında olduğunu, ----- davalıdan alacaklı olduğu," yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle takibe konu faturalardan kaynaklı davalıdan muaccel bir alacağının olup olmadığı varsa miktarı ile davacının bu faturalara dayalı olarak başlattığı ---- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davacı defterleri incelenmiş dava konusu 2 adet faturanın defterlerinde kayıtlı olduğu ve fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.Davalı ise defterlerini sunmamıştır. Ancak davalı ---- bildiriminde ------ fatura bildirildiği tespit edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davacı ticari defterleri ile alacağını ispat etmiş olup, davalı defterlerini sunmadığından davacının defterlerinden çıkan sonuca katlanmak zorundadır. Bu nedenle davacının faturalardan kaynaklı alacaklı olduğu ancak takip öncesi temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz talep edemeyeceği kanaatine varılmış, davanın kısmen kabulü ile; davalının ------------ sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 32.820,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likittir. Bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 32.820,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davalının --------- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 32.820,00-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 32.820,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 2.241,93-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 404,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.837,03-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 404,90-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvuru harcı, 779,25-TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.049,10-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 4.943,00-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.054,43-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan 65,57-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda miktar itibariyle kesin olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 30/05/2025