T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/260 Esas
KARAR NO:2025/371
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/04/2023
KARAR TARİHİ: 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketle arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağı sebebiyle davalı şirket aleyhine ------Esas sayılı icra dosyasıyla başlattıkları ilamsız icra takibine, davalı borçlu şirketin itirazı haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli itirazı üzerine durduğunu, bu nedenle mahkemece iptalinin gerekmekte olduğunu, müvekkilinin ticaret yaptığını, ----- tarihleri arasındaki dönemi kapsar muavin defter kayıtları incelendiğinde müvekkili ile davalı borçlu şirket arasında süregelen bir ticari ilişki olduğunun da aşikar olduğunu, muavin defter kaydı incelendiğinde müvekkilinin davalı şirketten 78.166,72 TL alacaklı olduğu hususunun ortaya çıkacağını, müvekkili ve davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin ve müvekkilinin alacağının ispatına dair müvekkilinin ticari defterlerine dayanmakta olduklarını ve müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davalı borçlunun itirazında haksız ve kötüniyetli olduğu ortaya çıkacağını, davalı borçlu şirket itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz etmiş olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olması ve dava şartı arabuluculuğa başvuru zorunluluğu olduğundan her ne kadar arabuluculuk aşamasında taraflar anlaşamama tutanağı tutmuş olsa da müvekkiline ---tarihinde cari hesaba mahsuben açıklaması ile---- tarihinde cari hesaba mahsuben açıklaması ile ----- daha ödeme yaptığını, davalı borçlu şirketin dava konusu icra takibinden sonra müvekkiline yaptığı toplamda 30.000,00 TL ödeme de müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının açık ispatı olduğunu, ödeme dekontlarındaki davalı şirket tarafından müvekkiline yapılan ödemelerdeki cari hesaba mahsuben ibaresi taraflar arasında ticari bir ilişki olduğuna ve müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğuna karine teşkil ettiğini belirterek; müvekkilinin daha fazla hak kaybına uğramaması için borçlu şirketin taşınır, taşınmaz malvarlığı, değerleri üzerine ve üçüncü kişilerle bulunan hak ve alacaklarına ihtiyat-i haciz konulmasına, davalı şirketin yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, vekâlet ücreti ve sâir yargılama giderlerinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari ilişkiye dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------ üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, --- tarihli mali müşavir bilirkişi raporu alınmış, nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden --tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu,------- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 27.01.2023 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 78.166,72-TL asıl alacak, 2.645,36-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.812,08-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 24.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 27.02.2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 05.04.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 80.812,08-TL üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 18.07.2024 tarihli raporunda özetle, "Davacı firmanın 78.166,72 Tl asıl alacak ve 2.645,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.812,08 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı firma aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı firmanın davalı şirketten, takip tarihi itibarıyla 78.166.72 TL, dava tarihi itibarıyla 48.166,72 TL asıl alacağı bulunduğu, davalı şirketçe takip tarihi sonrası, dava tarihi öncesi haricen yapılan ödemelerin TBK.100 Md. kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususlarında takdirin mahkemeye ait olacağı, bu hususta gerekli kapak hesaplarına raporumuzda yer verildiği, davacı firmanın takip öncesine ilişkin işlemiş faiz taleplerinin, yukarıda yer verdiğimiz tespit ve açıklamalarımız muvacehesinde mahkemeye ait olduğu, davalı şirketçe bilirkişi incelemesine katılınmayarak ticari defter ibrazında bulunulmadığı, buna ilişkin değerlendirme ve takdirin sayın mahkemeye ait olabileceği " yönünde görüşlerini bildirmiştir.Nitelikli hesap uzmanu bilirkişi tarafından düzenlenen 13.01.2025 tarihli raporunda özetle, "Dava tarihi 05.04.23 için takip toplam alacak miktarı 69.265,44 TL olduğu" yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değrlendirildiğinde; uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle davacı tarafın davalı taraftan alacaklı olup olmadığı, bu nedenle davacı tarafından ------ dosyasında davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan takibe itirazın yerinde olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davacı takibe davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf icra dosyasında borca itiraz etmiş ancak cevap dilekçesi sunmamıştır.Mahkememizce taraf ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi yönünde ara karar oluşturulmuş, davacı defterlerinde yapılan incelemede davacının takip tarihi itibariyle faturalardan kaynaklı cari hesaba dayalı ---- davalıdan alacaklı olduğu, davalı şirketin --- dava tarihi öncesi tarih olan ---- olmak üzere haricen toplamda ------- ödeme yaptığı ve yapılan bu ödemelerin davacı firmanın ticari defterlerinde davalı şirketin takibe konu 78.166,72 TL Asıl Alacağından mahsup edilerek kayıt altına alındığı ve dava tarihi itibarıyla ticari defter kayıtları itibarıyla, davacının davalı şirketten 48.166,72 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı defterlerini ibraz etmemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Eldeki dosyada davacının defterlerinde davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği, davalı tarafın defterlerini sunmayarak davacı kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorunda kaldığı, davalının takipten sonra davadan önce yaptığı ödemelerin TBK'nun 100. Maddesi gereğince öncelikle takip sonrası işlemiş faizden düşülmesi gerektiği, bu haliyle davacının dava tarihi 05.04.23 için takip toplam alacak miktarının 69.265,44 TL olduğu kanaatine varılarak, davalının ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 69.265,44-TL asıl alacağa dava tarihi olan 05.04.2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 78.166,22-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davalının --------Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 69.265,44-TL asıl alacağa dava tarihi olan 05.04.2023 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 78.166,22-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar harcı 4.731,52-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 976,01-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.755,51-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 976,01-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL başvuru harcı, 765,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.944,90-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 5.095,48-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 2.674,21-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, kalan 445,79-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı tarafın yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 23/05/2025