T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/267
KARAR NO: 2025/170
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16.11.2021
KARAR TARİHİ: 25.02.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhinde ----. İcra Dairesi ------ esas sayılı dosyası ile 08.09.2021 başlangıç tarihli satış faturası kaynaklı alacağa binaen ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 20.09.2021 tarihli dilekçe ile borca ve tüm fer'ilerine itiraz etmesi üzerine icra takibi durdurulduğunu, bunun üzerine dava şartı olması sebebiyle arabuluculuk kanun yoluna başvuru yapılmışsa da ekte sunulan arabuluculuk tutanaklarından anlaşılacağı üzere sürecin anlaşamama şeklinde tamamlandığını, borçlu tarafın borca itirazı yerinde olmamakla birlikte takibin durdurulması neticesinde davacının mağduriyeti doğduğunu, itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davacı şirket ile davalı borçlu şirket arasında ----- ve ----- seri nolu ---- bedelli satış faturasından kaynaklı ticari alacak söz konusu olduğunu, işbu ticari alacağa ilişkin davalı şirkete ekte sunulan ---- keşide tarihli----. çek nolu ------ bedelli kıymetli evrakı davacı şirkete verdiğini ancak davacı şirket tarafından bahse konu çekin ----- tarihinde -----sunulduğunda davalı şirketin ----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- esas sayılı dosyasında verilen konkordato tedbiri gereği işlem yapılmadığını, dolayısıyla davacı şirketin alacağını tahsil edemediğini, davalı borçlu şirket ile süreç içerisinde yapılan görüşmelerde itirazın iptaline konu alacağa ilişkin birçok kez ödeme taahhüdü verilmesine karşın hiçbir ödeme gerçekleştirilmediğini, ----tarih 14:59 saatinde davalı tarafından atılan mailde; ----- tarihli ----- nolu----olan faturanızın ödemesi------- aylarında dört eşit tutarda yapılacağı şeklinde verilen taahhüt de yerine getirilmediğini, dolayısıyla karşı yan tarafından yapılan 20.09.2021 tarihli borca itiraz tamamen haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı olması nedeniyle itirazın iptali gerekmekte olduğunu, davalı/borçlunun, davacı şirket ile gerçekleştirdiği ticari ilişki uyarınca satın aldığı ürünlerin bedelini ödemeyerek davacı şirket üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, bu nedenle davacının alacak hakkı geciktirilmiş, davacının ekonomik olarak yıpratılmasına neden olunduğunu, sonuçta oluşan durum karşısında davacının mağduriyetini ortadan kaldırmak adına ---- İcra Dairesi ---- esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak bu takibe itiraz ettiğini, icra takip dosyası ile talep edilen haklı bir alacağın davalı/borçlu tarafından yapılan kötü niyetli ve haksız itiraz sonucu sekteye uğraması müvekkili nezdinde hak kaybı yaşanmasına sebebiyet verdiğini, işbu sebeple, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ve durmuş olan takibin devamını sağlamak ve alacağın da likit olması nedeniyle borçlunun %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesini istemek amacıyla İİK. md. 67 uyarınca işbu davanın açılması zorunluluğu taraflarınca hasıl olduğunu, borçlunun icra takibine karşı yaptığı borca itirazın iptalini ve takibin devamını, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve haksız olarak itiraz ettiği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, taraflar arasındaki ticari faaliyete istinaden davalı şirket ve davacı şirket arasında --- tarih ve ----- seri nolu ----------- bedelli satış faturadan kaynaklı ticari alacak bulunduğunu, işbu ticari alacağa ilişkin davalı ---- keşide tarihli ------çek nolu -----bedelli kıymetli evrakın davalı şirket hakkında verilen konkordato kararı nedeniyle tahsil edilemediğini belirtildiğini, davalı hakkında-----. İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyasında haksız olarak icra takibine başlanıldığını, ödeme emrine itiraz edildiğini, davacı şirketin davacı firmaya ödenmesi gereken bedeli ödediğini, davacı şirketin konkordato sürecinde olduğunu, dolayısıyla hem -----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyası üzerinden verilen konkordatoya ilişkin karar nedeniyle davalı firma konkordato sürecinde olduğundan hemde davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından işbu huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, aksi konkordato ile sağlanması amaçlanan durumla kesinlikle bağdaşmadığını, dolayısıyla hem-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- esas sayılı dosyası üzerinden verilen konkordatoya ilişkin karar nedeniyle müvekkili firmanın konkordato sürecinde olduğundan hemde davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığından işbu huzurdaki haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, aksi konkordato ile sağlanması amaçlanan durumla kesinlikle bağdaşmadığını, öncelikle davalı hakkında açılmış olan işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu iddia edilen davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı yönünden takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava, hukuki niteliği itibariyle, ----.İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizin ----- esas sırasına kaydedilen davanın yapılan yargılaması sonucunda; "...Somut davada, borçlu şirket aleyhine başlatılan takip tarihinin 29/07/2021 olduğu, ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında davalı şirket hakkında 08/11/2019 tarihinde 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 07/02/2020 tarihli celsede geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 29/06/2020 tarihli celsede de 02/07/2020 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, 02/07/2021 tarihli ara karar ile bu sürenin 3 ay daha uzatılmasına karar verildiği bu haliyle takip tarihinin mahkeme mühlet kararından daha sonra olduğu, takibin konkordato kesin mühlet süresi içinde başlatıldığı anlaşılmaktadır..." gerekçesiyle verilen davanın usulden reddine dair karar istinaf edilmiş, istinaf incelemesini yapan ----- BAM -----.Hukuk Dairesi'nin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamıyla mahkememizin kararı; "...Somut dosyada; davalı şirket hakkında ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında görülen konkordato davasında tensip ile 08.11.2019 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı ve mühlet kararı hakkında İİK’nın 294. maddesinin uygulanmasına karar verildiği, 29.06.2020 tarihinde ise, 02.07.2020 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı ve daha önce verilen tedbir kararının uygulanmasına devam edilmesine karar verildiği, 02.07.2021 tarihli ara karar ile kesin mühletin 3 ay süre ile uzatıldığı, buna göre kesin mühlet süresinin Mahkemenin karar tarihi olan 01.10.2021 tarihine kadar devam ettiği ve davaya konu takibin 29.07.2021 tarihinde ve kesin mühlet süresi içerisinde başlatıldığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte dava konusu takip talebinde alacağın sebebinin 04.12.2019 tarihli ve 215.015,05 TL bedelli fatura olarak gösterildiği, fatura tarihinin Mahkemece verilen geçici mühlet kararından sonra olduğu, buna göre Mahkemece İİK'nın 308/c-4 maddesinde yer alan düzenleme nazara alınarak, takip konusu alacağın hangi ticari ilişki kapsamında ve hangi tarihte doğduğu, geçici mühlet kararından önceki bir sözleşme kapsamında doğmuş ve konkordatoya tabi bir alacak olup olmadığı, konkordato geçici mühlet kararından sonra doğmuş ise konkordato komiser onayının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, takibin kesin mühlet süresi içerisinde başlatılmış olması sebebiyle usulüne uygun bir takip bulunmadığı kabul ederek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur..." gerekçesiyle kaldırılmış, gönderilen dosya bu kez --- esas sırasına kaydedilmiştir.
------------------- yazı yazılarak, ----- esas sayılı dosyada 04/12/2019 tarihinde görevli olan Konkordato Komiseri'nin kim olduğu sorulmuş, Konkordato Komiser'lerinin kimlikleri tespit edildiğinde, ilgili Konkordato Komiseri'nden "takip konusu alacakla ilgili konkordato komiser onayının bulunup bulunmadığı" hususunun sorulması için tebligat yapılmış, Konkordato Komiseri yazılı beyanında, bu yönde bir onaylarının bulunmadığını beyan etmiştir.Davacının merkez adresi ----- olmakla, davacının 2018-2019 yılına ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye, envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) ve BA-BS kayıtları üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılması için-----Nöbetçi ATM'ye talimat yazılmıştır.
Bilirkişinin 27/12/2024 tarihli raporunda özetle; "...Mahkemenizin 16/11/2021 tarih, ---- Esas No.lu davası ile ilgili olarak davacı ------ Şirketi’nin davalı ----- Şirketi’nden dosya kapsamı ve davacının usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerine göre ve yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere 04/12/2019 tarih, ------ no.lu fatura gereği 178.731,36 tutarında alacağının bulunduğu..." şeklinde kanaat belirttiği görülmüştür.İİK'nın 294. maddesi uyarınca; mühlet içerisinde borçlu aleyhine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz. İİK'nın 308/c-4 maddesi uyarınca; kredi kurumları tarafından verilen krediler de dâhil olmak üzere geçici mühlet kararından sonra komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir, temerrüt hâlinde mühlet sırasında dahi icra takibine konu edilebilir ve 206. madde kapsamında rehinli alacaklardan hemen sonra, diğer bütün alacaklardan önce ödenir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta 248. madde kapsamında masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir.
Tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket hakkında ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında görülen konkordato davasında tensip ile 08/11/2019 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği, 07/02/2020 tarihli celsede geçici mühlet kararının 2 ay daha uzatıldığı, 29/06/2020 tarihli celsede de 02/07/2020 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiği, 02/07/2021 tarihli ara karar ile bu sürenin 3 ay daha uzatılmasına karar verildiği; davacı vekilinin beyanlarından ve ticari defter ve belgelerin incelenmesine göre, ticari ilişkinin 04/09/2019 tarihindeki battaniye satışından kaynaklanıp bu tarihte doğduğu, takip konusu alacağın geçici mühlet kararından sonraki bir sözleşme kapsamında doğmuş olup, konkordato komiser onayının bulunmadığı, bu nedenle konkordato şartlarına tabi bir alacak olduğu, bu alacağa dayalı olarak düzenlenen faturadan kaynaklı icra takibinin 29/07/2021 tarihinde ve kesin mühlet süresi içerisinde başlatıldığı anlaşılmakla, usulüne uygun bir takip bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının usulüne uygun başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından, özel dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 3.671,92-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 3.056,52-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL karar harcının davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 4.439,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından vekalet harcı olarak sarf edilen 23.,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 (2) Maddesine göre davalı lehine takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca------bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde --- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.